Bizimle iletişime geçiniz

Analiz

İsrail-NATO ilişkilerini veto etmekten Türkiye neden vazgeçti?

NATO Görev Grubu gemilerinin İsrail limanlarına yaptıkları ziyaretleri 2010 yılındaki Mavi Marmara krizinin ardından veto eden Türkiye’nin vetosunu sessizce geri çektiği ortaya çıktı. 15-17 Şubat tarihinde NATO gemileri Hayfa Limanını ziyaret ettiler. İspanya, İtalya, Yunanistan gemileri limana girdi ve ardından İsrail gemileri ile geçiş eğitimi yaptı.

FATİH YERTSEVER | BOLD ANALİZ

Doğu Akdeniz’de İsrail’in de aralarında bulunduğu pek çok ülkeyle gerilim yaşayan Türkiye, diğer yandan İsrail’le ilişkileri düzeltmenin yollarını arıyor. Atılan ilk adım sessizce İsrail’e yönelik NATO’daki liman ziyareti ve ortak eğitim vetosunun geri çekilmesi oldu.

NATO Gücü Hayfa Limanı’nda İsrail ile yaşanan Mavi Marmara krizinden sonra Türkiye NATO-İsrail ilişkilerini veto etmeye başladı. SNMG-2 unsurlarının İsrail’in Hayfa Liman ziyareti, Türkiye’nin isteği doğrultusunda program çıkarıldı. Benzer şekilde 2013 yılından sonra Mısır-İskenderiye Liman ziyareti de engellendi.
Ancak Türkiye’nin 2010’dan beri uyguladığı vetoyu 2015 yılından itibaren NATO nezdinde adım adım çektiği ve İsrail politikasında değişikliğe gittiği ortaya çıktı.

HAYFA’DA NELER OLDU?

Alman ve Danimarka gemilerinden oluşan SNMG-2 Hayfa Limanı’nı ziyaret etti. İsrail gemileri ile NATO gemileri arasında ‘passex’ olarak adlandırılan geçiş eğitimleri icra edildi. Bu süre zarfında Türkiye, SNMG-2’de bulunan Türk gemisini Hayfa Liman ziyareti süresince milli kontrole alarak liman ziyareti yaptırmamayı tercih etti.

İspanyol, İtalyan ve Yunan gemilerinden oluşan SNMG-2 unsurları 12-15 Şubat tarihleri arasından Hayfa Limanı’nı ziyaret ettiler, daha sonra da İsrail gemileri ile geçiş eğitimleri yaptılar. Liman ziyareti öncesinde TCG Gaziantep gemisi gruptan ayrılarak Aksaz’a döndü. NATO Deniz Komutanlığının resmi internet sitesinde yer alan bilgiye göre, TCG Kemalreis gemisi İsrail gemileri ile yapılan geçiş eğitimleri sonrasında deniz grubuna katılacak.

İzlediği politikadan da anlaşılacağı üzere Türkiye, NATO-İsrail ilişkilerini veto etmezken ülkeler arasında siyasi yakınlaşma ve iş birliğinin sembollerinden biri olan liman ziyaretini yapmayarak İsrail ile ilişkilerin henüz düzelmediği mesajı vermeye çalışıyor. Bu politikasını 2015 yılında beri devam ettirdiği dikkate alınırsa İsrail Türkiye’ye yakınlaşmadığı gibi, Türkiye karşıtı koalisyonun da etkili bir üyesi oldu.

TÜRKİYE’Yİ YALNIZLAŞTIRDILAR

İsrail Doğu Akdeniz’de, Türkiye-Yunanistan-GKRY arasından yaşanan krizde, Türkiye karşıtı bir tutum takınarak Türkiye’nin bölgede yalnızlaşmasına katkı sağladı. Ancak, Türk-Amerikan ilişkilerinde yaşanan gerginlik, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de kendisine karşı oluşturulan koalisyonu parçalama çabaları ile İsrail gazı için Avrupa’ya en ekonomik yolun Türkiye üzerinden geçecek olması, iki ülke ilişkilerindeki normalleşme beklentisini yükselti.

NATO yeni bir döneme giriyor. Bu dönemde ortaklar ile iş birliğinin geliştirilmesi ve bölgesel angajmanların artırılması hedefleniyor. Türkiye Doğu Akdeniz’de yaşadığı yalnızlığı NATO’nun söz konusu politik hedefi ile uyumlu politikalar geliştirerek aşabilir. Bu noktada politika değişikliğine gitmek için NATO bayrağı altında Türk gemilerinin SNMG-2 faaliyetleri doğrultusunda Mısır ve İsrail limanlarını ziyaret etmesi iyi bir başlangıç olabilir.

NATO Deniz Komutanlığı bünyesinde ikisi mayın karşı tedbirleri olmak üzere; 4 daimî deniz görev grubu bulunuyor. Deniz görev grupları NATO Yüksek Hazırlık Seviyeli Görev Gücü’nün (VJTF) çekirdek deniz gücünü oluşturuyor. Bu gruplar faaliyetlerini NATO Deniz Komutanlığı emrinde yıllık olarak yayımlanan plan doğrultusunda icra ediyor. Yıllık faaliyet programının yayımlanabilmesi için tüm üye ülkelerin onay vermesi gerekiyor. NATO’da kararlar oybirliği ile alındığı için, bir ülkenin onay vermemesi durumunda söz konusu plan hayata geçirilemiyor. Planın içeriğinde deniz görev gruplarının hangi ülkeler ile tatbikat yapacağı ve nerelere liman ziyaretinde bulunacağı ayrıntılı olarak yer alıyor.

STRATEJİK İLETİŞİM

Türkiye NATO’ya olan kuvvet taahhütleri doğrultusunda hem Daimî Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubu-2 (SNMCMG-2) hem de Daimî Deniz Görev Grubu-2’ye (SNMG-2) yıl boyunca devamlı gemi veren nadir ülkelerden biri. Savunma harcamalarında yaşanan düşüş nedeniyle ülkeler zaman zaman deniz görev grupları için taahhütte bulundukları gemi görevlendirmelerini iptal edebiliyor. NATO açısından bu grupların faaliyetlerine devam etmesi aynı zamanda stratejik iletişim açısından bir prestij unsuru olduğu için devamlı katkı veren ülkeler teşvik ediliyor.

Türkiye SNMG faaliyetlerine Türk Yunan sorunları ve NATO’nun Karadeniz faaliyetleri penceresinden baktı. Eğer NATO gemileri Yunanistan’a yaptığı liman ziyaretleri ve katıldığı Yunan tatbikatı ile eşit sayıda aynı faaliyeti Türkiye ile yapıyorsa bu durum onay vermek için yeterli görüldü. Öte yandan Türkiye Deniz göreve gruplarının Karadeniz’deki faaliyetlerine Montrö Sözleşmesine uyulduğu ve Rusya tahrik edilmediği sürece karşı çıkmadı.

NATO planlama makamları SNMG-2 faaliyet programını hazırlarken özellikle katkılarından dolayı Türkiye’nin hassasiyetlerini dikkate almaya çalışıyor.

Analiz

Tehditlerin ardı arkası kesilmiyor: MHP’nin yeni hedefi bankamatik memurlarını yazan gazeteci

MHP’nin tehditleri gündemi belirlemeye devam ediyor. Bahçeli’nin tartışmalara neden olan Mansur Yavaş tehdidinin ardından MHP’li belediyelerdeki bankamatik memurlarını ortaya çıkaran gazetecinin de tehdit edildiği ortaya çıktı. Bu tehditlerin amacının iktidarın ‘ayağına dolanacak’ pürüzleri temizlemek olduğunun altını çizen Kemal Can, “Yenilerini bekleyebiliriz” dedi.

BOLD – Geçen hafta Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı (ABB) Mansur Yavaş’ın bizzat Devlet Bahçeli tarafından tehdit edilmesinin yankıları sürüyor.

MHP’liler bugüne kadar, AYM’den barolara, komedyen Cem Yılmaz’dan siyasi parti liderlerine, meslek kuruluşlarından gazetecilere pek çok isimi kamuoyu önünde açıkça tehdit etti. Bu tehditlerden çoğunu emir telakki eden MHP teşkilatları ve ülkücü ocakları, tanınmış isimlere yönelik kanlı saldırılar gerçekleştirdi.

MHP’Lİ BELEDİYELRDEKİ BANKAMATİK MEMURLARI

Son olarak Sözcü gazetesinin Konya bölge muhabiri Müslüm Evci de bu tehditlerden nasibini aldı. Evci, MHP’nin “Adım Adım 2023 İl İl Anadolu” programı kapsamında dün düzenlenen basın toplantısında MHP Ereğli İlçe Başkanı Musa Yılmaz tarafından “Gözüme çok batıyorsun” denilerek, tehdit edildiğini söyledi.

Davet edildiği programı terk etmesi için MHP’li Yılmaz tarafından tehdit edildiğini söyleyen Evci, yakın zamanda yaptığı bir haberde MHP’li belediyelerdeki bankamatik memurlarını açıklamıştı.

MHP’NİN ROLÜ

Gazeteci Kemal Can’a göre MHP’nin tehditlerinin ardında siyasi bir amaç yatıyor. MHP’nin aldığı pozisyon ve tehditlerinin, iktidarın stratejiden bağımsız olmadığını savunan Can BirGün’e verdiği röportajda, “Hatta Bahçeli’nin bu rolü çok baskın ve fazlasıyla aşikâr biçimde üstlenmesi yüzünden, MHP bağımsız bir siyasi aktör olmaktan çok uzaklaştı. Beka davası, yerli ve milli söylemi gibi iktidarın savunma çizgilerini belirleyen ana stratejiyi çizen, bunun denetimini üstlenen bir rolü var MHP’nin. Bu nedenle hedef gösterme, bazı kesimlere dönük suçlama ve saldırı hamlelerinin başlatıcısı ya da sürükleyicisi olarak hep MHP’yi önde görüyoruz” dedi.

Bu saldırgan politikanın iktidarın kurduğu ‘güç konsolidasyonu’ stratejisinin önemli bir ayağı olduğunu söyleyen Can, “Siyasi alanı ve özellikle de onun sivil yönünü baskı altında tutmak, kriminalize etmek, baro hanesinde olduğu gibi kurumsal yapıları zayıflatmak, böylece iktidarın ‘ayağına dolanacak’ pürüzleri temizlemek amacı belirleyici. Siyasi alanı tamamen kullanılmaz hale getirme hedefinin bir parçası olarak bu konuda yeni hamleler de bekleyebiliriz” diye konuştu.

AKP’li Beyoğlu Belediyesi, veremle mücadele parasına çökmüş

Okumaya devam et

Analiz

S-400’ün faturası kabarıyor: ABD, Yunanistan’a 1200 zırhlı araç hibe edecek

Türkiye’nin Rusya’ya yaklaşması ve bu ülkeden S-400 alımının Türkiye’ye faturası gittikçe ağırlaşıyor. Türkiye’ye silah alımlarında büyük zorluklar çıkarmaya başlayan ABD, Ege ve Balkanlar’da Yunanistan’ı stratejik ortak ve üs konumuna getirmeye başladı. Washington, ayrıca Atina’ya yaklaşık 1 milyar dolar değerinde bin 200 adet zırhlı araç hibe edecek.

BOLD ANALİZ – 2. Dünya Savaşı’nın sona ermesinden beri Ege’de denge siyaseti izleyen ABD, bu siyaseti son yıllarda terk etmeye başladı. Bu kararında Türkiye’nin Rusya’ya yaklaşarak bu ülkeden S-400 alımı ve NATO içerisinde ‘yaramaz çocuk’ konumuna gelmesi de etkili.

ABD Ordusu, başta Dedeağaç olmak üzere Türkiye’nin ‘burnunun dibinde’ denilebilecek Batı Trakya’daki askeri havaalanlarını ve limanları ‘stratejik askeri üs’ olarak kullanmaya başladı. ABD, Girit’teki Suda Deniz Üssü’ne de büyük önem veriyor.

NATO’nun dev askeri tatbikatı ‘Defender Europe 2021’ için bahar aylarında Dedeağaç’a yüzlerce tank ve binlerce askeri araç getiren ABD Ordusu, bu kez de ‘Atlantic Resolve’ operasyonu için Dedeağaç’a yine binlerce askeri araç, tank ve helikopter yığdı. ABD, kullandığı hava ve deniz üslerinin modernizasyonuna da milyonlarca dolar yatırım yapıyor.

Ayrıca Atina’ya 1 milyar dolar değerinde 1 200 adet M1117 zırhlı araç hibe eden ABD, Yunan Ordusu ile askeri tatbikatları da son zamanlarda iyice sıklaştırdı.

‘DEFENDER EUROPE 2021’ TATBİKATI

NATO’nun, ABD, Balkan ülkeleri ve Doğu Avrupa ülkelerinin katılımıyla Baltık ülkelerinde gerçekleştirdiği ‘Defender Europe 2021’ tatbikatı bahar ve yaz aylarında icra edildi. ABD, tatbikat kapsamında bölgeye son yıllarda yaptığı en büyük yığınağını gerçekleştirdi.

Tatbikat kapsamında Batı Trakya’daki Dedeağaç’a ABD ordusuna ait 110 adet Black Hawk genel maksat helikopteri, 25 adet Apache tipi saldırı helikopteri, 10 adet Chinook ağır nakliye helikopteri ve 400’ü tank bin 800’den fazla askeri araç getirildi.

Tatbikat, doğrudan ABD’den Avrupa’ya konuşlandırılan 20 bin asker ile 1995 yılından beri ABD merkezli kuvvetlerin Avrupa’ya en büyük konuşlandırılması olarak tanımlandı.

Dedeağaç Limanına gelen Amerikan ordusuna ait birlikler, Yunan ordusuyla da ortak askeri tatbikatlar gerçekleştirdi.

‘ATLANTİC RESOLVE’ OPERASYONU

Moskova’ya bağlı güçlerin 2014’te Ukrayna’nın Donbas bölgesini işgal etmesinin ardından, ABD, NATO’nun doğu kanadını güçlendirmek ve caydırıcılığını arttırmak için bölgeye ek askeri birlikler gönderildi. ABD askeri birlikleri rotasyon kapsamında bölgeye konuşlandırılıyor; stratejik intikal ve lojistik faaliyetleri icra ediliyor.

Geçtiğimiz günlerde dev Amerikan kargo gemisi ARC Independence yüzlerce askeri aracı ve helikopteri Dedeağaç Limanı’na getirdi.

Ancak 2020 yılına kadar Baltık üzerinden yapılan faaliyetler son dönemde Yunanistan’ın Batı Trakya bölgesinde, Türkiye’nin Edirne sınırına 40 kilometre mesafedeki Dedeağaç’ta yoğunlaşmaya başladı.

Rotasyona tabi tutulan ve Doğu Avrupa ile Balkanlar’da görev yapacak Amerikan askeri birlikleri, ABD’den Dedeağaç Limanı’na ve buradan da ilgili ülkelere gönderiliyor. Bu yıl rotasyona tabi tutulan birlik sayısının geçtiğimiz yıllardan daha fazla olduğu; toplamda 120 helikopter ile aralarında tank, zırhlı araç ve obüslerin de bulunduğu yaklaşık 1 000 askeri aracın 20 Aralık’a kadar Dedeağaç Limanı’na geleceği açıklandı.

ERDOĞAN DEDEAĞAÇ İÇİN ‘CİDDİ MANADA RAHATSIZ EDİCİ’ DEDİ

AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, G-20 Zirvesi dönüşü yaptığı açıklamada 30 Ekim’de Roma’da ABD Başkanı Joe Biden’la yaptığı görüşmede ABD’nin Yunanistan’ın Dedeağaç Limanı’nı kullanarak yaptığı askeri sevkiyat konusunu gündeme getirdiğini belirtmiş, “Dedik ki; bu Dedeağaç olayı nedir? Burada böyle bir üssün kurulması bizi, halkımızı ciddi manada rahatsız ediyor” ifadelerini kullanmıştı. Erdoğan, 11 Kasım’da konuyla ilgili bir soru üzerine ise “Aslında sadece Dedeağaç bir üs değil, Yunanistan’ın kendisi şu anda ABD’nin bir üssü durumuna gelmiştir.” diye konuşmuştu.

Erdoğan’ın “Ciddi manada rahatsız edici” açıklamasına karşın Milli Savunma Bakanlığı (MSB) geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, “Büyük bir yığınaklanma söz konusu değil, endişe edilecek bir durum yok” mesajı vermişti.

ABD, YUNAN ORDUSUNA 1 200 ZIRHLI ARAÇ HİBE ETTİ

ABD, Yunanistan’la imzaladığı askeri işbirliği anlaşması kapsamında Atina’ya 1 200 adet M1117 zırhlı askeri güvenlik aracı hibe etme kararı aldı. Zırhlı araçların ilk 44 adedi geçtiğimiz günlerde Yunanistan’a ulaştı.

Yunan Ordusu’na teslim edilen 44 adet M1117 askeri güvenlik aracının devir teslim törenine Yunanistan Savunma Bakanı Nikos Panagiotopoulos ve ABD’nin Atina Büyükelçisi Geoffrey Pyatt da katıldı.

Zırhlı araçların 400 adedinin tesliminin gelecek yıl Şubat ayında tamamlanacağı belirtildi. ABD’nin Atina’ya teslim edeceği toplam 1 200 adet zırhlı aracın değerinin 9700 milyon dolar olduğu belirtildi.

Zırhlı araçların savaş alanlarında kullanılmamış ve mükemmel durumda oldukları, ABD’deki depolarda tutulan ihtiyaç fazlası askeri araçlar olduğu belirtildi.

 

1999 yılında kullanıma giren M1117 zırhlı güvenlik araçları ABD Ordusu tarafından da halen kullanılıyor.

Yüzde 60 eğimli arazide yol alabilen ve 1,5 metrelik engelleri aşabilen zırhlı araçların Ege’deki adalar için ideal olduğu ve Yunan Ordusu’nun harekat kabiliyetini ciddi biçimde artırabileceği belirtiliyor.

ABD-YUNANİSTAN ASKERİ YAKINLAŞMASI

ABD ve Yunanistan, 2019 yılı ekim ayında Savunma İşbirliği Anlaşması’nı genişleterek stratejik savunma ve güvenlik iş birliği alanlarında çalışma kararı almıştı. İki ülke arasındaki işbirliği anlaşması 2020 yılı Ocak ayında Yunanistan Parlamentosu’nda kabul edildi.

Bu anlaşmanın kritik noktalarından birisi, Batı Trakya’daki Dedeağaç şehrinde bulunan askeri üssün ABD’ye tahsis edilmesiydi. Türkiye sınırına yaklaşık 40 kilometre uzaklıktaki Dedeağaç Limanı’nın, Amerikan güçleri tarafından kullanılması kapsamında, limanı 2010 yılından bu yana engelleyen batık bir mavnanın çıkarılması için ABD 2,3 milyon dolar mali yardım taahhüdünde bulunmuştu.

ABD ve Yunanistan tarafından gerçekleştirilen ortak tatbikatlar da son zamanlarda iyice artı

Ayrıca Yunanistan, bu anlaşma ile Larissa, Stefanovikio ve Dedeağaç’taki askeri üs ve tesislerin ABD ve NATO ile daha geniş kapsamlı şekilde kullanımına izin verdi.

ABD, bu kapsamda Larissa Hava Üssü’ne 33,5 milyon dolar yatırım yapacak. İki büyük hangar ve destek binaları inşa edilecek. Böylece üs ABD’nin Avrupa’da değişik görevler için askeri uçaklar bulundurduğu kalıcı ve önemli bir hava üssü konumuna gelecek.

Anlaşma çerçevesinde Girit adasının Suda Körfezi’nde yer alan Amerikan deniz üssündeki altyapı ve diğer imkanların ortak kullanımı da karara bağlandı.

Ayrıca Washington, Larissa’daki (Yenişehir) hava üssüne 14 milyon dolar, Marathi adasındaki üsse ise 6 milyon euro yatırım yapmayı kabul etti.

TRAKYA’DA KONUŞLU TSK’NIN TANK SAYISINDAN FAZLA

Pusula Güvenlik Araştırmaları Topluluğu (PUGAT) yazarı Ömer Dinç de ABD’nin sınırımıza yalnızca 40 kilometre uzaklıkta bulunan Dedeağaç bölgesine yaptığı yığınağın ‘neredeyse Yunan ordusunun envanterinde bulunan miktardaki kadar askeri malzeme’ içeridiğini belirtti.

Dinç, şöyle devam etti: “Mesela yakın zamanda 400 tank getirdiler. Konuyla ilgili olarak basında yer alan haberlerin devamında, bir kısmının diğer üslere kaydırıldığı yazılsa da sayı belirtilmiyor. 400 tank, herhalde Trakya’da konuşlu bulunan TSK’ya ait tank sayısından hem daha fazla hem de daha modern. 400 tankla kalmadılar aynı zamanda taarruz helikopterleri ve diğer zırhlı araçları da Dedeağaç’a getirdiler. Bu gelenlerin envanterini yayınlamayacaklar, ama bunların içerisinde nehir geçiş harekâtında kullanılan araçların olmadığını düşünmek hata olur. Zira Yunanistan’ın her bir yanı nehir! Mesela, Türkiye ile doğal sınırı oluşturan Meriç Nehri.”

Dinç, gelen askeri malzemeden daha önemlisinin de iki ülkenin gerçekleştirdiği ortak tatbikatlar olduğunu belirtti: “Ne kadar silah, araç ve gereç getirdikleri bir nebze önemli olsa da ondan daha önemlisi Yunanistan ile müşterek gerçekleştirilen tatbikatların sıklığı. Son bir yılda, NATO şemsiyesi altında o kadar çok tatbikat yaptılar ki, “Yahu yeter, yorulmadınız mı?” diye sorası geliyor insanın. Tatbikat; ortak veya en koordineli bir şekilde hareket edebilmek için yapılır, ama şimdiye kadar yaptıklarına bakılırsa, neredeyse “yekvücut” oldular.”

Yunan askerleri, AB için çalışan tercümanı dövdükten sonra Türk tarafına bıraktı

Okumaya devam et

Analiz

Instagram’dan istifa eden Damat Albayrak adamlarıyla geri döndü

128 milyar dolar tartışmasının ardından sosyal medya üzerinden istifa eden AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın damadı Berat Albayrak, kendine yakın bürokratlarla geri döndü. Ekonominin en kilit kurumlarında bulunan Albayrak’ın adamları, Nureddin Nebati’nin bakan olmasıyla kabinedeki koltuk sayısını üçe yükseltti.

BOLD ANALİZ – “Ben dolara bakmıyorum”, “Dolarla mı maaş alıyorsun?” sözleriyle tarihe geçen damat Berat Albayrak’ın geri dönüşünde AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan etkili oldu. Peki, “Albayrak’ın kendisi yok ama gölgesi ekonominin başında” dedirten isimler kimler?

Ahmet Davutoğlu’nu AKP Genel Başkanlık  koltuğundan indiren Berat Albayrak ve Binali Yıldırım’ın kabinedeki etkisi hızla arttı. Yıldırım, AKP Genel Başkanvekilliğine getirildi, aynı zamanda Türk Dünyası Aksakallısı ilan edildi.

KIRILMA NOKTASI “BERAT BEY BAŞARILI” SÖZÜ

Hazine ve Maliye Bakanlığı’ndan istifası devlet krizine dönen damat Berat Albayrak’tan aylarca haber alınamadı. Hatta Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından dövüldüğü, aralarının bozuk olduğu bile yazıldı. 22 Şubat 2021 tarihinde ise Erdoğan, Albayrak’a zeytin dalı uzattı. Albayrak hakkında yapılan eleştirilere cevap veren Erdoğan, “Karadeniz’deki doğalgaz keşfini yapan, sondaj gemilerimizin alınmasından madenciliğe kadar ülkemizin pek çok kazanımında Berat Bey’in imzası var. Bunu başardığı için kuduruyorlar, çıldırıyorlar. En büyük talihsizliği damat sıfatının bu alanlardaki birikimi, gayretinin önüne geçirilmiş olmasıdır.” dedi.

ALBAYRAK’IN İZİNİ ELVAN VE AĞBAL SİLEMEDİ

Bu söz sonrası bürokratlar yeniden Albayrak’a göre pozisyon almaya başladı. Albayrak sonrasında Hazine ve Maliye Bakanlığı görevine gelen Lütfi Elvan, kendi politikalarını uygulayamadı. Albayrak, Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Nureddin Nebati üzerinden bakanlığı yönetmeyi sürdürdü. Merkez Bankası Başkanlığı’na atanan Naci Ağbal da piyasa gerçekleri doğrultusunda adımlar attı. Ancak kısa sürede görevden alındı.

İLK ADIM MERKEZ BANKASINDA

Erdoğan kabinesindeki bakanlar ‘affını’ isteyerek ayrılırken Berat Albayrak, Hazine ve Maliye Bakanlığı’ndan istifasını 6 Kasım 2020 tarihinde Instagram’dan duyurdu. Albayrak’ın gidişi sonrası kendisine yakın isim Murat Uysal, 7 Kasım 2020 tarihinde Merkez Bankası Başkanlığı’ndan alınıp yerine Naci Ağbal getirildi. Ağbay, piyasanın taleplerine göre hareket edip faizleri yüzde 19’a yükseltince Erdoğan kellesini aldı. Yerine de Albayrak’a yakın Şahap Kavcıoğlu getirildi.

KABİNEDE ÜÇ KOLTUK KAPTI

Siyasete Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı olarak giriş yapan Albayrak’ın hala Enerji Bakanlığı’nı yönettiği biliniyor. Son iki değişiklikle de kabinede Albayrak’a yakın isimlerin sayısı üçe yükseldi. Devlet Planlama Teşkilatı kökenli deneyimli bürokrat Lütfi Elvan, Albayrak’ın koltuğunda 1 yıl durabildi. Yerine Albayrak’a yakın Nureddin Nebati getirildi. Ticaret Bakanlığı’nda da Albayrak’ın adamı olarak bilinen Mehmet Muş bulunuyor. Nebati değişikliği sonrası ekonomi yönetiminde Albayrak dönemi yeniden başlamış oldu.

TÜRKİYE VARLIK FONU VE BORSA İSTANBUL

Türkiye ekonomisinin dümenini bırakmak istemeyen Albayrak’ın kilit kurumları da adamları bulunuyor. Albayrak’ın doktora tezini yazan Erişah Arıcan’a hem Türkiye Varlık Fonu hem de Borsa İstanbul’un yönetiminde koltuk verildi. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), Rekabet Kurumu’ndaki üst düzey bürokratların yanı sıra alt kadrolar da Albayrak döneminde atanan isimler bulunuyor.

Erdoğan’a bakan olacağına simit sat onurunla yaşa!

Okumaya devam et

Popular

Shares