Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Özlem Zengin’den çıplak arama savunması: Onurlu kadın, ahlaklı kadın bir sene beklemez

Çıplak arama yeniden Meclis gündemine geldi. HDP Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, Meral Danış Beştaş ve AKP’li Özlem Zengin arasında dün gece gergin bir tartışma yaşandı.

BOLD – AKP’li Grup Başkanvekili Özlem Zengin, HDP Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun gündeme getirdiği çıplak aramaya dün akşam TBMM Meclis İnsan Hakları Komisyon toplantısında cevap verdi. İddiaları sert bir dille reddeden Zengin, “O dediğiniz yerde (Uşak) böyle bir şey olmadı. Bir kadını çıplak arayacaksın, dakikasında bundan rahatsızlığını beyan eder, bir sene beklemez. Onurlu kadın, ahlaklı kadın bir sene beklemez” dedi.

Gözaltı merkezlerinde ve cezaevi girişlerinde yapıldığı belgelerle kanıtlanan çıplak aramanın kurgusal bir hareket olduğunu iddia eden Zengin, çıplak aramaya maruz kalan mütedeyyin kadınları yine yalancılıkla itham etti. Çıplak aramaya uğrayan Yüksel Direnişçileri Acun Karadağ, mimar Alev Şahin’i örnek gösteren Ömer Faruk Gergerlioğlu’nu “fetöcü” diye hedef gösterdi. HDP Milletvekili Meral Danış Beştaş ise Zengin’in “onurlu kadın, ahlaklı kadın bir sene beklemez” açıklamasını talihsiz bulduğunu ifade etti.

Ömer Faruk Gergerlioğlu, Eylül 2020’de Uşak Emniyeti’nde çıplak aramaya maruz kalan 27 kız öğrenciyi Meclis’te birkaç ay önce de gündeme getirmişti. Konuyla ilgili Euronews’e açıklama yapan Zengin, Türkiye’de çıplak arama olmadığını inandığını söylemiş, özellikle mütedeyyin kadınlara bunun yapılmasını asla kabul edemeyeceklerini belirtmişti.

ÇIPLAK ARMAYLA İLGİLİ GERGİN TARTIŞMALARIN YAŞANDIĞI MECLİS TUTANAĞI

ÖMER FARUK GERGERLİOĞLU (Kocaeli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; buradaki son Genel Kurul konuşmamda, İzmir’de evi ağır hasar alan KHK’yle ihraç edilmiş bir kişinin belediyeden yardım almasına rağmen Vakıfbank tarafından kendisine “Yasaklı T.C.’n var kardeşim.” diye bu yardımın verilmediğini anlatmıştım. Mağdur anlatıyor, ertesi sabah Vakıfbank İzmir, şahsı aramış, kem kümlerden sonra “Gelin paranızı ödeyelim.” demiş. Ama Ankara’daki Vakıfbank, Ankara Büyükşehir Belediyesinin verdiği yardımları KHK’lilere yine vermiyor.

Değerli arkadaşlar, biz bu iktidarların keyfî muamelelerine karşı her zaman tek tek mi mücadele edeceğiz? Yani bu nasıl bir dışlamadır, nasıl bir Nazi muamelesidir anlamak mümkün değil. Bu ülkede iktidarlar kendilerine muhalif olan herkesi dışlamaya çalıştı ama bir de kronik muhalifler var. Bakın, bir kadın avukat arkadaşım bana ne dedi biliyor musunuz? “Ben bu devletten 4 kez dışlandım, 4K’liyim.” “Nedir o 4K?” dedim. “Kadınım, Kürt’üm, Kızılbaş’ım, komünistim.” dedi. Şimdi, bu iktidar 4K’ye beşinci K’yi ekledi, KHK’lileri de bu soykırıma eklemiş oldu.

Şimdi, bakın apaçık çıplak gerçekleri söylüyoruz ama gözleri var görmeyenler bunları kabul etmiyor. “Çıplak arama.” dedik, kabul etmediler. Şimdi, herkes biliyor Türkiye’de çıplak arama var, 1 kişi bile itiraz edemez. Ben çıplak aramayı ısrarla burada söyledim, Türkiye gündemi oldu, kalkıp bize “FETÖ’cü.” dediler. Sayın Özlem Zengin’in sözlerini unutmadık, kendisinden şu göstereceğim örneklerden sonra bir özür de beklerim.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Ben sizden özür bekliyorum. Ben sizden özür bekliyorum ama siz beni hedef gösteriyorsunuz. Ben sizden özür bekliyorum.

ÖMER FARUK GERGERLİOĞLU (Devamla) – Bakın, size önemli örnekler vereceğim: Özlem Zengin’in bu beyanlarından on gün öncesinde Anayasa Mahkemesinin apaçık kararı var, insanların bundan haberi olması lazım. 3 Aralık 2020’de savcılığın takipsizlik verdiği bir karar için, çıplak arama için AYM, ihlal kararı vermiş ve daha sonra birçok mahkeme evrakı var. “Bize bilgi, belge getir.” diyorlar; işte, size bilgi, belgeler; binlerce belge var.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Nerede bilgi, belge? Yalancı, vicdansız ya!

ÖMER FARUK GERGERLİOĞLU (Devamla) – Bitmedi, bakın, bu kişi kim? Acun Karadağ, KHK’li bir öğretmen, Yüksel direnişçisi, Sincan Cezaevinde ne yaptılar biliyor musunuz? Utanmak lazım, 52 yaşındaki bu kadını anadan üryan soydular, 2 kez çıplak otur, kalk yaptılar. Acun Karadağ diyor ki: “Ben bedenimden utanmam ama bana bu işi yapan 3 görevlinin, kin ve nefret içinde bunu yapanların utanması lazım.”

Bitmedi, bakın, Alev Şahin, KHK’li bir mimar, idealist bir insan “Sincan Cezaevinde bana çıplak arama yapıldı.” dediği için bir ay görüş cezası aldı. Bu ülke böyle bir yer.

Dilek Hatipoğlu, Hakkâri eski belediye eş başkanımız, kamerasız bir yerde çıplak arama yapıldı, darbedildi. Değerli arkadaşlar, Türkiye böyle bir yer.

Şimdi, siz bunları inkâr etmeye çalışıyorsunuz. Ben barış istediğim için, Kürt meselesinde adil bir çözüm istediği için işinden ihraç edilen 30 yıllık bir hekimim. Bundan dolayı bana “Terörist.” dediler. 28 Şubat döneminde de “Terörist.” dediler, başörtüsü yasağına karşı büyük bir mücadele sergiledim, yine “Terörist” dediler; her devrin zalimi “Terörist” dedi bana. Allah’a şükür ben haktan, hukuktan ayrılmadım. (HDP sıralarından alkışlar)

Şimdi, bakın, ben bir doktorum arkadaşlar; benim için barış önemlidir, hayat önemlidir, can önemlidir. Ben, bakın, kalbi durmuş insanlara, bebeklere, çocuklara, kadınlara, erkeklere, yaşlılara kaç kez kalp masajı yaptım ve elimin altında kalbi atmaya başladı biliyor musunuz? Bu nasıl bir duygudur biliyor musunuz? Canın geri geldiğini hissetme duygusunu bütün sağlıkçılar çok iyi bilir, mutluluk içinde birbirimize sarılırdık ve ben o sırada tüm sağlık çalışanlarına bakıp onların o kan ter içindeki çırpınışlarına bakıp derdim ki: Ya ne kutsal insanlar bunlar, ne kutsal bir iş yapıyoruz. Candır, arkadaşlar can kurtarmak. Biz, can almak için değiliz, kin nefret için yaşamıyoruz; merhamet, vicdan ve hak için yaşıyorum ben bu dünyada, bunun peşinde koşuyorum ve bize karşı kalkıp böyle iftiralarla uğraşıyorlar. Peygamber Efendimiz’e de iftiralar edildi; “Yalancı, kâhin, düzen bozan.” denildi.

ÖMER FARUK GERGERLİOĞLU (Devamla) – Allah şükür biz de hak yolunda koşuyorsak bize de böyle iftiralarla saldırılıyorsa yarın öbür gün gelip herkes bundan da özür dileyecektir, bunu da adım gibi biliyorum.

Teşekkür ediyorum. (HDP sıralarından alkışlar)

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Özlem Hanım, buyurun.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Ben, kürsüden söz rica edeceğim Sayın Başkan.

BAŞKAN – Buyurun.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Kürsüye gideyim yani veya üşendim vallahi, değmez hiç.

BAŞKAN – Buyurun Özlem Hanım.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Üşeniyorum artık ya, vallahi üşeniyorum yoksa gecenin son şeyi…

Şimdi Sayın Başkanım, doğrusu, belki şimdiye kadar çoktan konuşmak lazımdı çünkü kürsüde konuşan hatip bayağıdır beni hedef gösteriyor; ne zaman bir konuşma yapsa, kürsüye gelse “Özlem Zengin”, televizyon programına çıkıyor “Özlem Zengin”…

ÖMER FARUK GERGERLİOĞLU (Kocaeli) – Hiç birine cevap veremiyorsun ki, tek birine bile cevap veremiyorsun.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Bir saniye… Verememek değil, hayır. Ben şimdiye kadar hatta geçenlerde oğlumla bir program izliyoruz, dedim ki: “Oğlum, bu beyefendi benim adımı anmadan bir konuşma yapamaz.” Tak, adımı söyleyiverdi; aynen böyle oldu, muhakkak benim adımı söyleyecek. Şimdi, neden?

ÖMER FARUK GERGERLİOĞLU (Kocaeli) – Özür dileyene kadar.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Ya, lütfen bir susar mısınız? Madem çok konuştunuz, bir dinleyin, bak ne güzel cevap veriyorum. Cevap veremediğim için değil, ben sizin ne yapmaya çalıştığınızı gayet iyi biliyorum, bu FETÖ’cü taktiği. Nasıldır? Şöyledir, şimdi bu insanlar şunu yapmaya çalışıyorlar: Vakti zamanında bu başörtüsü yasakları varken malum FETÖ’cülerin başındaki adam ne demişti? “Başörtüsü füruattır” demişti yani bizim başörtüsüyle alakalı mücadelemizi…

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Açar mısınız Sayın Başkanım.

BAŞKAN – Bir dakika, buyurun Özlem Hanım.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – …sonuna kadar baltalamıştı. Şimdi çıkıyorlar, hapishanede ne kadar FETÖ’cü kadın varsa -aman Allah’ım- başörtüsü savunucusu oldular, başörtüsü. Daha evvel bunu reddedenler, bunun savunucusu oldular ve şu benim üzerimden… Ben, FETÖ’cülerin malzemesi değilim, ben AK PARTİ Grup Başkan Vekiliyim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Herkes haddini bilsin. Bu manada şunu söyleyeceğim, şunu söyleyeceğim, şu yapılmak isteniyor yani demek isteniyor ki ben hedef gösterilerek: “Bir sürü başörtülü kadına bu iğrençlik yapılıyor ve Özlem Zengin, başörtülü bir kadın, başörtülü Grup Başkan Vekili buna müsaade ediyor.” Ya, bu olacak iş değildir, siz bunu yapmaya çalışıyorsunuz.

ÖMER FARUK GERGERLİOĞLU (Kocaeli) – Üstünü örtmeye çalışıyorsunuz.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Siz kendi kampanyalarınızı, kendi adamlarınız, Hüda Kaya üstünden yapın, kendi adamlarınız üzerinden yapın. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Siz, benim adımı niçin kullanıyorsunuz kampanyanız için? Bu yetmiyor, bu yetmiyor, bu yetmiyor, ne kadar yurt dışına kaçmış FETÖ’cü varsa benim adımı yazarak, “mention”layarak haber, haber, haber, haber, haber…

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Sayın Başkanım, bir saniye, bu önemli bir konu.

BAŞKAN – Bir dakika, buyurun Özlem Hanım.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Bir defa olay şudur: Konu Uşak’la alakalı; bir televizyon programına katılıyorum, televizyon programında günü gününe Uşak’la alakalı kanaatim soruluyor. Ben bir avukatım, avukat olduğum için de hukuk kaidelerinin ne olduğunu gayet iyi bilirim ve bütün hukuki mevzuatların yanlış uygulaması var mıdır? Olabilir, maalesef hayatın içinde olabilir. Mevzuatın varlığı farklıdır ama bu uygulamalar hukuka uygun yapılmıyorsa, bu itirazın karşısında ben sonuna kadar varım, bunu burada en çok söyleyen insanlardan birisiyim.

BAŞKAN – Peki, peki.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Başkanım, lütfen, bu önemli bir konu.

Ve nihayetinde bunu şuraya bağlayacağım, bunu şuraya bağlayacağım: Orada verdiğiniz cevabı ki ben hâlâ sözümdeyim, o dediğiniz yerde böyle bir şey olmadı, görüntülerle ispatlandı…

ÖMER FARUK GERGERLİOĞLU (Kocaeli) – Suç duyuruları yapıldı, suç duyuruları.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Bakan Yardımcısı gitti, ilan etti…

ÖMER FARUK GERGERLİOĞLU (Kocaeli) – 3 kişi en az suç duyurusu yaptı, yalana devam etmeyin.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Suç duyurusu olaydan hemen sonra olur, bir kadını çıplak arayacaksın -bak, Dilek Hanım öyle söylüyor- bu kadın buna eğer maruz kalıyorsa dakikasında bundan rahatsızlığını beyan eder, bir sene beklemez.

ÖMER FARUK GERGERLİOĞLU (Kocaeli) – Suç duyuruları yapılmıştır.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Başkanım, bir dakika…

BAŞKAN – Özlem Hanım, bir dakika, mikrofonu açayım.

ÖMER FARUK GERGERLİOĞLU (Kocaeli) – Yalan atıyor ama.

BAŞKAN – Buyurun.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Onurlu kadın, ahlaklı kadın bir sene beklemez. Bu, kurgusal bir harekettir ve biliyoruz ki size bir “Aferin.” geldi. Hapisteki bu çıplaklıkla alakalı mevzuyu başlatan FETÖ’cü kadınlara bekledikleri yerden bir takdirname geldi.

O yüzden, değerli arkadaşlarım, bizim adımızı hiçbir şey için suistimal etmeyin. Ben kime cevap vereceğime, ne zaman cevap vereceğime kendim karar veririm. Ne ben ne arkadaşlarım ne de AK PARTİ sizin kampanyanızın yüzü değil, kendi işinizi kendiniz görün.

Teşekkür ederim. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Sayın Başkan…

BAŞKAN – Sayın Beştaş, buyurun.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Sayın Başkan, gündemimiz bitmek üzereydi ama maalesef böyle bir tartışma yaşandı.

ABDULLAH GÜLER (İstanbul) – Meral Hanım, arada biz de bağırabilir miyiz onun yaptığı gibi?

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Biz de bağıralım, evet; biz de bağıralım, iyi olur.

BAŞKAN – Tamam…

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Takdir sizin, bağırın.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – He, cevap veremiyormuşuz.

BAŞKAN – Bir dakika… Sayın Beştaş’ın konuşmasını dinleyelim.

ABDULLAH GÜLER (İstanbul) – Saygısızlığını kabul ediyorsunuz, değil mi?

BAŞKAN – Abdullah Bey…

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Yani sanki hiç bağırmıyor gibi davranıyorsunuz da biz bazen kürsüde kendi sesimizi duymuyoruz. Şimdi, bir tanesi…

ABDULLAH GÜLER (İstanbul) – Saygısızlığını kabul ediyorsunuz, değil mi?

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Ne saygısızlığı ya?

BAŞKAN – Sayın Beştaş, buyurun.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Bu Mecliste bize neredeyse…

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Saygısızlık kabul olacak.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Daha biraz önce yaptılar, yapmayın yani.

GARO PAYLAN (Diyarbakır) – Biraz önce bana ne yaptılar acaba ya?

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Az önce yapıldı daha ya.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Hayret bir şey, hiçbir şey yokmuş gibi de “Cevap ver.” diyor.

BAŞKAN – Sayın Beştaş, buyurun.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Şu hâle bak ya! Sen kimsin ben sana cevap veremeyeceğim!

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Sayın Başkan, bir kere, Sayın Zengin’in konuşmasında o kadar büyük…

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Hiç değil.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – …o kadar büyük itiraz noktaları var ki…

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Hiç yok.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Bir kere, biz hak ve hukuk meselesine…

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Hiç yok.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – …yasa meselesine kimin hangi örgüt, hangi bilmem terör, hangi “törörö” üzerinden bakmıyoruz. Biz suçlu olanların bile -velev ki, velev ki hükümlü olsun- yine de onların bile hukuk devleti çerçevesinde yasalara göre hak ve özgürlüklerinin korunması gerektiğini savunuyoruz.

BAŞKAN – Buyurun.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Bunu bizim savunmamızdan ziyade bu, hukuk devleti olmanın gereğidir, bir parlamenterin de ilk görevidir.

Şimdi, Hüda Kaya… “Adam” diyor önce; Hüda Kaya, bir kadın. Hüda Kaya, bu Parlamentonun bir üyesi. Hüda Kaya, bu halkın oylarıyla seçilmiş bir milletvekili.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Ben değil miyim, ben değil miyim?

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Siz de öylesiniz tabii ki, siz de öylesiniz.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – O zaman beni niçin kampanya yapıyor?

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Ben bitireyim. Bakın, sizi…

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Hayır, lütfen ya, lütfen ya..

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Lütfen ama…

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Ben size kavga için söylemiyorum.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Özlem Hanım, ben sizi dinledim.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Bütün sözlerim Ömer Faruk…

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Ama Hüda Kaya’yı doğrudan hedef gösterdiniz siz de.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Bütün sözlerim…

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Yani siz de hedef gösteriyorsunuz.

BAŞKAN – Özlem Hanım, dinleyelim Sayın Beştaş’ı.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Ben dinlemeyi bilirim Başkanım, lütfen, ben dinlemeyi bilirim; dinlemem gereken şeyi dinliyorum ben.

BAŞKAN – Buyurun.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Şimdi, hem Sayın Gergerlioğlu hem Sayın Kaya bu Parlamentonun üyesidirler, en az benim kadar, Sayın Zengin kadar bu statüye sahip ve haklara sahiptirler.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Olmadığını söyleyen kim? Olmadığını söyleyen kim?

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Biz birbirimize bu şekilde yok “FETÖ’cü” yok “Şu’cu, bu’cu” deme gibi bir hakkımız yok. Bu hakkımız yok, yani bunu kabul edelim. Yani bu ülkede herkesi bir sıfatla suçlamanın…

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – O zaman bu lafı da arkadaşlarınıza söyleyin. Beni suçlarken onlara söyleyin bu lafları.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Beştaş.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – …bir izahı yoktur, Sayın Zengin’e yapılsa ilk başta karşısında ben dururum, bir kadın olarak ve parlamenter olarak bunun karşısında dururum.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Günlerdir benim hakkımda kampanya yaptılar, gıkınızı çıkarmadınız, hepiniz toplaştınız, nasıl bir şeydir ya, yazıklar olsun ya! Yazıklar olsun!

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Bunu bütün Parlamentoya söylüyorum yani bu ithamları kabul etmiyoruz.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Bütün, toplaşıp saldırıyorsunuz cümbür cemaat, sesiniz çıkmıyor. Şu hâle bak!

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Sayın Başkan, son olarak, son olarak çıplak arama konusundaki tartışma şuradan kaynaklandı.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Çıplak arama umurunda olan dakikasında şikâyet eder, dakikasında şikâyet eder.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – O zaman, ben de buradaydım, Sayın Özlem Hanım dedi ki: “Ben inanamıyorum.” Ve ben buradan çok iyi hatırlıyorum, AYM kararını, İnsan Hakları Komisyonu belgelerini, yönetmeliği getirerek dedim ki: “Bu, yönetmelikten kaynaklanan bir uygulamadır.”

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Bir sene durmuş şikâyet… Bir sene, bir sene.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Ve bugün bile bir çıplak arama olayını bizim Eş Genel Başkan Yardımcımızın görüşmesiyle aktardım. Çıplak arama maalesef var, bu mevzuattan kaynaklanıyor, bizim yapacağımız bu Parlamentoda tek şey var, bu yönetmeliğin kaldırılması için el birliğiyle, hele hele kadınlar olarak…

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Bitiriyorum.

BAŞKAN – Buyurun Sayın Beştaş.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – …ortak olarak bunu kaldırmaktır, bütün gruplara yine çağrı yapıyorum, çıplak arama kime karşı yapılırsa yapılsın işkencedir, onur kırıcıdır, kabul edilemez. Bir de “Onurlu kadın, iffetli kadın bir yıl beklemez.” sözünü çok talihsiz buluyorum.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Evet, aynen, aynen, hiç… Aynen, aynen söylüyorum, aynen, aynen, aynen söylüyorum, hiç reddetmiyorum. Aynen söylüyorum, gayet iyi söylüyorum, aynen söylüyorum.

GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş) – Her kadının iffetini belirleyemezsiniz.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Ona ben karar veririm, ne söyleyeceğime, aynen, aynen ben söylüyorum, ben söylüyorum.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Bir kadın olarak karşımda olduğunuz için çok talihsiz buluyorum. Ben “iffetli kadın” ve “onurlu kadın” kadınların ayrılmasını asla kabul etmiyorum. Her kadın onurludur, her kadın iffetlidir, iffet bana sana göre değişmez, tamam mı? Bu subjektif bir kavramdır, bir kadın hakları savunucusu olarak…

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Ben de savunucusuyum, bal gibi söylüyorum.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt)- …bunu reddediyorum.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Sayın Başkanım bir cümle, tek bir cümle söyleyeceğim.

BAŞKAN – Teşekkürler Sayın Beştaş.

Buyurun Sayın Zengin.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Şimdi bakın Sayın Başkanım, ben bu konu için ya sabır, ya sabır, ya sabır… Eğer Meral Danış Beştaş Hanımefendi samimiyse…

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Samimiyim.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Bana aylarca saldırdı arkadaşlarınız; bakın, ben size gündüz anlattım meselenin ne olduğunu. Ben bu şekilde hedef gösterilmeyi hak edecek hiçbir şey yapmadım. Çıplak aramayla ilgili kampanya mı yapmak istiyorsunuz, ben size diyorum ki kendi milletvekilleriniz üzerinden yapın; örneklerinizi öyle gösterin, kendi arkadaşlarınızı… Ben sizin kampanyanızın yüzü olamam. Bakın, kaldı ki ifadelerin tamamını partinize değil, kürsüde konuşan kişiye söyledim. Yerine geçerken ne diyor “Cevap veremiyorsunuz.” Ne alakası var? Kaldı ki sabah söyledim, ben o dönemde rahatsızdım, Covid geçirdim, hastanede yattım. Bir de doktormuş, hiç olmazsa hasta haklarını hatırlaması lazım; önce biraz düşünmesi lazım; ha, bunların hepsini kenara koyuyorum. Ben bu sözleri söylerken, yıllarca hak mücadelesi vermiş biri olarak, bir avukat olarak, hayatı insan haklarını savunmakla geçen biri olarak söylüyorum; insan haklarını savunan insanlar başka insanların hakkını hukukunu koruyarak bunu yapar.

BAŞKAN – Buyurun.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Son cümle.

Kendi hukukunu anlatırken, başkasının hukukunu ayağının altına alıyorsan bir sorun vardır. Ben, hukukum ayaklar altına alındığı için cevap verdim, kürsüden bana saldırıldığı için ve söylediğim sözlerin tamamı başlangıçta kürsüde konuşanlar içindir.

Teşekkür ediyorum.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Sayın Başkan.

BAŞKAN – Sayın Beştaş kapatacağım, eğer devam ederseniz.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Kısa tutacağım.

AYLİN CESUR (Isparta) – Sayın Başkan, bir dakikayı bize çok gördünüz

BAŞKAN – Buyurun.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Sayın Başkan, ben Türkiye’de düşüncesi ne olursa olsun…

BAŞKAN – Tamam.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – …kadınlık kimliğine, cinsiyet kimliğine yönelik bir saldırı varsa…

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Var var, var; hakkımı korumanızı bekliyorum.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Asla parti ayrımı yapmam arkasında dururum. Burada söz veriyorum ve bunu pratiğimle gösterdim yaşamımda.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Var, aylardır bunu yapıyor aylardır. Her şeyde benimle işi; her televizyonda adımızı zikrediyor, her programda adımı söylüyor, her haberde.

Benim adımı ağzına almasın bu adam.

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) – Son olarak Sayın Zengin, maalesef bu tartışmadan çok rahatsızım yani diyor ki kendi hukukunu…

Şimdi, başkasının hukukuna saldırırken, “iffetli kadın” “onurlu kadın” ayrımı yaparken, iki milletvekilini terörist ilan ederken, bir partiye ait iddia ederken kendi sözleriyle çelişiyor, benim böyle bir sözüm yok. Böyle bir sözüm yok, olamaz; hiçbir zaman duymayacaksınız.

BAŞKAN – Peki, teşekkür ederiz.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Buradan ilan ediyorum, benim adımı ağzına almasın; gitsin kendi FETÖ’cü arkadaşlarının adını ağzına alsın, FETÖ’cü adamlarla uğraşsın.

ÖMER FARUK GERGERLİOĞLU (Kocaeli) – O zaman millete iftira atmayacaksın.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Aynen öyle; hepsini söylüyorum, hepsinin arkasındayım.

ÖMER FARUK GERGERLİOĞLU (Kocaeli) – O zaman millete iftira atmayacaksın.

ÖZLEM ZENGİN (Tokat) – Seni FETÖ’cü seni!

Gündem

AKP’li belediyenin skandal Ramazan kolileri

İzmir’in Bergama Belediyesi, 116 kişinin hayatını kaybettiği 6,6’lık deprem sonrası depremzedeler için toplanan gıda yardımlarını, aylarca bekleterek Ramazan kolisine dönüştürdü.

BOLD – Geçen Ekim ayında İzmir’in Seferihisar İlçesi’nde meydana gelen depremde 116 kişi hayatını kaybetti, 1034 kişi ise yaralandı.

Ajansbakircay haber sitesinde yer alan habere göre, yıkıcı depremin ardından Türkiye’nin her yerinden depremzedeler için gelen yardımlar valilik eliyle kaymakamlıklara gönderildi.

CHP’li Meclis Üyesi Selim Tok, depremzedeler için Elazığ, Balıkesir, Isparta, Gümüşhane gibi valiliklerden gelen gıda yardımlarının aylardır Bergama Belediyesi’nin tekstil fabrikası depolarında bekletildiğini ve Ramazan kolisine dönüştürüldüğünü ortaya çıkardı.

BAŞKANININ ADINI TAŞIYAN TORBALAR

Tok’un Bergama Belediyesi’nin tekstil fabrikasında tesadüfen karşılaştığı manzarayı anlatan CHP Bergama İlçe Başkanı Mehmet Ecevit Canbaz: “Bergama Belediyesi, İzmir depremi sonrası depremzedeler için ülkemizin değişik vilayetlerinden gelen yardımları depremzedelere dağıtmayarak ya da bir kısmını dağıtıp, bir kısmını ayırarak belediyenin depolarına kaldırdılar. Depremden tam altı ay sonra bugün, depremzedeler için alınan yardımlar belediye başkanının adını taşıdığı torbalarla Ramazan yardımı olarak dağıtılıyor. Bunu doğru bulmuyoruz, kamuoyunun bilgisine sunuyoruz” dedi.

KOLİLER DEPREM YARALARINI SARMAK İÇİN GELDİ

Propaganda amaçlı yapılan işlemi kınadığını söyleyen CHP Bergama Meclis Üyesi Selim Tok ise, “Tekstil fabrikasına tesadüfen yaptığımız bir ziyaret sonucunda, ülkemizin çeşitli vilayetlerinden yaraları sarmak için İzmir’e gönderilen gıda yardım kolilerinin belediye başkanı Hakan Koştu adını taşıyan torbalara konularak Ramazan yardımı olarak dağıtıldığını gördük” diye konuştu.

İktidarın cevap veremediği soru: 128 milyar dolar nerede?

Okumaya devam et

Gündem

Bildiriyi imzalayan amiralle Dolmabahçe Sarayında Balyoz davasını görüşmüş

Amiraller Bildirisine imza atan Atilla Kezek’in 2012 yılında dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan’la Ergenekon ve Balyoz davalarını görüştüğü ve tutuklu askerlerle ilgili rapor sunduğu ortaya çıktı. Cumhuriyet Yazarı Barış Terkoğlu, yazısında Erdoğan’ın Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğla ilgili “Tutuklanmasını hâlâ kabullenemiyorum” dediğini aktardı.

BOLD – Cumhuriyet Yazarı Barış Terkoğlu, Amiraller Bildirisine imza attığı gerekçesiyle gözaltına alınan ve serbest bırakılan 14 amiral arasında yer alan emekli Koramiral Atilla Kezek’in Deniz Kuvvetleri Kurmay Başkanıyken 2012 ve 2013 yıllarında Tayyip Erdoğan’la yaptığı görüşmeyi yazdı.

Terkoğlu yazısında, Kezek’in Dışarıdakiler isimli kitabında Erdoğan’la yaptığı görüşmeye dair notlarını yazdı. Kezek’in, Ergenekon-Balyoz davalarıyla denizcilerin nasıl tasfiye edildiğine dair bir dosya sunduğunu ve bu dosyanın Erdoğan tarafından saklandığını anlatan Terkoğlu, Kezek’in görüşmede Erdoğan’ın eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un tutuklanmasından rahatsızlık duyduğuna dair sözler sarf ettiğini aktardı.

BU BENDE KALABİLİR Mİ?

Kezek’in kitabında o ayrıntılar şöyle ifade edildi: “Bana, ‘Genelkurmay Başkanı’nın tutuklanmasını hâlâ kabullenemiyorum’ demişti. Sanki olanlardan o da rahatsızmış gibi bir izlenim edindim…Başbakan yapmış olduğum çalışmayı göstererek ‘Bu bende kalabilir mi’ diye sordu. Ben de bir kopyası olduğu için memnuniyetle kendisine teslim ettim.”

Emekli Koramiral Atilla Kezek

Emekli Koramiral Atilla Kezek, Kasım 2013’te Deniz Kuvvetleri Kurmay Başkanlığı görevinden istifa etmişti. Kezek’in Balyoz davasında verilen kararlara tepki olarak istifa ettiği belirtilmişti.

Barış Terkoğlu’nun yazısında şunlar kaydedildi:

Pazartesi günü, bu köşede hedefe konmuş amirallerin hikâyelerini okudunuz. Yine de eksik kaldı… Deniz Kuvvetleri Komutanlığı kurmay başkanıyken istifa eden Atilla Kezek’in, o yıllarda, iki kez Erdoğan’la görüştüğünü yazmıştım. Acaba iki kişi neler konuşmuştu?

ERDOĞAN: HÂLÂ KABULLENEMİYORUM

Yanıtını bulmak için Kezek’in kitabı “Dışarıdakiler”i açtım. (Galeati Yayıncılık) Kitapta anlattığına göre, görüşme Kezek’in isteğiyle gerçekleşmiş ve bunda “Kasımpaşalılık” etkili olmuştu:

“Çocukluğumda babamın teyzesi ve ailesi, Kasımpaşa’nın Kulaksız semtinin Sinanpaşa Mahallesi’nde oturuyordu. Dönemin başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ve ailesi ile aynı mahallede yakın komşuydular. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan beni hatırlamasa da kardeşimi tanıyordu. Kardeşim vasıtasıyla randevu talep ettim.”

“Randevu talebimden kısa bir süre sonra kabul cevabı geldi. Görüşme 1 Mayıs 2012 saat 14.00’te Ankara’da Başbakanlık’ta olacaktı” diyor Kezek. “Oldukça riskli bir işe girişmiştim” diye devam ediyor. Sadece eşi ve Deniz Kuvvetleri Komutanı Murat Bilgel’e haber verdiğini de ekliyor. (Kezek, Bilgel’in görüşmeye karşı çıktığını, buna rağmen gittiğini de not etmiş.)

Fetö takibinden kurtulmak için telefonunu kapatıp İstanbul’da bırakan Kezek, tam saatinde Erdoğan’ın odasına girdi:

“Önce mahalle ve akrabalar bilahare Kasımpaşa ve Okmeydanı sohbetinden sonra iş, ziyaretin esas konusuna gelmişti. Konuyla ilgisi olmadığından Başbakan’dan müsaade isteyip kardeşimi görüşme salonundan çıkardım.”

Devamını şöyle aktarıyor:

“Genel olarak Türk Silahlı Kuvvetleri’nin bir saldırıyla karşı karşıya olduğunu, başta Deniz Kuvvetleri personeli olmak üzere liyakatli, başarılı personelin hedefe koyularak tasfiye edilmeye çalışıldığını, Balyoz diye bir şeyin olmadığını, başta dijital belgeler olmak üzere, belgelerin sahte olduğunu kendi üslubumla anlatmaya çalıştım. Deniz Kuvvetleri’nde en önemli muharip görevlerden olan fırkateyn komutanlıklarının doldurulamadığını, bu zafiyeti gidermek için makineci personelin komutan yapılmaya başlandığını anlattım.”

Sohbetin geldiği nokta ne yapılabileceğine kilitlenmiş görünüyor:

“Kendisinin arkadaşlarımızın suçsuzluğunu görüp inandığını belirtmesi halinde her şeyin yoluna gireceğini söylediğimde, bu konuda bir şey söylemesi halinde herkesin ve basının ‘yargıya müdahale’ diye saldırıya geçtiğini söyledi.”

Kezek, bir ayrıntı daha veriyor:

“Bana, ‘Genelkurmay Başkanı’nın tutuklanmasını hâlâ kabullenemiyorum’ demişti. Sanki olanlardan o da rahatsızmış gibi bir izlenim edindim.”

2013’TE DOLMABAHÇE’DE GÖRÜŞTÜLER

Kezek’in anlattığına göre, kumpaslar tam gaz devam etti. TSK’de tasfiye davaları sürüyordu. İkinci bir adım attı. Bir kez daha randevu istedi. 20 Temmuz 2013’te Başbakan’ın Dolmabahçe’de kabul edeceği söylendi. Bu kez eşinden başka kimseye haber vermemişti. Yine de içi içini yiyordu:

“Bir taraftan da yaptığımı sorguluyordum. Her zaman iftihar ettiğim, meslek hayatım boyunca her yerde söylediğim Kasımpaşalılığımın o günlerde parmaklıklar arkasında da herkes tarafından olmasa da bir kısım arkadaşım tarafından, fısıltı halinde bir şeylere bağlanmaya çalışıldığını biliyordum.”

Kezek, ikinci karşılamadaki havayı şöyle anlatıyor:

“Başbakan yine ayakta ve oldukça sıcak karşıladı. Oturduk, genel kısa bir sohbetten sonra doğrudan konuya girdim.”

Bu kez daha somut konuşmuştu:

“Olayların zirve yaptığı 2009-2012 yılları arasında Deniz Kuvvetleri’ndeki kadro ve atamaları mercek altına alıp kritik görevlerde bulunan ve kumpasa uğrayan personel ile ilgili bir çalışma yapmıştım.(…) Başbakan, ‘Yan tarafa geçelim’ dedi. Geçtik ve yaptığım çalışmayı masanın üzerine serdim…”

Emekli Tuğamiral Ertürk: Gözaltı şartları onur kırıcı ve çok zordu

Okumaya devam et

Gündem

Emekli Tuğamiral Ertürk: Gözaltı şartları onur kırıcı ve çok zordu

Amiraller Bildirisi’nde imzası olduğu gerekçesiyle gözaltına alındıktan sonra adli kontrol şartıyla serbest bırakılan Emekli Tuğamiral Türker Ertürk, Ankara Emniyetindeki 8 günlük gözaltı sırasında yaşadıklarının onur kırıcı olduğunu söyledi.

BOLD – Amiraller Bildirisi nedeniyle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturmada 8 gün gözaltında tutulduktan sonra adli kontrol şartıyla serbest bırakılan emekli Tuğamiral Türker Ertürk, gözaltında yaşadıklarını anlattı.

HIRSIZLIK MI YAPTIK?

Cumhuriyet’e konuşan Ertürk, polisin gözaltına almasına tepki gösterdi. Ertürk, “31 yıl vatanına hizmet etmiş, sicilinde en ufak leke olmayan bir insana böyle bir muamele yapılamaz. Sabah 6’da eve geliyorsun birçok polis ne yaptık biz? Kaçakçılık mı yaptık, adam mı öldürdük, hırsızlık mı yaptık , ihalelerden komisyon mu aldık, kokain mi kullandık yoksa kokain mi sattık? Nedir bu? Bana şu saatte şurada ol, ifadeni alacağız deseler giderdim” ifadelerini kullandı.

CEZALANDIRILDIĞIMI DÜŞÜNÜYORUM

Yaşadıklarının bir cezalandırma süreci olduğunu savunan Ertürk, “Benim dijital materyalimi incelemek istiyorlardı ve el koydular zaten. Peki 8 gün süresince benim kaçma şüphem var mı, delilleri karartma şüphem var mı? Yok. Peki neden 8 gün gözaltında tutuldum? Bunlar doğru şeyler değil, gerçekten üzücü. Bazen bizim gibi az gelişmiş veya gelişmesini, çağdaşlaşmasını henüz tamamlayamamış ülkelerde ne yazık ki vatana hizmet zaman zaman cezalandırılıyor. Ben bu konuda cezalandırıldığımı düşünüyorum” diye konuştu.

YEMEKLER ÇOK AZ VERİLDİ

Gözaltı şartları hakkında da konuşan Ertürk, şunları söyledi: “Uygun şartlarda gözaltı yaşamadık. Kötü bir davranış söz konusu değildi ancak şartlar onur kırıcı ve çok zordu. Emekli amirallerin yaşlarının ileri olduğunu düşünürsek beslenmenin de çok kötü olduğunu değerlendirirsek ve pandemiden dolayı daracık alanlarda onları böyle yaşamaya zorlamak iyi bir uygulama olmamıştır. Yemeklerde tuz, yağ, protein, vitamin yoktu ve miktar çok çok azdı. Bu şekilde vücudun bağışıklık sistemi ve direnci çöküyor. Kolaylıkla hastalığı kapacak duruma geliyorsunuz. Bu konuyu fazla istismar etmek istemiyorum. Biz askeriz, denizciyiz zor şartlara alışığız ama yaşları ilerlemiş hastalıkları olan emekli amirallere böyle davranmak doğru olmadı. Çağdaş ve demokrat bir Türkiye’yi böyle kuramayız.”

Cemaat soruşturmalarında gözaltına alınanlarla aynı hücreye kapatıldıklarını söyleyen Ertürk, “Bunu sorduğumuzda şartlar nedeniyle olduğu ifade edildi. Aynı zamanda FETÖ soruşturulması yapıldığından başka yer olmadığını dile getirdiler. Bence bu iyi bir mazeret değildi” dedi.

RÜTBELERİMİZ GENETİK SÖKÜLEMEZ

Rütbelerinin idari kararla sökülüp sökülmeyeceğiyle ilgili soru üzerine Ertürk, “Rütbelerin sökülmesi söz konusu bile olamaz. Bu çok yanlış ve düşünülmeden söylenmiş bir sözdür. Bizim yaşamamız vatana hizmetle geçmiştir. Hatta genetik devamlılığı içinde bulunduğumuz ailelerimiz, vatan ve millete hiç suç işlememiş aksine vatana ve millete hizmet etmiş ailelerin çocuklarıyız” ifadelerini kullandı.

Cezaevlerinde onlarca Ahmet Altan özgür kalacağı günü bekliyor

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0