Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Bugün tam 6 yıl oldu: Erdoğan’ın hedefindeki bir numaralı gazeteci Mehmet Baransu

Mehmet Baransu, 6 yıllık tutukluğu, 10 yıllarca kesinleşmiş hapis cezası, bazılarından müebbetle yargılandığı ve sayısı tam olarak bilinemeyen davaları ile Türkiye’de baskı altındaki gazeteciler arasında bir numaralı isim.

BOLD – Gazeteci Mehmet Baransu, 2 Mart 2015’te tutuklanmadan önce dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan ve hükumetinin doğrudan hedefi oldu. Dönemin Başbakanlık Müsteşarı Efkan Ala’nın “Evinin kapısını kırıp Baransu’yu alın” talimatı Türkiye’de baskı gören pek çok gazetecinin hala hafızasında.

‘DEVLET HALKINI BOMBALADI’

turkishminute.com’un aktardığına göre Baransu’yu doğrudan Erdoğan’ın hedefi haline getiren haber, 34 sivilin bombardıman sonucu hayatını kaybetmesine ilişkin yazdıklarıydı. 2011 yılında Türk ordusuna ait F-16 savaş uçaklarının bombardımanında Uludere’de (Roboski) 34 sivil hayatını kaybetti. Aralarında çocukların da bulunduğu siviller Kürt’tü ve Baransu’nun haberi “Devlet halkını bombaladı” başlığıyla verildi.

Baransu, bombardımanın Milli İstihbarat Teşkilatı’nın(MİT) verdiği yanlış istihbaratla gerçekleştiğini belgeleriyle yazınca, Erdoğan çok öfkelendi. MİT doğrudan Erdoğan’a bağlı bir kurumdu ve başında da Erdoğan’ın “sır küpüm” dediği Hakan Fidan vardı. Erdoğan, bu olaydan başlayarak Baransu’yu doğrudan hedef alan açıklamalar yapmaya başladı. Devam eden günlerde hem Baransu hem de çalıştığı Taraf gazetesini zor günler bekliyordu.

Tutuklanmadan önce üzerinde çalıştığı son konular Erdoğan ve partisinin üst yönetiminin karıştığı yolsuzluklar ile Erdoğan’ın Gülen Hareketi’ne yönelik başlattığı savaşın detaylarıydı. Ancak öncesinde Baransu, Türk Silahlı Kuvvetlerine yoğunlaşmış, ülkenin gündemini belirleyen haberlere imza atmıştı.

2007 ile 2010 arasında yazdığı ve pek çok demokrat kesim tarafından sahiplenilen haberler, Erdoğan’ın otokrat bir lidere dönüştüğü 2011 yılından itibaren suç olarak kabul edilmeye başlandı. Hapiste 6. yılını dolduracağı hafta, tutuklu gazetecilerle dayanışma platformu Jailed Journos, Twitter’da #FreeMehmetBaransu etiketi açtı ve 137 bin mesaj atıldı. Sevenleri ve meslektaşları Baransu’nun özgür bırakılması istendi. Ancak bu, Erdoğan iktidardayken pek olası gözükmüyor.

HABER KAYNAKLARININ İSİMLERİNİ AÇIKLAMADI

Baransu yargılandığı davalardan ikisi 2020 içinde sonuçlandı. İki ayrı davada toplamda 36 yıl 7 ay hapis cezasına çarptırıldı. Duruşmalarda haber kaynaklarını açıklaması için baskı gördü. Onlarca dava ve hapiste geçirdiği 6 yıla rağmen Baransu, haber kaynaklarından hiçbirinin ismini açıklamadı.

Baransu’nun 19 yıl 6 ay hapis cezası aldığı haber, Türkiye’ye sokulan 23 bin ton genetiği değiştirilmiş prinçle ilgiliydi. Baransu’nun Temmuz 2013’te yazdığı habere göre, uzak doğu menşeli GDO’lu pirinç önce Amerika Birleşik Devletleri’ne satılmaya çalışılmış ancak farkedilmesi üzerine gemi gümrükten geri çevrilmişti. Bir Türk firma pirinci satın alıp Mersin Limanı üzerinden sahte belgelerle Türkiye’ye sokmuştu. Baransu’nun pirincin GDO’lu olduğuna ilişkin laboratuvar raporlarıyla yayınlandığı haber doğrudan Erdoğan’ı sarstı. Çünkü pirinci ithal eden firmanın sahibi Mahmut Aslan, Erdoğan’a oldukça yakın bir işadamıydı ve yurt dışı gezilerinde Erdoğan’ın özel jetinde ağırlanıyordu. Baransu devam eden günlerde AKP’li Tarım, Ticaret ve Adalet Bakanlarının soruşturmayı kapatmak için yaptıkları baskı ve usulsüzlükleri de yazdı. Bakanları yönlendiren doğrudan Erdoğan’dı.

Hükümet GDO’lu pirinci tespit eden, raporlaştıran ve soruşturma açan polis ve savcılar dahil 77 kişiyi görevden uzaklaştırdı. Ardından pek çoğu tutuklandı. Onlardan biri de Mehmet Baransu’ydu. Baransu’ya yöneltilen suçlama “gizliliği ihlal”di. Ardında davanın yönü değişti ve GDO’lu pirinç soruşturması “terör soruşturmasına” dönüştü. Hükmete göre soruşturmayı yürütenlerin hepsi Gülenist’ti ve terörden yargılanmalıydılar. Yıllarca süren dava 19 Temmuz 2020’de bitti ve Baransu’ya 19 yıl 6 ay hapis cezası verildi. Karar duruşmasından önce Cumhurbaşkanı Erdoğan, avukatı aracılığıyla başvuruda bulunmuş ve resmi müdahil olmuştu.

Baransu’nun aldığı ikinci ceza ise 17 yıl 1 ay oldu ve yargılandığı haber, Milli Güvenlik Kurulu’na (MGK) ait bir belgeyle ilgiliydi. Habere göre, Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Hükümet üyeleri ile üst düzey generallerden oluşan MGK, 25 Ağustos 2004’teki toplantıda Fethullah Gülen Grubu’nu yok etmek için bir eylem planı üzerinde mutabık kalmışlardı. Baransu, MGK’nın gizli ibareli ve yıllarca gizlenen belgesini 28 Kasım 2013’te yayınladı.

O günlerde Erdoğan Hükümeti ile Gülen Hareketi arasında gerilim yükselmiş ve Gülen Hareketi’ne bağlı eğitim kuruluşları kapatılmaya başlanmıştı. Baransu’ya göre gerilimin kaynağı çok daha eskiydi ve Erdoğan iktidarda kalabilmek için yıllar önce askerlerle Gülen Hareketini yok etmek için anlaşmıştı.

Hükümetin ilk açıklaması, kararları askerlerin baskısı nedeniyle imzaladıkları ancak asla uygulamadıkları şeklindeydi. 2016 yılından sonra Erdoğan, Gülen Hareketini geniş çapta tasfiye ettikten sonra söylem değiştirerek MGK’nın 2004 yılında aldığı kararları sahiplendi.

Başbakanlık, MGK ve Milli İstihbarat Teşkilatı, Baransu hakkında ortak dava açtılar. Yıllar süren yargılamanın ardından Baransu, 23 Kasım 2020’de 17 yıl 1 ay hapis cezasına çarptırıldı. Baransu devletin gizli kalması gereken belgelerini yayınlamakla suçlanıyordu.

TARAF GAZETESİ VE BARANSU

Mehmet Baransu, her biri haftalarca tartışılan haberlerini Taraf Gazetesi’nde yayınlıyordu. Taraf’ın yayın yönetmeni Ahmet Altan da Baransu gibi tutuklu durumda. Aynı zamanda ünlü bir roman yazarı olan Ahmet Altan, 70’inci yaşını cezaevinde doldurdu. Altan ailesi Türkiye’de demokrasi mücadelesinin sembollerinden biri. Ahmet Altan’ın babası yazar ve siyasetçi Çetin Altan da çoğunlukla askerlerle yaşadığı gerilimler nedeniyle yıllarını hapiste geçirmiş bir isim.

Ahmet Altan’ın kurucu yayın yönetmeni olduğu Taraf Gazetesi, belki de bu sebeple askeri vesayetle mücadelenin öncüsü oldu. Kurulduğu 2007 yılından itibaren askerlerin siyaset üzerindeki baskısı ve ordu içindeki skandallara odaklandı. Mehmet Baransu bu alanda yazdığı haberler nedeniyle Ahmet Altan’ın gözde muhabiriydi.

DÜNYA MEDYA TARİHİNE GEÇEN HABER

Baransu’nun “”O Dört Er Böyle Öldü: Pimini Çekip Bombayı Verdi” başlıklı haberi, yayınlandığı 2009 yılında Türkiye’deki en prestijli gazetecilik ödüllerini topladı. Columbia Üniversitesi Uluslararası-Halkla İlişkiler Bölümü Medya ve İletişim Program Direktörü Prof. Dr. Anya Schiffrin yayınladığı tarihe damgasını vurmuş en iyi 47 haber arasına Baransu’nun bu haberi de girmişti.

Haber, Elazığ’da askeri birlik içerisinde bir patlama sonucu hayatını kaybeden 4 erle ilgiliydi. Genelkurmay olayı eğitim sırasında kazara patlama olarak açıklamıştı. Ancak Baransu’nun haberine göre, bir komutan nöbette uyuyan ere ceza olarak pimi çekilmiş bir el bombası vermişti. Saatlerce bombanın mandalını basılı tutmak zorunda kalan er, sonunda mandalı elinden kaçırmış ve üç arkadaşıyla birlikte ölmüştü.

Bu haber Baransu’ya büyük bir prestij kazandırdı. Peş peşe Türk Ordusu içindeki skandalları yazdı. Onlarca subayın tutuklanmasına neden olan Ergenekon ve Balyoz isimli “darbe teşebbüsü” soruşturmalarının en önemli detaylarını da Baransu kaleme alıyordu.

Baransu’ya haberleri, Gülen Hareketi’ne yakın bürokratların sızdırdığı iddia ediliyordu. Taraf Gazetesinin yayın yönetmeni Ahmet Altan ise haberlerin tamamının doğru olduğunu, yalanlanamadığı, haberleri kimin sızdırdığına ilişkin tartışmayla büyük suçların gizlenmeye çalışıldığını söylüyordu.

“KAPISINI KIRIN” TALİMATI

2010 yılına kadar askeri vesayetle mücadele Erdoğan hükümetinin işine yarıyordu ve AKP yönetim kadrosu Baransu’nun haberlerini de Taraf Gazetesini de destekliyordu. 2010’dan sonra “Yeni Osmanlıcılık” fikriyle Erdoğan otokrat bir lidere dönüşünce Taraf Gazetesinin de Baransu’nun da eleştirilerinin odağı oldu. Baransu, Erdoğan hükümetine ilişkin pek çok skandalı dört yıl boyunca yazdı.

2014 yılına gelindiğinde Başbakan Erdoğan artık Baransu’nun tutuklanmasına karar vermişti. Başbakanlık Müsteşarı Efgan Ala, İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu’yu aradı ve Mehmet Baransu’nun evinin kapısı kırılarak gözaltına alınması talimatını verdi. Ala’nın bu talimatı bir yolsuzluk soruşturması nedeniyle telefonu dinlenirken tesadüfen kaydedilmişti.

Kısa süre sonra Erdoğan’ın istediği oldu. 2 Mart 2015’te Mehmet Baransu tutuklandı. Ardından yayın yönetmeni Ahmet Altan da tutuklandı. Cezaevinde 6. yılını dolduran Baransu, verilen 36 yıl 7 ay cezanın dışında onlarca davayla da yargılanıyor.

Türkiye’deki basın meslek örgütleri ise Erdoğan’ın öfkesine hedef olmamak için medya özgürlüğü raporlarında Baransu’nun ismini geçirmemeye özen gösteriyorlar.

Gündem

Erdoğan’ın atadığı rektör, Bilal Erdoğan’a teşekkür etti

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın kararıyla İbn Haldun Üniversitesi’ne rektör olarak atanan Atilla Arkan, atama için Bilal Erdoğan’a teşekkür etti. 

BOLD – AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın kararıyla İbn Haldun Üniversitesi Rektörlüğüne atanan Atilla Arkan teşekkür mesajını sosyal medya hesabından paylaştı.

Atilla Arkan teşekkür mesajında, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, YÖK Başkanı Yekta Saraç’ın ve üniversitenin mütevelli heyetine teşekkür ettikten sonra heyet üyelerinden Bilal Erdoğan’a da ‘en kalbi şükranlarını’ sundu.

HEDEFİ MİLLET VE ÜMMETE EN İYİ ŞEKİLDE HİZMET SUNMAK

Atilla Arkan’ın sosyal medyadan paylaştığı mesajı şöyle: “İbn Haldun Üniversitesi Rektörlüğüne tensipleriyle şahsımı onurlandıran sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a, YÖK başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç’a, İbn Haldun Üniversitesi Mütevelli Heyetine, Prof. Dr. İrfan Gündüz ve Sayın Bilal Erdoğan’a en kalbi şükranlarımı sunarım. İbn Haldun Üniversitesi ailesi olarak bu ülkeye, milletimize, ümmetimize ve insanlığa en iyi şekilde hizmet ve katkıda bulunmayı Rabbim nasip etsin.”

 

Bir AKP klasiği: Boğaz’daki yalısından ‘şükredin’ diyene var yoksula yok!

Okumaya devam et

Gündem

İşçilerden 1 Mayıs resti: Çalışırken bulaşmayan korona eylemde de bulaşmaz

Salgın nedeniyle birçok ilde 1 Mayıs eylemleri yasaklandı. Bu duruma tepki gösteren işçi örgütleri ise 1 Mayıs’ta meydanlarda olacaklarını açıkladı. İşçi örgütleri, “Çalışırken bulaşmayan korona 1 Mayıs eyleminde de bulaşmaz” dedi.

BOLD – AKP’nin kongrelerine uygulanmayan tedbirler, 1 Mayıs eylemlerini yasaklamak için bahane ediliyor. İstanbul dahil birçok kentte valilikler pandemi bahanesiyle 1 Mayıs’ı yasakladı. Meslek örgütleri ve konfederasyonlar ise yasaklara rağmen 1 Mayıs’ta meydanlarda olacaklarını açıkladı.

PANDEMİ YASAKLARA GEREKÇE YAPILDI

DİSK, KESK, TMMOB ve TTB, “Umut Yan Yana” sloganıyla 1 Mayıs programını açıkladı. Karaköy’deki Mimarlar Odası Büyükkent Şubesi’nde düzenlenen toplantıda konuşan DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, pandemi sürecinde emekçilerin yaşadığı sorunlara dikkat çekti. 30 Nisan ve 1 Mayıs için yaptıkları kutlama başvurularının reddedildiğini aktaran Çerkezoğlu, “Pandemiye dair bilimin emrettiği tedbirleri almayanlar, zorunlu olmayan iş kollarında çalışmanın 28 gün durmasını reddedenler, hatta aldıkları kısıtlı tedbirleri bizzat kendileri çiğneyenler, lebalep kongrelerde halk sağlığı sorunu yaratanlar, 1 Mayıs yasaklarına pandemiyi gerekçe gösteriyor” dedi.

ÇALIŞIRKEN BULAŞMAYAN KORONA EYLEMDE DE BULAŞMAZ

1 Mayıs’ı yasaklamalara rağmen işyerlerinde kutlayacaklarını belirten Çerkezoğlu, “Sağlıklı, güvenceli ve insanca bir yaşam için ‘Her gün 1 Mayıs’ diyecek ve 1 Mayıs haftası boyunca taleplerimizi ifade edeceğiz. Her yer 1 Mayıs diyecek, mümkün olduğunca yaygın bir biçimde işyerlerinin önlerinde ve meydanlarda olacağız. 30 Nisan’da İstanbul Taksim’deki Kazancı yokuşunda her sene gerçekleştirdiğimiz anma etkinliğinde buluşacak, 1 Mayıs 1977 katliamında yitirdiğimiz canları anacak, tüm anma programlarımızı pandemi koşullarına uygun biçimde planlayacağız. Aynı gün ülkenin dört bir yanında, en yaygın biçimde işyerlerinde 1 Mayıs kutlamalarını ve alanlarda basın açıklamalarımızı gerçekleştireceğiz. Çalışırken bulaşmayan korona 1 Mayıs eyleminde de bulaşmaz” dedi.

CENAZEDE BULAŞMAYAN VİRÜSÜN EYLEMDE BULAŞMASI KOCA BİR YALAN

TTB Merkez Konsey Başkanı Şebnem Korur Fincancı da açık alanlarda mesafeyi koruyarak seslerini duyurabileceklerini ifade etti. KESK Eşbaşkanı Mehmet Bozgeyik, İçişleri Bakanı ve yasak kararı veren İstanbul Valisi’nin katıldığı cenaze törenini hatırlatarak, “İşte salgın bu cenazelerde yaygınlaştı” dedi. TMMOB Yönetim Kurulu Üyesi Tores Dinçöz ise, “Çeşitli cenazelerde virüsün bulaşmadığını ama emeğin bayramında bulaşacağı varsayımı koca bir yalandır. Emeğin bayramını kutlamak için etkinliklerimizi talep etmiyoruz, istiyoruz. Bu kararımızdır” dedi.

 

Bir AKP klasiği: Boğaz’daki yalısından ‘şükredin’ diyene var yoksula yok!

 

Okumaya devam et

Gündem

Halk aşıya güvenmiyor, vakalar artsa da aşı yaptıran yok

Halk Çin’den getirilen koronavirüs aşılarına güvenmiyor. Bu durum rakamlara da yansıyor. Salgın başlangıcından beri en yüksek vaka ve ölüm oranlarına ulaşılmasına karşın aşı yaptıranların sayısı giderek azalıyor. Günlük 2 milyon aşı kapasitesine karşın aşı yaptıranların sayısı 219 bin.     

BOLD – Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın “günde 2 milyon doz aşı yapabiliriz” açıklamasına karşın günlük aşılama sayısı 200 binlere kadar geriledi. 30 Mart Salı günü toplam 472 bin 687 Kovid-19 aşısı yapılırken bu sayı önceki gün 219 bin 216’ya düştü. Türkiye, 60 binin üzerinde seyreden günlük vaka sayılarıyla dünyada zirveye oynarken geçen hafta sonu günlük aşılama sayısı 27 bin doza kadar indi.

AŞILAMA SİSTEMİNDE KAOS YAŞANIYOR

Aşılama programına 55 yaş üstü bireylerin de dahil edilmesinin ardından randevu almak isteyen birçok kişi randevu alamadı. Hatta randevu alarak hastaneye gidenler de saatlerce beklemelerine rağmen aşı olamadı. CHP Ankara Milletvekili Murat Emir ile Türk Tabipleri Birliği (TTB) de aşıda yaşanan kaosa dikkat çekti. CHP Milletvekili Murat Emir, “İkinci doz aşı için günü yaklaşanlar e-nabızdan randevu almak istediklerinde ‘uygun randevu yok’ uyarısıyla karşılaşıyor ve randevu alamıyor. MHRS sistemi sağlıklı bir şekilde çalışmıyor ve telefonla da randevu alınamıyor. Elde aşı mı yok, yoksa bakanlığın sistemi mi çöktü?” diye sordu.

BAKANLIĞIN ELİNDE AŞI KALMADI MI?

Türk Tabipleri Birliği (TTB) Aile Hekimliği Kolu Başkanı Dr. Emrah Kırımlı, pazartesi günü saat 15.00’ten itibaren Sinovac aşısının birinci dozunu yaptırmak isteyen yurttaşların randevu alamadığını, en erken 3 Mayıs tarihine randevu verildiğini açıkladı. “Sinovac aşısının birinci dozunu yapamıyoruz. Yurttaşlar sadece ikinci doz için randevu alabiliyor” diyen Dr. Kırımlı, BirGün’den İsmail Arı’ya yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Sinovac aşısı için randevu alamayan yurttaşlar BioNTech aşısı için randevu almaya çalışıyor ve bu da yoğunluğa neden oluyor. Şu an Sinovac aşısının sadece ikinci dozu yapılabiliyor. Sağlık Bakanlığı’nın elinde Sinovac aşısı kalmadı mı? Aşılama oranı çok düştü; çünkü aşı olmadığı için aşılama yapamıyoruz. Sağlık Bakanlığı’na yeniden ‘Aşı nerede?’ diye soruyoruz.”

AŞI OLMAK İSTEYENLER İSE AŞI OLAMADAN DÖNÜYOR

Aşı randevusu alamayan ya da alsalar bile aşı olamayanlar da sosyal medyada tepkilerini dile getirdi. Devlet yetkililerinin “Aşı randevusu alıyorlar ama gelmiyorlar. Sırası gelenler aşıya gitmiyor” şeklindeki serzenişlerini hatırlatan sosyal medya kullanıcıları, kendi yaşadıklarından yola çıkarak bunun bir algı yönetimi olduğunu söyledi. Bir sosyal medya kullanıcısı, “Hastane arıyor ve ‘elimizde aşı kalmadı, siz e-nabız’dan girip kendi randevunuzu iptal edin’ diyor. Sistemde de kişi kendi isteğiyle randevusunu iptal etti bilgisi olsun istiyorlar” diye yazdı. Bir diğeri de “55 yaş üstü gruba giren kuzenlerim, arkadaşlarım, hepsi aşı randevularını aldılar ama aşı yok diye aşı olamadan döndüler. Ve hepsi aşı randevusuna gelmedi görünüyor. Tam bir algı yönetimi. Biz aşılayacağız ama siz gelmediniz diyorlar” ifadelerini kullandı.

Bir AKP klasiği: Boğaz’daki yalısından ‘şükredin’ diyene var yoksula yok!

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0