Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Gara operasyonunda 10 hayati hata

Gara operasyonunu değerlendiren uzmanlar ortada net bir başarısızlık olduğunu vurguluyor. Operasyon kararının siyaseten alındığının altını çizen uzmanlar, Tayyip Erdoğan’ın günler öncesinden yaptığı ‘müjde’ çıkışıyla başarısızlıkta büyük bir adım attığını belirtiyor.

BOLD – Uzmanlara göre 13 rehinenin kurtarılması amacıyla yapılan Gara operasyonunda çok sayıda hata yapıldı. Askeri bir operasyonda siyasi kararlar alınması ve zincirleme yapılan hatalar başarısızlığı ve çok sayıda şehidi beraberinde getirdi.

“BAŞARI OLASILIĞI DÜŞÜK BİR OPERASYONA GİRİŞİLDİ”

Cumhuriyet gazetesi, emekli Tümgeneraller Ahmet Yavuz ve Nejat Eslen’le operasyondaki başarısızlığı masaya yatırdı. Ahmet Yavuz operasyon için “Belli ki bu bir rehine kurtarma operasyonuydu. Rehinelerin bulunduğu yerin istihbari olarak belirlendiği anlaşılıyor. İyi bir maksatla yola çıkılmış ancak başarı olasılığı düşük bir operasyona girişilmiş” dedi.

BAŞARISIZ OPERASYONDA ‘SİYASET’ İMSAZI

Operasyon kararını siyasi iradenin verdiğini ve askerin karara itiraz edemediğini belirten Yavuz, “Ancak acaba askerin ‘hayır olmaz’ diyebileceği bir ortam mevcut mudur? Olduğunu sanmıyorum. Böyle önemli bir ders çıkarmalıyız. Yani her şey özgürce karşılıklı olarak konuşulmalıdır. Böylece hesapsız risk almanın önüne geçilmiş olur” ifadelerini kullandı.

“AŞIRI ÖZGÜVEN VE KISA VADELİ BAŞARI ARAYIŞININ SONUCU”

Yavuz’un altını çizdiği bir başka nokta ise acelecilikti. Operasyonun “açık bir başarısızlık örneği” olduğunu belirten Yavuz, “Bu operasyonun geri planında aşırı yükselen özgüven ve kısa vadeli başarı elde etme arayışı yatmaktadır” diye konuştu.

GİZLİLİK İHLAL EDİLDİ

Operasyonun başarısında ‘gizliliğin esas olduğunu’ vurgulayan Yavuz ayrıca “Her operasyon başarılı olmaz. Buraya kadar hiçbir itirazımız olamaz. Ama sonuçta başarısız olunmuştur. Gizliliğin muhafazası esastır. Yapılan yanlış ise sonuçların kamuoyuna takdim ediliş biçimindedir. Gara operasyonunu çok başarılı takdim etmek suretiyle rehine kurtarma operasyonunun olumsuz sonuçları örtülmeye çalışılmıştır. Operasyona nasıl karar verildiğini bilmediğimiz için yüksek riskli bir operasyonun karar sorumluluğunun kime ait olduğunu bilmiyorum. Belli ki operasyona olur verme kararı yanlıştı. Sonuçtan bunu anlıyorum” diye konuştu.

“BAŞARILI OLDUĞUNU SÖYLEMEK MÜMKÜN DEĞİL”

Emekli Tuğgeneral Nejat Eslen ise hava harekâtıyla birlikte rehin kurtarma operasyonunun büyük riskler içerdiğine dikkat çekti. “Rehin kurtarma operasyonu, en zor harekât şeklidir. Çünkü çok sağlam istihbarat, bu istihbarat üzerinde iyi planlama gerektirir. Arazi ve hava şartları da çok zor. Rehin kurtarma operasyonunun başarılı olup olmadığının kriteri şudur; amaçlanan hedefe ulaşıldı mı? Burada başarı kriteri Gara’daki rehinelerin canlı olarak kurtarılması, harekâtı yapan askerlerin güvenli bir şekilde harekâtı yapmasıdır. Sonuca baktığımızda bunun başarılı bir operasyon olduğunu söylemek mümkün değil” dedi.

“MAĞARANIN KENDİSİ HAKKINDA İSTİHBARAT YAPILMAMIŞ”

Akar’ın açıklamalarından, rehinelerin tutulduğu mağaranın planının, harekât bittikten sonra elde edildiğinin anlaşıldığına dikkat çeken Eslen, şöyle konuştu: “TSK, mağaranın yeri hakkında doğru bir istihbarat yapmış, ancak mağaranın kendisi hakkında bir istihbarat yapmamış. Mağaranın istihbaratı elinizde olsa bile çok riskli. Burada yetkili olsaydım bu harekât planı önüme geldiğinde harekatı başlatmazdım. TSK bu harekâttan ders çıkarmalıdır.”

“ASKERİ YÖNTEMİ KULLANMAK HATAYDI”

Mevcut bilgilerle askeri operasyonla rehine kurtarmanın imkânsız olduğunu söyleyen Eslen, “Fakat bu, siyasetin göreviydi, askerin görevi değil. Burada mevcut şartlarla askeri yöntemin kullanılmasının hata olduğunu gördük” dedi. Eslen, Akar’ın askeri operasyonları sevk ve idare etmesini de eleştirerek “Milli Savunma Bakanı eski bir askerdir ancak şu anda siyasetçidir. Milli Savunma Bakanı’nın her askeri harekâtta boy gösterdiğini görüyoruz, bu TSK emir-komuta sistemi açısından yararlı değildir. Milli savunma bakanları askeri birlikleri dolaşır, bu normaldir, ancak harekâtları sevk ve idare etmezler. Harekâtın sevk ve idaresini oradaki komutan yapmalıdır, askeri harekâtın sevk ve idare sisteminin esası budur” diye konuştu.

ÖNEŞ’TEN BAŞARISIZLIK VURGUSU

Operasyona bir eleştiri de eski MİT Müsteşar Yardımcısı Cevat Öneş’ten geldi. Independent Türkçe’den Ali Kemal Erdem’e konuşan Öneş, operasyonun sonuçları itibariyle başarısız olduğunu vurguladı. Operasyona dair şeffaf bir süreç işletilmediğinin altını çizen Öneş “Şeffaf olmayan bir durumla karşı karşıyayız. Olay kurtarma operasyonu mudur yoksa PKK tehdidinin hissedildiği bölgelere yönelik genel bir operasyon mudur? Devlet yetkililerinin yaptığı açıklamalarda 13 kişinin PKK’nın elinde olduğu, Gara bölgesinde bulundukları ifade edilmiştir ve bir kurtarma operasyonu olduğu açık bir şekilde açıklanmıştır. Bir kurtarma operasyonu ise çok hassas bir operasyondur. Hiçbir şekilde PKK’nın, yani tehdit olan örgütün hissedemeyeceği tarzda özel çalışmalarla, bu konuda yetiştirilmiş timlerin harekatı ile başarılacak bir olaydır. Ve insan kurtarma meselesinde kurtarılacak kişilerin sağlığı en önde gelen bir konudur” dedi.

“ERDOĞAN’IN “MÜJDE”Sİ PKK’YA HAZIRLIK İMKANI VERDİ”

Erdoğan’ın operasyon öncesi yaptığı “müjde” çıkışını eleştiren Öneş, ‘Operasyon yapılacağı ima edilerek, PKK’nin yeni tedbirler alabileceği bir gündemin oluşturulduğunu’ kaydetti ve “Ayın 10’unda yapılan operasyonun başlayacağı önceden ima edilmiş ve bizzat cumhurbaşkanı tarafından bir müjde verileceği konusu gündeme getirilmiş. Ve hava harekatı ile desteklenen bir kara harekatı başlatılmıştır. Yani PKK’nın önceden haber alabileceği, hassasiyetini artıracağı, yeni tedbirleri devreye sokabileceği bir gündem oluşturulmuştur” yorumunu yaptı.

Öneş ayrıca, “O zaman bir kurtarma harekatının böylesine özensizlikle yapılması doğru değildir, düşünülemez. Olayda şeffaf bilgilere sahip olmadığımız için konunun hassasiyeti içerisinde yorum yapmakta zorlanıyor tüm uzmanlar” ifadelerini kullandı.

Üç uzmanın açıklamalarında ortaya çıkan kritik hatalar ise şunlardı:

İŞTE GARA’DAKİ 10 HAYATİ HATA
  1. İstihbarat eksikleri vardı.
  2. Karar siyasiler tarafından alındı.
  3. Siyasetin yüksek özgüveni ve kısa vadede başarı arzusu hata yaptırdı.
  4. Askerlerin fikirleri tartışılmadı.
  5. Erdoğan’ın “Müjde” çıkışı ile gizlilik ihlal edildi.
  6. PKK’nin hazırlık yapmasına imkan sağlandı.
  7. Hava ve arazi şartları çok ağırdı.
  8. Bu şartlar altında başarı ihtimali düşüktü ve operasyona olur verme kararı yanlıştı.
  9. Milli Savunma Bakanının operasyonu yönetmesi yanlıştı.
  10. Asker değil siyaset devrede olmalıydı.

Gündem

Cezaevlerindeki çıplak aramayı Meclis de tescilledi

Siyasetin ve kamuoyunun gündeminden düşmeyen çıplak aramanın Meclis raporlarıyla da tescillendiği ortaya çıktı. 2019’da TBMM İnsan Hakları Komisyonu’nun hazırladığı inceleme raporlarında cezaevlerinde çıplak aramanın yapıldığı ve bu dayatmayla ilgili şikayetlerin olduğu vurgulandı.

BOLD – Kamuoyuna yansıyan bütün ifşalara karşın AKP’nin “yok” dediği çıplak arama, Meclis İnsan Hakları Komisyonu raporlarına da girdi. Türkiye’nin farklı cezaevlerinde çıplak arama dayatmasının yaşandığını anlatan raporun tarihi ise 2019.

Kadınların bir biri ardına ifşasıyla gündeme gelen çıplak arama mağduriyeti gündemdekini sıcaklığını koruyor. Son olarak AKP’li Özlem Zengin “Onurlu, ahlaklı kadın bir sene beklemez” diyerek, çıplak aramayı ifşa edenleri onursuzluk ve ahlaksızlıkla itham etmişti.

ŞİKAYETLER “BİR SENE SONRA” DEĞİL

Diğer yandan çıplak aramanın aslında kadınların ifşasıyla gündeme gelmeden önce, Meclis tarafından raporlandığı ortaya çıktı. Independent Türkçe’den Cihat Arpacık’ın haberine göre, TBMM İnsan Hakları Komisyonu, 2019 yılında bazı cezaevlerini ziyaret etti ve yaptığı incelemelerin sonucunda tespitlerini birer rapor haline getirdi.

Milletvekillerinden oluşan Hükümlü ve Tutuklu Haklarını İnceleme Alt Komisyonu, 6 Eylül 2019’da Bakırköy Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nu gitti. İncelemelerin ardından hazırlanan ve komisyona iletilen raporda cezaevinde çıplak arama yapıldığı ifade edildi.

GÖRÜŞE GİDENLERE BİLE ÇIPLAK ARAMA YAPILDI

Aynı tespit, Elazığ Cezaevi için hazırlanan raporda da yer aldı. Elazığ ile ilgili hazırlanan TBMM raporunda, tutuklu ve hükümlülerin, “Bir saat olan açık görüşlerin 30 dakika ile sınırlandırıldığı ancak fiili olarak 20-25 dakika açık görüş yapılabildiği”, “Görüşe gelenlerin çıplak aramaya tabi tutulduğu ve kötü muameleye maruz bırakıldıkları” gibi şikayetlerde bulundukları belirtildi.

ÇIPLAK ARAMA HER YERDE

Diyarbakır Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda yapılan incelemede de benzer şikayetlerin yer aldığı vurgulandı. Bu durum rapora şu ifadelerle girdi: ”Aramalarda insan onuru ile bağdaşmayan uygulamaların yapıldığı, çıplak aramaların yapıldığı, kurum içerisinde veya kampüs içerisinde bir yere gidip gelirken dahi hükümlü ve tutukluların çok sıkı aramalara tabi tutuldukları…”

Okumaya devam et

Gündem

Gözaltında işkenceye AYM’den 4 yıl sonra tazminat

Anayasa Mahkemesi, 2017’de gözaltına alınan ve 12 gün boyunca emniyette işkence gören Kürt siyasetçi Halil İbrahim Baran için hak ihlali kararı verdi. Baran gördüğü işkence sebebiyle 10-12 kaburgasının kırıldığını ve 35 gün sonra doktora görünebildiğini anlattı.

BOLD – Anayasa Mahkemesi, Ocak 2017’de Şanlıurfa Emniyeti’nde 12 gün boyunca işkence ve kötü muamele gören Halil İbrahim Baran’ın bireysel başvurusunda hak ihlali karar verdi. Baran’a 20 bin TL tazminat ödenmesine de hükmedildi. Baran sosyal medya paylaşımları ve konuşmaları sebebiyle gözaltına alınarak tutuklanmıştı.

“İŞKENCEDEN DOLAYI YÜRÜYEMEZ HALDEYDİM”

DW’ye konuşan Kürt siyasetçi Halil İbrahim Baran, “Ben bir siyasi partinin genel başkanıyım. 12 gün boyunca işkence gördüm ve dışarıya sesimi duyuramadım. Polis gözetiminde avukatımla görüştürdüler ve ben işkenceden dolayı yürüyemez haldeydim. Mahkemede elimi göğsüme bastırdım. Şuradan kemiğim çıktı. Çünkü 12 kaburgam kırılmıştı ve hakim bunu görmesine rağmen, ‘ölmek üzereyim beni doktora götürün’ dememe rağmen ilgilenmedi ve beni cezaevine gönderdi” dedi.

35 gün sonra doktora görünebildiğini söyleyen Halil İbrahim Baran, tahliye olduktan sonra Türkiye İnsan Hakları Vakfı’na başvurarak rapor aldı. Savcılığın takipsizlik kararı vermesi üzerine avukatı dosyasını Anayasa Mahkemesi’ne taşıdı. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine hükmeden AYM, Baran’a 20 bin TL manevi tazminat ödenmesine ve yeniden soruşturma yapılmasına karar verdi.

İŞKENCE BAŞVURUSUNDAN SONRA HAKKINDA 8 SORUŞTURMA AÇILDI

Gözaltında kaldığı süre içerisinde başka olaylara da tanık olduğunu ifade eden Halil İbrahim Baran, “AKP Grup Başkanvekili çıplak aramanın olmadığını söylüyor ama bırakın çıplak aramayı tecavüz var. Cob tecavüzü var ve şahit oluyorsunuz” ifadelerini kullandı. Baran işkence başvurusu yaptıktan sonra hakkında 8 soruşturma açıldığını ve ailesinin tehdit edildiğini de sözlerine ekledi.

Halil İbrahim Baran, cezaevindeyken mahkemeye sunduğu 36 sayfalık dilekçesinin işkenceyle ilgili olan 6 sayfasını Twitter hesabından paylaştı.

 

Okumaya devam et

Gündem

İktidarın görmezden geldiği yoksulluk intiharları artıyor

Araştırmalara göre ekonomik kriz, yoksulluk, işsizlik ve gelecek kaygısı sebebiyle yaşanan intihar vakaları günden güne artıyor. 2002-2019 yılları arasında geçim sıkıntısı sebebiyle 5 bin 806 kişi intihar ederken, son dönemlerdeki artış kaygı verici boyutlara ulaştı.

BOLD – Başlıca gündem haline gelen ekonomik problemler, intihar vakalarında kendini gösterdi. Tespitlere göre yoksulluğa bağlı olarak intihar vakalarında artış gözlemlendi. Kocaeli’de sadece 1 haftada 7 kişinin intihar etmesi ve Aydın’da bir günde 3 kişinin canına kıyması, yoksulluk intiharlarının en taze ve çarpıcı örnekleri.

YOKSULLUK İNTİHARLARI ARTIYOR

CHP Bilim Platformu’nun verilerine göre, Türkiye’de 2002-2019 arasında yaşanan intiharlar içinde 5 bin 806 intihar vakasının nedenini geçim sıkıntısı ve ticari başarısızlık oluşturdu. Ülke genelinde ekonomik sebepler yüzünden yaşanan intiharların, toplam intiharlar içindeki payı 2018’de yüzde 7.3 iken, 2019’da yüzde 9.4’e yükseldi.  İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’ne göre sadece işyeri içinde ve/veya işe bağlı olarak intihar edenlerin sayısı 2020’nin ilk 8 ayında 54 kişi oldu.

Cumhuriyet’in haberleştirdiği CHP Bilim Platformu’nun verilerine göre, 2016 yılında 20-24 yaş arası 355 kişi yaşamına son verirken, bu sayı 2019 yılında 414’e çıktı. Sadece 2019 yılında 3 bin 406 kişi intihara bağlı olarak yaşamına son verdi. 3 bin 406 kişinin, yüzde 9,4’ü (321 kişi) geçim sıkıntısı nedeniyle intihar etti. Ayrıca Müzik ve Sahne Sanatçıları Sendikası (Müzik-Sen) verilerine göre ise getirilen konser yasakları ve kısıtlamalarla birlikte yaklaşık 700 bin müzisyen işsiz kaldı, 100’ü aşkın müzisyen ise intihar etti.

KOCAELİ’DE 1 HAFTADA 7 KİŞİ YAŞAMINA SON VERDİ

Kocaeli’de bir haftada 7 kişi ekonomik sebeplerden dolayı intihar etti. Tugay Adak, Ahmet Tarı, Samet Özer, Ünal Çetinkaya, Kadir Gündüz, Mustafa Özyıldız ve babası ile Ahmet Orhan peş peşe intihar etti. Bu haberler konuşulurken Aydın’da bir gün içinde 3 kişi canına kıydı.

ÇOCUKLARINI EMANET EDİP İNTİHAR ETTİLER

Son günlerde peş peşe gelen intihar olayları bunlarla sınırlı kalmadı. İstanbul Zeytinburnu’nda oturan Elvan ve Enver Demir çifti 1 buçuk yaşındaki çocuklarını akrabalarına emanet ederek yaşamlarına son verdi. 2020 Ocak ayında, Samsun’da 45 yaşındaki M.I, eline iş-aş yazarak kendini astı.

Medyaya yansıyan geçim kaynaklı intihar haberlerinin listesi uzayıp gidiyor. Konya’da evli ve iki çocuk babası kamyon şoförü M.Ç, maddi sıkıntılar nedeniyle kamyonuna kendisini asarak intihar etti. 2020 Şubat ayında Adem Yarıcı, “Çocuklarım aç, iş istiyorum anlamıyor musunuz?” diyerek Hatay Valiliği önünde kendini yaktı.

“SADECE 1 LİRAM KALDI” DİYEREK İNTİHAR ETMİŞTİ

İstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü 3. sınıf öğrencisi Sibel Ünli de 2020 yılında intiharından önce yaptığı paylaşımlarda “Bir liraya karnımı doyurabilir miyim?“, ‘‘Yemekhane kartımda para kalmamış sadece bir liram var” ifadelerini kullanmıştı. Denizli’de işten atılan 26 yaşındaki Osman Karul, av tüfeğiyle kendini vurdu. Yine Denizli’de 21 yaşındaki U.Z.Ş, intihar eden isimler arasındaydı.

3 çocuk babası 39 yaşındaki Levent Akar ile 43 yaşındaki 3 çocuk babası İlyaz Yazgan Kocaeli’de, işsiz kalan yevmiyeli işçi Muhammed Bedir Çorlu’da intihar etti. Müzisyenler Duran Ay ile Erdem Topuz’un intiharı da medyada haber olarak yer aldı. Son olarak, İzmir’de çeşitli mekanlarda perküsyon çalarak geçimini sağlayan genç müzisyen Mehmet Mert El, geçim sıkıntısı nedeniyle intihar etti. Mert El’in pandemi yasakları nedeniyle mekanlar kapalı olduğu için 1 yıldır işsiz olduğu belirtildi.

Bu intihar haberlerinin yanı sıra pek çok intihar girişimi de yaşandı.

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0