Bizimle iletişime geçiniz

Analiz

Türkiye’nin koronavirüs skandalları

Türkiye’nin koronavirüs yılı skandallarla dolu. Hibe bekleyen halka IBAN gönderilmesi, satışı yasaklanan maskenin dağıtılamaması, ölüm ve vaka satılarında şeffaflığın yitirilmesi, aracı firmanın aşı vurgunu ve son olarak da kontrollü normalleşmede risk haritası skandalı…İşte koronavirüsün birinci yılında geride kalanlar.

BOLD – AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan dünkü Kabine Toplantısı sonrası koronavirüs kısıtlamaları hakkında açıklamalarda bulundu.

Koronavirüs yasaklarının sona erdiği şehirleri belirleyen haritanın Cumhurbaşkanlığı Sarayı’ndaki toplantının ardından değiştiği ortaya çıktı. Hasta sayısına göre sarı kategoride yer alan Uşak, Diyarbakır, Şanlıurfa gibi şehirler maviye boyandı.

İller, koronavirüs salgınının son durumuna göre renk renk kategorilere ayrıldı. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, 10 gün önce yaptığı açıklamada Kovid-19 yasaklarının kaldırılacağı illerin risk haritasına göre belirleneceğini açıkladı. Şehirler vaka sayısına göre dört renge ayrıldı. Yüz binde 10’un altında vaka görülen illerin mavi (düşük riskli), yüz binde 11-35 arası vaka olan illerin sarı (orta riskli), yüz binde 36-100 arası vakası bulunan illerin turuncu (yüksek riskli), yüz binde 100’ün üstünde vaka seyri görülen illerin ise kırmızı (yüksek riskli) olarak belirlendi.

İKİ HARİTA BİRBİRİNİ YALANLADI

Ancak Sağlık Bakanlığı’nın 20-26 Şubat haftası ‘İllere Göre Haftalık Vaka Sayısı Haritası’ 100 binde 10’un altında vaka görülen mavi renkli ve düşük riskli il sayısının sadece dört olduğunu gösteriyor. Normalleşmenin başlaması gereken bu iller Mardin, Şırnak, Batman, Hakkari. Yine Sağlık Bakanlığı’nın 20-26 Şubat tarihli ‘İllere Göre Risk Durumu Haritasında’ ise sarı kategoride yer alan 100 binde 20 vakaya kadar olan şehirler de maviye boyandı.

SAKLANAN ÖLÜMLER

Koronavirüs skandalları pandeminin resmen ülkede görülmeye başlandığı Mart 2020’de başladı. Kara Kuvvetleri eski komutanı Aytaş Yalman İran gezisi sonrası, 15.03.2020 tarihinde kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti. Yalman’ın ölüm nedeninin koronavirüs olduğu doktor raporuna girdi.

Fakat Sağlık Bakanı Fahretin Koca, koronavirüs kaynaklı ilk ölümün Yalman’ın ölümünden 3 gün sonra gerçekleştiğini duyurdu. 18 Mart 2020 tarihinde Çin temaslı 89 yaşındaki bir eczacının hayatını kaybettiği açıklandı.

Yalman’ın ölümüyle koronavirüsün, açıklanan resmi tarihten çok daha önce Türkiye’ye girdiği ortaya çıktı.

YARDIM BEKLENİRKEN IBAN VERDİ

Salgının Avrupa ve ABD’de de hızla yayılmaya başlandığı tarihlerde, ülkeler birbiri ardına milyarlarca euroluk yardım paketleri açıklamaya başladı. Türkiye’de de hakta aynı beklentiler oluştu. 30 Mart 2020’de canlı yayında vatandaşlara seslenen Erdoğan’ın mali yardım paketi açıklayacağını düşünenler yanıldı. Erdoğan IBAN vererek halktan yardım istedi. Muhalefetten Erdoğan’ın açıklamalarına çok sert tepki geldi.

Sosyal medyada da ‘#ZIRNIKYOK’, ‘#IBAN’ gibi etiketlerle Erdoğan’ın açıklamasına tepki yağdı. Yapılan eleştirilerin büyük çoğunluğu, tüm halkın, iş insanlarının ve diğer tüm kesimlerin Erdoğan’ın açıklayacağı ‘karşılıksız’ yardım paketleri beklentisinde olduğu ancak Erdoğan’ın IBAN numaraları vererek milletten para istediği yönünde yapıldı

MASKE DAĞITIMI

6 Nisan 2020 tarihinde yapılan Kabine Toplantısı sonrası kameraların karşısına geçen Erdoğan: “Kesinlikle parayla maske satışı yasaktır. Salgın bitene kadar tüm vatandaşlarımıza yetecek stoğumuz ve üretim planlamamız var” dedi.

Erdoğan’ın dediği gibi olmadı. Sokağa maskesiz çıkmak yasaklanırken, parasıyla bile maske alamayan vatandaşlar aylarca maske dağıtılmasını bekledi. 7 Mayıs 2020’de maske satışı serbest bırakıldı. Türk Eczacıları Birliği, maskelerin marketler, eczaneler, tıbbi cihaz satışı yapan medikal firmalar ve elektronik ticaret platformları üzerinden 1 lira tavan fiyatıyla satılacağı duyuruldu.

Vatandaşın maske, sağlıkçıların da ekipman sıkıntısı yaşadığı günlerde AKP hükumetinin yurtdışına maske ve ekipman gönderdiği ortaya çıktı. Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, 18 Nisan 2020’de yaptığı açıklamada 116 ülkenin Türkiye’den yardım talebinde bulunduğunu ve bunların 44’üne yardım gönderildiğini söyledi.

VAKA SAYILARINDA ŞEFFAFLIK

Pandemi boyunca muhalefet liderleri ve milletvekilleri AKP hükumetini şeffaf olmamakla eleştirdi. CHP’li Murat Emir vaka sayılarının açıklanandan 20 kat fazla olduğunu söyledi. Bu iddialar hükumet ve Sağlık Bakanlığı tarafından yalanlandı.

25 Kasım 2020 tarihinde ise Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, semptomlu ve semptomsuz vaka ayrımını anlatarak, o güne kadar açıklanmayan semptomsuz vaka sayılarının da artık açıklanacağını duyurdu. Böylece 6 binlerde olan vaka sayısı o gün 28 binin üzerinde açıklandı.

ÇELİŞKİLİ ÖLÜM SAYISILARI VE İBB RAKAMLARI

Koronavirüs salgınına bağlı olarak hayatını kaybedenlerin sayısı ile ilgili açıklanan bilgiler de Kasım ayında tekrar tartışma konusu oldu. Sağlık Bakanlığı’nın son bir haftada açıkladığı Kovid-19’a bağlı Türkiye genelinde vefat eden kişilerin sayısı günlük olarak 80-90 arasında değişirken, İBB Mezarlıklar Müdürlüğü’ne “bulaşıcı hastalık” kodu ile bildirilen vefat sayısının ise her gün 130’lar civarında olduğu görüldü.

Gelişmenin ardından İBB de her gün bulaşıcı hastalık kaynaklı ölüm sayılarını paylaşmaya başladı.

TRT MUHABİRİNİN HATIRA POZU YALANLADI

Geçen Kasım ayının sonlarında Erdoğan, Çinli aşı firması Sinovac ile 50 milyon doz aşı üzerinde anlaştıklarını duyurdu. Konuyla ilgili detaylı bilgi veren Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ise, aşıların Devlet Malzeme Ofisi (DMO) tarafından direk alınacağını, aracı firma olmadığını söyledi.

TRT muhabirinin Pekin Gümrüğünde bekletilen aşı kolileriyle çektirip sosyal medyada paylaştığı fotoğraf Bakan Koca’yı yalanladı. Kolilerin üzerinde ‘Keymen İlaç’ etiketi olduğu görüldü.

12 MİLYON DOLARLIK VURGUN

CHP Ankara Milletvekili Murat Emir, aracı firmanın Çin’den bedelsiz aldığı halde 12 milyon dolarlık fatura kestiği 1 milyon doz aşı için TBMM kürsüsünden savcılığı göreve çağırdı.

Saray koronavirüs haritasını da değiştirdi

Analiz

Davutoğlu’nun danışmanlığına getirilen ‘balıkçı’ İlhami Işık kimdir?

Geçmiş dönemlerde devletle PKK arasında arabuluculuk yapan gazeteci İlhami Işık, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’nun danışmanı oldu. Suriye’de PKK’nın uzantısı PYD’yi yakından takip eden İlhami Işık kimdir?

BOLD ANALİZ – ‘Balıkçı’ kod adıyla devletle 1990’larda görüşmeler yapan Işık, AKP’nin başlattığı çözüm sürecinde de ön plana çıktı. PKK’yı yakından takip eden gazeteci Işık, 8 yıl aradan sonra Abdullah Öcalan’ın avukatlarıyla görüşmesine izin verilmesinin yeni bir döneme işaret ettiğini açıklamıştı.

1980’DE ÖCALAN İLE TANIŞTI

Balıkçının Feneri isimli bir kitabı bulunan Işık, 1959 Batman doğumludur. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni henüz 1. sınıftayken terk etti. Işık, 1980 darbesi öncesi İlerici Gençlik Derneği’nin Doğu ve Güneydoğu sorumlusu oldu ve PKK elebaşı Abdullah Öcalan ile tanıştı.

ÖZEL DÖNEMİNDE PKK İLE TEMAS KURDU

1990’larda Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın başlattığı PKK ile temaslarda görev aldığını saklamayan Işık, “Arabuluculuk dönemim devletin şiddetle problemi çözemeyeceğinin anlaşıldığı 24 Aralık 1995 seçim sonuçlarının ortaya çıkardığı tablo sonucu başladı. Devlet, Kürt meselesini şiddetle çözüleceğine o kadar kendisini inandırmıştı ki seçim sonuçları bunun tam tersini doğurdu. Bu tablo devlette bir anlayış değişikliği getirdi. Bugün itibariyle benim arabuluculuk yapmamın bir önemi kalmadı.” açıklaması yapmıştı.

SAADET PARTİSİ’NDEN BAŞKAN ADAYI OLMUŞTU

Çeşitli dergiler ve gazetelerde yazıları yayımlanan Işık, uzun süre tekstil sektöründe faaliyet gösterdi. Siyaset ile de yakından ilgili olan İlhami Işık’ın ismi kamuoyu tarafından “Çözüm Süreci”nde duyuldu. Işık, son yerel seçimlerde Saadet Partisinin Batman belediye başkan adayı olmuştu.

Sedat Peker’i öven TRT spikeri Ersoy Dede’nin zor anları

Okumaya devam et

Analiz

Yatay mimaride 8. baskı

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, ‘yatay mimariye geçiyoruz’ vaadinin sekizincisini dolaşıma soktu. Erdoğan, ilk olarak 2013 yılında yüksek binalara izin vermeyeceklerini açıkladı. Ancak o günden bugüne şehirleri gökdelenler sardı.

BOLD ANALİZ – Erdoğan, Başbakanken 17 Nisan 2013 tarihinde AKP genel merkezindeki toplantıda Toplu Konut İdaresi (TOKİ) eliyle yatay mimariye geçeceklerini açıkladı. O yıldan sonra hemen her yıl yatay mimari sözü veren Erdoğan, aynı konuda sekizinci vaadini 9 Nisan 2021 yılında verdi.

YENİ BİR DEVİR BAŞLATIYORUZ

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ülkemize uzunca bir süredir hakim olan çirkin, ruhsuz, kimliksiz yapı inşası dönemini sona erdirerek, gelenekle geleceği harmanlayan yeni bir devri başlatmayı hedefliyoruz. Yatay mimariyi yaygınlaştırmak suretiyle Türkiye’nin çehresini orta ve uzun vadede tamamen değiştireceğimize inanıyoruz.” dedi.

GÖKDELEN FOTOĞRAFLI ELEŞTİRİ

Erdoğan’ın her türlü yetkiye rağmen dikey mimariyi 8 yıldır durdurmaması sosyal medyada eleştiri konusu oldu. Erdoğan, yatay bina derken, AKP’li belediyelerin dikey binalar yapmasına dikkat çekildi. AKP’li Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı’nın 4 gün önce yatay binaları yıkıp dikey binaları övdüğü görüntüler de sosyal medyada alay konusu oldu.

ERDOĞAN, SİLUETİ BOZAN KULECİLERLE KÜS MÜ?

Muhalefet, kamuoyu önünde 8 yıldır yatay bina isteyen Erdoğan’ın İstanbul’un siluetini bozan kulelerle ilgili adım atmamasına da tepki gösterdi. İstanbul’un tarihi görüntüsünü bozan kulelerin tıraşlanmasını isteyen Erdoğan, 2013 yılında “Tıraşlayın dedim, yapmadılar, 5 yıldır konuşmuyorum” demişti.

SINIRSIZ YETKİYE RAĞMEN GÖKDELENLERİ TIRAŞLAYAMIYOR !

Muhalefet partilerine göre, uluslararası sözleşmeleri fesih yetkisini kullanan Erdoğan’ın istemesi halinde İstanbul’un görüntüsünü bozan kuleleri tıraşlanmasının önünde hiçbir engel bulunmuyor. Erdoğan’ın, küsmek yerine adım karar vermesi halinde İstanbul’un görüntüsüne de kurtaracağına dikkat çekiliyor.

 

 

 

 

Okumaya devam et

Analiz

Halka silahlanma çağrısı yapıp kaçan Sedat Peker kimdir?

Halka silahlanma çağrısı yapan, devletin istemesi halinde sokağa çıkacaklarını söyleyen Sedat Peker’in adamlarına yönelik operasyon başlatıldı. Bir zamanlar AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın yanında yer alan, şimdi ise yurt dışında kaçak yaşayan Sedat Peker kimdir?

BOLD – Sahte evraklarla ‘Djadin Ademovski’ adına düzenlenmiş kimlikle Makedonya’da ikamet ettiği ortaya çıkan organize çete lideri Sedat Peker’in Türkiye’deki adamlarına yönelik 5 şehirde eş zamanlı operasyon yapıldı. Peker’in birçok adamı gözaltına alındı. İşte kendisi hakkında çok sayıda kitap yazılan Peker’in hayat hikayesi…

19 YAŞINDA KENDİ ÖRGÜTÜNÜ KURDU

26 Haziran 1971’de Sakarya’ya doğdu. Rizeli bir aileden gelen Sakarya doğumlu olup uzun süre Almanya’da yaşayan Peker, 1990 yılında T. Bülent Kılıç ile kurduğu bir oto firmasının servisinin dolandırılmasından ve ortağından ayrıldıktan sonra yasa dışı örgüt kurarak birçok suça karıştı. 1997’de Rize’de kaçakçı Abdullah Topçu’yu öldürmek suçundan savcı karşısına çıkan ve serbest bırakılan Peker’in iki adamı, aynı davadan müebbet hapse mahkûm oldu.

SİCİLİNDE İŞLEMEDİĞİ SUÇ YOK

Tehditle tahsilât yapmak, zorla alıkoymak, adam öldürmeye azmettirmek ve benzeri suçlardan yedi ay boyunca aranan Peker, teslim olacağını bildirerek 19 Ağustos 1998’de Romanya’dan Türkiye’ye getirildi. Eylül 1998’de Peker ve adamları hakkında 7,5 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı. 12 sanıkla birlikte çete oluşturmak suçundan yargılandığı davada, 24 Mayıs 1999’da tahliye edildi. Sekiz ay 29 gün cezaevinde bulundu. 12 Mart 2005 tarihinde İstanbul Kaçakçılık ve Organize Suçlar Şube Müdürlüğü tarafından yapılan Kelebek Operasyonu ile tutuklandı ve İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen dava 31 Ocak 2007 tarihinde karara bağlanarak 14 yıl 5 ay 10 gün hapis cezasına çarptırıldı.

AKP’NİN ÇIKARDIĞI YASA İLE CEZAEVİNDEN ÇIKTI

Peker ayrıca örgüt kurmak, tehdit, iş yeri kurşunlama, yaralama, hürriyeti tahdit, yağma ve sahte kimlik kullanma iddiasıyla İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılandı. Ergenekon davasında “silahlı terör örgütü kurma” suçuyla yargılandı. Ağustos 2013’te İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından karara bağlanan Ergenekon davasında Sedat Peker’e 10 yıl hapis cezası verildi. 10 Mart 2014 tarihinde AKP tarafından çıkarılan özel yetkili mahkemelerin kararlarına ilişkin yasa değişikliği ve tutukluluk süresi 5 yılı aştığı için mevzuat gereği tahliye edildi.

ERDOĞAN’IN SURİYE’DEKİ MİLİSLERİNE SİLAH VE TECHİZAT GÖNDERDİ

30 Kasım 2015 Tarihinde Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı öncülüğünde düzenlenen Dünya Karapapak Türkleri 1. Kurultayı ve Kültür Etkinliklerinde kendisine Türklük Hakanı unvanı verildi. 4 Mayıs 2016 tarihinde Lütfi Kırdar Kongre Merkezinde yapılan Türkiye Gençlik Ödülleri’nden En İyi İş Adamı ödülünü aldı. Suriye’de AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın da desteklediği muhalif güçlere yönelik gıda, insansız hava aracı, telsiz, bilgisayar, arazi aracı gibi yardımları ise basına yansıdı.

OLUK OLUK KAN AKITMAKLA TEHDİT ETTİ

2015-16 Şırnak çatışmalarında yaşanan olaylar hakkında 10 Ocak 2016’da yayınlanan Barış İçin Akademisyenler Bildirisi üzerine, Sedat Peker karşı bildiri yayınladı. Bildirisinde tehdit içerikli bir üslup ve nefret dilini kullanıp, akademisyenleri ölümle tehdit etti. Yazısında, “Oluk oluk kanlarınızı akıtacağız ve akan kanlarınızla duş alacağız” diyerek bildiriye imza attı. Peker, memleketi Rize’de düzenlediği ‘teröre lanet’ mitinginde de “Adeta dünyanın şah damarları kesilmişçesine oluk oluk hepsinin kanlarını akıtacağız. Nehirler dolusu kanları aktıkları zaman anlayacaklar” ifadelerini kullanmıştı.

SİLAHLANIN ÇAĞRISI YAPTI

Sedat Peker, “Biz bu vatanın delileriyiz, fedaileriyiz” diyerek taraftarlarına “silahlanın” çağrısında bulunmuştu. “Emperyalist güçlerin ve Türkiye’deki uşakların bazı hesapları var” diyen Sedat Peker, “Allah yemin olsun bu ülkenin evlatları da bu ülkenin sokaklarını karış karış koruyacaklardır. Bu ülkenin bir karışını bile onlara vermeyeceğiz. Bu sebeple kardeşlerim imkânı olan arkadaşlarımız ruhsatlı silahlarını alsınlar. Mutlaka av tüfeklerini alsınlar. Mutlaka hazırlıklı olsunlar kardeşlerim” demişti.

DEVLET SOKAĞA ÇIK DERSE ÇIKARIZ

Sedat Peker, 31 Mart 2019 seçim sonuçlarına ilişkin olarak kaleme aldığı bir yazıda “Bu ülkenin vatan evlatları yani bizler, devletimiz bizlere ne görev verirse onu yaparız. Devletimiz ‘Sokağa çıkın’ dese sokağa çıkarız. ‘Sabır edin evinizde oturun’ derse de evimizde otururuz. Bu anlamda bizim hiçbir kompleksimiz olmaz. Ya da devlet görevlilerimizin başarılarında rol çalma gayretimiz de olamaz” demişti.

ŞİMDİ İKİ REKAT NAMAZ KILIP İNTİHAR EDECEK Mİ?

Sedat Peker, Hürriyet Gazetesi yazarı Ertuğrul Özkök’ün bir yazısında isim vermeden kendisinin ima edildiğini öne sürerek yaptığı açıklamada, gözümü kırpmadan intihar edeceğini belirterek şunları söyledi: “Eğer ki bir gün ülkeme devletime saç teli kadar zarar vereceğime inandığım an 2 rekat şükür namazımı kılıp sonrasında ise yakışanı yapacak kadar cesaret sahibi bir insanım. Yüce Allah korusun bir gün böyle bir durumla karşı karşıya kalırsam bir saniye bile tereddüt etmemek için bu şekilde geçmişte hayatına son vermiş olan hemen hemen herkesin hatta farklı dünya görüşüne sahip olan insanların biyografilerini eserlerini dahi okudum. Yüce Allah vermesin ancak öyle bir şey hissedersem yakışanı yapmaya çok uzun yıllardır hazırlıklıyım.”

Sedat Peker ve suç örgütüne 5 şehirde eş zamanlı operasyon

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0