Bizimle iletişime geçiniz

Politika

61 Anayasa’sı ile beş, 82 Anayasa’sı ile 21 partiye kilit vuruldu

TBMM her dönemde parti kapatmalara sahne oldu. 61 Anayasa’sı ile beş, 82 Anayasa’sı ile 21 parti kapatıldı. Bir döneme dini siyasete alet etme ve komünist eğilim damga vurdu. Parti kapatmalardan en büyük darbeyi ise Kürt siyasi hareketi aldı.

BOLD – Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin, HDP’nin kapatılması istemiyle Anayasa Mahkemesinde (AYM) dava açtı. Türkiye’de parti kapatma yetkisi Anayasa Mahkemesinde bulunuyor. Başvuru sonrası davanın kabul edilip edilmemesi hakkında karar verecek olan AYM’nin tüm bu süreç için bir zaman kısıtlaması yok.  Anayasa’ya göre bir siyasî partinin tüzüğü ve programının 68. maddenin dördüncü fıkrası hükümlerine aykırı bulunması halinde temelli kapatma kararı veriliyor. Anayasa Mahkemesi temelli kapatma yerine siyasî partinin devlet yardımından kısmen veya tamamen yoksun bırakılmasına karar verebilir.

68. Maddenin dördüncü fıkrasına göre siyasî partilerin tüzük ve programları ile eylemleri, devletin bağımsızlığına, ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, insan haklarına, eşitlik ve hukuk devleti ilkelerine, millet egemenliğine, demokratik ve lâik cumhuriyet ilkelerine aykırı olamaz; sınıf veya zümre diktatörlüğünü veya herhangi bir tür diktatörlüğü savunmayı ve yerleştirmeyi amaçlayamaz; suç işlenmesini teşvik edemez. Anayasa’ya göre bir diğer kapatma sebebi de siyasi partilerin yabancı devletlerden, uluslararası kuruluşlardan ve Türk uyrukluğunda olmayan gerçek ve tüzel kişilerden maddî yardım alması.

KOMÜNİST EĞİLİM VE SİYASETE ALET EDİLEN DİN

BBC Türkçe’nin derlediği bilgilere göre Türkiye’de aktif olarak çok partili hayata geçilen 1945 sonrası komünist eğilimli olduğu veya dini siyasete alet ettiği gerekçesiyle kapatılan birkaç parti oldu.

1961 Anayasası’na göre de benzer gerekçelerle kapatılan beş parti var. Bunlardan birisi, 1969 seçimlerinde Konya’dan bağımsız olarak parlamentoya giren Necmettin Erbakan ve 17 arkadaşı tarafından kurulan Milli Nizam Partisi’ydi. 1970’te kurulan parti, bir buçuk yıl bile yaşamadan 1971’de kapatıldı.

1980 darbesi sonrası ise CHP ve MHP dahil birçok partinin faaliyetleri yasaklandı. Bu iki parti askeri yönetim dönemi sonrası yeniden kurulup zaman içinde eski isimlerini alırken, Milli Nizam Partisi yerine 1972’de kurulan ve oy oranını bir seçimde yüzde 12’ye kadar çıkararak üç kez iktidar ortağı da olan Milli Selamet Partisi’nin ardılı ise Refah Partisi olarak 1983’te kuruldu.

1982 Anayasası’na göre Türkiye’de 21 siyasi parti kapatıldı. Bunlardan bir kısmı yüzde 10 seçim barajını geçen ya da yüzde beşin üzerinde oy alan İslami eğilimli partiler ile çoğunlukla Kürt nüfusun oy verdiği siyasi partilerdi.

REFAH PARTİSİ – 1998

Türkiye’de 28 Haziran 1996’da Refah Partisi (RP) ile Doğru Yol Partisi’nin (DYP) Necmettin Erbakan başbakanlığında kurduğu koalisyon hükumeti gerginliğin artmasına neden oldu.

28 Şubat 1997’deki dokuz saat süren Milli Güvenlik Kurulu toplantısının sonunda yayımlanan bildiride laikliğin Türkiye’de demokrasi ve hukukun teminatı olduğu vurgulanırken, hükümetten aralarında sekiz yıllık kesintisiz eğitime geçilmesi, tarikatlara bağlı okulların Milli Eğitim Bakanlığına devredilmesi, Kuran kurslarının denetlenmesi ve kılık-kıyafet kanunun uyulmasını da içeren bir dizi eylemi hayata geçirmesi istendi.

Bu toplantıdan birkaç ay sonra RP hakkında “laiklik karşıtı eylemlerin odağı olduğu” gerekçesiyle kapatma davası açıldı. Erbakan istifasını sunmuş olsa da 1998’de parti kapatıldı. O dönem Recep Tayyip Erdoğan da Refah Partisinden İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçildi.

FAZİLET PARTİSİ – 2003

Refah Partisi kapatılmaya yakın, devamı niteliğinde Fazilet Partisi kuruldu. Böylece Refah Partisi’nin kapatılmasıyla bağımsız kalan 150 kadar milletvekili Fazilet Partisi’ne geçti.

18 Nisan 1999 seçimlerinde yüzde 15’in üzerinde oy alarak 111 milletvekili çıkaran Fazilet Partisi’nin İstanbul milletvekili Merve Kavakçı, TBMM’deki yemin töreni sırasında genel kurula başörtüsüyle çıkınca büyük tartışmalar yaşandı. Nihayetinde Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Vural Savaş, 7 Mayıs 1999’da partiye kapatma davası açtı.

Fazilet Partisi 22 Haziran 2001’de kapatıldığında, parti içinde “gelenekçi” ve “yenilikçi” tartışması yaşanıyordu.

ADALET VE KALKINMA PARTİSİ (AKP) – 2008

Kendisini “gelenekçi” olarak tanımlayan ekip aynı yıl Saadet Partisi’ni kurarken “yenilikçi” olarak tanımlayan ekip de Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Adalet ve Kalkınma Partisi’ni kurdu. Parti, girdiği ilk seçimde 11 milyona yakın oy alarak yüzde 34,2 oy oranına ulaştı ve tek başına iktidara geldi. 19 yıldır da iktidarda.

2008 yılında AKP’ye de Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya tarafından “laikliğe aykırı eylemlerin odağı durumuna geldiği” gerekçesiyle kapatma davası açıldı. Birkaç ay içinde AYM kararı açıklandı. Buna göre 10 üyeden altısı kapatılması yönünde oy kullanmış; yeterli çoğunluğa ulaşılmamıştı. Nihayetinde partinin hazine gelirlerinin yarısının kesilmesine karar verildi.

Bu tarihten sonra girdiği 2011 genel seçiminde parti, yüzde 49,8 oy alarak TBMM’de 327 sandalye kazandı.

AKP’li isimlerden o dönemden sonra parti kapatmalarına karşı olduklarına dair çok sayıda açıklama yapıldı. 2010 ve 2015’te parti kapatmayı zorlaştıran bazı düzenlemeler de AKP’nin öncülüğünde getirildi.

HALKIN EMEK PARTİSİ (HEP) – 1993

Türkiye’de kapatma davalarından en fazla etkilenen siyasi çizgideki partiler ise 1990’da kurulan Halkın Emek Partisi (HEP) ve devamında kurulanlar oldu.

Aralarında Ahmet Türk’ün de olduğu siyasetçiler tarafından kurulan parti, 1991 seçimlerinde yüzde 10 seçim barajını aşamayacağını öngörerek Sosyal demokrat Halkçı Parti (SHP) listesinden 21 kişiyi TBMM’ye soktu. Ardından Hatip Dicle, Sedat Yurtdaş, Leyla Zana, Sırrı Sakık ve Orhan Doğan gibi isimlerin de aralarında bulunduğu bu 21 vekil, HEP’e geçti. Ancak Kasım 1991’de TBMM’deki yemin töreninde Leyla Zana’nın Kürtçe konuşması tartışmalara yol açtı.

3 Temmuz 1992’de Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından “Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozma amacını taşımak” ve “yasaya aykırı siyasi faaliyetlerin mihrakı olmak” gerekçesiyle kapatma davası açılan parti, 1993’te kapatıldı.

DEMOKRASİ PARTİSİ – 1994

Kürt siyasi hareketinin ilk partisi kabul edilen HEP’in ardından, bağımsız kalan ve yasaklanmayan 18 milletvekili, partinin kapatılma ihtimaline karşı kurulan Demokrasi Partisi’ne geçti.

3 Mart 1994’de aralarında Leyla Zana, Hatip Dicle, Ahmet Türk, Sırrı Sakık, Orhan Doğan’ın da bulunduğu çok sayıdaki Demokrasi Partisi (DEP) milletvekilinin Meclis’te dokunulmazlığı kaldırıldı ve 17 Mart 1994’te tutuklandılar.

Aralarında Sırrı Sakık’ın da bulunduğu bazı milletvekilleri bir süre Meclis’te kalarak, direndi, ancak bir süre sonra Meclis’ten çıkarılarak tutuklandılar. 2007’de yaşamını yitiren Orhan Doğan’ın Meclis kapısı önünde başına bastırılarak polis aracına bindirilmesi ise yıllarca konuşulan görüntüler arasında yer aldı.

Parti, bu olayların ardından Haziran 1994’te kapatıldı.

HALKIN DEMOKRASİ PARTİSİ (HDP) – 2003

Yine DEP’in kapatılması ihtimaline karşı 1994’te kurulan Halkın Demokrasi Partisi (HADEP) 1995 seçimlerinde 1 milyon 171 bin 623 oy aldı.

1999 genel seçimlerinde ise parti 1 milyon 482 bin 196 oyla, toplam oyların yüzde 4,75’ini alarak seçim barajını geçemedi. Ancak Güneydoğu ve Doğu Anadolu Bölgesi’nde bulunan 11 ilde birinci parti çıktı. Aynı yıl yapılan yerel seçimde de yedisi il olmak üzere 37 belediye başkanlığı kazandı.

Mart 2003’te “yasa dışı faaliyetlerin merkezi” olduğu gerekçesi ile kapatılan partinin 46 üyesine de beş yıl siyasi yasak getirildi.

Henüz HADEP kapatılmadan kurulan Demokratik Halk Partisi’nde (DEHAP) siyasete devam eden partililer, 2002 seçimlerinde 2 milyona yakın oy alarak oy oranını yüzde 6,21’e yükseltti.

Parti 2005’te kendisini feshederek aynı yıl kurulan Demokratik Toplum Partisi’ne katıldı.

DEMOKRATİK TOPLUM PARTİSİ (DTP) – 2009

Ahmet Türk, Leyla Zana, Orhan Doğan ve Aysel Tuğluk tarafından kurulan Demokratik Toplum Partisi (DTP), Türkiye’de ilk kez eş başkanlık sistemini uygulayan siyasi parti oldu. Avrupa Sosyalist Partisi’nde de gözlemci statüsündeydi.

2007 genel seçimlerine yine barajı aşamama öngörüsüyle bağımsız aday olarak katılan 21 siyasetçi, TBMM’ye girdikten sonra DTP’ye katıldı ve partinin ilk kez meclis grubu oldu.

2009’daki yerel seçimde bu kez sekiz il belediye başkanlığı alan DTP, 2 milyon 200 binin üzerinde oy aldı, oy oranı da yüzde 5,70 oldu.

Ancak bu sırada kapatma davası sürüyordu.

DTP Van İl Başkanı Veysi Dilekçi’nin 2007’de yaptığı bir konuşmada “PKK, bu ülkenin bir gerçeğidir, bunu kabul etmek zorundayız. Bizim PKK ile organik değil, duygusal bağımız var” ifadeleri sonrası aynı yıl kapatma davası açıldı.

Parti 11 Aralık 2009’da kapatıldı. 37 kişiye beşer yıl siyasi yasak getirilirken Ahmet Türk ve Aysel Tuğluk’un milletvekillikleri düşürüldü.

DTP, Türkiye’de bugüne kadar kapatılan, TBMM’ye girmiş son parti oldu. Anayasa Mahkemesi kararıyla kapatılan son üç parti Fazilet Partisi (2001), HADEP (2003) ve DTP oldu.

DTP’nin yerine kurulan Barış ve Demokrasi Partisi üyeleri, 2011 genel seçimine bağımsız aday olarak girdi. Bu şekilde seçime giren ve toplam oyların yüzde 6,5’inden fazlasını alan, aralarında Hatip Dicle, Leyla Zana, Sebahat Tuncel, Gültan Kışanak ve Ertuğrul Kürkçü’nün de olduğu 36 milletvekili, sonradan BDP’ye katıldı.

Parti, 2014 yerel seçiminde de 10 il belediyesini kazandı. Ahmet Türk de, bağımsız olarak girdiği seçimde Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı seçildi.

HALKLARIN DEMOKRATİK PARTİSİ (HDP) – 2021

2014’te Halkların Demokratik Partisi (HDP) adını alan parti, 2015 genel seçimlerine ilk kez parti olarak girdi ve oyların yüzde 13,1’ini alarak seçim barajını geçti; 80 milletvekili çıkardı.

Partinin eş genel başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ, Kasım 2016’dan bu yana tutuklu.

2018 genel seçimlerinde oy oranı yüzde 11,7’ye düşen ve 67 milletvekili çıkaran parti için, 17 Mart 2021’de Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kapatma davası açıldı. Dava için Anayasa Mahkemesi’ne başvurulduğunda, istifa, milletvekilliği düşürülmesi ve ayrılmalar sonrası 55 milletvekili kalmıştı.

2013-2015 yılları arası PKK ile süren çözüm sürecinin bitişi sonrası, partiye sıklıkla PKK ile bağlantılı olduğu gerekçesiyle “terör örgütlerine yardım” suçlaması yapıldı.

MHP lideri Devlet Bahçeli, bir süredir kapatma tartışmaları süren parti için Aralık 2020’de “HDP’nin kapısına açılmamak üzere kilit vurulmalıdır. Bu terör ve bölücülük yatağı kapatılmalıdır” açıklaması yaptığında Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu konuda en çok bizim ağzımız yandı. Parti kapatmayı AK Parti zorlaştırdı. Bu bizim kararımız zaten. Parti kapatmak yerine, kişiler üzerinden bir ceza verilecekse verilmelidir” demişti.

Türkiye yine ‘parti kapatma’yı konuşuyor: Güçlenerek dönüyorlar!

Politika

Hakan Dağdeviren’in annesine kavuşma hayalini bitirdiler

AKP Hükumetinin, insan haklarında iyileştirme vadeden infaz paketi lösemi hastası Hakan Dağdeviren’in annesine kavuşma hayalini hüsranla bitirdi. 15 yaşından küçük çocuğu bulunan kadınları cezaevlerinden tahliye edecek madde tasarıdan çıkarıldı. Anne ve babası tutuklu Hakan’ın ailesine kavuşması başka bir vakte kaldı.

BOLD – Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, kadın mahkumlara çocuk kriteri getiren madde çıkarılarak TBMM Genel Kurulu’nda kabul edildi. Kanun, AKP’li Cumhurbaşkanı’nın onayının ardından yürürlüğe girecek.

3 BİN ÇOCUKLU KADIN TUTUKLU BU KANUNU BEKLİYORDU

Kadın hükümlünün, 15 yaşını doldurmamış çocuğunun bulunması durumunda, cezasının infazının çocuğun 15 yaşını doldurmasına kadar ertelenebilmesine ilişkin madde, teklif metninden çıkarıldı. Bu durum cezaevlerindeki 3 bin çocuklu kadın tutukluyu üzdü. Sözkonusu düzenlemenin Meclis’e sevkedilmesinde, anne ve babası Gülen Hareketi yapılanmasına üyelik iddiasıyla tutuklu bulunan ve lösemi teşhisi konulan 11 yaşında Hakan Dağdeviren’in durumu etkili olmuştu. Düzenleme ile 15 yaşından küçük çocuğu bulunan kadın hükümlülerin cezasının infazı, çocuğun 15 yaşını doldurmasına kadar ertelenmesi öngörülüyordu.

Kanunla, hükümlülerin ziyaret süresi 1 saatten 1,5 saate çıkarılıyor; tutuklu ve hükümlüler bakımından hasta ziyareti amacıyla verilen mazeret izinleri arasında beklenmesi gereken asgari bir aylık süre şartı kaldırılıyor.

MAHKUMLARA E POSTA İMKANI GETİRİLDİ

Bulundukları ceza infaz kurumundan başka bir kuruma nakil talebinde bulunan hükümlülerin maddi durumlarının yetersiz olduğunu belgelendirmeleri durumunda, bu hükümlülerden nakil giderleri alınmayacak. Hükümlüler, gerekli teknik altyapının bulunduğu kurumlarda Adalet Bakanlığınca belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde elektronik yöntemlerle de mektup alıp gönderebilecek. Hükümlü tarafından resmi makamlara veya savunması için avukatına gönderilen mektup, faks ve telgrafların, alıcısı dışındaki kişilerin erişimini engelleyici tüm tedbirler alınarak, hükümlünün talebine göre posta yoluyla veya elektronik ortamda alıcısına ulaştırabilecek.

YABANCI HÜKÜMLÜLERİN DURUMLARINI İÇİŞLERİ BAKANLIĞI DEĞERLENDİRECEK

Kanuna göre yabancı hükümlüler hakkında denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezalarının infazına karar verildiği takdirde, sınır dışı edilme işlemleriyle ilgili olarak, bu hükümlülerin durumları İçişleri Bakanlığınca değerlendirilecek. Böylece, yabancı hükümlünün koşullu salıverilmesi veya cezasının infazının tamamlanması halleri bakımından uygulanan bu tedbir, denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infazına karar verilmesi hali bakımından da uygulanacak.

CEZAEVLERİNDE 17 BİN KADIN BULUNUYOR

CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu’nun açıkladığı Türkiye’de Kadın Hakları İhlalleri Raporu’na göre cezaevlerinde 17 bin kadın tutuklu ve hükümlü kadın bulunuyor ve bu kadınların yanında 800’ü 3 yaş altı bebek olmak üzere 3 bin çocuk anneleriyle birlikte cezaevinde kalıyor. Türkiye’nin de üyesi olduğu Avrupa Konseyi, 2020 ceza istatistikleri raporuna göre ise Türkiye, Konsey’in 47 üyesi arasında, cezaevi kalabalıklığı ve tutsak çocuk sayısında Türkiye Avrupa lideri! Rapor, AKP’nin Türkiye’yi resmen açık bir cezaevine dönüştürdüğünü gözler önüne serdi.

Balyoz: Kumpas mı darbe mi?

Okumaya devam et

Politika

Karamollaoğlu Saray’ın heyecanını deşifre etti: A haber bile gelmiş

Oğuzhan Asiltürk’ün Saadet Partisi’ni AKP’ye bağlama girişimi Milli Görüş camiasını hareketlendirdi. 86 yaşındaki Asiltürk’ün kongre çağrısı üzerine SP Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu basın toplantısı düzenledi. Karamollaoğlu “A Haber bile gelmiş. Heyecan var herhalde” dedi.

BOLD – Saadet Partisi Yüksek İstişare Kurulu Üyesi Asiltürk, AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile Saray’daki görüşmesinden sonra partisini Cumhur İttifakına dahil etmek için kolları sıvadı. 86 yaşındaki Asiltürk, dün sosyal medyadan kurultay çağrısı yaptı.

PARTİLİLERDEN ALKIŞ

SP Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, kurultay çağrısına “Asiltürk’ün açıklamaları kendisini bağlar” cevabı verdi. Karamollaoğlu, bugün düzenlediği basın toplantısı öncesinde ise AKP medyasında oluşan heyecanı esprili bir şekilde dile getirdi. Karamollaoğlu’nun “Bugün kalabalıksınız. A Haber bile gelmiş. Heyecan var anlaşılan” sözleri partililerden alkış aldı.

NUMAN KURTULMUŞ VE SÜLEYMAN SOYLU ÖRNEĞİ

Cumhurbaşkanı Erdoğan, benzer parti operasyonunu HAS Parti ve Demokrat Parti’ye yapmıştı. Numan Kurtulmuş ve beraberindekileri AKP’ye transfer eden Erdoğan, HAS Parti’yi siyasi arenadan silmişti. Erdoğan, ardından Demokrat Parti’den Süleyman Soylu’ya AKP rozeti taktı. Kurtulmuş’a bakanlıklar verdikten sonra AKP Genel Başkanvekilliği görevine kadar getirdi. Süleyman Soylu’yu ise AKP Teşkilatlardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı, Çalışma Bakanlığı ve son olarak İçişleri Bakanlığı koltuğuna oturttu.

Medyanın yüzünü kızartanlar Saray’a göre hâlâ gazeteci

Okumaya devam et

Politika

Brüksel dönüşü Erdoğan’ı kapıda bekleyen tehlike: ‘Hamdolsun’ pahalıya patlar mı?

ABD Başkanı Joe Biden’la görüşen Erdoğan, bir gazetecinin 1915 Olaylarının gündeme gelip gelmediğini sorması üzerine “Hamdolsun gelmedi” diyerek cevap verdi. Biden’ın ‘1915 Olayları’ için 24 Nisan’da kullandığı ‘Soykırım’ ifadesi sonrası ABD ile yol ayrımına gelindiğini söyleyen Bahçeli’nin, Erdoğan’ın bugünkü ‘hamdolsun’ çıkışı sonrası yapacağı hamle merak konusu.

BOLD – ABD Başkanı Joe Biden’ın 1915 olayları için ‘soykırım’ demesinin ardından açıklama yapan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli çok sert tepki gösterdi.

HİÇBİR ŞEY ESKİSİ GİBİ OLMAYACAK

Bahçeli, “Biden’in soykırım açıklaması hükümsüzdür, aynı zamanda siyasi akılsızlık ve ahlaksızlıktır. Müttefik bilinen bir ülkeyle yol ayrımına gelinmiştir. Dostluk ve stratejik bağlar kurduğu bir ülkeye soykırım gölgesi düşürmeye kalkışan bir zihniyetle muhtemeldir ki hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır” ifadelerini kullandı.

GÜNDEME GETİRECEĞİZ

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan da Brüksel ziyareti öncesi Atatürk Havalimanında 1915 olayları için Joe Biden’ın soykırım ifadesi kullanmasından rahatsız olduklarını, bunu ikili görüşmede dile getireceklerini söyledi.

Fakat Erdoğan, Biden ile yapılan görüşmeye ilişkin sorulan “Biden’ın 1915 olaylarının soykırım olarak tanıması gündeme geldi mi?” sorusuna, “Hamdolsun gelmedi” diye yanıt verdi.

Konuyu Erdoğan’ın gündeme getirmesi gerektiğini söyleyen muhalefet Erdoğan’a tepkili. En çok merak edilen konuların başında ise ‘Soykırım’ açıklamasından sonra ABD ile yol ayrımına gelindiğini söyleyen Bahçeli’nin tepkisi geliyor.

ABD ile yol ayrıma gelindiğini düşünen Bahçeli’nin, Erdoğan’ın ‘hamdolsun’ çıkışı karşısında nasıl bir hamle yapacağı bir diğer merak konusu.

https://boldmedya.com/2021/06/14/abd-ve-nato-cekiliyor-turkiye-afganistan-batakliginda-tek-basina-mi-kalacak/

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0