Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

4. video geldi: Sedat Peker ve Süleyman Soylu birbirine girdi

Sedat Peker, dördüncü videosunda İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’yu hedef aldı. Soylu’nun kendisine koruma polisi verdiğini belirterek, “Sedat Peker’e dosya hazırlıyorlar, ben tehlikeli bir durum olunca haber vereceğim demedin mi?” ifadelerini kullandı. Soylu Peker’e sert bir yazılı açıklama ile cevap verdi. Peker’e ‘müptezel operasyon elemanı’ diye seslendi.

BOLD – Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) Dubai kentinde bulunan Sedat Peker, son videosunda İçişleri Bakanı Soylu hakkında ilginç iddialarda bulundu. İddialara sert bir yazılı açıklama ile cevap veren Soylu, ‘müptezel operasyon elemanı’ seslendiği Peker’e “Sen de operasyon faresi gibi kaçma, ülkene gel adalete teslim ol.” dedi.

Soylu’nun kendisi hakkında “Ben onu severim” dediğini öne süren Peker, “Bu kadar kısa sürede ne değişti? Benim koruma polisimi sen vermedin mi?” ifadelerini kullandı.

Sedat Peker kendisine yönelik operasyonlar sonrası çektiği videoların dördüncüsünde “Süleyman Soylu, sen demedin mi ‘Sedat Peker’e dosya hazırlıyorlar, ben tehlikeli bir durum olunca haber vereceğim’ demedin mi?” ifadelerini kullandı.

Bakan Soylu’nun geçen yıl Nisan ayında istifasını sunmasına, ancak AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından kabul edilmemesine işaret eden Peker, “Bizim temiz Süleyman’ın istifa olayı var ya, bir gün önce robot hesaplardan tweetler hazırladı!” iddiasını dile getirdi.

Soylu, şöyle konuştu: “Bizim temiz Süleyman’ın istifa olayı var ya. Bir gün evvel robot hesaplardan tweetler hazırladı, o bir milyon 300 bin tweet var ya. Sen de biliyorsun, benim kardeşim gibi o çocukların hepsi, benim destek olduğun haber portalları da sana destek oldular.”

SOYLU’DAN PEKER’E: MÜPTEZEL OPERASYON ELEMANI

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu organize suç örgütü lideri Sedat Peker’in bugün yayımladığı ve kendisini hedef alan videodan sonra açıklama yaptı.

Soylu, ‘müptezel operasyon elemanı’ şeklinde seslendiği Peker’e “İddianı, iftiranı, her şeyin açığa çıkması için yargıya taşıyorum. Ben adalete teslimim. Sen de operasyon faresi gibi kaçma, ülkene gel adalete teslim ol” çağrısında bulundu.

“Aylardır bu senaryonun bu noktaya geleceğini bekliyordum” ifadelerini kullanan Soylu şöyle devam etti:

“Birilerinin elinde operasyon elemanı olan mafya pisliği, yıllarca bu ülkede tehdit ve şantajla pek çok insanın canını acıttı. Devlet ve millet gibi kutsal kavramların ardına sığınarak kan emici oldu, her türlü pisliğe bulaştı.

Sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Soylu “Hayatının bir noktasında benimle temasın var ve bu ispatlanırsa Aziz milletimizin gözü önünde idam dahil her türlü cezaya, aşağılanmaya razıyım” dedi.

Soylu açıklamasında bakanlık dönemi boyunca organize suç örgütleri ile mücadele ettiğine dikkat çekerek “Beş yıla yakın İçişleri Bakanlığı dönemimde mesai arkadaşlarıma bu konuda hangi talimatları verdiğim, nasıl tavizsiz olduğum, yerel, bölgesel ve ulusal yüzlerce çetenin çökertilmesi sonucu ile açıktır” ifadesini kullandı.

“Mafyaya hayat hakkı tanımadık” diyen Soylu, “Bedeli ne olursa olsun terörle uyuşturucu ile organize suç çeteleri ile ve tüm suç unsurları ile mücadelemiz kökünü kazıyana kadar devam edecektir” ifadelerine yer verdi.

Hükümetin en başarılı olduğu alanın, “mafyadan bu ülkeyi kurtarmak” olduğunu söyleyen Soylu, “Hükümetlerimiz ve partimiz terörden uyuşturucuya kadar pek çok suç kaynağında Cumhuriyet tarihimizin en başarılı sonuçlarını üretti” ifadelerini kullandı.

SOYLU’DAN MUHALEFET LİDERLERİNEVE MEDYAYA SALVOLAR

İçişleri Bakanı Soylu muhalefet liderlerini ve gazeteleri hedef alan açıklamalarda da bulundu. Sedat Peker’e “Elbette ki cesaret aldığın bir yerler vardır” diyen Soylu “Tüm iftira ve ithamlarına mal bulmuş mağribi gibi sarılan ve ‘şereflice’ siyaset malzemesi haline getiren. Nasıl olsa Kemal Kılıçdaroğlu gibi ağabeyin var. Nasıl olsa Meral Akşener gibi ablan var. Nasıl olsa Ali Babacan gibi kardeşin var. Nasıl olsa Ahmet Davutoğlu gibi hocan var” ifadelerini kullandı.

Soylu, sözlerini “Nasıl olsa Birgün gibi gazeten var. Nasıl olsa Cumhuriyet gibi gazeten var. Nasıl olsa Sözcü gibi yayın organın var. Nasıl olsa Fetö’nün sosyal medya ağı var. Nasıl olsa Hdpkk’nın tam desteği var” şeklinde sürdürdü.

SEDAT PEKER’E YÖNELİK OPERASYON

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri, 9 Nisan’da Sedat Peker ve adamlarına yönelik İstanbul merkezli 5 ilde operasyon düzenlemişti.

Sedat Peker’in lideri olduğu, “suç işlemek amacıyla örgüt kurmak,” “nitelikli yağma,” “gasp,” “rüşvet,” “yaralama,” “tehdit” ile “kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” gibi birçok suça karıştığı belirlenen 63 kişinin yakalanmasına yönelik 121 adrese eş zamanlı operasyon yapılmıştı.

Peker’in eşi ve çocuklarının yaşadığı İstanbul’daki evinde ve aracında da arama yapıldığı bildirilmişti. Peker paylaştığı başka bir videoda kendisine ve ailesine yönelik operasyonlara tepki göstermişti.

PEKER’İN YURTDIŞI MACERASI: MAKEDONYA, KOSOVA, FAS, BAE…

Sedat Peker, 2019’da yerleştiği Kuzey Makedonya Cumhuriyeti’nde 18 Ocak’ta gözaltına alınıp, sınır dışı edilmiş ve Kosova’ya gitmişti.

Balkan Insight adlı internet sitesine konuşan Kosova yetkilileri, Peker’in Kosova pasaportu olmadığını, kendisine geçici oturum izni verildiğini söylemişlerdi.

Kuzey Makedonya’da Sedat Peker adına Djadin Ademovski ismiyle düzenlenen sahte kimlik ve pasaport basına yansımıştı

Kuzey Makedonya Cumhuriyeti’nde 7 Nisan’da Sedat Peker dahil yabancı suç örgütü lider ve üyelerine sahte evrak düzenlediği belirtilen 9 polis tutuklandı. Sedat Peker adına da Djadin Ademovski ismiyle sahte kimlik ve pasaport düzenlendiği iddia edildi. Ayrıca polisin operasyonunun kasıtlı olarak basına sızması sonrası sahte kimlik ve pasaport çıkarılanların bir kısmının ülkeyi terk ettiği ortaya çıktı.

Sedat Peker’in Kosova’dan Fas’a ve oradan da Birleşik Arap Emirlikleri’ne (BAE) geçtiği ortaya çıkmıştı.

Türkiye’de 2007 yılında “organize suç örgütü liderliğinden” hüküm giyen ve 2014’te cezaevinden tahliye edilen Peker, 2016 yılında sokağa çıkma yasaklarının ve şiddetin sona ermesi için “Bu Suça Ortak Olmayacağız” bildirisi yayımlayan Barış Akademisyenlerini “Oluk oluk kanlarınızı akıtacağız ve kanlarınızla duş alacağız” sözleriyle tehdit etmişti.

Peker hakkında İstanbul Anadolu Adliyesi 20’nci Asliye Ceza Mahkemesi’nde dava açılmıştı. Davada sözleri “ifade özgürlüğü” kapsamında değerlendirilen Peker, beraat etmişti.

Sedat Peker’e kırmızı bülten Ağarlar’a suç duyurusu

Gündem

Yeniden yargılanan Soma’nın patronu rahat: Patron korkmaz burası Türkiye

Yargıtay’ın patronlar lehine bozduğu Soma faciası davasının 3. duruşmasında SEBGİS ile savunma yapan maden sahibi Can Gürkan cezadan korkmadığını söyledi. Türkiye’de patronların cezadan korkmadığını söyleyen Gürkan’ın sözleri cezasız kalan toplu işçi ölümlerinin yaşandığı büyük faciaları hatırlattı.

BOLD – Manisa’nın Soma ilçesinde 13 Mayıs 2014’te 301 madencinin yaşamını yitirdiği Soma maden kazası davasının 3. duruşması bugün yapıldı. Tutuklu sanığın olmadığı dava Yargıtay’ın patronlar lehine verdiği bozma kararı sonrası Akhisar Ceza Mahkemesi’nde 13 Nisan’da tekrar görülmeye başladı.

Duruşmaya SEGBİS ile katılan maden sahibi Can Gürkan, savunma yaptı. Sözlerine “Beni az çok tanıdınız sayın başkan” diyerek başlayan Gürkan, “Sayın hakim, siz bu davaya neden geç geldiniz, Aytaç Ballı (Davadan alınan eski mahkeme başkanı) bazı konularda yanlış düşünüyordu. Neden kaza olduğu hala bilinmiyor. Olası kasttan ceza verseniz de hiçbir patron korkmaz, burası Türkiye. Sermayeye bu kadar düşman olmaya ne gerek var anlamıyorum” diye konuştu. Gürkan’ın sözleri salondaki yakınlarını kaybeden ailelerin tepkisini çekti.

Gürkan’ın sözleri bir Türkiye gerçeğini daha görünür kıldı. Yakın zamanda toplu işçi ölümlerine neden olan bir çok faciada patronlar, siyasi bağlantıları sayesinde paçayı kurtarmayı bildi.

10 CAN İÇİN PARA CEZASI

İstanbul Mecidiyeköy’de 6 Eylül 2014’te eski Ali Sami Yen Stadı arazisinde Torunlar İnşaat tarafından yapılan Torun Center’ın inşaatında malzeme ve işçi taşıyan asansörün 32. kattan zemine düşmesi sonucu, 10 işçi hayatını kaybetmişti. Olaya ilişkin 25 kişi hakkında “Taksirle ölüme sebebiyet vermek” suçundan 2 buçuk yıldan 22 buçuk yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı.

YEREL MAHKEME PARA CEZASINA ÇEVİRDİ

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, 4 yıl süren yargılama sonucunda davayı karara bağlayarak, 9 sanığı 8 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırdı, hapis cezası da 60 bin 800’er lira adli para cezasına çevrildi. Mahkeme 16 sanık hakkında ise beraat kararı verdi. Karar 2019 yılında Yargıtay tarafından onandı.

AYNI MADENDE AYNI ŞEKİLDE ART ARDA 2 KAZA

Balıkesir’in Dursunbey ilçesine bağlı Odaköy’de Şentaş Madencilik’e ait kömür ocağındaki grizu patlaması sonucu 2006 yılında 17 işçi hayatını kaybetti.

Olayı soruşturan savcı, bilirkişi raporunun, ocakta havalandırmanın yetersiz olduğunu, elektrik kablolarının antigrizu özelliği taşımadığını, patlamanın bu nedenle meydana gelebileceğini ortaya koyduğunu söyledi. Yapılan incelemelerde madende yeterli önlem alınmadığı vurgulandı.

Yaşanan facianın ardından şirketin patronu ve sorumlular ceza almadı. Kapatılan ocak kısa bir süre sonra yeniden faaliyete geçti.

Bundan 4 yıl sonra aynı maden şirketine ait bir ocakta aynı sebeplerden dolayı yaşanan grizu patlaması sonucu ise 13 işçi madende, 4 işçi kaldırıldıkları hastanede hayatını kaybetti.

Tüm raporlara rağmen dönemin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer, 13 kişinin ölümüyle sonuçlanan grizu patlamasının yaşandığı maden ocağının yakın zamanda denetimden geçtiğini belirterek, “Denetim raporlarımızda kapatmayı gerektiren bir durum söz konusu değildi” dedi.

Türkiye’nin gerçeğe açlarını kim doyuruverecek?

Okumaya devam et

Gündem

Yargıtay kanser hastası Ayşe Özdoğan cezasını onayladı: Hapse gönderilecek!

Yargıtay, Gülen Hareketi soruşturmaları kapsamında 9,4 yıl hapis cezasına çarptırılan Ayşe Özdoğan’ın dosyasını bugün onayladı. Hasta haliyle tekrar hapse girmek istemeyen ve kendini çaresiz hisseden Özdoğan yetkililere seslendi.

BOLD – Ayşe Özdoğan, özel bir yurtta idarecilik yaptığı için eşiyle birlikte 8 Nisan 2019’da Antalya’da gözaltına alındı. Kalbi delik dünyaya gelen 7 yaşındaki oğlu Burak Hamza’nın durumu göz önünde bulundurularak o dönemde adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Edebiyat öğretmeni eşi İlker Özdoğan ise tutuklanıp Antalya Döşemealtı Cezaevine gönderildi.

Ancak eşinin tutuklanmasıyla hayatı alt üst olan Ayşe Özdoğan’ın yaşadıkları bunlarla sınırlı kalmadı. Bir yandan oğlunun sağlığıyla ilgileniyor, diğer yandan eşine koşturmaya çalışıyordu ki kanser olduğunu öğrendi. Özdoğan’a 7 Kasım 2019’da tıpta çok nadir görülen Maxciller Sinus kanseri teşhisi konuldu ve hemen üst çenesinden ameliyat edildi.

Tutuksuz yargılanan ve ilk mahkemesi 31 Temmuz 2019’da görülen Özdoğan’ın, ikinci mahkemesi 4 Aralık 2019’daydı. Yani ameliyattan tam iki hafta sonra… Çenesindeki dikişler nedeniyle konuşamayan, ameliyatta çok kan kaybettiği için ayakta duramayan Özdoğan o haliyle mahkemeye gitmek zorunda kaldı. Çünkü savcı, gelmezse tutuklanacağını söylemişti.

Özdoğan mahkemeye gitti, yaşadığı stres nedeniyle mahkeme sırasında bayıldı. Hemen önünde duran eşi “Ayşeee” nidasıyla yanına gitmek isteyince izin verilmedi, salondan çıkarıldı. Özdoğan’a ilk müdahale yapıldıktan sonra hiçbir şey olmamış gibi duruşmaya devam edildi.

ÇIPLAK ARAMAYA MARUZ KALDI

Mahkeme heyetine kanser tüm raporlarını, pet sonuçlarını, MR’ları sunmasına rağmen 12 Aralık 2019’daki karar mahkemesinde savcı en üst seviyeden ceza verilmesini istedi. Eşi 13,5, kendisi 9,5 yıl hapis cezasına çarptırılıp tutuklanan Özdoğan Antalya L Tipi Cezaevine gönderildi.

Mahkemedeki herkesin tutuklanmasına şok olduğu Özdoğan cezaevinde de birçok hak ihlaline maruz kaldı. Mahkeme süreçlerini ve hapiste yaşadıklarını iki ay önce Bold Medya’ya anlatan Özdoğan’ı gardiyanların bile şaşkınlıkla karşıladı. “Yoğun bakımdan hasta mı kaçırdınız?” diye tepki gösterdiler.

Ağzında maskesi, yüzü gözü şiş bir şekilde hapse konulan Özdoğan çıplak aramadan geçirildi. Cezaevi kimliği için fotoğraf çekilirken tekrar yere yığıldı. Parmak izi için elini kağıda bastıramayacak kadar güçsüzdü, başkaları kolundan tutup bu işlemi yapmasına yardımcı oldu.

Kendi ihtiyaçlarını tek başına karşılayamayacak haldeydi. 35 kişinin kaldığı 15 kişilik koğuşta hijyenik olmayan, kalabalık bir ortamda yaşamaya mecbur bırakıldı. Hapisteki ilk gecesinde kaloriferlerin yanmadığı cezaevinde, aralık ayının soğuğunda yerde uyudu.

Beslenmesi ise daha zordu. Haşlanmış yumurta için bir hafta önceden sipariş veriliyordu. Gün gün yiyeceği her yumurta 7 gün öncede haşlanıyordu. Sıcak su haftanın üç günü veriliyordu. Kişi başına 6 dakika düşüyordu. Tek başına banyo yapması imkansız olan Özdoğan’ın 6 dakikada kişisel bakımını yapması gerekiyordu.

Hastaneye jandarma ordusuyla, tabut diye tabir edilen cezaevi aracında götürüldü. Tekerlekli sandalye olmadığı zamanlarda yürümek zorunda kaldı. O dönemde HDP Kocaeli Milletvekili olan Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun çabaları başta olmak üzere sosyal medya baskısı nedeniyle haftada üç gün imza şartıyla tahliye edilen Özdoğan’ın ikinci ameliyatı geciktiği için vücudunda birçok kayıp yaşadı.

Hapisten çıktıktan iki gün sonra Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ndeki randevusuna giden Özdoğan’a doktor “Niye bu kadar ara verdiniz, geç kalmışsınız” dedi. Hemen ameliyat edildi. Geç kalındığı için sol üst dişi, sol damağı, elmacık kemiği, lenf bezleri alındı. Son çenesinin altı boş kaldı. Bacağından 20 cm kemik alınıp yüzüne konuldu. Bu ameliyatlar tüm vücudunu etkiledi. İşitme, görme ve konuşma kaybı meydana geldi. Yürüme sıkıntısı var. Gözyaşı kanalları alındığı için gözyaşı hiç durmuyor, sürekli akıyor. Gözünün altına platin konulduğu için o bölgede dışarıdan da görülen iltihap oluşuyor.

Tüm bu ağır ameliyatlardan sonra Ayşe Özdoğan’ın durumu şimdi daha da kritik. Tümör iki gözünün ortasına, beyin sapına çok yakın olan bölgeye sıçradı. Tekrar ameliyat olması çok riskli. Isparta’da özel bir yurtta müdürlük yaptığı için tanık ifadelerine dayanılarak 9,4 yıl hapis cezasına çarptırılan Özdoğan, dosyası Yargıtay tarafından  bugün onaylandı. 14Bu haliyle hapse girmek istemeyen Ayşe Özdoğan, yaşadıklarını Avrupa Adalet İnisiyatifi’nin Youtube kanalı Justice TV’ye bir kez daha gözyaşlarıyla anlatarak yetkililere çağrıda bulundu.

Ayşe Özdoğan: “İkinci ameliyattan sonra eve ilk geldiğimde oğlum benden korktu. Yüzüm, bacağım çok kötüydü. İmza için karakola gidemeyince 3 gün sonra polisler eve geldi. Sorularına ben yazarak cevap verdim. Bana inanmayan polisler doğru mu söylüyorum diye gelip yüzümü incelediler.”

Kanser ameliyatı olduktan sonra tutuklanan Ayşe Özdoğan’ın tek umudu kaldı

Okumaya devam et

Gündem

Salgın Diyanet’i vurdu: 9 milyar dolarlık zarar

Suudi Arabistan salgın nedeniyle iki yıldır hac yapılmasına izin vermiyor. Bu durum hac ve umre üzerinden milyarlarca lira gelir elde eden Diyanet’i olumsuz etkiledi. Diyanet’in son iki yılda yapılamayan hac ve umrelerden dolayı uğradığı zarar yaklaşık 9 milyar dolara yaklaştı.  

BOLD –  Suudi Arabistan bu yıl da koronavirüs salgınını gerekçe gösterip hac ve umre ziyaretlerini kabul etmeyeceğini açıkladı. Bu durum her yıl yaklaşık 80 bin hacı adayı ile yaklaşık 500 bin kişinin umre yapmalarına aracılık eden Diyanet’i olumsuz etkiledi. Diyanet İşleri Başkanlığı, geçen yıl olduğu gibi bu yıl da umre ve hacdan gelir elde edemedi.

GEÇEN YIL DA TÜRK HACI ADAYLARI GİDEMEMİŞTİ

Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı, yaptığı açıklamada, koronavirüs nedeniyle sadece Suudi Arabistan’da yaşayan sınırlı sayıdaki hacı adayına izin verileceğini duyurdu. Bu gelişmenin ardından Diyanet İşleri Başkanlığı da koronavirüs nedeniyle geçen yıl olduğu gibi bu yıl da hac ibadeti için Türkiye’den hacı adaylarının kutsal topraklara gidemeyeceğini ilan etti. Suudi Arabistan geçen yıl Türkiye’ye hac için 83 bin 430 kontenjan vermişti. Normal şartlarda bu yıl da 80 binin üzerinde Türk hacı adayının kutsal topraklara gitmesi bekleniyordu.

HAC VE UMRE YABANCI PARA CİNSİNDE

Yurt içinde ve yurt dışında hac ve umre ile ilgili olarak alınan ücretler ile harcamaların muhasebesini Diyanet Vakfı yapıyor. En ucuz hac ücreti 16 bin 400 Suudi Arabistan Riyali (36.408 TL), en ucuz umre ziyareti ise 1.050 dolar (8800 TL) olarak belirlenmişti. Diyanet tarafından yapılan hac ve umrelerden alınan ücretlerin önemli kısmı gelir olarak vakfa kalıyor. Diğer acentelerin kutsal topraklara gerçekleştirdiği  ziyaretlerden alınan paraların önemli bir kısmı da Diyanet Vakfı’na verilmesi eleştirilere konu oluyordu. Diyanet son iki yılda pandemi nedeniyle gerçekleştiremediği hac (3.5 milyar lira) ve umre (5.3 milyar lira) ziyaretlerinden dolayı yaklaşık 8.8 milyar lira gelir kaybına uğradı.

DÖVİZDEKİ ARTIŞ DİYANET’İN KASASINI DOLDURDU

Umre ve hac ücretlerinin döviz üzerinden olması son yıllarda ücretin katlanmasına neden oldu. 2011 yılında 6 bin 273 lira olan en uygun hac ücreti bu yıl altı kat artarak 36 bin 408 liraya kadar çıktı. Yıllara göre hac ücretlerinin gelişim seyri ise şöyle:

2011  6.273 TL
2012  6.248 TL
2013  6.363 TL
2014  8.040 TL
2015  9.673 TL
2016  10.901 TL
2017  13.480 TL
2018  17.988 TL
2019  24.201 TL
2020 28.646 TL
2021 36.408 TL

DİYANET’İN MERKEZİ BÜTÇEDEN ALDIĞI PAY DA KATLANDI

Diyanet, merkezi bütçeden aldığı payın birçok bakanlığın bütçesini geride bırakması nedeniyle eleştirilerin odağında oldu. Diyanet’in yıl içerisinde aldığı ek bütçeler hariç son 6 yıldaki bütçesi ise şu şekilde oluştu:

2015 5.75 milyar lira
2016 6.50 milyar lira
2017 6.87 milyar lira
2018 7.78 milyar lira
2019 10.45 milyar lira
2020 11.51 milyar lira
2021 12.98 milyar lira

63 yaşındaki kronik hasta Özcan Öztürk’e Denizli Cezaevinde koronavirüs tehdidi

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0