Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

Silivri’den cenazesi çıkan İbrahim Halil Özyavuz’un ölümü hala aydınlatılmayı bekliyor

Genç doktor İbrahim Halil Özyavuz’un vefatı üzerinden 3 yıl geçti. Ensesindeki darp izi, MR sonuçları, fiziki bulgular olayın intihar olmadığını gösteriyor ama herkes susmayı tercih ediyor.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | ANALİZ

Silivri Cezaevinde 3 Haziran 2018’de intihar ettiği iddia edilen doktor İbrahim Halil Özyavuz’un ölümünün üzerinden 3 yıl geçti. Cerrahpaşa Tıp Fakültesini dereceyle kazanan, TUS üçüncüsü olan Özyavuz’un vefatı hala aydınlatılmayı bekleyen şüpheli bir ölüm.

İbrahim Halil Özyavuz polis geldiğinde evinde yoktu. Arandığını öğrenince babasıyla birlikte Emniyet’e gitti. Mesajlaşma programı Bylock kullandığını söylediler. Emniyete kendisi gittiği halde kaçma şüphesi gerekçe gösterilerek tutuklandı. Önce Metris Cezaevi’ne ardından Silivri’ye gönderildi. Cezaevindeki ilk açık görüşte ailesine işkence gördüğünü anlattı. Aradan 15 gün geçtikten sonra ailesi çocuklarının intihar ettiğini ve hastanede olduğunu öğrendi.

Oysa intihar etmedi, başının arkasına aldığı ölümcül bir darbe sonucu hayatını kaybetti. Ancak hastaneye götürüldüğünde onu muayene edenler de ailesi de Türkiye’deki baskı ve tehdit ortamı nedeniyle susmak zorunda kaldı. Bazıları ise “Gülen Cemaati bu olayı kendi lehine kullanır” diye bilerek isteyerek susmayı tercih etti. Bir insanın işkence sonucu hayatını kaybetmesine ses çıkarmak yerine olayın üstünü kapatmayı yeğledi.

AKP ve MHP ile iç içe olan geniş ailesi öyle bir baskıya maruz kaldı ki, klinik önünde beklerken bile çocuklarının durumunu soramadılar. Hastanede babasını görenler ‘aşırı derecede korkutulmuş, sindirilmiş, tehdit edilmiş bir hali vardı’ yorumunu yaptı.

NEDEN SİLİVRİ HASTANELERİNE DEĞİL DE HASEKİ’YE GÖTÜRÜLDÜ?

Kendi kendini darp ederek intihar ettiği iddia edilen İbrahim Halil Özyavuz’un ölümünde, aslında cevapları bilinen pek çok soru işareti var.

* İddiaya göre İbrahim Halil Özyavuz Silivri Cezaevinde intihar etti. Normalde Silivri CİK’te hastalanan ya da intihar eden biri kampüs içindeki ya da Silivri’deki hastanelere götürülüyor. İbrahim Halil Özyavuz, Haseki Hastanesi’ne kaldırıldı. Silivri-Haseki arası oldukça uzak. İntihar gibi acil bir vakada öncelikle Silivri civarındaki bir hastanede müdahale yapılması gerekirdi. Neden yapılmadı? İstedikleri raporu çıkartabilmek, istedikleri müdahaleyi yaptırmak, istedikleri analizi yazdırabilmek için mi?

NEDEN GEÇ GÖTÜRÜLDÜ?

* Özyavuz Haseki Hastanesi’ne götürüldü ama oraya da çok geç götürüldü. Görgü tanıklarına göre konuşamayacak, ifade veremeyecek durumdaydı. O gece Özyavuz’u muayene eden doktorlarda hastanın bekletilerek getirildiği kanaati oluştu. Neden bu kadar bekletildi?

ÖLÜMCÜL DARP İZİ

* Nasıl intihar ettiği de çelişkili. Önce kendini asarak intihar ettiği iddia edildi, sonra otopside darp izleri çıkacağını tahmin edildiğinden ‘kendi kendini darp ettiği’ kayıtlara geçti. Özyavuz’un ense kısmında, Latince’de Türk eyeri olarak bilinen Sella Turcica bölgesinin tam altı kısmında ölümcül bir darp izi vardı. Bir insan o bölgeyi kendi kendine şiddetli bir şekilde darp ederek ölmesi mümkün mü? Fiziki bulgulara, değerlendirmelere ve MR sonuçlarına göre olayın intihar olmadığı biliniyor ancak herkes susmayı tercih ediyor. Bu belgeler de saklanıyor.

BAŞARILI, GENÇ BİR DOKTOR NEDEN İNTİHAR ETSİN?

Şanlıurfa’nın Harran ilçesinde doğan İbrahim Halil Özyavuz, yazın ailesiyle pamuk tarlasında çalışarak büyüdü. 7 çocuklu bir ailenin en büyüğüydü. Önce Şanlıurfa’da ÇEAŞ Anadolu Lisesi’ni kazandı. Okuldaki başarısı nedeniyle Gülen Hareketi’ne ait bir dershaneye ücretsiz olarak gitme hakkı kazandı.

Dershane eğitiminden sonra, 2007 yılında ÖSS-1 puan türünde sözelde 374 puanla Türkiye 242’ncisi, ÖSS-2 sayısal alanda ise 368 puanla Türkiye 1004’üncüsü oldu. İstanbul Cerrahpaşa Tıp Fakültesini kazandı. Pamuk tarlasından çıkan bu başarı öyküsü 17 Ağustos 2007’de Sabah Gazetesi’ne bile haber oldu.

Özyavuz, başarı grafiğini Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde de sürdürdü. 2013’te okulu dönem birinciliğiyle bitirdi. Mezuniyetinin ardından girdiği TUS sınavında ise Türkiye üçüncüsü oldu. Hedefi birincilikti ama olmayınca sevenlerinden özür diledi.

Başarı grafiği nedeniyle Amerika’dan davet aldı. Ailesi Türkiye’de kalmasını istediği için daveti geri çevirdi. Bu sırada evlendi ve iki çocuğu oldu.

Böylesine başarılı bir doktor neden intihar etsin? Bir tanesi ölümünden birkaç ay önce doğan iki çocuğunu ve eşini neden gözü yaşlı bıraksın? Silivri’deki görüşlerde ailesine, “Buradan çıkınca doktorluğu bırakıp hukuk okuyacağım, bize bu yapılanların hesabını soracağım.” diyen bir insan neden vazgeçsin?

Özyavuz’un bu sözleri, gözaltı ve cezaevi sürecinde karşılaştığı hak ihlallerine dair ipucu veriyor. Onu yakından tanıyanlar da intihar edecek bir insan olmadığı konusunda hemfikir.

İbrahim Halil Özyavuz’un cenazesi Şanlıurfa’daki köyünde defnedildi.

Dr. İbrahim Halil Özyavuz: Pamuk tarlasından zirveye; Silivri zindanından ölüme…

 

 

BOLD ÖZEL

Frankfurt Havaalanı’nda tutulan öğretmenler Jülide Çetin ve Şeyma Demirel yarın deport edilecek

39 gündür Frankurt Havaalanı’nda tutulan ve haklarında deport kararı çıkan İngilizce öğretmenleri Jülide Çetin ve Şeyma Demirel, yarın sabah 10.00’daki Sofya uçağıyla Bulgaristan’a gönderilecek.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL

18 Haziran’dan bu yana Frankfurt Havalaanı’nda tutulan İngilizce öğretmenleri Jülide Çetin ve Şeyma Demirel, yarın sabah saat 10.00’da Bulgaristan’a deport edilecek. Bold Medya’ya konuşan Çetin ve Demirel, kendileri için Sofya uçağına bilet alındığını ve sabahtan koronavirüs testi yapılacağını bugün öğrendiklerini söyledi. İlk başta buna inanmak istemediklerini söyleyen öğretmenler, görevlilerden biletlerini istediklerini, onların da getirip gösterdiğini belirtti.

Öte yandan Çetin ve Demirel’in avukatının, deport kararının durdurulması için Frankfurt’un da içinde bulunduğu Hessen eyaletinin başkenti Wiesbaden Parlamentosu’na bugün başvuru yapacağı öğrenildi.

39 gün önce Almanya’ya sığınma talep eden Jülide Çetin ve Şeyma Demirel, Vietnam’dan Almanya’ya Bulgaristan vizesiyle geldikleri için haklarında deport kararı çıktı.

Koronavirüs tedbirleri kapsamında Almanya’dan vize alamadıkları için Bulgaristan’a başvurduklarını söyleyen genç öğretmenler Bulgaristan’a gitmek istemediklerini, Türkiye’ye iade edilip tutuklanan öğretmenlerle aynı kaderi yaşamaktan endişe ettiklerini belirtiyor.

Çetin ve Demirel, 15 Temmuz’dan sonra Vietnam’a komşu olan Tayland, Malezya, Mynmar, Endonezya gibi ülkelerden birçok Gülen Hareketi mensubunun yasa dışı yollarla kaçırılıp Türkiye’ye iade edildiği için Almanya’ya sığınmak istiyor.

VİETNAM’DA OKUDULAR

8 yıl önce Vietnam’a üniversite okumaya giden 27 yaşındaki Jülide Çetin, Ho Chi Minh şehrindeki Vietnam Nationel Üniversitesi’nde İngilizce öğretmenliği bölümünde okudu. Şeyma Demirel ise 2018’de Hanoi Üniversitesi’nden mezun oldu. Vietnam’da İngilizce öğretmeni olarak çalışan Çetin ve Demirel mesleklerine Almanya’da devam etmek istiyor.

İki kadın öğretmen Türkiye’ye iade riskiyle karşı karşıya

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

AİHM’nin Bylock kararı sonrası 95 bin kişi beraat bekliyor

AİHM’nin Bylock kullanmanın suç olmadığı ve tek başına tutuklanmaya yeterli delil olmadığı kararı haksız yere cezaevine giren binlerce kişiyi ümitlendirdi. MİT’in raporuna göre Bylock’ta mesaj içeriği olmayan 34 bin 837 kişi, en az 1 kez mesaj attığı iddia edilen 60 bin 473 kişi AİHM’in Tekin Akgün kararı sonrası beraat kararı bekliyor.

BOLD ÖZEL – Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) polis memuru Tekin Akgün’ün başvurusunda tek ve esas delilin Bylock olmasının tutuklamaya yetmeyeceği kararının ardından programla ilgili tutuklanan ve ceza alan binlerce kişi hukuksuz kararların kaldırılmasını istiyor.

AİHM’nin Tekin Akgün başvurusunda tek ve esas delilin Bylock olmasının tutuklamaya yetmeyeceği kararı diğer dosyalar için de emsal teşkil ediyor. Yargıtay, istinaf ve yerel mahkemelerin Bylock iddiasıyla tutuklu yargılananları Anayasa’nın 90’ncı maddesine göre AİHM içtihadına uyarak tahliye etmesi, davalarda ise beraat kararı vermesi gerekiyor.

AİHM kararı sonrası Bylock kullandığı iddiasıyla kaç kişinin yargılandığı sorusu gündeme geldi. Bu konuda net bir rakam bulunmazken, İçişleri Bakan Yardımcısının 4 Mart 2019 tarihli açıklamasına göre tekil kullanıcı olduğu iddia edilen 95 bin 310 kişiye Bylock davası açıldığı tahmin ediliyor. MİT’in Teknik Raporuna göre Bylock’ta en az  1 kez mesaj atmış veya almış kişi sayısı 60 bin 473 kişi bulunuyor. Yine MİT raporuna göre, Bylock’ta mesaj içeriği olmayan kişi sayısı ise 34 bin 837. AİHM’nin kararı sonrası Bylock kullandığı iddia edilen 95 bin kişiden tutuklu bulunanların tahliye edilmesi, yargılananlar hakkında da beraate hükmedilmesi hukukun gereği olarak kabul ediliyor.

YARGITAY VE AYM KARARLARINI DEĞİŞTİRMELİ

AİHM kararına göre Bylock, terör örgütü üyeliği suçu için makul bir şüphe oluşturmuyor. Oysa ki Yargıtay 16. Ceza Dairesi, 2017’de Bylock’un terör örgütü üyeliğine yeterli delil olduğunu kabul etmiş, içeriği olup olmadığına bakmadan programı indiren ve user ID’si bulunan yüzlerce kişinin cezasını onamıştı. Anayasa Mahkemesi de Bylock’u tutuklanma için kuvvetli belirti saymış ve tutuklamaları hak ihlali saymamıştı. AİHM’nin kararı sonrası Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi’nin içtihatları adeta çöp oldu. İki yüksek yargı organının içtihatlarını AİHM kararı doğrultusunda değiştirerek Bylock’un suç teşkil etmediğine karar vermesi gerekiyor. Bylock’tan cezası kesinleşenlerin de AİHM kararı doğrultusunda yeniden yargılanma talep etmesi hakkı bulunuyor. AİHM kararı emsal kabul edilerek Bylock iddiasıyla tutuklu bulunanların da derhal tahliyesine karar verilmesi hukukun gereği olarak kabul ediliyor.

AİHM’NİN BYLOCK KARARI

AİHM, polis memuru Tekin Akgün’ün başvurusunda Bylock’un tek başına delil olmayacağını, içeriklerin suç unsuru taşıması gerektiğini, terör örgütü üyeliğini kanıtlayacak yan deliller olması gerektiğine dikkat çekti. 20 Temmuz’da açıklanan kararda, “İlke olarak Bylock gibi şifreli iletişim uygulamalarını indirme/kullanma veya mesajlaşma gizliliğini korumak için başka herhangi bir yöntemin, tek başına suç oluşturan faaliyette bulunulduğuna dair objektif bir gözlemciyi tatmin edebilecek kanıt teşkil etmez” değerlendirmesi yapıldı. Özgürlük ve güvenlik hakkının ihlal edildiğine karar veren mahkeme, 12 bin Euro manevi tazminat ile bin Euro masraf ve giderlerin ödenmesine de hükmetti. 

AİHM’den ilk karar: ByLock’u tutuklamaya delil kabul etmedi

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

“Yalanlanamayan” haberlerin muhabiri Mehmet Baransu 2318 gündür hapiste

Türk Ordusu içindeki skandallar başta olmak üzere devletteki yolsuzluk ve usulsüzlüklerle ilgili yaptığı haberler sonrası hedef haline gelip hapse atılan Gazeteci Mehmet Baransu, bir Basın Bayramı’na daha cezaevinde girdi. Baransu, 2318 gündür cezaevinde bulunuyor.

BOLD – Yaptığı haberler nedeniyle AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve hükumetinin doğrudan hedefi haline gelen Gazeteci Mehmet Baransu, doğruluğu ortaya çıkan ve yalanlanamayan haberleri nedeniyle 2 Mart 2015’te tutuklandı. 6 yıl 4 ay 4 gündür tutuklu olan Baransu, 2318 gündür cezaevinde bulunuyor. Baransu’ya yaptığı doğrulanmış haberleri nedeniyle 37 yıla yakın hapis cezası verildi.

BELGELİ MİT HABERİ SONRASI HEDEF HALİNE GELDİ

Birçok önemli habere imza atan Baransu, 2011 yılında Uludere’de (Roboski) 34 sivilin F-16’larla yapılan bombalama sonrası ölümüne ilişkin “Devlet halkını bombaladı” başlığıyla imza attığı haberle Erdoğan’ın hedefi haline geldi. Baransu’nun bombardımanın Erdoğan’a bağlı olan MİT’in verdiği yanlış istihbaratla gerçekleştiğini belgeleriyle ortaya koydu. Baransu daha sonra ise AKP’lilerin karıştığı yolsuzluklarla ilgili birçok habere de imza attı. Duruşmalarda haber kaynaklarını açıklaması için baskı gören Baransu, haber kaynaklarından hiçbirinin ismini açıklamadı.

GDO’LU PİRİNÇLERDEN 20 YIL HAPİS CEZASI ALDI

Baransu’nun Temmuz 2013’te yazdığı, laboratuvar belgeli GDO’lu pirinç haberi, kendisi gibi GDO’lu pirinci tespit eden, raporlaştıran ve soruşturma açan polis ve savcılar dahil 77 kişiyi işinden etti. GDO’lu pirinci ithal eden Erdoğan’a yakın iş insanı Mahmut Aslan’la ilgili soruşturmanın kapatılması için Erdoğan ve bakanlar devreye girdi. GDO’yu ortaya çıkaran görevliler ve haberleştiren Baransu, “gizliliği ihlal” suçlamasından tutuklandı. 19 Temmuz 2020’de sonuçlanan mahkeme sonrası Baransu 19 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı.

ERDOĞAN’IN 2004’TE İMZALADIĞI GÜLEN’İ BİTİRME PLANINI ORTAYA ÇIKARDI

Baransu, Cumhurbaşkanı, Başbakan ve hükumet üyeleri ile üst düzey generallerden oluşan MGK’nın 25 Ağustos 2004’teki toplantısında Fethullah Gülen Grubu’nu yok etmek için üzerinde mutabık kaldığı eylem planı belgesini 28 Kasım 2013’te yayınladı. AKP Hükumeti’nin yalanlamaya çalıştığı plan, 2016’da yaşanan 15 Temmuz sonrasında fiilen uygulamaya konuldu. Gizli bir belgeyi haberleştirdiği için hakkında dava açılan Baransu 23 Kasım 2020’de 17 yıl 1 ay hapis cezasına çarptırıldı.

EN PRESTİJLİ GAZETECİLİK ÖDÜLLERİNİ TOPLADI

Baransu’nun “”O Dört Er Böyle Öldü: Pimini Çekip Bombayı Verdi” başlıklı haberi, yayınlandığı 2009 yılında Türkiye’deki en prestijli gazetecilik ödüllerini topladı. Columbia Üniversitesi Uluslararası-Halkla İlişkiler Bölümü Medya ve İletişim Program Direktörü Prof. Dr. Anya Schiffrin yayınladığı tarihe damgasını vurmuş en iyi 47 haber arasına Baransu’nun bu haberi de girdi.

 

 

 

Akın İpek: Hayatımın en güzel bayram hediyesi

Okumaya devam et

Popular

Shares