Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

İran ile nükleer anlaşmanın geleceği haftaya belirlenecek

İran’ın nükleer faaliyetlerini kısıtlayan 2015 tarihli anlaşmanın geleceği konusundaki görüşmeler gelecek hafta Viyana’da başlıyor. Açıklama İranlı yetkililerle Çin, Rusya, Fransa, Almanya ve İngiltereli yetkililerin bugünkü ön toplantısı sonrasında geldi.

BOLD – İran ile küresel güçler arasında imzalanan nükleer anlaşmanın taraflarının 6 Nisan Salı günü Avusturya’nın başkenti Viyana’da yüz yüze bir araya gelerek İran’a yönelik ambargonun kaldırılması konusunu ele alacağı bildirildi.

ABD’nin anlaşmaya dönüşünü ele almak üzere Avrupa Birliği (AB), Çin, Rusya, Fransa Almanya ve İngiltere ile İranlı üst düzey yetkililer video konferans yöntemiyle bugün toplantı yaptı.

GÖRÜŞMELER DOLAYLI ŞEKİLDE YAPILACAK

Viyana’daki görüşmelerde, eski Başkan Donald Trump tarafından anlaşmadan çekilen Amerika’nın yeniden anlaşmaya dahil edilmesi ve tüm tarafların anlaşmanın kurallarına uymasının sağlanması konularının ele alınması bekleniyor.

Ancak görüşmeler dolaylı şekilde gerçekleştirilecek. ABD ve İran aynı masada müzakerelere oturmayacak. Anlaşmanın koordinatörü olan AB, anlaşmanın katılımcıları ve ABD ile Viyana’da ayrı ayrı temaslarda bulunacak.

İRAN: ABD İLE TOPLANTI YAPMAYACAĞIZ

AB, Çin, Fransa, Almanya, Rusya ve İngiltere ile İranlı üst düzey yetkililerin video konferans yöntemiyle bugün yaptığı toplantının ardından İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif, Twitter hesabından konuyla ilgili açıklama yaptı.

İran Dışişleri Bakanı Zarif, gelecek hafta Viyana’da düzenlenecek toplantıya ABD’nin de katılacağı yönündeki iddialara, “İran’ın ABD ile toplantı yapmayacağı” cevabını verdi. Zarif, “ABD-İran toplantısı olmayacak. Gereksiz” ifadesini kullandı.

Zarif, toplantının amacının ABD yaptırımlarının tamamının hızlı bir şekilde kaldırılması ve ardından İran’ın da nükleer anlaşmadaki taahhütlerine dönmeye yönelik adımları atması olduğunu belirtti.

Videokonferans aracılığıyla yürütülen görüşmelerde İran heyetine Dışişleri Bakan Yardımcısı Abbas Arakçi (ortada) başkanlık etti. (Fotoğraf: İran Dışişleri Bakanlığı)

Video konferans yöntemi ile bugün yapılan toplantıda İran heyetinin başında bulunan İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Abbas Arakçi da söz konusu iddiaya dair “ABD, ortak nükleer anlaşma toplantısı dahil olmak üzere İran’ın katıldığı hiçbir toplantıya katılmayacak ve bu kesindir.” dedi.

AB YETKİLİLERİ GÖRÜŞMELERE BAŞKANLIK EDİYOR

Avrupa Birliği de İran ile Amerikalı yetkililerin anlaşmayla ilgili müzakere masasına oturma konusunu henüz karşılıklı olarak ele almadıklarını, görüşmelerin şu an hala dolaylı olarak Avrupalı ülkeler aracılığıyla yürütüldüğünü ifade etti.

Toplantının ardından AB’den yapılan açıklamada, İran nükleer anlaşması olarak bilinen Ortak Kapsamlı Eylem Planı (JCPOA) taraflarının toplantısına, AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi adına AB Dış İlişkiler Servisi Genel Sekreter Yardımcısı ve Siyasi Direktörü Enrique Mora’nın başkanlık yaptığı belirtildi.

TRUMP, 2018 YILINDA ANLAŞMADAN ÇEKİLDİ

Ortak Kapsamlı Eylem Planı (JCPOA) olarak bilinen anlaşma, İran’ın nükleer faaliyetlerinin denetlenmesi ve düzenlenmesi, bunun karşılığında yaptırımların kaldırılması amacıyla Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) daimi üyeleri ABD, İngiltere, Fransa, Rusya ve Çin’in yanı sıra Almanya ve AB ile İran arasında 2015’te imzalanmıştı.

2018 yılı Mayıs ayında Amerika’yı anlaşmadan çıkaran Donald Trump, İran’a yönelik yaptırımları aynı yılın Kasım ayında tek taraflı olarak yeniden uygulamaya koydu. Ancak anlaşmanın diğer tarafı olan ülkeler Çin, Rusya, AB, İngiltere, Fransa ve Almanya yaptırımları yeniden uygulamaya karşı çıkmış ve anlaşmayı kurtarmak için gayret sarf etmişti.

ABD’nin Tahran’a yönelik tek taraflı yaptırımlar uygulamaya koymasının ardından İran, Temmuz 2019’da nükleer anlaşmanın bazı maddelerini, 5 Ocak 2020’de de anlaşmadan kaynaklanan tüm taahhütleri askıya aldığını açıklamıştı.

Bunun üzerine Trump yönetimi, BMGK’nın İran’a 13 yıl uyguladığı ve 18 Ekim 2020’de sona erecek silah ambargosunu geçen yıl yenilemek istemiş, 2020 yılı Ağustos ayında Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde bu yönde girişimde bulunmuştu.

ABD’nin Güvenlik Konseyi’ndeki yaptırımları geri getirme girişimleri (snapback mekanizması), diğer daimi üyeler İngiltere Fransa, Rusya ve Çin ile Güvenlik Konseyi geçici üyesi Almanya’nın itirazı nedeniyle başarılı olmamıştı.

BİDEN YÖNETİMİ İLE BİRLİKTE POLİTİKA DEĞİŞİKLİĞİ

Joe Biden yönetimi, İran ile gerginliği azaltmak için son dönemde bir dizi iyi niyet adımı attı. Birleşmiş Milletler’de görevli İranlı diplomatlar için, Trump yönetimince getirilen seyahat yasakları hafifletildi.

Trump döneminde uygulamaya konulan yaptırımlar noktasında Joe Biden, Tahran’a nükleer anlaşma hükümlerine uyma şartını dile getiriyordu. Biden, anlaşma şartlarının yerine getirilmesi halinde yaptırımların kaldırılacağı sinyalini vermişti.

Beyaz Saray yönetimi, tarafların anlaşmanın kurallarına yeniden uymasını sağlamak amacıyla İran’ı müzakere masasına dönmeye ikna yollarını arıyordu.

ABD, BM’DEKİ YAPTIRIM TALEBİNİ GERİ ÇEKTİ

ABD, eski Başkan Donald Trump döneminde alınan İran’a yönelik tüm Birleşmiş Milletler yaptırımlarını tekrar uygulamaya imkan tanıyan mekanizmanın (snapback) hayata geçirilmesi kararını Şubat ayında iptal etti.

ABD’nin BM Daimi Temsilciliği, BM Güvenlik Konseyi’ne gönderdiği mektupta, Trump yönetiminin aldığı kararın iptal edildiğini bildirdi.

ABD’nin Birleşmiş Milletler Daimi Temsilci Vekili Richard Mills, Başkan Joe Biden adına BM Güvenlik Konseyi’ne gönderdiği mektupta, “ABD, bu vesile ile Trump yönetiminin 19 Eylül’de tek taraflı uygulamaya başladığı yaptırımlara yol açan üç mektubunu geri çekmiştir” ifadesini kullandı.

Hulusi Akar ile ilk kez görüşen ABD Savunma Bakanı’ndan S-400 çağrısı

 

Dünya

Doğu Akdeniz’de İsrail-Yunanistan askeri işbirliği derinleşiyor

Doğu Akdeniz’de Türkiye’ye karşı enerji alanında işbirliğini genişleten İsrail ve Yunanistan arasında savunma alanında da 1.65 milyar dolar değerinde bir anlaşma imzalandı.

BOLD – İsrail ile Yunanistan arasında 1,65 milyar dolarlık savunma anlaşması imzalandığı ve bunun iki ülke arasında savunma sektöründe yapılan en büyük anlaşma olduğu bildirildi.

Söz konusu anlaşma kapsamında İsrailli savunma sanayi şirketi Elbit Systems, Yunanistan Hava Kuvvetleri için uçuş okulu kuracak ve işletecek.

Savunma anlaşması ayrıca, İsrail’in Yunanistan’a 10 M-346 eğitim uçağı satması, Elbit Systems’in T-6 Efroni uçaklarının bakımı ve simülatörlerine destek sağlaması gibi maddeleri içeriyor.

Yunanistan’ın onayladığı 22 yıllık anlaşmanın, iki ülke arasında bugüne kadar imzalanan en büyük savunma tedarik anlaşması olduğu kaydedildi.

“BU İŞBİRLİĞİ İKİ ÜLKE ARASINDAKİ GÜÇLÜ İLİŞKİLERE DAYANIYOR”

İsrail tarafından işletilecek eğitim merkezi, İsrail’in kendi havacılık akademisiyle aynı tarzda işletilecek ve merkeze, 10 adet İtalyan yapımı M-346 tipi eğitim uçaklarından konuşlandırılacak. Elbit Systems şirketi, Yunanistan’ın T-6 Efroni uçaklarını modernize etmesinin yanı sıra, aynı zamanda eğitim, simülasyon ve lojistik destek de sağlayacak.

İsrail Savunma Bakanı Benny Gantz yaptığı yazılı açıklamayla anlaşmayı duyurarak, “Bu iş birliği anlaşması, İsrail ile Yunanistan savunma kuruluşları arasındaki güçlü ve uzun süredir devam eden ilişkilere dayanmaktadır” ifadelerini kullandı.

Rus haber sitesi: Türkiye, Ukrayna’ya 150 asker gönderdi

Okumaya devam et

Dünya

Biden göçmen sayısını artırıyor

Ülkesinin 2021 yılı için göçmen kabul sınırının önce Trump’ın belirlediği şekilde 15 binde kalacağını açıklayan  ABD Başkanı Joe Biden, kamuoyundan gelen sert eleştirilerin ardından bu sınırı yükselteceğini açıkladı.

BOLD – Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden kamuoyundan gelen eleştirilerin ardından cuma günü 2021 için 15 bin olarak açıklanan göçmen kabul sınırını yükselteceğini bildirdi. Biden’ın selefi Donald Trump bu sınırı ülke tarihinin en düşük seviyesine çekmişti.

ŞUBAT AYINDA ARTTIRMA SÖZÜ VERDİ

ABD Başkanı Joe Biden, şubat ayında eski Başkan Trump tarafından belirlenen yıllık 15 binlik göçmen kabul sayısını yükseltme ve bir sonraki mali yıl için yıllık mülteci kabul sınırını 125 bine çıkarma sözü vermişti. Ancak Beyaz Saray’dan cuma günü yapılan açıklamada, 15 binlik sınırın değişmeyeceği açıklandı.

Biden, şubat ayındaki açıklamalarında, ABD’nin göçmen meselelerindeki ahlaki liderliğinin önemine değinmiş ve ABD’nin diğer ülkeleri de kapılarını ardına kadar açmaya zorlayacağını belirtmişti. Beyaz Saray Sözcüsü Jen Psaki basın toplantısında, ABD’nin güney sınırına gelen göçmen sayısındaki artışın başkanın üst sınırı yükseltme sözünü yerine getirmeme kararında bir faktör olduğunu kabul etti.

“KABUL EDİLEMEZ”

ABD Kongresi’nin, Biden gibi Demokrat Parti’li üyelerinden Alexandria Ocasio-Cortez sosyal medyadan yaptığı paylaşımda Biden’ın vaatlerinden vazgeçmesine tepki gösterdi.

Ocasio Cortez mesajında, “Kesinlikle ve kesinlikle kabul edilemez. Biden göçmenleri hoş karşılayacağına söz verdi ve insanlar bu söze dayanarak ona oy verdi. Trump yönetiminin tarihsel olarak düşük göçmen kabul sınırı da dahil olmak üzere yabancı düşmanı ve ırkçı politikalarını sürdürmek tamamen yanlış. Sözünde dur” ifadelerini kullandı.

BEYAZ SARAY: KAFA KARIŞIKLIĞI YAŞANDI

Beyaz Saray’dan yapılan açıklamada ise, konuyla ilgili bir ‘kafa karışıklığı’ yaşandığı belirtildi. Açıklamada, Trump yönetiminin göçmenlerin kabulüne ilişkin sisteme ‘derin bir çukur açtığı’, bu nedenle Biden’ın açıkladığı hedefin tutturulmasının şu an için mümkün görünmediği ifade edildi.

Beyaz Saray Sözcüsü Psaki, nihai rakamın Biden tarafından 15 Mayıs’a kadar belirleneceğini ifade ederek, şimdiki düzenlemenin amacının ‘belli bölgelerden hemen ek göçmen alımını sağlamak’ olduğunu vurguladı.

BEYAZ SARAY’DAN GERİ ADIM

Tepkiler üzerine hafta sonu tatilini geçirdiği Delaware eyaletinde basın mensuplarına mülteci sınırı konusunda açıklama yapan Biden “Bu sayıyı artıracağız. Sorun, güney sınırındaki gençlerle ilgili krizin devam etmesiydi. İki şeyi tek seferde yapamazdık, dolayısıyla şimdi o sayıyı artıracağız” değerlendirmesini yaptı.

ABD’ye senelik ne kadar göçmen kabul edileceği her yıl hükümet tarafından belirleniyor. ABD’nin Eski Başkanı Donald Trump, görev dönemi süresince her yıl ülkeye kabul edilecek göçmen sayısı limitini düşürmüş ve son olarak 15 bine çekmişti. Trump’ın göreve geldiği 2016’da bu sınır 85 bin olarak belirlenmişti.

Respect Enstitüsü, İslami İlimler Üniversitesi olma yolunda

Okumaya devam et

Dünya

Rus doktorlardan açlık grevindeki Navalny için uyarı: Her an ölebilir

Rusya’da hapiste bulunan ve 3 haftadır açlık grevi yapan muhalif lider Aleksey Navalny’nin sağlık durumunun ağırlaştığı ve her an hayatını kaybedebileceği açıklandı.

BOLD – Rus muhalif lider Aleksey Navalny’nin kalp doktorlarından Yaroslav Ashikhmin, sosyal medya üzerinden paylaştığı mesajında Navalny’nin son kan testi sonuçlarında potasyum seviyesinin çok yüksek çıktığını bunun da her an bir kalp krizine yol açabileceğini belirtti.

Kalp doktoru ayrıca testlerde kreatin seviyesinin de çok yüksek çıktığına işaret ederek bunun da böbreklerin işlevsiz hale geldiğini gösterdiğini belirtti.

Navalny’nin özel doktorlarından ve Rus Doktorlar İttifakı Sendikası Başkanı Anastasia Vasilyeva da Twitter üzerinden 44 yaşındaki Navalny’nin test sonuçlarını paylaştı. Vasilyeva ayrıca hapishane yönetimine hastalarını ‘acilen’ görmek için başvuruda bulunduklarını da belirtti.

Navalny’nin sağlık durumun kritik olduğuna dikkat çeken diğer bir kişi de muhalif liderin medya sorumlusu Kira Yarmysh oldu. Yarmysh Facebook’tan yazdığı mesajında Navalny’nin son 3 haftada 15 kilo zayıfladığını belirtti. Mesajında, “İnsanlar ölmek kelimesini dillerine almamaya çalışıyor ama bugün Aleksey ölüme doğru gidiyor. Birkaç günlük süresi kaldı” diyerek durumun ciddiyetini kamuoyu ile paylaştı.

ALEKSEY NAVALNY

Rus muhalif Navalny, sinir sistemini etkileyen bir ilaçla zehirlenmesinin ardından 5 ay Almanya’da tedavi edilmiş, iyileşmesinin ardından Rusya’ya dönmüş ve 17 Ocak’ta tutuklanmıştı.

Navalny zehirlenmesinin arkasında Kremlin’in bulunduğunu iddia ederken Rus yetkililer bu iddiaları kesin bir dille yalanlıyor. Bununla birlikte birçok Avrupa laboratuvarında yapılan sonuçlar zehrin Rus kaynaklı olduğunu işaret ediyor.

Tutuklanmasının ardından yargılanan muhalif lider Moskova’da iki buçuk yıllık hapis cezasına çarptırıldı. Sırtında ağrılar ve bacaklarında hissizlikler oluşmasından dolayı doktorlarını görmek isteyen Navalny’ye hapishane yönetiminden izin çıkmamasının ardından 15 Mart’ta açlık grevine başlamıştı.

Rusya ve Batı arasında diplomat restleşmesi: Yeni bir Skripal krizi kapıda

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0