Bizimle iletişime geçiniz

Analiz

Recep Tayyip Erdoğan seçim startını Resmi Gazete’den verdi

AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Sözleşmesi’ni feshetti ve Merkez Bankası Başkanı Naci Ağbal’ı görevden aldı. Böylece erken seçim startını verdi. Anketlerde oyları sürekli düşen Cumhur İttifakı, ‘vatan elden gidiyor’ söylemini tekrardan fırına sürmek için düğmeye bastı.

BOLD ANALİZ – Borsa İstanbul’un çökmesini, doların fırlamasını, halkın fakirleşmesini ve toplumsal çatışmayı göze alan AKP Lideri Erdoğan, seçime gergin ortamda gidecek. 2002 yılından bu yana kutuplaşmış seçmenle sandıktan lider çıkmayı alışkanlık haline getiren Erdoğan, 20 Mart 2021 Cumartesi tarihli Resmi Gazeteyi de bu bilinçle imzaladı.

BATI DÜŞMANLIĞI VE SOKAK EYLEMLERİ

Ankara siyasetini ve AKP’nin kodlarını iyi okuyan gazeteci bir arkadaşım, “Erdoğan’ın yaptığı kritik hamleler erken seçimin habercisi. İçeride seçmene ABD ve AB eksenli batı düşmanlığı pompalanacak. HDP’nin kapatılması ve İstanbul Sözleşmesi’nin feshiyle de sokaklar harekete geçirilecek. Yoksulluk ve geçim derdi sebebiyle Cumhur İttifakı’ndan uzaklaşan milliyetçi muhafazakar seçmen ‘vatan elden gidiyor’ propagandasıyla yeniden AKP-MHP’ye çekilecek.” sözleriyle planı özetledi.

AKP’LİLER BABACAN’A HABER UÇURDU

Gazeteci arkadaşımın bu tezine benzer açıklamayı karanlık gecenin sabahında eski AKP’li yeni DEVA Partisi Lideri Ali Babacan’da yaptı. “Halkımız bu oyuna gelmemeli” sözleriyle konuşmasını bitiren Babacan’a 13 yıl başbakan yardımcılığı ve bakanlık dahil en üst düzey görevler aldığı AKP’den haber uçurulmadığını düşünmek akla ziyan kaçar. AKP’de ülkenin içinde bulunduğu durumdan rahatsız olan birkaç isim Babacan’a 19 Martı-20 Marta bağlayan gece düğmesine basılan operasyonu detaylarıyla anlattı.

SIRADA DAMADIN GERİ DÖNÜŞÜ VAR

Erdoğan’ın erken seçime giden yolda döşeyeceği taşlardan birisi de damat Berat Albayrak’a yeni görev vermek. The Economist geçen hafta “Merkez Bankası Başkanı Naci Ağbal görevden alınacak, damat Albayrak geri dönecek” konulu bir makale yazdı. Albayrak, 24 Mart AKP Kongresi’nden sonra parti yönetimine girecek. Bakanlar Kurulu’nda da görev verileceği konuşulurken, Ankara kulislerinde Cumhurbaşkanı Yardımcısı olacak diyerek el yükseltenler hiç az değil.

ERKEN SEÇİM TARİHİNİ BAHÇELİ AÇIKLAYACAK

Bütün şartlar hazır hale geldiğinde 2023 yılında yapılması planlanan seçimin erkene alındığını açıklamak yine MHP Lideri Devlet Bahçeli’ye kalacak. Her fırsatta ‘2023 Cumhurbaşkanı adayımız muhterem Erdoğan’ diyen Bahçeli, “Bu işi uzatmaya gerek yoktur. Erken seçim yapılmalıdır” minvalli açıklamayla sandığı milletin önüne koyacak.

ASGARİ ÜCRET 424 LİRA ERİDİ

Erken bir seçim zaferi uğruna bir gecede tek adamın aldığı ve imzaladığı kararların bedelini ise her gün fakirleşen vatandaş ödüyor. İstanbul Borsası’ndaki yüzde 12’lik kayıp ve dolar kurundaki yüzde 10’luk artış emekli, asgari ücretli, memur, çiftçinin gelirini eritti. Cuma günü maaşları 2 bin 825 TL olan milyonlarca asgari ücretli pazartesi gününe yüzde 15 fakir uyandı. Çalışanların maaşları 424 lira azaldı. Faizlerinde yüzde 19’a çıkarıldığı düşünüldüğünde Türkiye’de yaşayan 83 milyon vatandaşı daha zor günler beklediği gün gibi ortada duruyor.

Analiz

Aranan namuslu savcılara şuan ulaşılamıyor!

Sedat Peker’in ifşaları sonrası ortalığa saçılan suçlar için namuslu savcıları göreve çağıran Kemal Kılıçdaroğlu’nun çağrısı yanıtsız kaldı. Sosyal medya ise Kılıçdaroğlu’na namuslu savcıların hapiste olduğu hatırlattı.

BOLD – Sedat Peker’in ifşa videolarının ardından Türkiye’de siyasetçi, bürokrat, gazeteci ve iş insanlarının karıştığı devasa bir suç yumağı ortaya çıktı.

Uluslararası suçların da ortaya döküldüğü süreçte Türkiye’nin neredeyse tek gündemi haline gelen Sedat Peker videolarına bir tek yargı kayıtsız kaldı.

İddialarını delillerle ortaya koyan Peker, MİT Tırları davası gibi yargı sürecini tersine çevirecek bilgiler de paylaştı.

KILIÇDAROĞLU’NDAN SAVCILARA ÇAĞRI

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Perşembe günü sosyal medya hesabından savcılara seslendiği bir video mesaj paylaştı.

Videoda Kılıçdaroğlu şunları kaydetti: “Onun için bu gece namuslu savcılara son çağrımı yapacağım. Bu gece bu ülkenin mert ve vatansever savcılarına son kez sesleniyorum… Biliyorum azınlıkta kalsanız da hala vatansever olanınız var. Hala oradasınız. Partileştirdiler savcılıkları ama hepinizi hala bitiremediler. Az kaldınız ama oradasınız. Hala kalbiniz bu ülke için çarpıyor. Biliyorum bu talebim tüm emeğinize mal olabilir. Sürebilirler sizi, men edebilirler mesleğinizden. Aynı zamanda biliyorum ki içiniz içinize sığmıyor. Siz bu ülkenin evlatlarısınız. Atatürk’ün ruhu hala içinizde yaşıyor. Bu ülkenin namuslu evlatları; vaktimiz hızla daralıyor, soruşturma açmaz iseniz daha çok provokasyonla karşı karşıya kalacak ülkemiz daha çok Denizlerin canlarına kastedecekler. Unutmayın, dünyada bizi, “haydut devlet” konumuna düşürmek isteyen düşmanlarımız da var. Onların dümenine siz de istemeden su taşımız olacaksınız, onların dümenine su taşıyan kırk haramilere susarak siz de destek olacaksınız.”

Kılıçdaroğlu savcıların ilk soracağı sorunun “10 milyon Euro’yu Ankara’da kimin için istediler?” olması gerektiğini belirterek, “İşte o soru sizi Deniz’in (HDP İzmir İl Başkanlığı’nda öldürülen Deniz Poyraz) katillerine kadar götürecek” dedi.

SAVCILARDAN SES YOK

Kılıçdaroğlu’nun çağrısı havada kaldı. Paylaşımın üzerinden 3 gün geçti ama hala adı mafyatik ilişkilerle anılan bakan ve gazetecilerle ilgili bir soruşturma açan olmadı.

Üstelik ses kaydı bulunan ve meslektaşları ve çalışma arkadaşlarının da “Kayıdı dinledik” dediği Veyis Ateş kesin bir dille iddiaları reddetti. Bugünse söz konusu ses kaydı yayınlandı.

NAMUSLULAR HAPİSTE

İktidarın Gülen hareketi mensuplarına yönelik cadı avına sessiz kalarak destek veren Kılıçdaroğlu’nun, MİT Tırları davası savcılarına sahip çıkmaması ikiyüzlülük olarak eleştirildi. Sosyal medyada da gündem olan Kılıçdaroğlu’nun çağrısına vatandaşlar “Namuslu savcılar hapis” yorumları geldi.

 

15 Temmuz gecesi ihraç edilen 2 bin 740 hakim ve savcıyı 2013’te fişlediler

Okumaya devam et

Analiz

Ülkücü Hareket yine gündemde: Avrupa ülkelerinde bakış nasıl? Kimler yasakladı?

İzmir’de HDP İl Binası’nda parti görevlisi Deniz Poyraz’ı öldüren Onur Gencer’in ‘bozkurt’ işareti ile verdiği pozların kamuoyuna yansıması ile birlikte Ülkücü Hareket ve Bozkurtlar yeniden tartışmaların odağı haline geldi. Peki Avrupa’da Ülkücü Hareket’e bakış nasıl ve hangi ülkeler yasakladı?

BOLD ANALİZ – Son yıllarda Türkiye siyasetindeki AKP-MHP yakınlaşması Ülkücü Hareket mensuplarının yurtdışında MİT ile yakın işbirliğine girmesini sağladı. Bu yakınlaşma sonrası bazı ülkelerde yaşanan şiddet olaylarında Ülkücü Hareket ile MİT’in ismi yan yana anılmaya başladı. Bu gelişmeler sonrası Ülkücü Hareket tarihinde ilk kez bazı Avrupa ülkelerinde tamamen yasaklandı, bazı ülkelerde ise sembolleri ve selamlaması yasaklandı. Son olarak Avrupa Parlamentosu, kabul ettiği bir tasarı ile 27 ülkeye Ülkücü Hareket’i terör örgütü olarak kabul etme çağrısında bulundu.

İşte ülke ülke Avrupa’da Ülkücü Hareket ile ilgili alınan kararlar:

AVUSTURYA

Avusturya, 1 Mart 2019 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere ‘bozkurt selamı’ ve Ülkücü Hareket’in sembollerini yasakladı.

Bunları kullananlar hakkında 4 bin euroya kadar varan cezalar öngörülüyor.

2020 yılı Ocak ayında Viyana Belediyesi’nde görevli 4 otobüs şoförü, bozkurt işareti yaptıkları gerekçesiyle işten atıldı.

FRANSA

Fransa’da 2020 yılı Kasım ayı başında bir ‘Ermeni Soykırımı’ anıtı saldırıya uğradı. 1915 olaylarında ölen Osmanlı Ermenilerinin anısına Lyon şehri dışında bulunan anıta ‘Bozkurtlar’ anlamına gelen Fransızca ‘Loups gris’ ve AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın isminin baş harflerine atıfla ‘RTE’ gibi sloganlar yazılmıştı.

Olay sonrası Fransa İçişleri Bakanı Gerald Darmanin, Ülkücü Hareket’in ülkede yasaklanması için Bakanlar Kurulu’na bir öneri getireceğini açıkladı. Öneriyi görüşen Fransız hükümeti Bozkurtlar’ın (Ülkücü Hareket) Fransa’da 6 Kasım 2020 tarihi itibariyle tamamen yasaklanmasına karar verdi.

Fransız hükumeti, ülkedeki Kürt ve Ermeni gruplarla yaşanan kavga ve çatışmalardan dolayı Ülkücü Hareket’i suçladı.

ALMANYA

Fransa’nın ardından Almanya’da da Ülkücü Hareket’in yasaklanması için meclise öneriler getirildi. Geçtiğimiz yıl meclisteki bütün partilerin destek verdiği bir yasa tasarısıyla Federal İçişleri Bakanlığı’na olası bir yasaklamayı denetleme görevi verildi.

Angela Merkel hükumeti, Türkiye ile hassas ilişkileri göz önünde bulundurarak Ülkücü Hareket’i Almanya’da yasaklamadı ancak Bozkurtlar Almanya’da iç istihbarat teşkilatı ‘Anayasayı Koruma Teşkilatı’ tarafından izlenmeye alındı. Almanya’da normalde terör örgütleri ve yasaklı örgütler ile şiddete meyilli yapılanmalar İç İstihbarat Teşkilatı tarafından izleniyor. Bu durumda iç istihbarat teşkilatı yeterli kanıt toplarsa ileride Ülkücü Hareket’in yasaklanması gündeme gelebilir.

Almanya’da iç istihbarattan sorumlu olan Anayasayı Koruma Teşkilatı’nın (BfV) son olarak yayınladığı 2020 yılı raporuna göre ülkedeki ülkücülerin sayısı 11 bin civarında. Bunların büyük çoğunluğu dernek veya federasyon yapılanmalarında örgütlü. Bu ülkücü derneklerin çoğunun da Türkiye’deki siyasi partilerin yurt dışı uzantısı olduğu belirtiliyor.

HOLLANDA

Hollanda’da da Fransa ve Almanya’nın ardından Ülkücü Hareket’in yasaklanması gündeme geldi. 2020 yılı Kasım ayında Hollanda meclisine milletvekili Bente Becker tarafından bir önerge sunuldu. Önergede Ülkücü Hareket (Bozkurtlar), ‘aşırı sağcı’, ‘aşırı milliyetçi’ ‘Hollanda toplumunda gerilime sebep olan’ ve ‘toplum kesimlerini karşı karşıya getiren’ bir yapılanma olarak tanımlandı.

Önerge 147’ye karşı 3 oyla kabul edildi. Ancak Hollanda da Almanya gibi Ülkücü Hareket’i nihai olarak yasaklama kararı almadı. Meclise sunulan önerge Türkiye ve Ülkücü Hareket’e karşı bir uyarı olarak algılandı.

AVRUPA PARLAMENTOSU

Avrupa Parlamentosu’nun Mayıs ayında yayımlanan son Türkiye raporunda AB’ye Bozkurtların “terör örgütleri” listesine alınması olasılığının incelenmesi çağrısında bulunuldu.

“Irkçı ve aşırı sağcı” olarak tanımlanan Ülkücü hareketin “Sadece Türkiye değil aynı zamanda Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkelerde de kaygı verici şekilde ilerlediği” görüşü savunuldu. MHP ile yakınlığına vurgu yapılan hareketin “AB terör örgütleri listesine eklenmesi” ve AB içindeki örgütlenmesinin yasaklanması için inceleme başlatılması istendi. Konuyla ilgili paragrafta Ülkücü hareketin “özellikle Kürt, Ermeni veya Yunan kökenliler ve muhalif olarak gördükleri her şahıs için tehdit oluşturduğu” belirtilerek, etkilerine karşı konulması çağrısı yer aldı.

Avrupa Parlamentosu’nun (AP) tavsiye kararı niteliğinde olan 2019-2020 Yılı Türkiye Raporu, AP Genel Kurulu’nda 64’e karşı 480 üyenin oyuyla kabul edildi.

Biden ile Erdoğan anlaştı ama Afganistan’da Türk askerini ne bekliyor?

Okumaya devam et

Analiz

Bu filmi gördük: Erdoğan’ın oyları düşünce kaos saldırıları artıyor

SADAT’la ilişkili olduğu öne sürülen Onur Gencer’in HDP İzmir İl Başkanlığını basıp parti üyesi Deniz Poyraz’ı 6 kurşunla katletmesi 7 Haziran-1 Kasım 2015 tarihlerinde yaşananları akıllara getirdi. 7 Haziran seçimlerinde AKP’nin oyları gerileyince yenilenen 1 Kasım 2015’e kadar Suruç katliamı, Ceylanpınar saldırısı ve Ankara Tren Garı gibi çok sayıda faili meçhul saldırı yaşandı. Çözüm Süreci askıya alınırken olayların ardından yapılan 1 Kasım seçiminde Erdoğan ve partisi yeniden tek başına iktidar oldu. Bugün de benzer bir süreç yaşanıyor.

BOLD ANALİZ – Türkiye’de faili meçhul olaylar ile iktidar mücadelesi arasındaki ilişki dikkat çekiyor. 1990’larda derin devletin tüm gücüyle iktidarda olduğu bir dönemdi ve etkisini faili meçhul cinayetler ve saldırılarla gösterdi. Orgeneral Eşref Bitlis, gazeteci Uğur Mumcu, Bingöl-Elazığ yolunda silahsız 33 erin PKK tarafından öldürülmesi gibi pek çok olay yaşandı. Tansu Çiller, başbakanlığı sırasında derin devlete yaslanarak iktidarını bir süre sürdürdü.

FAİLİ MEÇHULLERLE İKTİDAR MÜCADELESİ ARASINDA İLİŞKİ VAR

Faili meçhul olaylarla iktidar arasındaki ilişki bugün de devam ediyor. 2002 yılından beri tek başına iktidar olan Tayyip Erdoğan ve partisi AKP, halkta desteği düşmeye başlayınca faili meçhul olaylar artıyor. Yaşanan olaylarla halkta korku iklimi meydana getiriliyor. Kaostan korkan ve güvenlik endişesine kapılan halk çözümü daha güçlü gördüğü iktidarı desteklemekte buluyor. Bu ise artık ittifak olmadan seçimi kazanma şansı olmayan AKP ve Erdoğan’ın işine geliyor. HDP’nin İzmir İl Binasına yapılan saldırı da, benzer bir bağlantıyı hatırlatıyor. Ekonomik kriz, tonlarca ağırlıktaki uyuşturucu ticareti iddiaları ve suç örgütü lideri Sedat Peker’in videolarıyla zor günler geçiren Erdoğan ve AKP’nin oylarında son günlerde düşüş yaşanıyor. İstanbul Ekonomi Araştırmanın Mayıs ayı anketine göre AKP’nin oyu yüzde 33.9’da, MHP’nin oyu ise yüzde 8.6’ya geriledi. HDP’ye yapılan saldırı öncesi Erdoğan’ın muhalefeti hedef alan açıklamalar yapmıştı. Erdoğan, İkizdere’yi ziyareti sırasında protestoyla karşılaşan İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener’i hedef almıştı. Erdoğan, 26 Mayıs’ta, “Gelin hanıma Rize’de gayet güzel bir ders verdiler. Gerekeni yaptılar. Bu daha bir, daha neler olacak neler.. Bunlar iyi günler” açıklaması yapmıştı.

AKP’nin tek başına iktidar kurma şansını kaybettiği 7 Haziran ile 1 Kasım 2015 seçimleri arasında yaşananlar HDP’nin İzmir İl Başkanlığına yapılan saldırıyla benzerlik taşıyor. İşte 7 Haziran-1 Kasım arasında yaşanan kaos olayları:

7 HAZİRAN SEÇİMİ AKP’Yİ KOALİSYONA MECBUR ETTİ

7 Haziran 2015 seçimlerinden 2 gün önce, 5 Haziran’da Diyarbakır’daki HDP mitingine yönelik bombalı saldırı yaşandı. IŞİD’in üslendiği saldırıda 5 kişi hayatını kaybetti. 400 kişi de yaralandı. Gerilimli bir atmosferde girilen seçimlerde AKP, yüzde 40,8 oy aldı ve 3 Kasım 2002’den beri ilk kez Meclis’te tek başına iktidar olma imkanını kaybetti. AKP’nin koalisyon hükumetine mecbur kaldığı o günlerde HDP’nin dışarıdan destekleyeceği CHP-MHP koalisyonu konuşulmaya başlandı. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, AKP’nin yer almadığı koalisyonda yer almayacaklarını açıkladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan hükumeti kurma görevini alan dönemin AKP Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, “istikşafi görüşme” adı altında CHP ile müzakerelere başladı.

SURUÇ KATLİAMI: 33 KİŞİ ÖLDÜ

7 Haziran seçimlerinden yaklaşık bir buçuk ay sonra 20 Temmuz’da Şanlıurfa’nın Suriye sınırındaki Suruç ilçesinde, Kobani’ye yardım götürmek üzere toplanan Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF) üyelerine yönelik intihar saldırısı düzenlendi. IŞİD tarafından düzenlenen canlı bomba saldırısı sonucu 33 kişi öldü, 100’den fazla kişi yaralandı.

CEYLANPINAR’DA ÖLDÜRÜLEN İKİ POLİS

Suruç katliamından iki gün sonra, çözüm sürecinin sonunu getiren ve perde arkası hâlâ ortaya çıkarılmayan bir olay yaşandı. 22 Temmuz 2015 tarihinde Şanlıurfa’nın Ceylanpınar ilçesinde iki polis, evlerinde başlarından vurularak öldürüldü. PKK önce kendilerine bağlı “Apocu Fedailer” adlı bir grubun saldırıyı gerçekleştirdiğini ilan etti. Ancak, sonraki günlerde olay ile ilgisi olmadığını açıkladı. Olaydan bir gün sonra, 23 Temmuz’da Başbakan Davutoğlu’nun imzasıyla PKK ve IŞİD’e yönelik operasyonlar başlatıldı. Ceylanpınar cinayetleriyle ilgisi olduğu iddiasıyla tutuklanan ve yargılanan dokuz kişi ise, yaklaşık üç yıl süren yargılamanın ardından cinayet suçlamasından beraat etti. İki polisin öldürülmesi olayı faili meçhul kaldı.

ÇÖZÜM SÜRECİ BİTTİ

2009 yılında MİT ile PKK arasında gerçekleştirilen Oslo Görüşmeleri ile başlayan Çözüm Süreci, 2009-2015 arasında sürdürüldü. AKP ve HDP yöneticilerinin katılımıyla 10 maddelik ‘Dolmabahçe Mutabakatı’ açıklandı.  Ancak 17 Temmuz 2015 tarihinde Cumhurbaşkanı Erdoğan, mutabakatı tanımadığını açıkladı. Çözüm süreci buzdolabına konulurken, Ceylanpınar saldırısından bir süre sonra PKK ateşkesi sona erdirdi. PKK saldırılara askeri birliklere yönelik saldırılara başlarken, Güneydoğu’da başta Şırnak olmak üzere Demokratik Bölgeler Partisi, 4 il ve 15 ilçede öz yönetim ilan etti.

ANKARA GARI KATLİAMINDA 102 KİŞİ ÖLDÜ

7 Haziran-1 Kasım arasındaki sürecinde yaşanan kanlı saldırılarından biri de 10 Ekim’de Ankara’da Tren Garı önünde yaşandı. IŞİD’e mensup iki canlı bombanın saldırısında 102 kişi hayatını kaybetti.

ERDOĞAN İSTEMEDİ KOALİSYON KURULAMADI

7 Haziran seçimlerinin ardından Ahmet Davutoğlu’nun başlattığı istikşafi görüşmelerden sonuç çıkmadı. AKP ile CHP koalisyonu istemeyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, 26 Ağustos 2015 tarihinde seçimlerin yenilenmesine karar verdi. Seçim tarihi olarak 1 Kasım belirlendi. 6 Eylül’de Dağlıca’daki PKK saldırısında 16 asker şehit oldu. 8 Eylül’de ülke genelinde HDP binalarına saldırılar gerçekleşti.

ERDOĞAN İSTEDİĞİNİ ALDI

7 Haziran seçimlerinden sonra yaşanan saldırı ve faili meçhul olaylarla geçen karanlık bir beş ayın ardından Türkiye, 1 Kasım 2015’te yeniden sandık başında gitti. AKP, yüzde 49,5 oy ve 317 milletvekili ile sandıktan tek başına iktidar olarak çıktı. HDP ise seçim barajını kıl payı aştı ve yüzde 10,7 oy aldı. CHP oylarını yüzde 25,3’e çıkarırken, MHP’nin oyları yüzde 11,9’a geriledi. AKP’nin tekrar tek başına iktidara geldiği 1 Kasım seçimlerinden yaklaşık altı ay sonra, Davutoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın talebi üzerine başbakanlık ve parti genel başkanlığı görevlerinden istifa ettirildi. AKP’den ayrılarak Gelecek Partisi’ni kuran Davutoğlu, daha sonra,  “Terörle mücadelede defterler açılırsa birçok insan, insan yüzüne çıkamaz” açıklaması yaptı.

Erdoğan’ın gölge ordusu SADAT

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0