Bizimle iletişime geçiniz

Analiz

NATO’nun Ukrayna’daki rolü ve Rusya’nın tavrı

Ukrayna Devlet Başkanı Zelenski, NATO’nun Donbas’taki savaşı sona erdirmenin ‘tek yolu’ olduğunu söyledi. Moskova ise Ukrayna’nın NATO üyeliğinin ‘durumu daha da kötüleştireceği’ uyarısında bulundu.

BOLD ANALİZ – Ukrayna’nın NATO üyeliği ilke olarak 2008 yılında gündeme geldi. Kiev yönetimi 2008 yılında NATO Üyelik Eylem Planı (MAP) için başvurdu. 2010 yılında Viktor Yanukoviç’in Devlet Başkanlığı seçimini kazanması ve Rusya’nın sert muhalefeti nedeniyle bu konuda bir ilerleme sağlanamadı.

2014 yılında hem Kırım Özerk Bölgesi’ni Rusya’ya kaptıran ve hem de ülkenin doğusunu Rus ayrılıkçıların kontrolü altına aldığı Ukrayna, özellikle ülkenin doğusunu yeniden kontrol altına almak için NATO’yu tek çözüm olarak görüyor. Kiev yönetiminin Kırım’ı geri alma düşüncesi ise gerçeklerden oldukça uzak.

2014 yılında Rusya’nın Kırım’ı ilhak etmesi sırasında pasif kaldığı için sert biçimde eleştirilen ABD ise bu kez Ukrayna’nın doğusundaki Donbas bölgesi için Ukrayna’ya güçlü biçimde destek veriyor. İttifakın iki önemli üyesi ABD ve İngiltere’nin güçlü desteği nedeniyle de NATO, Donbas krizinde aktif rol üstlenmeye çalışıyor ve ittifak üyesi olmayan Ukrayna’ya alışık olmadık şekilde destek açıklamaları yapıyor.

NATO Karadeniz Daimi Görev Gücü gemileri bölgede faaliyetlerini arttırırken ittifakın bölgeye asker gönderebileceği dahi konuşuluyor. Ukrayna’nın NATO üyeliğine şiddetle karşı çıkan ve bu durumu stratejik olarak büyük risk gören Moskova, NATO’nun bölgeye asker göndermesi durumunda ek önlemler alacağını ilan etmişti. Putin de Şubat ayında yaptığı bir açıklamada da “Donbas’ı öylece bırakıp gitmeyiz” ifadelerini kullanmıştı.

Rusya’nın net tavrı düşünüldüğünde ABD ve İngiltere’nin önayak olmasıyla NATO’nun bölgeye müdahalesi daha büyük bölgesel ve hatta küresel krizlerin habercisi olabilir.

“UKRAYNA’NIN NATO ÜYELİĞİ RUSYA’YA VERİLMİŞ ‘GERÇEK BİR MESAJ’ OLUR”

Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenski, Ukrayna sınırındaki Rus birliklerinin hareketiyle yeniden tırmanmaya başlayan Ukrayna-Rusya gerilimi nedeniyle NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg ile dün bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi.

Ukrayna’dan yapılan açıklamaya göre, Devlet Başkanı Zelenski görüşmede ülkesinin ittifaka üye olma isteğini dile getirerek NATO’dan bir üyelik planı hazırlamasını talep etti. Zelenski bunun Rusya’ya verilmiş ‘gerçek bir mesaj’ olacağını ifade etti.

NATO’nun Donbass’taki savaşı sona erdirmenin ‘tek yolu’ olduğunu söyleyen Ukrayna Devlet Başkanı, NATO ülkelerinden Rusya’ya karşı caydırıcılık unsuru olarak Karadeniz’deki askeri varlıklarını güçlendirmesini istedi.

Zelenski, Ukrayna’da ordu ve savunma sektöründe reform yapmak konusunda kararlı olduklarını belirterek, “Ancak sadece reformlar Rusya’yı durdurmayacaktır. NATO Donbas’taki savaşı bitirmek için tek yol” ifadesini kullanmıştı.

STOLTENBERG’DEN DAYANIŞMA SÖZÜ

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’in ise görüşmede Ukrayna’ya dayanışma taahhüdünde bulunduğu ancak askeri destek ihtimalini gündeme getirmediği kaydedildi. Stoltenberg açıklamasında, “Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenski’yi Rusya’nın Ukrayna ve çevresindeki askeri faaliyetleri ve ateşkes ihlâllerine ilişkin endişelerimi dile getirmek için aradım” dedi. Stoltenberg NATO’nun Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü desteklemeye devam ettiğini ve yakın ortaklık kurmakla yükümlü olduğunu belirtti.

Stoltenberg sosyal medyadaki paylaşımında da Rusya’nın Ukrayna içindeki ve etrafındaki askeri faaliyetleriyle ateşkes ihlallerinden NATO’nun ciddi endişe duyduğunu kaydederek, “NATO Ukrayna’nın egemenliği ve toprak bütünlüğünü sağlam şekilde desteklemektedir.” ifadesini kullandı.

Stoltenberg, Ukrayna ile İttifak arasındaki yakın ortaklığa bağlı olduklarını vurguladı.

KREMLİN: DURUMU DAHA DA KÖTÜLEŞTİRİR

Kremlin Sözcüsü Dimitri Peskov ise Kiev’in NATO ile bir ittifaka girmesinin Rusya yanlısı ayrılıkçılarla Ukrayna arasındaki çatışmaları körükleyeceğini söyledi.

Peskov, “Bu durum Ukrayna’nın iç sorununu çözmesine katkıda bulunmayacak, durumun daha da kötüleşmesine yol açacak.” dedi.

RUSYA’DAN BATIYA MESAJ: SAVAŞA HAZIRLIK DENETİMİ BAŞLATTI

Bu arada Rusya’dan batıya açık bir mesaj olarak değerlendirilecek bir adım geldi. Rusya Savunma Bakanı Sergei Şoygu, ülkenin tüm askeri bölgelerinde savaşa hazırlık durumu denetimlerinin başlatıldığını açıkladı.

Rusya Savunma Bakanlığı, denetimler kapsamında nisan ayı boyunca 812’si iki taraflı, 101’i poligonda ve 520’si askeri eğitim tesislerinde olmak üzere toplam 4 bin 48 tatbikat yapılacağını duyurdu.

BEYAZ SARAY: KARAR NATO’NUN

Beyaz Saray Sözcüsü Jen Psaki, Rusya ile gerginlik yaşayan Ukrayna’nın yanında olduklarını ancak bu ülkenin NATO’ya katılması konusunda kararı NATO’nun vereceğini açıkladı.

Psaki, Ukrayna’nın uzun süredir NATO’ya katılma isteğini dile getirdiğini vurgulayarak, “Ukrayna’ya güçlü desteklerimizi her zaman iletiyoruz. Onlara karşı bir tehdidi geri püskürtmek için de çabalıyoruz ancak Ukrayna’nın ittifaka katılması kararı NATO’nun vereceği bir karardır.” değerlendirmesinde bulundu.

NATO DAİMİ TEMSİLCİLERİ UKRAYNA İÇİN TOPLANDI

Donbass bölgesinde 26 Mart’tan itibaren tansiyonun yeniden yükselmesi ve 30 Mart’ta Ukrayna Genelkurmay Başkanı Ruslan Komçak’ın Rus ordusunun Ukrayna sınırına yığınak yaptığını açıklamasının ardından NATO 1 Nisan Perşembe günü daimi temsilciler düzeyinde bir araya gelmişti.

KREMLİN: NATO UKRAYNA’YA BİRLİK GÖNDERİRSE EK ÖNLEM ALIRIZ

NATO’nun geçen hafta Rusya için toplanmasının hemen ardından Rusya’dan net bir açıklama geldi. Moskova, NATO ülkelerinin Ukrayna’nın doğusuna birlik göndermesi halinde ek önlem alacaklarını açıkladı.

Kremlin Sözcüsü Dimitri Peskov, “Böyle bir senaryonun Rusya sınırlarına yakın bölgede gerginliğin artmasına yol açacağı aşikar. Pek tabii, bu Rusya tarafının güvenliğini sağlamak için ek önlemler almasını gerektirir” ifadelerini kullandı.

NATO ÇOK YÜKSEK HAZIRLIK SEVİYELİ MÜŞTEREK GÖREV KUVVETİ (VTJF)

NATO’nun Ukrayna’ya askeri güç göndermesi halinde ilk akla gelen birlik ise Rusya’nın 2014’te Kırım’ı ilhak etmesi sonrası Moskova’ya karşı caydırıcı bir güç olarak kurulan NATO’nun ‘acil görev gücü’. Diğer adıyla Çok Yüksek Hazırlık Seviyeli Müşterek Görev Kuvveti (VJTF).

Bu güç NATO içerisinde tam da bu tür bir görev için hazır tutulan bir kuvvet ve ‘NATO‘nun mızrak ucu’ olarak nitelendiriliyor.

Rusya’nın Ukrayna’yı istikrarsızlaştırıcı faaliyetleri ve Orta Doğu’daki karışıklıklar gibi değişen güvenlik ortamı nedeniyle NATO devlet ve hükümet başkanlarının 2014’te Galler’de düzenlenen zirvesinde kurulması kararlaştırılmıştı.

Ukrayna, NATO üyesi olmasa da Kiev yönetimi ittifak üyesi olmayı planlıyor ve NATO ile çeşitli düzeylerde işbirlikleri bulunuyor.

NATO, birlik üyelerini korumakla görevli olsa da Afganistan ve Irak’ta olduğu gibi NATO güçleri ittifak üyesi olmayan ülkelerin dışında da görevlendirilebiliyor.

TÜRKİYE, VTJF’NİN KOMUTASINI OCAK AYINDA DEVRALDI

Türkiye, NATO acil görev gücü VTJF’nin komutasını Ocak ayında Polonya’dan devraldı.

2019 yılında Almanya, 2020’de de Polonya’nın öncülük ettiği kuvvetin komutası 31 Aralık 2021 tarihine dek Türkiye’de olacak.

VJTF, herhangi bir tehdide karşı NATO müttefiklerini korumak için çok kısa sürede harekete geçebilecek şekilde hazır tutuluyor.

ACİL GÖREV GÜCÜNÜN 3’TE İKİSİ TÜRK ASKERLERİNDEN OLUŞUYOR

6 bin 400 kişilik askeri personelden oluşan gücün 4 bin 200’ü yani 3’te ikisi Türk askerlerinden oluşuyor. Geri kalan 2 bin 200 asker ise Arnavutluk, Macaristan, Karadağ, Polonya, Romanya, İtalya, Letonya, Slovakya, İspanya, İngiltere ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ordularına mensup askerlerden oluşuyor.

Ani sevk kararlarına seri şekilde yanıt verebilecek şekilde tasarlanan VJTF’ye bağlı öncü kuvvetlerin, gerektiğinde en geç 72 saat içinde sevk edilmeye hazır olmaları gerekiyor. Bu da nöbetteki askeri personelin bulunduğu yeri kesinlikle terk etmemesi ve her an sevke hazır halde olmasını gerektiriyor.

Türkiye’nin VTJF’deki birliğini ‘NATO Kolordusu’ olarak adlandırılan İstanbul’daki 3. Kolordu Komutanlığı’na bağlı 66’ncı Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı oluşturuyor.

VTJF, 19 MART’TAN BERİ TATBİKATTA

VTJF, NATO’nun kararlı savunma oyuncusu misyonuyla 3 yılda bir icra ettiği ‘Steadfast Defender 2021 Tatbikatı’ kapsamında 19 Mart’tan beri eğitimlerini sürdürüyor.

İstanbul ve Çorlu’da konuşlu iki komutanlık da tatbikatın hava ve deniz vasıtalarına yükleme safhası için limanlara intikal hazırlıklarını 26 Mart’ta tamamladı.

Tatbikat kapsamında olası bir kriz anında NATO destek misyonunun kara, deniz ve hava yolu ile intikal edilebilirliğinin test edilmesi amaçlanıyor.

Tatbikatın son safhası 19 Mayıs-1 Haziran 2021 tarihlerinde Romanya’da icra edilecek.

PUTİN: DONBAS’I ÖYLECE BIRAKIP GİTMEYİZ

Moskova, nüfusun çoğunluğunu Rusların oluşturduğu Ukrayna’nın Donbas bölgesindeki (Donetsk ve Luhansk), Rus asıllı ayrılıkçılara güçlü bir şekilde destek veriyor. 2014 yılından beri Rus özel kuvvetlerinin ve paralı askerlerin bölgedeki Rus ayrılıkçıların saflarında savaştığı biliniyor.

Moskova, bölgedeki ayrılıkçılara çok gelişmiş silah sistemleri de sağlıyor. Bölgedeki savaşın zirveye çıktığı 2014 yılı Temmuz ayında Malezya Havayolları MH-17 sefer sayılı uçağı Rus ayrılıkçılar tarafından Moskova’nın kendilerine sağladığı “BUK’ karadan havaya füzesi ile vuruldu. Boeing 777-200ER tipi uçakta 15’i mürettebat 283’ü yolcu 298 kişi hayatını kaybetti. Ayrılıkçıların uçağı Ukrayna Hava Kuvvetleri’ne ait askeri kargo uçağı zannederek vurduğu ortaya çıkmıştı.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, şubat ayında yaptığı açıklamada bölge için “Donbas’ı öylece bırakıp gitmeyiz” ifadelerini kullanmıştı.

NATO’nun bölgeye asker göndermesi veya Ukrayna’nın NATO’ya üye olması batı sınırı ittifak üyeleri ile çevrili olan Rusya’nın güneyden de NATO tarafından kuşatılması anlamına geliyor. Ayrıca Karadeniz’e kıyısı olan Türkiye, Romanya ve Bulgaristan’ın ardından Ukrayna’nın da NATO üyesi olması ittifakı Karadeniz’de hakim güç durumuna geçirerecek ve Karadeniz’e giriş-çıkışları Boğazlar yoluyla NATO üyesi Türkiye’nin tutması dolayısıyla da Moskova’yı Karadeniz’de daha da zayıf duruma düşürecektir.

Moskova’nın bu kadar hayati bir stratejik meselede Rusya ve Putin özelinde düşünüldüğünde geri adım atmasını beklemek oldukça yanlış olur. Rusya’nın doğrudan Donbas’a ve Ukrayna’ya bir müdahalesini tetikleyebilir. 2008 yılında da Ukrayna’nın NATO üyeliği ilk gündeme geldiğinde Putin’in Kiev’in ittifaka üye olması durumunda Rusya’nın Kırım’ı ve Ukrayna’nın doğusunu işgal edeceğini söylediği iddia edilmişti.

ABD ve NATO ülkelerinin ise Rusya’nın aktif olarak savaşa katıldığı bir durumda bölgeye asker göndermesi veya Batı için çok da hayati olmayan bir meselede Rusya’yla çatışması göze alması mümkün gözükmüyor.

Batı, 2008 yılında Rusya-Gürcistan savaşında Tiflis’i ve 2014 yılında Kırım ve Donbas krizinde Kiev’i kışkırtmış ancak daha sonra bu ülkeleri Rusya’yla baş başa bırakmış; bu ülkelere örtülü silah desteği ve Rusya’ya yaptırım kararı almaktan öteye geçmemişti.

ZELENSKİ TÜRKİYE’YE GİDEBİLİR

Rusya ile son dönemde ilişkilerini hızla geliştiren Türkiye ise Suriye ve Libya’da olduğu gibi Ukrayna krizinde de Moskova’yla karşıt cephelerde yerini aldı.

Ukrayna, 2019 yılında Türkiye’den altı adet Bayraktar TB2 İnsansız Hava Aracı ile üç yer kontrol istasyonu satın aldı. Mart ayında da 30 adet Bayraktar silahlı ve silahsız insan hava aracının Ukrayna’ya gönderildiği Rus basınına yansıdı.

Anadolu Ajansı, krizin zirveye çıktığı bu dönemde Ukrayna Devlet Başkanı Zelenski başkanlığında bir heyetin cumartesi günü yüksek düzeyli stratejik konsey toplantısı için Türkiye’ye gelmesinin beklendiğini yazdı.

NATO-UKRAYNA İLİŞKİLERİ

NATO ile Ukrayna’nın ilişkileri 1994 yılında başladı. 2008 yılında Ukrayna NATO Üyelik Eylem Planı’na (MAP) başvurdu.

12 Şubat 2008’de Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ukrayna’nın NATO’ya üye olması ve ittifakın füze kalkanı projesine katılması durumunda Rus füzelerinin Ukraya’na doğru çevrileceğini söyledi.

2010 yılında Viktor Yanukoviç’in Devlet Başkanlığı seçimini kazanması ve Rusya’nın sert muhalefeti nedeniyle bu konuda bir ilerleme sağlanamadı.

2014 yılında Rusya’nın Kırım’ı ilhak etmesi ve Donbas bölgesinin Rus ayrılıkçıların kontrolüne geçmesi sonrası dönemin Ukrayna hükumeti, NATO’ya üye olmayı hükumetin öncelikleri arasına aldı.

10 Mart 2018’de NATO, Ukrayna’yı Bosna-Hersek ve Gürcistan ile birlikte ittifaka üye olmayı planlayan ülkeler listesine ekledi.

12 Haziran 2020’de Ukrayna NATO’nun ‘Geliştirilmiş Fırsatlar Ortağı Programı’na (Enhanced opportunity partner interoperability program) dahil oldu.

Ukrayna’da tansiyon yükseldi: NATO Türkiye’nin komutasındaki ‘acil görev gücünü’ gönderebilir

Analiz

AKP Türkiye’si: 128 milyar dolar, 43 işçi, 50 at kayıp

Yolsuzluk, yoksulluk ve yasaklarla mücadele vaadiyle iktidara gelen AKP, 2013 sonrası mücadele kısmını attı. Geriye 3Y kaldı. AKP’nin adı ‘Yolsuzluk, Yoksulluk ve Yasaklar’ ile anılır oldu.

BOLD ANALİZ – AKP, yolsuzluk, yoksulluk ve yasaklarla mücadele vaadiyle iktidara geldi. Ancak 2013 sonrası bu 3Y ile mücadeleden vazgeçildi. AKP’de Başbakanlık yapmış Ahmet Davutoğlu da ekonomiyi yöneten Ali Babacan da her fırsatta AKP’nin adının ‘yolsuzluk, yoksulluk ve yasaklar’ ile anıldığını dile getiriyor. AKP’nin ateşli savunucusu köşe yazarları Mehmet Ocaktan, Akif Beki, Ahmet Taşgetiren de bu gerçekleri söylemekten artık kendilerini alamıyor.

AKP’Lİ OLMAK TC VATANDAŞLIĞINDAN EVLA

‘Eşit vatandaş’ ‘Adil yargılama’ gibi cümleler, AKP tüzüğünde ve her seçim beyannamesinde yer alan beylik ifadelerden öteye geçemiyor. Kovid-19 yasakları AKP’lilere işlemiyor. Sıradan vatandaşa ise para cezası olarak dönüyor. AKP yargısı, 15 Temmuz 2016 tarihinden bu yana Hizmet Hareketi mensupları başta olmak üzere tüm muhalifleri susturmak için kullanılıyor. Susmayanlar mı? ‘Silivri soğuktur’ tehdidiyle karşı karşıya kalıyor. Haklarında soruşturma açılanlar kısa süre içinde cezaevlerinin yolunu tutuyor.

DİBİN DİBİ YOK

Adaletin olmadığı bir ülkede ekonominin iyi olması beklenmiyor. 2016 yılından bu yana her yıl döviz kuru şoku yaşayan AKP Türkiyesi fakirleştikçe fakirleşiyor. Dibin dibi olmadığı için ekonomi batmasa bile vatandaşlar artık evine yağ almakta dahi zorlanıyor. 8 milyon hanenin geliri bin 192 liranın altında olduğu için resmi yoksul sayılırken Genel Sağlık Sigortası primlerini devlet ödüyor. Diğer tarafta ise AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a milyon liralık 2’nci Mercedes alınıyor. Bilal Erdoğan’ın arkadaşı Şenol Kazancı 56 bin lira maaşla yeni işine başlarken 40 maaşla geçinemeyen AKP’li eski bakan, milletvekili ve bürokratlara 41’nci maaş bağlanıyor.

MİLLETİN ADAMI YER SOFRASINDA!

Tabii Cumhurbaşkanı Erdoğan, yoksul vatandaşı unutmuyor! Ramazan klasiği haline gelen sinili yer sofralarında garip gureba ile iftar yapıp fotoğraf vermeyi ihmal etmiyor. AKP’li troller ise bu fotoğrafları ‘Milletin adamı’ sloganlarıyla süsleyip yükleniyorlar tweetlere. Kimse ’19 yıldır ülkeyi yöneten AKP yoksulluğu neden azaltmadı?’ diye sormuyor.

128 MİLYAR DOLAR NEREDE?

Bu soruyu yöneltmek isteyenler ise karşısında Saray’ın polisin buluyor. 83 milyon vatandaşın parası olan Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının kayıp 128 milyar dolarının akıbetini soran ana muhalefet partisi CHP’nin binaları özel harekat polislerince basılıyor.

EUROCULARIN “NANKÖRSÜNÜZ” HİTABI

Gurbetçiler 10 liraya yaklaşan 1 eurolarla Türkiye’nin şehirlerinde çıktıkları alışverişlerde “Siz nankörsünüz. Türkiye Almanya’dan iyi. Türkiye’de her şey ucuz” diyor. “Gel o zaman Türkiye’de yaşa” diyenlere ise gurbetçilerin verecek cevabı olmuyor.

AKP eliyle 43 işçi toplu olarak Almanya’ya ilticaya götürüldü. Daha yüzlerce örneğin olduğu söyleniyor. Ama net rakam bilinmiyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesinin MHP’li Dörtyol Belediyesine hibe ettiği 50 attan da haber alınamıyor.

Zira AKP Türkiye’si kayıplar ülkesi. 128 milyar dolar kayıp, 43 işçi kayıp, 50 at kayıp.

Vefatının 28. yıl dönümünde Turgut Özal kimdir?

Okumaya devam et

Analiz

Patron Hisarcıklıoğlu’nun gözü de işsizin parasında

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu da gözünü İşsizlik Sigortası Fonuna dikti. Milyarlarca liralık bütçesi olan TOBB’u yöneten Hisarcıklıoğlu’nun, çalışanların maaşlarının emekçinin fonundan ödenmesini istemesi büyük tepki topladı.

BOLD ANALİZ – AKP Hükumeti ile TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu, 131 milyar liradan 91 milyar liraya gerileyen İşsizlik Sigortası Fonu’nu tamamen ‘sıfırlamayı’ hedefliyor. Tasarruf yerine kamudaki harcamaları katlayan AKP ve milyarlarca lira varlığı yöneten Hisarcıklıoğlu, koronavirüs salgınına karşı hep İşsizin Fonu’nun kullanılmasını istiyor.

1 MİLYON 400 BİN ÜYEDEN AİDAT ALIYOR

Adnan Menderes ve arkadaşlarının idam edildiği Yassıada’ya tesis yapan, sınır kapılarını işleten, üniversite ve hastane çalıştıran, Ankara’da ikiz kulelerde faaliyet gösteren TOBB 1 milyon 400 bin üyesinden her ay aidat alıyor. İşletmelerin bilanço karının binde 5’i kadar ödediği aidatların ulaştığı büyüklük milyar liralarla ifade ediliyor. TOBB’un gelir gider dengesi bilinmiyor. Çünkü Cumhurbaşkanlığı Denetleme Kurumu ve Ticaret Bakanlığı’nın incelediği TOBB hesapları kamuoyuna açıklanmıyor.

TOBB HEP AKP’NİN YANINDA

Cumhurbaşkanlığı TOBB’u korurken, TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu da her fırsatta Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın başlattığı projelere destek vermek öne atılıyor. Kovid-19 salgınında işçiyi yalnız bırakan Hisarcıkloğlu, çalışanların ve işverenlerin primlerinin biriktiği İşsizlik Sigortası Fonu’ndan işçilere maaş verilmesini istiyor.

İŞÇİ YERİNE ERDOĞAN’A DESTEK

Çalışan ve işsize hiçbir katkısı olmayan Hisarcıklıoğlu, Erdoğan’ın açıkladığı her destek kampanyasına bağış yapıyor. İşte o bağışlar:

  • Pakistan sel felaketine 2 milyon dolar
  • 15 Temmuz Dayanışma Kampanyasına 53 milyon lira,
  • Soma’da ölen 301 madencinin ailelerine dağıtılmak üzere 16 milyon 838 lira
  • Yerli otomobil TOGG projesine 500 milyon dolar
  • Biz Bize Yeteriz Kampanyasına 10 milyon lira
  • Yassıada Projesine 1 milyar TL

2016 yılında Erdoğan’ın istihdamı arttırmak için başlattığı ‘TOBB üyeleri 1 işçi alsın’ projesine destek vereceğini açıklayan ancak 1 milyon 400 bin kişiye iş imkanı sunmadığı ortaya çıkan Hisarcıklıoğlu’nun son çağrısına esnaf ve işletme sahiplerinden tepkiler geldi.

Okumaya devam et

Analiz

Özlem Zengin emekçinin parasını “Yardım yaptık” diye duyurdu

Merkez Bankasının 128 milyar dolarını harcayan AKP, işçinin maşından kesilen parayla yapılan ödemeleri ‘destek ve yardım’ diye açıkladı. İşsizlik Sigortası Fonundan verilen maaşların listesi Kovid-19 salgınında AKP’nin hiçbir yardım yapmadığının kanıtı oldu.

BOLD ANALİZ – 83 milyon vatandaşın 128 milyar dolarını ‘yok eden’ AKP Hükumeti, paraların akıbetini açıklamaya çalıştıkça yeni skandallara imza atıyor. Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, 128 milyar doların nereye harcandığını açıklamak için bir liste hazırladı. Kovid-19 salgınında yapılan doğrudan destek ve yardımların yer aldığı listedeki paraların tamamı Merkez Bankasının değil, İşsizlik Sigortası Fonunun parası çıktı.

ÖZLEM ZENGİN DE PAYLAŞTI

Bakanlığın işçi ve işsizin parasını koronavirüs salgınında kullandığının resmi belgesi olan fotoğrafı önce AKP Genel Başkan Yardımcısı Mahir Ünal kullandı. Ünal, paranın Merkez Bankasının 128 milyar doları olmadığını anlayınca tweeti sildi. 128 milyar doları açıklamaya çalışan AKP Genel Başkan Yardımcısı Özlem Zengin de İşsizlik Fonu’ndan çalışanlara verilen işsizlik maaşı, kısa çalışma ödeneği ve ücretsiz izin parasını destek ve yardım diye duyurdu.

60 MİLYAR LİRANIN 51 MİLYARI İŞSİZLİK FONU’NDAN

‘HükümetMilletininYanında’ ifadelerini de kullanan Zengin, Tokat özelinde de yapılan yardımları duyurdu. Ancak bu ödemelerin işçi ve işsizin parasının biriktiği Fon’dan yapıldığını görmezden geldi. Salgında AKP Hükumetinin destek ve yardımı olarak açıklanan 60 milyar liranın 51 milyar 471 milyon lirası işçinin primlerinin biriktiği İşsizlik Sigortası Fonu’ndan yapıldı. Geriye kalan 9 milyar lira ise yine vatandaşa verilen IBAN ile toplanan paralardan yapıldı. Bakanlık logolu belgeyle bu gerçek gözler önüne serildi.

Özlem Zengin’in, AKP Grup Başkanvekili olduğu dönemde emniyette ve cezaevlerinde yapılan çıplak aramayı inkar ederken kullandığı cümleler büyük tepki toplamıştı.

 

Merkez’in rezervi bitti, sırada işçinin fonu var

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0