Bizimle iletişime geçiniz

Analiz

Bir gecede 2 bin 400 hakim-savcıyı ihraç eden Mehmet Yılmaz HSK’nın kapısına kondu

 15 Temmuz gecesi 2 bin 400 hakim ve savcıyı delilsiz davasız mesleğinden ihraç eden HSK Başkanvekili Mehmet Yılmaz, yeni Kurul’un üyeleri arasına giremedi. 2015’te hakimler hakkında soruşturma açmakta geciktiği için Tayyip Erdoğan’an özür dileyen Yılmaz, ihraç edilen 4 bin hakim-savcıya ‘itirafçı’ tuzağı kuran isimdi.

BOLD ANALİZ

Hakimler ve Savcılar Kurulu’nun görev süresinin dolması nedeniyle yeni üyeler belirlendi. TBMM’de AKP ve MHP 4 üye, İyi Parti ve CHP ise 3 üyeyi atama konusunda anlaştı. Yargıtay üyesi Ergün Şahin, Danıştay üyesi Aysel Demirel, avukat Bilal Temel AKP, Devlet Bahçeli’nin eski avukatı Hamit Kocabey MHP, Yargıtay üyesi Sinan Esen ile Prof. Dr. Cumhur Şahin İyi Parti, Yargıtay üyesi Ömür Topaç ise CHP tarafından aday gösterilerek seçildi.

Meclis’in HSK seçiminin ardından AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’da Kurul’a 4 üye atadı. Halen 1. Daire’nin başkanlığını yürüten Halil Koç ile aynı daire üyesi Mehmet Akif Ekinci’yi yeniden üyeliğe seçen Erdoğan, Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi Başkanı İbrahim Kolcu ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekili Ömer Faruk Yıldırım’ı ilk kez atadı.

İki dönemdir HSK Başkanvekilliği yapan Mehmet Yılmaz ise HSK’nın üyeleri arasında yer almadı. Erdoğan’ın AKP’ye yakın bilinen HSK 1. Daire Başkanı Halil Koç’u yeniden atayıp ulusalcı görüşleriyle bilinen Mehmet Yılmaz’ı seçmemesi yargıdaki ittifaka artık ihtiyacının kalmadığını göstermiş oldu.

YARGIYI AKP’NİN EMRİNE SUNDU

2014’de HSK’ya seçilen Yılmaz’ın görev süresi 7 Haziran’da sona erecek. Yılmaz, AKP’nin 2014’de yargıyı kontrol altına almak için kurduğu Yargıda Birlik Platformuyla hareket etti. Erdoğan’ın ulusalcı kesimlerle yaptığı ittifakın bir sonucu olarak Adalet Bakanının başkanı olduğu HSK’da Başkanvekilliğine getirilen Yılmaz, görevi süresince icraatlarıyla yargıyı Erdoğan ve AKP iktidarının emrine sundu.

HSK Başkanvekili Mehmet Yılmaz.

ERDOĞAN’DAN ÖZÜR DİLEDİ

Mehmet Yılmaz, 2015’te Hidayet Karaca ve tutuklu 75 polise tahliye eden hâkimler Metin Özçelik ve Mustafa Başer’e soruşturma açmakta ‘geç kaldığı için’ AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’dan özür dileyen ilk HSK Başkanvekili oldu. Erdoğan’ın “HSYK toplantısı geç kaldı” sözlerinin ardından Mehmet Yılmaz, “Kamuoyundan özür diliyorum. Araya hafta sonu girmesi nedeniyle kararımız gecikti” demişti.

2 BİN 400 HAKİMİ BİR GECEDE İHRAÇ ETTİ

Yılmaz, 15 Temmuz gecesi 2 bin 400 hakim ve savcıyı tek bir somut delil olmadan mesleklerinden ihracına imza attı. Mahkemelerdeki hakim ve savcıların ihracı sonrası kitlesel tutuklamaların başlamasına izin ve destek veren Yılmaz, toplu ihraç kararlarını “15 Temmuz’u 16’sına bağlayan gece saat 01.00’de 2 bin 740 yargı mensubunun görevine son verdik. Eğer bunu yapmasaydık şimdi yüzlerce Adil Öksüz dışarıda olurdu” sözleriyle savundu. Hakim ve savcıları yargılamadan infaz eden ve darbeye destek iddiasında bulunan Yılmaz, Sevilay Yılman’a yaptığı açıklamada bu konuda itirafta bulundu: “Darbeye teşebbüs noktasında zaten biz bu yasadan faydalanmıyoruz. Sadece silahlı terör örgütü üyesi olarak yargılama yapabileceğiz; zira henüz yargı camiasında darbeye karıştığını, bizzat içinde olduğunu ispat ettiğimiz kimse yok! Onu henüz delillendiremedik.”

MESLEKTAŞLARINA TUZAK KURDU

İhraç edilen hakim ve savcıları itirafçı olmaları karşılığında mesleğe yeniden atayacaklarını söyleyen Yılmaz, sonradan bu açıklamalarını ihraç edilenlerin davalarına delil oluşturmak için yaptığını yani tuzak kurduğunu itiraf etti. Yılmaz, kurduğu tuzağı Habertürk’e şöyle anlatmıştı: “Herkes rahat olsun! HSYK, Etkin Pişmanlık Yasası’ndan faydalanan hiçbir kimseyi yeniden göreve döndürmeyecek. Bugüne kadar itirafçı olup da mesleğe döndürülen tek bir isim bile yoktur. HSYK Genel Kurulu’nun bu konudaki düşüncesi net. İtirafçıların mesleğe iadesi söz konusu değil… Bu açıklamayı tamamen itirafçılığı teşvik amacıyla yaptım ve çok da başarılı oldum. Çünkü o vakitlerde bir tane bile itirafçı yokken, o açıklamam sonrası itirafta patlama oldu. 200’ün üzerinde itirafçı sayesinde 2400 hâkim ve savcı hakkında FETÖ üyesi olduğuna dair delil elde ettik.”

BYLOCK OLMASAYDI İŞİMİZ ÇOK ZORDU

Yılmaz, hakim ve savcıların davalarında delil olmadığını ise Akşam gazetesine verdiği röportajda anlattı. Hukuken tartışmalı Bylock programının olmaması durumunda işlerinin zor olacağını söyleyen Yılmaz, “Allah’tan ByLock çıktı da delil olarak kabul edeceğimiz bir argüman elde ettik. Yoksa işimiz çok zordu. Delil olmadan nasıl ceza vereceksiniz?” dedi.

MHP’li belediyedeki usulsüzlükleri ortaya çıkaran gazeteciye terörist muamelesi

Analiz

MİT neden etkili muhalifler yerine öğretmenleri kaçırıyor?

MİT eliyle yurt dışından adam kaçırmalara hız veren AKP rejimi, Gülen Hareketi mensubu öğretmenlerin peşinde. Erdoğan, dünya önünde kendisini sert eleştirileriyle zor durumda bırakan muhalif gazeteciler yerine öğretmenlerin üzerine odaklanmasının nedeni var. Türkiye ile bulundukları ülkelerde köprü kuran okulları kapatmada başarısız olan Erdoğan rejimi, eğitimcileri kaçırarak emelini ulaşmaya çalışıyor.

BOLD – Washington’da bulunan ve demokrasi, insan hakları ve siyasi özgürlüklerin takipçisi Freedom House’un Şubat ayında yayınladığı  “Ulusötesi Baskı”’ raporunda Türkiye ile ilgili ilginç veriler yer aldı. VOA’nın haberine göre, devletlerin, muhalefeti susturmak için ulusal sınırların ötesine geçerek sürgündeki ve ya diasporada yaşayan kişilere karşı sistematik şiddet uyguladığı belirtilen raporda Türkiye, incelenen altı ülke arasında.

Raporda, Türkiye’nin 15 Temmuz sonrası MİT aracılığıyla ilgili ülkelerin yasalarına da aykırı şekilde kaçırma faaliyetlerini arttırdığı kaydedildi.

Raporda, Türkiye’nin bu girişimlerinin özellikle Gülen Hareketi mensuplarına yönelik yürüttüğü de belirtiliyor.

Türkiye ve MİT bir kaçırma vakasıyla daha gündemde. Kırgızistan’daki Sapat Eğitim Kurumlarının kurucusu Orhan İnandı evinin önünden 20 gün önce kaçırıldı. Kaçırılmada MİT’in parmağı olduğu sanılıyor. Kırgız vatandaşı olan İnandı’nın sevenleri Bişkek’teki Türk elçilik binası önüne eylem yapıyor.

EĞİTİMCİ VE ÖĞRETMENLER KAÇIRILIYOR

Kosova’dan Malezya’ya Ukrayna’dan Kenya’ya kadar pek çok ülkede MİT Gülen Hareketi mensuplarını kaçırdı. MİT, yerel yöneticilerle işbirliği için milyonlarca lirayı yasadışı kaçırmaya harcıyor. Solidarity With Others’in verilerine göre 15 Temmuz darbe girişiminin ardından 2016-2020 yılları arasında uluslararası hukuk kurallarına aykırı olarak ve yasadışı yollar kullanılarak 23 ülkede 95 kişi ya yasadışı şekilde Türkiye’ye iade edildi ya da MİT tarafından kaçırıldı. Kaçırılanların büyük çoğunluğu öğretmen ve eğitimci.

Erdoğan Rejimi, kendisini ve partisini bu kadar eleştiren gazeteci ve siyasi varken neden öğretmen kaçırıyor? Bunun nedenlerinden biri muhalif Türk gazeteci ve siyasiler genellikle MİT’in hareket alanının kısıtlı olduğu Avrupa ve ABD’ yaşıyor. Kaçırılan öğretmenlerse genellikle Afrika ve Asya ülkeleriyle Balkan ülkelerinden kaçırılıyor. Batı, Belarus’daki olayda olduğu gibi gazeteci ve siyasetçi kaçırılmalarına karşı daha hassas.

NEDEN ÖĞRETMENLER KAÇIRILLIYOR

Öğretmenlerin kaçırılmasındaki asıl nedenlerin başında ise, kaçırılan öğretmenlerin ve çalıştıkları kurumların Türkiye ile bulundukları ülkeler arasında köprü kurmuş olması. Yakın tarihe kadar yapılan Türkçe Olimpiyatları bunun en güzel örneği. Bu olimpiyatlardan birine 2013 yılında katılan Erdoğan da orada yaptığı konuşmada bu gerçeği anlatmıştı. AKP rejimi, 15 Temmuz sonrası dünya genelinde Türk okullarını kapatmak için kolları sıvadı. Bu çalışmalarında büyük oranda başarısız olan AKP, MİT eliyle okulların yöneticilerini kaçırarak emelini gerçekleştirmeye çalışıyor. Bu yüzden öğretmenler ve eğitimciler kaçırılanlar arasında ilk sırada yer alıyor.

Türkiye ve Türk halkı için için sayısız kötülüğe imza atan Erdoğan ve AKP’nin bu davranışıyla ülke, dünyada ‘Haydut devletler’ arasında sayılıyor.

15 Temmuz gecesi ihraç edilen 2 bin 740 hakim ve savcıyı 2013’te fişlediler

Okumaya devam et

Analiz

Aranan namuslu savcılara şu an ulaşılamıyor!

Sedat Peker’in ifşaları sonrası ortalığa saçılan suçlar için namuslu savcıları göreve çağıran Kemal Kılıçdaroğlu’nun çağrısı yanıtsız kaldı. Sosyal medya ise Kılıçdaroğlu’na namuslu savcıların hapiste olduğu hatırlattı.

BOLD – Sedat Peker’in ifşa videolarının ardından Türkiye’de siyasetçi, bürokrat, gazeteci ve iş insanlarının karıştığı devasa bir suç yumağı ortaya çıktı.

Uluslararası suçların da ortaya döküldüğü süreçte Türkiye’nin neredeyse tek gündemi haline gelen Sedat Peker videolarına bir tek yargı kayıtsız kaldı.

İddialarını delillerle ortaya koyan Peker, MİT Tırları davası gibi yargı sürecini tersine çevirecek bilgiler de paylaştı.

KILIÇDAROĞLU’NDAN SAVCILARA ÇAĞRI

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Perşembe günü sosyal medya hesabından savcılara seslendiği bir video mesaj paylaştı.

Videoda Kılıçdaroğlu şunları kaydetti: “Onun için bu gece namuslu savcılara son çağrımı yapacağım. Bu gece bu ülkenin mert ve vatansever savcılarına son kez sesleniyorum… Biliyorum azınlıkta kalsanız da hala vatansever olanınız var. Hala oradasınız. Partileştirdiler savcılıkları ama hepinizi hala bitiremediler. Az kaldınız ama oradasınız. Hala kalbiniz bu ülke için çarpıyor. Biliyorum bu talebim tüm emeğinize mal olabilir. Sürebilirler sizi, men edebilirler mesleğinizden. Aynı zamanda biliyorum ki içiniz içinize sığmıyor. Siz bu ülkenin evlatlarısınız. Atatürk’ün ruhu hala içinizde yaşıyor. Bu ülkenin namuslu evlatları; vaktimiz hızla daralıyor, soruşturma açmaz iseniz daha çok provokasyonla karşı karşıya kalacak ülkemiz daha çok Denizlerin canlarına kastedecekler. Unutmayın, dünyada bizi, “haydut devlet” konumuna düşürmek isteyen düşmanlarımız da var. Onların dümenine siz de istemeden su taşımız olacaksınız, onların dümenine su taşıyan kırk haramilere susarak siz de destek olacaksınız.”

Kılıçdaroğlu savcıların ilk soracağı sorunun “10 milyon Euro’yu Ankara’da kimin için istediler?” olması gerektiğini belirterek, “İşte o soru sizi Deniz’in (HDP İzmir İl Başkanlığı’nda öldürülen Deniz Poyraz) katillerine kadar götürecek” dedi.

SAVCILARDAN SES YOK

Kılıçdaroğlu’nun çağrısı havada kaldı. Paylaşımın üzerinden 3 gün geçti ama hala adı mafyatik ilişkilerle anılan bakan ve gazetecilerle ilgili bir soruşturma açan olmadı.

Üstelik ses kaydı bulunan ve meslektaşları ve çalışma arkadaşlarının da “Kayıdı dinledik” dediği Veyis Ateş kesin bir dille iddiaları reddetti. Bugünse söz konusu ses kaydı yayınlandı.

NAMUSLULAR HAPİSTE

İktidarın Gülen hareketi mensuplarına yönelik cadı avına sessiz kalarak destek veren Kılıçdaroğlu’nun, MİT Tırları davası savcılarına sahip çıkmaması ikiyüzlülük olarak eleştirildi. Sosyal medyada da gündem olan Kılıçdaroğlu’nun çağrısına vatandaşlar “Namuslu savcılar hapis” yorumları geldi.

 

15 Temmuz gecesi ihraç edilen 2 bin 740 hakim ve savcıyı 2013’te fişlediler

Okumaya devam et

Analiz

Ülkücü Hareket yine gündemde: Avrupa ülkelerinde bakış nasıl? Kimler yasakladı?

İzmir’de HDP İl Binası’nda parti görevlisi Deniz Poyraz’ı öldüren Onur Gencer’in ‘bozkurt’ işareti ile verdiği pozların kamuoyuna yansıması ile birlikte Ülkücü Hareket ve Bozkurtlar yeniden tartışmaların odağı haline geldi. Peki Avrupa’da Ülkücü Hareket’e bakış nasıl ve hangi ülkeler yasakladı?

BOLD ANALİZ – Son yıllarda Türkiye siyasetindeki AKP-MHP yakınlaşması Ülkücü Hareket mensuplarının yurtdışında MİT ile yakın işbirliğine girmesini sağladı. Bu yakınlaşma sonrası bazı ülkelerde yaşanan şiddet olaylarında Ülkücü Hareket ile MİT’in ismi yan yana anılmaya başladı. Bu gelişmeler sonrası Ülkücü Hareket tarihinde ilk kez bazı Avrupa ülkelerinde tamamen yasaklandı, bazı ülkelerde ise sembolleri ve selamlaması yasaklandı. Son olarak Avrupa Parlamentosu, kabul ettiği bir tasarı ile 27 ülkeye Ülkücü Hareket’i terör örgütü olarak kabul etme çağrısında bulundu.

İşte ülke ülke Avrupa’da Ülkücü Hareket ile ilgili alınan kararlar:

AVUSTURYA

Avusturya, 1 Mart 2019 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere ‘bozkurt selamı’ ve Ülkücü Hareket’in sembollerini yasakladı.

Bunları kullananlar hakkında 4 bin euroya kadar varan cezalar öngörülüyor.

2020 yılı Ocak ayında Viyana Belediyesi’nde görevli 4 otobüs şoförü, bozkurt işareti yaptıkları gerekçesiyle işten atıldı.

FRANSA

Fransa’da 2020 yılı Kasım ayı başında bir ‘Ermeni Soykırımı’ anıtı saldırıya uğradı. 1915 olaylarında ölen Osmanlı Ermenilerinin anısına Lyon şehri dışında bulunan anıta ‘Bozkurtlar’ anlamına gelen Fransızca ‘Loups gris’ ve AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın isminin baş harflerine atıfla ‘RTE’ gibi sloganlar yazılmıştı.

Olay sonrası Fransa İçişleri Bakanı Gerald Darmanin, Ülkücü Hareket’in ülkede yasaklanması için Bakanlar Kurulu’na bir öneri getireceğini açıkladı. Öneriyi görüşen Fransız hükümeti Bozkurtlar’ın (Ülkücü Hareket) Fransa’da 6 Kasım 2020 tarihi itibariyle tamamen yasaklanmasına karar verdi.

Fransız hükumeti, ülkedeki Kürt ve Ermeni gruplarla yaşanan kavga ve çatışmalardan dolayı Ülkücü Hareket’i suçladı.

ALMANYA

Fransa’nın ardından Almanya’da da Ülkücü Hareket’in yasaklanması için meclise öneriler getirildi. Geçtiğimiz yıl meclisteki bütün partilerin destek verdiği bir yasa tasarısıyla Federal İçişleri Bakanlığı’na olası bir yasaklamayı denetleme görevi verildi.

Angela Merkel hükumeti, Türkiye ile hassas ilişkileri göz önünde bulundurarak Ülkücü Hareket’i Almanya’da yasaklamadı ancak Bozkurtlar Almanya’da iç istihbarat teşkilatı ‘Anayasayı Koruma Teşkilatı’ tarafından izlenmeye alındı. Almanya’da normalde terör örgütleri ve yasaklı örgütler ile şiddete meyilli yapılanmalar İç İstihbarat Teşkilatı tarafından izleniyor. Bu durumda iç istihbarat teşkilatı yeterli kanıt toplarsa ileride Ülkücü Hareket’in yasaklanması gündeme gelebilir.

Almanya’da iç istihbarattan sorumlu olan Anayasayı Koruma Teşkilatı’nın (BfV) son olarak yayınladığı 2020 yılı raporuna göre ülkedeki ülkücülerin sayısı 11 bin civarında. Bunların büyük çoğunluğu dernek veya federasyon yapılanmalarında örgütlü. Bu ülkücü derneklerin çoğunun da Türkiye’deki siyasi partilerin yurt dışı uzantısı olduğu belirtiliyor.

HOLLANDA

Hollanda’da da Fransa ve Almanya’nın ardından Ülkücü Hareket’in yasaklanması gündeme geldi. 2020 yılı Kasım ayında Hollanda meclisine milletvekili Bente Becker tarafından bir önerge sunuldu. Önergede Ülkücü Hareket (Bozkurtlar), ‘aşırı sağcı’, ‘aşırı milliyetçi’ ‘Hollanda toplumunda gerilime sebep olan’ ve ‘toplum kesimlerini karşı karşıya getiren’ bir yapılanma olarak tanımlandı.

Önerge 147’ye karşı 3 oyla kabul edildi. Ancak Hollanda da Almanya gibi Ülkücü Hareket’i nihai olarak yasaklama kararı almadı. Meclise sunulan önerge Türkiye ve Ülkücü Hareket’e karşı bir uyarı olarak algılandı.

AVRUPA PARLAMENTOSU

Avrupa Parlamentosu’nun Mayıs ayında yayımlanan son Türkiye raporunda AB’ye Bozkurtların “terör örgütleri” listesine alınması olasılığının incelenmesi çağrısında bulunuldu.

“Irkçı ve aşırı sağcı” olarak tanımlanan Ülkücü hareketin “Sadece Türkiye değil aynı zamanda Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkelerde de kaygı verici şekilde ilerlediği” görüşü savunuldu. MHP ile yakınlığına vurgu yapılan hareketin “AB terör örgütleri listesine eklenmesi” ve AB içindeki örgütlenmesinin yasaklanması için inceleme başlatılması istendi. Konuyla ilgili paragrafta Ülkücü hareketin “özellikle Kürt, Ermeni veya Yunan kökenliler ve muhalif olarak gördükleri her şahıs için tehdit oluşturduğu” belirtilerek, etkilerine karşı konulması çağrısı yer aldı.

Avrupa Parlamentosu’nun (AP) tavsiye kararı niteliğinde olan 2019-2020 Yılı Türkiye Raporu, AP Genel Kurulu’nda 64’e karşı 480 üyenin oyuyla kabul edildi.

Biden ile Erdoğan anlaştı ama Afganistan’da Türk askerini ne bekliyor?

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0