Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

“Biden terörle mücadele söylemini kötüye kullanan Erdoğan’ı neden durdurmalı?”

Terörle mücadele söylemini kötüye kullanan Erdoğan’ın Biden tarafından durdurulması gerektiğine işaret eden ABD’li CNN Televizyonu, dikkat çeken bir analize imza attı. Enes Kanter’in insan hakları aktivisti kimliğiyle görüşlerine yer verilen haberde Erdoğan’ın iktidarda kalmak için tek stratejisinin zulümlere devam etmek olduğu vurgulandı.

BOLD – ABD’li CNN Televizyonu,  “Biden terörle mücadele söylemini kötüye kullanan Erdoğan’ı neden durdurmalı?”  başlıklı bir haber yayınladı. Haberde Raoul Wallenberg İnsan Hakları Merkezi başkanı da olan Kanada’nın eski Adalet Bakanı, başsavcısı ve Özgür Medya Paneli üyesi Irwin Cotler ile insan hakları aktivisti NBA yıldızı Enes Kanter’in görüşleri de yer aldı.

KÜRT MUHALEFETİNE OPERASYON

Habere göre 14 Şubat’ta Kuzey Irak’ta 13 Türk rehinenin ölü bulunmasının ardından Kürt yanlısı muhalefet HDP’nin önde gelen üyelerinin de bulunduğu yüzlerce kişi tutuklandı.  Hatta Türk hükumeti, rehinelerin sağ salim kurtulabilmesi için mağdurların aileleri ile beraber mücadele eden HDP milletvekilleri ve insan hakları aktivistleri Hüda Kaya ve Ömer Faruk Gergerlioğlu hakkında soruşturma başlattı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sözcüsü, ABD, Avrupa Birliği ve diğer Batı ülkeleri tarafından terör örgütü ilan edilen PKK’nın HDP ile “bir ve aynı” olduğunu belirtti. HDP’nin bu iddiayı reddettiği vurgulanırken Erdoğan’ın da ABD’yi teröristleri desteklemekle suçladığına haberde yer verildi. Haberin detaylarında şu bilgiler dikkat çekiyor:

Bu suçlamalar tuhaf görünse de, Erdoğan’ın iktidarda kalmak için neredeyse tek stratejisi olan zulümlerini hayata geçirmek ve hükumet baskısını haklı çıkarmak için kötüye kullandığı “terörle mücadele” şablonunu destekliyor. Başkan Joe Biden, Türkiye’nin ABD’nin ulusal güvenliğini etkileyen bu terminolojiyi kötüye kullanmaya devam etmesine izin vermemeli ve Erdoğan ile ilk görüşmesinde bunu netleştirmeli.

“İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNÜ ORTADAN KALDIRMAYA KENDİNİ ADAMIŞ”

Terörle mücadele kapsamında, ifade özgürlüğünü ortadan kaldırmaya kendini adamış hükumetin kapsamlı kaynakları hayret verici. Türkiye’de, 2016 yılında    sadece barışı teşvik eden açık bir mektubu imzaladıkları için güneydoğuda terör propagandası suçlamasıyla 785 akademisyen yargılandı. O zamandan beri, yaklaşık 6.000 akademisyen, profesyonellerin daha geniş çapta tasfiye edilmesinin bir parçası olarak ihraç edildi. Ve bu yıl, Türkiye’nin Harvard’ı kabul edilen Boğaziçi Üniversitesi’ne Erdoğan tarafından seçilen ve akademik kriterleri yeterli olmayan hükümet yanlısı bir rektör atanmasına barışçıl gösteri yapmaktan dolayı yaklaşık 560 öğrenci tutuklandı.

200’den fazla muhabir ve medya çalışanını terör veya “cumhurbaşkanına hakaret” suçlamalarıyla hapse atan Türkiye, son beş yıldır en fazla gazeteci tutuklayan ülkeler arasında.

İnsan Hakları İzleme Örgütü‘ ne göre, dünya çapında çok fazla gazetecinin hapsedildiği 2020 yılında,  yaklaşık 87 Türk gazeteci ve medya çalışanı gazetecilik çalışmaları veya terör suçlamaları nedeniyle hapis cezasına çarptırıldı.

HER 6 GAZETECİDEN 1’İ YARGILANIYOR

Türkiye Gazeteciler Cemiyetinin Yıllık Medya İzleme Raporuna göre, şu anda Türkiye’de her altı gazeteciden biri yargılanıyor. 2016’dan bu yana en az 160 medya kuruluşu kapatıldı. Sınır Tanımayan Gazeteciler’ in Türkiye temsilcisi Erol Önderoğlu, “terör örgütü propagandası yapmak, açıkça suç işlemeye tahrik etmek, suçu ve suçluyu övmek ” iddiasıyla 14 yıla kadar hapisle yargılanıyor.

Arkadaşları, darbe girişiminden sonra kapatılmaya zorlanan bir gazetenin konuk editörlüğünü yaptığı için Önderoğlu’nun ve  diğer sanıkların, bu “sahte suçlamalarla” karşı karşıya kaldıklarını söylüyor. Çalışanlarının neredeyse yarısı tutuklanan bir diğer önemli gazeteci ve editör Can Dündar, Aralık ayında terör suçlamasıyla 27 yıldan fazla hapis cezasına çarptırıldı. Kasım ayında, istinaf mahkemesi, gazeteci ve kapatılan bir TV yayın grubunun başkanı Hidayet Karaca’ya verilen ömür boyu hapis cezasını onadı. 15 Şubat’ta, kapatılan bir gazetenin genel yayın yönetmeni ve insan hakları avukatı Eren Keskin ile üç eski çalışanı, terör suçlarından toplam 20 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırıldı.

SOSYAL MEDYA BASKI ALTINDA

Türkiye’de tartışma platformları hızla küçülüyor. Sosyal medyaya hükumet tarafından uygulanan bir baskı var ve binlerce kişi Cumhurbaşkanına hakaret etmek veya terör propagandası yapmakla suçlanabiliyor ve tutuklanabiliyor. İnsan Hakları İzleme Örgütü, Kovid-19 hakkında “korku ve panik yarattığı” düşünülen veya hükumetin salgınla mücadelesini eleştiren sosyal medya paylaşımları nedeniyle yüzlerce kişinin gözaltına alındığını belirtti.

Bir Türk siber hukuk uzmanı The Guardian’a verdiği demeçte, yetkililerin 400 binden fazla web sitesini engellediğini ve yeni çıkarılan bir yasa kapsamında sosyal medya ve çevrimiçi içeriklerin üzerinde daha fazla kontrol sağlamak için sansürü genişlettiklerini söyledi.

ZULME EN FAZLA MARUZ KALAN HİZMET HAREKETİ

Terör adı altında zulme en fazla maruz kalan, Fethullah Gülen’in önderliğinde dinler arası diyaloğa, insani yardım çalışmalarına ve eğitime odaklanan bir toplumsal hareket olan Hizmet Hareketi oluyor . Erdoğan, 2016’daki başarısız darbe girişiminden Gülen’i sorumlu tutarken, Gülen bütün iddiaları reddederek uluslararası soruşturma açılması çağrısında bulunmuştu. Temmuz 2020’deki hükümet rakamlarına göre, Hizmet hareketi ile bağlantılı davalarda yaklaşık 133 bin kişi cezai soruşturma altında ve 58 bin kişi terör suçundan yargılanıyor. Bunlardan 26 bini cezaevinde tutuluyor.

Terörle suçlanmakla kalmayıp, tutuklanan, beraat ettikten sonra bile yurtdışı yasağı olan ve kendi oğluyla konuşması yasaklanan bir babanın yaşadığı zulmü ilk ağızdan biliyoruz.

Altı yıldan fazla hapis cezasına çarptırılan Uluslararası Af Örgütü Türkiye Fahri Başkanı Taner Kılıç da dahil olmak üzere, bu davaları savunmaya ve dile getirmeye cesaret edenler hükumet tarafından hedefe alınıyor. Şu anda terörizm suçlarından uzun hapis cezalarına çarptırılan 450 avukat var. Eylül ayında bu iddialarla 47 avukat gözaltına alındı. Bir ay öncesinde, 17 avukatla birlikte terör suçlamasıyla tutuklanan cesur insan hakları avukatı Ebru Timtik, adil yargılanma talebiyle başlattığı açlık grevinde hayatını kaybetti.

İKTİDAR SİYASİ TUTUKLULARIN HAYATINI KASTEN TEHLİKEYE ATTI

Salgın sırasında hükumet, terör suçuyla yargılanan on binlerce siyasi tutuklunun hayatını kalabalık hapishanelerde tutarak ve kasten af yasalarından yararlandırmayarak riske attı. İnsan Hakları İzleme Örgütüne göre, yetkililer ya terörist olduklarını iddia ettikleri mağdurlara yönelik artan işkence ve kaçırılma raporlarını ya da soruşturmayı reddederek bir cezasızlık kültürünü besliyorlar.

Türkiye, hükumete sivil toplum kuruluşlarının bağışlarını ve mal varlıklarını bloke etme ve üyelerin terörle suçlanması durumunda kapatılması yetkisi veren yeni bir yasa tasarısıyla sivil toplumu ezmek için yetkilerini genişletiyor. Kanun, Türkiye’nin 2016-2019 yılları arasında en az bin 500 STK’yı kapatması ve mal varlığına el koyması sonrasında yürürlüğe girdi.

İnsan hakları ihlallerine ilişkin açık kanıtların ışığında, Biden yönetimi, insan hakları ihlalinde bulunduğu veya yolsuzluğa karıştığı belirlenen herhangi bir Türk yetkiliye yaptırım uygulamak için Küresel Magnitsky İnsan Hakları Yasasını kullanmalıdır.  Bir Yabancı Kontrol Ofisi veri tabanına göre, bu yasaya tek bir Türk yetkilinin adı bile verilmemiştir.  Başkan Biden, Erdoğan’la konuştuğunda, Türkiye’nin çok geniş kapsamlı Terörle Mücadele Yasasını yürürlükten kaldırmasını ve hükumetin kendi halkına boyun eğdirmek için bu terimi kötüye kullanmasına son vermesini talep etmelidir.

ABD BÖYLE BİR ÜLKEYLE İŞBİRLİĞİ YAPAMAZ

ABD, insan hakları ihlallerini terörle mücadele altında meşrulaştıran ve gerçek terör tehditlerine karşı tüm inandırıcılığını yitiren ve böylece daha geniş NATO ittifakını baltalayan bir ülkeyle güvenlik konularında işbirliği yapamaz.  Biden, Türkiye’de özgürlük mücadelesinin ön saflarında yer alan siyasi tutukluların serbest bırakılması için de baskı yapmalıdır.

Senato’nun iki partili çoğunluğunun Başkan’a  yazdığı yakın tarihli bir mektubunda belirttiği gibi, Biden Türk hükumetini “muhalefet üzerindeki baskılarını sona erdirmeye, siyasi tutukluları serbest bırakmaya ve otoriter gidişatını tersine çevirmeye” çağırmalıdır.  Aksi takdirde Türkiye, vatandaşı aleyhine “terörle mücadele” kisvesi altında Erdoğan’ın iktidarını daha da sağlamlaştırmak için rehinelerin ölümü gibi trajedileri kullanmaya devam edecektir.

Dünya

Doğu Akdeniz’de İsrail-Yunanistan askeri işbirliği derinleşiyor

Doğu Akdeniz’de Türkiye’ye karşı enerji alanında işbirliğini genişleten İsrail ve Yunanistan arasında savunma alanında da 1.65 milyar dolar değerinde bir anlaşma imzalandı.

BOLD – İsrail ile Yunanistan arasında 1,65 milyar dolarlık savunma anlaşması imzalandığı ve bunun iki ülke arasında savunma sektöründe yapılan en büyük anlaşma olduğu bildirildi.

Söz konusu anlaşma kapsamında İsrailli savunma sanayi şirketi Elbit Systems, Yunanistan Hava Kuvvetleri için uçuş okulu kuracak ve işletecek.

Savunma anlaşması ayrıca, İsrail’in Yunanistan’a 10 M-346 eğitim uçağı satması, Elbit Systems’in T-6 Efroni uçaklarının bakımı ve simülatörlerine destek sağlaması gibi maddeleri içeriyor.

Yunanistan’ın onayladığı 22 yıllık anlaşmanın, iki ülke arasında bugüne kadar imzalanan en büyük savunma tedarik anlaşması olduğu kaydedildi.

“BU İŞBİRLİĞİ İKİ ÜLKE ARASINDAKİ GÜÇLÜ İLİŞKİLERE DAYANIYOR”

İsrail tarafından işletilecek eğitim merkezi, İsrail’in kendi havacılık akademisiyle aynı tarzda işletilecek ve merkeze, 10 adet İtalyan yapımı M-346 tipi eğitim uçaklarından konuşlandırılacak. Elbit Systems şirketi, Yunanistan’ın T-6 Efroni uçaklarını modernize etmesinin yanı sıra, aynı zamanda eğitim, simülasyon ve lojistik destek de sağlayacak.

İsrail Savunma Bakanı Benny Gantz yaptığı yazılı açıklamayla anlaşmayı duyurarak, “Bu iş birliği anlaşması, İsrail ile Yunanistan savunma kuruluşları arasındaki güçlü ve uzun süredir devam eden ilişkilere dayanmaktadır” ifadelerini kullandı.

Rus haber sitesi: Türkiye, Ukrayna’ya 150 asker gönderdi

Okumaya devam et

Dünya

Biden göçmen sayısını artırıyor

Ülkesinin 2021 yılı için göçmen kabul sınırının önce Trump’ın belirlediği şekilde 15 binde kalacağını açıklayan  ABD Başkanı Joe Biden, kamuoyundan gelen sert eleştirilerin ardından bu sınırı yükselteceğini açıkladı.

BOLD – Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden kamuoyundan gelen eleştirilerin ardından cuma günü 2021 için 15 bin olarak açıklanan göçmen kabul sınırını yükselteceğini bildirdi. Biden’ın selefi Donald Trump bu sınırı ülke tarihinin en düşük seviyesine çekmişti.

ŞUBAT AYINDA ARTTIRMA SÖZÜ VERDİ

ABD Başkanı Joe Biden, şubat ayında eski Başkan Trump tarafından belirlenen yıllık 15 binlik göçmen kabul sayısını yükseltme ve bir sonraki mali yıl için yıllık mülteci kabul sınırını 125 bine çıkarma sözü vermişti. Ancak Beyaz Saray’dan cuma günü yapılan açıklamada, 15 binlik sınırın değişmeyeceği açıklandı.

Biden, şubat ayındaki açıklamalarında, ABD’nin göçmen meselelerindeki ahlaki liderliğinin önemine değinmiş ve ABD’nin diğer ülkeleri de kapılarını ardına kadar açmaya zorlayacağını belirtmişti. Beyaz Saray Sözcüsü Jen Psaki basın toplantısında, ABD’nin güney sınırına gelen göçmen sayısındaki artışın başkanın üst sınırı yükseltme sözünü yerine getirmeme kararında bir faktör olduğunu kabul etti.

“KABUL EDİLEMEZ”

ABD Kongresi’nin, Biden gibi Demokrat Parti’li üyelerinden Alexandria Ocasio-Cortez sosyal medyadan yaptığı paylaşımda Biden’ın vaatlerinden vazgeçmesine tepki gösterdi.

Ocasio Cortez mesajında, “Kesinlikle ve kesinlikle kabul edilemez. Biden göçmenleri hoş karşılayacağına söz verdi ve insanlar bu söze dayanarak ona oy verdi. Trump yönetiminin tarihsel olarak düşük göçmen kabul sınırı da dahil olmak üzere yabancı düşmanı ve ırkçı politikalarını sürdürmek tamamen yanlış. Sözünde dur” ifadelerini kullandı.

BEYAZ SARAY: KAFA KARIŞIKLIĞI YAŞANDI

Beyaz Saray’dan yapılan açıklamada ise, konuyla ilgili bir ‘kafa karışıklığı’ yaşandığı belirtildi. Açıklamada, Trump yönetiminin göçmenlerin kabulüne ilişkin sisteme ‘derin bir çukur açtığı’, bu nedenle Biden’ın açıkladığı hedefin tutturulmasının şu an için mümkün görünmediği ifade edildi.

Beyaz Saray Sözcüsü Psaki, nihai rakamın Biden tarafından 15 Mayıs’a kadar belirleneceğini ifade ederek, şimdiki düzenlemenin amacının ‘belli bölgelerden hemen ek göçmen alımını sağlamak’ olduğunu vurguladı.

BEYAZ SARAY’DAN GERİ ADIM

Tepkiler üzerine hafta sonu tatilini geçirdiği Delaware eyaletinde basın mensuplarına mülteci sınırı konusunda açıklama yapan Biden “Bu sayıyı artıracağız. Sorun, güney sınırındaki gençlerle ilgili krizin devam etmesiydi. İki şeyi tek seferde yapamazdık, dolayısıyla şimdi o sayıyı artıracağız” değerlendirmesini yaptı.

ABD’ye senelik ne kadar göçmen kabul edileceği her yıl hükümet tarafından belirleniyor. ABD’nin Eski Başkanı Donald Trump, görev dönemi süresince her yıl ülkeye kabul edilecek göçmen sayısı limitini düşürmüş ve son olarak 15 bine çekmişti. Trump’ın göreve geldiği 2016’da bu sınır 85 bin olarak belirlenmişti.

Respect Enstitüsü, İslami İlimler Üniversitesi olma yolunda

Okumaya devam et

Dünya

Rus doktorlardan açlık grevindeki Navalny için uyarı: Her an ölebilir

Rusya’da hapiste bulunan ve 3 haftadır açlık grevi yapan muhalif lider Aleksey Navalny’nin sağlık durumunun ağırlaştığı ve her an hayatını kaybedebileceği açıklandı.

BOLD – Rus muhalif lider Aleksey Navalny’nin kalp doktorlarından Yaroslav Ashikhmin, sosyal medya üzerinden paylaştığı mesajında Navalny’nin son kan testi sonuçlarında potasyum seviyesinin çok yüksek çıktığını bunun da her an bir kalp krizine yol açabileceğini belirtti.

Kalp doktoru ayrıca testlerde kreatin seviyesinin de çok yüksek çıktığına işaret ederek bunun da böbreklerin işlevsiz hale geldiğini gösterdiğini belirtti.

Navalny’nin özel doktorlarından ve Rus Doktorlar İttifakı Sendikası Başkanı Anastasia Vasilyeva da Twitter üzerinden 44 yaşındaki Navalny’nin test sonuçlarını paylaştı. Vasilyeva ayrıca hapishane yönetimine hastalarını ‘acilen’ görmek için başvuruda bulunduklarını da belirtti.

Navalny’nin sağlık durumun kritik olduğuna dikkat çeken diğer bir kişi de muhalif liderin medya sorumlusu Kira Yarmysh oldu. Yarmysh Facebook’tan yazdığı mesajında Navalny’nin son 3 haftada 15 kilo zayıfladığını belirtti. Mesajında, “İnsanlar ölmek kelimesini dillerine almamaya çalışıyor ama bugün Aleksey ölüme doğru gidiyor. Birkaç günlük süresi kaldı” diyerek durumun ciddiyetini kamuoyu ile paylaştı.

ALEKSEY NAVALNY

Rus muhalif Navalny, sinir sistemini etkileyen bir ilaçla zehirlenmesinin ardından 5 ay Almanya’da tedavi edilmiş, iyileşmesinin ardından Rusya’ya dönmüş ve 17 Ocak’ta tutuklanmıştı.

Navalny zehirlenmesinin arkasında Kremlin’in bulunduğunu iddia ederken Rus yetkililer bu iddiaları kesin bir dille yalanlıyor. Bununla birlikte birçok Avrupa laboratuvarında yapılan sonuçlar zehrin Rus kaynaklı olduğunu işaret ediyor.

Tutuklanmasının ardından yargılanan muhalif lider Moskova’da iki buçuk yıllık hapis cezasına çarptırıldı. Sırtında ağrılar ve bacaklarında hissizlikler oluşmasından dolayı doktorlarını görmek isteyen Navalny’ye hapishane yönetiminden izin çıkmamasının ardından 15 Mart’ta açlık grevine başlamıştı.

Rusya ve Batı arasında diplomat restleşmesi: Yeni bir Skripal krizi kapıda

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0