Bizimle iletişime geçiniz

Analiz

Muhaliflere yönelik artan kaçırılma vakaları devlet politikası mı?

15 Temmuz sonrası ilan edilen OHAL ve sonrasında 33 kişi kaçırıldı. Kaçırılan kişilerden bazıları bir anda polis merkezinde ortaya çıkarken, 2 kişiden ise hala haber alınamıyor. Bugün kimliği belirsiz kişilerce zorla alıkonulan ve serbest bırakılan 3 TİP’li öğrenci sonrası muhaliflerin korkulu rüyası olan ‘adam kaçırma’ yeniden gündeme geldi. İHD İstanbul Şube Başkanı Yoleri, kaçırılmalara ilişkin uluslararası sözleşmeleri imzalamaya yanaşmayan devletin sorumluluktan kaçtığını söylüyor.

BOLD – Ankara’da Türkiye İşçi Partili 3 üniversite öğrencisi polis olduklarını söyleyen kişiler tarafından GBT sorgusu bahanesiyle bindirildikleri araçlarla kaçırıldı. Öğrencilerden Ali Ayduğan darp edildikten sonra Gölbaşı’nda bir araziye bırakılırken, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi öğrencisi Uğurcan Baynal Pursaklar ilçesine, Sena Bademli ise Sincan’a bırakıldı.

Basın açıklamasında konuşan Ali Berke Aydoğan: ‘Birkaç soru soracağız diye arkadaşımdan uzaklaştırdılar. Yaka paça arabaya bindirdiler. Şiddet uyguladılar. Gölbaşı’nda ‘defol git’ diyerek arabadan attılar” dedi.

90’lı yılların rutini adam kaçırma uygulaması 15 Temmuz sonrası ilan edilen OHAL’le yeniden başladı. OHAL döneminde 28 olmak üzere toplam 33 kişi kaçırılırken, bunlardan 7’si 2019 yılında kaçırıldı. Milletvekillerinin girişimleriyle kaçırılanlara ait, ortaya çıkarılan HTS ve MOBESE kayıtlarına rağmen, ailelerin iddialarına göre savcılık dosyalarla pek ilgilenmedi.

4’Ü AYNI ANDA EMNİYETTE ORTAYA ÇIKTI

2019’un Temmuz ayında Salim Zeybek, Erkan Irmak, Yasin Ugan ve Özgür Kaya bir anda Emniyette ortaya çıktı. Aynı yıl ortadan kaybolan 7 kişiden 4’nün Ankara Emniyet Müdürlüğünde gözaltında olduğu aileleri tarafından sosyal medyada duyuruldu. Yusuf Bilge Tunç, Mustafa Yılmaz ve Gökhan Türkmen’den henüz bir haber yoktu.

MANTIĞA OTURTAMIYORUM

Mustafa Yılmaz da, kaçırıldıktan 9 ay sonra, Ekim 2019’da Emniyette ortaya çıktı. Fizyoterapist olan Mustafa Yılmaz eşine, özellikle avukat istemediğini iletti. Mustafa Yılmaz’ın eşi Sümeyye Yılmaz o anları şöyle anlattı: “Sevdiğiniz birinden 245 gün haber alamıyorsunuz ve birden ortaya çıkıyor. Hiçbir şekilde bir mantığa oturtamıyorum. Umudumuzu kaybetmek üzereyken ulaşabildik.”

İŞKENCE TACİZ TEHDİT

6 Kasım 2019’da yine Emniyette ortaya çıkan Gökhan Türkmen, tutuklu yargılandığı davada kaçırıldığı dönemde ağır tehdit, işkence ve taciz altında kaldığını anlattı.

GÜNEŞ GÖRMEYEN TENLERİ BEMBEYAZDI

Bulunduklarında polis merkezine giderek mağdurlarla görüşen HDP Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu izlenimlerini şu sözlerle anlattı: “25-30 kilo zayıfladıkları, tenlerinin anlaşılan güneş görmemekten bembeyaz olduğu ve son derece önemli bir değişim geçirdikleri ortadaydı”

570 GÜNDÜR KAYIP

6 Ağustos 2019 tarihinden beri kayıp olan Yusuf Bilge Tunç ise diğer 6 kişi kadar şanslı değil. Baba Mustafa Tunç, 570 gündür kayıp olan oğluyla ilgili dosyaya iş yoğunluğu bahanesiyle savcının bakmadığını belirterek: “2019’u ve 2020’yi biz karanlık dönem olarak görüyoruz. 2021 inşallah gerek bizim için gerekse bizim gibi olanlar için aydınlık bir yıl olur” dedi.

KÜÇÜKÖZYİĞİT’TEN HABER ALINAMIYOR

29 Aralık 2020’de kaçırılan eski Başbakanlık raportörü Hüseyin Galip Küçüközyiğit’ten ise henüz herhangi bir haber alınamadı. Küçüközyiğit’in kızı Nursena Küçüközyiğit’in emniyet ve yargıya yaptığı müracaatlara karşın etkin bir soruşturma da yürütülmedi. Son olarak Uluslararası Af Örgütü Küçüközğit’in bulunması için imza kampanyası başlatmış, kaçırma olayıyla ilgili Alman Devlet Kanalı ARD ve sonrasında Zeit haberlere yer vermişti. Tüm bu gelişmelere karşın Türk devlet yetkililerinden bir açıklama yapılmadı.

‘BİZ BİLİNMEYENLERİZ’

Başakşehir’de çalışan elektrik teknisyeni Gökhan Güneş adlı vatandaş da işine gitmek için bindiği otobüsten iner inmez kimliği belirsiz kişilerce kaçırıldı. 20 Ocak’ta meydana gelen olayda Güneş, 6 gün sonra gözleri bağlı bir şekilde serbest bırakıldı. Kendilerine “Biz bilinmeyenleriz” diyen kişilerce kaçırıldığını söyleyen Güneş, darp edildiğini, elektrik verildiğini, tecavüz ve mezara sokmayla tehdit edildiğini söyledi.

DEVLET POLİTİKASI

DW’ye konuşan İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri, zorla kaybetmeyi devlet politikası olarak tanımladığını belirtti.  Yoleri, “Bazı uluslararası sözleşmeler var. Mesela Minnesota Protokolü. Bu protokol toplu mezarların nasıl açılacağını gösteren bir protokol. Ancak Türkiye bu protokolü onaylamadığı için buna uygun hareket etmiyor. Aynı zamanda gözaltında kaybetmelere karşı bir Birleşmiş Milletler Sözleşmesi var. Bu sözleşmenin imzalanmasından da kaçıyor hâlâ devlet” dedi.

Ankara’da TİP’li 3 üniversite öğrencisi kaçırıldı

Analiz

ABD’deki Sezgin Baran Korkmaz iddianamesinde neler var? Kaç yıl ceza isteniyor?

ABD Adalet Bakanlığı, Avusturya’da 19 Haziran’da gözaltına alınan SBK Holding Yönetim Kurulu Başkanı Sezgin Baran Korkmaz hakkındaki iddianamenin ‘gizliliğini’ kaldırdı. 133 milyon dolar aklamakla suçlanan Korkmaz hakkında 225 yıla kadar ceza isteniyor?

BOLD ANALİZ – Utah eyaletindeki Salt Lake Bölge mahkemesi, Sezgin Baran Korkmaz’a 225 yıl hapis istemiyle dava açtı. 28 Nisan tarihinde gizlilik kaydıyla açılan davanın iddianamesi, Utah Mahkeme Heyetinin iddianameyi kabul etmesinin ardından gizlilik kararı kaldırılarak yayınlandı.

15 sayfalık iddianame, Korkmaz’ın Avusturya’da tutuklanmasına gerekçe olarak gösteriliyordu ancak 21 Haziran’a kadar kamuoyu ile paylaşılmamıştı. Korkmaz’ın Avusturya’da ABD’nin talebi üzerine gözaltına alınması ve tutuklanmasının ardından belgenin gizliliği kaldırıldı.

ABD Adalet Bakanlığı da Korkmaz hakkında, ‘kara para aklamak’, ‘para transferi dolandırıcılığı’ ve ‘yargıyı engellemek’ suçlamalarıyla dava açıldığını duyurdu. ABD, Korkmaz’ın Utah eyaletindeki mahkemeye çıkarılması için Avusturya’dan iadesinin talep edileceğini duyurdu.

Avusturya yargısı, Korkmaz’ın, “ABD’ye iade talebinin görüşülmesi için” 5 Temmuz’a kadar tutuklu kalmasını kararlaştırdı.

Korkmaz’ın avukatları ise hakkında Türkiye’de de kara para aklama davası görülen ve iadesi talep edilen müvekkillerinin Türkiye’de yargılanmak istediğini açıkladı.

KORKMAZ’A YÖNELİK SUÇLAMALAR NELER?

ABD’de üzerindeki gizlilik kararı kalkan iddianamede Korkmaz’ın, Türkiye ve Lüksemburg’daki banka hesapları aracılığıyla 133 milyon dolar kara para akladığı iddia ediliyor.

Korkmaz’ın kara para aklama yoluyla elde ettiği gelirlerin de, ABD’nin Utah Mahkemesi’nde Kingston ailesi üyeleri ve Lev Aslan Dermen’in (Levon Termendzhyan) yenilenebilir yakıt vergisi teşvikinden faydalanarak ABD Hazinesi’ni dolandırmakla suçlandığı yolsuzluk ağıyla bağlantılı olduğu ifade ediliyor.

Korkmaz ve işbirlikçilerinin, “yolsuzluk yoluyla elde edilen gelirlerle aklanan paraları Borajet havayolu şirketini, Türkiye ve İsviçre’de otelleri, Queen Anne adlı bir yatı, İstanbul’da Boğaz’da bir villa ve apartman dairesini satın almak için kullandıkları” iddia ediliyor.

NE KADAR CEZA İSTENİYOR?

Korkmaz’a para transferiyle dolandırıcılık yapmaktan 10 ayrı suçlama yöneltildi.

Korkmaz, kara para aklamadan suçlu bulunursa 20 yıla kadar hapis, suçlu bulunduğu her bir para transferiyle dolandırıcılık suçlamasından da 20’şer yıla kadar hapis, yargıyı ve soruşturmayı engelleme suçundan da 5 yıl hapis cezasıyla karşı karşıya. Savcılık suçlu bulunması durumunda Korkmaz için toplam 225 yıla kadar hapis cezası istiyor.

İDDİANEMEDE NELER VAR?

İddianamede Sezgin Baran Korkmaz sanık, ABD hükümeti davacı olarak yer alıyor.

Utah Başsavcı Vekili Andrea Martinez’in imzasıyla yayınlanan İddianamede adı geçen şirketler ve isimler şöyle:

Korkmaz’ın sahibi olduğu Türkiye’deki SBK Holding AŞ, Biofarma İlaç ve Lüksemburg’daki Isanne Sarl ve banka hesaplarının kontrolünü elinde bulundurduğu Komak Isı Yalıtım, Setap Teknoloji Sistemleri, Blane Teknoloji Sistemleri, Mega Varlık Yönetim, Washakie Renawable Energy şirketi, Washakie Renewable Energy’nin sahipleri Jacob Kingston, Isaiah Kingston, Kingstonların kontrolündeki United Fuel Supply, Lev Aslan Dermen (Levon Termendzhyan), Dermen’in çıkarı olduğu (veya) kontrolündeki Noil Energy Group, Speedy Lion Renewable Fuel Investments, GT Energy, SBK Holdings USA.

İddianamede Kingston kardeşler ile Levon Termendzhyan’ın 2011-2016 yılları arasında, ABD Hazinesi’ne bağlı Vergi Dairesi’nin biyoyakıtlar için sağladığı vergi teşviklerinden faydalanma amacıyla sahte beyannameler düzenledikleri öne sürülüyor.

Washakie Renewable Energy ve United Fuel Supply aracılığıyla Kingstonlar ile Termendzhyan’ın 1 milyar dolarlık beyanname düzenledikleri, ABD Hazinesi’nin de bu kişilere 470 milyon dolarlık teşvik ödemesi yaptığı belirtiliyor.

133 MİLYON DOLARLA YAPILAN ALIMLAR

İddianamede bunların “hak edilmemiş ödemeler olduğu” olduğu belirtiliyor ve şu ifadelere yer veriliyor:

“Jacob Kingston ve Isaiah Kingston, Levon Termendzhyan’ın ve sanık Korkmaz’ın yönlendirmesiyle, Washakie’nin, yolsuzluk sonucu elde edilen yaklaşık 133 milyon doları, Korkmaz’ın Lüksemburg ve Türkiye’deki hesaplarına aktardı.”

İddianamede aklanan paraların ne kadarının hangi şirket ve birey hesabında kullanıldığına ilişkin listelenen iddialar ve meblağlar da var.

Yolsuzluk yoluyla elde edilen paraların Türkiye’de Biofarma ilaç şirketine, adı Servus olan ve daha sonra Setap ve Blane olarak değiştirilen teknoloji şirketine, varlık yönetim şirketi Mega Varlık’a, Borajet’in alınması için kullanılan Bukombin, Bugaraj adlı holding şirketlerine, adı daha sonra SBK Air olarak değiştirilen Aydın Jet’e yatırım amaçlı kullanıldığı öne sürülüyor. Ayrıca, Türkiye’de bir gayrimenkul, otel, hastane, İsviçre’de iki otel, Queen Anne adlı yat, bir havayolu şirketi, bir jet, İstanbul’da Boğaz’da bir villayı ve apartman dairesini de “kara parayla” satın alındığı iddia ediliyor.

Türkiye’de sahibinin Jacob Kingston’ın olduğu Setap ve Mega Varlık şirketlerine de ABD’den havaleler gönderildiği belirtilen iddianamede, Korkmaz’ın ABD’yle Türkiye arasında gidip gelen toplam 301 milyon 315 bin 477 dolarlık para trafiğinin içinde olduğu belirtildi.

ABD’yle Türkiye arasında gidip gelen paraların açıklamasındaysa, kara para aklanmasının gizlenmesi için “borç aldım, borç verdim, şirketin hisselerini satın aldım, gayrı menkul satın aldım” gibi bazı doğru olmayan gerekçelerin üretildiği öne sürüldü. Korkmaz’ın bilgisi dahilinde bu şekilde 30 para transferinin kaydedildiği belirtildi.

İddianamede ayrıca, kara para aklama yoluyla elde edildiği öne sürülen taşınır ve taşınmaz mülklere el konulması talebi var.

YAZIŞMALARDAKİ ‘BÜYÜKBABA’ KİM?

İddianamede Korkmaz’ın haklarında soruşturma başlatılan Kingston kardeşleri, kod ismi “büyükbaba” olan, savcılığın ismini ve hangi ülkede olduğu belirtmediği bir hükümet yetkilisiyle olan sağlam ilişkileri nedeniyle koruyacağı, kendilerine hiçbir kimsenin ‘büyükbaba’nın (dede – grandfather-grandpa ) gücünden dolayı dokunamayacağını belirttiği iddia edildi. Ancak bu vaadin gerçekçi olmadığı ifade edildi.

Buna istinaden, Jacob Kingston ile “Tanık A” olarak adlandırılan kişi arasındaki ‘Büyükbaba’ ifadesinin de geçtiği cep telefonu mesajlaşmalarına da yer veriliyor.

Korkmaz’ın Kingston kardeşleri korumak için 6 milyon dolar aldığı da iddia edildi. Korkmaz’ın, Kingston kardeşlere bu konudaki mesajların dökümü ve Kingston kardeşlerin de Korkmaz’a kendilerini ‘Büyükbaba’ aracılıyla koruması için Türkiye’ye çeşitli zaman dilimlerinde gönderdiği 6 milyon doların kayıtları da iddianamede yer aldı.

KORKMAZ, TÜRKİYE’YE İADE EDİLMEK İSTİYOR?

ABD’nin yanı sıra Türkiye de Korkmaz’ın iadesi için, Viyana Büyükelçiliği vasıtasıyla resmi girişimlerini başlatmış durumda. Türkiye Cumhuriyeti’nin Viyana Büyükelçisi Ozan Ceyhun, daha önce yaptığı açıklamada, “Bakanlığımızdan aldığımız talimat doğrultusunda gereğini yerine getirerek iade işlemleri için süreci 19 Haziran tarihiyle başlatmış durumdayız” bilgisini paylaşmıştı.

Bu arada Viyana’da gözaltında tutulan Korkmaz’ın da Türkiye’ye iade edilmek istediği bildirildi. Korkmaz’ın avukatı Volkan Dülger pazartesi günü yaptığı açıklamada, “ABD’nin yeni tespit ettiği bir usulsüzlükten müvekkilimin haberdar olmasını beklemek düşünülemez. Müvekkilim Türkiye’de yargılanmak istiyor ve bu nedenle iadesini talep edecek. Türkiye’nin de iade talebinde bulunduğunu biliyoruz. Biz de bugün ya da yarın Türkiye’ye iade edilmeyi talep edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Susma hakkını kullanan Sezgin Baran Korkmaz’ın tutukluluğu uzatıldı

Okumaya devam et

Analiz

Ermenistan’da seçim muamması: Zafer ya da kaos

Ermenistan’da erken genel seçimi, resmi olmayan ilk sonuçlara göre sürpriz şekilde oyların yüzde 54,21’ini alan Başbakan Paşinyan’ın liderliğindeki Sivil Sözleşme Partisi kazandı. Paşinyan zaferini ilan ederken, eski Cumhurbaşkanı Koçaryan usulsüzlük iddialarını gerekçe göstererek sonucu tanımadı.

BOLD ANALİZ – Ermenistan’da, Dağlık Karabağ Savaşı’nın ardından muhalefetin yoğun baskısı sonucu yapılan erken genel seçimleri, oyların yüzde 95,8’inin sayıldığı kesin olmayan sonuçlara göre Başbakan Nikol Paşinyan’ın partisi yüzde 54,21 oy alarak kazandı.

Eski Cumhurbaşkanı Robert Koçaryan’ın liderliğindeki Ermenistan İttifakı oyların yüzde 20,89’unu alabildi. Usulsüzlük iddialarını gündeme getiren Ermenistan İttifakı, seçim sonuçlarını tanımadığını açıkladı.

Nikol Paşinyan günün ilk saatlerinde yaptığı açıklamada, “Ermenistan halkı, partimize ülkeyi yönetme, bana da ülkeyi başbakan olarak yönetme yetkisi verdi” dedi.

Paşinyan, “Seçimlerde ikna edici bir zafer kazandığımızı ve parlamentoda tatmin edici bir çoğunluğa sahip olacağımızı biliyoruz” ifadelerini kullandı ve destekçilerinden başkent Erivan’ın en büyük meydanı olan Cumhuriyet Meydanı’nda toplanmalarını istedi.

MUHALEFET, USULSÜZLÜKLERİN İNCELENMESİNİ İSTEDİ

Ermenistan eski Cumhurbaşkanı Robert Koçaryan

Ermenistan İttifakı ise Paşinyan’ın zaferini ve seçim sonuçlarını, “ihlaller incelenene dek” tanımayacağını açıkladı.

İttifak’tan yapılan yazılı açıklamada, “Oy kullanma merkezlerinden, organize ve planlı sahtekarlıklar yapıldığına yönelik yüzlerce sinyal geldi. Bu da güven eksikliği için ciddi bir neden teşkil ediyor” denildi.

Oylama sonuçları ile ilgili verilerin sekiz aydır toplumsal yaşamda izledikleri gözlemle çeliştiğini ifade eden Koçaryan, sandıklarda organize ve planlı sahtekarlıklara işaret eden yüzlerce işaret olduğunu savundu.

Koçaryan, kayıtlara geçen ve iddia edilen seçim ihlallerinin dikkatli bir şekilde incelenmesini isteyeceklerini, tüm bu sürecin ardından oylama sonuçlarını kabul edeceklerini bildirdi.

Gallup’a bağlı MPG tarafından yapılan ve cuma günü yayınlanan son anket de Koçaryan’ın partisinin yüzde 28,7 ile yarışı önde götürdüğünü; Paşinyan’ın yüzde 25,2 ile ikinci sırada olduğunu gösteriyordu. Diğer yayınlanan anketlerde de iki partinin yüzde 20’lerde oy alacağını gösteriyordu.

Rus Ria haber ajansı, yaklaşık 2 milyon 600 bin kayıtlı seçmenin olduğu ülkede seçime katılımın yüzde 49,4 civarında olduğunu ve 319 usulsüzlük tespit edildiğini bildirdi.

Savunma Bakanlığı, askerlerin oy kullanmaya zorlandığına ilişkin iddiaları reddederek seçim sürecini gözlemlemeyi sürdüreceklerini belirtti.

SEÇİMİN ARDINDAN ÜLKEYİ NELER BEKLİYOR?

Kafkasların fakir ülkesi Ermenistan üzerinde büyük etkiye sahip Rusya açısından 46 yaşındaki Paşinyan’ın seçimleri kazanması, Rusya tarafından arabuluculuğu yapılan Bakü ile Erivan arasındaki ateşkes anlaşmasının devamı adına önemli görülüyor.

Söz konusu anlaşma, Dağlık Karabağ‘da 44 gün süren çatışmaların ardından geçen yıl 9 Kasım tarihinde imzalanmıştı. Ateşkes anlaşması aynı zamanda 2 bin Rus askerinin bölgede barış gücü olarak bulunmasına olanak sağlıyor.

Ermenistan’da seçim kampanyası gergin geçmiş; 46 yaşındaki Paşinyan mitinglerinde çekiç sallarken, 66 yaşındaki Koçaryan, “Başbakanla düelloya hazır olduğunu” söylemişti.

Paşinyan, Karabağ savaşı sonrası ülkedeki siyasi gerginliğin dinmesi ve kendisine yönelik protestoların dinmesi için seçim kararı almıştı. Ancak yine de seçimleri Paşinyan’ın kazanması durumunda ülkedeki öfkenin dinmeyeceği ve protesto gösterilerinin devam edeceği ifade ediliyordu. Buna şimdi bir de seçime yönelik usulsüzlük iddiaları eklendi.

Bu yönüyle Ermenistan’ın kısa süre içerisinde siyasi huzura kavuşmasının zor olduğu ve yeni bir seçime gidebileceği belirtiliyor.

ERMENİSTAN NEDEN ERKEN SEÇİME GİTTİ?

Ülkede 2018’de yapılan halk devriminin ardından iş başına gelen Batı yanlısı Nikol Paşinyan, on yıllardır devam eden yolsuzlukları sonlandıracağı ve yoksulluğu bitireceği vaadinde bulunmuştu. Ancak geçen yıl 6 bin kişinin hayatını kaybettiği Karabağ’daki yenilgi halk nezdinde tam bir hayal kırıklığı meydana getirdi.

Erivan yönetimi, 1990’daki savaşta Azerbaycan’dan alınan toprakların önemli bir kısmını geri vermek zorunda kaldı. Bu yenilginin ardından halk protestoları baş göstermiş ve Paşinyan’ın istifasını isteyen birçok gösterici meclisi işgal etmişti.

Ermenistan Genelkurmay Başkanı Onik Gasparyan ve üst düzey komutanlar, 25 Şubat’ta Başbakan Paşinyan’ı istifaya çağıran bir bildiriye imza atarak, Paşinyan’a ‘muhtıra’ vermişti. Paşinyan ise hemen Genelkurmay Başkanı Gasparyan’ı görevden aldığını duyurmuştu.

Muhalefet yanlısı tutum sergileyen Cumhurbaşkanı Sarkisyan, Gasparyan’ın görevden alınmasına ilişkin 2 kararnameyi imzalamadı ve Anayasa Mahkemesi’ne gönderdi.

Paşinyan, ordu komutanlarının kendisine yönelik istifa çağrılarını “darbe girişimi” olarak nitelendirdi.

Başbakan Paşinyan, aylarca süren protestoların ardından 25 Nisan’da parlamento seçimlerinin önünü açmak için istifa ettiğini açıkladı ancak seçime kadar geçen süre içinde başbakanlığa devam etti.

Ermenistan’da batı yanlısı Paşinyan ile Rusya yanlısı Koçaryan seçimde yarışıyor

Okumaya devam et

Analiz

HDP iddianamesi kabul edildi ama kapatma kararı çıkacak mı?

Anayasa Mahkemesi, eksik olduğu gerekçesiyle 31 Mart tarihinde iade ettiği HDP’nin kapatılması talebiyle hazırlanan iddianameyi bu kez kabul etti. HDP’nin savunmasının ardından AYM üyeleri kapatma talebini esastan görüşecek. Kapatma talebi 15 üyeli AYM’de 3’te 2 oy çokluğuyla yani 10 üyenin oyuyla karara bağlanacak. Kararı verecek AYM’nin 7 üyesini Erdoğan atadı.

BOLD – Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin’in HDP’nin kapatılması talebiyle hazırladığı iddianameyi kabul etti.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin, eksik olduğu gerekçesiyle 31 Mart’ta iade edilen HDP iddianamesini yeniden hazırlayarak 7 Haziran tarihinde mahkemeye göndermişti. Raportör, ilk incelemesinin ardından iddianamenin kabul edilmesi yönünde görüş bildirdi. AYM Genel Kurulu, bugün davaya ilişkin yaptığı ilk incelemede oybirliğiyle iddianamenin kabulüne karar verdi. AYM, ilk inceleme sırasında partinin hazine yardımlarının bulunduğu banka hesabına tedbiren bloke konulması talebini ise reddetti.

HDP DAVASINDA SÜREÇ NASIL İŞLEYECEK?

HDP iddianamesinin kabul edilmesinin ardından AYM’de kapatma davası süreci ise HDP’nin Anayasa Mahkemesinin tanıdığı süre içinde ön savunmasını vermesiyle devam edecek. HDP, savunma için ek süre isteyebilecek.

Parti tarafından ön savunmanın verilmesinin ardından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Şahin esas hakkındaki görüşünü sunacak. Bu görüş de HDP’ye gönderilecek. Daha sonra Anayasa Mahkemesi’nin belirlediği tarihlerde Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı sözlü açıklama, HDP yetkilileri de sözlü savunma yapacak. Bütün sürecin ardından davaya ilişkin bilgi ve belgeleri toplayacak raportör, esas hakkındaki raporunu hazırlayacak. Bu süreçte Başsavcılık ve HDP ek delil ya da ek savunma sunabilecek.

10 ÜYENİN OYUYLA KARAR VERİLECEK

Raporun, mahkeme üyelerine dağıtılmasının ardından AYM Başkanı Zühtü Arslan, toplantı için bir gün belirleyecek ve kapatma talebi esastan görüşülecek. HDP hakkındaki kapatma davasını 15 kişiden oluşan Anayasa Mahkemesi heyeti karara bağlayacak. Kapatma ya da kapatılmama kararı üyelerin 3’te 2 oy çokluğuyla yani 15 üyenin 10’unun oyuyla verilebilecek.

KAPATMA HALİNDE 5 YIL SİYASET YASAĞI GETİRİLECEK

Anayasa Mahkemesi’nin, siyasi yasak istenen partililerin beyan ve eylemleriyle odak haline geldiğinin tespiti halinde partinin kapatılmasına ya da Hazine yardımından mahrum bırakılmasına hükmedilebilecek. Partinin kapatılmasına karar verilmesi durumunda 451 HDP’linin bir bölümü siyasi yasaklı olacak. Bu kişiler 5 yıl süreyle bir başka partinin kurucusu, üyesi, yöneticisi ve deneticisi olamayacak. Siyaset yasağı istenen isimler arasında Selahattin Demirtaş, Mithat Sancar, Pervin Buldan, Sırrı Süreyya Önder, Sebahat Tuncel, Figen Yüksekdağ Şenoğlu, Sezai Temelli, Adil Zozani, Meral Danış Beştaş’ın da olduğu HDP’liler bulunuyor.

AYM’NİN 7 ÜYESİNİ ERDOĞAN SEÇTİ

HDP davasında karar verecek 15 üyeli AYM’nin 7 üyesi AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan tarafından seçildi. Erdoğan, en son eski İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı İrfan Fidan’ı AYM’ye seçmişti. AYM Başkanı Zühtü Arslan’ın da bulunduğu 5 isim ise 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından atandı. 3 isim ise TBMM tarafından seçildi.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Şahin, iddianamenin 843 sayfa olduğunu, 451 HDP’li hakkında siyasi yasak istendiğini ve partinin hazine yardımlarının bulunduğu banka hesabına tedbiren bloke konulmasının istendiğini söylemişti.

AYM TARİHİ BİR FIRSATI HEBA ETTİ

HDP Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Mithat Sancar, MYK üyeleriyle birlikte HDP’ye açılan kapatma davasının iddianamesinin AYM tarafından kabul edilmesine ilişkin açıklama yaptı. Mithat Sancar, şunları söyledi: “Bu iddianame MHP Genel Merkezi’nde hazırlanmış, sarayın hukuk birimlerinde son şekli verilmiş ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na iletilmişti. Davanın savcısının bizzat iktidarın kendisi olduğunu herkes görmelidir. Bu davanın savcısı nasıl iktidarsa bu davanın gerçek avukatı da bizzat halkın kendisidir. HDP’yi kapattırmayacağız. Bu davada verilecek karar sadece HDP’ye yönelik olmayacaktır. AYM, HDP’yi kapatma kararı verirse kendini kapatma kararını da vermiş olacaktır. Biz kararlıyız, HDP’yi sonuna kadar savunacağız, kimsenin şüphesi olmasın HDP’yi yaşatacağız. AYM, iddianameyi kökten reddetme fırsatına sahipti. Bunu yapması için de yeterince hukuki ve vicdani sebep mevcuttu. AYM iddianameyi reddetmiş olsaydı demokrasi umudu adına önemli bir mesaj vermiş olacaktı. AYM, tarihi bir fırsatı heba ettiğini açıkça söylemek zorundayız. AYM’nin bundan sonraki süreçte bu vebali ortadan kaldıracak bir tutum sergilemesi yönünde beklentimizi korumak istiyoruz. Bu davanın iddianamesi hazırlayan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı değildir.”

314. madde sopası: 426 bin soruşturma 264 bin kişiye ceza

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0