Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

Anne-babası gözaltına alınan Zeynep bebek evde yalnız bırakıldı mı?

Anne-babası gözaltına alınan 14 aylık Zeynep bebeğin evde yalnız bırakıldığı iddiasını BOLD araştırdı, olayın gerçeğini ortaya çıkardı.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ANALİZ

Türkiye’de giderek artan hak ihlalleriye ilgili büyük tepki uyandıran bir bilgi yayıldı sosyal medya aracılığıyla. 23 bin takipçisi olan @Albina_Setenay_ adlı hesaptan geçen hafta yapılan paylaşım şöyleydi: “Bugün duyduğum yüreği sızlatan bir olay; gözaltına alınan anne-babaya 10 aylık olan evlatlarını almalarına izin verilmiyor, ters kelepçe ile götürülüyor. Tam bir buçuk gün yavru evde tek kalıyor, bu hangi vicdana insanlığa sığar?”

Genellikle Gülen Hareketi mağdurlarıyla ilgili paylaşımlar yapan hesabın sahibi, bilginin doğruluğundan emindi. Teyitli olduğu konusunda da takipçilerine defalarca kez teminat verdi. Kendisine inanmayanlar da vardı.

Bold Medya’nın haberciliğine güvenen okurlarımızdan konuyu araştırmamız, gerçeği ortaya çıkarmamız için birçok mesaj aldık. Şimdi 5 yaşında olan Zeynep bebeğin annesi Zehra M. ile babası Osman M. ile ayrı ayrı görüştüm.

Söz konusu paylaşımda yer alan bilgilerin, anne babanın gözaltına alınması dışında hiçbiri doğru değil. Ne bebek 1,5 gün yalnız kalıyor ne de ellerine ters kelepçe takılıyor. Ne daha sonra akrabalar karakoldan evin anahtarını alıp kapıyı kırıp çocuğu kurtarıyor. Anne-baba yazılanların doğru olmadığını, abartıldığını söylüyor.

Türkiye’de birçok insan “iltisak” kavramı altında Cemaat soruşturmaları kapsamında gözaltına alınıyor, tutuklanıyor ve hukuksuzluğa maruz kalıyor. Resmi kayıtlara yansıyan yüzlerce işkence olayı sözkonusu. Ancak sosyal medyada özellikle takma isimli kullanıcılar yaşanan ağır hak ihlallerine gölge düşürecek, bilgilerin güvenilirliğini sarsacak paylaşımlarla zaman zaman gündeme geliyor. BOLD Medya daha önce de bu tarz bazı paylaşımların izini sürmüş ve konunun doğrusunu okurlarıyla paylaşmıştı.

ÖĞRENCİYKEN TUTUKLANDI

Zeynep bebek olayında; sözkonusu tweette yazılanlar doğru değil ancak ortada mağdur edilen bir aile, annesinden koparılan bir bebek, gözaltında aç ve susuz bırakılan ve sütü kesilen bir anne olduğu gerçek. 2014 yılında evlenen Zehra-Osman M., Cemaat soruşturmaları kapsamında tutuklanan birçok aile gibi Türkiye’de yaşanan hukuksuzluklardan payını almış bir aile. Halen daha maruz kaldıkları hak ihlalleri devam ediyor. Osman M., tutuklandığında Namık Kemal Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü 3. sınıf öğrencisiydi. Bank Asya hesabı ve Bylock kullandığı iddiasıyla 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırıldı ve 19 ay Tekirdağ Muratlı Cezaevinde kaldı.

Bu süre içinde Maliye ve Hazine Bakanlığı tarafından banka hesaplarına 50 milyon TL’lik bloke konuldu. Yani herhangi bir bankada hesap açtıramıyor, açtırsa bile parayı alamıyor. Osman M. blokenin neden konulduğunu bugüne kadar öğrenemedi. CİMER dahil yaptığı başvurulardan sonuç alamadı. Hapisten çıktıktan sonra okulunu bitiren Osman M. bloke yüzünden bulduğu işlerde çeşitli sıkıntılar yaşadı.

2014 yılında Osman M. ile evlenen, bir yıl sonra da kızı Zeynep Afra’yı dünyaya getiren 30 yaşındaki Zehra M. BOLD’un sorularını cevapladı:

Olay ne zaman oldu?  

27 Temmuz 2016’da Tekirdağ’da gözaltına alındık. Saat 14.00 sularıydı. Ben kızımla evde tek başımaydım. Kızımız 14 aylıktı.

Eşiniz neredeydi?

Cumaya gitmişti. Cumadan sonra da beni aradı. Annem bizdeydi. Onu evine bırakacaktı. “Ben aşağıdayım söyle annen insin götüreyim” dedi. Annemi gönderdim, gittiler. Sonra kapı çaldı zaten. Kapıyı kıracak gibi çalıyorlardı. Başımı örtüp, üzerimi giyinip açtım. Eşimi sordular. Evde olmadığını söyledim. Bana inanmadılar. Yalan söylediğimi düşündüler. “O buraya geldi, evde olduğunu biliyoruz” dediler. Buyurun girip bakabilirsiniz, dedim. Giremeyiz, iznimiz yok dediler. Önemli değil, devletimin polisine açarım kapımı dedim ama girmediler.

Arama izinleri yoksa neden kapıya geldiler ki? 

Eşimi takip etmişler sanırım. 7-8 sekiz jandarma geldi kapıya. Başlarında bir komutan vardı. İki sivil polis geldi. Mahallenin muhtarı geldi. Bir bayan polis vardı. Ben de kiracıyım. Gelen geçen herkes bize bakıyor.

İzin ne zaman geldi?

Bir saat beklediler. İzin geldikten sonra ayakkabılarıyla içeri girdiler. Bir kadın polis beni banyoda aradı. Bütün kıyafetlerimi kaldırmamı istedi. Her yerime dokundu. Evin altını üstüne getirdiler. Önce telefonu elimden aldılar. Sonra eşimi aramam için verdiler. Eşimi aradım, ‘geliyorum’ dedi. Tekrar aldılar telefonu.

Çocuk nerede bu arada?

İçeride uyuyordu. Odaya girip baktılar, onu da uyandırdılar. Çocuk korktu zaten, neye uğradığını şaşırdı. Ben de o kadar silahlı insanı görünce korkmuştum. Bende panik atak var. Ailemden birilerini çağırmak istedim. İzin vermediler. Eşim hemen gelemeyince “Eşin gelmezse seni götüreceğiz” diye beni tehdit ettiler. O arada eşim geldi. Bu sefer onunla birlikte beni de götürdüler. Ev araması 3 saat sürdü. Beni niye götürdüklerini sordum ‘gidince öğrenirsin’ dediler.

Sizi götürürlerken çocuk evde yalnız kaldı mı?

Dediğim gibi ben ailemden birini çağırmak istediğimde izin vermediler ama biz kapıdan çıkarken eşimin akrabalarından biri gelmişti. Merdivenlerde beklediğini gördüm.  Çünkü eşim amcasının oğluna telefon etmiş. Zaten onun geldiğini görmesem kıyameti koparır bir şekilde çocuğumu yanıma alırdım. Öldürseler alırdım.

Siz evden ayrılmadan bir akrabanız geldi yani? 

Evet, çıkarken gördüm, kapıda merdivenlerde bekliyordu. Evde arama yapıldığı için onu içeri almamışlar. İçeri girip kızımı aldığını gördüm, daha sonra karakolda arabanın içinde beklediklerini de gördüm. Çocuk kucağındaydı, gördüm yani. Ama sonuç olarak anne babamı aramak istediğimde izin vermediler. Biri gelmese ne olacaktı? Polisler ne düşünerek bana izin vermediler, onu bilmiyorum.

Tutuklandınız mı peki? 

Ben tutuklanmadım. Gözaltının ilk iki gününde ne yemek ne su verildi. Hem hastaydım hem emziriyorum. Su içmem lazım ama yok. 6 gün sonra serbest bıraktılar.

Gözaltındayken çocuğunuza süt verebildiniz mi?

Gözaltının 3. gününde kızımın getirilmesine izin verdiler. Bir tek o zaman süt verebildim. Daha sonra sütüm kesildi, çıktıktan sonra bir daha anne sütü veremedim. Kızım geldiğinde beni tanımadı, kucağıma gelmedi, korkmuştu zaten, ağlamaktan mahvolmuştu. Çocuk annesini tanımaz mı? Zorla emzirdim. 15-20 dakika kucağımda kaldı ve sonra ağlaya ağlaya kucağımdan aldılar. Şu an kızım beş yaşında ama yabancılardan, erkeklerden çok korkuyor.

Siz gözaltındayken çocuğa kim baktı? 

Görümcem baktı. Bir hafta boyunca hiç uyumamış kızım, sabaha kadar ağlamaktan yatıramamışlar.

Gözaltına alınırken ters kelepçe takıldı mı?

Hayır gözaltına alınırken kelepçe hiç takılmadı. 4. gün ifadeden sonra tekrar nezarete giderken korkutmak amacıyla taktılar.

Olay yaşandığında 14 aylık olan Zeynep Afra şimdi 5 yaşında.

BOLD ÖZEL

“Kızım kanser hastası, hırsız değil arsız değil, bu vicdan mı?”

Tiroid kanseri Fatımatüzzehra Babacan’ın annesi Ayşe Taşpınar, hasta kızının tutuklanmasına ve iki torununun boynu bükük bırakılmasına tepki gösterdi.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL

Afyonkarahisar’da okul öncesi öğretmeni olarak çalışırken ihraç edilen ve Gülen Hareketi soruşturmaları kapsamında 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılan tiroid kanseri Fatımatüzzehra Babacan, cezası onaylandığı için 30 Temmuz’da tutuklanıp Afyon E Tipi Cezaevine gönderildi.

Çocuklarını okutmak için çok yokluk çektiğini belirten Fatımatüzzehra Babacan’ın annesi Ayşe Taşpınar, kanser gibi ölümcül bir hastalığı olan kızının cezaevi koşullarında yaşamaya mecbur bırakılmasına tepki gösterdi.

TEK KİŞİLİK HÜCREDE

Evlatlarını vatana millete faydalı olmaları için yetiştirdiğini belirten Taşpınar, “Kızım özelde çalışıyordu. Devlete geç diye ona ben söyledim. Hiç böyle şeyler yapacakları aklıma gelmedi. Ben kızımı, oğlumu yoklukla okuttum. Hırsız etmedim, arsız etmedim, kötü yola yollamadım, kimseye silah çekmediler. Devlete, millete zarar verdiyse çocuklarımı ben vurayım. Bu vicdan mı?” dedi.

Kızının 13 Temmuz’da kadar tek kişilik hücrede kalacağını söyleyen Taşpınar, “E tipindeki hücrelerin çok kötü ve pis olduğunu söylüyorlar. Hasta bir insan orada nasıl dayanacak.” ifadelerini kullandı.

DİNİ SOHBET YAPTIĞI İÇİN

İki çocuk sahibi 39 yaşındaki Fatımatüzzehra Babacan, 10 yıldır kanser hastalığıyla mücadele ediyor. Ameliyattan sonra bütün tiroid bezleri alınan Babacan, tedavisi devam ederken Eylül 2016’da tutuklandı. 22 ay hapiste kaldıktan sonra tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.

Bir derneğe üye olduğu için ve şu anda avukat olan bir öğrencisinin ‘Bize Kuran öğretiyordu, dini sohbet yapıyordu” beyanlarına dayanılarak 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılan Babacan, koronavirüs salgının olduğu bir dönemde, hapishane şartlarında kanserle mücadele ediyor.

Fatımatüzzehra Babacan’ın tutuklanmasını Twitter hesabından duyuran HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu da karara tepki gösterdi. Her gün bir garibin zindana atıldığını ifade eden Gergerlioğlu, “Bu kaçıncı hasta mahpusun mahkumluğu!? Bu kaçıncı perişan aile?” ifadelerini kullandı.

Fatımatüzzehra Babacan’ın 11 ve 5 yaşında iki çocuğu bulunuyor.

Kanser hastası Fatma Zehra Babacan tutuklandı

 

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Orman Genel Müdürlüğünün yangın skandalı kendi raporundan çıktı

Türkiye orman yangınlarıyla boğuşurken, Orman Genel Müdürlüğünün skandal bir raporu ortaya çıktı. 2021 yılında 26 adet yangın söndürme helikopteri alımı için kaynak ayrılan OGM, altı ayda bir helikopter bile almadı. Ancak aynı sürede makam odaları ve idari binalar için 1 milyon 27 bin TL harcadı.

BOLD ÖZEL – AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın 13 uçağı 3 helikopteri varken, Türkiye’nin yangın söndürme uçağının olmamasının yankıları sürüyor. Orman Genel Müdürlüğü 2021 yılı Kurumsal Mali Durum ve Beklentiler Raporu Türkiye’nin itibar-ihtiyaç dengesinin nasıl alt üst edildiğini gözler önüne serdi. Envanterde bir tane yangın söndürme uçağı bulunmayan Orman Genel Müdürlüğü, 2021 yılında alınması planlanan 26 adet yangın söndürme helikopteri için tek kuruş harcamadı.

YANGIN SÖNDÜRME HAZIRLIĞI HEP SIFIR

2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu ile Hazine’den Orman Genel Müdürlüğü’ne 4 milyar 200 milyon 954 bin TL kaynak ayrıldı. Bu kaynağın önemli bölümü de orman yangınlarıyla mücadelede harcanmak için planlandı. Ancak ‘Orman Yangınlarıyla Mücadele’ bölümünde gerçekleşmesi gereken faaliyetler hep sıfırda kaldı.

HELİKOPTER ALIM HEDEFİ 26 ALIM SIFIR

Orman koruma ve yangınla mücadele projesi kapsamında, helikopter alımı projesinin yıl sonuna kadar tamamlanacağı rapora yazıldı. Yangınlara müdahale için 55 milyon TL kaynak ayrıldı. Ancak 2021 ocak-haziran döneminde yangınlara havadan müdahaleye dönük tek kuruş harcanmadı. Planlanan işler arasında 26 adet helikopter alımı koyuldu. Fakat 6 aydır tek bir helikopter bile alınmadığı rapora yazıldı.

UÇAK VE HELİKOPTER HANGARI DA YAPILMADI

Planlanan işler arasında 40 milyon liraya yangın söndürme uçağı ve helikopterleri için hangar yapımı da koyuldu. AKP Hükumetinin öncelikleri arasına girmeyen yangın söndürme hava araçları için hangar inşaa edilmedi. Orman Genel Müdürlüğü yöneticilerinin oturduğu idari binaların konforunun arttırılması için planlanan işler ise hemen hayata geçti. Bürokratların oturduğu makam odalarının da içinde bulunduğu binalara 1 milyon 27 bin TL harcandı.

Yangın söndürme hava araçlarıyla ilgili tek bir yatırım bile yapılmadı. Makam odaları ve idari binalara ise bol kepçe para harcandı.

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Ölüm tehlikesi var: Beyninde tümör olan Aslı Öztürk gözaltında

Kalp krizi geçirme riski olan ve beyninde tümör bulunan Aslı Öztürk gözaltına alındı. Bugün mahkemeye çıkarılması beklenen Öztürk’ün yakınları, sağlık durumundan çok endişeli.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL

Beyninde tümör olan ve kalp krizi geçirme riski bulunan Aslı Öztürk (35) Gülen Hareketi soruşturmaları kapsamında dün Uşak’ta gözaltına alındı. 2004 yılında beyninde tümör teşhis edilen Öztürk’ün sürekli kontrol altında tutulması ve tedavisinin aksamaması gerekiyor.

ÖLÜM TEHLİKESİ VAR

Beynindeki tümörün yanı sıra 8 yıldır da tıpta taşikardi olarak nitelendirilen, kalbin normalden çok hızlı attığı kalp ritim bozukluğuyla ve sedef hastalığıyla mücadele eden Aslı Öztürk’ün hayati tehlikesi bulunuyor. Doktorların ‘kalbi direkt durabilir, kalp krizi geçirebilir’ dediği Öztürk bu halde Uşak Emniyeti’nde tutuluyor.

Aile yakınlarının verdiği bilgiye göre normal bir insanın kalbi 80 atarken Öztürk’ün 160-200 arasına atıyor. Vücudunu çok sarsıyor. Bayılma derecesine geliyor. Altı yıl önce kalp atış hızı 240’a çıkınca acile kaldırılan Öztürk, ölüm tehlikesiyle karşı karşıya kalıyor. Stres, üzüntü ve yanlış beslenme nedeniyle ortaya çıkan bu hastalık nedeniyle cezaevi ve gözaltı koşullarında nasıl yaşayacağı bilinmeyen Öztürk’ün ailesi durumundan çok endişeli.

Uşak’ta kapatılan özel bir kız yurdunun müdürlüğünü yapan Aslı Öztürk’ün, Uşak Adliyesi önünde protestolara katıldığı, Bank Asya’da hesabı olduğu için ve tanık ifadelerine dayanılarak gözaltına alındığı öğrenildi.

 

 

Okumaya devam et

Popular

Shares