Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

4. evre akciğer kanseri Bekir Aydın “Cezaevinde kalması risklidir” raporuna rağmen tahliye edilmiyor

52 aydır Amasya E Tipi Cezaevinde bulunan Bekir Aydın’a yaklaşık iki ay önce 4. evre akciğer kanseri teşhisi konuldu. “Cezaevinde kalması risklidir” raporu verilen Aydın, hala tahliye edilmedi.

BOLD – Cezaevinde bir kanser hastası daha olduğu ortaya çıktı. Ekim 2016’dan bu yana Amasya E Tipi Cezaevinde tutuklu bulunan Amasya Taşova ülkü ocaklarının eski başkanlarından Bekir Aydın’a 29 Aralık 2020’de 4. evre akciğer teşhisi konuldu.

Amasya Devlet Hastanesi sağlık kurulunun “Cezaevinde kalması hayati risk oluşturabilmektedir, cezasının 1 yıl ertelenmesi uygundur” raporu verdiği Bekir Aydın’ın avukat oğlu Mehmet Ali Aydın Yargıtay 16. Ceza Dairesine başvuru yaparak babasının tahliyesini talep etti. Ancak aradan bir ay geçmesine rağmen henüz bir sonuç alınamadı.

“ÖLMESİ Mİ İSTENİYOR?”

Babasının tahliye edilmemesine tepki gösteren avukat Mehmet Ali Aydın, Twitter hesabından yaptığı açıklamada “Bana göre karıncayı incitmeyen suçsuz babam velev ki suçlu, yetmez mi 52 aydır cezaevinde kaldığı, yetmez mi sağlığını kaybetmesi. Daha ne olsun isteniyor? Daha 62 yaşında bir adamın başına ne gelsin isteniyor? Neyin intikamı bu? Neyin bedeli bu? @nacibostanci” diye sordu. MHP’li siyasetçileri etiketleyen Mehmet Ali Aydın “Ölsün isteniyorsa Allah muhafaza bu yok saymalar sonucunda o da olabilir. Ya da ölsün isteniyorsa bize açık açık bu durum söylensin. @nacibostanci @mlkarahocagil @yasaryldrmMHP @fuatcakiroglu @dbdevletbahceli” ifadelerini kullandı.

4 AY ÖNCE KOĞUŞTA KORONAVİRÜS KAPTI

1980 döneminde 30 ay cezaevinde yatan ve idamla yargılanan Bekir Aydın, o dönemde Amasya Taşova’nın son ocak başkanı olarak biliniyor. Babasının 4 ay önce cezaevinde koronavirüs kaptığını da ifade eden Mehmet Ali Aydın’ın açıklamaları:

“Babam Bekir Aydın Ekim 2016 yılından beri Amasya E Tipi Kapalı Cezaevinde tutuklu olarak kalmaktadır. Tutuklu diyorum çünkü 52 aydır hakkında kesinleşmiş bir ceza olmadan cezaevinde kalmaktadır. Aradan geçen zaman içerisinde ülkemizi ve dünyayı etkisi altına Kovid-19 salgını ile karşı karşıya kalınmıştır. Bu arada Amasya E tipi Kapalı Ceza İnfaz kurumunda da vakalar görülmüştür. Babam 17 Eylül 2020 akşamı kendisini iyi hissetmemeye başlamıştır.

18 Eylül 2020 tarihinde sabahı revire çıkmış ve durumunu anlatmıştır. Durumunu anlatması üzerine Kovid-19 uyumlu belirtiler göstermesi üzerine Amasya Devlet Hastanesine götürülmüştür. 18 Eylül 2020 tarihinde Kovid-19 testi için numune alınmış ve 19 Eylül 2020 tarihinde testi pozitif çıkmıştır ve tedavisine başlanmıştır. Daha sonra 30 Eylül 2020 ve 02 Ekim 2020 tarihinde yapılan iki ayrı test negatif çıkması üzerine 08 Ekim 2020 tarihinde genel kontrol için Amasya Devlet Hastanesine getirilmiştir.

Genel kontrol için göğüs hastalıkları uzmanı Uz. Dr Ayşe Yıldırım Bilgin tarafından yapılan muayene sonucu “Akciğerin tanısal görüntülenmesinde anormal bulgular bulunması nedeniyle Samsun 19 Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesine sevk edilmiştir ve 13 Kasım 2020 tarihinde Pozitron Emisyon tomografisi çekilmiştir. Bu tomografi neticesine göre 01 Aralık 2020 tarihinde biopsi yapılmıştır. 10 Aralık 020 tarihinde biopsi sonucuna göre bu biopsinin tanı koymaya elverişli olmadığına karar verilmiş ve 18 Aralık 2020 tarihinde tekrar biopsi yapılmıştır. Bu işlemin sonucu 29 Aralık 2020 tarihinde çıkmış ve sonuç olarak babam Bekir Aydın’a 4. evre akciğer kanseri teşhisi konulmuştur.

Akabinde 12 Ocak 2020 tarihinde Amasya Devlet Hastanesinde sağlık kurulu karşısına çıkmış ve bu kurul sonucuna göre netice olarak “Cezaevinde kalması hayati risk oluşturabilmektedir” denilerek cezasının 1 yıl ertelenmesi uygundur raporu verilmiştir. Bu sağlık kurulu raporu avukatı olarak tarafımca 18 Ocak 2020 tarihinde babamın dosyasının olduğu Yargıtay 16. Ceza Dairesine başvuru yapılarak tahliyesi talep edilmiştir. Ancak aradan bir ay geçmesine rağmen herhangi bir sonuç alınamamıştır.

Bu arada dün yani 18 Şubat 2021 tarihinde babam Bekir Aydın’da nefes darlığı şikayeti başlıyor. Başlangıçta bu durum yoktu. Bugün 19 Aralık 2021 tarihinde Amasya Devlet Hastanesinde yapılan muayenede ciğerlerinin su topladığı ve kanseri hızlı bir şekilde yayıldığı kendisine söylenmiş.

Şimdi sizler babamı çok iyi tanıyanlar olarak artık yeter deyip elinizi taşın altına ne zaman sokacaksınız. @yasaryldrmMHP @nacibostanci @mlkarahocagil @fuatcakiroglu Bana göre karıncayı incitmeyen suçsuz babam velev ki suçlu, yetmez mi 52 aydır cezaevinde kaldığı, yetmez mi sağlığını kaybetmesi. Daha ne olsun isteniyor? Daha 62 yaşında bir adamın başına ne gelsin isteniyor? Neyin intikamı bu? Neyin bedeli bu? @nacibostanci

Ölsün isteniyorsa Allah muhafaza bu yok saymalar sonucunda oda olabilir. Ya da ölsün isteniyorsa bize açık açık bu durum söylensin. @nacibostanci @mlkarahocagil @yasaryldrm MHP fuatcakiroglu @dbdevletbahceli. Ya da suçu Cumhurbaşkanın ifadesiyle aklını kullanıp yurt dışına gitmemesi mi? Gözaltına almaya geldiklerinde İstanbul’da olmasına rağmen dönüp gelip kendi ayaklarıyla devletine güvenip teslim olması mı?

Abisinin ülkücü şehit olmasından dolayı şehadet edip tahliye olmasını sağladığınız Mümtazer Türkönö’den daha mı tehlikeli acaba babam Bekir Aydın? Kim bu Bekir Aydın derseniz kendisi 80 öncesi Amasya Taşova’nın son ocak başkanıdır.

80 döneminde 30 ay cezaevinde yatmış 3 idamla yargılanmış bir kişidir. Sormak isterseniz @yasaryldrm MHP başkana sorabilirsiniz sayın @dbdevletbahceli. Babamın suçu ailesinden birisinin ülkücü şehit olmaması mıdır? Bu işin üstü ihanet, ortası ticaret, tabanı ibadet dediniz. Babamın ihanetle işi hiç olmadı olmaz da, ticaret kısmına tenezzül etmez (1999-2000) Taşova Belediyesi meclis tutanakları buna şahittir, olsa olsa ibadet olur ama 52 aydır tutuklu.”

Okumaya devam et
Reklamlar

BOLD ÖZEL

‘Hayalet komutan’ Heysem Topalca Susurlukvari kazaya kurban gitti

Susurluk kazasının neredeyse aynısı meydana geldi ve bu kez Suriye silah ticaretinin, Türkiye’deki kanlı olayların beyni Heysem Topalca’yı tır biçti.

BOLD – Suriye’deki çatışmaların başladığı yıllardan itibaren ‘Hayalet Komutan’ ve ‘İkinci Yeşil’ olarak ismi sık sık MİT’le birlikte anılan Suriye uyruklu Heysem Topalca, Susurluk benzeri bir kazayla hayatını kaybetti.

www.turkishminute.com’dan Cevheri Güven’in haberine göre; Topalca’nın içinde bulunduğu araç Konya’nın Karapınar ilçesinde 10 Şubat’ta bir tırla çarpıştı. Topalca olay yerinde can verdi. Reyhanlı patlaması, IŞİD’ın Niğde saldırısının organizatörlüğü, Suriye’ye silah sevkiyatı, El Nusra’ya Sarin Gazı temini dahil onlarca büyük olayda ismi geçen Topalca’nın ölümü kamuoyundan gizlendi.

(Kaza yerinden fotoğraf. Heysem Topalca’nın içinde bulunduğu araç)

Karapınar- Konya yolu Akçayazı Mahallesi Merdivenli mevkisinde 10 Şubat 2021’de saat 21:00 sıralarında içinde Heysem Topalca’nın bulunduğu 68 KH 911 plakalı otomobil ile 06 KH 8433 plakalı tır çarpıştı. Otomobilde bulunan Heysem Topalca (54), Macit El Hacı Ali (33) ve Bilal El Muhammed (21) yaşamını yitirdi. Döne Abdullah (55), Nureddin El Hac Ali (19), Abdullah El Hac, İbrahim El Muhammed (30) ve Halit Bargut (15) da yaralandı. Araçta bulunanlar Konya Şehir Hastanesi ve Karapınar Devlet Hastanesine götürüldü. Hayatını kaybeden üç kişi, otopsi işlemlerinin ardından Hatay’ın Yayladağı ilçesine defin için gönderildi. Kaza sonrası gözaltına alınan tır şoförü Mustafa Usta ifadesi alındıktan sonra serbest bırakıldı.

(Heysem Topalca (solda) Suriye’deki çatışmalar sırasında görülüyor)

Hayalet Komutan

Araçta hayatını kaybeden Heysem Topalca (Hytham Qassap), Suriye iç savaşının başladığı 2010 yılından beri Türkiye’nin gündeminde olan bir isim. Hakkında Türkiye’de mahkûmiyet ve yakalama kararı bulunan Topalca’nın Konya’da rahatça hareket edebilmesi oldukça dikkat çekici.

11 Mayıs 2013’teki Reyhanlı patlaması ve 20 Mart 2014’te Niğde Ulukışla’daki IŞİD saldırısı davalarının ‘firari’ sanığı olan Topalca hakkında Adana 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 29 Aralık 2015’te verdiği 12 yıl kesinleşmiş hapis cezası var. Topalca bu cezayı ‘Sarin Gazı Davası’ olarak bilinen Suriye’ye kimyasal silah yapımında kullanılabilecek maddelerin sokulması nedeniyle aldı.

Topalca’nın yakalama kararları ve kesinleşmiş cezalarına rağmen Konya’da bulunması, Susurluk benzeri bir kazayla hayatını kaybetmesi ve bu bilginin kamuoyundan gizlenmesi oldukça dikkat çekici.

(Heysem Topalca)

Hayalet Komutan ve Reyhanlı Patlaması

Heysem Topalca’nın ismi Suriye’deki çatışmaların başladığı 2010’dan beri birçok kez gündeme gelse de en çarpıcısı 11 Mayıs 2013’teki Reyhanlı Patlaması sonrası oldu. 53 kişinin hayatını kaybettiği patlama sonrası gözaltına alınan ve tutuklanan sanıklardan Yusuf Nazik ve Mehmet Gezer, Topalca’yı kendilerini tuzağa düşürmekle suçladı. İkili, “Reyhanlı’dan mal geçirmek için iş birliği yapıyorduk. Patlamada kullanılan minibüsler kaçakçılık için hazırlanmıştı” dedi. Topalca’nın kaçakçılık için hazırlanan minibüslere patlayıcı yerleştirdiği bilgisi üzerine Emniyet’in yaptığı incelemede, Topalca’nın Türkiye’de iki kez gözaltına alındığı ve bırakıldığı, arandığı dönemde bile sık sık Türkiye’ye giriş yaptığı tespitine yer verildi.

Emniyet Genel Müdürlüğünün El Kaide raporunda Topalca’nın 2011-2014 yılları arasında 873 kez Türkiye’ye giriş çıkış yaptığı ifade edildi. Topalca’nın Özgür Suriye Ordusu’nun toplantılarına katıldığı, El Kaide ve El Nusra örgütleriyle de bağlantısının olduğu raporda vurgulandı.

(2013’te Reyhanlı’daki patlamada 53 kişi hayatını kaybetti)

Sarin Gazı davasında 12 yıl ceza aldı

Reyhanlı patlamasından kısa süre sonra 28 Mayıs 2013’te Adana Polisi, Suriye’deki El Kaide örgütüne bağlı Ahrar-ı Şam ve El Nusra Cephesi’ne kimyasal bomba yapımında kullanılan bazı kimyasal maddelerin temin edilmeye çalışıldığı yönünde ihbarı üzerine çeşitli adreslere operasyon düzenledi. Gözaltına alınan biri Suriyeli 5 kişi tutuklandı. Suriyeli olan Heysem Topalca’ydı.

Polisin, 2 kilo sarin gazı yakaladığı belirtildi. Ancak dönemin Adana Valisi Hüseyin Avni Coş, resmî açıklamasında maddenin sarin gazı olmadığını, antifriz olduğunu savundu. İlk duruşmada Heysem Topalca dahil tüm sanıklar serbest bırakıldı. Sanıkların tamamı 17 Temmuz 2013’te tahliye edildikten sonra ele geçirilen kimyasal malzemenin laboratuvar sonuçları geldi. Raporda malzemelerin kimyasal silah üretmede kullanılabileceği, bu kişilerin de kimyasal silah elde etme girişiminde bulundukları belirtildi. Rapor iddianameye girince savcılık, daha önce serbest bırakılan Heysem Topalca hakkında yakalama kararı verdi. Ancak Topalca izini kaybettirmişti.

Olayla ilgili hazırlanan iddianamede, Makine Kimya Endüstrisi’nden sarin gazı üretmek için gerekli maddeleri temin etmeye çalışan ve maddelere rahatlıkla ulaşan sanıkların ödemeleri Arabistan üzerinden yaptıkları ve sadece kimyasal madde değil, havan topu yapılmak üzere krom boru siparişi verdikleri de kaydedildi.

Adana 9. Ağır Ceza Mahkemesindeki dava 29 Aralık 2015’te sonuçlandı. Mahkeme, Heysem Topalca hakkında 12 yıl hapis cezasına hükmetti. Ceza, terör örgütü üyeliğinden verilirken kimyasal silah temin etme suçunun hazırlık aşamasında kaldığı bildirildi.

(Tır dorsesinin zeminine gizlenmiş olarak yakalanan havan topları)

Havan topları yakalandı

Sarin Gazı iddianamesinde geçen havan topları ise 7 Kasım 2013’te tesadüfen yakalandı. Adana’da “Bir tırda uyuşturucu taşınıyor” ihbarı sonucu yapılan aramada, çok sayıda mühimmat bulundu. Tırın içinde Konya ile Adana’da üretildiği belirlenen 953 adet havan topu başlığı ve 10 füze rampası vardı. Polis, mühimmatın El Kaide’ye bağlı El Nusra’ya gönderilmek istendiğini belirledi. Tırın şoförü ilk sorgusunda, talimatları Heysem isimli kişiden aldığını söyledi. Heysem Topalca tır şoförünün ifadesinden sonra yakalandı, ifadesi alındı. Ancak MİT’in devreye girmesiyle serbest bırakıldığı öne sürüldü.

(Topalca’nın aracıyla çarpışan tır)

IŞID saldırısının organizatörü

MİT’e çalıştığı için Türkiye’de korunduğu iddialarıyla sık sık gündeme gelen Heysem Topalca’nın isminin karıştığı bir başka dosya ise Niğde’nin Ulukışla ilçesinde bir astsubay, bir polis ve bir vatandaşın hayatını kaybettiği IŞİD saldırısı.

20 Mart 2014’te İstanbul’a gitmek üzere Hatay’dan yolan çıkan IŞİD üyeleri Benyamin Xu, Çendrim Ramadani ile Muhammed Zakiri, Ulukışla-Adana Otoyolu’nun Gedeli viyadüğünde bulundukları taksiyi durdurmak isteyen güvenlik güçlerine otomatik silahlarla ateş açtı. Jandarma Astsubay Üstçavuş Adil Kozanoğlu ile polis memuru Adem Çoban çatışma sonrası hayatını kaybetti.

Davanın iddianamesinde sanık olan Topalca hakkında mahkeme yakalama kararı çıkardı. İddianamede, şüpheliler Çendrim Ramadani, Benyamin Xu ve Muhammed Sakiri’nin Suriye’deki IŞİD’e bağlı kamptan, İstanbul’da silahlı ve bombalı eylem yapmak için ayrıldıkları öne sürüldü. Bu kişilerin Topalca tarafından Yayladağı’ndan yasa dışı yollarla Türkiye’ye sokulduğu ve İstanbul’daki bağlantılarının da yine Topalca tarafından ayarlandığı aktarıldı.

(Niğde saldırısını gerçekleştiren IŞİD üyesi)

Gazeteci Bünyamin Aygün kaçırıldığında yanındaydı

Milliyet Gazetesi muhabiri Bünyamin Aygün, Aralık 2013’te kaçırıldığında da yanında Heysem Topalca vardı. Aygün, Suriye’ye gitti ve Heysem Topalca’yla buluştu. Topalca’nın kullandığı araçla ilerlerken önleri kesildi ve IŞİD’e bağlı radikal bir kol tarafından kaçırıldılar. Milliyet muhabirinin kaçırıldığı Türkiye gündemine girince MİT üzerinden pazarlık başladı. 17 gün sonra ilk olarak Heysem Topalca serbest bırakıldı. Bünyamin Aydın’ın anlattığına göre 6 Ocak 2014’te Heysem Topalca geri geldi ve Bünyamin Aygün’e “Merak etme kurtuldun sen, ben geri geleceğim, şimdi senin pazarlıkların devam ediyor” dedi. Pazarlıklar sonucu Milliyet muhabiri Aygün de serbest bırakıldı.

Jandarma raporu

Suriye ile ilgili hemen her iddianamede ismi geçen Heysem Topalca’ya ilişkin bilgileri 2013 ve 2014 yılındaki Emniyet ve Jandarma raporlarında bulmak mümkün. Ardından iki kurumda yapılan büyük tasfiyeden sonra Heysem Topalca’nın ismi tekrar gündeme gelmedi.

Jandarma Genel Komutalığının 9 Haziran 2014 tarihli raporunda Topalca ile ilgili şu bilgiler yer aldı:

– Suriye’den kaçak yollarla tarihi eser getirip Türkiye’de satılmasının organize edilmesi.

– Halep sanayi bölgesindeki makinelerin çalınarak Türkiye’de satılması.

– El Kaide ve Nusra Cephesi’ne sürekli Türkiye üzerinden mühimmat temin edilmesi.

– Reyhanlı’da patlayan araçları gönderen kişi olması.

– Adana’da ele geçirilen 931 adet havan mermisinin sahibi olması.

– Cund el Şam örgütü ile ilişkisinin bulunması.

Heysem Topalca’nın ailesi Hatay’ın Yayladağı İlçesi’nde ikamet ediyor. Topalca, Lazkiye’nin kuzey kırsalındaki Türkmenlerin kurmuş olduğu ve Türkiye’den de cihatçıların katıldığı Özgür Suriye Ordusu Yüksek Askeri Konseye bağlı Bayır Bucak Türkmen Tugayı’nın bileşenlerinden El Huva Billa Taburu’nun bir süre liderliğini de yaptı.

“Heysem Topalca’yı MİT korudu”

Heysem Topalca’nın yakalama kararları ve hakkındaki 12 yıl mahkumiyete rağmen nasıl olup da Türkiye’de özgürce dolaşabildiği sorusunun cevabı ise Mehmet Aşkar’ın IŞİD’in Niğde Saldırısı ile ilgili verdiği ifadede gizli.

Bir asker, bir polis ve bir sivilin hayatını kaybettiği Niğde’deki saldırıya dair davada yargılanan sanık Mehmet Aşkar, ifadesinde şunları söyledi:

“MİT’e çalıştığını söyleyen Heysem Topalca ile Yayladağı sınırında silah taşırken askerlere yakalandık ama birkaç telefon görüşmesinden sonra bırakıldık ve teslimatı gerçekleştirdik.”

Niğde saldırısından günler önce beraat

Topalca’nın korunduğu başka bir dava ise ‘evrakta sahtecilik’ olayıydı. 2013 yılı haziran ayında, Heysem Topalca ve babası Muhammed Topalca, resmî belgede sahtecilik suçundan yargılanmaya başladı. Volkswagen marka Suriye plakalı bir aracın ruhsatında oynama yaparak Türkiye’ye sokmuşlardı. Ancak ruhsata kayıtlı şase numarası ile motordaki şase numarası farklı olmasına rağmen Topalca ve babası beraat etti. Beraat kararı, Toplaca’nın isminin karıştığı Niğde’deki IŞİD saldırısından sadece 8 gün önce verildi.

Topalca’nın partneri Nuri Gökhan Bozkır Ukrayna’da

Topalca gibi Suriye’ye silah ticareti gerçekleştiren bir başka isim ise eski bir asker olan Nuri Gökhan Bozkır. Özel Kuvvetler Komutanlığında görevli eski Yüzbaşı Bozkır, 2015’te Ukrayna’ya gitti ve geri dönmedi. Bozkır 2019 yılında Ukrayna’da iltica başvurusu yaptı. MİT tarafından Suriye’ye silah kaçakçılığında kullanıldığını, Türkiye’ye iade edilmesi durumunda hayati tehlikesinin bulunduğunu savundu.

(Nuri Gökhan Bozkır, Ukrayna’da duruşma sırasında)

Nuri Gökhan Bozkır, 2012-2015 yılları arasında Türkmenlere 49 defa silah sevkiyatı yaptığını söyledi.

Türkiye’nin iadesini istediği Bozkır, mahkemedeki savunmasında Türk hapishanelerinde kendisi gibi tehlikeli tanıkların ‘kalp krizi’ sonucu öldüğünü söyledi. Buna örnek olarak hapiste hayatını kaybeden eski bir subay arkadaşını gösterdi.

Bozkır’ı doğrular biçimde Heysem Topalca, şüpheli bir kazayla sessizce hayatını kaybetti ve Türkiye medyasında konuyla ilgili hiçbir haber yer almadı.

 

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Nusret Dede’ye ‘cezaevinde kalabilir’ raporu verdiler ama kalp ilacını vermiyorlar

Tutuklandığından bu yana ilk kez ailesiyle görüşen ve gardiyanların kolunda görüşe getirilen hasta tutuklu Nusret Muğla’ya ‘cezaevinde kalabilir’ raporu verildi. Günde 14 ilaç kullanan 84 yaşındaki Muğla’ya kalp ilacı bittiği halde yenisi de verilmedi.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL

1,5 ay önce tutuklanıp Manisa T Tipi Cezaevine gönderilen 84 yaşındaki Nusret Muğla dün ilk defa ailesiyle kapalı görüş yaptı. Koronavirüs aşısı olduğu için 20 dakika görüşe geç getirilen Muğla kalp, tansiyon, romatizma, prostat, böbrek sorunları ve beyinde denge bozukluğu nedeniyle günde 14 ilaç kullanıyor. 6 Ocak 2021’de Manisa’daki evinde tutuklandığında tüm ilaçlarını yanına alan Muğla’nın Latixa adlı raporlu kalp ilacı bitti, yeni ilaç ise henüz verilmedi.

“O İLACI ALMAMASI BİZİ TEDİRGİN EDİYOR”

Nusret Muğla’nın oğlu Mustafa Said Muğla, “Raporlu olduğu halde yenisini vermiyorlar. Nedenini bilmiyorum. Bizden rapor da istemediler. Sisteme girdiklerinde hangi ilaçları kullandığını görüyorlar. O ilacı almaması bizi tedirgin ediyor. Babamla dün ilk defa görüş yaptık. Gardiyanların kolunda geldi” dedi.

“CEZAEVİNDE KALABİLİR” RAPORU VERİLDİ

Tutuklu bulunduğu süre içinde Manisa Şehir Hastanesi doktor heyetine götürülen Nusret Muğla’ya düz bir yerde olmak koşuluyla ‘cezaevinde kalabilir’ raporu verildi. 14 kişilik koğuşta 22 kişiyle birlikte kalan Muğla’nın İzmir Menemen R Tipi Cezaevine sevk edilmesi bekleniyor. Mustafa Said Muğla, “Şu anda babam merdivenli koğuşta kalıyor. Sayıları da çok fazla. Avukatlarımız rapora itiraz edecekler. Tekrar doktora götürülecek. Karantinadan normal koğuşa yeni geçmişti tekrar karantinaya alacaklar” diye konuştu.

HALİL KARAKOÇ’A DA AYNI RAPOR VERİLDİ

Muğla ile aynı davada yargılanan ve aynı gün tutuklanan 82 yaşındaki Halil Karakoç’a da ‘cezaevinde kalabilir’ raporu verildi. Kalçasındaki kırıktan dolayı daha önce ameliyat geçiren Halil Karakoç yürümekte zorlanıyor, kişisel bakım ihtiyaçlarını eşinin yardımıyla karşılayabiliyordu. Şeker, kolesterol, kalp, mide rahatsızlıkları için ilaçlar kullanan Halil Karakoç’un son sağlık durumu bilinmiyor.

Cemaat soruşturmaları kapsamında 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılan Nusret Muğla ve Halil Karakoç’un cezalarını Yargıtay onayladığı için 6 Ocak’ta tekrar tutuklandılar. Nusret Dede, Manisa T Tipi Cezaevinde daha önce 7 ay, Halil Karakoç ise 18 ay kalmıştı. Uzun yıllar Manisa’da ayakkabıcılık yapan Muğla, Bank Asya’ya para yatırdığı, Manisa’daki Feza Derneği’ne üye olduğu ve Nevbahar adlı grup kurdukları için 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılmıştı.

Bülent Arınç’ın 84 yaşındaki arkadaşı Nusret Muğla tutuklandı

82 yaşındaki emekli imam Halil Karakoç da tutuklandı

 

 

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

İki çocuğu tacizden 16 yıl alan Yaşar Özdemir’e ‘fetö’ ve ‘şehit’ söylemiyle tahliye

Yaşar Özdemir, iki çocuğu cinsel tacizden 16 yıl aldı. Temyizde avukatını AKP’li Başkanla değiştirince ülkeyi özetleyen bir dava ortaya çıktı.

CEVHERİ GÜVEN | BOLD ÖZEL

Yaşar Özdemir (72) iki kız çocuğuna cinsel istismar suçlamasıyla tutuklandı ve 16 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırıldı. Ancak kısa süre sonra özgür kaldı ve hakkındaki suçlamalar düşürüldü. Özdemir’i bu ağır suçtan kurtaran üç faktör, günümüz Türkiyesi’nin özeti gibi. Özdemir önce avukatını kovup AKP’li bir avukatla anlaştı, ardından taciz ettiği kız çocuklarının ailesini Gülenist olmakla suçladı. Son olarak asker oğlu Suriye’de YPG’ye karşı savaşırken “şehit” olunca, günümüz Türkiye’sinde Özdemir’i hapisten çıkarmak hiç de zor olmadı. Özdemir şimdi özgür, iki kız çocuğu ise travma tedavisi görüyor.

72 yaşındaki emekli Devlet Demir Yolları görevlisi Yaşar Özdemir, 2017 yılında “çocuğun cinsel istismarı” suçlamasıyla tutuklandı. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı davaya başlangıcında müdahil oldu ve dava Kamu Hukuku adına açıldı. Özdemir, 11 yaşındaki ve 14 yaşında iki kız kardeşe cinsel tacizle suçlanıyordu. Konya 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapılan yargılama sonucunda Yaşar Özdemir, 31 Mayıs 2018’de suçlu bulunarak toplamda 16 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırıldı. (Dosya-Karar No: 2017/426 Esas – 2018/261)

Yaşar Özdemir’in yargılandığı mahkeme dosyasından…

Dosya İstinaf Mahkemesinde onandıktan sonra Yargıtay’a gönderildi. Yargılama boyunca sanık Yaşar Özdemir kendisini “Çocukların anne ve babası Fetöcü, evimi satmıştım, benden borç istediler vermediğim için bana bu iftirayı attılar” şeklinde savundu.  Mahkemede ve İstinaf’ta bu savunma inandırıcı bulunmadı. Mahkeme çocukların detaylı psikolojik muayenelerin yaptırmış ve taciz olayıyla ilgili uzman psikolog eşliğinde ifadelerini almıştı. Ayrıca iki çocuğun ailesinin sundukları başka deliller ve olayları doğrulayan şahitler de vardı. Bilirkişi ve psikolog raporunda, tekrarlı olarak gerçekleşen cinsel istismar detaylı biçimde yer aldı. Çocukların istismar nedeniyle yaşadıkları travma, kaygı bozuklukları, dikkat dağınıklığı, uykusuzluk da detaylı biçimde anlatıldı.

Yaşar Özdemir’in mahkumiyet kararı.

AKP İLÇE BAŞKANI AVUKAT HER ŞEYİ DEĞİŞTİRDİ

Ancak Yargıtay aşamasında Sanık Yaşar Özdemir önce avukatını değiştirdi ve AKP’yle güçlü bağları olan AKP Dinar İlçe Başkanı Nazif Metehan Aydın’ı avukatlığına atadı. Bu sırada Suriye’deki Zeytindalı Harekatı’nda sanık Yaşar Özdemir’in yüzbaşı oğlu şehit oldu.

Sanık Yaşar Özdemir “şehit babası” sıfatıyla nitelenmeye başlandı. Sanığın damadı ve kızı da polisti. Sanığın kızı Emniyet Genel Müdürlüğü Asayiş Daire Başkanlığı Aile İçi ve Kadına Karşı Şiddetle Mücadele Şube Müdürü.

AKP’li yeni Avukat Aydın ve sanığın devlet görevlisi çocukları üzerinden başlatılan “şehit babasını dava eden Fetöcü aile” lobisi sonuç verdi ve Yargıtay 14. Ceza Dairesi, psikolog ve bilirkişi raporlarına ve delillere rağmen 09 Eylül 2019 tarihinde Yaşar Özdemir hakkındaki mahkumiyet kararını bozdu ve sanığı tahliye etti.

Ardından Konya 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin heyeti kendi verdikleri 16 yıl 8 ay mahkumiyet kararının tam tersi bir karar aldı ve sanık Yaşar Özdemir’in beraatine hükmetti.  Ancak mahkeme, daha önce verdiği 18 yıl hapis cezası kararındaki tüm delilleri, şahitleri, anlatımları tek tek sıraladıktan sonra Yargıtay’ın verdiği bozma kararına uydu. Mahkeme bir bakıma baskı nedeniyle Yargıtay’ı işaret etmiş oldu. 26 Aralık 2019’da verilen beraat kararı, tacize uğrayan iki kız çocuğunun ailesi tarafından temyize götürüldü. Dosya halen Yargıtay’da mahkumiyet kararını bozan 14. Ceza Dairesi’nde bekliyor.

Yaşar Özdemir’i beraat ettiren karar.

AİLE ÖFKELİ: ÇOCUK SAPKINI BİR ADAM TOPLUMA SALIVERİLDİ

Kararın ardından aile, siyasi baskılarla kararın değiştirildiği düşüncesiyle Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi’ne (CİMER) bildirimde bulundu:

“Yaşar Özdemir 2 kızıma tekrarlı olarak cinsel istismar suçundan 16 yıl 8 ay ceza almıştı. Dava Konya 1. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü. Psikolog raporu, ses kaydı, tanık ifadesi ve çocukların ifadeleri delil olarak sunulmuştu. İstinaf onayladıktan sonra Yargıtay bozdu. Konya 1. Ağır Ceza da ilk celsede beraatine karar verdi ve çocuk sapkını olan adam topluma salıverildi. ‘Bunların ailesi Fetöcü, deliller yetersiz’ dendi. Delillerle suç sabit iken adam beraat ettirildi. Maalesef herkes işin kolay tarafını bulmuş. Suçu işleyenler fetö söylemini kullanarak işin içinden çıkmaya çalışıyor. Anne baba olarak bizler en ağır suçlu dahi olsak çocuklarımızın hakkı savunulmayacak mı? Böyle davalarda çocukların ifadesi bile yeterlidir ki ayrıca deliller de sunulmuştur. Bu olay çocuklarımın psikolojisini bozdu. Hala çocuklarımın psikolojik travması düzelmediği için terapi almaya devam etmektedirler.”

ÖZDEMİR AİLESİ OLAYI KAPATMAYA ÇALIŞTI

Olayın psikolog tarafından ortaya çıkartılmasının ardından Özdemir ailesi olayı kapatmak için mağdur kız çocuklarının ailesi üzerinde baskıya başladı. Yaşar Özdemir acilen kliniğe yatırıldı. Ancak bir süre sonra sessizce çıkartıldı.

Olayın mağduru iki kız çocuğunun travma tedavisi aradan geçen yıllara rağmen devam ediyor.

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0