Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

Gara üzerinden ABD’ye verilen tepkinin arka planında ne var?

Kuzey Irak’taki Gara bölgesinde, PKK terör örgütünün son yıllarda kaçırdığı 13 devlet görevlisinin bir mağarada cansız bedenlerinin bulunması sonrası ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price’ın yaptığı açıklama bir anda ortamı gerdi. ABD ne dedi? Ankara ne karşılık verdi? Ankara’nın sert tepkisinin arka planında ne var?

BOLD – Kuzey Irak’taki Gara bölgesinde 13 devlet görevlisinin naaşlarının bir mağarada bulunması sonrası ABD yönetiminden ilk açıklama ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price’dan geldi.

Price, “ABD, Türk vatandaşlarının Irak’ın Kürdistan Bölgesi’nde öldürülmesinden üzüntü duyuyor. NATO müttefikimiz Türkiye’nin yanındayız ve son çatışmada hayatını kaybedenlerin ailelerine başsağlığı diliyoruz. Türk vatandaşlarının terör örgütü PKK’nın elinde öldüğü haberleri doğruysa, bu eylemi en güçlü şekilde kınıyoruz.” ifadelerini kullanmıştı.

ERDOĞAN, ABD’Yİ PKK’YI DESTEKLEMEKLE SUÇLADI

AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dün partisinin Rize il kongresinde yaptığı açıklamada ABD’yi sert sözlerle eleştirdi, PKK, YPG ve PYD’ye destek vermekle suçladı. Ned Price’ın açıklaması da Erdoğan’ın hedefindeydi.

Erdoğan, “İşte Amerika’nın yaptığı bir açıklama var, evlere şenlik. Hani siz teröristlerin yanında durmuyordunuz, hani siz PKK’nın, YPG’nin, PYD’nin yanında değildiniz. Bal gibi de yanındasınız ve arkasındasınız” dedi.

ABD’nin Kuzey Irak’ta binlerce tır mühimmatı teröristlere teslim ettiklerini ifade eden Erdoğan, bu durumu en başından bu yana gördüklerini belirtti.

ABD’nin Türkiye’nin yanında yer alması gerektiğini söyleyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Şimdi artık yağma yok. Eğer biz sizinle NATO’da berabersek, eğer biz sizinle dünyada, NATO’da bu birlikteliğimizi sürdüreceksek bize samimi davranacaksınız. Teröristlerin yanında yer almayacaksınız. Eğer yer alacaksanız bizim yanımızda yer alacaksınız.”

Erdoğan, “Gara’da yaşanan bu katliamdan sonra artık hiçbir ülke, kuruluş, yapı ve kişi, Türkiye’nin Irak ve Suriye harekatlarını sorgulayamaz” diye konuştu.

ABD BÜYÜKELÇİSİ DIŞİŞLERİNE ÇAĞRILDI

AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarından kısa bir süre sonra bir açıklama yayınlayan Dışişleri Bakanlığı, ABD’nin Ankara Büyükelçisi David Michael Satterfield’in bakanlığa çağrıldığını belirtti. Açıklamada, ABD’nin Gara’da öldürülen 13 Türk vatandaşına yönelik açıklamasına tepki gösterildiği ifade edildi.

Açıklamada, “ABD’nin Ankara Büyükelçisi David Michael Satterfield bugün bakanlığımıza çağrılarak ABD açıklamasına ilişkin tepkimiz en kuvvetli şekilde dile getirilmiştir” denildi.

ABD BÜYÜKELÇİSİ, MİLLİ SAVUNMA BAKANLIĞI’NA GİTTİ

Milli Savunma Bakanlığı da konu ile ilgili bir açıklama yayınlayarak, “ABD Büyükelçisi Satterfield, Gara’da yaşanan katliamdan terör örgütü PKK’yı sorumlu tuttuklarını teyit etmiştir” denildi.

Bakanlıktan yapılan açıklamada, Büyükelçi Satterfield ile dün akşam Milli Savunma Bakanlığında bir görüşme yapıldığı belirtilerek, “Görüşmede, ABD Büyükelçisi Satterfield, Gara’ya düzenlenen harekatta şehit olan personelimiz ve harekat sırasında terör örgütü PKK tarafından şehit edilen 13 vatandaşımız için taziyelerini sunmuş, Gara’da yaşanan katliamdan terör örgütü PKK’yı sorumlu tuttuklarını teyit etmiştir” denildi.

ABD DIŞİŞLERİ BAKANI: PKK’LI TERÖRİSTLER SORUMLU

Bu arada dün Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile ABD’li mevkidaşı Antony Blinken, ilk görüşmesini yaptı. ABD tarafı ilk açıklamasında geri adım attı.

Amerikan Dışişleri Bakanlığı’nın, Blinken-Çavuşoğlu telefon görüşmesine ilişkin açıklamasında, Kuzey Irak’ta 13 Türk vatandaşının ölümünden, net ifadelerle PKK’yı sorumlu tuttu.

Açıklamada, “Bakan Blinken, Irak’ın kuzeyindeki Türk rehinelerin ölümünden dolayı taziyelerini iletti ve bundan PKK’lı teröristlerin sorumlu olduğu yönündeki görüşümüzü teyit etti” ifadeleri kullanıldı.

ANKARA’NIN ANİ VE ÇOK SERT TEPKİSİNİN ALTINDA NE VAR?

Ankara’nın göreve geleli 25 gün olmuş yeni ABD yönetimine bu kadar çok sert ve ani tepkisinin altında değişik nedenler var.

İşte, o çıkışın ardında olabilecek başlıca nedenler:

ÜST DÜZEY TEMASLARIN GECİKMESİ

Öncelikle, yeni ABD yönetiminin bugüne kadar AKP yönetimi ile üst düzey temastan kaçınması Ankara’yı rahatsız ediyor. ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, göreve gelmesinden ancak 25 gün sonra mevkidaşı Mevlüt Çavuşoğlu ile bir görüşme gerçekleştirdi.

Yeni yönetim döneminde Ankara-Washington arasında gerçekleşen ilk resmi temas yine geç bir tarih olan 2 Şubat’ta Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın ve Başkan Biden’ın Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan arasında gerçekleşmişti.

BİDEN’IN HALA ERDOĞAN’LA GÖRÜŞMEMESİ

Başkan Joe Biden ise hala AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’la görüşmedi. Erdoğan’ın Washington’daki aracılar vasıtasıyla Aralık ayında göreve başlamadan önce Joe Biden’dan 3 kez görüşme talep ettiği ancak Biden tarafının buna sıcak bakmadığı konuşuluyor.

Barack Obama, göreve geldiğinde ilk kıtalararası yurtdışı ziyaretini Türkiye’ye gerçekleştirmişti. O dönem Obama’nın yardımcısı olan Biden’ın kendi başkanlığı döneminde Türkiye’ye bu kadar mesafeli davranması Ankara’da rahatsızlık yaratıyor.

Ayrıca Biden yönetimi ABD’nin en büyük iki küresel rakibi konumundaki Rusya ve Çin’in liderleri ile günler önce görüşmesine rağmen Washington’un bölgedeki en büyük müttefiklerinden Türkiye’ye ve Erdoğan’a mesafeli tutumu dikkat çekiyor.

BRETT McGURK UNSURU VE ABD’NİN YPG’YE YÖNELİK POLİTİKASININ İPUÇLARI

ABD’deki Joe Biden yönetimi, AKP hükumeti ve Erdoğan’ın daha önceki yıllarda yoğun şekilde eleştirdiği ve YPG/PKK destekçisi olarak suçladığı Brett McGurk’u yeniden önemli bir göreve getirmesi Ankara’da rahatsızlık oluşturdu.

Brett McGurk, Ekim 2015’te Barack Obama yönetimi tarafından ABD’nin IŞİD’le Mücadele Özel Temsilcisi olarak atanmıştı. McGurk’un görevde bulunduğu süre içinde PYD/YPG yöneticileri ile temasları ve Washington’un YPG ve YPG ile bağlantılı Suriye Demokratik Güçleri’ne (SDG) IŞİD’le mücadele kapsamında binlerce tır silah yardımı göndermesi Ankara’yı rahatsız etmişti. Brett McGurk, Ankara tarafından o dönemde PKK/YPG destekçisi olarak yaftalanmıştı.

McGurk, 2018 yılı Aralık ayında Başkan Donald Trump’ın Erdoğan’la bir telefon görüşmesi akabinde Suriye’nin kuzeydoğusundan Amerikan askerlerini çekme kararı sonrası istifa etmişti. Brett McGurk, istifa ettikten sonra Amerikan medyasına yaptığı yorumlarda YPG’nin IŞİD’le mücadelesini övmüş ve Türkiye’yi IŞİD’e dolaylı şekilde yardımda bulunmakla suçlamıştı. Ayrıca Türkiye’nin o dönem yaptığı Barış Pınarı Harekatı’nı sert sözlerle eleştirmişti.

Biden yönetimi, Brett McGurk’u Ulusal Güvenlik Konseyi’nde Ortadoğu ve Kuzey Afrika’dan sorumlu koordinatörlük görevine getirdi. Türkiye’nin rahatsızlığı bilinmesine rağmen McGurk’un, Orta Doğu konusunda kritik bir göreve gelmesi Ankara’yı rahatsız etti.

Ayrıca Biden yönetimi’nin Brett McGurk’u bu göreve getirmesi Obama dönemindeki politikaların ve IŞİD’e karşı mücadelede YPG’ye yönelik desteğin süreceği izlenimi oluşturdu.

S-400’LER KONUSUNDA BİDEN YÖNETİMİNİN TAVİZSİZ TUTUMU

Türkiye’nin Rusya’dan satın aldığı S-400 hava savunma sistemi, 2019 yılı Temmuz ayında Ankara’daki Mürted Hava Üssü’ne getirilmeye başlandı.

Hemen ardından ABD yönetimi, Türkiye’nin F-35 savaş uçağı üretimindeki programındaki ortaklığını askıya aldı ve Türkiye’ye satışı yapılan 8 F-35 uçağını da geri aldı. Türk pilotların ve teknik ekibin ABD’deki F-35 eğitimlerini sonlandırdı.

O dönemki Başkan Donald Trump, ısrarla Türkiye’ye 2017 yılında kendi döneminde çıkarılan ABD’nin Hasımlarına Yaptırım Yoluyla Mücadele Yasası (CAATSA) kapsamında yaptırım uygulanmasının önüne geçti. AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmelerinde Barack Obama dönemini Türkiye’ye Patriot füze savunma sistemi satmamakla suçladı ve Türkiye’nin S-400’leri alma konusunda çaresiz kaldığını söyledi.

Trump ile Erdoğan’ın kurduğu çok yakın ikili ilişki o dönemde Amerikan ve Türk basınında çokça yazıldı, konuşuldu. Trump, Amerikan Kongresi’ndeki her 2 partinin ortak tutumuna ve kendi partisi Cumhuriyetçilerin defalarca yaptığı çağrılara rağmen ısrarla Türkiye’ye CAATSA yaptırımlarını uygulamadı.

Trump yönetimi, görevi sona ermesine sadece 1 ay kala Aralık ayında Savunma Bütçesi’nin getirdiği yasal zorunluluk nedeniyle Türkiye’ye CAATSA yaptırımlarını devreye soktu. 12 yaptırım içerisinden Trump’ın Türkiye’ye en hafif olan 5 tanesini seçmesi de dikkat çekti.

Joe Biden yönetimi ise bugüne kadar Türkiye’nin S-400 alımı konusunda tavizsiz bir tutum sergiledi.

Dışişleri Bakanı Blinken, Aralık ayında Senato Dış İlişkiler Komitesi’nde katıldığı oturumda Türkiye’yi ‘sözde tsratejik müttefik’ olarak tanımladı ve Rusya’dan satın alınan S-400 füze savunma sistemi nedeniyle daha fazla yaptırım uygulanabileceğini söyledi.

ABD’nin yeni Dışişleri Bakanı,“Stratejik -ya da sözde stratejik- bir ortağımızın en büyük stratejik rakiplerimizden biri Rusya ile yakın olması kabul edilemez” dedi.

Türkiye’ye yeni yaptırımların gündeme gelebileceğini belirten Blinken, “Mevcut yaptırımların yarattığı etkiye bir bakıp görmemiz ve daha sonra da daha fazlasına gerek olup olmadığına karar vermemiz gerekiyor” diye konuştu.

Blinken, “Türkiye müttefik bir ülke ve birçok açıdan… bir müttefikmiş gibi davranmıyor ve bu durum bizim için çok ama çok büyük bir sıkıntı yaratıyor. Bu durumun çok farkındayız” ifadelerini kullandı.

ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüleri de bugüne kadar yaptıkları bütün açıklamalarda Türkiye’ye S-400’lerden vazgeçmesi çağrısında bulundu ve her zaman ‘tutumumuz değişmedi’ mesajını verdi.

Ekonomik durumu nedeniyle ABD ve Avrupa ile yeniden ilişkileri geliştirme ihtiyacı hisseden Ankara’nın Washington’da karşılaştığı tavizsiz tutum Ankara’yı daha da çaresizliğe itti.

YPG’YE DESTEĞİN GERİ ÇEKİLMESİ KARŞILIĞINDA S-400 PAZARLIĞI

Ankara’yı son kızdıran gelişme ise geçtiğimiz günlerde yaşandı. ABD ile ilişkilerinde en önemli sorun olarak karşısına çıkan S-400 krizini çözmek isteyen Ankara son bir hamle yaparak ABD yönetimine yeni bir teklif getirdi.

Bu konuda taviz vermeye hazır olduğu mesajını veren Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, S-400’ler için ‘Girit Modeli’ni sundu.

Savunma Bakanı, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin 1997’de Rusya’dan satın aldığı ve Türkiye’nin tehdit ve itirazları sonrası Yunanistan’ın Girit Adası’nda bir depoya kaldırılan S-300 füzelerini örnek gösterdi. Hürriyet’ten Sedat Ergin’e konuşan Akar, “Bu silahlar NATO içinde sistemde tutuluyor. Biz de Girit’teki S-300’lerde nasıl bir model kullanılıyorsa, bunu müzakereye açığız dedik” ifadelerini kullandı.

Akar, Girit’teki S-300’lerin sürekli operasyonel olmadığı, çoğunluk depoda tutulduğunun hatırlatılması üzerine şu yanıtı verdi: “Sürekli kullanacağız diye bir şey yok ki. Bu sistemler tehdit durumuna göre kullanılır. Ona biz karar veririz.”

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın Girit Modeli önerisi getirdiği aynı gün ve Akar’ın çıkışı ile koordineli olduğu düşünülen bir açıklama da adları açıklanmayan iki Türk yetkili tarafından Bloomberg Haber Ajansı’na yapıldı.

Bloomberg’e konuşan Türk kaynaklar, ABD’nin Suriye’nin kuzeyindeki Kürt güçlere destek vermeyi bırakması durumunda Ankara’nın S-400 konusunda taviz verebileceğini söyledi.

Yetkililer, Türkiye’nin S-400 füzelerinin ‘sınırlı kullanımını’ iki nedenle kabul edebileceğini belirtti: Gelecekte ABD yapımı silahların tedariğinin garanti altına alınması ve Türk ekonomisinin zarar görmesinin önüne geçilmesi. Türk yetkililer, ancak bunun karşılığında Washington’un Suriye’de YPG savaşçılarını daha da güçlendirmesinin önüne geçmesi gerektiğini de söyledi.

Türk kaynaklar, böyle bir anlaşmaya varılması durumunda Türkiye’nin Rus yapımı hava savunma sistemi S-400’leri sınırlı olarak kullanmayı taahhüt edebileceğini ifade etti.

Ankara’nın Biden yönetimine getirdiği ilk ciddi teklife Washington yönetiminin cevabı ise bilindik türdendi. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price, gazetecilerin Hulusi Akar’ın teklifi ve Bloomberg Haber Ajansı’na yapılan açıklamalar konusundaki ısrarlı sorularına “Tutumumuz değişmedi” diyerek soğuk bir yanıt verdi.

ABD 13 şehit açıklamasında PKK’yı bu sefer ‘şartsız’ kınadı

 

Dünya

İsrail’den Suriye’ye hava saldırısı

İsrail Hava Kuvvetleri’ne ait savaş uçakları, Suriye’nin başkenti Şam’da birçok noktaya saldırı düzenledi. İsrail’den, Suriye’den atılan bir karadan havaya füzenin ülkenin güneyine düştüğü, buna karşılık füzenin ateşlendiği bataryanın vurulduğu açıklaması geldi.

BOLD – İsrail’in Şam’ın kırsalındaki Dumayr bölgesine füze saldırısı düzenlediği belirtildi. İsrail ordusundan yapılan açıklamada, Suriye’ye ait bölgedeki karadan havaya füze bataryalarının vurulduğu belirtildi.

İsrail ordusundan yapılan yazılı açıklamada, Suriye topraklarından İsrail’in güneyindeki Negev (Necef Çölü) bölgesine havadan karaya bir füze saldırısının yapıldığı öne sürüldü. Açıklamada, “Kısa bir süre önce Negev bölgesine Suriye’den atılan karadan havaya bir füzenin ateşlendiği tespit edildi” denildi.

Euronews’in haberine göre füzenin ateşlendiği bataryanın vurulduğu belirtilen açıklamada, “Buna karşılık, İsrail ordusu füzenin ateşlendiği batarya ile Suriye’ye ait bölgedeki diğer karadan havaya füze bataryalarını vurdu” ifadesi kullanıldı.

Açıklamada, ölü ya da yaralı olup olmadığına ilişkin bir bilgi yer almadı.

Suriye’nin resmi haber ajansı SANA ise, İsrail’in, Suriye’nin başkenti Şam’a füze saldırısı gerçekleştirdiğini açıkladı. İsrail’in, Şam kırsalındaki Dumayr bölgesine füze saldırısı düzenlediği belirtilen haberde, “Hava savunma sistemlerimiz düşman füzelerine karşılık veriyor” ifadeleri kullanıldı.

Şam çevresinde Suriye ordusunun yanı sıra, İran Devrim Muhafızlarına yakın grupların da konuşlu olduğu kaydediliyor.

İsrail’in hava saldırı anına ilişkin çekilen görüntüler sosyal medyada yayınlandı.

Putin’den tehdit: Kışkırtıcı eylem düzenleyenler hiç olmadıkları kadar pişman olacak

Okumaya devam et

Dünya

AB ülkeleri çöplerini Türkiye’ye gönderiyor

AB İstatistik Ofisi, Avrupa’dan yapılan katı atık ihracatının en büyük alıcısının Türkiye olduğunu açıkladı. AB ülkelerinin topladığı metal, plastik ve kağıt atıklarını en çok alan ülkenin Türkiye olduğu ortaya çıktı.

BOLD – Avrupa Birliği İstatistik Ofisi (Eurostat), Avrupa’dan yapılan atık ihracatının en büyük alıcısının Türkiye olduğunu açıkladı.

Eurostat verilerine göre, AB ülkelerinden yapılan atık ihracatı 2004 yılından bu yana yüzde 75 arttı. Yıllık 32,7 milyon tonu bulan atık ihracatının 13,7 milyon tonu (yüzde 42) Türkiye’ye gidiyor.

Avrupa’dan Türkiye’ye yapılan atık ihracatı, son 20 yılda yaklaşık 3 kat arttı. Avrupa’dan gönderilen atıkların yarıdan fazlası, demir ve çelik gibi metal atıklardan oluşuyor. AB ülkelerinden ihraç edilen yıllık 17,5 milyon ton metal atığın, yaklaşık 12 milyonunu (yüzde 68.5) Türkiye alıyor.

AB atıklarının en fazla gönderildiği diğer ülkeler ise, yıllık 1,8 milyon ton ile İngiltere, 1,6 milyon ton ile İsviçre, 1,5 milyon ton ile Norveç, 1,4’er milyon ton ile Endonezya ve Pakistan olarak sıralanıyor.

AB ülkelerinden ihraç edilen 6 milyon ton kağıt atığın yüzde 15’i de yine Türkiye tarafından alınıyor.

ZEHİRLİ PLASTİK ATIKLAR DA TÜRKİYE’YE GÖNDERİLİYOR

Avrupa tarafından ihraç edilen plastik atıkların önemli bir kısmı da Türkiye tarafından alınıyor. Hollanda ve Belçika’daki limanlardan gönderilen plastik atıklar gittikleri ülkelerde yeterince takip edilemiyor.

Hollanda hükümeti, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu AB dışındaki ülkelere gönderilen plastik atıklarla ilgili bir inceleme başlatmıştı.

Birleşmiş Milletler İstatistik Ofisi (Comtrade) verilerine göre, Belçika’nın Anvers limanından her yıl 500 bin ton plastik atık, Türkiye ve Asya ülkelerine gönderiliyor.

Belçika’nın Almanya, Japonya ve ABD’den sonra dünyanın en büyük dördüncü plastik atık ihracatçısı olduğu biliniyor. Bunun en önemli nedenlerinden biri, ihracatın yapıldığı Anvers limanında yeterince kontrol yapılmaması.

“Temiz plastik” ihracatı konusunda herhangi bir kısıtlama yok ancak bu kapsamda çok sayıda zararlı plastik atık da yasa dışı olarak yurtdışına gönderiliyor. Belçikalı gümrük yetkilileri, personel azlığı yüzünden, Türkiye ve diğer ülkelere giden atık dolu konteynerlerin yeterince kontrol edilemediğini söylüyor.

Rusya, Türk TIR’lara geçişi yavaşlattı: Gürcistan sınırında 75 km’lik kuyruk oluştu

Okumaya devam et

Dünya

Putin’den tehdit: Kışkırtıcı eylem düzenleyenler hiç olmadıkları kadar pişman olacak

Rus parlamentosunun alt ve üst kanadına seslenen Vladimir Putin, “Rusya’ya karşı kışkırtıcı eylem düzenleyenler hiç olmadıkları kadar çok pişman olacak” dedi. Rusya’nın Ukrayna sınırındaki yığınağının da 2014’teki sayıyı geçtiği belirtiliyor. Ukrayna Devlet Başkanı Zelenski ise, Putin’le yüzyüze görüşme teklifinde bulundu.

BOLD – Donbas krizi nedeniyle tansiyonun yükseldiği Ukrayna konusunda Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, tehdit gibi açıklamalar yaptı.

Rus parlamentosunun alt ve üst kanadı üyeleri ile diğer siyasilerin katıldığı yıllık Federal Meclis toplantısında konuşan Putin, “Rusya’ya karşı herhangi bir kışkırtıcı eylem düzenleyenler, uzun süredir hiçbir şeyden pişman olmadıkları kadar pişman olacaklar” dedi.

RUSYA’DAN RAKİPLERİNE: KIRMIZI ÇİZGİYİ GEÇMEYİN

“Genelde ülke olarak hep birlikte ölçülü ve mütevazı bir şekilde davranıyoruz, çoğu zaman düşmanca davranışlara ve hakaretlere yanıt vermiyoruz. Kimse bizim iyi niyetimizi zayıflık olarak görmesin” diyen Putin, “Hiç kimsenin, Rusya’nın kırmızı çizgilerini geçme fikrine kapılmamasını umuyoruz.” ifadesini kullandı.

Putin, “Bazı ülkeler için Rusya’yı her şey için suçlamak bir tür spor haline geldi” diyerek, üste kapalı AB ve ABD’ye göndermede bulundu.

RUSYA’NIN UKRAYNA SINIRINDAKİ YIĞINAĞI 2014’Ü GEÇTİ

ABD yönetimi ise Rusya’nın Ukrayna sınırındaki askeri manevraları ile ilgili endişelerini dile getirmeyi sürdürüyor. Amerikalı yetkililer Moskova’yı bölgeye, 7 yıl önce Kırım’ın ilhakında yığdığından daha fazla asker konuşlandırmakla suçluyor.

ABD Savunma Bakanlığı sözcüsü John Kirby gazetecilere yaptığı açıklamada, sınırdaki Rus askerlerinin sayısının Kırım’ın ilhakında bölgeye gönderilen Rus askerlerinin sayısından ‘kesinlikle daha fazla’ olduğunu söyledi ve bunun ‘ciddi anlamda endişe verici’ olduğuna dikkat çekti.

AB Dış İlişkiler Yüksek Komiseri Josep Borrell de Pazartesi günü yaptığı açıklamada Rusya’nın Ukrayna ve çevresinde 150 bin askeri bulunduğunu ve bu yığınağın şu ana kadar bölgede görülen en büyük askeri yığınak olduğunu söylemişti.

ABD’nin Avrupa Kuvvetleri ve NATO Müttefik Kuvvetler Yüksek Komutanı Tod Wolters da geçen hafta Temsilciler Meclisi Silahlı Hizmetler Komisyonu’ndaki konuşmasında, Ukrayna sınırındaki “Rus ikmal hatlarındaki hareketliliğin düşüşe geçtiğini ve Rusya’nın gelecek bir ya da bir buçuk hafta içinde hücuma geçme riskinin “düşük ile orta düzey arasında” olduğunu söylemişti.

ZELENSKİ’DEN PUTİN’E DONBAS’TA BULUŞMA ÇAĞRISI

Bu arada Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski, Başkanlık sitesinden yayınlanan bir video ile Rus lider Putin’e seslendi ve iki ülke arasındaki sorunları görüşmek için toplantı teklif etti.

Zelenski, “Sayın Putin, daha ileri gitmeye ve sizi savaşın devam ettiği Ukrayna’nın Donbas bölgesinin herhangi bir noktasında buluşmaya davet etmeye hazırım” dedi.

İki ülke arasında çıkacak olası bir çatışmada milyonlarca kişinin hayatını riske atacağı uyarısı yapan Zelenski, “Rusya başkanı bir kez ‘eğer savaş kaçınılmazsa ilk saldıran ol’ dedi. Fakat bana göre, bütün liderler, gerçek bir savaş ve milyonlarca yaşam söz konusu olunca savaşın kaçınılmaz olmadığını anlamalı” ifadelerini kulandı.

UKRAYNA ASKERİ HAZIRLIKLARINI ARTTIRDI

Rusya’nın sınırına on binlerce asker yığdığı Ukrayna ise ‘özel dönemlerde’ orduya yedek asker çağırmayı sağlayan bir yasa çıkardı.

Ukrayna Devlet Başkanı Zelenski’nin onayladığı yasa, seferberlik ilanı olmaksızın savaş tecrübesi olan askerlerden hizmet alınmasını sağlayacak.

Yasa, 30 Mart’ta Ukrayna Parlamentosunda 450 milletvekilinden 256’sının oyuyla kabul edilmişti.

DONBAS KRİZİ

Ukrayna Genelkurmay Başkanı Ruslan Komçak, 30 Mart’ta Mecliste yaptığı konuşmada, Rusya’nın tatbikat bahanesiyle Ukrayna sınırları yakınlarına askeri sevkiyat yaptığını belirtmişti.

Ukrayna’nın doğusunda yer alan Donbas bölgesindeki (Donetsk ve Luhansk şehirleri) krizin çözümüne ilişkin Rusya, Ukrayna ve AGİT’ten oluşan Üçlü Temas Grubu, 27 Temmuz 2020’den itibaren kapsamlı ateşkes kararı almıştı.

Bölgede sözde bağımsızlığını ilan eden Rusya yanlısı ayrılıkçılarla Kiev yönetimi arasında 2014’ten bu yana süren çatışmalarda, 13 binden fazla kişi hayatını kaybetti.

Ukrayna Gerilimi: Rus savaş gemileri Karadeniz’de tatbikatta, ABD Büyükelçisi ülkesine dönüyor

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0