Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

Mısır, Fransa’dan 24 savaş uçağının ardından 30 savaş uçağı daha alıyor

Daha önce Fransa’dan 24 savaş uçağı alan Mısır Savunma Bakanlığı, 30 Rafale savaş uçağı daha almak için Fransa’yla anlaşma imzalandığını açıkladı. İnsan hakları örgütleri ise Mısır’ın insan hakları karnesi nedeniyle satışa tepkili.

BOLD – Mısır’ın Fransa’dan 30 adet Rafale savaş uçağı satın almasına ilişkin anlaşma imzalandı.

Mısır Silahlı Kuvvetler Sözcüsü Tamir Muhammed Rifai, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, Mısır Silahlı Kuvvetleri ile Fransız Dassault Havacılık Şirketi arasında anlaşma imzalandığını duyurdu.

Rifai, 30 Rafale savaş uçağının satışına ilişkin anlaşmanın, en az 10 yıl vadeli finansman kredisi yoluyla yapıldığını kaydetti. Sözcü açıklamasında, 2015 yılında da iki ülke arasında 24 adet Rafale savaş uçağı alımı için bir anlaşma yapıldığını hatırlattı.

Mısır resmi makamlarının daha önceki açıklamalarına göre, 2015’te yapılan anlaşma gereği 24 adet Rafale savaş uçağı, 2015-2019 arasında Mısır Silahlı Kuvvetleri’ne teslim edildi.

Fransız Rafale B savaş uçağı

3,75 MİLYAR EUROLUK ANLAŞMA

İlk olarak araştırmacı gazetecilik sitesi Disclose tarafından Pazartesi günü ortaya atılan iddia böylece resmen kabul edildi.

Disclose satışın Nisan sonunda kararlaştırıldığını, bugün Mısır heyetinin Paris ziyareti sırasında imzaların atılabileceğini ve 3,75 milyar euro karşılığında gerçekleşeceğini yazmıştı.

Mısır anlaşmanın maddi boyutu hakkında bir açıklama yapmadı. Bakanlık bunun 10 yıllık bir krediyle ödeneceğini söylemekle yetindi.

Fransa Ocak ayında da Yunanistan’a 2,5 milyar euro karşılığında 18 Rafale uçağı sattı.

İNSAN HAKLARI ÖRGÜTLERİ TEPKİLİ

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Aralık ayındaki bir konuşmasında Mısır’a silah satışını insan hakları koşullarına bağlamak istemediğini çünkü öylesi bir adımın Kahire’nin ‘bölgedeki terörizmle mücadelesine zarar verebileceğini’ söylemişti.

İnsan Hakları İzleme Örgütü Fransa Direktörü Benedicte Jeannerod anlaşmayı “Sisi hükumeti Mısır’da son on yılların en kötü baskı dönemini yaşatıp terörizmle mücadele adı altında ciddi insan hakları ihlallerine imza atarken yapılan bu mega silah anlaşmasıyla, Fransa bu tür politikaları cesaretlendiriyor” sözleriyle eleştirdi.

Suriye’de seçim: 51 adaydan Esad dışında 2 kişiye izin çıktı

Dünya

Avrupalı 24 bakandan Türkiye’ye ‘İstanbul Sözleşmesi’ çağrısı

Avrupa Birliği ülkelerinden 24 bakan, Türkiye’yi İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararını yeniden gözden geçirmeye, imzacı olmayan Avrupa Konseyi üyesi ülkelerini de bir an evvel anlaşmayı onaylamaya davet etti.

BOLD – Avrupa Birliği ülkelerinden 24 bakan, İstanbul Sözleşmesi’nin imzalanmasının 10’uncu yıldönümü dolayısıyla bir makale yayınladı. Bakanlar Türkiye’yi “sözleşmeden çekilme kararını” yeniden gözden geçirmeye, imzacı olmayan Avrupa Konseyi üyesi ülkelerini de bir an evvel anlaşmayı onaylamaya davet etti.

Avrupa Birliği üyesi 14 ülkeden 24 bakan, 11 Mayıs 2011’de İstanbul’da imzaya açılan Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi’nin 10’uncu yıldönümü dolayısıyla, Fransız Le Monde gazetesinde ortak bir makale yayınladı.

İstanbul Sözleşmesi’nin 1990’lı yıllarda başlayan bir dizi Avrupa girişiminin sonucu olduğu vurgulanan makalede, 1 Ağustos 2014’te yürürlüğe giren sözleşmeyi bugüne kadar 33 ülkenin imzaladığı, onayladığı ve uyguladığı vurgulandı. Kadına yönelik şiddetle mücadelede kapsamlı bir yaklaşım sunan ilk yasal ve bağlayıcı metin olan sözleşmeye imza atan ülkelerden 11’inin onaylamadığı, son olarak bir ülkenin ise (Türkiye) çekildiği belirtildi.

İstanbul Sözleşmesi’nin son dönemde eşi görülmemiş bir yanlış yorumlanma ve dezenformasyon ile karşı karşıya kaldığı vurgulanan makalede, “Sözleşmeyi İstanbul’da imzalayan ilk ülke olan Türkiye’nin bu adımı, endişelerimizin ne kadar yerinde olduğunu göstermiştir. Türkiye’de ve başka yerlerde kadın ve kız çocuklarıyla dayanışmamızı ifade etmek istiyoruz. Türkiye’yi bu kararını yeniden gözden geçirmeye davet ediyoruz. Avrupa Konseyi üye devletlerini de bu tarihi anlaşmayı imzalamaya ve onaylamaya çağırıyoruz.” ifadeleri kullanıldı.

Makaleye Almanya, Fransa, Belçika, Hollanda, Lüksemburg, İtalya, İspanya, İrlanda İsveç, Norveç, Finlandiya, Danimarka, Avusturya ve Estonya’dan dışişleri ve eşitlik bakanları başta olmak üzere birçok bakan imza attı.

TÜRKİYE İLK İMZALAYAN VE ONAYLAYAN ÜLKE

AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla Resmi Gazete’de 20 Mart’ta yayımlanan Karar’a göre, Bakanlar Kurulu Kararı ile 2011’de onaylanan ‘Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi’ feshedildi.

Avrupa Konseyinin ‘Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi’ İstanbul’da imzalandığı için uluslararası camiada ‘İstanbul Sözleşmesi’ olarak biliniyor.

Türkiye, 2011 yılında kabul edilen İstanbul Sözleşmesi’ni ilk imzalayan ve onaylayan ülkeydi. Toplamda 46 imzacısı bulunan Sözleşme, 11 ülkenin onayıyla 1 Ağustos 2014’te yürürlüğe girmiş ve Temmuz 2019 itibariyle 34 devlet ve Avrupa Birliği tarafından da onaylanmıştı.

ÇEKİLEN İLK ÜLKE TÜRKİYE

Sözleşme, uluslararası hukukta kadına karşı şiddetin, kadın erkek eşitsizliğinin ve kadınlara karşı yapılan ayrımcılığın sonuçları olduğuna vurgu yapan ilk sözleşme olma özelliğine sahip.

Türkiye, söz konusu anlaşmayı imzaladıktan sonra, anlaşmadan çekilen ilk ülke oldu.

Sözleşmenin en erken yürürlüğe girdiği ülkeler Türkiye’nin yanı sıra Arnavutluk, Andorra, Avusturya, Bosna Hersek, Danimarka, İtalya, Karadağ, Portekiz, Sırbistan, İspanya oldu.

Avrupa Birliği ise sözleşmeyi 13 Haziran 2017 tarihinde imzaladı.

İstanbul Sözleşmesi’ni imzalayan Avrupa Konseyi üyesi bazı devletler, onu onaylamayarak uygulamaya koymadı.

Macaristan, Bulgaristan, Slovakya ve Letonya gibi bazı ülkeler İstanbul Sözleşmesini onaylamayı reddediyor.

SÖZLEŞMENİN AMACI NEDİR?

İstanbul Sözleşmesi kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddetle çok yönlü mücadele amacıyla hazırlandı.

Taraf devletlerden beklenen öncelikli olarak kadınları her türlü şiddete karşı korumak ve kadına karşı şiddeti ve aile içi şiddeti önlemek, kovuşturmak ve ortadan kaldırmak; şiddet mağduruna ve failine karşı destek politikaları oluşturmak.

Sözleşme kapsamında taraf devletlerin tüm ilgili organlar, kurumlar ve örgütlerle iş birliği içerisinde olması ve koordinasyon biriminin kurulması öngörülüyor.

Bunun yanında kadına karşı şiddet ve aile içi şiddetin tüm mağdurlarının korunması ve bunlara yardım edilmesi için kapsamlı bir çerçeve, politika ve tedbirler tasarlamak da sözleşmenin amaçları arasında.

Sedat Peker Kıbrıs’ı da karıştırdı

Okumaya devam et

Dünya

İsrail’in Gazze’ye hava saldırılarında 9’u çocuk 24 kişi hayatını kaybetti

İsrail polisi ile Filistinliler arasında Mescid-i Aksa’da yaşanan olayların üçüncü gününde, gerilim Gazze Şeridi’ne sıçradı. Hamas, İsrail topraklarına 300 roket atarken, İsrail hava operasyonlarıyla karşılık verdi. İsrail’in hava saldırılarında 9’u çocuk en az 24 kişinin yaşamını yitirdiği açıklandı.

BOLD – Kudüs’te yükselen gerilim bölgenin geneline yayıldı. Gazze’den İsrail’e 300’den fazla roket atıldı. İsrail ise Gazze’de 130 ‘askeri hedefi’ vurduğunu, 15 ‘Hamas ve İslami Cihad militanın’ öldürüldüğünü açıkladı. İsrail’in hava saldırılarında 9’u çocuk biri yaşlı kadın en az 24 kişinin yaşamını yitirdiği açıklandı.

Son 24 saatte Mescid-i Aksa ve çevresinde İsrailli güvenlik güçleriyle Filistinliler arasındaki çatışmalar da 700’den fazla kişinin yaralandığı bunlardan 500’ünün hastanede tedavi gördüğü belirtiliyor.

ÇATIŞMALAR GAZZE’YE SIÇRADI

İsrail ve Gazze arasında Pazartesi akşam ve Salı sabahı karşılıklı roket ve hava saldırıları yaşandı.

İsrail ordusu Gazze’de 130 ‘askeri hedefi’ vurduğunu ve 15 ‘Hamas ve İslami Cihad militanın’ saldırılarda öldürüldüğünü açıkladı.

İsrail’in hava saldırılarında dokuzu çocuk biri yaşlı kadın 24 kişinin yaşamını yitirdiği bildirildi.

Gazze’deki Hamas militanları, İsrail güvenlik güçlerinin Mescid-i Aksa’daki Filistinlilere müdahalesi nedeniyle İsrail’e yönelik roket saldırıları düzenledi. Hamas ve diğer grupların Gazze’den 300’den fazla roket attığı belirtilirken, İsrail’in Demir Kubbe Hava Savunma Sistemi roketlerin çoğunu havada imha etti. İsrail ordusu Salı sabahı roket saldırılarında altı İsrailli sivilin yaralandığını duyurdu.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu da Kudüs Günü etkinlikleri kapsamında katıldığı programda, Hamas’ın ‘kırmızı çizgiyi aştığını’ ve büyük bir şiddetle karşılık vereceklerini belirtti.

Hamas lideri İsmail Haniye, Salı sabahı erken saatte yaptığı açıklamada, ‘İsrail, Kudüs’te ve Mescid-i Aksa’daki tüm terör sahnelerine son verene dek’ roket saldırılarının süreceğini söyledi.

KUDÜS GÜNÜ GERİLİMİ

Günlerdir süren olayların, İsraillilerin ‘Kudüs Günü’ kutlamasına denk gelmesi gerginliği daha da artırdı. Birçok İsrailli, İsrail’in Doğu Kudüs’ü işgal ettiği, 1967’deki Altı Gün Savaşı’nın yıldönümüne denk gelen günü İbrani takvimine göre ‘Kudüs Günü’ olarak kutluyor. Bu yıl bu takvime göre Kudüs günü 9-10 Mayıs’a denk geliyor.

Kudüs’teki gerginlik nedeniyle İsrail yönetimi pazartesi günü Yahudilerin ‘Kudüs Günü’ nedeniyle düzenlediği ‘bayrak yürüyüşü’ rotasını değiştirmek zorunda kaldı.

İsrail yönetimi, Yahudilerin bayrak yürüyüşünün Doğu Kudüs’ün Eski Şehir bölgesinde bulunan Şam Kapısı’ndan yapılması planında geri adım attı. Güvenlik kurumlarının verdiği tavsiye sonucu, Yahudilerin yürüyüş için Şam Kapısı yerine Yafa Kapısı’ndan girmesi kararlaştırıldı.

Rotanın değişmesiyle Yahudilerin, Kudüs günü kapsamında yapacağı bayrak yürüyüşünde Eski Şehir’in Müslümanlara ait bölgelerinden geçmesi de engellenmiş oldu.

MESCİD-İ AKSA’NIN BAHÇESİNDEKİ AĞAÇLAR TUTUŞTU

Son 24 saatte Mescid-i Aksa ve çevresinde İsrailli güvenlik güçleriyle Filistinliler arasındaki çatışmalar da 700’den fazla kişinin yaralandığı bunlardan 500’ünün hastanede tedavi gördüğü belirtiliyor.

Gerginlik zaman zaman cami içerisine de taşınırken gece saatlerinde Mescid-i Aksa avlusunda yer alan ağaçlar tutuştu.

Mescid-i Aksa’daki ağaçların tutuştuğu sırada Ağlama Duvarı önünde  ‘Kudüs Günü’ kutlaması yapan Yahudilerin sevinç gösterileri yapması sosyal medyada büyük tepki çekti.

İsrail Başbakanlık Sözcüsü Ofir Gendelman, olayları “planlı bir isyan” olarak tanımladı. Filistin lideri Mahmud Abbas ise Mescid-i Aksa’ya çevresindeki olayları, ‘uluslararası kamuoyunun önündeki yeni bir sınav’ olarak niteledi.

Doğu Kudüs’teki gerginlik, Nisan ayının son haftasında Filistinlilerin Ramazan geleneği olan, oruçlarını eski kentin Şam Kapısı’nın merdivenlerinde açmalarının engellenmesiyle başlamıştı.

Ayrıca Filistinliler, Şeyh Cerrah Mahallesi’nde 30’dan fazla ailenin evlerinden tahliye edilmesi planına tepki gösteriyor.

FİLİSTİN GENELİNDE OLAYLAR

Kudüs ve Gazze’deki gerginlik bölgedeki birçok kente de yayıldı.

Tel Aviv’in güneydoğusundaki Lod kentinde İsrailli silahlı bir kişinin ateş açması sonucu yaralanan 3 Filistinliden biri hayatını kaybetti.

İsrail güçlerinin, Batı Şeria’da İsrail’in Kudüs ve Gazze’deki saldırılarını protesto etmek için düzenlenen yürüyüşlere müdahale etmesi sonucu ise 13 Filistinli yaralandı.

GERİLİMİ AZALTMA ÇABALARI

Yaşanan gerilimi azaltmak için Türkiye’nin de aralarında olduğu ülkeler bölge liderleri ile temaslar kuruyor.

AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ürdün Kralı 2. Abdullah ve Kuveyt Emiri Şeyh Nevvaf ile telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Mısır ve Katar’ın da gerginliği azaltmak için devrede olduğunu belirtiyor.

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Hamas tarafından düzenlenen roket saldırılarını kınadı ve ‘hemen durdurulması’ çağrısı yaptı.

Blinken açıklamasında, “Tüm taraflar gerilimi azaltmalı ve yatıştırıcı adımlar atmalı” dedi.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin pazartesi günkü acil toplantısından sonra bir açıklama yapılmadı. ABD’nin kamuoyu önünde yapılacak açıklamaların ters etki yapacağı endişesi taşıdığı belirtiliyor.

Avrupa Birliği (AB), Doğu Kudüs dahil işgal altındaki Batı Şeria ve Gazze’de şiddetin durması gerektiğini belirterek, “taraflara gerginliği düşürme’ çağrısında bulundu.

Doğu Kudüs’te yaşananların perde arkası: Bölge neden önemli?

Okumaya devam et

Dünya

BioNTech’in çocuk korona aşısına ABD’den onay çıktı

ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) BioNTech/Pfizer aşısının 12-15 yaş grubuna uygulanmasına onay verdi. Başkan Biden gelişmeyi, virüsle mücadelede çok umut verici bir adım olarak tanımladı.

BOLD – Dünyanın birçok ülkesinde koronavirüs salgını ile mücadelede aşılama kampanyalarına hız verilirken, ABD’den BioNTech/Pfizer aşısının 12-15 yaş arası çocuklar için kullanımına onay geldi. ABD Başkanı Joe Biden, “Virüsle mücadelemizde çok umut verici bir adım. Eğer çocuğunu korumak ve aşı olmasını isteyen bir ebeveynseniz bugünkü karar size bu hedefe bir adım daha yaklaştıracak. Tünelin ucundaki ışık büyüyor ve bugün daha da parlak” dedi.

MÜCADELEDE ÖNEMLİ BİR ADIM

Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) daha önce BioNTech/Pfizer aşısının 16 yaş ve üstü yetişkinlere uygulanması için acil kullanım onayı vermişti. FDA yetkilisi Janet Woodcock yaptığı açıklamada gelişmeyi “Kovid-19 ile mücadelede önemli bir adım” olarak niteledi. Woodcock “Daha genç nüfusun Covid-19’dan korunması normale dönmeye ve pandeminin son ermesine bizi daha da yaklaştıracak. Ebeveynler FDA’nın Covid-19 aşılarına verilen bütün acil onaylarda olduğu gibi mevcut bütün verileri titiz ve kapsamlı bir şekilde incelediğinden emin olabilirler” diye konuştu.

FDA, 1 Mart 2020-30 Nisan 2021 tarihleri arasında ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi’ne (CDC) 11-17 yaş grubunda 1,5 milyon Kovid-19 vakası tespit edildiği bilgisinin ulaştığına dikkat çekti.

FDA yetkilisi Peter Marks da gelişmeye dair “Covid-19 pandemisinin yarattığı kamusal sağlık yükünü hafifletmede daha genç nüfusun aşılanması için bir aşıya onay vermek kritik bir adım” ifadelerini kullandı. Koronavirüs hastalığının seyri çocuklarda daha hafif olsa da hastalığa karşı daha savunmasız yetişkinlere bulaşma riski bulunuyor.

GÜVENLİ VE YÜKSEKDERECEDE ETKİLİ

BioNTech/Pfizer Mart ayında 12 ila 15 yaş arası 2 bin 260 kişi üzerinde iki doz uygulanan aşılarının güvenli ve yüksek derecede etkili olduğunu açıklamıştı.

Biden geçen hafta aşılamanın 12-15 yaş arasını kapsamasının önemine dikkat çekmiş, yetkililerin onay gelir gelmez “derhal hareket etmeye hazır” olduğunu söylemişti. ABD’de 20 bin eczane de ergenlik dönemindeki gençlere aşı yapmaya hazırlanıyor. Bu yaş aralığındaki bireyler için aşılar çocuk doktorlarına da gönderilecek. Moderna ve Johnson & Johnson aşıları da FDA’dan acil onay almıştı ancak 18 yaş ve üstüne uygulanabiliyor.

ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi’ne (CDC) göre ülkede nüfusun 18 yaş üstündeki yüzde 58’ine en az bir doz aşı uygulanırken, yüzde 44’üne ikinci doz da uygulanmış durumda bulunuyor.

Yüksek risk grubu 65 yaş ve üstü grubun yüzde 83’üne ilk doz, yüzde 71’ine ise iki doz aşı uygulandı. Aralık ayı ortasında başlayan aşılama seferberliği kapsamında 330 milyon nüfuslu ABD’de 261 milyon doz aşı uygulandı.

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0