Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

Dünya Uygurları sömüren Çinli şirketlerle iş yapmayı bırakırken Türkiye sessiz

Dünyanın en büyük firmaları Çinli kuruluşlarla ardı ardına iş yapmayı bırakıyor. Son olarak Japonya’daki dev firmalar Uygur politikası nedeniyle Çinli şirketlerle iş anlaşmalarını gözden geçirme kararı aldı. Türkiye ve Türk firmalardan ise bugüne kadar bir ses çıkmadı.

BOLD – Japonya’da 12 büyük şirket Sincan bölgesindeki Müslüman Uygur azınlığın zorla çalıştırılmasından yararlandığı tespit edilen Çinli ortaklarıyla işlerini bırakacaklarını veya bırakmayı düşüneceklerini açıkladı.

Onlar arasında Sony, Toshiba, Hitachi, Fast Retailing, Ryohin Keikaku gibi uluslararası ticaret yapan markalar bulunuyor.

ABD ve İngiltere’nin pamuk ve Sincan bölgesinden gelen diğer ürünlere ithalat kısıtlamaları getirmesinin ardından, diğer ülkelerde de “insan hakları ihlallerine karşı harekete geçmeleri” için baskı artıyor.

Japonya hükumeti bugüne kadar Çin’i kışkırtma korkusuyla benzer yaptırımları yavaş uygulamakla eleştiriliyordu.

82 KÜRESEL ŞİRKET

Avustralya Stratejik Politika Enstitüsü (ASPI), geçen yılki bir raporda, 82 küresel şirketi Sincan dışındaki Uygur işçilerinin istismar edici iş gücü transferi programları aracılığıyla kullanımından doğrudan veya dolaylı olarak yararlandığını tespit etmişti.

Merkezi Washington’da bulunan Küresel Politika Merkezi de (Center for Global Policy), Sincan Uygur Özerk Bölgesi’ndeki pamuk tarlalarında devlet tarafından zorla çalıştırılan Uygur Türkleri ile ilgili bir rapor yayımlamıştı.

Raporda, Uygur Türkleri ve diğer azınlıkların, çalışma kampları dışında Sincan’ın batı bölgesindeki pamuk tarlalarında zorla çalıştırıldıklarına dair görüntülü ve yazılı somut kanıtlar sunuldu.

Sincan’daki üç bölgedeki pamuk tarlalarına 2018 yılında 570 bin kişinin zorla devlet tarafından gönderildiği kaydedilen raporda, polis gözetiminde zorla pamuk toplama işinde çalıştırılan Uygur Müslümanlara çok düşük ücret verildiği aktarılmıştı.

AKP HÜKUMETİ VE TÜRK FİRMALAR SESSİZ

Avustralya Stratejik Politika Enstitüsü’nün dünya çapında yankı uyandıran raporunun ardından bu konuda küresel çapta bir farkındalık oluştu.

ABD, İngiltere, Avrupa Birliği ve Almanya, Uygurların sömürüsüne dayanan şirketlerle iş yapmayı durdurmak için adımlar attı ve atıyor. Ancak AKP hükumeti ve Türk firmalardan bu konuda ne bir adım atıldı ne de bir açıklama yapıldı.

Çin dünyadaki pamuğun beşte birini üretiyor. Çin’deki pamuk üretiminin yüzde 80’i ise, Uygur Türkleri’nin yaşadığı Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde yapılıyor.

Tekstil sanayisi ile ön plana çıkan Türkiye’de hangi şirket ve kuruluşların Çin’den Uygurların sömürüsü ile elde edilen pamuğu ve ipliği kullandığı bilinmiyor. Bu konuda yapılmış bir çalışma da bulunmuyor.

Türk devletinin ve Türk iş dünyasının Müslüman Uygur Türklerine karşı yapılan haksızlıklar konusundaki umursamaz tavrı, milliyetçiliğin köpürtüldüğü şu günlerde oldukça dikkat çekiyor.

Batı dünyasında bu konuda oluşan farkındalık ise takdir topluyor.

İNGİLTERE, YASAL DÜZENLEME YAPACAĞINI AÇIKLADI

İngiltere Dışişleri Bakanı Dominic Raab, Parlamentoda Ocak ayında yaptığı açıklamada, Çin’in Şincan Uygur Özerk Bölgesi’yle bağlantılı ürünlerin ülkedeki tedarik zincirine girmesini engellemek amacıyla şirketlere yönelik yeni düzenlemeler getireceğini duyurdu.

Modern Kölelik Yasası’nın para cezalarını içerecek şekilde sertleştirileceğini belirten Raab, tedarik kurallarına uymayan şirketlerin hükümet sözleşmelerinden men edileceğini ve özellikle Sincan’dan gelen ürünler üzerinde ihracat kontrolleri başlatılacağını belirtti.

AVRUPA PARLAMENTOSUNDAN ŞİRKETLERE ÇAĞRI

Avrupa Parlamentosu’nda da Aralık ayında bütün siyasi grupların katılımıyla “Zorla çalıştırma ve Sincan Uygur Özerk Bölgesindeki Uygurların durumu” konulukarar tasarısını kabul etti.

Tasarıda “Çin hükümetinin yürüttüğü zorla çalıştırma, özellikle Uygur, Kazak, Kırgız ve diğer Müslüman azınlık gruplarının Sincan’daki fabrikalarda ve kapalı kamplarda sömürülmesi sistemi, zorla çalıştırılan kişilerin Çin’in başka yerlerine gönderilmesi, bilinen Avrupa markaları ve şirketlerinin zorla çalıştırmadan faydalandığı gerçeği” kuvvetli şekilde kınandı.

Milletvekilleri, özel sektörden Sincan ile ilişkilerini değerlendirmelerini, arz zincirlerinde insan haklarına uyulduğunun tespiti için denetim yapmalarını, uyulmuyorsa iş ilişkilerini kesmelerini istedi.

ABD’DE TASARI TEMSİLCİLER MECLİSİNDEN GEÇTİ, SENATO’DA BEKLİYOR

ABD Temsilciler Meclisi de Doğu Türkistan’da zorla çalıştırma yoluyla imal edilen ürünlerin ABD’ye ithalatının yasaklanmasını ve işçi kaçakçılığına karışan kişilere yaptırım uygulanmasını öngören bir tasarıyı Eylül ayında kabul etti.

Tasarının yasalaşması halinde, Çin’in dünyaya ihraç ettiği pamuğun yüzde 80’inin geldiği Doğu Türkistan bölgesinden alım durdurulacak. Ayrıca bu bölgede üretilen birçok malın alımı yasaklanacak.

Ancak başta Apple ve Nike gibi ünlü markalar olmak üzere Çin’de üretim tesisi bulunan birçok ABD’li firmanın, bu tasarıya karşı lobi yaptığı iddia edilmişti. Söz konusu tasarı halen Senatoda bekliyor.

XPCC FİRMASINDAN İTHALAT YASAĞI

ABD, geçtiğimiz yıl Uygur Türklerinin zorla çalıştırıldığı gerekçesiyle, Çin’in pamuğunun yüzde 30’una yakınını üreten ve Çin ordusuna yakın olduğu bilinen Sincan Üretim ve İnşaat Şirketinden (XPCC) pamuk ürünlerinin ithalatını yasakladı.

ABD Gümrük ve Hudut Muhafaza İdaresinden yapılan açıklamada, İç Güvenlik Bakanlığı’nın tüm ABD limanlarındaki personele, XPCC’den gelen pamuk ürünlerinin alıkonulması talimatını verdiği duyuruldu.

ABD Hazine Bakanlığı da XPCC ile doğrudan iş yapılmasını yasaklamıştı.

ALMANYA’DA TEDARİK ZİNCİRİ YASASI YOLDA

Almanya’da da küresel çapta faaliyet yürüten büyük Alman şirketlerini insan hakları ve çevre koruma konularında dünya çapındaki tedarikçilerinden tutan ‘Tedarik Zinciri Yasası’ yolda.

Küresel çapta faaliyet yürüten büyük Alman şirketlerini gelecekte insan hakları, çocuk işçiliği, doğal kaynaklar ve iklim koruma konusunda daha fazla sorumluluk altına alacak olan Tedarik Zinciri Yasası üzerinde Almanya’daki hükümet ortakları uzlaştı.

Federal hükümeti oluşturan Başbakan Angela Merkel’in partisi Hristiyan Demokrat Birlik (CDU), küçük ortağı Hristiyan Sosyal Birlik (CSU) ve Sosyal Demokrat Parti (SPD) tarafından hazırlanan yasa tasarısının önümüzdeki ay bakanlar kuruluna gelmesi, yaz tatiline girilmesinden önce de oylanarak Federal Meclis’ten geçmesi planlanıyor.

Yasanın Uygur Türklerine karşı yapılan insan hakları ihlalleri nedeniyle Çinli firmalarla iş yapan Alman firmaları zorlaması bekleniyor.

H&M, PAMUK TEDARİĞİNİ DURDURDU

İsveç merkezli dünyaca ünlü giyim firması H&M de Eylül ayında etnik azınlıkların “zorunlu çalıştırılması” nedeniyle Çin’in Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nden pamuk tedarik etmeyeceğini duyurdu.

Bu kapdamda H&M, Çinli iplik üreticisi Huafu Fashion ile sözleşmelerini iptal etti.

190 ÖRGÜTTEN ÜNLÜ MARKALARA ÇAĞRI

Geçen yıl aralarında Uluslararası Kölelik Karşıtı Örgüt (Anti-Slavery International), İşçi Hakları Konsorsiyumu (WRC), İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), ABD merkezli AFL-CIO İşçi Sendikası ve Uygur İnsan Hakları Projesinin de bulunduğu 190’dan fazla insan hakları örgütü, Uygur, Kazak, Kırgız ve diğer Türki azınlıkların fabrikalarda zorla çalıştırılmasıyla ilgili ortak bir açıklama yapmıştı.

36 ülkeden ortak açıklamaya imza atan örgütler, ünlü markalara, Doğu Türkistan’da Uygur Türklerinin zorla çalıştırıldığı fabrikalarla ve tedarikçilerle iş birliğine son vermeleri çağrısında bulunmuştu.

ÇİN’DEKİ PAMUK ÜRETİMİNİN YÜZDE 80’İ SİNCAN’DA

Çin dünyadaki pamuğun beşte birini üretiyor. Çin’deki pamuk üretiminin yüzde 80’i ise, elverişli iklim şartları ve verimli toprakları sebebiyle Uygur Türklerinin yaşadığı Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde yapılıyor.

Birleşmiş Milletler ve dünyanın önde gelen sivil toplum örgütlerinin verilerine göre şu anda Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde 1 milyona yakın Uygur Türkü, Kazak ve diğer Müslüman etnik azınlıklar Pekin yönetimi tarafından toplama kamplarında zorla çalıştırılarak ucuz işgücü olarak kullanılıyor.

İŞGÜCÜ TRANSFER PROGRAMI

Çin’de ‘İş gücü transfer programı’ kapsamında toplama kamplarından ya da kırsal kesimden getirilen Doğu Türkistanlılar, fabrikalara sevk ediliyor.

Programa zoraki tabi tutulan Uygurların Mandarince (Çince) öğrenmeleri ve haftalık törenlerde Çin Komünist Partisi’ne (ÇKP) sadakat yemini etmeleri gerekiyor.

Uygurların modern kölelik olarak tanımladığı program, devlet medyası tarafından yoksulluğu azaltıcı bir adım olarak tanımlanıyor ve övgüyle anlatılıyor.

Libya’da güç mücadeleleri: İçişleri Bakanı’na suikast iddiasını diğer devlet kurumu yalanladı

Dünya

AB Türkiye’yi ‘güvenli seyahat listesine’ almadı

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu, Türkiye’yi “güvenli seyahat edilen ülkeler listesine” yine almadı. Belçikalı tur operatörü TUI ise seyahat kısıtlamaları sebebiyle yaz tatilinde Türkiye’ye yönelik tüm tatil paketlerini iptal etti.

BOLD – Çin aşısı Sinovac ile Kovid-19 aşılamalarına başlayan Türkiye, son bir aydır Alman Pfizer Biontech aşısı uyguluyor. Birinci ve ikinci doz toplamda 40 milyon 563 bin aşılama yapan Türkiye, hala güvenli seyahat listesine giremedi.

AB Komisyonu, yüksek vaka sayıları nedeniyle Türkiye’yi, “zorunlu haller dışında gidilmemesi gereken ülkeler” listesinden henüz çıkarmadı.

DOMİNİK İLE AYNI SINIFTA

Tur operatörü TUI, turizm haraketliliğinin en yoğun olduğu Temmuz ve Ağustos döneminde Türkiye, Tunus ve Dominik Cumhuriyeti gibi popüler tatil ülkelerine turist göndermeyecek. Hollanda’da yayımlanan De Telegraaf gazetesine göre bu karar, AB seyahat kısıtlamaları nedeniyle alındı. AB tarafından 1 Temmuz’da güncellenecek listede, Türkiye’ye yönelik kısıtlamaların yumuşatılıp yumuşatılmayacağı da belli değil.

ABD DIŞINDA SEYAHAT ÖNERMİYOR

TUI Belçika sözcüsü Sarah Saucin, AB dışın zorunlu olmayan seyahatlerin hala önerilmediğine işaret ederek, bu konuda yakın gelecekte bir değişiklik olasılığı görünmediğini de vurguladı. TUI’nin iptal ettiği tatil ülkeleri arasında Türkiye’nin yanı sıra Tunus, Meksika, Jamaika, Maldivler, Dominik Cumhuriyeti ve Miami de bulunuyor.

AB SEYAHAT KISITLAMASI OLMAYAN ÜLKELER

Birliğin 2 haftada bir yaptığı güncellemeler kapsamında, kısıtlama uygulanmayacak ülkeler listesine Lübnan, Sırbistan, Kuzey Makedonya ve Arnavutluk dahil edildi. AB’nin seyahat kısıtlaması uygulamayacağı ülkeler şunlar: ABD, Arnavutluk Avustralya, Çin ( sadece Hong Kong. Karşılıklılık olursa ülkenin tamamı), Güney Kore, İsrail, Japonya, Lübnan, Kuzey Makedonya, Ruanda, Sırbistan, Singapur, Tayland, Yayvan ve Yeni Zelanda.

Sezgin Baran Korkmaz açıkladı: Veyis Ateş 10 milyon euro istedi

Okumaya devam et

Dünya

Alman hükümetinin Orhan İnandı’nın akıbetini sorduğu ortaya çıktı

Alman hükumeti, Hakan Fidan’ın başında olduğu MİT tarafından Kırgızistan vatandaşı Orhan İnandı’nın kaçırılmasıyla ilgili harekete geçtiği ortaya çıktı. Alman hükumeti, İnandı’nın akıbetini Bişkek hükümetine sordu ve yaşanan belirsizlikten duyduğu endişeyi dile getirdi.

BOLD – 1 Haziran 2021’den beri kendisinden haber alınamayan Türkiye kökenli Kırgızistan vatandaşı Orhan İnandı’nın akıbeti konusunda Alman hükümeti Bişkek hükümetiyle bağlantıya geçti.

Almanya Dışişleri Bakanlığı’nda görevli Devlet Müsteşarı Miguel Berger’in, yöneltilen bir önergeye verdiği cevapta, “Federal Hükümet Kırgızistan’da kaybolan Orhan İnandı’nın olayını Kırgız hükümeti ile 3 Haziran’da konuşmuştur. Görüşmede belirsizliği süren vaka hakkında endişesini dile getirmiştir” denildi.

Önergeyi sunan Yeşiller partili Federal Meclis Milletvekili Cem Özdemir hükümete soru önergesi vermişti. Özdemir,  şu soruyu yöneltmişti: “Federal Hükümet, Türk hükümeti tarafından kaçırıldığı ve Bişkek’teki Türkiye Büyükelçiliği’nde tutulduğu tahmin edilen Türk-Kırgız Sapat Okulları’nın Başkanı Orhan İnandı’nın olayını Kırgız hükümeti ile görüştü mü, (görüştüyse tarih, içerik ve görüşülen kişileri listeleyiniz) ve Federal Hükümet benzer bir olayın Almanya’da olmayacağını garantileyebilir mi?”

Federal Hükümet, ellerinde Almanya’da söz konusu vakaya benzer bir tehlikeye işaret eden somut ipuçları olmadığını, olması halinde yasal sorumlulukları çerçevesinde bunların üzerine gideceği cevabını verdi.

DW Türkçe’ye önergeyle ilgili konuşan Cem Özdemir, Orhan İnandı’nın iki haftadan fazla süredir kayıp olduğunu belirterek, Alman hükümetinin bunu Bişkek hükümeti ile görüşmesinin doğru ve gerekli olduğunu belirtti. Özdemir, “Dünya çapında sürgünde yaşayan Türkiye kökenliler için tehlike sürüyor. Belarus’ta veya Türkiye’de, nerede olursa olsun, insanların kaçırılması devlet terörüdür ve böylesi olayların bir sonucu da olmalıdır” ifadesini kullandı.

Federal Alman Hükumetine Orhan İnandı’yla ilgili verilen soru önergesi.

19 GÜN OLDU ÇOK ENDİŞELİYİZ

DW’nin haberinde Orhan İnandı’nın eşi, dört çocuk annesi Reyhan İnandı’nın sözlerine de yer verildi. Reyhan İnandı, “Bugün 19 gün oldu, eşimin nerede olduğuna dair hâlâ hiçbir bilgi yok. Çok endişeliyiz” diye konuştu.

Haberde, Reyhan İnandı’nın eşiyle en son 31 Mayıs akşamı haberleştiği, daha sonra defalarca denemesine rağmen ona ulaşamadığı, bunun üzerine endişelenerek aramaya başladıkları ve boş aracı buldukları kaydedildi. Sorumlu emniyet birimlerine eşinin kayıp olduğunu bildirerek bulunması için başvuru yaptığını anlatan İnandı, o süre zarfında kendisine hem Kırgızistan’dan hem de yurt dışından çok sayıda telefon geldiğini ve bunlarda eşinin kaçırıldığı ve Bişkek’teki Türk Büyükelçiliği’nde tutulduğuna dair bilgilerin yer aldığını söyledi.

TÜRK BÜYÜKELÇİLİĞİNDEN CEVAP ALAMADI

“Bundan şüphelenmek ve endişelenmek için önümüzde yeterince başka örnekler vardı zaten” diyen Reyhan İnandı, iddialar üzerine Türk Büyükelçiliği’ne de başvurduğunu, eşinin akıbetini sorduğunu ancak cevap alamadığını kaydetti.

İnandı, şunları söyledi: “Bence eşimi kaçıracaklardı ancak beklemedikleri kadar güçlü bir dayanışma ve kamuoyu desteği, tahminlerinin üzerinde bir siyasi baskı ve uluslararası dayanışmayı görünce başaramadılar. Bize burada halk, yüzlerce mezunumuz ve aileleri destek veriyor”

Orhan İnandı’nın kaybolmasından sonra başta Türkiye Büyükelçiliği önü olmak üzere Kırgızistan’da farklı yerlerde gösteriler düzenlenmişti.

Reyhan ve Orhan İnandı, 1995’te gittikleri Kırgızistan’da “Sebat Okulları” adıyla okullar zinciri kurmaya başladı. Gülen Hareketi’ne yakınlığıyla bilinen okullar, Reyhan İnandı’nın verdiği bilgiye göre 15 Temmuz darbe girişiminden sonra Kırgızistan Eğitim Bakanlığı’na devredildi ve müfredatını da bakanlığın belirlediği bu okullar Sapat Okulları adını aldı. Halen kendi verilerine göre dört ilkokul, 16 lise, bir uluslararası okul ile bir de üniversitesi bulunan okullarda eğitim ağırlıklı olarak İngilizce yapılıyor. İlaveten Kırgızca, Rusça ve Türkçe dersler de veriliyor.

DW Türkçe’ye konuşan Reyhan İnandı, eşinin kaybolmasından sonra, Türkiye’nin Gülen yapılanması bağlantısı gerekçe gösterilerek 2019’da iadesinin talep edildiğini ancak Kırgız vatandaşı olması sebebiyle Ankara’nın iade talebinin reddedildiğini öğrendiklerini belirtiyor.

KORKUNÇ OLAYA RAĞMEN KIRGIZİSTAN’DAN GİTMEK İSTEMİYORUZ

Reyhan İnandı, şöyle konuştu: “Biz Kırgızistan’a 1995’te geldik, yedi aylık evliydik ve daha 20’li yaşlardaydık. Bizim bütün çocuklarımız burada doğdu, kendilerini buralı görüyorlar, şu yaşadığımız korkunç olaya rağmen buradan gitmek istemiyorlar. Biz Kırgızistan’ı ve halkını çok sevdik, onlar da bize çok hürmet gösterdi. Halkı eğitime çok önem veriyor, hem kız çocukları hem de erkek çocukları için eğitimi önemli görüyor. Burada kabul gördük, okullarımız 15 bin mezun verdi.”

Türkiye, 15 Temmuz darbe girişiminden sorumlu tuttuğu Gülen yapılanmasına karşı farklı ülkelerde operasyonlar düzenliyor. Son olarak geçen ayın sonunda Fethullah Gülen’in yeğeni Selahaddin Gülen Kenya’da yakalanıp Türkiye’ye getirilmişti. Önceki yıllarda da Kosova, Moldova, Azerbaycan ve Ukrayna gibi ülkelerden Gülen Hareketi üyesi olduğu belirtilen kişilerin MİT operasyonu ile kaçırılarak getirildiği açıklanmıştı.

En son 31 Mayıs’ta kendisinden haber alınan Orhan İnandı’nın aracı, kaybolmasından saatler sonra, lastikleri patlamış, kapıları açık, İnandı’nın telefonları da içinde boş şekilde bulundu. Hükumete yakın Sabah gazetesi yazarı Ferhat Ünlü, İnandı’ya yönelik operasyonun arkasında Kırgızistan gizli servisinin olduğunu iddia etmişti.

Erdoğan rejimi, Gülen Hareketi’ne yönelik cadı avını Kırgızistan’a taşımak istiyor

Okumaya devam et

Dünya

Rusya’dan Türkiye’ye: Azerbaycan’a üs kurarsanız…

Rusya’dan Türkiye’yle ilgili kritik açıklamalar geldi. Kremlin Sözcüsü Peskov, Türkiye’nin Azerbaycan’da üs kurması halinde Rusya’nın adımlar atabileceğini söyledi.

BOLD – Rusya, Türkiye’nin Azerbaycan’da kurmayı planladığı askeri üssüyle ilgili gelişmeleri yakından takip ettiğini açıkladı. Kremlin yönetimi, Türkiye’nin bu hamlesi nedeniyle Rusya’nın kendi güvenliğini ve çıkarlarını teminat altına almak için adımlar atmasının gerekebileceğini savundu.

Kremlin Sözcüsü Dmitri Peskov, Türkiye’nin Azerbaycan’da üs kurması ihtimaline ilişkin Peskov “Sınırlarımız yakınlarında (NATO) ittifak ülkelerinin askeri yapı konuşlandırmasına dikkatle yaklaştığımız bir husus olduğu gibi güvenliğimizi ve çıkarlarımızı korumak için adım atmamızı gerektirebilir” dedi.

Azerbaycan’a üs kurma konusu Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın bu hafta içinde yaptığı Azerbaycan ziyaretinde gündeme geldi.

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0