Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

Erdoğan’dan Macron’a “dün dündür bugün bugündür” mesajı

AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile video konferans üzerinden görüştü. İki lider Eylül ayındaki telefon görüşmesinden bu yana ilk kez konuştu. Görüşmede diyalog ve iş birliği mesajları verildi.

BOLD – Suriye, Libya ve Doğu Akdeniz’deki anlaşmazlıklar başta olmak üzere gergin bir dönemden geçen Türkiye-Fransa ilişkilerinde normalleşme adımları sürüyor. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dün akşam video konferans yoluyla görüşerek beş ay aradan sonra ikili ilişkileri değerlendirdi.

Erdoğan, Fransız mevkidaşı Macron ile görüşmesinde iki ülke ilişkilerinde liderler arasında tesis edilen diyaloğun önemine işaret etti, Fransa ile iş birliğinin ‘çok ciddi potansiyel taşıdığını’ söyledi.

AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu yıl Ankara Anlaşması’nın 100’üncü yılı olduğuna da değinerek, Türkiye-Fransa ilişkilerinde liderler arasında tesis edilen diyaloğun her zaman büyük rolü olduğunu ifade etti. Fransa Kralı Birinci Fransuva ve Kanuni Sultan Süleyman tarafından mektup teatisiyle temelleri atılan bu dostluk ilişkisinin pek çok badireden başarıyla geçtiğini belirten Erdoğan, Türkiye-Fransa işbirliğinin çok ciddi bir potansiyeli olduğuna inandığını kaydetti.

TERÖRLE MÜCADELEDE İŞBİRLİĞİ

Erdoğan, “İki güçlü NATO müttefiki olarak Avrupa’dan Kafkaslara, Orta Doğu’ya ve Afrika’ya uzanan geniş coğrafyada güvenlik, istikrar ve barış çabalarına önemli katkılar sağlayabiliriz. Ülkelerimizi, vatandaşlarımızın can ve mal emniyetini tehdit eden terör örgütleriyle mücadelede de ortaklaşa atabileceğimiz adımlar var. Tüm bu hususlarda Türkiye ve Fransa’nın dayanışma içinde hareket etmesini arzu ediyoruz” diye konuştu.

Suriye, Libya ve Doğu Akdeniz’deki doğal gaz arama faaliyetleri konusunda karşı taraflarda yer alan iki ülkenin liderleri son olarak Fransa’da siyasal İslam’a karşı mücadele için çıkarılan ve Türkiye dahil yabancı hükümetlerin Fransa’daki Müslüman cemaatler üzerindeki etkisini sınırlandırmayı da içeren yasa nedeniyle gerilim yaşamıştı.

“MACRON’UN ZİHİNSEL TEDAVİYE İHTİYACI VAR”

Ankara-Paris hattındaki gerginlik, Macron’un, Hz. Muhammed ile ilgili karikatürleri ‘ifade özgürlüğü’ bağlamında değerlendirmesi ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da “Bu zatın İslam ile Müslümanlar ile derdi nedir? Macron’un zihinsel olarak tedaviye ihtiyacı var.” ifadeleri ile Ekim ayında en tepe noktaya ulaşmıştı.

Ayrıca Erdoğan, Macron’un ‘Fransa İslamı’ söylemi ve ‘İslam’ın yapılandırılmasından söz etmesi’ üzerine, “Bu sözler hadsiz ve edepsizliktir. Sen kim oluyorsun ki İslam’ın yapılandırılması sözünü ağzına alabiliyorsun” ifadelerini kullandı.

Erdoğan Türk vatandaşlarını Fransız ürünlerini boykot etmeye çağırmış ve Fransa Cumhurbaşkanı’nı ‘İslamofobi’ ile suçlamıştı. Buna karşın Paris, istişareler için Ankara’daki büyükelçisini geri çağırmıştı.

Galatasaray’da ders veren öğretim görevlileri de siyasi tartışmaların ortasında kaldı. Hatta sınır dışı edilme ihtimalleri de bulunuyor. Türkiye, Galatasaray’da ders veren yabancı eğitimcilerden B2 seviyesinde Türkçe bilmesini istiyor.

İLK ÇATLAK BARIŞ PINARI HAREKATI İLE ORTAYA ÇIKTI

İki ülke arasındaki ilişkiler Türkiye’nin 2019 sonbaharında Suriye’nin kuzeyine düzenlediği Barış Pınarı Harekatı ile bozulmaya başladı. Macron, dönemin ABD Başkanı Donald Trump’ın harekata karşı çıkmaması ve konunun ittifak içerisinde istişare edilmemesi üzerine “NATO’nun beyin ölümü gerçekleşti” ifadelerini kullandı.

AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan, NATO Zirvesi öncesi Macron’un açıklamalarına, “Türkiye’yi NATO’dan çıkarmak, çıkarmamak… Bu senin haddine mi? Böyle bir şeyin kararını senin verme yetkin var mı? … Sayın Macron bak, Türkiye’den sesleniyorum, NATO’da da söyleyeceğim, önce sen kendi beyin ölümünü bir kontrol ettir. Çünkü bu ifadeler ancak senin türündeki beyin ölümü gerçekleşmiş olanlara yakışır” diye karşılık verdi. Erdoğan’ın bu sözleri o dönem Elysee Sarayı’nda büyük rahatsızlık oluşturdu.

DOĞU AKDENİZ, LİBYA VE DAĞLIK KARABAĞ

İki ülke arasındaki ihtilaflı meselelerden bir diğeri de Doğu Akdeniz. Türkiye’nin Yunanistan ve Güney Kıbrıs ile Doğu Akdeniz’de hidrokarbon kaynaklarını arama faaliyetleri ile ilgili yaşadığı krizde Paris, açık bir şekilde Yunanistan ve Rum tarafını destekledi.

Bölgeye uçak gemisi, fırkateynler ve savaş uçakları göndererek Yunanistan ve Rum Kesimi’nin yanında olduğunu net bir şekilde gösterdi.

Aralık ayında, Avrupa ülkeleri, Doğu Akdeniz’deki ‘tek taraflı’ sondaj faaliyetleri nedeniyle Ankara’ya yaptırım kararı aldı. Bu kararın başını Fransa çekti. Ancak AB’yi ikiye bölen karar daha sonra ertelendi.

Türkiye, Libya’da Trablus merkezli hükümetin yanında yer alırken Fransa lideri Macron, Halife Hafter’i destekledi. Macron, Ankara’nın Trablus hükumetine BM silah ambargosuna rağmen silah gönderdiğini açıkladı.

İki ülke savaş gemileri, Akdeniz’de karşı karşıya geldi. Fransa, Türk fırkateyninin bir savaş gemisine radar kilidi attığını açıkladı. Konu NATO’ya kadar taşındı.

Keza Ankara, Dağlık Karabağ’daki Ermenistan ile silahlı çatışmada Azerbaycan’ı destekledi Fransa ise Erivan’a güçlü destek sundu.

Hatta Fransa Senatosu, bağlayıcı olmayan, Erivan lehine bir kararla, ‘Dağlık Karabağ’ın bağımsızlığını’ tanıdı.

Fransa Cumhurbaşkanı ayrıca Türkiye’yi, Suriye’den militanları Dağlık Karabağ’daki savaşa götürmekle itham etti, Türkiye ve Azerbaycan ise buna sert tepki gösterdi.

Ankara ve Bakü, Fransa’nın ‘tarafsız olmayan duruşu’ nedeniyle Minsk Grubu’ndaki ara bulucu rolünü tartışmaya açtı.

‘YENİ SAYFA’ AÇMA SÖYLEMİ

ABD’de Başkan Joe Biden’ın göreve gelmesi ile paralel şekilde AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan, Avrupa Birliği ile ‘yeni bir sayfa’ açmak istediklerini dile getirdi.

Ayrıca, Akdeniz’deki kaynakların kullanımı adına müzakerelere devam etmek için Atina’ya zeytin dalı uzattı.

KARŞILIKLI MEKTUPLAŞMA BUZLARI ERİTTİ

Suriye’den Libya’ya, Doğu Akdeniz’den Fransa İslam’ına şahsi olarak da sert söylemlerle karşı karşıya gelen iki lider, Macron’un Aralık ayında koronavirüse yakalanması nedeniyle mektuplaşmıştı.

Macron, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘geçmiş olsun’ mektubuna ‘Sevgili Tayyip’ başlığıyla yanıt yazmıştı. Erdoğan’ın mektubunda, ikili ve bölgesel konuları konuşma önerisine Macron, “Önümüzdeki günlerde video konferans yöntemiyle olabilir” yanıtını vermişti.

ÜST DÜZEYLİ DİYALOGLAR GÖRÜŞME ZEMİNİNİ HAZIRLADI

Ardından gelen üst düzeyli görüşmeler hem havayı daha fazla yumuşattı hem de liderler arsındaki görüşmenin zemini hazırladı.

Dışişleri Bakanları Mevlüt Çavuşoğlu ve Fransa Dışişleri Bakanı Jean Yves Le Drian, Türkiye’ye yaptırım uygulaması beklenen AB’nin 10 Mart zirvesinden önce telefonda görüştü. Aylar süren gergin açıklamaların ardından ilk ılımlı açıklamalar bu görüşmeden sonra geldi. Türkiye’ye yaptırım ve Türkiye-AB ilişkilerinin yeniden gözden geçirilmesi konusu 24 Mart zirvesine ertelendi.

Cumhurbaşkanlığı sözcüsü İbrahim Kalın, Macron’un diplomasi baş danışmanı Emmanuel Bonne ile telefonda görüşerek, liderlerin yapacağı video konferansa ön hazırlık yaptı.

Şubat ayı başında Atlantik Konseyi’ne konuk olan Emmanuel Macron, “Türk Cumhurbaşkanı’nın ses tonundaki değişmeden çok mutlu olduğunu” belirterek, “Şimdi Suriye ve Libya’daki Türk askerlerinin geri çekilmesi, Dağlık Karabağ’da gerilimin azaltılması gibi pek çok konuda sonuç elde edeceğimizi umuyorum” dedi.

Karşılıklı hakaretler ve suçlamalar unutuldu: Macron ile Erdoğan yeniden görüşüyor

Dünya

Türkiye ile İsveç arasında YPG krizi: İsveç Büyükelçisi dışişlerine çağrıldı

İsveç dışişleri ve savunma bakanlarının Suriye’deki PYD ve YPG’lilerle yürüttüğü görüşmeler üzerine İsveç’in Ankara Büyükelçisi Dışişleri Bakanlığına çağrıldı.

BOLD – İsveç Dışişleri Bakanı ve ardından Savunma Bakanının Suriye’deki PYD, YPG ve YPG’nin büyük çoğunluğunu oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri (SDG) yöneticileriyle görüşmeler gerçekleştirmesi İsveç-Türkiye ilişkilerini bir kez daha gerdi.

İsveç’in Ankara Büyükelçisi Staffan Herrström, Dışişleri Bakanlığına çağrıldı ve Türkiye’nin ‘İsveç makamlarınca terör örgütlerine verilen destek konusunda rahatsızlığı’ iletildi.

İsveç Dışişleri Bakanı Ann Linde’nin Mart ayı sonunda Suriye Demokratik Güçleri (SDG) Eş Başkanı İlham Ahmed ile internet üzerinden görüştüğü, yakın ilişkilerin ve desteğin süreceği mesajını verdiği medyaya yansımıştı.

Ardından İsveç Savunma Bakanı Peter Hultqvist’in, SDG komutanı Mazlum Kobani kod adlı Ferhat Abdi Şahin ile video konferans yoluyla yaptığı görüşmede uzun vadeli işbirliği ve yardım taahhüdünde bulunduğu kaydedilmişti. İsveç’in SDG kontrolündeki Haseke kentinde bir irtibat ofisi açmaya hazırlandığı ifade edilmişti.

‘ULUSLARARASI HUKUKU ÇİĞNEME’ UYARISI

Dışişleri Bakanlığı’na çağrılan Büyükelçiye “İsveç’in Suriye’nin kuzey doğusunda PKK/YPG terör örgütünün güdümündeki ayrılıkçı Suriye Demokratik Güçleri ve Suriye Demokratik Konseyi ile son dönemde kamuoyuna açık şekilde temaslarını arttırmasından duyulan rahatsızlık” iletildi.

Görüşmede ayrıca İsveç’in muhatap aldığı şahısların AB tarafından da terör örgütü olarak kabul edilen PKK mensupları olduğu ve İsveç’in ‘bu tehlikeli siyasetiyle’ Türkiye’nin güvenliğini hedef alanlara destek olmakla kalmayıp, uluslararası hukuku da açıkça çiğnediği, böylece ikili ilişkilere ciddi zarar vermeyi sürdürdüğü’ uyarısı yapıldı.

YPG, PYD VE SDG

Halk Savunma Birlikleri (YPG), 2003’te PKK terör örgütünün Suriye kolu olarak kurulan Suriye Demokratik Birlik Partisi’nin (PYD) askeri kanadı konumunda. 2011’de kurulan YPG, ABD’nin Suriye’de IŞİD’e karşı mücadelede en önemli müttefiki konumundaydı. YPG, IŞİD’le mücadele amacıyla kurulan Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) omurgasını oluşturuyor.

AB ve ABD, PKK’yı terör örgütü olarak tanımasına rağmen PYD ya da YPG ile ilgili olarak bu tür bir karar alınmış değil. Türkiye ise PYD ve YPG’nin hala PKK’nın Suriye kolu olma özelliğini sürdürdüğünü vurgulayarak her ikisini de terör örgütü olarak kabul ediyor.

Rusya-Bulgaristan casusluk krizi: Moskova 2 Bulgar diplomatı istenmeyen kişi ilan etti

Okumaya devam et

Dünya

ABD’den Türkiye’ye ‘seyahat etmeyin’ uyarısı

Amerika Birleşik Devletleri, Kovid-19 nedeniyle dünyadaki ülkelerin yüzde 80’i için ‘seyahat etmeyin’ uyarısı yayımladı. Riskli ülkeler arasında Türkiye de yer aldı.

BOLD – ABD Dışişleri Bakanlığı, koronavirüs pandemisinin ‘seyahat edenler için benzersiz risk’ taşıdığı gerekçesiyle ‘seyahat etmeyin’ uyarısını dünya çapındaki ülkelerin yaklaşık 80’ini kapsayacak şekilde genişletti. Uyarı seviyesinin 4. dereceye yükseltildiği 100’den fazla ülke arasında Türkiye de bulunuyor.

Türkiye 26 Ağustos 2020’den bu yana Bakanlığın ‘‘3. Seviye: Seyahat Etmeyi Tekrar Değerlendirin’’ uyarı listesinde yer alıyordu.

ABD Dışişleri Bakanlığının internet sitesinde yer alan bilgilendirme sayfasında güncellenen seyahat uyarıları, ABD vatandaşlarına yurt dışı seyahat planlarında yardımcı olması amacıyla düzenli olarak güncelleniyor. Söz konusu güncelleme, ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi’nin (CDC) yayımladığı salgınla ilgili son değerlendirme ve tavsiyelere göre yapıldı.

Daha önce Çad, Kosova, Kenya, Brezilya, Arjantin, Haiti gibi ülkelerin bulunduğu 34 ülke, ABD’nin 4. Seviye seyahat uyarısı verdiği ülkeler arasında yer alıyordu.

İSVİÇRE, TÜRKİYE’Yİ RİSKLİ ÜLKELER LİSTESİNE DAHİL ETTİ

İsviçre Federal Sağlık Dairesi (BAG) de geçtiğimiz gün aldığı kararla Türkiye’yi ‘riskli ülkeler’ listesine ekledi. Alınan karar kapsamında Türkiye’den İsviçre’ye seyahat edenler 10 gün boyunca karantina altında olacak. Karantina kuralına uymayanlara ise para cezası kesilebilecek. Ayrıca, İsviçre’nin ‘riskli ülkeler’ listesine Türkiye’nin yanı sıra Ermenistan, Hırvatistan ve Litvanya da dahil edildi.

ALMANYA VE RUSYA’DAN TÜRKİYE’YE KARŞI TEDBİRLER

Almanya, Nisan ayı başında günlük vaka sayısı 55 binin üzerine çıkan Türkiye’yi özellikle enfeksiyon riskinin yüksek olduğu ülkeler listesine dahil etti. Türkiye’nin daha önce ‘risk bölgesi’ olan statüsü böylece ‘yüksek vaka bölgesi’ olarak değiştirilmişti.

Rusya da Türkiye’de artan koronavirüs vakalarını gerekçe göstererek 15 Nisan’da aldığı kararla Türkiye’ye uçuşları 1 Haziran’a kadar kısıtlamıştı.

DSÖ’den 25-59 yaş arası için uyarı: Hastaneye yatışlar endişe verici şekilde arttı

Okumaya devam et

Dünya

Floyd’un ölümüne sebep olan eski polis memuru Chauvin cinayetten suçlu bulundu

ABD’nin Minneapolis kentinde, George Floyd’u gözaltın alırken öldürmekle suçlanan beyaz eski polis memuru Derek Chauvin’in yargılandığı davada karar açıklandı. Jüri Chauvin’i cinayetten suçlu  buldu. Böylece Minnesota eyaletinde ilk kez beyaz bir polis memuru, siyah bir Amerikalıyı öldürmekten mahkum edildi.

BOLD – ABD’nin Minnesota eyaletinde 25 Mayıs 2020’de gözaltına alınmak istenirken beyaz polis memuru Derek Chauvin’in dizi ile boynuna baskı uygulaması sonucu yaşamını yitiren siyah vatandaş George Floyd davasında jüri kararını açıkladı.

George Floyd’un boğularak ölümüne neden olan polis memuru Derek Chauvin, hakkındaki üç ayrı suçlamanın tamamından suçlu bulundu.

İki gün süren tartışmaların ardından karara varan jüri üyeleri Chauvin’i ikinci derece, üçüncü derece cinayet ve ölüme sebebiyet vermekten suçlu buldu.

Bu karar ABD’de orantısız güç kullanan kolluk kuvvetlerinin sorumlu tutulması açısında dönüm noktası olarak ifade edildi.

Olay sırasında çevrede bulunan kişiler tarafından kaydedilen ve yayınlandığı sosyal medyada infiale yol açan görüntülerde 9 dakika 29 saniye süresince boynuna baskı uygulandığı belirtilen Floyd’un yaşamını yitirmesi, başka ABD olmak üzere dünya genelinde ırkçı karşıtı protestolara neden olmuştu.

Görevden uzaklaştırılan ve 29 Mayıs 2020’de tutuklanan Chauvin, 10 Temmuz 2020’de kefaletle serbest bırakılmıştı.

KELEPÇELENDİ VE TUTUKLANDI

Chauvin, jürinin kararını açıklamasının ardından tutuklandı

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Minneapolis’teki Hennepin Bölge Mahkemesinde dört hafta süren yargılama sonucunda 12 kişiden oluşan jüri üyeleri yaklaşık 10 saat süren müzakerenin ardından kararı açıkladı.

Daha önce kefaletle serbest kalan Chauvin, kararın açıklanmasından sonra kelepçelendi ve tutuklandı.

Yargıç, Chauvin’in alacağı hapis cezasının iki ay sonra sonra belirleneceğini duyurdu, ancak eski polis memuru bu hükmün ardından onlarca yıllık hapis cezasıyla karşı karşıya kalabilir.

ABD yasalarına göre, ikinci derece planlı olmayan cinayete en çok 40 yıl, üçüncü derece cinayete en çok 25 yıl, ikinci derece ölüme sebebiyet verme suçuna ise 10 yıl hapis ve/veya 20 bin dolar hapis cezası verilebiliyor.

12 jüri üyesi karar varmadan önce üç hafta duruşmalarda aralarında görgü tanıkları, polis yetkilileri, tıp uzmanlarını dinleyip, saatler süren video görüntülerini izlemişti.

EMNİYET MÜDÜRÜ, CHAUVİN ALEYHİNDE KONUŞTU

Chauvin, George Floyd’un boğazına diziyle 9 dakika 29 saniye boyunca bastıran ve onu nefessiz bırakarak ölümüne yol açmakla suçlanıyordu.

45 yaşındaki eski polisin avukatları, Floyd’un nefes alamamasının nedeninin fentanil adlı aşırı dozda bir ağrı kesici alması olduğunu öne sürmüştü.

Minneapolis Emniyet Müdürü Medaria Arradondo da ifadesinde, Chauvin’in Floyd’u gözaltına alırken, polisin güç kullanımına yönelik politikasını ihlal ettiğini ve kurallara uymadığını söylemişti.

KARAR BÜYÜK SEVİNÇ YARATTI

Floyd ailesinin karar açıklandıkta sonra sevinci

Jüri kararının beklendiği 2 gün boyunca Minneapolis kentinde hava çok gergindi.

Kararın açıklanmasıyla mahkeme salonu dışında ve Floyd’un öldürüldüğü yerde toplanmış olanlar sevinç çığlıkları attı.

Floyd ailesinin avukatı Ben Crump kararın “ABD tarihinde bir dönüm noktası” olduğunu söyledi. Crump Twitter’da “Acı şekilde kazanılmış adalet sonunda geldi. Bu yasa uygulayıcıların eylemlerinden sorumlu tutulmaları gerektiğine dair net bir mesaj veriyor” mesajını paylaştı.

BİDEN: SONUNDA ADALET BİRAZ OLSUN YERİNİ BULDU

ABD Başkanı Joe Biden ve Başkan Yardımcısı Kamala Haris de karar memnuniyetle karşıladıklarını açıkladı.

Biden “Sonunda adalet biraz olsun yerini buldu. Daha çok işler yapacağız. Sistematik ırkçılıkla mücadelemizde indirdiğimiz ilk darbe bu olacak” dedi.

Biden daha sonra televizyonlardan yayımlanan açıklamasında “Sistematik ırkçılık ulusumuzun ruhunda bir lekedir” ifadesini kullandı.

Başkan Yardımcısı Harris de ABD Kongresi üyelerinden, polis gücünde reformu öngören ‘George Floyd’ yasasını onaylamalarını istedi.

Chauvin’in davayı temyiz etmesi bekleniyor.

AİHM’e taşınan Erdoğan-Kılıçdaroğlu davasında kesin karar

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0