Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Erdoğan, görüşemediği Biden’e medya üzerinden mesaj gönderdi

ABD’nin İran ambargolarını delmekle suçlanan kamu görevlileri ve siyasilerin yargılandığı Halkbank davasına sayılı günler kala AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan, seçildiğinden beri görüşemediği ABD Başkanı Biden’e medya üzerinden ”iş birliğimizi güçlendirmek istiyoruz” mesajı gönderdi.

BOLD – AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Türk Amerikan Ulusal Yönlendirme Komitesi’nin (TASC) televizyon kanalı TASC TV’nin kesintisiz yayın hayatına başlaması dolayısıyla gerçekleştirilen özel programa video mesaj gönderdi. Erdoğan mesajında, ”Yeni Amerikan yönetimiyle iş birliğimizi daha da güçlendirmek istiyoruz” dedi.

MÜTTEFİKLERİMİZDEN GARA KONUSUNDA NET TUTUM BEKLİYORUZ

Türkiye ve ABD arasında ortak çıkarlara dayalı, güçlü, kapsamlı stratejik müttefiklik ilişkisi olduğunu belirten Erdoğan, son dönemde Türk-Amerikan dostluğunun ciddi şekilde test edildiği bir süreç yaşadıklarını öne sürdü. Erdoğan, “Küresel barış ve istikrar hedefiyle çalışan tüm ülkelerin terörle mücadele konusunda ortak bir zeminde buluşması, teröre karşı ilkeli ve tutarlı hareket etmesi, bu bakımdan büyük önem arz ediyor. Bilhassa geçen hafta yaşanan 13 insanımızın şehit edildiği kalleş terör saldırısı sonrasında, tüm müttefiklerimizden net bir tutum bekliyoruz” diye konuştu.

YENİ ABD YÖNETİMİYLE İŞBİRLİĞİMİZİ GÜÇLENDİRMEK İSTİYORUZ

Türkiye’nin, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da terörle mücadelesini sınırları içinde ve dışında kararlı bir şekilde yürüteceğini ifade eden Erdoğan, “Türkiye olarak, Amerika ile ortak menfaatlerimizin görüş ayrılıklarımızdan çok daha fazla olduğu inancındayız. Bu anlayışla uzun vadeli bir perspektifle kazan- kazan temelinde yeni Amerikan yönetimiyle iş birliğimizi daha da güçlendirmek istiyoruz. Türkiye, iki ülke arasındaki müttefiklik ve stratejik ortaklık ilişkisine yaraşır şekilde üzerine düşeni yapmayı sürdürecektir” dedi.

 

Selda Bağcan: 3 kez cezaevine girdim, hepsinde çıplak arandım

Gündem

Türkiye’nin S-400 için Girit Modeli teklifine ABD’den ret

S-400 krizine Girit modeli ile çözüm öneren Türkiye’ye ABD’den ret cevabı geldi. ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) sözcülerinden Yarbay Thomas Campbell, “S-400 sisteminin S-300’e göre NATO ve ABD’ye daha büyük tehdit oluşturduğunu” belirtti.

BOLD – ABD Savunma Bakanlığından S-400’ler konusunda yeni bir açıklama daha geldi. Daha önce Washington yönetiminin üst üste yaptığı ve Türkiye’nin bu sistemleri elinden çıkarmasını istenen taleplerin bir devamı niteliğindeki açıklamada S-400’lerin NATO ve ABD’ye büyük tehdit oluşturduğu belirtildi.

ABD S-400’DEN VAZGEÇİLMESİNDE ISRARCI

Açıklama Pentagon sözcülerinden Yarbay Thomas Campbell’den geldi. Türkiye’ye S-400 hava savunma sistemini elinde tutmama çağrısını yineleyen Campbell “Bu tür satışlar, Ruslar’a gelir, erişim ve nüfuz sağlıyor. Türkiye uzun süreli ve değerli bir NATO müttefiki ancak bu mesele Türkiye’nin ABD ve NATO müttefiki olarak yükümlülükleriyle bağdaşmamaktadır” dedi.

Campbell açıklamasında Türkiye’nin kendisine daha önce sunulan savunma sistemi tekliflerini reddettiğini hatırlattı. “ABD, 2009 ve 2019 yıllarında Türkiye’ye Patriot teklif etti ve 2013’te de Türkiye’nin uzun menzilli hava/füze savunma sistemi ihalesinde yarıştı. Her bir teklif, ortak üretim ve ortak geliştirme konusunda geniş yelpazede fırsatlar içeriyordu, Türkiye reddetti” ifadelerini kullandı.

“S-400 DAHA BÜYÜK TEHDİT”

Amerika’nın Sesi’nin haberine göre, Sözcü Campbell, S-300’ler konusunda da Akar’ın Girit Modeline yanıt olarak, “Bunlar hiçbir şekilde aynı durum değil. S-400, NATO ve ABD’ye karşı oluşturduğu risk bakımından eski sistemlerden daha büyük bir tehdit. Buna ilaveten, Türkiye’nin sistemi satın alması, tüm NATO müttefiklerinin 2016’da Varşova’daki NATO Zirvesi’nde Rus teçhizatına olan bağımlılıklarını azaltma yönünde verdikleri taahhütlere ters düşmektedir” ifadesini kullandı.

Campbell açıklamasında, S-400 sisteminin F-35 savaş uçaklarıyla uyumlu olmadığına da bir kez daha dikkat çekerken, Türkiye’nin Rus savunma sistemi alımı nedeniyle F-35 programından çıkartıldığını da hatırlattı.

Okumaya devam et

Gündem

Özlem Zengin’e hakaret yetmedi yalana sarıldı: Kadınlar Pembe Oda’yı kullanarak hamile kalıyor

Çıplak aramayı ifşa eden kadınları ‘onursuzluk ve ahlaksızlık’la itham eden AKP’li Özlem Zengin, bu sefer de “Kadınlar cezaevinde pembe odayı kullanarak hamile kalıyor” yalanına sarıldı. Zengin’in iddia ettiği pembe oda görüşmeleri, Cemaat soruşturmalarında tutuklu bulunanlara kullandırılmıyor.

BOLD – Çıplak arama dayatmasını inkar eden ve skandalı ifşa eden kadınlar için “onursuz ve ahlaksız” suçlaması yapan AKP Grup Başkanvekili Özlem Zengin, yeni bir skandala imza attı. Zengin bu sefer “Kadınlar cezaevinde pembe odayı kullanarak hamile kalıyor, maksatları Türkiye’yi karalamak.” dedi. Oysa Zengin’in kadınları utandıran iddiası bir yana bahsettiği bembe oda ödül sistemi, Cemaat soruşturmaları kapsamında tutuklu bulunanlara Adalet Bakanlığı tarafından yasaklandı.

ÖZLEM ZENGİN HAKARETTE SINIR TANIMIYOR

AKP’li Özlem Zengin, bir kez daha Cemaat soruşturmaları kapsamında tutuklu ve hükümlü olan kadınları hedef aldı. Habertürk’ten Fatih Altaylı’ya konuşan Zengin, Cemaat soruşturması kapsamında cezaevinde tutuklu ve hükümlü olan kadınların, diğer kadın mahkumlara kıyasla 4 kat daha fazla hamile kaldığını iddia etti.

“PEBME ODA” YALANI

Bu iddiasıyla sınırlı kalmayan Zengin, cezaevlerinde uygulanan ‘Pembe Oda’ uygulamasını hatırlatarak “Pembe Oda denilen uygulamayı biz getirdik ve çok da doğru yaptık, ama ‘FETÖ’cüler bunu kullanarak cezaevinde hamile kalıyorlar. Cezaevinde anne çocuk fotoğraflarını dünyaya göstermek. Ben bunu söylediğim için hedefteyim” dedi. Zengin daha önce de kadınların talimatla hamile kaldığını söyleyerek tepki çekmişti.

‘PEMBE ODA’ NEDİR?

Kamuoyunda “pembe oda” olarak bilinen özel alanlar, cezaevlerinde tutuklu ve hükümlülerin eşleri ile bir araya gelmelerine olanak sağlayan özel görüşme odalarıdır. Uygulama Türk hukuk mevzuatına, 30 Mart 2013 tarihinde ve AKP iktidarında “Hükümlü ve Tutukluların Ödüllendirilmesi Hakkında Yönetmelik”te girdi.

Düzenlemeye göre cezaevinde tutuklu ve hükümlülerin topluma kazandırılması ve sosyalleşmelerini teşvik etmek için uyguladığı ödül yönetmeliğinin 11. maddesine göre hükümlü ve tutuklular en geç 3 ayda 1 kez olmak üzere 3 saatten 24 saate kadar eşleriyle kurumunun bu tür ziyaretler için ayrılan bölümünde görüşebiliyorlar.

Birçok ülkede örneği görülen bu uygulama Türkiye’de bir hak değil, ödüllendirme sistemi olarak uygulanıyor. Ödülü kazanmanın şartları; örnek davranış, üstün başarı, kişisel gelişim ve istihbarat. İnfaz Kanunu uyarınca hakkında terör suçlaması da bulunsa iyi hali olan tutuklulara çeşitli “ödüller” veriliyor. Bu ödüllerden biri de “pembe oda”yı kullanmak.

SADECE CEMAAT SORUŞTURMASINDAN TUTUKLU OLANLAR FAYLANMIYOR

Bunun yanı sıra Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü, 15 Temmuz’un ardından Türkiye’de ilk kez “pembe oda” taleplerine kısıtlama getirdi ve Cemaat soruşturmaları kapsamında cezaevlerinde bulunan evli tutuklulara “pembe oda” yasağı koydu. Yasağa gerekçe olarak muhtemel “örgütsel” ve “kripto” görüşmeler gösterildi.

Bu ödüllendirme sisteminden Cemaat soruşturmaları sebebiyle cezaevinde olanların faydalanması yasak. Yani Zengin’in iddia ettiği gibi, cemaat soruşturmasından tutuklu ya da hükümlü olan kadınların, cezaevlerinde hamile kalma ihtimalleri yok.

“ONURLU VE AHLAKLI KADIN” ÇIKIŞININ ARKASINDA

Zengin’in tartışmalı açıklamaları bununla sınırlı kalmadı. Daha önce çıplak aramayı ifşa eden kadınları ‘onursuzluk ve ahlaksızlık’la itham eden Zengin, sözlerinin arkasında durarak “Tacizin, tecavüzün, aile içi şiddetin uzun yıllar saklandığına tanık oldum. Her yerde olur bunlar ve bunu anlarım ama cezaevinde kötü muamelenin saklanması aynı şey değil. Ben bunu vurgulamaya çalıştım. ‘Onurlu ve ahlaklı bir kadın bunu bir yıl saklar mı?’ dedim. Yanlış söyledim, haklısınız. Keşke kadın yerine ‘insan’ deseydim” ifadelerini kullandı.

“YALAN, İFTİRA, VİCDANSIZLIK”

Zengin’in açıklamalarına HDP Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu ise, “Durmuyor!!! Yalan, iftira, vicdansızlık! Ah vicdan neredesin? “FETÖ’cüler bunu kullanarak cezaevinde hamile kalıyorlar. Maksatları da Türkiye’yi karalamak. Cezaevinde anne çocuk fotoğraflarını dünyaya göstermek. Ben bunu söylediğim için hedefteyim” paylaşımıyla tepki gösterdi.

Okumaya devam et

Gündem

Kılıçdaroğlu’dan hibe aşı tartışmasına 17-25 Aralık göndermesi: Bu sefer akıllanmışlar

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, hibe aşıya 12 milyon lira ödendiği iddiasını 17-25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet operasyonuyla yorumladı. “Haklarını yemeyelim, bu sefer akıllanmışlar. Peçeteye yazıp imzalatmak yerine bilgisayar çıktısı almışlar” dedi.

BOLD – İktidar ve muhalefet arasında hibe aşı polemiği devam ediyor. İddialar karşısında Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’dan gelen cevabı ‘peçete’ çıkışıyla eleştiren Kılıçdaroğlu “Önce ‘aracı firma yok’ dediler, şimdi ‘var’ diyorlar. Bedelsiz gönderilen 1 milyon aşıya, ‘12 milyon dolar ödedik ama bir sorun neden ödedik’ diyorlar. Haklarını yemeyelim, bu sefer akıllanmışlar. Peçeteye yazıp imzalatmak yerine bilgisayar çıktısı almışlar” dedi.

“HİBE AŞIYA 12 MİLYON DOLAR ÖDENDİ” İDDİASI

Kılıçdaroğlu, Çin’den alınan aşılar için gündeme gelen aracı firma ve hibe aşıya 12 milyon dolar ödendiği iddiaları hakkında sosyal medya hesabı üzerinden yeni bir video paylaştı. Videoda grup toplantısındaki, “31.12.2020 tarihinde, 1 milyon 342 bin 298 doz aşı gümrükten Keymen tarafından çekiliyor ve Devlet Malzeme Ofisi’ne faturalanıyor. Buradaki önemli nokta şu, gümrükteki beyana göre; 1 milyon doz aşı, ücretsiz. 12 milyon dolarlık aşı ücretsiz verilmiş. Sayın Bakan’a ve Erdoğan’a soruyorum, ücretsiz olarak ithal edilen 1 milyon doz aşı Devlet Malzeme Ofisi’ne her dozu 12 dolardan fatura edildi mi, edilmedi mi? Bu sorunun cevabını bekliyorum” sözleri yer aldı.

Videoda ayrıca, Sağlık Bakanlığı’nın aracı firma olmadığına ilişkin yazılı açıklamasının görseli ve Esenboğa Gümrük Müdürlüğü’nün 30 Aralık 2020 tarihinde düzenlediği beyanname görseli de yer aldı.

17-25 ARALIK HATIRLATMASI

Kılıçdaroğlu’nun videoda “Bu sefer akıllanmışlar. Peçeteye yazıp imzalatmak yerine bilgisayar çıktısı almışlar” sözleri ile 17-25 Aralık büyük yolsuzluk ve rüşvet operasyonuna gönderme yapması dikkat çekti.

17-25 Aralık operasyonlarının yaşandığı dönemde İran’lı Reza Sarraf’ın, Eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan’a, o zaman 700 bin TL olan Patek Philippe marka saat ‘hediye ettiği’ ileri sürülmüştü. Çağlayan saatin parasını ödediğini söylemiş ve saati satın aldığına ilişkin fatura göstermişti. Ancak Patek Philippe firması, faturanın kendilerine ait olmadığını açıklamıştı. Daha sonra Çağlayan, Conrad Oteli’nin antetli kağıdına, “Saat bedeli olan 240 bin Euro’yu M.Zafer Çağlayan’dan teslim aldım” yazan ve Rıza Sarraf imzalı olduğu ileri sürülen kağıdı ‘belge’ diyerek TBMM 17 Aralık Araştırma Komisyonu’na sunmuştu. Bu durum, kamuoyu tarafından “700 bin liralık saati peçeteyle akladılar” benzetmesiyle eleştirilmişti.

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0