Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

Almanya ve Fransa bir kez daha Kavala’nın tahliyesini istedi

Almanya ve Fransa hükumetleri 21 Mayıs Cuma günü yeniden görülmeye başlayacak olan Gezi davası öncesinde bir kez daha Osman Kavala’nın serbest bırakılmasını istedi.

BOLD – Almanya ve Fransa hükümetleri 21 Mayıs tarihinde yeniden görülmeye başlayacak olan Gezi Davası öncesinde Osman Kavala’nın serbest bırakılmasını istedi.

Almanya ve Fransa’dan yapılan ortak açıklamada, Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) kararına uyarak, Osman Kavala’yı derhal serbest bırakması istendi.

Alman Hükümetinin İnsan Hakları ve İnsani Yardım Sorumlusu Bärbel Kofler ile Fransa İnsan Hakları Büyükelçisi Delphine Borione’nin imzasını taşıyan ortak açıklamada Kavala’nın yaklaşık bin 300 gündür tutuklu olduğuna işaret edildi.

Ortak açıklamada, Avrupa Konseyi üyesi Türkiye’nin AİHM kararına uymamasının hukuk devleti ilkelerine ters düştüğü uyarısı yapıldı.

Kavala’nın 21 Mayıs tarihinde tekrar hâkim karşısına çıkacağına dikkat çeken açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin yaklaşık bir buçuk yıl önce derhal serbest bırakılmasına hükmetmesine karşın Osman Kavala şu anda yaklaşık 1300 gündür tutuklu. Türkiye’nin Osman Kavala’ya yaklaşımı ve AİHM kararını hayata geçirmemesi bir hukuk devleti ve Avrupa Konseyi’nin uzun yıllardır üyesi olmasıyla bağdaşmıyor. Türkiye’den uluslararası yükümlülüklerini hatırlamasını ve Sayın Kavala’yı vakit kaybetmeden serbest bırakmasını talep ediyoruz.”

18 KASIM 2017’DEN BERİ TUTUKLU

Anadolu Kültür Anonim Şirketi Yönetim Kurulu Başkanı Osman Kavala 18 Kasım 2017 tarihinden bu yana tutuklu bulunuyor. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 10 Aralık 2019 tarihli kararında Kavala’nın uzun süreli tutukluluk halinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin ihlali olduğuna hükmetmiş ve Kavala’nın derhal serbest bırakılmasını istemişti. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi de defalarca Türkiye’ye AİHM kararını hayata geçirme çağrısı yapmıştı.

İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi 18 Şubat 2020 tarihinde Kavala da dahil olmak üzere Gezi davasında yargılanan tüm sanıkların beraatine hükmetmişti. Kavala hakkında aynı gün 15 Temmuz darbe girişimi dosyasından ‘anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs’ suçlamasıyla yeniden tutuklama kararı verilmişti.

Gezi Davası hakkında İstanbul 30. Ağır Ceza mahkemesi’nin verdiği beraat ve tahliye kararları 22 Ocak 2021 tarihinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi’nce bozulmuştu. Bozma kararı çerçevesinde 21 Mayıs tarihinde Gezi davasının görülmesine yeniden başlanacak.

Avrupa Parlamentosu tarihinin en eleştirel Türkiye raporu oylanacak

Analiz

Bush döneminde başlatılan bir savaş daha sona eriyor

Joe Biden, ABD ordusuna bağlı muharip güçlerin yıl sonuna kadar Irak’tan ayrılacağını, eğitim ve danışmanlık desteği veren ABD askerlerinin ise ülkede görev yapmaya devam edeceğini açıkladı. 18 yıldan uzun süredir Irak’ta bulunan ABD güçlerinin ülkeden çekilmesiyle Biden, Afganistan’ın ardından eski Başkan Bush’un başlattığı bir savaşı daha sona erdirmiş olacak.

BOLD ANALİZ – ABD ve Irak, 2021 yılı sonuna kadar Amerikan askerlerinin Irak’taki muharip misyonunun sonlandırılması için anlaşmaya vardı.

ABD Başkanı Joe Biden, Beyaz Saray’da Irak Başbakanı Mustafa Kazımi ile görüşmesinin ardından yaptığı açıklamada, ABD ordusuna bağlı muharip güçlerin yıl sonuna kadar Irak’tan ayrılacağını; eğitim ve danışmanlık desteği veren ABD askerlerinin ise ülkede görev yapmaya devam edeceğini söyledi.

Başkan Biden, Ağustos ayı sonuna kadar Afganistan’da bulunan son ABD askerlerinin de çekilmesinin yanı sıra Irak’tan da çıkarak eski Başkan George W. Bush döneminde başlayan iki savaşta ABD’nin yürüttüğü muharebe misyonlarını noktalıyor.

Irak’ta şu an 2.500 ABD askeri, IŞİD’le mücadele eden Irak ordusuna destek kapsamında görev yapıyor. Biden’ın açıklamasına göre ABD askerlerinin bu yılın sonundan itibaren muharip bir görevi olmayacak.

BAŞBAKAN KAZIMİ’NİN ELİNİ GÜÇLENDİRECEK ‘SEMBOLİK’ BİR ADIM

ABD Başkanı Joe Biden ve Irak Başbakanı Mustafa Kazımi

Muharip güçler çekildiğinde bu sayının değişmesi beklenmiyor. Ancak bu açıklamanın ülke içinde ABD askerinin varlığından rahatsız olan geniş bir taban karşısında Kazımi’nin Irak iç politikasında elini rahatlatacağı, sembolik bir önemi olduğu değerlendiriliyor.

ABD askerlerinin Irak’taki varlığının 2003’teki müdahaleden bu yana sayıları azalsa da sürmesi, Ocak 2020’de İranlı General Kasım Süleymani’nin, beraberinde İran destekli bir Iraklı Şii milis grubun komutanıyla Başkent Bağdat’ta bir ABD hava operasyonunda öldürülmesinden bu yana ülke içinde ciddi tartışmalara yol açıyor.

İran destekli siyasi partiler, ABD askerlerinin Irak’tan tamamen çekilmesini talep ediyor. Tahran destekli Şii milis grupları da Irak’taki ABD birliklerine ve üslerine saldırılar düzenliyor.

ABD’NİN EN UZUN SAVAŞLARINDAN BİRİ DAHA BİTİYOR

Biden’ın bu açıklaması, eski ABD Başkanı George W Bush’un başlattığı bir diğer savaşın da bu yıl bitişi anlamına geliyor. Biden, Afganistan’dan da tüm muharip ABD askerlerinin Ağustos ayı sonuna kadar çekileceğini açıklamıştı. 20 yıl süren Afganistan savaşı ABD’nin en uzun süreli savaşı olarak tarihe geçmişti.

ABD liderliğindeki uluslararası güç, 2003’te Saddam Hüseyin’i iktidardan devirmek ve kitle imha silahlarını bulmak gerekçesiyle Irak’ı işgal etmişti. O dönem ABD Başkanı olan George W. Bush, müdahalenin başında “Özgür ve barışçıl bir Irak” sözü vermiş olsa da, müdahale sonrası güçlü bir merkezi yönetim kurulamadı ve ülke içinde yıllar süren kanlı bir iç savaş çıktı. Saddam Hüseyin iktidardan indirildi, ancak Irak’ta kitle imha silahı bulunamadı.

ABD öncülüğündeki koalisyon güçleri, Irak’ı işgal ettikten 8 yıl sonra 2011’de askerlerini geri çekti. Irak hükümeti, 2014’te IŞİD’in ortaya çıkmasından sonra Washington’dan yeniden asker göndermesi talebinde bulundu, dönemin ABD Başkanı Barack Obama da Bağdat’ın resmi talebi üzerine Irak’a 5 binin üzerinde asker gönderdi.

ABD’nin askeri varlığı son yıllarda Irak’ın yanı sıra Suriye’de de IŞİD’e karşı mücadeleye yoğunlaştı.

ABD, IRAK’I İRAN’A TESLİM ETTİ VE ÇEKİLİYOR

ABD, 11 Eylül saldırıları sonrası terör örgütlerine kucak açtığı iddiasıyla Afganistan’a saldırmış ve Taliban yönetimini devirmişti. ABD, yaklaşık 20 yıllık savaşın ardından 11 Eylül’e kadar Afganistan’daki muharip güçlerinin tamamını çekmiş olacak. Ancak 20 yıl önce devrilen Taliban, Afganistan’da yine en önemli güç ve en geç 1 yıl içinde Afgan hükumetini devirerek ülkede yeniden kontrolü sağlaması bekleniyor.

ABD, Irak’ı ise bölgedeki baş düşmanı İran’ın nüfuzuna bırakarak çekilmek üzere.

1932 yılında bağımsızlığını kazanmasının ardından 2003 yılına kadar Sünni iktidarlar tarafından yönetilen Irak, ABD işgali sonrası Şii hükumetler tarafından yönetilmeye başladı.

Saddam Hüseyin rejiminin 2003’te ABD liderliğinde devrilmesiyle birlikte nüfusun yüzde 55’ini oluşturan Şii nüfus ve Şii iktidarlar sayesinde İran, Irak’ta nüfuzunu büyük oranda arttırdı.

Şii silahlı milis gruplar, IŞİD’le mücadele sırasında Irak güvenlik teşkilatının dokusuna başarıyla yerleştirdi ve Irak Ordusu’nun resmi bir parçası haline geldi. Bu silahlı gruplar İran’ın da desteğiyle ülke içerisinde önemli bir güç haline geldi.

IŞİD’le mücadele sırasında İran Devrim Muhafızları’na bağlı çok sayıda asker Irak Ordusu’na danışmanlık adı altında ülkede faaliyet gösterdi.

Sonuç olarak Şii milis gruplar, İran’ın Irak’a etkisi noktasında önemli bir araç haline geldi.

Ancak Irak’ta İran’ın artan nüfuzuna karşı tepki de yok değil. Koronavirüs pandemisi öncesi Irak’ta düzenlenen kanlı protestolarda aralarında Şiilerin de olduğu halkın öfkesi hükumet yanında İran’a da yönelmişti. İran’ın Irak’taki temsilciliklerinin bazıları ateşe verilmişti.

AB’ye Avusturya’dan çağrı: Afgan mülteciler için doğru tercih Türkiye!

Okumaya devam et

Dünya

Almanya İçişleri’nden Türk muhaliflerle ilgili açıklama: Farklı listeler var!

Tayyip Erdoğan muhalifi isimlerin yer aldığı infaz listelerine ilişkin Almanya Federal Hükümeti’nden yapılan ilk resmi açıklamada, farklı listelerin bulunduğuna dair işaretler olduğu kaydedildi.

BOLD – Almanya, Türk gazetecilerin isimlerinin yer aldığı infaz listeleriyle ilgili ilk kez açıklama yaptı. DW Türkçe’nin aktardığına göre İçişleri Bakanlığı Müsteşarı Helmut Teichmann, Sol Parti Milletvekili Helin Evrim Sommer’in soru önergesine verdiği yanıtta “Şu anda Türk hükumetine eleştirel yaklaştığı varsayılan kişilerin isimlerinin olduğu farklı listeler olduğuna dair işaretler bulunmaktadır” dedi. Açıklamada federal hükümetin elinde somut bir liste bulunmadığı, konuyla ilgili incelemenin derinleştirildiği belirtildi.

DÜNYA ÇAPINDA ÖZGÜRLÜĞE DESTEK

Almanya Dışişleri Bakanlığı ülkede yaşayan, muhalif gazetecilere yönelik artan tehdit, taciz ve saldırıların ardından dün bir açıklamada bulunmuştu. Açıklamada “Federal Hükumet dünya çapında basın ve ifade özgürlüğünü destekliyor ve gazetecilere yönelik her türlü şiddet olayını kınıyor” denildi. “Almanya’da yaşayan tüm insanların – ne tür bir saikle olursa olsun – şiddete maruz kalmaması güvence altına alınmalıdır” denilen açıklamada, Dışişleri Bakanlığı’nın geçmişte de “birçok kez ve doğrudan Türkiye’deki gazetecilerin hakları” konusunda destek verdiğine dikkat çekildi.

TÜRK BÜYÜKELÇİ’Yİ ÇAĞIRIN!

Alman Gazeteciler Sendikası (DJV), Almanya’da yaşayan Türk muhalif gazetecilere yönelik artan tehdit, taciz ve saldırılar karşısında Alman hükumetini harekete geçirmeye çağırdı. Sendika Başkanı Frank Überall, polis kaynaklarından aldıkları bilgiye göre, muhaliflerden oluşan ve aralarında gazetecilerin de bulunduğu 55 kişilik bir infaz listesi bulunduğunu kaydetti. Dışişleri Bakanı Heiko Maas’tan, Türk Büyükelçi’nin Dışişleri Bakanlığına çağrılmasını talep etti

Okumaya devam et

Dünya

Türkiye’de ‘yargıya güven’ OECD ülkeleri arasında dipte: Son 10 yılda 22 puan azaldı

OECD’nin “Bir Bakışta Hükümet 2021” adlı raporuna göre Türkiye son on yılda halkın yargı ve eğitim sistemine olan güvenini aşındıran 36 ülke arasında ilk sırada yer aldı.

BOLD – Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Teşkilatının (OECD) yeni altı aylık “Bir Bakışta Hükümet 2021” adlı raporuna göre, Türkiye son on yılda 36 ülke arasında halkın yargı ve eğitim sistemine olan güvenini en çok aşındıran ülke oldu.
Rapora göre, Türklerin yalnızca yüzde 27’si eğitim hizmetlerinden memnun olduklarını söylerken OECD ülkelerinde bu oran ortalama yüzde 68 olarak açıklandı.
Norveç, Finlandiya ve Slovenya eğitim sisteminden memnun olanlar listesinin başında yer aldı.
SON 10 YILDA EN BÜYÜK DÜŞÜŞ YARGIYA GÜVENDE GÖZLENDİ
OECD raporuna göre, Türkiye’de son on yılda en yüksek düşüş yargıya olan güvende gözlendi.
Raporda, Türk vatandaşlarının yargıya olan güveni, 2010-2020 yılları arasında 22 puan azalarak yüzde 38’e geriledi.
Aynı dönemde OECD ülkeleri genelinde yargıya güven 6 puan arttı ve ortalama yüzde 57 olarak gerçekleşti.
Rapora göre, Türk vatandaşlarının sağlık hizmetlerinden memnuniyeti son on yılda değişmedi ve yüzde 60’da kaldı. OECD ortalaması ise yüzde 70 olarak gerçekleşti.
Türkiye, 15 Temmuz’un ardından demokrasi ve hukuk başta olmak üzere her alanda bir gerilemeye tanık oldu. Darbe girişiminin ardından ülkede iki yıllık olağanüstü hal ilan edildi ve ülke AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çıkardığı kanun hükmünde kararnameler ile yönetildi.
Son 5 yılda meclisin yasama yetkisi büyük oranda budandı, yargı siyasetin vesayeti altına girdi.

Okumaya devam et

Popular

Shares