Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Az test yapıldığı için Doğu ve Güneydoğu risksiz çıktı

Sağlık Bakanlığı, koronavirüs risk haritasında Doğu ve Güneydoğu illeri risksiz çıktı. Ancak uzmanlara göre bunun nedeni bölgede yapılan test sayısının az olması. Bölgede aşılamanın da az olması uzmanları endişelendiriyor.

BOLD – Sağlık Bakanlığı’nın Kovid-19 risk haritasına göre, Doğu ve Güneydoğu’daki 13 kent riskin en az olduğu iller olarak belirlendi. Kısa bir süre önce yoğun bakımlarında yatak bulunmayın ve ülke genelinin üzerinde hastanın olduğu Şanlıurfa, Diyarbakır, Batman, Şırnak ve Van’ın risksiz bölge olarak gösterilmesi uzmanları kaygılandırıyor. Uzmanlar, bölgedeki iyimser tablonun yapılan az testle oluştuğuna dikkat çekiyor.

TEST SAYISI OLDUKÇA DÜŞÜK

BirGün’den Yaren Çolak’a konuşan Şırnak Tabip Odası Başkanı Serdar Küni kentte yapılan test sayısının oldukça düşük olduğunu söyledi. Normalleşme ile yeni bir pikten endişe ettiklerine vurgu yapan Dr. Küni, “Yeterli test yapılmadığı, az test yapıldığı noktasında da gerçeklik var. Test sadece şikâyeti ve temaslı olanlara yapılıyor. Ancak bu yeterli değil. Tarama şeklinde yapılması gerektiğini düşünüyoruz. Bu da tabloya bakıldığında vaka sayılarını az gösteriyor” dedi.

TEMASLI TAKİBİ YAPILMIYOR

Diyarbakır Tabip Odası Başkanı Elif Turan da testlerin şikâyet üzerine yapıldığını hatırlatarak, bunun semptom göstermeyen hastalar için büyük risk oluşturduğuna dikkat çekti. Turan, “Tabloya bakıldığında vakalar düşük görünüyor. Sahadaki arkadaşlarımdan aldığımız bilgilere göre de pozitif vaka sayısı 45-50 civarında. Ama başından beri söylediğimiz filyasyon çalışmaları olması yönünde. Temaslı takibi tam yapılmadığı için yeterli test de yapılmamış ve PCR pozitifler saptanmamış oluyor” dedi.

NORMALLEŞME İÇİN ERKEN

Normalleşme için erken olduğunun altını çizen Van-Hakkâri Tabip Odası Başkanı Dr. Hüseyin Yaviç, “Sokağa çıkma yasakları ile Van’da vaka sayıları 30-40 bandına düştü. Ancak tedbirlerin esnetilmesi için henüz erken. Tarama amaçlı test yapılmıyor” dedi. Aşılamanın bölgesel planlamalarla yapılması gerektiğine vurgu yapan Yaviç, “Aşılama oranı çevre illere göre yüksek ama ülke genelinde düşük. Genel nüfusa oranla yüzde 10 aşılama yapılırken Van’da bu oran yüzde 3,5. Yurttaşlar akıllı telefonu olmadığı ya da kullanamadığı için randevu alamıyor. Planlamalar bölgesel yapılmalı” dedi.

1 HAZİRAN’DAKİ NORMALLEŞME ÖLÜMLERİ ARTIRDI

Batman Tabip Odası Başkanı Selahattin Oğuz ise geçen yıl 1 Haziran öncesi kentteki vakaların çok düşük seyrettiğini ancak normalleşmeyle birlikte o dönem kentte çok sayıda vakanın ölümle sonuçlandığını hatırlattı. Aynı durumu yaşamaktan tedirgin olduklarını dile getiren Oğuz, “Aşılama oranları hem ilde hem bölgede oldukça düşük. Bölgede tarama yapılmıyor. Taramalarla kentteki tüm vakalar tespit edilmeli” dedi.

AİHM’den Cemaat davalarının seyrini değiştirecek hamle

Gündem

AKP uçakları hangara çekti yangın Manavgat’ı kül etti

Manavgat’ı küle çeviren orman yangını AKP’nin kayyım politikasının zararlarını bir kez daha gün yüzüne çıkardı. AKP Hükumetinin 2 yıl önce kayyum atadığı Türk Hava Kurumunun yangın söndürme uçakları hangarda bekletiliyor.

BOLD – Türkiye’nin Kuzey’i sellerle boğuşurken, Güney’ini orman yangınları vurdu. Antalya Manavgat’ta çıkan orman yangını yerleşim yerlerini de kül etti. 3 kişi yaşamını yitirirken hayvanları, meyve bahçeleri talan olan vatandaşlar sinir krizleri geçirdi.

TÜRK HAVA KURUMU UÇAKLARI HANGARDA

AKP’nin 2019 yılında kayyım atadığı Türk Hava Kurumu’nun yangın söndürme uçakları yangında görev yapmadı. AKP’lilerin atandığı THK yönetimi yangın söndürme uçaklarını hangara çekti. İtfaiyelerin yetişemediği yangın hızla yayılınca Manavgat küle döndü.

AKP’nin inadı yüzünden hangarlara çekilen yangın söndürme uçakları sosyal medya kullanıcıları tarafından paylaşıldı.

Okumaya devam et

Analiz

AİHM’den gelecek milyonlarca euroluk cezalardan korkan hükumet Keynes kartını sürdü

AİHM’nin ByLock’un tutuklamaya yeterli delil olmadığına karar vermesi sonrası programın kağıt üzerindeki sahibi David Keynes’i 5 yıl aradan sonra tutuklanması soru işaretine neden oldu. AKP hükumetinin AİHM’nin kararıyla hukuken delil niteliği büyük yara alan ByLock savının itibarını kurtarmak, programın özellikle Gülen Hareketi tarafından kullanıldığı iddiasında bulunmak ve milyonlarca euroluk tazminattan kurtulmak için böyle bir adım attığı belirtiliyor.

BOLD ANALİZ – Türkiye’de 15 Temmuz sonrası 95 bin kişinin tutuklanmasına gerekçe gösterilen ByLock ile ilgili dün programın lisans sahibi David Keynes’in 9 Haziran’da İstanbul’a gelerek teslim olduğu ve tutuklandığına dair gelişme dikkat çekti.

Yurtdışından MİT operasyonuyla getirilen Gülen Hareketi mensuplarını Türk bayrağı önünde fotoğraflayarak anında Anadolu Ajansı yoluyla servis eden AKP hükumeti, Davit Keynes’te bu yola başvurmadı. 15 Temmuz sonrası binlerce operasyonun gerekçesi yapılan ByLock’un kurucusu Keynes etkin pişmanlık yapacağını belirterek yaptığı anlaşmanın ardından geldiği İstanbul Havalimanında 9 Haziran’da gözaltına alınıp ardından tutuklandı. Haberi ise yaklaşık 1,5 ay sonra 28 Temmuz’da Anadolu Ajansı tarafından Keynes’in fotoğrafı olmadan servis edildi.

Keynes’in tutuklanması Türkiye’nin AİHM’de Tekin Akgün başvurusunda ByLock’la ilgili mahkum edilmesinden sonraya denk gelmesi dikkati çekti.

AİHM’DEKİ ÇOK SAYIDA DAVA BEKLİYOR

AKP hükumetinin 26 Ekim 2016 tarihinde dönemin İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekili İsmail Uçar ‘la görüşen, Darbe Komisyonu Başkanı Reşat Petek’e ulaşıp ifade vermek istediğini söyleyen Keynes’i 5 yıl sonra Türkiye’de tutuklaması AİHM’nin 20 Temmuz 2021’de açıkladığı Tekin Akgün kararıyla yakından ilgili bulundu. AİHM, Tekin Akgün’ün başvurusunda ByLock’un tek başına tutuklamaya yeterli delil olmadığına karar verip 12 bin euro tazminata hükmetti. Akgün’ün davasında özgürlük ve güvenlik hakkı ihlaline karar veren AİHM, ByLock’la ilgili çok sayıda pilot davada daha hükumetten savunma istemişti. Yani AİHM’nin, ByLock’la ilgili adil yargılanma hakkı, ifade özgürlüğü gibi yeni ihlal kararlarına hükmetmesi yüksek ihtimal.

MİLYONLARCA EUROLUK TAZMİNAT CEZASI

AİHM’nin Akgün kararı sonrası yerel mahkemeler, Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi tarafından delil kabul edilen ve cezalara gerekçe yapılan ByLock hukuken adeta çöp delil konumuna düştü. Bu karar sonrası ByLock kullandığı iddiasıyla hakkında dava açılan 100 bine yakın kişinin AİHM’e gidip tazminat kazanması gündemde. Böyle bir durumda AKP hükumetinin ByLock mağdurlarına 500 milyon ile 1 milyar euro arasında tazminat ödemesi gerekecek.

MÜNHASIR İDDİASINI GÜÇLENDİRMEK İÇİN

AKP hükumetinin bu durum karşısında AİHM’de elini güçlendirmek, David Keynes’i itirafçı yaparak ByLock’un münhasıran belli bir grup tarafından kullanıldığı yönünde ifade alıp mahkemeye sunmak için bu adımı attığı belirtiliyor. Keynes’in ifadesinin, “Programın sahibi, ByLock’un yalnızca Gülen Hareketi mensuplarının kullandığı kripto bir haberleşme aracı olduğunu söylüyor” algısını AİHM’de sunmak için hazırlandığı yorumu yapılıyor.

KEYNES ESKİ AÇIKLAMALARINDA ÖRGÜTSEL HABERLEŞME İDDİASINI REDDETTİ

Ancak Keynes’in etkin pişmanlıkla verdiği ifadenin detayları tam bilinmese de Google Playstore ve Apple Store’da herkesin indirebildiği bir programdı. Ayrıca Keynes, daha önce ByLock’un uygulama mağazalarından “1 milyon civarındaki “beklenmedik sayıdaki” kullanıcının yüküyle başa çıkmakta zorlandığı, Orta Doğu kaynaklı zararlı trafiği önlemek amacıyla bu bölgeden gelen bağlantıları engellediğini, bağlantı sorunları yaşayan kullanıcıların VPN (Sanal Özel Ağ) üzerinden bağlanmaları gerektiği, ByLock++ adını verdiği yeni uygulama üzerinde çalıştığı” gerekçesiyle kaldırdığını açıklamıştı. Keynes, 24 Ekim 2016’da Hürriyet’ten İsmail Saymaz’a verdiği röportajda ByLock’un örgütsel haberleşme için kullanıldığı iddiasını yalanlamıştı. Keynes, “Cemaat örgütsel haberleşmesi için kullandı ama bana göre çok saçma. Uygulamanın kırılması çok kolay. Ben ABD’deki cemaatçilere sordum. ‘Ne yapıyorsunuz?’ dedim. ‘Birbirimize dualar ve sohbetler gönderiyorduk’ dediler” ifadesini kullanmıştı.

AİHM’nin kararı sonrası hükumetten ByLock’u kurtarma planı: Programın sahibi Keynes 5 yıl sonra tutuklandı

Okumaya devam et

Gündem

Askeri suçlara bakacak mahkemelere Hakimler Savcılar Kurulundan ayar

Hakimler ve Savcılar Kurulu, askeri suçlara ilişkin dava ve işlere hangi mahkemelerin bakacağını belirledi. Resmi Gazetede yayınlanan karara göre, Askeri Ceza Kanunu’nda düzenlenen suçlara ağır ceza mahkemeleri bakacak.

BOLD -HSK Birinci Dairesi, askeri suçlara ilişkin ihtisas mahkemelerini belirledi. HSK’nın kararı Resmi Gazetede yayınlandı.

Buna göre, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu’nda düzenlenen ve ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren Birinci Kısım Üçüncü Bap Birinci Faslında düzenlenen suçlara tek ağır ceza mahkemesinin bulunduğu il merkezlerinde bu mahkemeler bakacak. Birden fazla ağır ceza mahkemesinin bulunduğu il merkezlerinde 2 nolu ağır ceza mahkemeleri, Diyarbakır’da 4’üncü ve 5’inci, İstanbul’da ise 13’üncü ve 14’üncü ağır ceza mahkemeleri bu suçlarla ilgili davalara bakacak.

Birinci Kısım Üçüncü Bap Birinci Faslında düzenlenen suçlar dışındaki suçlara ilişkin açılacak davalara ise ağır ceza mahkemesinin tek dairesinin bulunduğu il merkezlerinde bu mahkemeler, birden fazla dairesinin bulunduğu il merkezlerinde 1 numaralı ağır ceza mahkemesi görevli olacak.

Asliye ceza mahkemesinin görev alanına giren suçlar yönünden açılacak davalarda ise asliye ceza mahkemesinin tek dairesinin bulunduğu il merkezlerinde bu mahkemeler, iki dairesinin bulunduğu il merkezlerinde 2 numaralı asliye ceza mahkemeleri, ikiden fazla dairesinin bulunduğu il merkezlerinde ise 3 numaralı asliye ceza mahkemeleri bakacak. Ankara’da ise 3’üncü, 51’inci ve 52’nci asliye ceza mahkemeleri davaları görecek.

15 Temmuz’dan akılda kalanlar: Mehmetçik’e camide işkence

Okumaya devam et

Popular

Shares