Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Hücredeki sanatçı Fevzi Yazıcı’ya Mükemmellik Ödülü

1217 gündür Silivri Cezaevinde hücrede bulunan Fevzi Yazıcı, hapiste çizdiği desenlerle Society for News Design’ın (SND) 42. En İyi Baskı Haber Tasarımı Yaratıcı Yarışması’nda Mükemmellik Ödülü’ne değer görüldü.

BOLD –  KHK ile kapatılan Zaman Gazetesi Görsel Yönetmeni Fevzi Yazıcı, Society for News Design’ın (SND) 42. En İyi Baskı Haber Tasarımı Yaratıcı Yarışması’nda Mükemmellik Ödülü kazandı. Yazıcı’nın Türkiye’deki hapishane hücresinde çizdiği eserler, geçen yıl Mayıs ayında The Washington Post’ta “Art of Darkness” başlığıyla yayımlanmıştı.

SND’nin sayfasında yer verilen haberde, Fevzi Yazıcı için şu ifadeler yer aldı:

“Zaman gazetesinin eski tasarım direktörü Fevzi Yazıcı, Türkiye’de ifade özgürlüğüne yönelik baskıların bir parçası olarak 2016 yılında hapse atıldı. 2015’te SND Dünyanın En İyi Tasarım jürisiydi ve 10 yıl boyunca İstanbul’da +1T Tasarım Günleri’nde birinci sınıf bir tasarım konferansına ev sahipliği yaptı. 11 yıl 3 ay hapis cezasına çarptıran Yazıcı, dünya çapında tutuklu bulunan 200’den fazla gazeteciden birisidir. Ödül alan eserleri, onun loş bir şekilde aydınlatılmış hücresinde çizilmiş illüstrasyonlarında oluşuyor. Yazıcı eseriyle şunları söylüyor: “Bu resim düşüncelerin hapse atılamayacağını söylüyor. Çünkü düşünceleri hapsetmeye kalkarsanız, fikirler ışıktan prizmaya döner ve parlamaya başlar.”

100’DEN FAZLA TASARIM ÖDÜLÜ ALMIŞTI

2003-2016 yılları arasında Zaman’ın görsel yönetmenliğini yapan Fevzi Yazıcı ve tasarım ekibi, SND’nin yarışmalarında daha önce 100’den fazla ödüle değer görüldü. Cemaat soruşturmaları kapsamında 5 Ağustos 2016’da tutuklanan Yazıcı, Ahmet Altan, Mehmet Altan, Nazlı Ilıcak, Yakup Şimşek ve Tuğrul Özşengül ile birlikte yargılandı.

Tweetleri ve Zaman’ın abone kampanyası reklamında ağlayan bebek konseptli reklam filmi toplantısına katıldığı için suçlanan Yazıcı, darbeye teşebbüs iddiasıyla müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Yargıtay’ın cezayı bozması üzerine yeniden yargılanan Yazıcı’ya örgüt üyesi olduğu iddiasıyla 11 yıl 3 ay hapis cezası verildi. Dosyası Yargıtay’da olan Yazıcı, 1217 gündür Silivri Cezaevinde hücrede bulunuyor. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) 4,5 yıl sonra Ahmet Altan’ın tutukluğunda hak ihlali olduğuna karar verdi ve Altan geçen hafta tahliye edildi.

Yazıcı’nın hücresinde çizdiği resimler geçen yıl New York’un St. John’s Üniversitesi’nin Yeh Art Galerisi’nde sergilenmiş, yakın arkadaşı olan The Washington Post’un Kreatif Direktörü Greg Manifold da sergiyle ve Yazıcı’nın çizimleriyle ilgili “Karanlığın Sanatı” adlı bir yazı kaleme almıştı.

GREG MANIFOLD’UN YAZISI

Fevzi Yazıcı’nın gözaltına alınması ve hapsedilmesi sanatını nasıl değiştirdi.

Fevzi Yazıcı ilk profesyonel sanat sergisinin açılış gecesini kaçırdı. Başka sanatçılar New York’un St. John’s Üniversitesi’nde bir galeride eserlerinin yanında gururla durup fotoğraflara poz verirken, Yazıcı 8,000 kilometre uzakta, Türkiye’de bir hapishane hücresindeydi. Yazıcı 2016 gözaltına alındı, ve 2019’da yayınlanan Gazetecileri Koruma Komitesi tarafından yayınlanan bir rapora göre, şimdi hapiste yatan 47 Türk gazeteciden biri. Neredeyse 15 sene boyunca Yazıcı Zaman gazetesinin Tasarım Yönetmeni olarak çalıştı. Dört sene önce Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın hükümeti tarafından şiddetlendirilen bir baskı uygulamasından dolayı aleyhine dava açıldı ve gözaltına alındı. Ülkenin dört bir yanında gazeteler kapatıldı ve bazı gazeteciler hapse atılma riskini göze almaktansa yurt dışına kaçtı. Baskı uygulamaları Yazıcı’yı ömür boyu hapis cezası ile 9 No’lu Silivri Cezaevine koydu. Yazıcı şimdi 48 yaşında, ve ceza sürece azaltılmış olsa da 800 günü aşan bir süredir tecritte bırakıldı.

Yazıcı İstanbul’un Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesine gidip, birçok gazete toplantıları esnasında zamanını çizerek geçirdi. Bunlar Zaman’dayken yaptığı çizimlerden bazıları.

Yazıcı Trabzon doğumlu, İstanbul’a yakın okudu. Genç bir yaşta, kardeşlerinin boş defter sayfalarında çizime başladı. İstanbul Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesinde okuyup 1997’te grafik tasarım uzmanlığı ile mezun oldu. Çizimden gazeteciliğe kaysa da, sanattan hiç uzak kalmadı; New York sergisine Zaman’dayken peçete ve defterlerin arka kapakları üzerinde yarattığı çizimleri de dahil edildi.

Tasarım yönetmenleri genellikle gazete ve dergilere temel estetiklerini verirler; bu estetikle haberleri, imgeleri, ve başka bilgileri derleyip, hedef kitleyi okumaya davet ederler. Zaman’da Yazıcı’nın elemanları sık sık trend belirleyen ekip olarak tanınmıştı—Yazıcı’nın önderliği altında gazete 100’den fazla ödül kazandı. Aynı zamanda İstanbul’a dünyanın dört bir yanından tasarım öğrencileri ve profesyonellerine eğim vermeleri için konuşmacı getiren yıllık bir konferans düzenliyordu.

YUMURTA


“Kubbe yapısını çok seviyorum. Üstteki yapılanma adeta bir şemsiye. Kapalı bir alanda gökyüzünü hissetmenin en kolay yönü, kubbeli bir yapıya sığınmaktır.” —Yazıcı, bu eseri Kasım 2009’da, gözaltına alınmadan önce yarattı

Ben onunla ilk 2015’te, Haber Tasarımı Derneği’nin Dünyada En İyi Tasarım yarışmasının hakemliğini yaparken tanıştım. Yazıcı’yı Washington, D.C.’de ağırladım, ve o senenin sonunda İstanbul’da ağırlayacağı son konferansta, Zaman’da yarattığı etkiye kendim tanık oldum. Çalışanlar bana haber odasını gösterirken lobinin etrafında olası bir hükümet baskınını belgeleme amaçlı kurulan video kameralarını gösterdiler.

Mart 2016’da o kameralar polisleri ofisi basarken yakaladı. Zaman hükumet kontrolü altına alındı ve daha sonra Fethullah Gülen ile olduğuna inanılan ilişkisinden dolayı kapatıldı.

KRAL


“Bu çalışma, kağıdım ve kalemim tarafından özgür bir teknikle sergilenen bir dansın sonucudur. O karamsar ve karanlık bir kral. Fiziksel olarak bu dünyaya ait olmasa da, bizim dünyamızın bazı yönlerine sahip. Bence krallar her alemde yalnızdır.” —Yazıcı, bu eseri Şubat 2018’de hapishane hücresinde yaptı.

Zaman’dan sonra Yazıcı kısa bir müddet başka bir gazetede çalışıp sanat ve tasarım üzerine yazdı. Ama 15 Temmuz darbe girişimi Türkiye’deki bütün gazetecilerin yaşadığı tehlikeleri çoğalttı. “Kendi ülkemi tanıyamıyorum” demişti bana darbe esnasında. “Televizyon kanallarını kapatıyor, milleti susturuyorlar. Bu gerçek olamaz.”

Yazıcı 27 Temmuz 2016’da gözaltına alındı.

ESİNLENME X


“Ben kendimin ele geçirilmesine izin verdim; durmaksızın çiziyorum. “Esinlenme X” çizimi benim için takıntı haline geldi, yanıyorum. Bu ipince, fazla ince, tükenmez kalem beni mahvediyor. Bitirmesi 2-3 gün süren çizim şimdi ikinci haftasında, hala bitmemiş. Her yer acıyor; tek düşündüğüm şey o. Bu bir hapis hikayesi. Başka bir zaman anlatırım.” —Yazıcı, bu eseri 2019’da hapishane hücresinde gerçekleştirdi.

Başka gazeteciler ile beraber Gülen ile ilişkili olma ve Türk hükümetini yok etmeye girişme suçlamalarıyla yargılandı. Yazıcı’ya karşı getirilen suçlamalardan biri, gülen bir bebek içeren bir reklam hakkında bir toplantıya katılmış olmasıydı. Hükümet, reklamın darbenin dokuz ay sonra yer alacağını bildiren gizli bir mesaj içerdiğini öne sürdü. Yazıcı süreç boyunca bütün suçlamalar karşısında masum olduğuna dair ısrar etti.

Dava Şubat 2018’te sona erince, altı sanığın hepsi suçlu bulundu. Birleşmiş Milletler, hükümleri şu sözlerle kınadı: “Bu yargı kararı, gazetecileri mesleklerinden dolayı, darbe girişimi bağlantılarına dair yeterince delil sunmadan ve adil bir yargı süreci sağlamadan, ömür boyu hapse mahkum ederek Türkiye’de gazeteciliği ve Türkiye’de az miktarda kalan ifade ve medya özgürlüğünü kritik tehlikeye getiriyor.”

HÜCRE VE FETÜS


“Kalem bir tükenmez kalem ve maalesef, bir sanatçıya fazla imkan tanımıyor. Karşılaştığım en kısıtlayıcı kalemlerde biri. Bu kalemle hiçbir akışkan şekil yapamıyorum. Çaresiz, bu talihsiz durumdan tek çıkış noktacılık tekniği oldu… Kalemin ucunu kağıtla birleştirmem hücre ve fetüs eseri ile sonuçlandı.”—Yazıcı, bu eseri Mart 2019’da hapishane hücresinde yaptı.

Yazıcı’nın sanatı gözaltına alınmadan önce daha hafif ve fütüristti—hayal diyarlarından alınma sahneler, ve sınırları belli olmayan, başka dünyalara ait geleceklerle doluydu. Yazıcı’nın sergisini ağırlayan Yeh Sanat Galeri Direktörü Owen Duffy’e göre: “Fevzi’nin sanatı neredeyse her zaman sürrealist bir eğilime sahip oldu. Erken eserleri (M.C.) Escher veya (Salvador) Dali’nin yaratıcı, şekil değiştiren dünyalarını dışa vuruyor.”

Gözaltına alındığından beri, çalışmaları daha karanlık ve koyu bir biçim aldı. Hapishane hücresi gün içinde çok az ışık görüyor, ve bu sanat üzerine çalışmasını zorlaştırıyor. Sadece basit bir tükenmez kalemi, ve A4 kağıtları var. Mecburen, bazen tek bir eser için bir ay gerektiren noktacılık tekniğini özenle kullanıyor. Sokrates’i Tutuklayın, Yazıcı ve yanındaki tutuklu gazetecilerin sefaletini yakalıyor. Hücre ve Fetüs’teki ince özen dikkat çekiyor—böyle itina isteyen bir stil sadece zaman sınırı olmadığında hayata geçebilir.

CENNETKUŞU


Nisan, 2018: “Acı çekmek insanı zaman zaman değiştirir. Aklını, fikirlerini, hatta ruhunu değiştirir. Belki dua ettiğimizde insan anatomisi bile değişebilir. Benim ve başkaları gibi, bizi her hafta ziyarete gelenler için resimdeki bu kuşa benziyorum, özellikle eşim.” —Yazıcı, bu eseri Nisan 2018’de hapishane hücresinde yaptı.

Geçen sonbahar, Yazıcı’nın hapis cezası, terör örgütü üyeliği suçlamasından dolayı 12 ayın altına indirildi. Eşi Firdevs ve iki oğlu koronavirüs salgınından önce haftada bir ziyaret hakkına sahipti, ama eşi son dönemde Yazıcı’yı bir aydır göremediğini ve bütün ziyaretlerin yasaklandığını açıkladı. Bana verilen bilgilere göre ruh hali iyiymiş, ve yüksek mahkemeye temyiz talebini göndermiş.

Serginin açılış gecesi okunan bir mektupta, “Ben bir sanatçıyım, çizdiğim resimler kadar masumum” diyor Yazıcı. “Ben bir gazeteciyim, düşüncelerim kadar özgür. Ama biliyorum ki hapsedilen ne ilk ne son masum adam olacağım.”

Fevzi Yazıcı geçen sene Silivri Cezaevine bir ziyarette oğlunun doğum gününü kutlarken. Dışardan yemek getirmek yasak olduğu için, çubuk krakerleri çikolataya batırıp, yıldönümü pastası ve mumların yerini alacak bir tatlı tasarlayarak kutlama yaptılar.

Yaklaşık 4 yıldır tutsak gazeteci Fevzi Yazıcı Washington Post’ta

Gündem

2,5 milyon yeni iflas dosyası açıldı: Tayyip Erdoğan’a hakkınızı helal eder misiniz?

AKP yönetimindeki Türkiye’de ekonomik kriz derinleşiyor. Bu yılın ilk 4 ayında 2,5 milyona yakın yeni icra ve iflas dosyası açıldı. Yeni dosya sayısı, geçen yılın aynı dönemine göre 500 binden fazla arttı. Muhtarlar vatandaşa gelen icra ihbarnamelerine yetişmek için yeni personel alıyor.

BOLD –  Türkiye İstatistik Kurumu eliyle işsizlik ve enflasyon rakamlarını düşüren AKP Hükumeti, icra ve iflas dosyalarındaki artışı engelleyemiyor. 2021 yılının ilk 2 ayında tüketici kredisini ödeyemeyen 75 bin kişi ve kredi kartı borcunu ödeyemeyen 76 bin kişi bankalar tarafından icraya verildi.

SON 5 YILDA KREDİ BORCU ÖDEYEMEYENLER

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer de icra dosyalarındaki artışa yönelik Meclis Başkanlığı’na önerge sundu. Buna göre son 5 yılda bankalara 2 milyon 357 bin kişi tüketici kredisini,  2 milyon 475 bin kişi kredi kartı borcunu ödeyemedi. İcra dairelerindeki dosya sayısı da 22 milyona ulaştı

ÇİFTÇİDEN ESNAFA HERKES ZORDA

Üreticiler ve çiftçiler tarlasını, bağını, bahçesini ve traktörünü sattığı halde borçlarından kurtulamıyor. Esnaftan çiftçiye, işçiden sanayiciye toplumun tüm kesimleri pandemi döneminde iyice yoksullaştı. AKP lideri Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, esnaflardan helallik istemişti.

Okumaya devam et

Gündem

Müebbet verilen Harbiyeli Burak Cansever’in annesi öldü

Beş yıldır Silivri Cezaevinde tutuklu olan Harbiyeli Burak Cansever’in annesi Elmas Cansever, stres nedeniyle demans hastalığına yakalandı ve 55 yaşında hayata gözlerini yumdu.

BOLD – Müebbet hapis cezasına çarptırılan askeri öğrenci Burak Cansever’in annesi Elmas Cansever hayatını kaybetti. Doktorların ifadesine göre stres nedeniyle demans hastalığına yakalanan Cansever 55 yaşındaydı.

Elmas Cansever’in ölüm haberini Harbiyeli annesi Melek Çetinkaya sosyal medya hesabından duyurdu. Cansever’in oğluna çok üzüldüğünü belirten Çetinkaya, “Bir anne daha evladına hasret gitti.” dedi.

15 Temmuz Sultanbeyli Davası’nda yargılanan ve müebbet hapis cezasına çarptırılan Burak Cansever, 5 yıldır Silivri Cezaevinde tutuklu bulunuyor.

 

Okumaya devam et

Gündem

Eminağaoğlu: Mafya kanunları işliyor yargı oturmuş seyrediyor

Eski YARSAV Başkanı ve Savcı Ömer Faruk Eminağaoğlu, Sedat Peker’in iddialarıyla ilgili soruşturma başlatılmamasını yargının AKP’ye bağımlı olduğunu gösterdiğini söyledi. “Yargı oturmuş bunu seyrediyor. HSK, tarihinin en bağımlı dönemini yaşıyor. Ticaret Bakanı’nda görüldüğü gibi, AKP’den asla hesap sorulamıyor” dedi.

BOLD – Eski Cumhuriyet Savcısı Ömer Faruk Eminağaoğlu, organize suç örgütü lideri Sedat Peker’in videolarındaki ağır iddialarına henüz hiçbir savcı tarafından soruşturma açılmamasına tepki gösterdi.

Gazete Kolektif’ten Miray Mert’e konuşan, Eski Yargıçlar ve Savcılar Birliği (YARSAV) Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu, yaşananları adeta bir mafya dizisine benzeterek bu dizideki karakterlerin ve rollerin gerçek olduğunu belirtti. Anayasa’nın AKP iktidarı için bağlayıcılığının kalmadığını, hukuk ve yargının, AKP’yi denetleyemeyecek, hesap soramayacak hale getirildiğini belirten Eminağaoğlu, Peker’in videolarıyla ilgili şunları söyledi:

KİRLİ İLİŞKİLER ORTAYA KONULUYOR

“Türkiye’de televizyonlar yayınladıkları dizilerle halkı ekranlara bağlamıştı. Bu yetmezmiş gibi şimdi de adeta bayramda gösterime giren yeni bir dizi gibi, bu mafya dizisinin her seferinde yeni bir bölümü, her bölüm hakkında da dizi kahramanlarının beyanları gündemde. Diğer dizilerden farkı ise bu dizideki karakterler gerçek ve bu karakterler kendi gerçek rollerini oynuyor. Kirli ilişkiler ortaya konuluyor. İşin en ilginç yani özellikle yargı oturmuş bunu seyrediyor. Evet bu anlatım şaka değil gerçek ve de içler acısı, yaşanan gerçekler de keşke bu kadar olsa. Yaşananlar, izlenenler ve bir kısmı toplum önüne konulan ilişkiler, bu ilişkilerin iktidar dahil güç odakları ile bağlantıları.

YARGI, TARİHİNİN EN BAĞIMLI DÖNEMİNİ YAŞIYOR

Anayasa’nın AKP için neredeyse bağlayıcılığın kalmaması bir yana, hukuk sistemi ve yargı öyle bir hale sokulmuş durumdaki, AKP iktidarını sınırlandıramıyor ve denetleyemiyor. Türkiye’de mahkemelerin bağımsızlığı ve yargıç güvencesinden sorumlu ve görevli olan organ HSK. 13 üyesi olan bu Kurul’un 13 üyesinin 13’ü de partili Cumhurbaşkanı ve de Cumhur İttifakı’nın sayısal çoğunluğuyla TBMM tarafından belirlenmiş durumda. HSK, tarihinin en bağımlı dönemini yaşıyor. Yargı organlarının, başsavcılıkların bu yaşananlar karşısında doğrudan soruşturma açması gerekirken, tüm bu yaşananları seyreden iktidar gibi yargının da yaşananları seyretmesi demek, yargının bağımsız olmadığı, hatta iktidara ne kadar bağımlı olduğu ve iktidarın da yaşanan ilişkilerin ne kadar içinde olduğu demek. Aksi halde bu sürecin yargı tarafından seyredilmesi düşünülebilir mi? Bir hukuk devletinde bu süreci seyreden savcı ve başsavcıların görevde kalması veya böyle hareketsiz kalan o savcı veya başsavcılara HSK’nın soruşturma açmaması, soruşturma açmayan HSK üyelerine bile soruşturma açılmaması düşünülebilir mi? Yani yargı hele de 2017 Anayasa değişikliği sonrası HSK’dan alıp ilgili başsavcılıklardan çıkarsak tepeden tırnağa bağımsızlığı elinden alınmış durumda.

YARGI SUSTU MAFYA ÖNE ÇIKTI

Her sınırlandırılamayan, denetlenemeyen iktidar gibi AKP iktidarı da, mafya ile söz düellosuna girerek, onlara koruma bile tahsis ederek, süreci seyrederek, onlara alan ve ortam yaratarak, hatta açık davranmayıp, ilişkileri konusunda anayasal organlar önünde hesap vermeyip kaçarak olabildiğince kirlenmiş durumda. İddialar karşısında alnım ak, veremeyecek hesabım yok demeden, ancak çatışma ve sataşma dili ile gündemin değiştiriliyor. Bu arada Peker’in açıklamaları karşısında yargı susunca yine mafya öne çıkıyor ve mafyadan devlet yasalarıyla değil mafya hesap sorar; mafya, mafya kanunları ile hareket eder, mafya kendi ilişkilerini ortaya dökmez misali mafyadan mafyaya cevaplar bile söz konusu oluyor.

YARGI AKP’LİLER İLE İLGİLİ ADIM ATMIYOR

Geçmişteki ve şimdiki İçişleri Bakanları da iç işlerini, iç düzeni sağlayan değil aksine bozan açıklamalardan ve bu çerçevedeki ilişkilerden de geri durmayınca devlet kanunları işlemiyor o zaman da sanki mafya kanunları işliyor. Daha çok yakın bir zamanda Ticaret Bakanı konusunda da görüldüğü gibi, AKP’den asla hesap sorulamıyor. Hatta hukuk düzeni içinde söz konusu olamayacak bir iş AKP üzerinden gerçekleştirildiğinde, hatta bir şekilde AKP’ye bulaştığında, hesap sormak bir yana neredeyse adeta meşruiyet kazanıyor. Türkiye’de hukukun üstünlüğünün yerini gücün hukuku almış durumda. Tüm bu ilişkilere bakınca görülenin tek adama dayalı parti devleti yaratan AKP iktidarında devletin hukuk düzenin işlemez hale geldiği, hesap sorulamayan bir iktidarın ortaya çıkıyor. FETÖ ile ilgili yaşananlar, diğer yandan çıkar amaçlı suç örgütü konularında yani mafyatik ilişkilerde yaşananlar, işte Peker ve Çakıcı konularında yaşananlar, 128 milyar dolar konusunda yaşananlar, öne çıkan ihaleler ve daha birçok konularda yaşananlar… Tüm bunlarda yargı ya hiç adım atmıyor ya da hukukun dışında ve mağduriyet yaratacak biçimde, sonradan her şeyin boşa çıkmasına yol açacak biçimde adımlar atıyor. Diğer yandan ise iktidar gücü karşısında hukuk ve demokrasi içinde hareket eden herkes üzerinde yargı da kullanılarak baskılar yaratılıyor.”

Soylu’nun zengin danışmanı ‘yabancı servisler’e sığındı

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0