Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

Kırgız Parlamentosu’nda ‘Orhan İnandı’ soruları

Kırgızistan Parlamentosu Uluslararası İlişkiler, Savunma ve Güvenlik Komitesi toplantısına eğitimci Orhan İnandı’nın Hakan Fidan’ın başında olduğu MİT tarafından kaçırılması damga vurdu. Milletvekili Abdyvahap Nurbaev, iktidara çok kritik sorular yöneltti.

BOLD – Kırgız Milletvekili Abdyvahap Nurbaev, MİT’in kaçırdığı ve şu anda Bişkek’teki Türkiye Büyükelçiliğinde tutulduğu bilinen eğitimci Orhan İnandı’ya ilişkin iktidara dikkat çeken sorular sordu. Uluslararası adam kaçırma skandalı, Kırgızistan Parlamentosu Uluslararası İlişkiler, Savunma ve Güvenlik Komitesi toplantısında ayrıntılı şekilde tartışıldı.

İşte o tartışmanın videosu ve devamında konuşmaların deşifresi:

Abdyvahap Nurbaev: Türkiye’de bazı basın yayın organlarında “Bu olay Kırgız gizli servisinin işi” şeklinde haberler çıkmış. Bu konuda siz neden her hangi bir tepki ortaya koymuyorsunuz? Bu konu Dışişleri Bakanlığının işi değil mi? Ne zaman cevap vereceğiniz konusunda İçişleri Bakanlığından ya da gizli servisten mektup mu bekliyorsunuz?

Bize öyle bir bilgi mektubu gelmemiş?

AN: Siz oturmaya devam edin o halde. Bir yıl sonra gelir o bilgi! İnsanlar okuyor o tür haberleri. Sosyal medyada çıkıyor. Türklerin gazetesinde yazmış; “Bu adam kaçırma işini Kırgızların gizli servisi yapmış” şeklinde. Sizin cevap vermeniz gerekmiyor mu? “Siz ne diyorsunuz? Bizim cumhurbaşkanımız bu konuda emir ve görev vermişken” şeklinde. Herhangi bir mektup gelmiş değil diyerek oturmaya devam mı edeceksiniz?

Aslında oturmuyoruz. Bugün bilgi alıp, hemen bugün bilgilendirme yaparız.

AN: Bu zamana kadar çıkaramaz mıydınız? Siz kimsiniz yani? Neden Kırgızstan’ın egemenliğini korumuyorsunuz?

Kesin bilgi alarak, size gerekli bilgiyi veririz.

AN: Siz bu zamana kadar uyuyordunuz. Bizim gizli servisimize Cumhurbaşkanı emir verdi. Gizli servis ve güvenlik danışmanı konuyla ilgileniyor. Türklerin gazetesinde yazıyor ama siz bir cevap vermeden oturuyorsunuz. Bu konu sizin işiniz ya, Dışişleri’nin işi… Süyünbek Abdıldayeviç, kamera kayıtlarında bir şeyler çıkıyor mu? Arabanın durduğu yerde, başka yerlerde? Çünkü “güvenli şehir” falan diyoruz. Geçenlerde Kursan Asanov’un oğlunu bulduğumuz zaman, çok farklı noktalardan kayıtlar incelenerek nerde ne olduğunu kameralar göstermişti. Şu an kameraların durumu nedir?

TENHA ALANLARDA KAMERA YOK!

Doğru söylüyorsunuz. Güvenli şehir konusunda bildiğiniz üzere Mart 2019’dan beri 110 kamera yerleştirildi. O kameraların 38’i cadde ve sokakların kesiştiği noktalara konmuştur. Bizi “güvenli şehir, cadde sokak” şeklinde bir projeye başlamış bulunmaktayız ama şehir genelinde tam olarak bitmiş değil. Dolayısıyla biraz tenha alanarda bizim güvenlik kameralarımız yok maalesef.

AN: Bu durumda Asanaov’un oğlunun olduğu yerde kamera var mıydı? Kolayca bulundu ya?

Onun olduğu yerde kameralar vardı. Caddelerin kesiştiği yerde. Ama bunun olduğu yerde, Maldıbayev caddesinde, 10. ile 11. apartmanların arasında söylediğim gibi kamera bulunmamakta. Bu arada, bana biraz önce bilgi geldi. Onun neden o tarafa gittiği konusunda. Ben onu şu an paylaşamam. Orda başka bir şey çıkma ihtimali var.

KIRGIZ VATANDAŞLIĞINI GERİ ALMA GİRİŞİMİ

Canıbek Süyünbayeviç: Bu zamana kadar bahse konu insanın Kırgız vatandaşlığını geri alma konusunda girişimler olduğu söyleniyor. Bu konu hakkında bilginiz var mı? Bu işi kimler organize etti?

Kırgız vatandaşlığını geri alma konusunda mı?

CS: Kırgız vatandaşlığını geri alma konusunda….

Elimizde öyle bir bilgi mevcut değil. Öyle bir girişim olmuş olsaydı bizim bilgimiz olurdu.

CS: Siz bu konuyla ilgili araştırma yapıp, komiteye bilgi verseniz?

Tamamdır, size bilgi veririm.

CS: Bilgi verin.

Tamam.

Aybek Caparoviç: Teşekkür ederim. Orhan İnandı’nın eşi, “Eşim Türkiye’nin elçiliğinde tutulmaktadır” diye dile getirmektedir. Bu konu hakkında İçişleri Bakanlığı bir bilgi aldı mı?

Süyünbek Abdıldayeviç: Sorunuzu anlamadım, kimin aldığını soruyorsunuz?

AC: Orhan İnandı’nın eşi, “eşim Türkiye’nin elçiliğinin binasında tutulmaktadır” diye dile getirmektedir.

SA: Ben yukarıda dile getirmiştim ya, siz dikkat etmemiş olmalısınız. Biz bu konunun soruşturulması çerçevesinde, Dışişleri Bakanlığına mektup yazdık. “Eşi böyle böyle diyerek başvurmuş bulunmaktadır” diyerek. Onlar ben buraya gelirken sormuştum. Soruşturma ekibi cevap almadıklarını dile getirmişti. Biz o kadının başvurusu üzerine biz de başvuruda bulunmuştuk, ama biz Viyana anlaşmasının şartları gereği elçilik binasına girmemiz mümkün değildir. Çünkü orda hususî olarak maddeler var. O çerçevede girme konusunda hakkımız var.

AC: İçişleri Bakan yardımcısı Süyünbek Abdıldayeviç, siz en alt basamaktan başlayarak generalliğe kadar terfi etmiş olan birisiniz. Orhan İnandı’nın bulunması konusunda şu an elinizde kayda değer bir bilgi var mı? Bir general olarak sizin bu konu hakkındaki düşünceniz?

SA: Biz şu an bu konuda yukarıda da dile getirdiğim üzere, şu an birkaç seçenek çerçevesinde çalışmaktayız. İşimiz henüz sona ermiş değil, devam etmekteyiz. Eğer bilgi olursa size veririz ama açıkça söylemek gerekirse, elimizde hiçbir bilgi yok. Bu zamana kadar sadece bir bilgi aldık, o da, Maldıbayev caddesine hangi sebeple vardığı konusunda. Şu an o konuda çalışmalar devam etmektedir.

AC: Bizim sizden büyük ümidimiz var. Özellikle sizden. Şu Vega güvenlik kameralarının kayıtlarına geçmiş bilgiler çıkar mı acaba?

Biraz önce dile getirdiğim üzere, o mahallede, binalar arasına, bahçelere kamera konulmuş değil. Bişkek’te 42 mevkiye kamera konulmuş olup, onların çoğu, 38 tanesi caddelerin kesiştiği noktalarda. Ama orada binalar arasına, bahçelere kamera koyulmamış.

AC: Teşekkür ederim. Dışişleri Bakanlığı, bu insan bizim ülkemizin vatandaşı, 20 yıldan beri bizde çalışmakta. Biz büyük devletlere suç bulmamamız gerekir. Çünkü, bizim ülkemizin vatandaşı eğitim alanında epey bir katkıda bulundu ya. Bu zamana kadar bu insan bir kere bile “terörist” şeklinde suçlanmamış. “Dank Madalyası” sahibiymiş. Bu sizlerle ne şekilde çalışmıştı, çalışmaları nasıldı sizin düşüncenize göre? “Eğitim Üstün Hizmet” ünvanı varmış. Siz nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizce bu insan gerçekten de bir suçlu olarak mı görülüyor? Ne tür değerlendiriyorsunuz?

Dışişleri Bakanlığı herhangi bir şekilde bu konuda değerlendirme yapamaz? Biz sadece Türkiye’den bize gelen mektuplardaki ifadeleri dile getirdik. Onlar bize “… sayıyoruz.” şeklinde talepte bulunmuşlardı. Diğer yandan, biz de Orhan Beyi uzun yıllardan beri biliyor, tanıyoruz. Orhan Bey, sizin de dile getirdiğiniz üzere, bizim oğullarımıza, kızlarımıza çok güzel imkânlar hazırlamış olup, şuan bizim çok sayıda çocuğumuz Avrupa’da, Amerika’da eğitim almaktalar. Sizin de dile getirdiğiniz üzere, Orhan Beyin bizim halkımıza, ülkemize, özellikle de millî eğitimimize büyük katkılarda bulunmuştur.

TERÖRİST OLARAK DEĞERLENDİRMİYORUZ

AC: Teşekkür ederim. …Dışişleri ne tür şeyler yapacak peki?

Biz, şu an Dışişleri Bakanlığı olarak, Orhan İnandı’nın dile getirdiği sözler çerçevesinde “Türkiye elçiliğininde tutulmaktadır” diyor ya, o sözlerin çerçevesinde. Gerçeğini söylemek gerekirse, o bilgi doğrulanmamış bir bilgidir. Onun doğrulanması için bizim birkaç çareye başvurmamız gerekir. Biz, tarafsız bir kurum olarak o tür etkinlik ve gösterilere katılamayız. Biz sadece nota vasıtasıyla, diplomasi vasıtasıyla konunun çözümüne yardımcı olmaya çalışabiliriz.

AC: Teşekkür ederim. Siz, o insana bir “terörist” olarak değil de, eğitime büyük katkıları olan biri olarak görüp, değerlendirseniz çok iyi olurdu şeklinde bir dileğimiz vardı.

Biz onu bir “terörist” olarak değerlendirmiyoruz….

AC: “Terörist” olarak görüyorsunuz demedim ben.

Ben sadece Türkiye tarafından bize gönderilen talep mektuplarındaki ifadeleri dile getirdim.

Dünya

Yunan askerleri, AB için çalışan tercümanı dövdükten sonra Türk tarafına bıraktı

Yunanistan’ın ayrım gözetmeden bütün sığınmacıları acımasızca Türk tarafına geri ittiği bir kez daha kanıtlandı. Yunan güvenlik güçlerinin, göçmen zannettikleri ancak AB sınır teşkilatı Frontex için çalışan bir tercümanı dövdükten ve bütün eşyalarını aldıktan sonra sığınmacılarla birlikte Türk tarafına bıraktığı ortaya çıktı.

BOLD – Yunanistan, sığınmacılara yönelik geri-itme politikasını bir süredir neredeyse tavizsiz ve acımasızca uyguluyor. İnsan hakları kuruluşlarının ve uluslararası örgütlerin tepkisini çeken uygulamaya bir yenisi daha eklendi.

Yalnız bu kez durum biraz farklı. Bu kez itilen bir göçmen değil. Yunanistan’ın da üye olduğu Avrupa Birliği için çalışan bir tercüman.

Yunan güvenlik güçleri, Türkiye sınırında göçmen zannetikkleri ancak aslında Avrupa Birliği (AB) için çalışan bir tercümanı dövdükten sonra bir göçmen grubu ile birlikte Türk tarafına bırakmış. Eylül ayında yaşanan olay Yunan tarafının göçmenlere karşı geri itme politikasını acımasızca ve ayrım gözetmeden uyguladığını bir kez daha kanıtladı.

Göçmenlere yönelik hak ihlalleri ve geri-itme vakalarında hep Yunanistan’ın tarafından yer alan Avrupa Birliği’nin şimdi taraf olduğu bu rurum katrşısında ne yapacağı merakla bekleniyor.

FRONTEX ÇALIŞANI TERCÜMAN DURUMU AB YETKİLİLERİNE İLETTİ

Durumu Yunanistan için daha da karmaşık hale getiren ise Türk tarafına bırakılan kişinin Avrupa Birliği üyesi İtalya’da resmi olarak ikamet eden, Afgan asıllı bir kişi olması.

Aynı zamanda bu kişi göçmen akınını denetlemek ve hak ihlallerini önlemek için bölgeye yerleştirilen AB’nin sınır teşkilatı Frontex için bölgede görev yapıyordu.

Tercüman, yaşadığı olayla ile ilgili delilleri Avrupa Birliği yetkililerine de sunmuş.

AB GÖÇ KOMİSERİ: ANLATTIKLARINDAN SON DERECE ENDİŞELENDİM

Durum Avrupa Birliği yetkililerine iletilince AB Komisyonu’nun İçişleri ve Göç’ten Sorumlu Üyesi Ylva Johansson, geçen hafta Cuma günü tercümanla bizzat görüşmüş.

Görüşmeden sonra açıklamalarda bulunan Johansson, “25 Kasım’da (bu) kişiyle doğrudan, derinlemesine yaptığım görüşmeden sonra, anlattıklarımdan son derece endişelendim” dedi.

Tercümanın kendisine sınırdan itilen ve bazen de hırpalanan en az 100 göçmene tanık olduğunu anlattığını söyleyen Johansson, “Kişisel hikayesine ek olarak, bunun münferit bir vaka olmadığı iddiası ciddi bir meseledir” ifadelerini kullandı.

AB Göç Komiseri Johansson, konuyu pazartesi günü de Yunan Vatandaş Güvenliği Bakanı Takis Theodorikakos ile görüşmüş ve Yunan bakan iddiaları araştırma sözü vermiş.

AB, ŞİKAYETİNİ İNANDIRICI BULDU

The New York Times’a konuşan tercüman, Frontex’e yaşadıkları ile ilgili bir şikayette bulunduğunu ve Avrupa Birliği yetkililerinin “bulunduğu pozisyon, sunduğu belgeler, görüntülü ve sesli kayıtlar” dolayısıyla şikayetinin inandırıcı ve güvenilir olduğunu kendisine ilettiklerini söyledi.

DÖVÜLDÜ, ELBİSELERİ ÇIKARILDI, BELGELERİ VE PARASI ALINDI

Türkiye ile Yunanistan arasındaki sınırı belirleyen Meriç Nehri civarında Frontex için çalışan tercüman, Selanik’e gitmek için yola çıkmış. Mola verdiği sırada Yunan güvenlik güçleri, Frontex tercümanını göçmenlerle birlikte bir otobüsün içine zorla bindirmiş.

Tercüman, kendisinin ve birçok göçmenin dövüldüğünü ve elbiselerinin çıkarıldığını; polisin telefonlarını, paralarını ve belgelerini ellerinden aldığını söyledi.

Kendisinin kim olduğunu anlattığında polis tercümanının açıklamalarına gülerek inanmamış ve bir kez daha dövmüş. Ardından içinde çocukların ve kadınların da bulunduğu 100 göçmenle birlikte bir depoya götürülen Frontex tercümanı, botlara bindirilerek Meriç Nehri üzerinden Türk tarafına itilmiş.

Türk tarafına itilen tercüman, daha sonra İstanbul’a ve İtalyan başkonsolosluğuna ulaşmış. İtalyan konsolosluğunun sağladığı belgelerle de 18 Eylül’de ikamet ettiği İtalya’ya varmış.

“BU POLİTİKANIN BAŞARISIZLIĞI DEĞİL, BİZZAT BİR POLİTİKA”

Avrupa Parlamentosu milletvekili Hollandalı siyasetçi Sophie in ‘t Veld’e göre, tercümanın anlatımları, göçmenlere ve sığınmacılara yönelik Avrupa Birliği’nin hızla şiddetlenen gaddarca siyasetinin bir parçası.

Hollandalı siyasetçi, durumu şöyle özetliyor: “Bu politikada yaşanan bir başarısızlık değil. Bizzat politikanın bir parçası.”

Meriç’i geçip mahsur kalan 17 kişi donmamak için acil yardım istedi

Okumaya devam et

Dünya

Meriç’i geçip mahsur kalan 17 kişi donmamak için acil yardım istedi

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın insan hakları ihlallerinden kaçan 17 kişi Yunanistan tarafında mahsur kaldı. Aralarında 5’i çocuk ve 4 kadının bulunduğu 17 kişi Meriç Nehri’nin kenarından dünyaya yardım çağrısında bulundu.

BOLD- Çektikleri videoyla insani yardım çağrısında bulunan Türkiye’den gelen göçmenler, bebeklerin soğuktan donmak üzere olduklarını duyurdu.  Susuzluk, zorlu arazi ile soğuk hava nedeniyle çocuklar ve bebeklerle hareket edemediklerini belirten göçmenler, “Sığınma başvurusunda bulunmak istiyoruz.” diyor.

SOĞUKTA BEBEKLERİN AĞLAMA SESLERİ

Videoya konuşan kadın bir göçmen, “Hayatımız büyük tehlikede. Küçük çocuklarımız da var yanımızda. Bu noktada biran evvel insani yardım istiyoruz” dedi. Konuşma sırasında etraftaki bebeklerin ağlama sesleri videoya girdi.

ERDOĞAN’DAN KAÇIYORUZ, SİYASİ SIĞINMA İSTİYORUZ

Yalçın Toker ismindeki bir göçmen ise İngilizce olarak çektiği videoda dünyaya yardım çağrısında bulundu. Yunanistan tarafından bulunduklarını belirten Toker, “Meriç Nehri’ni geçtik ve 01 Aralık itibariyle Yunanistan tarafında bekliyoruz. Toplam 17 kişi (5 çocuk ve bebek, 4 kadın ve 8 erkek). Ne yazık ki susuzluk, zorlu arazi ve soğuk hava nedeniyle çocuklar ve bebeklerle hareket edemiyoruz. Diktatör Erdoğan’dan umutsuzca kaçıyoruz. Siyasi sığınma başvurusunda bulunmak istiyoruz. Nazik ve umutsuzca acil yardıma ihtiyacımız var.” ifadelerini kullandı.

Okumaya devam et

Analiz

Dünyayı korkutan Omicron varyantı hakkında bilmeniz gerekenler: Hangi aşı etkili?

Güney Afrika’da tespit edilen ‘Omicron varyantı’ bu yıl biteceği söylenen Kovid-19 pandemisiyle ilgili dünya çapında endişelere yol açtı. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından ‘kaygı verici’ statüsüne aldığı varyant hakkında bilmeniz gerekenler…

BOLD ANALİZ – Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), ilk olarak Güney Afrika’da tespit edilen koronavirüs varyantı B.1.1.529’u ‘endişe verici varyant’ kategorisine aldı ve varyanta Yunan alfabesinin 15. harfi olan Omicron adını verdi.

DSÖ, ilk belirlemelere göre bu varyantın hastalığı geçiren kişileri tekrar etkileme potansiyelinin bulunduğunu açıkladı. Örgüt, varyantın özelliklerini tam olarak anlamanın birkaç hafta sürebileceğini duyurdu.

Türkiye’de de endişelere yol açan yeni varyant hakkında Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, sosyal medya hesabından Pazartesi günü yaptığı açıklamada yeni varyanta Türkiye’de rastlanmadığını belirtirken, Türkiye’nin yeni varyanta karşı tedbir aldığını hatırlattı.

Bakan Koca, 26 Kasım’daki açıklamasında da yeni varyanta karşı önlem olarak Botsvana, Güney Afrika Cumhuriyeti, Mozambik, Namibya ve Zimbabve’den Türkiye’ye girişlerin durdurulduğunu belirtti.

OMİCRON HAKKINDA NELER BİLİNİYOR?

Omicron varyantı ilk olarak Güney Afrika tarafından Dünya Sağlık Örgütü’ne 24 Kasım’da bildirildi. Dünya Sağlık Örgütü, varyantı daha öncekiler gibi (Alfa, Beta, Delta) Yunan alfabesinden bir harfle isimlendirdi: Omicron.

30 Kasım itibariyle bütün kıtalarda tespit edildi. 21 ülke ve bölgede 253 vaka kayıtlara geçti.

Varyant hakkındaki en önemli bilgi, çok sayıda mutasyona uğramış olması. Virüs şu ana kadar çıkan varyantlar içerisinde orijinal virüsten en fazla farklılık gösteren varyant olarak biliniyor.

Güney Afrika Salgın Hastalıklarla Mücadele ve Araştırma Merkezi Başkanı Profesör Tulio de Oliveira, varyantta ‘sıradışı bir mutasyonlar bileşimi’ olduğunu söyledi.

Profesör Tulio de Oliveira, “Bu varyant, daha önce dolaşımda olan varyantlardan çok farklı” dedi ve ekledi: “Varyant bizi şaşırttı. Evrim sürecinde büyük bir sıçrama ve beklediğimizden çok daha fazla sayıda mutasyona uğramış.”

Bir basın toplantısıyla bulguları açıklayan Oliveira, varyantta 50 mutasyon olduğunu ve bunların 30’dan fazlasının virüsün dış yüzeyindeki protein çıkıntılarında bulunduğunu söyledi.

Bu çıkıntılar virüsün vücuttaki sağlıklı hücrelere girebilmesinde hayati rol oynuyor ve bu nedenle mevcut koronavirüs aşıları bu çıkıntıları etkisizleştirmeyi hedefliyor.

Virüsün bizim sağlıklı hücrelerimizle ilk temasını sağlayan kısımlarına iyice yakından bakıldığında bu bölümde orijinal virüse göre 10 farklı mutasyon olduğu görülüyor. Oysa dünyada en son hızla yayılan Delta varyantının bu kısmında sadece 2 mutasyon vardı.

Bu düzeyde bir mutasyonun muhtemelen virüsü yenemeyen tek bir hastadan yayıldığı düşünülüyor.

BELİRTİLERİ NELER?

Hafta sonu açıklamalarda bulunan ve ilk Omicron varyantı hastalarını tespit edip bunu üst mercilere aktaran Dr. Angelique Coetzee de, “Genelde olağandışı semptomlar görülüyor. Aşırı halsizlik gibi. Fakat vakaların hiçbirinde tat ve koku kaybı yok” dedi.

Güney Afrika’daki Ulusal Bulaşıcı Hastalıklar Enstitüsü’nde görevli Dr. Wassila Jassat da, “Tshwane kentinde tespit edilen Omicron vakalarından hastaneye kaldırılanların yüzde 87’si aşı olmayanlar” dedi.

AŞILAR VARYANT KARŞISINDA ETKİSİZ Mİ?

Aşıların yeni varyanta karşı etkili olup olmadığı tam olarak bilinmiyor. Konu ile ilgili çalışmalar sürüyor. Dünya Sağlık Örgütü de varyantın özelliklerini tam olarak anlamanın birkaç hafta sürebileceğini duyurdu.

BioNTech ve Moderna şirketleri mevcut aşılarının yeni varyanta etkisini incelemeye başladıklarını duyurdu. Moderna ayrıca Omicron’a özel yeni bir hatırlatma dozu üzerinde çalışacaklarını açıkladı.

Dünyada Kovid-19’a karşı ilk aşıyı geliştiren BioNTech şirketinin kurucularından Uğur Şahin, Omicron varyantı nedeniyle paniğe gerek olmadığını söyledi.

Omicron varyantı hakkında iki hafta sonra genel verileri topladıktan sonra kesin bir sonuca varabileceklerine dikkati çeken Uğur Şahin, “Yeni Omicron varyant nedeniyle herhangi bir korku duymaya gerek yok. Paniğe gerek yok. Varyantın çok farklı mutasyonları olduğunu biliyoruz. Aşının bu varyanta daha az etki sağladığını ama ağır hastalıktan da koruduğunu biliyoruz” dedi.

Aşının iki düzeyde koruma sağladığını ifade eden Şahin, ilkinin antikor ikincisinin de t-hücreleri denilen bağışıklık hücreleri olduğunu belirterek, “Aşı, ağır hastalık seyrine karşı koruma sağlıyor. Ağır hastalık seyrine de koruma sağladığı için bir güven sağlıyor. Üçüncü doz aşı olduktan sonra oldukça iyi bir korumanın sağlandığına eminiz” diye konuştu.

OMİCRON AŞI OLANLARA BULAŞIYOR MU?

Omicron varyantı ile kapsamlı bir analiz hazırlayan İngiltere’nin saygın gazetelerinden The Guardian, iki doz aşı olanların bu virüsten ne kadar korunabildiğini uzmanlara sordu. Şu an kullanılan koronavirüs aşılarının bağışıklık sistemini, virüsün başak proteinine (spike protein) etkisine karşı hazırladığına dikkat çeken uzmanlar, “Omicron varyantında bu proteinde 30’dan fazla mutasyon var. Bunlardan 10’u RBD adı verilen bölgede. Delta varyantında bunun sayısı 2” açıklamasını yaptı.

Fakat bu kadar değişikliğe rağmen koronavirüs aşılarının ya da önceden Kovid-19 atlatmış olmanın koruma sağlayacağı belirtiliyor.

Imperial College London’da bağışıklık dalında profesör olarak görev yapan Danny Altman, “Eğer mutasyona bakarsanız, antikor hedeflerinizin parça parça olduğunu görürsünüz. Ancak Güney Afrika’dan gelen haberlere göre hastaneye kaldırılanların durumu ağır değil gibi gözüküyor. Hastaneye kaldırılanlar aşı olanlardan ziyade aşı olmayanlar ve bu durumda aşının halen koruma sağladığını söyleyebiliriz” dedi.

VARYANTA KARŞI NE GİBİ TEDBİRLER ALINDI?

Varyant hakkında DSÖ’nün açıklaması dünya çapında borsaları etkiledi. Açıklamanın yapıldığı 26 Kasım Cuma akşamı İngiltere’deki FTSE 100 endeksi yüzde 3,6 değer kaybetti. FTSE 100, pandeminin ilk günlerinden bu yana bir günde bu kadar değer kaybetmemişti. ABD’de Dow Jones endeksi yüzde 2,5, Nasdaq ise yüzde 2,2 değer kaybetti.

Dünyada korkuya neden olan Omicron varyantı nedeniyle birçok ülke yeni tedbirleri yürürlüğe koydu.

İlk olarak çeşitli Afrika ülkelerine uçuşlar durduruldu. Maske kullanımı tekrar hatırlatıldı, henüz yeni varyanta etkisi olup olmadığı kesinleşmese de virüsün yayılmasına engel olacağı düşünülerek üçüncü doz aşılar hızlandırıldı.

Türkiye, İngiltere, AB, Avustralya, Kanada ve ABD’nin de aralarında bulunduğu çok sayıda ülke, Güney Afrika ve bazı komşularından seyahatleri yasakladı veya kısıtladı.

Dünya Sağlık Örgütü, koronavirüsün yeni varyantı Omicron’un ortaya çıktığı Afrika ülkelerine yönelik seyahat kısıtlamalarını eleştirerek üye ülkeleri varyanta karşı ‘akılcı’ ve ‘orantılı’ tedbirler almaya çağırdı.

Erdoğan, en büyük Türk savunma sanayi şirketini Körfez sermayesine mi satıyor?

Okumaya devam et

Popular

Shares