Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

İsrail güvenlik güçleri, Kadir Gecesi’nde de Filistinlilere müdahale etti

Kudüs’te Mescidi Aksa yakınlarında Cuma akşamı Filistinli protestocularla İsrail polisi arasında başlayan çatışmalar, Kadir Gecesi’nde ve Pazar sabahı da devam etti. Olaylarda 100 kişi yaralandı. Cumartesi gecesi yaşanan çatışmalarda da 205 Filistinli ve 18 İsrail polisi yaralanmıştı.

BOLD –  Doğu Kudüs’te Mescid-i Aksa çevresinde İsrailli güvenlik güçlerinin Filistinlilere müdahalesi sonrasında çıkan olaylar Cumartesi gecesi ve Pazar sabahı da de devam etti. Olaylarda 100 kişinin yaralandığı bildirildi.

İsrail polisinin Cuma gecesi Mescid-i Aksa’nın içine girerek gerçekleştirdiği müdahalede 205 Filistinli yaralanmıştı.

KADİR GECESİ’NDE 90 KİŞİ YARALANDI

Çok sayıda Filistinli Kadir Gecesi münasebetiyle geldikleri Mescid-i Aksa’da teravih namazını kıldıktan sonra Şam Kapısı’nda toplandı.

Bölgede tansiyonun artması üzerine İsrail polisi, Şam Kapısı önündeki oturma alanında bulunan Filistinlilere ses bombalarıyla ve plastik mermilerle müdahale etti.

İsrail polisi, daha sonra da Şam Kapısı yakınındaki caddede toplanan Filistinlilere toplumsal olaylara müdahale aracından tazyikli su sıktı. Birçok kişinin gözaltına alındığı belirtildi.

Olaylarda 90 kişinin yaralandığı bildirildi. İsrail radyosu, Filistinli doktorlardan aldığı bilgilere dayandırdığı haberinde, yaralananlardan 16’sının hastaneye kaldırıldığını açıkladı.

İsrail radyosu hafta sonunda Ramazan ayının son hafta sonunda dua etmek için 90 binden fazla Müslümanın Mescid-i Aksa çevresinde toplandığını duyurdu.

Dün gece yaşanan şiddet olayları, Cuma gecesine göre daha azdı. Cuma gecesi yaşanan olaylarda polis göstericilere karşı plastik mermi kullanmış, olaylarda en az 205 Filistinli ve 18 İsrail polisi yaralanmıştı. Olaylarda İsrail 15 Filistinlinin gözaltına alındığını açıklamıştı.

SABAH NAMAZI SONRASI ÇATIŞMALAR: 10 YARALI

İsrail polisi, sabah namazı sonrası Mescid-i Aksa’dan çıkan cemaate de plastik mermi ve ses bombaları ile müdahale ederek 10 kişiyi yaraladı.

Haremi-i Şerif’te kılınan sabah namazının ardından yüzlerce kişi, Kıble Mescidi ile Kubbetüs Sahra arasında toplanarak Filistin bayrakları açtı. Sloganlar atarak yürüyen yüzlerce kişi, daha sonra Aksa’nın Aslanlı Kapı ve Hıtta Kapısı’na doğru yürüyüşe geçti.

Bu iki kapının dışında bekleyen İsrail polisi Mescid-i Aksa’dan çıkan cemaate plastik mermi ve ses bombaları ile müdahale etti. Filistinli gençler ise polise taş ve şişe atarak karşılık verdi.

Filistin Kızılayından yapılan açıklamaya göre, müdahalede 10 Filistinli plastik mermiyle yaralandı.İsrail polisi bazı Filistinli gençleri de gözaltına aldı. Yaklaşık yarım saat süren müdahalenin ardından durum normale döndü.

BÖLGEDEKİ GERİLİM NEDEN YÜKSELDİ?

İşgal altındaki Doğu Kudüs, Şeyh Cerrah Mahallesi’nde yaşayan Filistinlilere zorunlu göç tehdidi nedeniyle gergin günlere sahne oluyor.

Cuma günkü gerginliğin başlamasında Doğu Kudüs’te bulunan Şeyh El-Cerrah’daki dört Filistinli ailenin evlerinin boşaltılma tehdidi de etkili oldu. Yahudi yerleşimciler bu bölgede kendilerinin oturma hakkı olduğunu savunuyor. İsrail yüksek mahkemesi önümüzdeki pazartesi günü bu konuda davada tarafların dinlenmesine hükmetmişti.

İsrail ve Filistin arasında Kudüs’ün statüsü konusundaki gerginlik çok eskilere dayanıyor. İsrail 1967 yılındaki savaş sonrasında işgal ettiği Doğu Kudüs dahil kentin tamamını başkenti olarak görüyor. Filistinliler ise Doğu Kudüs’ü başkentleri olarak görüyor.

FİLİSTİN YÖNETİMİ BM GÜVENLİK KONSEYİNİ ACİL TOPLANTIYA ÇAĞIRDI

Filistin Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) ile UNESCO’ya, Mescid-i Aksa’da yaşananlar konusunda üzerine düşen sorumluluğu yerine getirme çağrısı yapıldı.

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, Filistin’in Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi Riyad Mansur’a, Doğu Kudüs’te yaşanan gelişmelerle ilgili olarak BMGK’ye acil toplantı çağrısı yapması talimatını verdi.

DÜNYADAN TEPKİLER

BM Ortadoğu Barış Süreci Özel Koordinatörü Tor Vennesland, Kudüs’te tırmanan gerilim ve şiddetten duyduğu endişeyi belirterek, tüm tarafları sorumlu davranmaya çağırdı.

Avrupa Birliği (AB) de Mescid-i Aksa çevresindeki olaylarla ilgili bir açıklama yaparak, tarafları gerilimi düşürmek için acilen adım atmaya çağırdı.

AB’den yapılan açıklamada, Şeyh Cerrah’ta yaşayan Filistinli ailelerin tahliye edilmesinin ‘yasadışı’ olduğu da kaydedilerek, İsrail’in bu adımının gerginliği tırmandırdığı da belirtiliyor.

Arap Birliği de Filistin’in talebi üzerine pazartesi olağanüstü toplanarak İsrail’in işgal altındaki Doğu Kudüs’te Filistinlilere yönelik saldırılarını görüşecek.

ERDOĞAN: TERÖR DEVLETİ İSRAİL

AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Doğu Kudüs’te yaşanan olaylara ve İsrail’in tutumuna tekpi gösterdi. Erdoğan, Diyarbakır anneleri ile bir araya geldiği iftar yemeğinde yaptığı konuşmada “Zalim İsrail, terör devleti İsrail, mukeddesatlarını korumak, binlerce yıllık evlerine, yurtlarına sahip çıkmak dışında hiçbir gayeleri olmayan Kudüs’teki Müslümanlara vahşice ve ahlaksızca saldırmaktadır” dedi.

Erdoğan başta İslam ülkeleri olmak üzere tüm dünyayı Mescid-i Aksa’ya, Kudüs ve Filistinlilere yönelik saldırılarına karşı etkili şekilde harelkete geçmeye çağırdı.

Erdoğan Twitter hesabından yaptığı açıklamada, İsrail’in, Mescid-i Aksa’da ibadet eden Filistinlilere yönelik müdahalesini kınadı.

Erdoğan, “İsrail’in ilk kıblemiz Mescid-i Aksa’ya yönelik maalesef her Ramazan ayında gerçekleştirdiği menfur saldırıları şiddetle kınıyoruz. Türkiye olarak her hal ve koşulda Filistinli kardeşlerimizin yanında olmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Erdoğan “İslam ülkeleri başta olmak üzere tüm dünyayı İsrail’in Mescid-i Aksa’ya, Kudüs’e ve Filistinlilerin evlerine yönelik saldırılarına karşı etkili şekilde harekete geçmeye davet ediyorum” dedi.

DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI: ŞİDDETLE KINIYORUZ

Ankara’dan da Mescid-i Aksa’da yaşananlara ilişkin İsrail yönetimini kınayan açıklamalar geldi.

Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, “İsrail güvenlik güçlerinin Mescid-i Aksa’da ibadet eden Filistinlilere yönelik gerçekleştirdiği ve çok sayıda Filistinli sivilin yaralanmasına sebep olan saldırıları şiddetle kınıyoruz” ifadesi kullanıldı.

Açıklamada, “Bu akşamki olaylara sebebiyet veren İsrail hükümetini, söz konusu provokatif ve saldırgan tutumuna bir an evvel son vermeye çağırıyor ve aklı selime davet ediyoruz” denildi.

İsrail polisi Mescid-i Aksa’da namaz kılan cemaate ses bombasıyla saldırdı

Dünya

Karadeniz’de tehlikeli gerginlik: Ruslardan İngiliz savaş gemisine uyarı ateşi

Rusya, Karadeniz’de bir İngiliz savaş gemisine bir Rus devriye gemisinin iki kez uyarı ateşi açtığı ve Su24-M tipi bir jetin de geminin güzergahına dört bomba attığını duyurdu. İngiltere ise açıklamayı yalanladı.

BOLD – Rus Savunma Bakanlığı karasularını ihlal ettiği iddiasıyla İngiltere Kraliyet Donanması’na bağlı “HMS Defender” isimli İngiliz savaş gemisine uyarı ateşi açtığını duyurdu. Rus medyası da, bir devriye gemisinin iki kez uyarı ateşi açtığını, Su24-M tipi bir jetin de HMS Defender’ın güzergahına dört bomba attığını yazdı. Moskova, uyarı ateşinden sonra HMS Defender’ın rotasını değiştirdiğini söyledi.

İngiliz Kraliye Donanmasına ait HMS Defender – Type 45 tipi destroyer

İngiltere ise Rus ordusunun Karadeniz’de bir İngiliz savaş gemisine uyarı ateşi açtığı yönündeki haberleri yalanladı.

İngiltere Savunma Bakanlığı (MoD), yaptığı açıklamada haberleri yalanladı ve HMS Defender’ın Ukrayna sularında uluslararası hukuka uygun olarak yoluna devam ettiğini söyledi.

MoD Basın Ofisi’nin Twitter hesabında paylaşılan açıklamada, “Rusların Karadeniz’de topçu tatbikatı yaptıklarına ve faaliyetleri hakkında denizcilik camiasına önceden uyarıda bulunduklarına inanıyoruz. HMS Defender’a hiçbir atış yapılmadı. Güzergahı üzerine de bomba atıldığı iddiasını tanımıyoruz” denildi.

Olayın Kırım’ın güneyindeki Fiolent Burnu yakınlarında meydana geldiği aktarıldı.

Interfax haber ajansı, İngiliz Büyükelçiliği savunma ataşesinin Rusya Savunma Bakanlığı’na çağrıldığını bildirdi.

14 Haziran’da İstanbul Boğazı’nı geçerek Karadeniz’e hareket eden HMS Defender, İngiltere Kraliyet Donanması’na ait Type 45 türü destroyeri.

İNGİLTERE BÖLGEDE GERGİNLİĞİ ARTTIRMAK MI İSTİYOR?

Avrupa Birliği’nden ayrılan İngiltere geçtiğimiz aylarda yenilediği küresel askeri ve güvenlik politikasında Rusya’yı tehdit sıralamasında ilk sıraya koymuştu.

Rusya’nın Ukrayna sınırına asker yığdığı geçtiğimiz aylarda Rus basınında çıkan haberlerde, ABD’den daha çok İngiltere hedef alınmıştı.

İngiltere’nin ABD’yi Rusya’ya karşı kışkırttığı ve Ukrayna konusunda daha şahin politikalar uygulamaya teşvik ettiği ifade edilmişti. Buna karşın Biden yönetiminin daha itidalli olduğu ve frene bastığı kaydedilmişti.

Ukrayna krizinin zirve yaptığı dönemde Savunma Bakanı ve Genelkurmay Başkanı dahil çok sayıda üst düzey İngiliz yönetici Ukraynalı yetkililerle bir araya gelmiş ve Ukrayna’ya desteklerini ifade etmişlerdi.

Rusya’nın Ukrayna sınırına yığdığı askerlerin bir kısmını geri çektiği, Ukrayna krizinin soğumaya yüz tuttuğu ve Biden-Putin görüşmesi ile ABD ve Rusya arasındaki buzların bir nebze olsun erimeye başladığı günlerde meydana gelen gerginlik bir kez daha dikkatlerin İngiltere’ye odaklanmasına sebep oldu.

İngiliz Yüksek Mahkemesi’nden ‘adil yargılama’ endişesiyle Türkiye’nin iade talebine ret

Okumaya devam et

Dünya

SBK’nın iade dosyası Avusturya’da

Türkiye’nin Viyana Büyükelçisi Ozan Ceyhun, Sezgin Baran Korkmaz’ın iadesi için ikinci resmi adımı attıklarını ve iade dosyasının Avusturya makamlarına iletildiğini söyledi. ABD’nin de talip olduğu SBK’nin kaderi Avusturya yargısında

BOLD – Ankara, Türkiye’de ‘kara para aklamak’ suçlamasıyla hakkında tutuklama kararı bulunan Sezgin Baran Korkmaz’ın Türkiye’ye iadesi için ikinci resmi adımı da attı. Türkiye’nin Viyana Büyükelçisi Ozan Ceyhun, ABD’nin talebiyle Avusturya’da gözaltına alınan Korkmaz’ın iadesi için 19 Haziran gecesi Avusturya makamlarına ilgili notayı ve gerekli evrakları sunduklarını açıkladı.

Ceyhun, Korkmaz’ın tutuklandığı Cumartesi günü önce iade sürecini başlatan taleplerini ilettiklerini, şimdi de iade süreciyle ilgili gereken dosyayı sunduklarını belirterek “Bunun için her zaman 40 günlük bir süre vardır, o nedenle de 40 günle tutuklanır iade edilecek şahıs. Bizim hiç o kadar beklemeye de ihtiyacımız olmadı. Adalet Bakanlığı dün bakanlığımız (Dışişleri) üzerinden bize dosyayı iletti, biz de Avusturya makamlarına dosyayı ilettik. İade için Türkiye Cumhuriyeti tarafından yapılması gereken resmi tüm işlemler yapılmış durumda” ifadelerini kullandı.

“TÜRKİYE’YE İADE EDİLMEK İSTİYOR”

Ceyhun, Korkmaz’ın Avusturya’da gözaltına alındıktan sonra Viyana Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılandığını, mahkemenin görevsizlik kararı verdiğini de hatırlatarak Korkmaz’ın avukatı aracılığıyla “Türkiye’de yargılanmak istediğine” dair kendilerine ilettiği düşüncelerini, mahkemede de söylediğini kaydetti.

Ceyhun, “Avukatın bize söylediğine göre mahkemede de Pazartesi günü dile getirmiş. ‘Ben Türkiye’ye iade edilmek istiyorum’ demiş. Söz konusu şahsın Türkiye’ye iade edilmek istediğini hakim nezdinde söylemiş olması da önemli” diye konuştu.

Ceyhun, Korkmaz’ın 5 Temmuz’daki duruşması için de “Avusturya hakimlerinin nasıl davranacağı konusunda yorum yapamam ama sürecin nasıl devam edeceğine o duruşmada karar verilecek. O duruşmada alınacak kararlar belirleyici olacak” bilgisini verdi.

ABD’DE 225 YILA KADAR HAPSİ İSTENİYOR

ABD Adalet Bakanlığı da Korkmaz’ın kendilerine iade edilmesini istiyor. Bakanlık, hafta başında Korkmaz hakkında “kara para aklamak, para transferi dolandırıcılığı ve yargıyı engellemek” suçlamalarıyla dava açıldığını duyurmuştu. ABD makamları, Korkmaz hakkındaki iddianamenin gizliliğini de kaldırmıştı.

İddianamede Korkmaz’ın, Lüksemburg ve Türkiye’deki banka hesapları aracılığıyla 133 milyon dolar kara para akladığından söz ediliyor. Korkmaz’ın, ABD’nin Utah eyaletinin bölge mahkemesinde Kingston Kardeşler ve Levon Termendzhyan’ın vergi teşviklerinden yararlanarak Amerikan hazinesini dolandırmakla suçlandığı yolsuzlukla da bağlantısı olduğu iddia ediliyor.

Korkmaz hakkında toplamda 225 yıla kadar hapis cezası isteniyor.

Korkmaz, Avusturya’da ABD’nin talebi üzerine tutuklanmıştı. ABD, iade talebini de Türkiye’den önce Avusturya makamlarına iletmişti. Korkmaz’ın hangi ülkeye iade edileceğini Avusturya’daki mahkeme karar verecek.

Susma hakkını kullanan Sezgin Baran Korkmaz’ın tutukluluğu uzatıldı

Okumaya devam et

Dünya

Af Örgütü’nden Yunanistan’a Meriç’teki geri itmelerle ilgili sert eleştiriler

Uluslararası Af Örgütü, Meriç’te geri itmelerin Yunan sınır siyasetinin bir parçası haline geldiğini ve sığınmacılara yönelik bu uygulamaların ağır insan hakları ihlalleri içerdiğini belirtti. Örgüt, Avrupa sınır teşkilatı Frontex’in de görevine son verilmesini istiyor.

BOLD – Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International), Yunan sınır birliklerinin, koruma arayan sığınmacıları yasa dışı bir biçimde sınır dışı etme faaliyetini sürdürmekle suçladı.

Af Örgütü tarafından hazırlanan “Greece: Violence, lies and pushbacks” (Yunanistan: Şiddet, yalanlar ve geri itmeler) adlı rapor Çarşamba günü yayımlandı. Rapor, 2020 yılının haziran-aralık döneminde Türkiye-Yunanistan sınırını oluşturan Meriç Nehri bölgesindeki Yunan sınır polisinin uygulamalarını irdeliyor.

Yunanistan, aynı yılın şubat ve mart aylarında, Türkiye’nin kendi tarafındaki sınırı açması üzerine kendi topraklarına geçiş yapmak isteyen sığınmacıları yer yer şiddet kullanarak Türkiye’ye geri göndermişti.

İNSAN HAKLARI İHLALLERİ RUTİN UYGULAMAYA DÖNÜŞTÜ

Af Örgütü’nün yeni araştırması, Yunanistan’ın insan hakları ihlallerinin “rutin uygulamalarının bir parçası haline dönüştüğünü” öne sürüyor.

Af Örgütü’nün raporunda, “Sınır dışı faaliyetinin organizasyon seviyesi, Yunanistan’ın insanları geri göndermek ve bunu gizlemek için ne denli ileri gidebileceğini gösteriyor” denildi.

Raporun yayınlanması nedeniyle, konuya dair açıklamalarda bulunan Uluslararası Af Örgütü Almanya teşkilatının mülteciler uzmanı Franziska Vilmar, “şiddet kullanılarak uygulanan push-back’lerin (geri itme), Meriç Nehri bölgesinde Yunan sınır siyasetinin bir parçası olduğunun” yapılan araştırmalarla ortaya konduğunu dile getirdi.

Franziska Vilmar, “sığınmacıların acımasızca tutuklanıp hapsedilmeleri için Yunan makamlarının sıkı bir iş birliği içinde hareket etmesi acı verici” ifadelerini kullandı.

DAYAK, ŞİDDET, YARALAMA

Af Örgütü’nün söz konusu raporu hazırlarken görüştüğü sığınmacılar, kendini Yunan makamlarının temsilcileri olarak tanıtan ve bazıları sivil kıyafetli olan kişiler tarafından şiddet gördüklerini belirtti. Bu kapsamda çok sayıda kişi, sopa ve değneklerle kendilerine vurulduğunu, tekme, yumruk ve tokat atıldığını ve darbelere maruz kaldıklarını; bu sebepten dolayı bazı durumlarda ağır yaralanmaların yaşandığını dile getirdi.

Af Örgütü raporunda, Yunan güvenlik güçlerinin Türkiye sınırından 700 kilometre uzakta yakaladıkları sığınmacıları dahi Türkiye’ye gönderdiği öne sürüldü. Örgütün ayrıca, belgelenmiş vakalara dayandırdığını belirttiği iddialarına göre Yunan makamları, iltica başvurularını değerlendirmeye bile almadan sığınmacıları kara ve deniz üzerinden yasa dışı bir şekilde geri itme uygulamasına tabi tutuyor.

FRONTEX’E SERT ELEŞTİRİLER

Af Örgütü bu bağlamda Avrupa Birliği (AB) Sınır Koruma Ajansı’nı (Frontex) da eleştirdi. Örgüt, insan hakları ihlallerini engelleme sorumluluğu bulunan Frontex’in, bunu yerine getiremediği için Yunanistan‘daki görevinin sona erdirilmesini talep etti.

Vilmar, bu konuyla ilgili olarak da, “Konuştuğumuz tüm insanlar, Frontex’in çok sayıda personel ile görev yaptığı bölgelerden geri gönderilen kişilerdi” dedi. Vilmar ayrıca gerek kendilerinin, gerekse başka örgütlerin çok sayıda vakayı belgelediği için, Frontex‘in kötü muamelelerden haberinin olmadığını iddia edemeyeceğini vurguladı.

İngiliz Yüksek Mahkemesi’nden ‘adil yargılama’ endişesiyle Türkiye’nin iade talebine ret

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0