Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

Almanya’da aşırı sağcıların işlediği suçlar 20 yılın zirvesinde!

Almanya’da aşırı sağcılar 2020’de 23 bin 604 suç işledi. Bu sayının 2001 yılından bu yana en yüksek seviye olduğuna dikkati çekildi. Bu arada 2018 yılından bu yana onlarca kişiye gönderilen ‘NSU 2.0’ imzalı tehdit mektupları ile ilgili bir kişi gözaltına alındı.

BOLD – Almanya’da aşırı sağcıların 2020’de 23 bin 604 suç işlediği ve bunun, son 20 yılın en yüksek seviyeye ulaştığı belirtildi.

‘2020 Siyasi Suçlar Raporu’ tanıtımında konuşan Almanya İçişleri Bakanı Horst Seehofer, tüm aşırılıkların Alman toplumu için tehdit olduğunu belirterek “Aşırı sağ ülkemizde güvenliğe yönelik en büyük tehdit olmaya devam ediyor.” dedi.

2020 yılında 23 bin 604 aşırı sağcı suçun istatistiklere girdiğini kaydeden Seehofer, bunun 2001 yılından bu yana en yüksek seviye olduğuna dikkati çekti.

Bakan Seehofer, aşırı sağcıların şiddete dönüşen eylemlerinin, bir önceki yıla göre yüzde 10,8 artarak 1092’ye yükseldiğini de vurguladı.

NSU İMZALI TEHDİT MEKTUPLARI

Almanya’da 2018 yılından bu yana onlarca kişiye gönderilen ‘NSU 2.0’ imzalı ölüm tehdidi içeren aşırı sağcı mektupları yazıp yolladığı iddia edilen bir kişi gözaltına alındı.

Frankfurt Savcılığı ve Hessen Eyaleti Emniyet Teşkilatı’ndan yapılan açıklamada, bir evde yapılan aramanın ardından gözaltına alınan zanlının 53 yaşında işsiz bir Alman vatandaşı olduğu bildirildi.

Berlin’de bir evde gözaltına alınan zanlının geçmişte çok sayıda aşırı sağcı suçtan yargılanarak, mahkeme tarafından çeşitli cezalara çarptırıldığı bildirildi. Şüphelinin hayatının hiçbir döneminde polis teşkilatında görev almadığı vurgulandı.

‘NSU 2.0’ imzalı 115 mektup kamuoyunca bilinen 32 kişiye ve 60 kuruma gönderilmişti.

ADRESLER POLİS BİLGİSAYARINDAN

Almanya’da 8’i Türk, toplam 10 kişiyi katleden Nasyonal Sosyalist Yeraltı (NSU) terör örgütü davasının müdahil avukatlarından Yıldız da 2018 ve 2019 yıllarında ‘NSU 2.0’ imzalı ölüm tehdidi içerikli mektuplar almıştı.

Yapılan soruşturma kapsamında mektuplar gönderilmeden kısa bir süre önce Frankfurt’taki bir karakolun bilgisayarından avukatın bilgisayarına girilip özel bilgilerin çalındığı tespit edilmişti.

Mektupların ardından inceleme başlatan Hessen Eyalet İçişleri Bakanlığı, 40 polis hakkında aşırı sağ saikli suçlarla ilişkileri oldukları gerekçesiyle soruşturma başlatmış, 5 polis açığa alınmıştı.

Hessen Eyalet Emniyet Müdürü Udo Münch, tehdit mektuplarının gönderildiği kişilere dair adres bilgilerinin polise ait bilgisayarlardan elde edildiğinin ortaya çıkması üzerine görevinden istifa etmişti.

10 KİŞİ HAYATINI KAYBETMİŞTİ

Almanya’da 2000-2007 yılları arasında Nasyonal Sosyalist Yeraltı (NSU) adlı terör örgütünün düzenlediği saldırılarda 8 Türk, bir Yunan asıllı kişi ile bir Alman polisi toplam 10 kişi hayatını kaybetmişti.

NSU terör örgütü 2011 yılında çökertildi. Örgütün 2 erkek üyesi intihar ederken, hayatta kalan Beate Zschape 2018 yılında ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.

Alman kamuoyu, NSU adlı aşırı sağcı terör örgütünün varlığından sekiz yıl önce 4 Ekim 2011 tarihinde haberdar olmuştu.

Üçlü terör hücresinin iki üyesi Uwe Mundlos ve Uwe Böhnhardt’ın başarısız bir banka soygununun ardından bir karavanda ölü bulunmuş, intihar ettikleri açıklanmıştı.

Örgütün üçüncü üyesi Beate Zschäpe ise Uwe Mundlos ve Uwe Böhnhardt ile Zwickau’da birlikte yaşadıkları daireyi ateşe vermiş ve birkaç gün sonra da polise teslim olmuştu.

Patlak veren ırkçı terör skandalı Alman siyasetinde, kamuoyunda ve Almanya’daki Türk toplumunda büyük sarsıntıya yol açmıştı.

NATO’dan Avrupa ve Alaska’da Rusya’ya karşı dev tatbikat

Dünya

İngiltere’de bir yıldır ilk kez Kovid-19 kaynaklı ölüm yaşanmadı

Aşılamada dünyada en başarılı ülkeler arasında gösterilen İngiltere’de bir yıldır ilk defa Kovid-19 kaynaklı ölüm yaşanmadı. Koronavirüs tedbirlerini aşamalı olarak gevşeten İngiltere, tribünleri taraftarlara açmayı planlıyor.

BOLD – Pazartesi günü Kovid-19 kaynaklı ölümlerin son bir senedir ilk defa yaşanmadığı İngiltere’de spor severlere sevindirici haber geldi.

Pandemi kısıtlamalarının hafifletilmesinde 17 Mayıs’ta üçüncü aşamaya geçecek ülkede Başbakan Boris Johnson, tribünlerin yeniden seyircilerine kavuşacağını açıkladı.

“Sınırlı kapasite şartıyla turnikelerin yeniden döneceğini” ifade eden Başbakan Johnson, ilk etapta her maç için en fazla 10 bin kişi kabul edileceğini belirtti.

Daha düşük kapasiteli açık hava spor müsabakalarında bu sayı 4 binle, kapalı spor salonlarında ise binle sınırlı kalacak.

17 Mayıs’tan itibaren sinema, tiyatro ve müzeler de yeniden açılırken, restoran ve barlar ise iç mekanlarda müşteri kabul etmeye başlayacak.

İngiltere’de koronavirüs kısıtlamalarının hafifletilmesi kapsamında ikinci adım 12 Nisan’da atılmış, ülkedeki tüm mağaza, spor salonu, kuaför, kütüphane ve açık hava restoranları açılmıştı.

İngiltere’de Kovid-19 ile ilgili tüm kısıtlamaların 21 Haziran’da kaldırılması bekleniyor.

BioNTech’in çocuk korona aşısına ABD’den onay çıktı

Okumaya devam et

Dünya

Turizm sektörünü kurtaracak balon

Koronanın turizm üzerindeki yıkıcı etkisini kırmak isteyen devletler, ‘seyahat balonları’ oluşturmaya başladı. Pandemiyi kontrol altında tutan iki veya daha fazla ülke, kısıtlamaları azaltarak aralarındaki seyahate izin veriyor. Avustralya, Yeni Zelanda, Singapur, Hong Kong ve Tayvan sisteme öncülük ediyor.

BOLD – Koronavirüs pandemisinden en büyük zararı turizm sektörü gördü. Küresel seyahat endüstrisi gelirleri, 2020’de 2019’a kıyasla yüzde 49 azaldı, seyahat endüstrisinde çalışan kişi sayısı 334 milyondan 272 milyona düştü. Pek çok hükumet, hem iş hem de eğlence amaçlı turizmi yeniden canlandırmak amacıyla ‘seyahat balonları’ oluşturmayı düşündü.

SEYAHAT BALONU NEDİR?

The Economist’in haberine göre pandemiyi bir dereceye kadar kontrol altına alan iki veya daha fazla ülkenin minimum kısıtlamalarla birinden diğerine seyahate izin vermesine ‘seyahat balonu’ adı veriliyor.

Avustralya ve Yeni Zelanda’yı birbirine bağlayan seyahat balonu şu an aktif olarak çalışıyor. Kasım ayında Singapur ve Hong Kong kendi balonları üzerinde anlaştılar ancak Hong Kong pandemide üçüncü dalgayı yaşamaya başlayınca balon daha kimse kullanamadan patladı.

Hong Kong-Singapur şablonu, yine de seyahat balonlarının çalışması için gereken temel ilkeler hakkında iyi bir fikir sunuyor. Birinci ilke, eşleştirilmiş ülkelerde benzer sayıda vaka görülmesi. İkincisi, ülkelerin test uygulamasına güven duyulması. Örneğin Hong Kong, yolcuların uçağa binerken yanlış negatif testler ibraz etmesi sonucu Hindistan’dan gelen uçuşları yasakladı. Üçüncü ilke, vakaların artmaya başlaması durumunda balonu hızla kapatma protokolleri hazır bir mekanizmaya sahip olmak.

AŞI PASAPORTU ŞARTI ARANABİLİR

Seyahat balonu kavramını gittikçe daha fazla ülke deniyor. Örneğin Tayvanlılar, Nisan başından beri küçük bir Pasifik adası olan Palau’yu ziyaret edebiliyor, ancak tur gruplarından çıkmamaları ve belirlenmiş otellerde kalmaları gerekiyor. 19 Nisan’da başlayan, Avustralya ve Yeni Zelanda’yı birbirine bağlayan balonda artık yolcuların uçmadan önce test edilmeleri bile gerekmiyor.

Gelecekteki balonlarda, yolcuların aşı pasaportu sahibi olması şartı aranabilir. Yine de dünya önemli düzeyde aşılama düzeyine ulaşmadan önce dahi, özellikle ekonomisi turizme bağımlı ülkeler riskli de olsa seyahat balonlarını daha fazla denemeye başlayabilir.

Okumaya devam et

Dünya

Avrupalı 24 bakandan Türkiye’ye ‘İstanbul Sözleşmesi’ çağrısı

Avrupa Birliği ülkelerinden 24 bakan, Türkiye’yi İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararını yeniden gözden geçirmeye, imzacı olmayan Avrupa Konseyi üyesi ülkelerini de bir an evvel anlaşmayı onaylamaya davet etti.

BOLD – Avrupa Birliği ülkelerinden 24 bakan, İstanbul Sözleşmesi’nin imzalanmasının 10’uncu yıldönümü dolayısıyla bir makale yayınladı. Bakanlar Türkiye’yi “sözleşmeden çekilme kararını” yeniden gözden geçirmeye, imzacı olmayan Avrupa Konseyi üyesi ülkelerini de bir an evvel anlaşmayı onaylamaya davet etti.

Avrupa Birliği üyesi 14 ülkeden 24 bakan, 11 Mayıs 2011’de İstanbul’da imzaya açılan Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi’nin 10’uncu yıldönümü dolayısıyla, Fransız Le Monde gazetesinde ortak bir makale yayınladı.

İstanbul Sözleşmesi’nin 1990’lı yıllarda başlayan bir dizi Avrupa girişiminin sonucu olduğu vurgulanan makalede, 1 Ağustos 2014’te yürürlüğe giren sözleşmeyi bugüne kadar 33 ülkenin imzaladığı, onayladığı ve uyguladığı vurgulandı. Kadına yönelik şiddetle mücadelede kapsamlı bir yaklaşım sunan ilk yasal ve bağlayıcı metin olan sözleşmeye imza atan ülkelerden 11’inin onaylamadığı, son olarak bir ülkenin ise (Türkiye) çekildiği belirtildi.

İstanbul Sözleşmesi’nin son dönemde eşi görülmemiş bir yanlış yorumlanma ve dezenformasyon ile karşı karşıya kaldığı vurgulanan makalede, “Sözleşmeyi İstanbul’da imzalayan ilk ülke olan Türkiye’nin bu adımı, endişelerimizin ne kadar yerinde olduğunu göstermiştir. Türkiye’de ve başka yerlerde kadın ve kız çocuklarıyla dayanışmamızı ifade etmek istiyoruz. Türkiye’yi bu kararını yeniden gözden geçirmeye davet ediyoruz. Avrupa Konseyi üye devletlerini de bu tarihi anlaşmayı imzalamaya ve onaylamaya çağırıyoruz.” ifadeleri kullanıldı.

Makaleye Almanya, Fransa, Belçika, Hollanda, Lüksemburg, İtalya, İspanya, İrlanda İsveç, Norveç, Finlandiya, Danimarka, Avusturya ve Estonya’dan dışişleri ve eşitlik bakanları başta olmak üzere birçok bakan imza attı.

TÜRKİYE İLK İMZALAYAN VE ONAYLAYAN ÜLKE

AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla Resmi Gazete’de 20 Mart’ta yayımlanan Karar’a göre, Bakanlar Kurulu Kararı ile 2011’de onaylanan ‘Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi’ feshedildi.

Avrupa Konseyinin ‘Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi’ İstanbul’da imzalandığı için uluslararası camiada ‘İstanbul Sözleşmesi’ olarak biliniyor.

Türkiye, 2011 yılında kabul edilen İstanbul Sözleşmesi’ni ilk imzalayan ve onaylayan ülkeydi. Toplamda 46 imzacısı bulunan Sözleşme, 11 ülkenin onayıyla 1 Ağustos 2014’te yürürlüğe girmiş ve Temmuz 2019 itibariyle 34 devlet ve Avrupa Birliği tarafından da onaylanmıştı.

ÇEKİLEN İLK ÜLKE TÜRKİYE

Sözleşme, uluslararası hukukta kadına karşı şiddetin, kadın erkek eşitsizliğinin ve kadınlara karşı yapılan ayrımcılığın sonuçları olduğuna vurgu yapan ilk sözleşme olma özelliğine sahip.

Türkiye, söz konusu anlaşmayı imzaladıktan sonra, anlaşmadan çekilen ilk ülke oldu.

Sözleşmenin en erken yürürlüğe girdiği ülkeler Türkiye’nin yanı sıra Arnavutluk, Andorra, Avusturya, Bosna Hersek, Danimarka, İtalya, Karadağ, Portekiz, Sırbistan, İspanya oldu.

Avrupa Birliği ise sözleşmeyi 13 Haziran 2017 tarihinde imzaladı.

İstanbul Sözleşmesi’ni imzalayan Avrupa Konseyi üyesi bazı devletler, onu onaylamayarak uygulamaya koymadı.

Macaristan, Bulgaristan, Slovakya ve Letonya gibi bazı ülkeler İstanbul Sözleşmesini onaylamayı reddediyor.

SÖZLEŞMENİN AMACI NEDİR?

İstanbul Sözleşmesi kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddetle çok yönlü mücadele amacıyla hazırlandı.

Taraf devletlerden beklenen öncelikli olarak kadınları her türlü şiddete karşı korumak ve kadına karşı şiddeti ve aile içi şiddeti önlemek, kovuşturmak ve ortadan kaldırmak; şiddet mağduruna ve failine karşı destek politikaları oluşturmak.

Sözleşme kapsamında taraf devletlerin tüm ilgili organlar, kurumlar ve örgütlerle iş birliği içerisinde olması ve koordinasyon biriminin kurulması öngörülüyor.

Bunun yanında kadına karşı şiddet ve aile içi şiddetin tüm mağdurlarının korunması ve bunlara yardım edilmesi için kapsamlı bir çerçeve, politika ve tedbirler tasarlamak da sözleşmenin amaçları arasında.

Sedat Peker Kıbrıs’ı da karıştırdı

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0