Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

MSB: Yunan savaş uçakları TCG Çeşme araştırma gemisini taciz etti

Milli Savunma Bakanlığı, Yunanistan Hava Kuvvetleri’ne ait 4 F-16 savaş uçağının Kuzey Ege’nin uluslararası sularında bilimsel ve teknik araştırmalar yapan TCG Çeşme gemisini taciz ettiğini açıkladı. Yunanistan, MSB’nin taciz açıklamasını yalanladı.

BOLD – Milli Savunma Bakanlığı, Yunanistan’a ait savaş uçaklarının kuzey Ege’nin uluslararası sularında hidrografik alanda bilimsel ve teknik araştırmalar yapan TCG Çeşme gemisini taciz ettiğini açıkladı.

Araştırma gemisine yaklaşan 4 Yunan savaş uçağından birinin 2 deniz mili mesafede chaff fişeği bırakarak tacizde bulunduğu belirtildi.

MSB: GEREKLİ KARŞILIK VERİLDİ

TCG Çeşme araştırma gemisinin, yıllık planlı faaliyet programı kapsamında 2 Mart’a kadar kuzey Ege’nin uluslararası sularında hidrografik alandaki bilimsel ve teknik araştırmalar yapacağı açıklanmıştı.

Anadolu Ajansı’nın haberine göre, Yunanistan Hava Kuvvetleri’ne bağlı 4 F-16 uçağı Limni Adası batısında TCG Çeşme’ye yaklaştı. Savaş uçaklarından biri TCG Çeşme’ye 2 deniz mili mesafede bir chaff fişeği atarak tacizde bulundu.

Milli Savunma Bakanlığı kaynakları, Yunan savaş uçaklarının 1000 metre irtifadan yaptıkları tacize yönelik gerekli karşılığın verildiğini belirtti.

Isı ve radar güdümlü füzeleri kandırmak için kullanılan Chaff önleme sistemi askeri uçakların çoğunda bulunuyor. Sistem pilotlar tarafından veya uçaktaki sistemler tarafından otomatik olarak fırlatılıyor.

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar da olaya ilişkin yaptığı açıklamada, “Maalesef Yunanlı komşularımızın sık sık yaptığı taciz hareketlerinden biri bu. Bizim de kendimize göre kurallarımız var. Kurallarımız çerçevesinde gerekli karşılık verildi” dedi.

Geminin çalışmasının “Tamamen depremle alakalı, hidrografik bir çalışma, bilimsel ve teknik bir çalışma” olduğunu belirten Akar, “Biz her zamanki gibi diyalogdan yanayız, iyi komşuluk ilişkilerinden, uluslararası hukuktan yanayız” diye konuştu ve “tacize gerekli karşılığın verildiğini” söyledi.

YUNANİSTAN, TACİZ İDDİASINI YALANLADI

Yunanistan, Milli Savunma Bakanlığı’nın taciz iddiasını yalanladı.

Bir Yunan Savunma Bakanlığı yetkilisi, “Yunan jetleri Türk gemisini asla taciz etmedi” dedi.

Yunanistan Genelkurmay Başkanlığı’ndan (GEETHA) kaynaklar da Yunan Hava Kuvvetleri’nin orta Ege Denizi’nde 29 savaş uçağının katıldığı bir tatbikat gerçekleştirdiğini aktardı.

Yunan basınına konuşan ancak adı açıklanmayan yetkililer, savaş uçaklarının saat 13.30 sularında havalandığını ve 14.40’ta tatbikatın tamamlanmasıyla geri döndüklerini belirtti.

Jetlerde ‘chaff fişeği’ bulunmadığını belirten Yunan askeri yetkililer, Türk gemisine en fazla 10 deniz mili mesafede yaklaşıldığını ve jetlerin normal şartlarda 19 bin fitte uçtukları bilgisini paylaştı.

YUNANİSTAN, ÇEŞME İÇİN NAVTEX İLANINA TEPKİ GÖSTERMİŞTİ

Türkiye’nin Orta Ege’de araştırma yapması için TCG Çeşme isimli gemiyi görevlendirmesi ve yayımladığı Navtex, Yunanistan’ın tepkisini çekmişti. Atina, Ankara’nın adımını ‘gereksiz’ olarak nitelendirmişti.

Yunan hükümet Sözcüsü Christos Tarantilisi, yaptığı açıklamada “Olumlu havaya uymayan gereksiz bir hareket” ifadelerini kullanmıştı.

Yunan Dışişleri Bakanlığı’nın resmi şikayeti Türk tarafına ilettiğini kaydeden Yunan yetkililer, Türkiye’nin Navtex ilanının yasa dışı olduğunu ve yetkisi olmayan bir istasyon tarafından yayınlandığını öne sürdü. Yunanistan Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Alexandros Papaioannou yaptığı açıklamada, seyir önergesinin uluslararası sularla ilgili olduğunu ancak İzmir’deki limanın Navtex ilan etmeye yetkisi olmadığını iddia etti.

Olayla ilgili Yunan medyasında çıkan haberlerde, Yunan Deniz Kuvvetlerinin her olasılığa karşı hazırlıklı olduğu ve “TCG Çeşme araştırma gemisine Türk donanmasının eşlik edip etmeyeceği sorularına yanıt aranıyor” şeklinde haberler yer almıştı.

ÇEŞME GEMİSİ BÖLGEDE HANGİ FAALİYETLERİ YÜRÜTÜYOR?

Türk yetkililer, TCG Çeşme gemisinin deniz tabanına kablo döşemeyeceğini ve araştırmaların deniz yüzeyinde sınırlı olacağını açıklamıştı.

TCG Çeşme gemisi, orta ve derin sularda hidrografik ve oşinografik (denizin fiziksel özellikleri) çalışmalar yapmak için tasarlandı. Deniz haritalarının güncellenmesi için de jeolojik araştırmalar yapan TCG Çeşme, batimetrik derinlik, manyetik şiddet, yerçekimi kuvveti, deniz yüzeyi ısısı, sismik hareketlilik, ses hızı, ortam ışığı ve tuzluluk oranı konularında hassas araştırmalar yapabiliyor.

Türkiye daha önce de aynı bölgede 2018 yılında bazı ölçümlerde bulunmuştu.

YUNANİSTAN’IN ASKERİ FAALİYETLERİ RAHATSIZLIK YARATTI

Türkiye ve Yunanistan, 2016 ara verilen istikşafi görüşmelere (keşif, tanıma amaçlı görüşme) 25 Ocak’ta İstanbul’da yeniden başladı. Bu tarihten sonra Yunanistan’ın bazı faaliyetleri Ankara’nın tepkisini çekti.

25 Ocak’tan bu yana Yunanistan, İskiri Adası kuzeybatısındaki uluslararası suları da kapsayan alanda 20 gemi ve çok sayıda hava unsuru ile Şimşek-21 Tatbikatı’nı gerçekleştirdi.

Bunun yanı sıra 10-17 Şubat 2021 tarihlerindeki denizaltı faaliyetlerine ilişkin yayınladığı denizaltı ilanlarında (SUBDANGER-Denizaltı Tehlike Sahası) gayri askeri statüdeki Bozbaba, Semadirek, Limni, Taşoz, Midilli, Sakız, İpsara, Ahikerya ve Sisam adalarının karasularını kapsayan sahaları ilan etti.

Aynı şekilde Ege Denizi ve Akdeniz’de 17 Mart-27 Nisan 2021’de atışlı eğitim yapılacağına yönelik denizaltı ilanında gayrı askeri statüdeki Limni, Bozbaba, Midilli, Meis, İpsara, Sakız, Semadirek adalarının karasularını kapsayan sahalara yer verdi.

İSTİKŞAFİ GÖRÜŞMELER YENİDEN BAŞLADI

İki NATO üyesi ülke Doğu Akdeniz’deki gerilimi çözmek için istikşafi görüşmelere başlamış ve 25 Ocak’ta İstanbul’da bir araya gelmişti. Türkiye ile Yunanistan arasında Ege Denizi’nde çatışma riskinin azaltılması ve karşılıklı güvenin arttırılması için 12 Mart 2002’de başlatılan ve 2016’da ara verilen istikşafi görüşmelerin 61’incisi 25 Ocak’ta İstanbul’da gerçekleştirildi.

İki taraf bir sonraki istikşafi görüşmenin Mart ayında Atina’da yapılması konusunda görüş birliğine varmıştı.

Türkiye ve Yunanistan arasındaki Doğu Akdeniz krizine AB de geçtiğimiz aralık ayında Türkiye’ye aşamalı yaptırım uygulanması kararı alarak dahil olmuştu. Türkiye’nin sismik araştırma faaliyetleri nedeniyle planlanan yaptırımların genişletilmesi ise Mart ayında yeniden ele alınacak.

Türkiye ile Yunanistan arasında yeni gerginlik

Dünya

Beklenen rapor açıklandı: Kaşıkçı’nın öldürülme talimatını Prens Selman verdi

ABD istihbaratının hazırladığı rapor açıklandı. Raponda Suudi Arabistan’ın İstanbul Başkonsolosluğunda katledilen gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın öldürülmesini onaylayan kişinin Veliaht Prens Muhammed bin Selman olduğu belirtildi.

BOLD – ABD, Cemal Kaşıkçı raporunu yayınladı. Raporda, Kaşıkçı’nın yakalanması ve öldürülmesi talimatını Suudi Prens Selman’ın verdiği ifadeleri yer aldı.

TRUMP YÖNETİMİ KAMUYA AÇIKLAMAMIŞTI

ABD Ulusal İstihbarat Direktörlüğü (DNI), 2018’de hazırlanan ancak Donald Trump yönetiminin kamuya açıklamadığı “Kaşıkçı istihbarat değerlendirme raporunu” yayımladı. Başta Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) olmak üzere ilgili istihbarat kurumlarının katkıda bulunduğu raporda, Suudi Arabistan’ın İstanbul Başkonsolosluğunda katledilen gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın öldürülmesini onaylayan kişinin Veliaht Prens Muhammed bin Selman olduğu belirtildi.

CİNAYETTE PRENS’İN EKİBİ YER ALDI

Raporda, “Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın, Suudi Arabistanlı gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın, İstanbul’da yakalanması ya da öldürülmesine yönelik operasyonu onayladığı sonucuna ulaştık” ifadesi yer aldı. Ayrıca raporda, “Bu sonuca, Prens Muhammed bin Selman’ın, ülkede karar alma mekanizmalarını kontrol ettiği, cinayette Prens’in önemli bir danışmanının ve güvenlik ekibinin yer aldığı, Prens’in Kaşıkçı da dahil yurt dışındaki muhalifleri susturmak için şiddet içerikli adımlar attığı gerçeklerini baz alarak ulaştık” bilgisi verildi.

20 EKİM 2018’DE ÖLDÜRÜLDÜ

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’a yönelik eleştirileriyle bilinen ve Washington Post gazetesinde köşe yazarlığı yapan Cemal Kaşıkçı, 2 Ekim 2018’de gittiği Suudi Arabistan İstanbul Başkonsolosluğundan bir daha çıkmamıştı. Kaşıkçı’nın, konsoloslukta öldürüldüğü ve cesedinin parçalandığı ortaya çıkmıştı.

 

Kanal İstanbul: Boğazın güvenliği ya da rant projesi!

Okumaya devam et

Dünya

ABD istihbaratı rapor hazırladı: Cemal Kaşıkçı cinayetine Veliaht Prens onay verdi

ABD Ulusal İstihbarat Direktörlüğü’nün (DNI) Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayetine ilişkin raporunu bugün açıklaması bekleniyor. Bloomberg, raporda Kaşıkçı cinayetine Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın onay verdiği tespitinin bulunduğunu yazdı.

BOLD – ABD istihbaratının bugün açıklaması beklenen raporunda, gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın öldürülmesine Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın onay verdiği bildirildi.

Bloomberg’in, söz konusu istihbarat raporunu bilen ancak adı açıklanmayan bir yetkiliye dayandırdığı haberine göre, raporun bulguları Veliaht Prens bin Selman’ı işaret ediyor.

Habere göre ağırlıklı olarak Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) ile diğer istihbarat kurumlarının katkı ve Ulusal İstihbarat Direktörlüğü tarafından derlenen raporda, Kaşıkçı’nın 2018 yılı Ekim ayında Suudi Arabistan’ın İstanbul Başkonsolosluğunda öldürülmesine Veliaht Prens’in onay verdiği sonucuna varıldı.

İLİŞKİLERİ OLUMSUZ ETKİLEMESİ BEKLENİYOR

Muhammed bin Selman’ın Kaşıkçı cinayetindeki rolünün detaylarının raporda ortaya çıkacağı belirtilen haberde, 2018 yılından bu yana kamuoyuna açıklanmayan raporun ABD-Suudi Arabistan ilişkilerine önemli ölçüde etki edebileceği kaydedildi.

ABD medyasına göre DNI’nın söz konusu raporu bugün kamuoyuna açıklaması bekleniyor.

Öte yandan ABD medyasında konuyla ilgili olarak çıkan diğer haberlerde, raporda MBS’nin cinayete onay vermesinin dışında muhtemelen talimatı veren kişi de olduğuna ilişkin bulguların paylaşılacağı belirtildi.

Reuters haber ajansı da dört Amerikan yetkilisine dayandırdığı haberinde, raporda Veliaht Prens’in gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayetine onay verdiği bilgisinin yer aldığını belirtmişti.

CEMAL KAŞIKÇI CİNAYETİ

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed Bin Selman’a yönelik eleştirileriyle bilinen ve Washington Post gazetesinde köşe yazarlığı yapan Cemal Kaşıkçı, 2 Ekim 2018’de gittiği Suudi Arabistan İstanbul Başkonsolosluğundan bir daha çıkmamıştı. Kaşıkçı’nın daha sonra konsoloslukta öldürüldüğü ve cesedinin parçalandığı ortaya çıkmıştı.

Kaşıkçı’nın öldürüldüğünü haftalarca kabul etmeyen Riyad, uluslararası baskıların ardından Kaşıkçı’nın öldüğünü teyit etmiş ve “gözaltına alınırken yapılan bir hata sonucu” öldüğünü kabul etmişti. Ancak Veliaht Prens’in cinayetin talimatını verdiği yönündeki iddiaları reddetmişti.

AKP Hükumeti de o dönemde Kaşıkçı cinayetini Veliaht Prens karşıtı bir kampanyaya dönüştürmüş ve uluslararası alanda Veliaht Prens’i sıkıştırmaya çalışmıştı. Ancak o dönemki Trump yönetiminin Veliaht Prens ve Suudi Arabistan’la ilişkileri bozmak istememesi nedeniyle AKP hükumetinin bu politikası başarısız oldu.

ABD istihbaratının Kaşıkçı cinayetine ilişkin hazırladığı rapor eski başkan Donald Trump döneminde de tartışılmış, hatta bazı kısımları da basına sızmıştı. Ancak Trump yönetimi Kongre’deki her iki partinin temsilcilerinin ısrarlı taleplerine rağmen raporu kamuoyuna açıklamamıştı.

BİDEN, KRAL SELMAN İLE GÖRÜŞTÜ

Bu arada ABD’nin Kaşıkçı cinayetine ilişkin raporunun açıklanması beklenirken, ABD Başkanı Biden ile Suudi Kralı Selman telefonda görüştü. Biden’in görüşmede “insan hakları ve hukukun üstünlüğünü” dile getirdiği açıklandı.

Beyaz Saray’dan yapılan açıklamada, görüşmede Biden’in, hükümetinin “evrensel insan haklarına ve hukukun üstünlüğüne” verdiği önemi vurguladığı belirtildi. Beyaz Saray’ın açıklamasında, Kaşıkçı cinayetinden söz edilmedi.

Bunun yanı sıra Biden’in, İran yanlısı grupların saldırıları söz konusu olduğunda Suudi Arabistan’ın yanında oldukları güvencesini verdiği ifade edildi.

Suudi resmi haber ajansı SPA ise Kral Selman ile Biden’in görüşmesinde iki ülke arasındaki “ilişkilerin derinliğinin” ele alındığını duyurdu. Görüşmede, İran’ın Ortadoğu’da “istikrara zarar verecek faaliyetleri” ile “terör gruplarına verdiği desteğin” gündeme geldiği kaydedildi.

ABD, YEMEN’DEKİ SAVAŞA DESTEĞİNİ ÇEKTİ

ABD Başkanı Joe Biden, 20 Ocak’ta görevi devralmasının ardından ilk kurum ziyaretini Şubat ayının başında Dışişleri Bakanlığı’na yapmış ve ABD’nin Yemen’deki savaşa desteğini çektiğini açıklamıştı.

Yemen’de 6 yıldır süren savaşta 110 binden fazla kişi öldüğü tahmin ediliyor.

Biden’dan önceki başkanlar Donald Trump ve Barack Obama, Yemen’e karşı Suudi Arabistan önderliğinde koalisyon güçlerinin yürttüğü savaşa destek verdi.

Yemen hükümeti ile Husiler arasında 2014’te başlayan çatışmalar, bir yıl sonra ABD, İngiltere ve Fransa’nın da desteğiyle Suudi Arabistan önderliğinde sekiz Arap ülkesinin de katıldığı koalisyon güçlerinin hava saldırılarıyla yoğunluk kazanmıştı. Ülkede büyük bir yıkım olmuş, açlık baş göstermişti.

Ayrıca Biden, Yemen’de Suudi Arabistan önderliğindeki ittifaka karşı savaşan İran destekli Husiler’i terör örgütü ilan eden kararı da iptal etmişti. Karar, eski ABD Başkanı Donald Trump’ın görev süresinin bitmesine az bir süre kala alınmıştı.

Tayyip Erdoğan’ın ABD’den beklediği telefon hala gelmedi

Okumaya devam et

Dünya

İltica bilgileri Türkiye’nin eline geçenlerin bazıları Almanya’dan sınır dışı edilmiş olabilir

Der Spiegel, 2019’da Almanya büyükelçilik avukatı Yılmaz S’nin tutuklanmasıyla iltica bilgileri Türk makamların eline geçenler arasında Almanya’dan Türkiye’ye sınır dışı edilenler olabileceğini yazdı. Muhalefet, Federal Hükumet’e sert eleştiri getirdi, ‘koruma statüsü’ çağrısında bulundu.

BOLD – Alman haftalık haber dergisi Der Spiegel’in haberine göre, Türkiye’de Alman Büyükelçiliği için çalışan avukat Yılmaz S’nin 2019 yılında tutuklanmasının, iltica başvurularında tahmin edilenden daha olumsuz sonuçlara yol açtığı ortaya çıktı. Dergi, iddiasını Sol Partinin (Die Linke) hükumete verdiği soru önergesine verilen cevaba dayandırdı.

Türkiye’de aralarında Almanya’nın da aralarında olduğu bazı ülkelerin büyükelçilikleri için çalışan avukatın casusluk iddiasıyla 2019 yılında tutuklanması sonrası çok sayıda kişinin iltica dosyasındaki hassas bilgilerin Türk makamların eline geçtiği tahmin ediliyordu.

SAYI GÜN GEÇTİKÇE ARTIYOR

Federal Hükümet’in Sol Parti’nin soru önergesine verdiği yanıta göre, avukat Yılmaz S’in tutuklanması yoluyla Türk makamların eline geçen iltica dosyası sayısının 900’ü bulduğunu belirtti. Dosyaların aile fertlerini de kapsadığı düşünüldüğünde bu durumdan  bin 400’ten fazla kişinin etkilenmiş olabileceği ifade ediliyor.

Spiegel’in haberine göre, Sol Parti Milletvekili Ulla Jelpke’nin soru önergesine Federal Hükumet’in verdiği yanıt, bu kişilerden Türkiye’ye geri gönderilenler olabileceğini ortaya çıkardı.

DOSYALARIN YARISINDAN FAZLASI HAKKINDA KARAR VERİLMEDİ

Avukatın tutuklanması sonrasında emniyet çevrelerinden söz konusu kişilere koruma statüsü sağlanacağının belirtilmesine rağmen, Spiegel’in edindiği bilgilere göre dosyaların yarısından fazlası hakkında hâlâ karar verilmiş değil.

Federal Hükümet’in verdiği bilgilere göre, şimdiye kadar söz konusu 900 iltica dosyasının 336’sı karara bağlandı. 575 mağdurun 489’una koruma statüsü verilirken, 76 kişinin iltica başvurusu reddedildi, 8 kişinin başvurusu muhtemelen Dublin Prosedürü gereği uygun görülmedi. 2 kişinin başvurusu ise iptal oldu. Yaklaşık 600 başvurunun ise hala karara bağlanmayı beklediği belirtildi.

TÜRKİYE’YE SINIR DIŞI EDİLENLER OLABİLİR

Haberde, Federal Hükumet’in, bilgileri Türkiye’de devletin eline geçmiş olanlar arasında ülkelerine geri gönderilenler olmadığını teyit edemediği kaydedildi.

Sol Parti’nin soru önergesine verilen yanıtta, Federal Hükümet ve eyalet yönetimleri arasındaki yetkinlik paylaşımı nedeniyle, Berlin’in konuya ilişkin malumat veremeyeceği ifade edildi.

Yanıtta, ‘Münferit sınır dışıların planlanması ve uygulanmasının eyaletleri ilgilendirdiği” belirtilerek, bilgileri Türk makamlarının eline geçen ve Almanya’da iltica başvuruları reddedilenlerin akıbetine ilişkin malumatın eyaletlerdeki sorumlu Yabancılar Dairesi’nde olduğu belirtildi. Ayrıca, Federal Hükümet’in sınır dışıların ardından yapılan olası kovuşturmalara ilişkin de elinde bir bilgi bulunmadığı kaydedildi.

SOL PARTİ MİLLETVEKİLİ: SKANDAL

Federal Hükumet’in, iltica başvuruları reddedilenlerin akıbetiyle ilgilenmemesini ‘skandal’ olarak nitelendiren Jelpke, derhal durumun aydınlatılmasını ve bilgileri devletin eline geçenlere koruma statüsü verilmesini talep etti.

ALMAN BÜYÜKELÇİLİĞİ AVUKATI NASIL TUTUKLANDI?

Yılmaz S. iltica başvurusu yapan Türk vatandaşlarına ait gizli bilgileri casusluk amacıyla temin etme suçlamasıyla Ankara’da 17 Eylül 2019 tarihinde gözaltına alınmış ve hemen ardından 23 Eylül’de tutuklanarak cezaevine gönderilmişti. Avukat hakkında geçen yıl Mart ayında görülen ilk duruşmadan tahliye kararı çıkmıştı.

Aralarında Almanya ve Hollanda’nın da bulunduğu yabancı büyükelçilikler için çalışan avukat Yılmaz S., bu ülkelere iltica talebinde bulunan Türk vatandaşlarının ülke makamlarına verdiği bilgilerin doğruluğunu araştırmakla görevliydi.

Alman güvenlik birimleri, Yılmaz S’nin tutuklanmasıyla iltica başvurusunda bulunan Türk vatandaşlarına ait hassas bilgilerin Türk makamlarının eline geçtiği endişesiyle söz konusu kişileri uyarmıştı.

BM: Akdeniz’de hafta sonu yaşanan faciada en az 41 göçmen hayatını kaybetti

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0