Bizimle iletişime geçiniz

Analiz

Kıbrıs’ta anlaşma umudu bir başka bahara kaldı: Gelecekte Türk tarafını neler bekliyor?

Cenevre’deki Kıbrıs görüşmelerinden uzlaşı çıkmadı. Türkiye ve KKTC’nin ilk kez dile getirdiği ‘iki devletli çözüm’ önerisi Yunan-Rum tarafı tarafından kabul görmedi. İngiltere de görüşmelerde Türk tarafına yakın bir çizgi sergiledi.

BOLD – Kıbrıs’taki taraflar 4 yıl aradan sonra yeniden biraraya geldi. Birleşmiş Milletler (BM) parametreleri dışına çıkarak 53 yıllık müzakerelerde ilk kez ‘iki devletli çözüm önerisi’ getiren Türkiye’ye BM Güvenlik Konseyi üyelerinden baskı görebileceği belirtiliyor. Ancak adadaki garantör ülkelerden İngiltere, Türk tarafının tezlerine yakın bir çizgi ortaya koydu.

Dönüm noktası olarak görülen toplantıların ardından Kıbrıs Rum ve Yunan hükümetlerinin, konuyu Türkiye-AB sorununa çevirmek için uğraşacağı, uluslararası baskıya karşın Türk tarafının ise ‘iki devletli çözüm’ için uzun soluklu bir mücadeleye gireceği öngörülüyor.

Türkiye’nin bu konuda İngiltere dışındaki BM Güvenlik Konseyi üyelerinden ve AB’den ciddi baskı görebileceği belirtiliyor.

İLERİDE MÜZAKERE İHTİMALİ AZALDI

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, Cenevre’de 27-29 Nisan günlerinde yapılan gayrı resmi görüşmelerde Kıbrıs sorununun çözümü konusunda Kıbrıs Türk ve Rum liderlerinin yeterli bir ortak zeminde buluşamadıklarını açıkladı.

Guterres’in ev sahipliğinde yapılan 5+1 formatındaki toplantılar, Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Anastasiadis ve Kıbrıs Türk lider Ersin Tatar ile 3 garantör ülke Türkiye, Yunanistan ve İngiltere dışişleri bakanları, Mevlüt Çavuşoğlu, Nikos Dendias ve Dominic Raab’ı bir araya getirdi.

BM Genel Sekreteri, masanın tamamen dağılmasını önlemek üzere tarafları bir toplantıya daha çağırdığını açıkladı ancak Rum ve Türk taraflarından yapılan açıklamalar, resmi müzakerelerin başlatılmasının çok da olanaklı olmadığını ortaya koydu.

53 YIL SONRA GELEN POLİTİKA DEĞİŞİKLİĞİ

Kıbrıs Türk tarafı ve Türkiye, geçmişteki görüşmelerden farklı olarak masaya BM parametreleri dışında yeni bir planla oturdu. 53 yıldır ‘iki kesimli, iki toplumlu federasyon’ için yapılan müzakerelerin sonuç getirmediğini, 2004 ve 2017 yıllarında görüldüğü gibi Kıbrıs Rumlarının Türklerle ‘güç paylaşımı’ içeren hiçbir formüle sıcak bakmadığını kaydeden Kıbrıs Türk toplum lideri Ersin Tatar, Guterres’e 6 maddelik bir yol haritası sunarak ‘iki devletli çözüm’ planını somutlaştırdı.

İki tarafın eşit uluslararası statüsünün ve egemen eşitliğinin kabulüne dayanan plan, Türkiye ve Kıbrıs Türk tarafının pozisyonunun omurgasını oluşturması açısından önem taşıyor. Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, toplantıların ardından yapılan basın toplantısında, Cenevre görüşmelerinin önemli bir dönüm noktası olduğunu belirtirken, “Türk tarafı egemen eşitliğe dayalı, iki devletli çözüm modelini kayda geçirmiştir. Bu aslında KKTC’nin bağımsızlığı ve egemenliği mücadelesidir. Bu uzun soluklu mücadelede Türkiye, KKTC’nin yanında olmaya devam edecektir” dedi.

ULUSLARARASI TOPLUMDAN BASKI GELEBİLİR

Dışişleri Bakanı, bundan sonraki süreçte bazı BM Güvenlik Konseyi üyelerinden Türkiye ve Türk tarafına baskı gelebileceğinin, Avrupa Birliği’nin de Kıbrıs konusunu AB-Türkiye meselesi gibi değerlendirmeye başlayabileceğinin farkında olduklarını belirtti. Çavuşoğlu, “Özellikle AB, Türkiye-AB ilişkileri bakımından önemlidir gibi üst perdeden, tehdit dilini kullanmaya devam edecektir. Bunları öngörüyoruz” diye konuştu.

BM Güvenlik Konseyi’ni, 5 daimi üye ABD, İngiltere, Fransa, Rusya ve Çin oluşturuyor. Güvenlik Konseyi ülkelerinin imzasıyla 29 Ocak’ta alınan bir karar, Kıbrıs görüşmelerinde sorunun BM Güvenlik Konseyi’nin 1960 ve 1970’li yıllarda kararlar çerçevesinde yani ‘iki kesimli, iki toplumlu federasyona’ vurgu yapmış ve Türk tarafının tepkisine neden olmuştu.

ABD, AB, RUSYA VE FRANSA YENİ ÖNERİYE KARŞI

Özellikle ABD, Fransa ve Rusya’nın BM parametreleri çerçevesinde bir çözüm bulunmasını istedikleri, Kıbrıs adasının iki devlete bölünmesine karşı çıktıkları kaydediliyor. Çavuşoğlu’nun altını çizdiği bu unsur, her ikisi de AB üyesi olan Yunanistan ve Güney Kıbrıs’ın bundan sonra izleyecekleri politikanın merkezini oluşturacak gibi gözüküyor. Anastasiadis de, toplantı sonrasında yaptığı açıklamalarda, Türk tarafının BM Güvenlik Konseyi kararlarını ihlal edecek şekilde öneriler getirdiğini, BM modelinin yıkılmasına kimsenin izin vermeyeceğini kaydetti.

Kıbrıs Rum tarafının bu süreçte destek alacağı bir başka merkez ise Rusya. Kıbrıs ile çok özel ve yakın bir ilişkisi bulunan Rusya, sorunun çözümüne ilişkin geçmiş dönemlerde de daha Rum yanlısı bir tavır takınmıştı. Rus Dışişleri Bakanlığı, Kıbrıs’ta bulunacak bir çözümün BM parametrelerine uygun olması ilkesinin Moskova için geçerliliğini sürdürdüğünü kaydetmişti.

AB’Yİ MERKEZE ÇEKME GİRİŞİMLERİ: BRÜKSEL’İN ANKARA’YA BASKISI ARTACAK

Yunanistan ve Güney Kıbrıs, Türkiye ile Doğu Akdeniz’de yaşadıkları kıta sahanlığı problemini Türkiye-AB sorununa çevirme politikalarında, özellikle 2020 boyunca başarılı olmuşlardı.

AB, 1 Ekim 2020, 10 Aralık 2020 ve 25 Mart 2021 Konsey kararlarında Doğu Akdeniz sorununu tüm birliğin çıkarlarını etkileyen bir dış politika konusu olarak ele almış ve Türkiye’nin tek taraflı hidrokarbon faaliyetlerini devam ettirmesi durumunda yaptırım uygulamakla tehdit etmişti.

Yunanistan ve Güney Kıbrıs’ın Kıbrıs çözüm sürecinde de benzer bir politika izleyerek Türkiye ve Kıbrıs Türk tarafını baskı altına almaya çalışacağı değerlendiriliyor. AB, Cenevre toplantılarına katılmak istemiş ancak Türk tarafı birliğin tarafsız davranmaması nedeniyle bu istemi reddetmişti. Buna karşın AB, 3 üst düzey diplomatını toplantıları gözlemeleri için Cenevre’ye göndermişti.

Rum ve Yunan tarafının, Cenevre sürecinin başarısızlığından Türk tarafını sorumlu tutması ve AB’den buna karşı tavır istemesi yapılan değerlendirmeler arasında. AB’den yapılan açıklamalarda da çözüme ilişkin sürecin yakından takip edileceği vurgulanmış ve bu alanda atılacak adımların Ankara-Brüksel ilişkileri açısından önem taşıdığı kaydedilmişti.

AB’DEN AYRILAN İNGİLTERE, TÜRK TARAFININ ÖNERİLERİNE SICAK

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, toplantılar sırasında İngiltere Dışişleri Bakanı Dominic Raab ile ikili bir toplantı gerçekleştirdi

Adanın garantörlerinden olan İngiltere, özellikle Brexit sonrası Kıbrıs politikasında Türk tarafı lehine ufak değişimlere gitmiş, taraflara ‘yaratıcı ve esnek’ olmaları tavsiyesinde bulunarak mevcut parametrelerin dışında çözüm yollarının denebileceği mesajını vermişti. İngiltere, iki toplum arasındaki düzenlemelerin BM parametrelerinin dışında bulunmasına karşı olmadığını ortaya koydu.

İNGİLTERE’DEN İKİ YENİ ÖNERİ

İngiltere Dışişleri Bakanı Dominic Raab’ın Cenevre toplantısı sırasında iki farlı öneriyi Kıbrıs Türk ve Rum taraflarının dikkatine sunduğu kaydediliyor. İlki ademi merkeziyetçi (decentralized) bir federasyon oluşturulmasını öngörüyor. İkinci öneri ise Kıbrıs Rumları ve Türklerinin karşılıklı olarak birbirlerinin varlıklarını tanımalarını, Kuzey Kıbrıs’ın da AB parçası olarak sayılması ancak uluslararası bir tanınırlığının olmaması fikrine dayanıyor.

İngiltere’nin bundan sonraki süreçte Kıbrıs Türkleri ile ilişkisini daha da yoğunlaştırması ve uygulanan ambargoların hafifletilmesi için bazı adımları atmayı değerlendirdiği de kaydediliyor.

Londra’nın söylemindeki bu değişime Kıbrıs Rum tarafının tepkili olduğu biliniyor. Raab’ın Şubat ayında adaya yaptığı ziyaret sırasında ‘iki kesimli iki toplumlu federasyon’ yerine yaratıcı ve esnek olma önerisinde bulunması Kıbrıs Rum tarafından sıkıntı yaratmıştı.

İNGİLTERE’NİN KKTC’Yİ TANIMAYI DEĞERLENDİRDİĞİ İLERİ SÜRÜLDÜ

Görüşmelerden hemen birkaç gün önce Avrupa Birliği’nden ayrılan ve Kıbrıs konusunda Türkiye ve Yunanistan ile birlikte garantör ülke durumunda bulunan İngiltere ile ilgili ilginç bir iddia gündeme geldi.

Adada iki tane askeri üssü bulunan İngiltere’nin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni (KKTC) tanımayı değerlendirdiği, böyle bir adımın İngiltere ile KKTC arasında doğrudan uçuşların başlamasını sağlayabileceği iddia edildi.

Sunday Express’te yer alan haberde, İngiltere’nin “Cenevre’de yapılacak görüşmelerde Kıbrıs Adası’nı neredeyse 60 yıldır ikiye bölen siyasi krize barışçıl çözüm bulmada ‘tarihi bir fırsat’ sunmaya yardımcı olabileceği” belirtildi.

Hükümet kaynaklarının gazeteye, İngiliz bakanların KKTC’yi resmen bağımsız bir ülke olarak tanımayı değerlendirdiklerini söylediği aktarıldı.

ABD NASIL BİR POLİTİKA İZLEYECEK?

Bu süreçte, Rum ve Yunan hükümetlerinin ABD’de yeni göreve gelen Başkan Joe Biden’dan da tam destek almaya çalışacakları öngörülüyor. Washington’un Türk tarafının ‘iki devletli çözüm’ planına mesafeli olduğu, Kıbrıs Türk tarafının bağımsız bir devlet olarak tanınma girişimlerine karşı olduğu biliniyor.

ABD, Doğu Akdeniz bunalımı sırasında da Türkiye’den tek taraflı eylemlerden kaçınmasını beklediğini dile getirmiş, Güney Kıbrıs’a uyguladığı silah ambargosunu geçici de olsa kaldırmış ve Türkiye’nin tepkisini görmüştü. ABD, Türkiye’den Güney Kıbrıs’ın kıta sahanlığında hidrokarbon faaliyetlerini durdurma ve kapalı Maraş’ın statüsünü değiştirmemesi konusunda uyarılarda bulunmuştu.

Yunanistan’ın ve Güney Kıbrıs’ın hem bu konular hem de genel Türk-Amerikan ilişkilerindeki gerilimden yararlanmak ve ABD’yi tamamen yanına çekmek için çaba sarf edeceği öngörülüyor.

Cenevre’deki Kıbrıs görüşmelerinde ortak zemin bulunamadı

Analiz

AKP sonrası hayal kırıklığı olur mu?

Ekonomide dibe vuruş muhalefetin AKP’ye karşı kullandığı en büyük koz haline geldi. CHP ve İyi Partinin başını çektiği Millet İttifakı bu kozu iyi değerlendirirken, insan hakları ihlalleri ise gündemin gerisinde kaldı. Oysa siyasetçisinden gazetecisine, avukatından memuruna milyonlarca insan, yargı eliyle Cumhuriyet tarihinde eşine az rastlanır mağduriyetler yaşadı. Kötü ekonomi AKP’yi halkın gözünden düşürse de alternatiflerinin hak ihlalleri karşısında umut veremediği görülüyor.

BOLD – CHP ve İyi Parti’nin başını çektiği Millet İttifakı, AKP hükumetinin ekonomik başarısızlığını gündemde tutmayı başarıyor.
Muhalefet sayesinde Türkiye’nin konuştuğu, Merkez Bankasının kayıp 128 milyar dolarlık rezervi, bakanlıklarda ortaya devasa yolsuzluklar, partililerin astronomik maaşları AKP’yi zor durumda bıraktı.
Kötü ekonomi üzerinde yapılan muhalefet başarılı ilerlese de ülkenin tek sorunu ekonomi yönetimi değil. Ne CHP ne de İyi Parti, insan hakları ihlalleri konusunda yeteri kadar politika üretmiyor.
Yüzbinlerce KHK’lı Cumhuriyet tarihinde eşi benzeri görülmeyen hak ihlalleriyle yaşam mücadelesi veriyor.

MECLİS’TE BİLE HAK İHLALİ VAR

Halkın seçtiği milletvekilleri bir sosyal medya paylaşımı yüzünden vekillikleri düşürülüp yaka paça Meclis’ten dışarı atılıyor, tartaklanarak gözaltına alınıyor.
Meclis’teki 3. Büyük partinin lideri yaklaşık 4,5 yıldır 10 milletvekiliyle birlikte hapiste. HDP’nin seçilmiş 48 belediye başkanı mahkeme kararı olmadan görevlerinden el çektirildi. 19 Belediye başkanı ise cezaevine atıldı.
Türkiye, en çok gazetecinin tutuklu olduğu ülkeler listesinde açık ara lider.

VALİLERİN PANDEMİ BAHANESİ

Hak ihlalleri koronavirüs pandemisiyle başka bir boyut kazandı. Çanakkale Cezaevinde olduğu gibi koronavirüsten ölen mahkumlar siyasetin gündemine hiç gelmedi.  İl valileri pandemiyi bahane ederek, kadın hakları aktivistleri, sağlık çalışanları ve muhalefet partilerinin barışçıl protesto gösterilerini yasaklıyor.
Ekrem İmamoğlu’nun türbe ziyaretinde olduğu gibi, kanunda yer almayan suçlardan siyasi rakiplere soruşturmalar açılıyor. Canan Kaftancıoğlu’na 7 yıl önceki paylaşımları yüzünden 10 yıl hapis cezası verildi.
Terör suçlarından yargılanan sanıkları savunan avukatlar, müvekkilleriyle aynı suçlardan tutuklanma ve yargılanma riskiyle karşı karşıya.

MAFYA BİLE ŞİKAYETÇİ

Organize suç örgütü liderliğinden hükümlü Sedat Peker, evine yapılan polis operasyonunda, operasyonun saati, şekli ve basına servis ediliş şekliyle kendisinin, eşinin ve çocuklarının haklarının ihlal edildiğinden şikayet etti.
Hak ihlalleri listesi uzun. Tahribatın büyüklüğü yüzünden muhalefetin sadece ekonomi üzerinden hükumeti köşeye sıkıştırması bile, ilk seçimde yönetim değişikliğine neden olabilir. Fakat AKP’nin mevcut alternatifleri, eylemleri ve söylemleriyle mağduriyetlerin giderilmesi konusunda pek de umut vermiyor.

Türkiye’yi en doğru anlatan tarihi fotoğraf: Turist gören emekçi Türk

Okumaya devam et

Analiz

Türkiye’yi en doğru anlatan tarihi fotoğraf: Turist gören emekçi Türk

Tam kapanma yaşayan Türkiye’de turistlerin kısıtlamalardan muaf olması ve Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun Almanya’daki tarihi aşı gafı tartışması sürüyor. BBC Türkçe servisinin paylaştığı bir fotoğraf ise Türkiye’nin son günlerdeki ‘turist’ tartışmalarının özeti gibi.

BOLD – İki gencin Türk pasaportunun değerinin her yıl daha da gerilemesini eleştiren videosu sosyal medyada viral olmuş, trollerin hedef gösterdiği gençler de gözaltına alınmıştı.

Tam kapanmayla başlayan kısıtlamalar kapsamında turistlik yerlerde denize giren vatandaşlara yönelik denetimler de arttı. Kısıtlamalardan turistler muaf tutuldu. Turistlerle aynı yerde denize giren bir vatandaşa kesilen para cezasıysa uzun süre gündem oldu. Turistlerin kalabalık otel partileri de haber siteleri ve sosyal medyada gündem oldu.

TURİST GÖRENLER AŞILANACAK

Son olarak Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun, Alman Mevkidaşı Heiko Mass ile yaptığı basın toplantısında, “Turistin görebileceği herkesi aşılayacağız” gafı tepkilerin hedefi oldu. Çavuşoğlu, Alman turistlere güvence verme adına kendi vatandaşını aşağılamakla eleştirildi.

BBC Türkçe’nin servis ettiği bir fotoğraf Türk vatandaşlarının içinde bulunduğu durumu özetliyor. Türkiye’de bir restoranda gülerek eğlenen turistlere hizmet eden bir Türk kadın emekçinin mimikleri sosyal medyayı da salladı.

HER ŞEY UTANÇ VERİCİ

Fotoğrafı alıntılayan CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba: “Turistin görebileceği herkesi aşılayacağız” diye memleketin emekçilerini aşağılıyorlar. Resimdeki emekçi kadının yüzü, ifadesi, mimikleri, AKP’nin vatandaşlarımızı ne duruma düşürdüğünün de resmidir. Her şey utanç verici ama” ifadelerini kullandı.

https://twitter.com/veliagbaba/status/1391824084183486476/photo/1

Yeraltı dünyasının ‘Michael’ı ve oğlunu bakın kimler ağırlamış

Okumaya devam et

Analiz

Tayyip Erdoğan yalnızlaşıyor: Derin devlet ittifakları çatırdıyor

Suç örgütü lideri Sedat Peker’in YouTube üzerinden ifşaatları Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın yalnızlığını ortaya çıkardı. “Dostum” dediği Trump’ın ABD başkanlığını kaybetmesiyle tek başına kalan Erdoğan’ın, 17-25 Aralık operasyonlarından sonra kurduğu derin devlet ittifakları da çatırdıyor.

BOLD ANALİZ – Mafya lideri Sedat Peker ‘intikam videoları’ ile eski İçişleri Bakanı Mehmet Ağar’ın üzerinden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı sıkıştırıyor. Damadı Berat Albayrak ve abisi Serhat Albayrak’ı hedef alan Peker, Erdoğan’a “Ben yanarsam, hepinizi yakarım” mesajları yolluyor.

ERDOĞAN’IN TUTUNDUĞU LİDERLER HAPİSTE

İçeride derin devletle sıkıntılı günler geçiren Erdoğan, dışarıda iyi ilişkiler kurduğu ülke liderleri yargılanıyor. Sudan’ı 30 yıl yönettikten sonra devrilen Ömer El Beşir ile Erdoğan’ın ilişkileri de son derece iyiydi. Birleşmiş Milletler’in Beşir ile ilgili çıkardığı yakalama kararına rağmen Erdoğan Beşir’i Türkiye’de ağırladı. 2017 yılında Sudan’a ziyarete giden Erdoğan, Sudan’ın Sevakin Adası’nı kullanmak için Beşir ile anlaşma yaptı. Ancak Beşir bu anlaşmayı hayata geçiremeden darbeyle görevden alındı. Beşir hapse atıldı ve yargılanıyor.

DOSTU THAÇİ LAHEY’DE

Erdoğan ile ilişkileri iyi olan eski Kosova Cumhurbaşkanı Haşim Thaçi önce istifa etmek zorunda kaldı. Son olarak savaş suçları sebebiyle hakim karşısına çıkan Thaçi Lahey’de yargılanıyor.

ERDOĞAN’IN DEĞERSİZ YALNIZLIĞI

Önceki ABD Başkanı Donald Trump ile sık sık telefonla görüşen Erdoğan, yeni ABD Başkanı Joe Biden ile görüşemiyor. Biden, insan hakları ve demokrasiden uzaklaşan Erdoğan ile arasına mesafe koydu.

Doğu Akdeniz’de petrol ve doğalgaz sahaları konusunda Avrupa Birliği ile ters düşen Erdoğan, Türk gemilerini geri çekmek zorunda kaldı. Erdoğan, Libya’ya gönderdiği paralı askerlerle ilgili de Avrupa Birliği’nin tepkisini çekti. Avrupa Birliği ile Türkiye arasındaki müzakereler durdu.

AB İLE İLİŞKİLER MÜLTECİLER SEVİYESİNDE

Almanya öncülüğündeki AB ülkeleri Erdoğan yönetimindeki Türkiye’ye ekonomik yaptırımlar uygulanmasını istiyor. AB ülkeleri ile Erdoğan’ın ilişkileri mülteci akınını durdurması için işliyor. AB mültecileri Türkiye’de tutması için Türkiye’ye para veriyor.

MISIR VE SUUDİ ARABİSTAN GİRİŞİMLERİ

Mısır’da yaşanan askeri darbenin ardından Abdülfettah El Sisi ile 2013 yılından bu yana ilişkileri koparan Erdoğan son 1 yıldır yeniden Sisi ile temas kurmaya çalışıyor. İki ülke Dışişleri Bakanları yetkililerinin yaptığı ilk toplantıdan sonuç çıkmadı.

Erdoğan ile yaşanan kriz sebebiyle Türk mallarına boykot uygulayan Suudi Arabistan ile ticaret durma noktasına geldi. Türkiye’nin Suudi Arabistan’a ihracatı yüzde 98 oranında düştü. Erdoğan, Suudi yönetimiyle yeniden ilişkiler kurmaya çalışıyor. Ancak Suudi Arabistan yönetimi ve Prens Selman Erdoğan’ın taleplerine cevap vermiyor.

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0