Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Bilal Erdoğan’dan el aldılar: 5 yılda 35 ihaleden 29 milyon TL kazandılar

İlim Yayma Vakfı’nın verdiği “Teşekkür” belgesini, Bilal Erdoğan’ın elinden alan Yedifark Tanıtım şirketi, AKP’nin vazgeçilmezi oldu. Belediyeler ve bakanlıklardan 5 yılda 35 ihale alan firma, 29 milyon liranın üzerinde parayı kasasına koydu.

BOLD – İstanbul Kağıthane Belediyesinin, 2021 Yılı Basın Yayın Tanıtım Hizmet Alımı İşi adı altında açtığı ihaleyi, ihaleye tek geçerli teklif veren Yedifark Tanıtım Organizasyon Bilişim Turizm Danışmanlık İnşaat Sanayi Ticaret Limited Şirketi aldı. Odatv’nin haberine göre Cihat Adıgüzel ve Üsame Kaya ortaklığına ait olan şirket ihaleyi, bir milyon 588 bin 500 TL’ye üstlendi. 2015 yılında kurulan, bir milyon TL sermayeli şirkette ortaklar eşit paya sahip.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığından kurulduktan 3 ay sonra ilk ihalesini alan firma, 5 yıl içinde çeşitli kurumlardan toplam 35 ihale aldı. İhalelerin bedeli 29 milyon 616 bin 602 TL’ye ulaştı.

Firma Sultangazi Belediyesi, Tuzla Belediyesi, Kağıthane Belediyesi, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, İSKİ (seçimden önce), İBB ve Kültür A.Ş.(seçimden önce), Küçükçekmece Belediyesi (seçimden önce), Pamukkale Belediyesi olmak üzere bir çok kurumdan birden fazla ihale aldı. Hizmet alımı şeklinde düzenlenen ihalelerin pek çoğu “Pazarlık” usulüne göre yapıldı. Yine pek çok ihaleye Yedifark firması tek başına katıldı.

BİLAL ERDOĞAN’IN ELİNDEN TEŞEKKÜR ÖDÜLÜ

AKP’li belediyelerden 5 yılda 35 ihale alan firmaya geçen yıl, İlim Yayma Vakfı teşekkür ödülü verdi. Firmanın ortaklarından Cihat Adıgüzel, teşekkür ödülünü, Vakfın Mütevelli Heyeti Başkanvekili Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan’ın elinden aldı. “Konyalı Cihat Adıgüzel’e anlamlı ödül” başlığı ile yerel basında yer alan haberde özetle şöyle denilmişti:

“Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da katıldığı ve İstanbul Dolmabahçe Sarayı’nda gerçekleşen ödül töreninde İlim Yayma Vakfına vermiş olduğu desteklerden dolayı Konya’nın ulusaldaki gururu, son yerel seçimler dahil bir çok adayın seçim çalışmalarını yürüten, yaptığı önemli işlerle kamu ve özel sektörde büyük referanslara imza atan Yedifark Organizasyon da ödüllendirildi. Yedifark Organizasyon adına ödülü Yönetim Kurulu Başkanı Cihat Adıgüzel, İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyet Başkan Vekili Bilal Erdoğan’ın elinden aldı.”

İlim Yayma Vakfı’nın verdiği ödül plaketinde ise özetle şunlar ifade edilmişti: “Ülkemizin ve insanlığın hayrına katkı sağlayan bilimsel çalışmaların ve araştırmaların ilk defa teşvik edildiği İlim Yayma Ödülleri sürecine vermiş olduğunuz destek ve gayretinizden dolayı teşekkür ederiz.”

Gündem

10 milyon euro rüşvet isteyen Veyis ateş’i ifadeye çağırmayan savcı eleştirenlere acımadı

Sezgin Baran Korkmaz’dan 10 milyon euro rüşvet istediği iddiası yüzünden HaberTürk’ten ayrılmak zorunda kalan Veyis Ateş, kendisini eleştiren Barış Yarkadaş hakkında şikayette bulundu.

BOLD – Sedat Peker, HaberTürk eski spikeri Veyis Ateş’in kara para aklama ve rüşvet suçlamalarıyla yüzünden Türkiye’den kaçan SBK Holding’in sahibi Sezgin Baran Korkmaz’dan 10 milyon euro istediğini açıklamıştı. Peker, Süleyman Soylu ile Ateş’in arasındaki ilişkiyi dair bir çok iddiada da bulundu.

SES KAYDINI DOĞRULADI

Mesai arkadaşları Fatih Altaylı ve Sevilay Yükselir, Veyis Ateş ait bir ses kaydının söz konusu iddiaları doğruladığını kabul etti.

İddiaların ardından Halk Tv’ye çıkan Veyis Ateş, canlı yayında malvarlığını açıklayacağını söyledi. Sözünün üzerinden 3 ay geçmesine rağmen Ateş, malvarlığını açıklamadı. Tüm bu gelişmelere rağmen Veyis Ateş savcılık tarafından ifadeye çağrılmadı.

Ateş’i ifadeye çağırmayan savcılar, kirli ilişkileri eleştiren gazetecilere acımadı. Veyis Ateş hakkında ortaya atılan iddiaları eleştiren Barış Yarkadaş, Ateş’in şikayeti üzerine ifadeye çağırıldığını duyurdu.

Sosyal medya hesabından açıklama yapana Yarkadaş, “Korkusuz Gazetesi ve KRT TV’de yaptığım yorumlardan dolayı beni savcılığa şikayet etmiş. Cuma günü avukatım Acar Yiğit‘le birlikte ifade vermeye gideceğim. İlginç zamanlardan geçiyoruz. İfade vermek yine bizim payımıza düştü” dedi.

GAZETECİLERE TEHDİT

Uzun süren sessizliğini bozan Veyiz Ateş bugün sosyal medya hesabından hakkındaki iddialarla ilgili açıklama yaptı. Ateş paylaşımlarında gazeteci meslektaşlarına gözdağı verdi. Ateş mesajında şu ifadeleri kullandı: “Şu fânî hayatta başıma gelen iyi/kötü her şeye karşı şık durmaya gayret ettim; ucuzlaşmamaya, müptezelleşmemeye… Akıl ve beden sağlığım elverdikçe buna özen göstermeye dikkat edeceğim. ‘Biz bu mahallede kırk kişiyiz, hepimiz birbirimiz biliriz.’ Kimler kimlerle, neler neler..! Şimdilik off the record..! Ama siz yine de bekleyedurun, bir gün belki…”

Porsiyonları küçültmek yine vatandaşa kaldı: Erdoğan’ın kitabına ABD’de pahalı tanıtım

 

Okumaya devam et

Gündem

Uluslararası Tahkim’in, Cihan Medya davasında verdiği karar: Dava AİHM’e gidecek

Uluslararası Tahkim, Cihan Medya Dağıtım şirketinin sahibi Belçikalı Cascade Investment’in açtığı davada yetkisizlik kararı verdi. AKP kontrolündeki Sabah gazetesi gelişmeyi “Zaman 100 milyon dolarlık davayı kaybetti” diye haber yaptı. Avukat Nurullah Albayrak ise, haberin doğru olmadığını, yargı sürecinin devam ettiğini söyledi.

BOLD -Uluslararası Tahkim’deki olarak bilinen Uluslararası Yatırım Anlaşmazlıklarının Çözüm Merkezi’ndeki (ICSID) davayla ilgili konuşan Avukat Nurullah Albayrak, “Ortada Zaman gazetesinin bir davası yok. Tahkim işin esasına girmeden yetkisizlik kararı verdi. AİHM süreci devam edecek” dedi.

Avukat Albayrak, davayla ilgili şunları söyledi: “Ortada Zaman gazetesinin bir davası yok. Dava, Cihan Medya’ya el konulmasıyla ilgili. Cihan Medya’nın sahibi Belçika’daki şirket, uluslararası tahkime başvurarak el konulan malvarlığıyla ilgili dava açıyor. Şu an verilen karar yetki ile ilgili bir karar. İşin esasıyla ilgili bir karar değil. Malvarlığına el konulması doğru ya da yanlıştır diye bir karar değil. Tahkim, bu davanın kendilerinin konusu olmadığına hükmediyor. Usul anlamında davanın açılması gereken yer Türkiye’nin iç hukuk yollarıdır diye bir karar veriyor. Bu bir yenilgi değildir. Cihan Medya ve diğer kurumların yargılaması Türkiye’de devam ediyor. El koyma kararlarının hukuka uygun olmadığı konusunda tereddüt yok. Tahkim biz yetkilisiyiz deseydi. 100 milyon doların ödenmesine karar verecekti. AİHM süreci devam edecektir.”

Uluslararası Yatırım Anlaşmazlıklarının Çözüm Merkezi (ICSID), Cihan Medya Dağıtım’ın sahibi Belçika şirketi Cascade Investment’ın başvurusunu, ihtilafın Türkiye’nin iç hukukunda çözülmesi gerektiğini ileri sürerek esasa girmeden yetkisizlik kararı verdi ve davayı reddetti. Hakem Heyeti, esasa girmeden verdiği yetkisizlik kararına rağmen, kendisine sunulan beyan ve delillere göre, Türkiye’de ceza hukuku mekanizmalarının tartışmalı bir şekilde kullanıldığını ve devletin muhalif medyaya karşı tutumu konularında endişe duyduğunu kaydetti. Tahkim Mahkemesi, kararında, Cascade Investment’ın Cihan Medya Dağıtım (CMD) şirketine yapmış olduğu yatırımın ‘sahte olmadığını’ vurgulayarak, Erdoğan iktidarının medyaya baskısının artmasından sonra bu yatırımın yapılması nedeniyle kendisinin yetkili olmadığını savundu.

Cascade Investment, ICSID’in kararıyla ilgili “Cascade Investment’in Zaman Gazetesiyle herhangi bir ortaklığı sözkonusu değildir. Cascade sadece Zaman’ı dağıtan Cihan Medya Dağıtım adlı şirketin hakim hissedarıdır. Bundan sonraki süreç kayyım kararına karşı açılmış ve 5 yıldan fazla bir süredir Anayasa Mahkemesi önünde bekleyen kararın sonucunu beklemek, olumsuz çıktığı takdirde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurmaktır.” açıklaması yaptı.

AKP kontrolündeki Sabah gazetesi ise ICSID’in kararını “Zaman Türkiye Cumhuriyetine karşı açtığı 100 milyon dolarlık davayı kaybetti” başlığıyla verdi.

AKP’den yandaş müteahhide döviz kıyağı: Çanakkale de euro ile geçilecek

Okumaya devam et

Gündem

Barbaros Şansal: Hakkımda 58 dava var, iktidar işkencelerle yıldırarak yol alıyor

AKP iktidarının ve basınının sürekli hedef gösterdiği tasarımcı Barbaros Şansal, Turkey Tribünal’in yargıçlarına hakkındaki mahkeme kararlarının Fransızca çevirisini sundu. Bugüne kadar kendisine 58 dava açıldığını ifade eden Şansal, “İnsanları ithamlar ve suçlamalarla susturarak,  haksız yargılamalar, tutuklamalar ve işkencelerle yıldırarak yol almaya çalışıyorlar.” dedi.

BOLD – Cenevre’de üç gündür devam eden sivil mahkeme Turkey Tribunal‘in öğleden sonraki oturumuna katılan tasarımcı Barbaros Şansal, hakkında bugüne kadar 58 dava açıldığını ve sistematik olarak açılan bu davalarla mücadele etmeye devam edeceğini söyledi.

1980 askeri darbesinden sonra 9 yıl sürgüne giden Şansal, konuşmasına 2006 yılından itibaren maruz kaldığı şiddetleri, engellemeleri anlatarak başladı. Türkiye’nin uzun yıllardır hukukun üstünlüğü, vücut bütünlüğünün dokunulmazlığı, insan hakları konusunda ciddi sabıka kayıtları alan bir ülke olduğunu belirten Şansal,

“Ama uluslararası vergi ve ticaret anlaşmalarını anayasaları bağlayan hükümlerini de Türkiye Cumhuriyeti göz ardı ederek vatandaşları üzerinde bir korku imparatorluğu inşa ediyor. İnsanları ithamlar ve suçlamalarla susturarak,  haksız yargılamalar, tutuklamalar ve işkencelerle yıldırarak yol almaya çalışıyor. Bu süreçte hakkımda açılan yeni davalarla mücadele edeceğimi buradan açıkça beyan ediyorum.” dedi.

HAVAALANINDAKİ LİNÇ GİRİŞİMİNİN MAHKEME KARARLARININ SUNDU

2 Ocak 2017’de Atatürk Havaalanı’nda uğradığı linç girişimiyle ilgili mahkeme kararlarının Fransızca çevirisini Turkey Tribünal’in başkanına ve üyelerine sunan Şansal, hakkında verilen kararların bir komedi olduğunu söyledi.

1,5 yıl Belçika’da yaşayan, şu anda da Kıbrıs’ta ikamet eden Şansal, herhangi bir Avrupa ülkesine siyasi sığınma talebim bulunmadığını da sözlerine ekledi. Şansal nedenini ise şöyle açıkladı: “Çünkü kaleler içten fethedilir ve mücadele içte devam etmelidir. Sonuçları ne olursa olsun katlanılmalıdır. Bir örnek teşkil ettiğime inanıyorum.”

“9 YIL ÖNCE GERÇEKLEŞEN OLAYIN FAİLLERİ HALA YAKALANAMADI”

Barbaros Şansal’ın konuşmasından öne çıkan başlıklar şöyle:

“Yaptırımlar ve saldırılar 2006 yılında Habertürk’te yaptığım bir televizyon programıyla başladı. Bu program sonucunda Radyo Televizyon Üst Kurulu şahsımın eşcinselliği meşru bir olaymış gibi yaygınlaştırmaya çalıştığıma dair kanaatine vardığı için beni ekranlardan 2 sene yasakladı. Ben bir kadın terzisiyim, aynı zamanda öğretmenim, aynı zamanda aktörüm, yazarım ve yorumcuyum.

Daha sonra 28 Aralık 2012’de İstanbul Taksim merkezde, İnönü Caddesi üzerinde Yeni Zelanda Konsolosluğu ve Bölge Makine Kimya Endüstrisi önünde organize bir şiddet saldırısına maruz kaldım. 9 yıl önce gerçekleşti bu saldırı ve faillerin hiçbiri yakalanmadı.

“İSTİHBARAT TARAFINDAN HAMİTKÖY TAŞ OCAKLARINA GÖTÜRÜLDÜM VE SORGULANDIM”

Arkadan hepinizin bildiği Gezi Parkı meselesinde atölyem ve evimde parka bakan yer olduğu için parka giren 3-5 kişiydik. Ağustos 2013’te kendilerinin istihbarat teşkilatı görevlileri olduğu söylenen 5 kişi tarafından İstanbul dışındaki Hamitköy Taş Ocakları’na götürüldüm ve sorgulandım. Ancak İstanbul Emniyeti suç uydurduğumu söyleyerek beni mahkemeye verdi. Fakat mahkemede suç uydurmadığımı, olayın gerçek olduğunu ispatladım.

Daha sonra asıl büyük mesele; 2016’yı 2017’ye bağlayan yılbaşı gecesi, Türkiye Cumhuriyeti’nin başka ülkelerin iş içlerine karışarak, özellikle Kıbrıs Cumhuriyeti’ndeki saat farkına dikkat çekerek, aynı zamanda radikal İslam ve blasemi promosyonu yaparak, aynı zamanda tutuklu gazetecilere, pedofiliye vs. gibi olumsuzluklara dikkat çekerek paylaştığım bir videodan sonra 50 kişinin öldüğü gece kulübü Reina katliamı gerçekleştirildi.

“İKTİDAR BASINI ALEYHİMDE KAMPANYA BAŞLATTI”

Fakat burada benimle ilgili bir tavır yokken 2 Ocak 2017’de birdenbire iktidar basının da eliyle aleyhimde bir kampanya başlatıldı. Bu kampanya sonucunda Kuzey Kıbrıs’tan o dönemin Başbakanı’nın emriyle hakkımda hiçbir bakanlar kurulu kararı olmadan, ihraç kararı olmadan -ki Avrupa Parlamentosu Kıbrıs raportörü bunu ilk raporlayan şahıstır- bütün şahsi eşyalarıma, telefonuma cüzdanıma kadar el konularak, hukuka ulaşmam engellenerek kendi uçak biletimle İstanbul Atatürk Havalimanı’na kaçırıldım.

“56 GÜN HÜCREDE KALDIM”

o gece havalimanında 9 polis ve 13 havalimanı çalışanı tarafından apronda yolcuların içinde iki kademeli linç girişimine maruz kaldım. Ağır darbeler olmasına rağmen hiçbir sağlık yardımı almadım. Gözaltısı bile olmayan TCK 217 suçlamasıyla tutuklandım. Silivri Cezaevi 9. Kısım L Tipi C-72 No’lu hücreye kondum. Hücrede sağlık, iletişim ihtiyaçlarımın karşılanması engellendi. 56 gün hücrede tutulduktan sonra serbest bırakıldım.

İstanbul Valiliği, beni korumakla yükümlü olan polislerle ilgili soruşturmaya izin vermedi. Daha sonra TCK 301’den (301, 299, 216, 217 gibi maddeler AİHM’sinin kararlarının tamamen karşısında, Avrupa ile devam eden diyaloglarda sorun teşkil eden maddeler), Türkiye Cumhuriyeti devleti ve hükumetini alenen aşağılamak suçundan 6 ay 22 günlük hapis cezası verilerek salındım. Yurt dışı çıkış yasağı verildi. Daha sonra Yüksek Mahkeme’ye müracaat etme hakkım elimden alındı. Ama yurt dışı yasağı kaldırıldıktan sonra ben yine LGBT, insan hakları, hayvan ve çevre hakları alanındaki mücadeleme yılmadan devam ettim.

1,5 yıl kadar Belçika’da ikamet ettikten sonra şimdi Kıbrıs’ta ikamet ediyorum ve mücadeleme devam ediyorum. Somut deliller beni çok ilgilendirdiği için havaalanındaki linç skandalının Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinin mahkeme kararlarını apostilli Fransızca çevirisini sayın üyelere birer adet sunmak istiyorum. Okuduğunuz zaman nasıl bir komedi olduğunu göreceksiniz.

HAKKIMDA AÇILMIŞ 58 DAVA VAR”

Şu ana kadar hakkımda açılmış 58 dava var. Bunlar genellikle TC hükumetini ve devletini, Türkiye’de yaşayan insanların bir kısmını inançlarına göre bir kısmını yaşadıkları bölgeye göre bir kısmını fiziksel özelliklerine göre aşağılamak gibi Cumhurbaşkanlığı’nın yeni kurduğu gizli tanık, şikayet sistemi üzerinden, sistematik olarak açılan davalarla mücadele ediyorum. Ülkeme gidiyorum, davalara giriyorum.

En son yine geçen haftalarda TCK 301’den üç ay ertelemesiz ve istinaf hakkı olmayan bir hapis cezası daha verildi. Bu cezada da mesleki bir terim olarak kullandığım dikiş kelimesini argo bir kelime ile benzetilerek cezalandırıldım. Oysa ben orada laik, demokratik, sosyal hukuk devletinin üstünlüğünün altını çizen bir mizah yapıyordum. Özgür kalan Nuriye ve Semih’e destek veriyordum.

“HERHANGİ BİR SİYASİ TALEBİM YOK”

Türkiye Cumhuriyet, hukukun üstünlüğü, vücut bütünlüğünün dokunulmazlığı, insan hakları konusunda uzun yıllardır ciddi sabıka kayıtları alan bir ülke. Ama uluslararası vergi ve ticaret anlaşmalarını anayasaları bağlayan hükümlerini de Türkiye Cumhuriyeti göz ardı ederek vatandaşları üzerinde bir korku imparatorluğu inşa ediyor. İnsanları ithamlar ve suçlamalarla susturarak,  haksız yargılamalar, tutuklamalar ve işkencelerle yıldırarak yol almaya çalışıyor.

Bu süreçte hakkımda açılan yeni davalarla mücadele edeceğimi buradan açıkça beyan ediyorum. Herhangi bir siyasi sığınma talebim yok. Çünkü kaleler içten fethedilir ve mücadele içte devam etmelidir. Sonuçları ne olursa olsun katlanılmalıdır. Bir örnek teşkil ettiğime inanıyorum.”

AKP Hükumeti’nin yargılandığı Turkey Tribunal nedir?

Turkey Tribunal’de işkencelerin ifşası yandaşları rahatsız etti

Okumaya devam et

Popular

Shares