Bizimle iletişime geçiniz

Analiz

MİT’in insan kaçırmaları Türkiye’yi mafya devletine dönüştürdü

Hakan Fidan’ın başında olduğu MİT’in aynı zamanda Kırgızistan vatandaşı Orhan İnandı’yı yasa dışı şekilde kaçırması Türkiye’nin itibarını yerle bir ediyor. Sedat Peker’in devlet yetkililerinin karıştığı uyuşturucu sevkiyatına ilişkin ifşaatları narko-devlet suçlamasını gündeme getirdi. BM İnsan Hakları Komitesi ve AİHM tarafından yasadışı kabul edilen, Avrupa Parlamentosunun kınadığı MİT’in kaçırma eylemleri ise Türkiye’yi uluslararası arenada mafya devleti algısıyla başbaşa bırakıyor.

BOLD ANALİZ

15 Temmuz’un ardından Türkiye’de adeta sosyal soykırıma uğrayan Gülen Hareketi gönüllüleri işkence, zorla kaybedilme, tutuklama, KHK’larla meslekten ihraç ve kayyım hukuksuzluklarına karşı ülkelerini terk etmek zorunda kaldı. Avrupa ya da dünyanın pek çok ülkesine giden cemaat mensupları bu ülkelerde mülteci olarak zor şartlarda yaşamlarını yeniden kurmaya çalışırken, bulundukları ülkelerde yeni bir tehditle karşılaştılar: Uluslararası insan kaçırma.

23 ÜLKEDEN 95 KİŞİ YASADIŞI ŞEKİLDE KAÇIRILDI

MİT’in Gülen Hareketi mensuplarına yönelik yasadışı kaçırma eylemleri Türkiye sınırlarını aşarak pek çok ülkeye uzandı. Kosova’dan Malezya’ya Ukrayna’dan Kenya’ya kadar pek çok ülkede MİT Gülen Hareketi mensuplarını kaçırdı. MİT, yerel yöneticilerle işbirliği için milyonlarca lirayı yasadışı kaçırmaya harcıyor. Solidarity With Others’in verilerine göre 15 Temmuz darbe girişiminin ardından 2016-2020 yılları arasında uluslararası hukuk kurallarına aykırı olarak ve yasadışı yollar kullanılarak 23 ülkede 95 kişi ya yasadışı şekilde Türkiye’ye iade edildi ya da MİT tarafından kaçırıldı.

YASA DIŞI KAÇIRMALARIN YAŞANDIĞI ÜLKELER

Gülen Hareketi mensuplarını yasa dışı şekilde iade eden ya da kaçırılmasına imkan veren ülkeler şunlar: Arnavutluk, Azerbaycan, Bulgaristan, Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri, Cezayir, Endonezya, Gabon, Irak. Katar, Kamboçya, Kenya, Kosova, Kuzey Kıbrıs, Kazakistan, Malezya, Moldova, Myanmar, Özbekistan, Pakistan, Sudan, Suudi Arabistan, Ukrayna.

12 ÜLKE İADE ETMEDİ

2017-2020 yılları arasında 12 ülke, Türkiye’nin iade taleplerini suçlamaların ilgili ülkenin hukukuna göre suç kabul edilmediği ve suçlamaların ‘siyasi’ nitelikte olduğu gerekçesiyle mahkemeler tarafından reddetti. Türkiye’nin istemesine rağmen 18 kişi iade edilmedi. Bu ülkeler ise şunlar: Fas, Irak, Moğolistan, Brezilya, Bosna Hersek, Kırgızistan, Panama, Arnavutluk, Karadağ, Afganistan, Gürcistan, Kuveyt.

SAVAŞ ESİRİ GİBİ MUAMELE YAPILIYOR

Yasadışı şekilde MİT tarafından yapılan kaçırmalar AKP hükumeti tarafından yurt dışında terörist yakalama operasyonu adı altında başarı olarak anlatılıyor. Henüz yargı önüne bile çıkmadan bu kişiler kelepçelenmiş şekilde uçaktan indirilip, AKP’li medyada ‘terörist’ olarak yaftalanıp savaş esirleri gibi sunuluyor.

DÜNYANIN GÖZÜ ÖNÜNDE HAYDUTLUK

Ancak bu operasyonlar Türkiye’nin hukuk devleti çizgisinden çıktığı, devletin yol kesip fidye için adam kaçıran haydutlardan bir farkının kalmadığını tüm dünyaya gösteriyor. Türkiye’nin MİT eliyle yaptığı insan kaçırmalar uluslararası hukuka göre de büyük suç teşkil ediyor. MİT’in karıştığı insan kaçırma olayları BM İnsan Hakları Komitesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından yasa dışı ilan edildi. Benzer şekilde, mevcut rejimin muhaliflerini ilgili devletin rızasıyla veya hatta bazen rızası olmaksızın kaçıran Türk istihbarat görevlilerinin aktif katılımı, uluslararası hukuka aykırı bulunuyor. Avrupa Komisyonu ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından da Moldova’da yaşanan kaçırma olayı nedeniyle insan kaçırmalar uluslararası iki örgüt tarafından kınandı.

KANUNLARA GÖRE SUÇ

Kişilerin yasadışı yöntemlerle hürriyetinden yoksun bırakılması, hürriyetlerinin tahdit edilmesi Türk Ceza Kanunu’nun yanı sıra uluslararası sözleşmelere göre de ceza gerektiriyor. Bunun devlet tarafından bir politika olarak uygulanması, istihbarat örgütlerinin ve devlet yetkililerinin sivillere karşı sistematik saldırılar olarak bu yöntemi kullanması da insanlığa karşı suç olarak da adlandırılabilir.

SORUMLULAR ULUSLARARASI MAHKEMELERDE YARGILANABİLİR

Suriye’deki iç savaşta radikal örgütlere silah sevkiyatının adı olan MİT Tırları olayının Türkiye’de mahkemelerde kapatılsa dahi uluslararası mahkemelerde yıllar sonra yargılama konusu yapılabilir. İşkence suçunun insanlığa karşı suç olarak kabul edilip zaman aşımına uğramaması gibi yasadışı insan kaçırma olayına karışan yetkililer de yıllar sonra Türkiye’nin uluslararası mahkemelerde yargılanabilir.

MİT’İN İNSAN KAÇIRMA EYLEMLERİ

Malezya’da 2017 yılında Gülen Hareketi gönüllüleri İsmet Özçelik, Turgay Karaman ve iş adamı İhsan Aslan, MİT’in girişimiyle yerel emniyet güçleri tarafından gözaltına alınarak Türkiye’ye yasa dışı şekilde iade edildi. İsmet Özçelik’in kaçırılması ve tutuklanmasıyla ilgili Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu, derhal serbest bırakılması çağrısı yapmış ve karara uyması için Türk makamlarına 180 gün süre tanımıştı. Ancak Türk mahkemeleri bu kararı uygulamayarak Özçelik’e 10 yıl hapis cezası verdi.

Moldova’daki kaçırma olayı Avrupa Parlamentosu tarafından kınandı.

AVRUPA PARLAMENTOSU MOLDOVA’YI KINADI

Gülen Hareketi’ne yakın Orizont ortaöğretim okulunda görevli Yasin Özdil, Müjdat Çelebi, Rıza Doğan, Sedat Hasan Karacaoğlu ve Mehmet Feridun Tüfekçi 6 Eylül 2018 tarihinde Moldova’nın başkenti Kişniev’deki evlerinde veya işlerine giderken gözaltına alınarak yasadışı şekilde Türkiye’yei iade edildi. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Türkiye ve Moldova gizli servislerinin ortak operasyonuyla Türkiye’ye gönderilen Gülen Hareketine mensup 5 Türk’ü yasadışı yollarla gönderdiğini tespit etti. AİHM, Moldova’nın AİHS’nin özgürlük ve güvenlik hakkıyla ilgili 5’inci maddesinin 1’inci fıkrası ile özel ve aile hayatına saygıyla ilgili 8’inci maddesini ihlal ettiğine hükmetti. Avrupa Parlamentosu (AP), MİT tarafından kaçırılan 6 Türk’le ilgili Moldova’yı kınadı.

Kosova’da kaçırılan 5 öğretmen ve bir doktor.

KOSOVA’DAKİ DEVLET GÖREVLİLERİNE DAVA AÇILDI

2018’de Kosova’daki Mehmet Akif Kolejlerinde görev yapan eğitimciler Mustafa Erdem, Yusuf Karabina, Kahraman Demirez, Cihan Özkan, Hasan Hüseyin Günakan ve Osman Karakaya MİT operasyonuyla kaçırılarak Türkiye’ye götürüldü. Kosova polisiyle istihbarat teşkilatının yasadışı operasyonla gözaltına aldığı eğitimciler, MİT’e teslim edilmesinin ardından uluslararası camiadan gelen onlarca tepkiye rağmen hukuksuzca Türkiye’ye iade edildi. Kosova Başbakanı Ramush Haradinaj, Türkiye’ye illegal şekilde kaçırılan öğretmenlerin eşlerini okul önünde ziyaret ederek üzüntülerini iletti. “Bir daha benzer bir durumun oluşmasına izin vermeyeceğiz” dedi. Kosova Başbakanı Haradinaj, istihbarat şefi ve içişleri bakanını kaçırma olayına karıştıkları gerekçesiyle görevden aldı. Priştine’deki Temel Mahkemesi, Kosova İstihbarat Teşkilatı eski başkanı Driton Gashi, İçişleri Bakanlığı Vatandaşlık, İltica ve Göç Dairesi müdürü Valon Krasniqi ve Göç İdaresi Müdürü Rrahman Sylejmani 6 Türk öğretmenin Kosova’dan sınır dışı edilmesi nedeniyle görevi kötüye kullanmak ve özgürlüklerinden mahrum etmek suçlamasıyla hazırlanan iddianameyi kabul etti.

KENYA’DA YASA DIŞI KAÇIRMA

Kenya’da eğitimci olarak görev yapan Fethullah Gülen’in yeğeni Selahaddin Gülen,3 Mayıs’ta MİT’in operasyonuyla yasa dışı şekilde Türkiye’ye kaçırıldı. Gülen’in yeğeni olmak dışında başka bir suçu olmayan Selahaddin Gülen’in fotoğrafları çekilerek medyaya servis edildi. Gülen, örgüt yöneticiliği iddiasıyla tutuklanarak cezaevine konuldu.

KABBOÇYA’DA MEKSİKA VATANDAŞINI KAÇIRDILAR

Kamboçya’da gözaltına alınan Türk asıllı Meksika vatandaşı Osman Karaca, Hizmet Hareketi’ne yönelik soruşturma kapsamında MİT tarafından 2019’da kaçırılarak Türkiye’ye getirildi.

LÜBNAN’DAN KAÇIRILDI 6 AY İŞKENCE GÖRDÜ

Lübnan Havalimanı’nda 8 Mart 2018’de gözaltına alındıktan sonra başına çuval geçirilerek Türkiye’ye teslim edilen ve özel bir uçakla Ankara’ya getirilen Ayten Öztürk, bir yılı aşkın bir süre sonra hakim karşısına çıktı. Mahkemedeki ifadesinde 6 ay boyunca Ankara’da bilinmeyen bir resmi kurumda ağır işkencelere maruz kaldığını söyledi.

Kemal Gülen: Kardeşime işkence altında ifadeler imzalatıldı

Analiz

MİT neden etkili muhalifler yerine öğretmenleri kaçırıyor?

MİT eliyle yurt dışından adam kaçırmalara hız veren AKP rejimi, Gülen Hareketi mensubu öğretmenlerin peşinde. Erdoğan, dünya önünde kendisini sert eleştirileriyle zor durumda bırakan muhalif gazeteciler yerine öğretmenlerin üzerine odaklanmasının nedeni var. Türkiye ile bulundukları ülkelerde köprü kuran okulları kapatmada başarısız olan Erdoğan rejimi, eğitimcileri kaçırarak emelini ulaşmaya çalışıyor.

BOLD – Washington’da bulunan ve demokrasi, insan hakları ve siyasi özgürlüklerin takipçisi Freedom House’un Şubat ayında yayınladığı  “Ulusötesi Baskı”’ raporunda Türkiye ile ilgili ilginç veriler yer aldı. VOA’nın haberine göre, devletlerin, muhalefeti susturmak için ulusal sınırların ötesine geçerek sürgündeki ve ya diasporada yaşayan kişilere karşı sistematik şiddet uyguladığı belirtilen raporda Türkiye, incelenen altı ülke arasında.

Raporda, Türkiye’nin 15 Temmuz sonrası MİT aracılığıyla ilgili ülkelerin yasalarına da aykırı şekilde kaçırma faaliyetlerini arttırdığı kaydedildi.

Raporda, Türkiye’nin bu girişimlerinin özellikle Gülen Hareketi mensuplarına yönelik yürüttüğü de belirtiliyor.

Türkiye ve MİT bir kaçırma vakasıyla daha gündemde. Kırgızistan’daki Sapat Eğitim Kurumlarının kurucusu Orhan İnandı evinin önünden 20 gün önce kaçırıldı. Kaçırılmada MİT’in parmağı olduğu sanılıyor. Kırgız vatandaşı olan İnandı’nın sevenleri Bişkek’teki Türk elçilik binası önüne eylem yapıyor.

EĞİTİMCİ VE ÖĞRETMENLER KAÇIRILIYOR

Kosova’dan Malezya’ya Ukrayna’dan Kenya’ya kadar pek çok ülkede MİT Gülen Hareketi mensuplarını kaçırdı. MİT, yerel yöneticilerle işbirliği için milyonlarca lirayı yasadışı kaçırmaya harcıyor. Solidarity With Others’in verilerine göre 15 Temmuz darbe girişiminin ardından 2016-2020 yılları arasında uluslararası hukuk kurallarına aykırı olarak ve yasadışı yollar kullanılarak 23 ülkede 95 kişi ya yasadışı şekilde Türkiye’ye iade edildi ya da MİT tarafından kaçırıldı. Kaçırılanların büyük çoğunluğu öğretmen ve eğitimci.

Erdoğan Rejimi, kendisini ve partisini bu kadar eleştiren gazeteci ve siyasi varken neden öğretmen kaçırıyor? Bunun nedenlerinden biri muhalif Türk gazeteci ve siyasiler genellikle MİT’in hareket alanının kısıtlı olduğu Avrupa ve ABD’ yaşıyor. Kaçırılan öğretmenlerse genellikle Afrika ve Asya ülkeleriyle Balkan ülkelerinden kaçırılıyor. Batı, Belarus’daki olayda olduğu gibi gazeteci ve siyasetçi kaçırılmalarına karşı daha hassas.

NEDEN ÖĞRETMENLER KAÇIRILLIYOR

Öğretmenlerin kaçırılmasındaki asıl nedenlerin başında ise, kaçırılan öğretmenlerin ve çalıştıkları kurumların Türkiye ile bulundukları ülkeler arasında köprü kurmuş olması. Yakın tarihe kadar yapılan Türkçe Olimpiyatları bunun en güzel örneği. Bu olimpiyatlardan birine 2013 yılında katılan Erdoğan da orada yaptığı konuşmada bu gerçeği anlatmıştı. AKP rejimi, 15 Temmuz sonrası dünya genelinde Türk okullarını kapatmak için kolları sıvadı. Bu çalışmalarında büyük oranda başarısız olan AKP, MİT eliyle okulların yöneticilerini kaçırarak emelini gerçekleştirmeye çalışıyor. Bu yüzden öğretmenler ve eğitimciler kaçırılanlar arasında ilk sırada yer alıyor.

Türkiye ve Türk halkı için için sayısız kötülüğe imza atan Erdoğan ve AKP’nin bu davranışıyla ülke, dünyada ‘Haydut devletler’ arasında sayılıyor.

15 Temmuz gecesi ihraç edilen 2 bin 740 hakim ve savcıyı 2013’te fişlediler

Okumaya devam et

Analiz

Aranan namuslu savcılara şu an ulaşılamıyor!

Sedat Peker’in ifşaları sonrası ortalığa saçılan suçlar için namuslu savcıları göreve çağıran Kemal Kılıçdaroğlu’nun çağrısı yanıtsız kaldı. Sosyal medya ise Kılıçdaroğlu’na namuslu savcıların hapiste olduğu hatırlattı.

BOLD – Sedat Peker’in ifşa videolarının ardından Türkiye’de siyasetçi, bürokrat, gazeteci ve iş insanlarının karıştığı devasa bir suç yumağı ortaya çıktı.

Uluslararası suçların da ortaya döküldüğü süreçte Türkiye’nin neredeyse tek gündemi haline gelen Sedat Peker videolarına bir tek yargı kayıtsız kaldı.

İddialarını delillerle ortaya koyan Peker, MİT Tırları davası gibi yargı sürecini tersine çevirecek bilgiler de paylaştı.

KILIÇDAROĞLU’NDAN SAVCILARA ÇAĞRI

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Perşembe günü sosyal medya hesabından savcılara seslendiği bir video mesaj paylaştı.

Videoda Kılıçdaroğlu şunları kaydetti: “Onun için bu gece namuslu savcılara son çağrımı yapacağım. Bu gece bu ülkenin mert ve vatansever savcılarına son kez sesleniyorum… Biliyorum azınlıkta kalsanız da hala vatansever olanınız var. Hala oradasınız. Partileştirdiler savcılıkları ama hepinizi hala bitiremediler. Az kaldınız ama oradasınız. Hala kalbiniz bu ülke için çarpıyor. Biliyorum bu talebim tüm emeğinize mal olabilir. Sürebilirler sizi, men edebilirler mesleğinizden. Aynı zamanda biliyorum ki içiniz içinize sığmıyor. Siz bu ülkenin evlatlarısınız. Atatürk’ün ruhu hala içinizde yaşıyor. Bu ülkenin namuslu evlatları; vaktimiz hızla daralıyor, soruşturma açmaz iseniz daha çok provokasyonla karşı karşıya kalacak ülkemiz daha çok Denizlerin canlarına kastedecekler. Unutmayın, dünyada bizi, “haydut devlet” konumuna düşürmek isteyen düşmanlarımız da var. Onların dümenine siz de istemeden su taşımız olacaksınız, onların dümenine su taşıyan kırk haramilere susarak siz de destek olacaksınız.”

Kılıçdaroğlu savcıların ilk soracağı sorunun “10 milyon Euro’yu Ankara’da kimin için istediler?” olması gerektiğini belirterek, “İşte o soru sizi Deniz’in (HDP İzmir İl Başkanlığı’nda öldürülen Deniz Poyraz) katillerine kadar götürecek” dedi.

SAVCILARDAN SES YOK

Kılıçdaroğlu’nun çağrısı havada kaldı. Paylaşımın üzerinden 3 gün geçti ama hala adı mafyatik ilişkilerle anılan bakan ve gazetecilerle ilgili bir soruşturma açan olmadı.

Üstelik ses kaydı bulunan ve meslektaşları ve çalışma arkadaşlarının da “Kayıdı dinledik” dediği Veyis Ateş kesin bir dille iddiaları reddetti. Bugünse söz konusu ses kaydı yayınlandı.

NAMUSLULAR HAPİSTE

İktidarın Gülen hareketi mensuplarına yönelik cadı avına sessiz kalarak destek veren Kılıçdaroğlu’nun, MİT Tırları davası savcılarına sahip çıkmaması ikiyüzlülük olarak eleştirildi. Sosyal medyada da gündem olan Kılıçdaroğlu’nun çağrısına vatandaşlar “Namuslu savcılar hapis” yorumları geldi.

 

15 Temmuz gecesi ihraç edilen 2 bin 740 hakim ve savcıyı 2013’te fişlediler

Okumaya devam et

Analiz

Ülkücü Hareket yine gündemde: Avrupa ülkelerinde bakış nasıl? Kimler yasakladı?

İzmir’de HDP İl Binası’nda parti görevlisi Deniz Poyraz’ı öldüren Onur Gencer’in ‘bozkurt’ işareti ile verdiği pozların kamuoyuna yansıması ile birlikte Ülkücü Hareket ve Bozkurtlar yeniden tartışmaların odağı haline geldi. Peki Avrupa’da Ülkücü Hareket’e bakış nasıl ve hangi ülkeler yasakladı?

BOLD ANALİZ – Son yıllarda Türkiye siyasetindeki AKP-MHP yakınlaşması Ülkücü Hareket mensuplarının yurtdışında MİT ile yakın işbirliğine girmesini sağladı. Bu yakınlaşma sonrası bazı ülkelerde yaşanan şiddet olaylarında Ülkücü Hareket ile MİT’in ismi yan yana anılmaya başladı. Bu gelişmeler sonrası Ülkücü Hareket tarihinde ilk kez bazı Avrupa ülkelerinde tamamen yasaklandı, bazı ülkelerde ise sembolleri ve selamlaması yasaklandı. Son olarak Avrupa Parlamentosu, kabul ettiği bir tasarı ile 27 ülkeye Ülkücü Hareket’i terör örgütü olarak kabul etme çağrısında bulundu.

İşte ülke ülke Avrupa’da Ülkücü Hareket ile ilgili alınan kararlar:

AVUSTURYA

Avusturya, 1 Mart 2019 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere ‘bozkurt selamı’ ve Ülkücü Hareket’in sembollerini yasakladı.

Bunları kullananlar hakkında 4 bin euroya kadar varan cezalar öngörülüyor.

2020 yılı Ocak ayında Viyana Belediyesi’nde görevli 4 otobüs şoförü, bozkurt işareti yaptıkları gerekçesiyle işten atıldı.

FRANSA

Fransa’da 2020 yılı Kasım ayı başında bir ‘Ermeni Soykırımı’ anıtı saldırıya uğradı. 1915 olaylarında ölen Osmanlı Ermenilerinin anısına Lyon şehri dışında bulunan anıta ‘Bozkurtlar’ anlamına gelen Fransızca ‘Loups gris’ ve AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın isminin baş harflerine atıfla ‘RTE’ gibi sloganlar yazılmıştı.

Olay sonrası Fransa İçişleri Bakanı Gerald Darmanin, Ülkücü Hareket’in ülkede yasaklanması için Bakanlar Kurulu’na bir öneri getireceğini açıkladı. Öneriyi görüşen Fransız hükümeti Bozkurtlar’ın (Ülkücü Hareket) Fransa’da 6 Kasım 2020 tarihi itibariyle tamamen yasaklanmasına karar verdi.

Fransız hükumeti, ülkedeki Kürt ve Ermeni gruplarla yaşanan kavga ve çatışmalardan dolayı Ülkücü Hareket’i suçladı.

ALMANYA

Fransa’nın ardından Almanya’da da Ülkücü Hareket’in yasaklanması için meclise öneriler getirildi. Geçtiğimiz yıl meclisteki bütün partilerin destek verdiği bir yasa tasarısıyla Federal İçişleri Bakanlığı’na olası bir yasaklamayı denetleme görevi verildi.

Angela Merkel hükumeti, Türkiye ile hassas ilişkileri göz önünde bulundurarak Ülkücü Hareket’i Almanya’da yasaklamadı ancak Bozkurtlar Almanya’da iç istihbarat teşkilatı ‘Anayasayı Koruma Teşkilatı’ tarafından izlenmeye alındı. Almanya’da normalde terör örgütleri ve yasaklı örgütler ile şiddete meyilli yapılanmalar İç İstihbarat Teşkilatı tarafından izleniyor. Bu durumda iç istihbarat teşkilatı yeterli kanıt toplarsa ileride Ülkücü Hareket’in yasaklanması gündeme gelebilir.

Almanya’da iç istihbarattan sorumlu olan Anayasayı Koruma Teşkilatı’nın (BfV) son olarak yayınladığı 2020 yılı raporuna göre ülkedeki ülkücülerin sayısı 11 bin civarında. Bunların büyük çoğunluğu dernek veya federasyon yapılanmalarında örgütlü. Bu ülkücü derneklerin çoğunun da Türkiye’deki siyasi partilerin yurt dışı uzantısı olduğu belirtiliyor.

HOLLANDA

Hollanda’da da Fransa ve Almanya’nın ardından Ülkücü Hareket’in yasaklanması gündeme geldi. 2020 yılı Kasım ayında Hollanda meclisine milletvekili Bente Becker tarafından bir önerge sunuldu. Önergede Ülkücü Hareket (Bozkurtlar), ‘aşırı sağcı’, ‘aşırı milliyetçi’ ‘Hollanda toplumunda gerilime sebep olan’ ve ‘toplum kesimlerini karşı karşıya getiren’ bir yapılanma olarak tanımlandı.

Önerge 147’ye karşı 3 oyla kabul edildi. Ancak Hollanda da Almanya gibi Ülkücü Hareket’i nihai olarak yasaklama kararı almadı. Meclise sunulan önerge Türkiye ve Ülkücü Hareket’e karşı bir uyarı olarak algılandı.

AVRUPA PARLAMENTOSU

Avrupa Parlamentosu’nun Mayıs ayında yayımlanan son Türkiye raporunda AB’ye Bozkurtların “terör örgütleri” listesine alınması olasılığının incelenmesi çağrısında bulunuldu.

“Irkçı ve aşırı sağcı” olarak tanımlanan Ülkücü hareketin “Sadece Türkiye değil aynı zamanda Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkelerde de kaygı verici şekilde ilerlediği” görüşü savunuldu. MHP ile yakınlığına vurgu yapılan hareketin “AB terör örgütleri listesine eklenmesi” ve AB içindeki örgütlenmesinin yasaklanması için inceleme başlatılması istendi. Konuyla ilgili paragrafta Ülkücü hareketin “özellikle Kürt, Ermeni veya Yunan kökenliler ve muhalif olarak gördükleri her şahıs için tehdit oluşturduğu” belirtilerek, etkilerine karşı konulması çağrısı yer aldı.

Avrupa Parlamentosu’nun (AP) tavsiye kararı niteliğinde olan 2019-2020 Yılı Türkiye Raporu, AP Genel Kurulu’nda 64’e karşı 480 üyenin oyuyla kabul edildi.

Biden ile Erdoğan anlaştı ama Afganistan’da Türk askerini ne bekliyor?

Okumaya devam et

Popular

0Shares
0