Bizimle iletişime geçiniz

Analiz

Cezaevlerinde onlarca Ahmet Altan özgür kalacağı günü bekliyor

AİHM’in hak ihlali sonrası 4,5 yıldır Silivri Cezaevinde tutuklu bulunan Ahmet Altan tahliye oldu ancak cezaevlerinde yıllardır tutsak olan 87 gazeteci demir parmaklıkların ardında bulunuyor. Sadece yazılarından ve düşüncesinden dolayı cezaevinde olan gazetecilerden birkaçı: Hidayet Karaca, Mehmet Baransu, Mustafa Ünal, Ali Ünal, Gültekin Avcı, Ayşenur Parıldak, Ahmet Böken ve Sedat Laçiner.

BOLD ANALİZ – Taraf Gazetesi eski Yayın Yönetmeni Ahmet Altan’ın 15 Temmuz’un ardından başlayan 4,5 yıllık tutukluluğu AİHM kararıyla son buldu. Yargıtay 16. Ceza Dairesi, “silahlı terör örgütüne yardım” suçundan 10 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılan Ahmet Altan ile 8 yıl 9 ay hapis verilen Nazlı Ilıcak hakkındaki hükmü bozdu. Silivri Cezaevinde tutuklu bulunan Altan, Yargıtay’ın kararıyla tahliye oldu.

Altan’ın AİHM’in hak ihlali kararıyla yıllar sonra tahliyesi ailesini sevindirdi. Ancak Uluslararası Gazeteciler Federasyonun(IFJ) 2020 verilerine göre Türkiye dünyada en fazla gazetecinin tutuklu bulunduğu ülke konumunda bulunuyor. 15 Temmuz’un ardından 2016’da sadece yazıları ve düşüncesinden dolayı tutuklanan 87 gazeteci ya da medya çalışanı cezaevlerinde özgürlüğünü bekliyor.

İşte o gazetecilerden bazıları:

DİZİ SENARSYOSUNDAN MÜEBBET CEZASI VERİLDİ

KHK’yla kapatılan Samanyolu Medya Grup Başkanı Hidayet Karaca, Tahşiye Davası’nda bir dizi senaryosundaki iki kelime nedeniyle Aralık 2014’te tutuklanarak Silivri Cezaevine konuldu. Yargılandığı bu dosyada örgüt kurmak ve yönetmek suçundan 31,5 yıl hapis cezası verildi. Ankara’da devam eden Hizmet Hareketiyle ilgili Çatı davasında ise iki kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Karaca, 6,5 yıldır tek kişilik hücrede tutuklu bulunuyor.

Mustafa Ünal

ÜNAL YAZILARINDAN DOLAYI 4,5 YILDIR SİLİVRİ’DE

Kapatılan Zaman Gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Ünal, 15 Temmuz’un hemen ardından gözaltına alınarak tutuklandı. Zaman’da yazdığı yazılar suç delili olarak gösterilen Ünal’ın Zaman gazetesinin Ankara temsilciliğini yaptığı gerekçesiyle örgüt üyeliği iddiasıyla 10 yıl  6 ay hapis cezası verildi. Yargıtay, gazeteci Ünal’ın cezasını onadı. Ünal, 4,5 yıldır Silivri Cezaevinde özgürlüğünü bekliyor.

Mehmet Baransu

BARANSU 6 YILDIR TUTUKLU

Kapatılan Taraf Gazetesi muhabiri Mehmet Baransu, Balyoz darbe planıyla ilgili haberleri nedeniyle 3 Mart 2015’te tutuklandı. Mersin’de Rusya’dan getirilen 5 bin ton GDO’lu pirinç haberlerine açılan davada yargılanan Baransu’ya gizliliği ihlal, yasaklanan bilgileri açıklama, silahlı terör örgütüne üye olma suçlarından toplam 19 yıl 6 ay hapis cezası verildi. Balyoz davasıyla ilgili haberlerinden dolayı açılan davada ise 28 Kasım 2013 tarihinde Taraf Gazetesi’nde yayınlanan “Gülen’i bitirme kararı 2004’te MGK’da alındı” başlıklı haberinden dolayı 4 ayrı suçtan 17 yıl 1 ay hapis cezasına çarptırıldı. Baransu, 6 yıldır Silivri Cezaevinde tutuklu.

GÜLTEKİN AVCI’NIN 6 YAZISINA AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET

İran’ın Türkiye’deki casusluk faaliyetlerini deşifre eden 6 köşe yazısı nedeniyle dönemin İstanbul savcısı İrfan Fidan’ın açtığı davada eski savcı ve Bugün Gazetesi yazarı Gültekin Avcı, 20 Eylül 2015’te tutuklandı. 9 Haziran 2016’da ilk duruşmada tahliye edilen Avcı, 25 Eylül 2016’da tekrar tutuklandı. 3 yıl tutuklu kaldıktan sonra 13 Eylül 2019’da tahliye edilip bir gün sonra tutuklanan Avcı’ya cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükumetini ortadan kaldırmaya teşebbüs iddiasıyla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi. Avcı, İzmir’de tutuklu bulunuyor.

ZAMAN YAZARI ALİ ÜNAL 4,5 YILDIR TUTUKLU

Kapatılan Zaman gazetesinin yazarı ve ilahiyatçı Ali Ünal, 15 Temmuz’un ardından Ağustos 2016’da Uşak’ta tutuklandı. Hakkında darbeye teşebbüs ve örgüt yöneticiliği iddiasıyla dava açılan Ünal’ın Fethullah Gülen ile görüşmesi, kitaplarının çevirisini yapması, yurtdışı seyahatleri ve rüyaları yorumlamada itimat edilen kişi olduğu iddiaları yöneltildi. Uşak’taki davada Ünal’a darbe teşebbüsünden beraat kararı verilirken, örgüt yöneticiliği iddiasıyla 19 yıl 6 yıl hapis cezası verildi. Ali Ünal, halen tutuklu bulunuyor.

BİR TWEET’E 7,5 YIL HAPİS CEZASI

Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencisiyken Zaman’da muhabirlik yapan Ayşenur Parıldak, 15 Temmuz sonrası başlatılan cadı avında üniversiteye kaydını dondurmak için gittiği sırada polis tarafından gözaltına alındı. 11 Ağustos 2016’da tutuklanan Parıldak hakkında attığı tweetler ve Zaman’da çalışması suç olarak gösterildi. Örgüt üyeliği iddiasıyla yargılandığı davada 2017’te tahliye kararı verilen Parıldak, savcının itirazı üzerine tekrar tutuklandı. 7 yıl 6 ay hapis cezası verilen Ayşenur Parıldak, Sincan Cezaevinde tutuklu bulunuyor.

TRT Haber eski Yayın Yönetmeni Ahmet Böken

TRT HABERİ ZİRVEYE TAŞIYAN İSİMDİ

Görev yaptığı dönemde TRT Haber’i yeniden yapılandıran ve yöneticisi olduğu kanalı zirveye  taşıyan TRT Haber ve Spor Dairesi Başkan Yardımcısı Ahmet Böken, 11 Ağustos 2016’da gözaltına alınarak tutuklandı. Böken, cemaate üyelik iddiasıyla 9 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırıldı. Böken, halen Akşehir T Tipi Cezaevinde tutuklu bulunuyor.

HABERLERİM BENİM ÇOCUKLARIMDIR

Zaman Gazetesi Cumhurbaşkanlığı ve savunma muhabiri Emre Soncan, 15 Temmuz sonrası medya yapılanması iddiasıyla çok sayıda gazeteciyle birlikte 25 Temmuz 2016’da tutuklandı. Attığı tweetler ve çalıştığı gazete gerekçe gösterilerek 7 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı. Soncan hapis cezası kararıyla ilgili sosyal medyadan, “7 yıl 6 ay ceza aldım. Haberlerim, kitaplarım, düşüncelerim benim çocuklarımdır. Çocuklarımı istediler, vermedim” mesajı paylaştı. Soncan, halen Silivri Cezaevinde tutuklu bulunuyor.

Fevzi Yazıcı yaklaşık dört yıldır tutsak

ZAMAN’IN ÖDÜLLÜ YÖNETMENİ SİLİVRİ’DE

Zaman Gazetesinin dünya çapında ödüllü Görsel Yönetmeni Fevzi Yazıcı, Ahmet Altan, Nazlı Ilıcak, Zaman Reklam Direktörü Yakup Şimşek’le birlikte tutuklu yargılandı. Yazdığı twitler ile Zaman’ın abone kampanyası reklamında ağlayan bebek konseptli reklam filmi toplantısına katıldığı için suçlanan Yazıcı, darbeye teşebbüs iddiasıyla müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Yargıtay’ın cezayı bozması üzerine yeniden yargılanan Yazıcı’ya örgüt üyeliği suçundan 11 yıl 3 ay hapis cezası verildi. Dosyası halen Yargıtay’da bulunan Yazıcı, 6 Ağustos 2016’tan bu yana Silivri Cezaevinde tutuklu bulunuyor. Yazıcı’nın cezaevinde çizdiği resimler ise New York’un St. John’s Üniversitesi galerisinde sergilendi.

AKADEMİSYEN YAZAR LAÇİNER’E 9 YIL 4 AY HAPİS CEZASI

Eski Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Rektörü ve yazar Prof. Dr. Sedat Laçiner, 23 Temmuz 2016’da tutuklandı. Örgüt üyeliği iddiasıyla yargılanan Laçiner, 9 yıl 4 ay 15 gün hapis cezasına çarptırıldı. Pek çok gazetede dış politika ve güncel konularda yazarlık, TRT’de program yapan Laçiner, ileride derecede şeker ve tansiyon hastası olmasına rağmen tahliye edilmedi. Cezaevinde koronavirüse yakalanan Laçiner, 4,5 yıldır Çanakkale E Tipi Cezaevinde tutuklu bulunuyor.

Tutuklu gazetecilerin tam listesine Jailed Journos’un sitesinden ulaşabilirsiniz…

Ahmet Altan hakkında tahliye kararı

Analiz

Erdoğan’ın papatya falı: Tamam mı devam mı?

Erdoğan’ın  2018 Genel Seçimleri öncesi, “Halkımız tamam derse kenara çekiliriz” sözlerinin ardından başlayan tartışma bugün hala sürüyor. Sosyal medyada başlayan tartışmada Erdoğan’ın yönetemediğini düşünenler T A M A M derken, AKP  destekçileri ise D E V A M diyerek  Erdoğan’ın görevinin başında kalmasını istedi.

BOLD – Erdoğan 2018 Genel Seçimleri öncesi ne zaman siyaseti bırakacağına ilişkin yaptığı bir konuşmada “Halkımız tamam derse o zaman kenara çekiliriz” demişti

15 Temmuz sonrası yaşanan hukuksuzluklar, hayat pahalılığı ve işsizliğin belini büktüğü halka Erdoğan’ın açıklamalarını fırsat bilerek sosyal medyada T A M A M kampanyası başlattı. Erdoğan’ın kenara çekilmesi için muhalifler tarafından başlatılan kampanyaya 2 milyondan fazla paylaşım yapıldı.

Karşı kampanya başlatan AKP’li hesaplar, D E V A M etiketiyle Erdoğan’ın görevinin başında kalmasını istedi.

3 yıl sonra sosyal medya yeniden T A M A M ve D E V A M ‘cıların kapışmasına sahne oluyor.

3 ÖNCEKİNDEN BETER

Geçen süre içerisinde hukuksuzluk, hayat pahalılığı ve işsizliğin yanı sıra bir türlü önlenemeyen kadın cinayetleri, AKP’li bakan ve siyasilerin karıştıkları yolsuzluklar, mafyatik ilişkiler de ortalığa saçıldı. Özellikler Sedat Peker’in ifşaları geniş kitlelerce kabul gördü.

Deprem, sel, pandemi ve yangınlar karşısındaki başarısız kriz yönetimi de bardağı taşıran son damla oldu. T A M A M’cılar sosyal medyada yine Erdoğan’ın kenara çekilmesi için kampanya başlattı.

Şuana kadar yarım milyon paylaşımın yapıldığı etiket sosyal medyanın gündemine oturdu. AKP destekçileri de yine 3 yıl önce olduğu gibi D E V A M diyerek Erdoğan’a destek verdi.

Orgeneral Ümit Dündar emekli edildi: Kara Kuvvetleri Komutanı Musa Aysever oldu

Okumaya devam et

Analiz

Erdoğan yönetemeyince darbe söylemini piyasaya sürüyor

Türkiye’nin çok sayıda noktasında çıkan orman yangınları, Afgan göçmenler ve Kürtlere yönelik ırkçı saldırılar AKP iktidarının ülkeyi yönetemediğini bir kez daha gösterdi. Orman yangının THK’nın uçakları olmasına rağmen söndürülememesi, Erdoğan’ın evi yanan vatandaşlara çay fırlatması iktidara olan öfkeyi artırdı. İtibarı düşen ve çaresiz görünen Erdoğan, medyası aracılığıyla yeniden darbe söylentisini yaydı.

BOLD ANALİZ – Muğla, Marmaris ve Antalya gibi kıyı bölgelerinde çıkan orman yangınları büyük bir ihmalle söndürülemedi. Türk Hava Kurumu’nun uçakları olmasına rağmen atıl şekilde depolarda bekletildiği ortaya çıktı.

Yangınların büyüyerek söndürülemeyecek noktaya ulaşmasının ardından oklar AKP iktidarına çevrildi. Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, “Envanterimizde yangın söndürme uçağı yok” açıklaması yaptı. Erdoğan da “THK’nın elinde kullanılabilecek uçak yok” dedi ancak THK’nın uçaklarının atıl vaziyette depolarda olduğu ortaya çıktı. Bunlar yaşanırken Türkiye, Avrupa’dan yangın söndürme uçağı istemek zorunda kaldı. İspanya ve Hırvatistan’dan gelen yangın uçaklarının THK’nınkilerle benzer özelliklere sahip olduğu ortaya çıktı.

Tüm bu gelişmeler yaşanırken 31 Temmuz’da yangının çıktığı Marmaris’i ziyaret eden Erdoğan, düzenlediği miting sırasında ve yoldan geçenlere çay  fırlattı. Erdoğan’ın evi yanan insanlara çay fırlatması iktidarı olan öfkeyi daha da artırdı. Cumhurbaşkanlığı sistemiyle Türkiye’yi tek adam olarak yöneten Erdoğan’ın artık ülkeye idare edemediği kamuoyunda ve halk arasında dile getirilmeye başlandı.

DARBE AKP İÇİN TILSIMLI BİR SÖZCÜK

İşte tam bugünlerde kısa süre önce TRT yönetimine atanan Troliçe lakaplı Hilal Kaplan, Sabah’taki köşesinde “Biz hazırız” diyerek darbe hazırlığı iddiasında bulundu. 15 Temmuz’u “Allah’ın bir lütfu” olarak gören Erdoğan ve AKP iktidarı için darbe hazırlığı iddiası adeta kurtarıcı tılsımlı bir sözcük. Benzer bir iddia Montrö Sözleşmesiyle ilgili bildiri yayınlanması sırasında gündeme geldi. 104 emekli amiralin Montrö sözleşmesinin tartışılmasına karşı olduklarını açıklaması darbe tartışmasına dönüştürüldü.

TABANI BİRLEŞTİRİP YÖNETİM KRİZİNİN ÜZERİNİ ÖRTÜYOR

Darbe iddiasında bulunulduğunda AKP tabanı Erdoğan’ın etrafında birleşiyor. AKP tabanında Erdoğan’a ve iktidarına yönelik eleştiriler susturulmuş oluyor.  Bu durumu iyi bilen Erdoğan ve AKP, darbe söylemiyle orman yangını olayında olduğu gibi ihmallerinin ve yönetim krizinin üzerini örtüyor.

‘İkinci 15 Temmuz’ geliyor: Troliçe Hilal Kaplan sinyali verdi

Okumaya devam et

Analiz

AB’den resmi yardım teklif eden AKP Yunanistan ve İsrail’e ‘hayır’ dedi

Daha önce İsrail’e ve Yunanistan’a orman yangınları sırasında yangın söndürme uçağı gönderen ve bunun her platformda reklamını yapan AKP yönetiminin, Türkiye’deki orman yangınları sırasında Yunanistan ve İsrail’den gelen yardım tekliflerini kabul etmediği ortaya çıktı.

BOLD – Antalya ve Muğla’da çıkan orman yangınlarına müdahalede yetersiz kalan AKP yönetimi, Rusya, Azerbaycan ve Katar’dan gelen yardımları kabul etti.

Yangınlara havadan müdahalede yetersiz kalınması üzerine ‘Sivil Koruma Mekanizması’ kapsamında Avrupa Birliği’nden resmi destek talep etti.

AB’DEN RESMİ YARDIM TALEP EDİLDİ

Avrupa Komisyonu da bu mekanizma kapsamında Türkiye’ye Hırvatistan’dan 1, İspanya’dan 2 adet Bombardier (Canadair) CL-415 yangın söndürme uçağı gönderdi.

Avrupa Komisyonu, Türkiye’nin AB (Avrupa Birliği) Sivil Koruma Mekanizması’nı devreye soktuğunu, gönderilen uçakların 2019 yılında kurulan ve Avrupa’nın sivil değerlerini korumak amacında olan ‘rescEU’ programında yer aldıklarını duyurdu.

Avrupa Kriz Yönetim Komiseri Janez Lenarčič, “AB, bu zor zamanlarda Türkiye ile sonuna kadar dayanışma içindedir. Yardım teklif eden bütün ülkelere çok teşekkür ediyorum. Aklımız sevdiklerini kaybeden Türkler ve öldürücü yangınlarla mücadele için elinden geleni yapan cesur insanlar ile beraber. Daha fazla yardım sağlamaya hazırız” ifadelerini kullanmıştı.

AKP yönetimi, Rusya, Azerbaycan ve Katar’dan gelen yardımları da siyasi şova dönüştürdü. Özellikle Azerbaycan ve Katar’dan gelen yardımlar havuz medyasına ait kanallar tarafından özel yayınlarla halka aktarıldı.

Türkiye daha önce orman yangınları sırasında İsrail ve Yunanistan’a yangın söndürme uçakları göndermiş, AKP yönetimi gönderilen yardımların her platformda reklamını yapmıştı.

Örneğin Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, 2016 yılı Kasım ayında İsrail’e 2 yangın söndürme uçağının gönderildiğini, birinin varmak üzere olduğunu duyurmuştu.

İSRAİL: TÜRKİYE, İHTİYAÇ YOK DEDİ

Ülkedeki ormanlar yanarken AKP yönetiminin, bazı ülkelerden ve Avrupa Birliği’nden resmi yardım talep ederken; İsrail ve Yunanistan’dan gelen yardım tekliflerini reddettiği ortaya çıktı.

İsrail Dışişleri Bakanlığı, Reuters haber ajansına dün yaptığı açıklamada, daha önce konuyu Türk yetkililerle görüştüklerini ancak Türk tarafının ‘yardıma ihtiyaç olmadığını’ kendilerine ilettiklerini açıkladı.

ATİNA, YANGININ İLK GÜNLERİNDE YARDIM TEKLİFİNDE BULUNMUŞTU

Yardım teklifi geri çevrilen bir diğer ülke ise Yunanistan, Atina, orman yangınlarının başladığı ilk günlerde 29 Temmuz’da Türkiye’ye yardım teklifinde bulunmuştu.

29 Temmuz’da Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile görüşen Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias, Türkiye’ye yangın söndürme uçağı gönderme teklifinde bulunmuştu.

Yunanistan Dışişleri Bakanı Dendias, 29 Temmuz’da yaptığı sosyal medya paylaşımında, “Türk dostum Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’nu telefonla aradım, kendi seçim bölgesi olan Antalya’da çıkan yangınlardan dolayı duyduğum samimi üzüntülerimi dile getirdim ve kendisine Yunanistan’ın yangın söndürme faaliyetleri için her türlü yardımı vermeye hazır olduğunu söyledim” açıklamasını yapmıştı.

ATİNA, YARDIM TEKLİFİNİ YÜNELEDİ ANCAK YİNE CEVAP YOK

29 Temmuz’da yaptığı teklife ‘teşekkür’ dışında bir yanıt alamayan Yunan hükumeti, 2 Ağustos’ta yaptığı açıklamada ise Türkiye’ye itfaiye uçağı göndermeye hala hazır olduklarını ifade etti.

Daha önce yaptıkları teklife AKP yönetiminden teşekkür dışında olumlu bir yanıt gelmediğini aktaran Yunan hükumeti, ülkesinde çıkan yangınlara rağmen Türkiye’den talep geldiği anda Yunan itfaiye ve kurtarma birimlerinin yardıma gönderilmesi teklifinin halen geçerli olduğunu açıkladı.

Atina’nın bu açıklamasına AKP yönetimi hala cevap vermiş değil.

AB 3 uçak gönderiyor: Atina’nın yardım teklifi havada kaldı

Okumaya devam et

Popular

Shares