Bizimle iletişime geçiniz

Analiz

AKP halkı esir aldı: Hapistekilerin nüfusa oranı 4 kat arttı

Avrupa Konseyi’nin tuttuğu istatistiklere göre Türkiye’de 2001’de her 100 bin kişiden 94’ü hapisteyken 2020’de bu sayı 357’ye çıktı. Türkiye, cezaevinde bulunan ve denetimli serbestlik uygulaması altındaki kişi sayısının nüfusa oranında Avrupa birincisi.

BOLD – 2002’de 3Y’yi (yasaklar, yolsuzluk, yoksulluk) bitirme vaadiyle iktidara gelen AKP’nin Türkiye’yi 19 yılda cezaevlerine doldurduğu ortaya çıktı. 47 üyeli Avrupa Konseyi’nin hazırladığı rapora göre Ocak 2020 itibarıyla Türkiye’de nüfusun yüzde 1’i ya cezaevinde ya da denetimli serbestlik altında.

İsviçre’deki Lozan Üniversitesi’nin Avrupa Konseyi için hazırladığı rapora göre, Türkiye’deki her 100 bin kişiden 984’ü, 31 Ocak 2020 itibarıyla cezaevinde ya da denetimli serbestlik uygulaması altında.

Bu da Türkiye’yi insanları hapsetme oranında yani cezaevinde bulunanların ve denetimli serbestlik uygulaması altındaki kişi sayısının nüfusa oranında Avrupa birincisi yapıyor.

AVRUPA ORTALAMASININ 3 KATINA YAKIN

Türkiye’yi yüz binde 839 kişi ile Polonya, 826 kişi ile Gürcistan takip ediyor.

Avrupa ortalaması yüz binde 340 kişi iken, Türkiye yüz binde 984 ile 47 üyeli Avrupa Konseyi ortalamasının 3 katına yakın.

AKP DÖNEMİNDE CEZAEVİNDEKİLERİN NÜFUSA ORANI 4 KAT ARTTI

Yine Avrupa Konseyi’nin 30 Ocak 2003 yılında yayınladığı bir rapor, AKP iktidarının Türkiye’yi nereden nereye getirdiğini görme açısında önemli veriler sunuyor.

Türkiye’nin 1 Eylül 2001 yılında yani AKP iktidara gelmeden yaklaşık bir yıl önce Avrupa Konseyi’ne bildirdiği rakamlara göre 65 milyon 480 bin nüfuslu Türkiye’de cezaevlerinde bulunan kişi sayısı 61 bin 336. Yani Türkiye’deki her 100 bin kişiden 94’ü cezaevinde.

Son olarak yayınlanan ve 31 Ocak 2020 tarihini temel alan rapora göre ise 80 milyon 810 bin nüfuslu Türkiye’de 297 bin 19 kişi cezaevinde. Bu rakam da Türkiye’deki her yüz bin kişiden 357’sinin cezaevinde olduğunu gösteriyor.

Sonuç olarak AKP döneminde nüfusa oranla cezaevindeki insan sayısının yaklaşık 4 kat arttığı ortaya çıkıyor.

DENETİMLİ SERBESTLİK ALTINDAKİ KİŞİ SAYISI AVRUPA ORTALAMASININ 5 KATI

Öte yandan raporda, 2020’de Türkiye’de denetimli serbestlik kapsamında bulunan kişi sayısının 2019’a kıyasla yüzde 6,1 arttığı kaydedildi. 31 Ocak 2020 tarihi itibariyle Türkiye’de toplam 521 bin 151 kişi hakkında denetimli serbestlik uygulanıyor.

Denetimli serbestlik altındaki kişilerin sayısında Avrupa’da ilk üç ülke, 100 bin kişide 643 kişiyle Polonya, 627 kişiyle Türkiye ve 568 kişiyle Litvanya. Bu ülkeleri 562 kişiyle Gürcistan takip ediyor.

Avrupa ortalaması ise her 100 bin kişiden 126’sının denetimli serbestlik kapsamında bulunduğunu gösteriyor. Bu yönüyle Türkiye’de, Avrupa ortalamasının 5 katı oranında denetimli serbestlik uygulanan kişi bulunuyor.

Raporda, Gürcistan, Litvanya ve Türkiye gibi ülkelerde, hem denetimli serbestlik hem de cezaevindekilerin oranlarının aynı anda yüksek olduğunun altı çiziliyor. Rapora göre bu durum, denetimli serbestlik gibi uygulamaların tutukluluğa alternatif olarak uygulanmadığını, bunlara ilave tedbir olarak başvurulduğunu gösteriyor.

Yunanistan Türkiye üzerinden iltica başvurularını durdurdu: Karar ne anlama geliyor?

Analiz

Erdoğan’ın papatya falı: Tamam mı devam mı?

Erdoğan’ın  2018 Genel Seçimleri öncesi, “Halkımız tamam derse kenara çekiliriz” sözlerinin ardından başlayan tartışma bugün hala sürüyor. Sosyal medyada başlayan tartışmada Erdoğan’ın yönetemediğini düşünenler T A M A M derken, AKP  destekçileri ise D E V A M diyerek  Erdoğan’ın görevinin başında kalmasını istedi.

BOLD – Erdoğan 2018 Genel Seçimleri öncesi ne zaman siyaseti bırakacağına ilişkin yaptığı bir konuşmada “Halkımız tamam derse o zaman kenara çekiliriz” demişti

15 Temmuz sonrası yaşanan hukuksuzluklar, hayat pahalılığı ve işsizliğin belini büktüğü halka Erdoğan’ın açıklamalarını fırsat bilerek sosyal medyada T A M A M kampanyası başlattı. Erdoğan’ın kenara çekilmesi için muhalifler tarafından başlatılan kampanyaya 2 milyondan fazla paylaşım yapıldı.

Karşı kampanya başlatan AKP’li hesaplar, D E V A M etiketiyle Erdoğan’ın görevinin başında kalmasını istedi.

3 yıl sonra sosyal medya yeniden T A M A M ve D E V A M ‘cıların kapışmasına sahne oluyor.

3 ÖNCEKİNDEN BETER

Geçen süre içerisinde hukuksuzluk, hayat pahalılığı ve işsizliğin yanı sıra bir türlü önlenemeyen kadın cinayetleri, AKP’li bakan ve siyasilerin karıştıkları yolsuzluklar, mafyatik ilişkiler de ortalığa saçıldı. Özellikler Sedat Peker’in ifşaları geniş kitlelerce kabul gördü.

Deprem, sel, pandemi ve yangınlar karşısındaki başarısız kriz yönetimi de bardağı taşıran son damla oldu. T A M A M’cılar sosyal medyada yine Erdoğan’ın kenara çekilmesi için kampanya başlattı.

Şuana kadar yarım milyon paylaşımın yapıldığı etiket sosyal medyanın gündemine oturdu. AKP destekçileri de yine 3 yıl önce olduğu gibi D E V A M diyerek Erdoğan’a destek verdi.

Orgeneral Ümit Dündar emekli edildi: Kara Kuvvetleri Komutanı Musa Aysever oldu

Okumaya devam et

Analiz

Erdoğan yönetemeyince darbe söylemini piyasaya sürüyor

Türkiye’nin çok sayıda noktasında çıkan orman yangınları, Afgan göçmenler ve Kürtlere yönelik ırkçı saldırılar AKP iktidarının ülkeyi yönetemediğini bir kez daha gösterdi. Orman yangının THK’nın uçakları olmasına rağmen söndürülememesi, Erdoğan’ın evi yanan vatandaşlara çay fırlatması iktidara olan öfkeyi artırdı. İtibarı düşen ve çaresiz görünen Erdoğan, medyası aracılığıyla yeniden darbe söylentisini yaydı.

BOLD ANALİZ – Muğla, Marmaris ve Antalya gibi kıyı bölgelerinde çıkan orman yangınları büyük bir ihmalle söndürülemedi. Türk Hava Kurumu’nun uçakları olmasına rağmen atıl şekilde depolarda bekletildiği ortaya çıktı.

Yangınların büyüyerek söndürülemeyecek noktaya ulaşmasının ardından oklar AKP iktidarına çevrildi. Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, “Envanterimizde yangın söndürme uçağı yok” açıklaması yaptı. Erdoğan da “THK’nın elinde kullanılabilecek uçak yok” dedi ancak THK’nın uçaklarının atıl vaziyette depolarda olduğu ortaya çıktı. Bunlar yaşanırken Türkiye, Avrupa’dan yangın söndürme uçağı istemek zorunda kaldı. İspanya ve Hırvatistan’dan gelen yangın uçaklarının THK’nınkilerle benzer özelliklere sahip olduğu ortaya çıktı.

Tüm bu gelişmeler yaşanırken 31 Temmuz’da yangının çıktığı Marmaris’i ziyaret eden Erdoğan, düzenlediği miting sırasında ve yoldan geçenlere çay  fırlattı. Erdoğan’ın evi yanan insanlara çay fırlatması iktidarı olan öfkeyi daha da artırdı. Cumhurbaşkanlığı sistemiyle Türkiye’yi tek adam olarak yöneten Erdoğan’ın artık ülkeye idare edemediği kamuoyunda ve halk arasında dile getirilmeye başlandı.

DARBE AKP İÇİN TILSIMLI BİR SÖZCÜK

İşte tam bugünlerde kısa süre önce TRT yönetimine atanan Troliçe lakaplı Hilal Kaplan, Sabah’taki köşesinde “Biz hazırız” diyerek darbe hazırlığı iddiasında bulundu. 15 Temmuz’u “Allah’ın bir lütfu” olarak gören Erdoğan ve AKP iktidarı için darbe hazırlığı iddiası adeta kurtarıcı tılsımlı bir sözcük. Benzer bir iddia Montrö Sözleşmesiyle ilgili bildiri yayınlanması sırasında gündeme geldi. 104 emekli amiralin Montrö sözleşmesinin tartışılmasına karşı olduklarını açıklaması darbe tartışmasına dönüştürüldü.

TABANI BİRLEŞTİRİP YÖNETİM KRİZİNİN ÜZERİNİ ÖRTÜYOR

Darbe iddiasında bulunulduğunda AKP tabanı Erdoğan’ın etrafında birleşiyor. AKP tabanında Erdoğan’a ve iktidarına yönelik eleştiriler susturulmuş oluyor.  Bu durumu iyi bilen Erdoğan ve AKP, darbe söylemiyle orman yangını olayında olduğu gibi ihmallerinin ve yönetim krizinin üzerini örtüyor.

‘İkinci 15 Temmuz’ geliyor: Troliçe Hilal Kaplan sinyali verdi

Okumaya devam et

Analiz

AB’den resmi yardım teklif eden AKP Yunanistan ve İsrail’e ‘hayır’ dedi

Daha önce İsrail’e ve Yunanistan’a orman yangınları sırasında yangın söndürme uçağı gönderen ve bunun her platformda reklamını yapan AKP yönetiminin, Türkiye’deki orman yangınları sırasında Yunanistan ve İsrail’den gelen yardım tekliflerini kabul etmediği ortaya çıktı.

BOLD – Antalya ve Muğla’da çıkan orman yangınlarına müdahalede yetersiz kalan AKP yönetimi, Rusya, Azerbaycan ve Katar’dan gelen yardımları kabul etti.

Yangınlara havadan müdahalede yetersiz kalınması üzerine ‘Sivil Koruma Mekanizması’ kapsamında Avrupa Birliği’nden resmi destek talep etti.

AB’DEN RESMİ YARDIM TALEP EDİLDİ

Avrupa Komisyonu da bu mekanizma kapsamında Türkiye’ye Hırvatistan’dan 1, İspanya’dan 2 adet Bombardier (Canadair) CL-415 yangın söndürme uçağı gönderdi.

Avrupa Komisyonu, Türkiye’nin AB (Avrupa Birliği) Sivil Koruma Mekanizması’nı devreye soktuğunu, gönderilen uçakların 2019 yılında kurulan ve Avrupa’nın sivil değerlerini korumak amacında olan ‘rescEU’ programında yer aldıklarını duyurdu.

Avrupa Kriz Yönetim Komiseri Janez Lenarčič, “AB, bu zor zamanlarda Türkiye ile sonuna kadar dayanışma içindedir. Yardım teklif eden bütün ülkelere çok teşekkür ediyorum. Aklımız sevdiklerini kaybeden Türkler ve öldürücü yangınlarla mücadele için elinden geleni yapan cesur insanlar ile beraber. Daha fazla yardım sağlamaya hazırız” ifadelerini kullanmıştı.

AKP yönetimi, Rusya, Azerbaycan ve Katar’dan gelen yardımları da siyasi şova dönüştürdü. Özellikle Azerbaycan ve Katar’dan gelen yardımlar havuz medyasına ait kanallar tarafından özel yayınlarla halka aktarıldı.

Türkiye daha önce orman yangınları sırasında İsrail ve Yunanistan’a yangın söndürme uçakları göndermiş, AKP yönetimi gönderilen yardımların her platformda reklamını yapmıştı.

Örneğin Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, 2016 yılı Kasım ayında İsrail’e 2 yangın söndürme uçağının gönderildiğini, birinin varmak üzere olduğunu duyurmuştu.

İSRAİL: TÜRKİYE, İHTİYAÇ YOK DEDİ

Ülkedeki ormanlar yanarken AKP yönetiminin, bazı ülkelerden ve Avrupa Birliği’nden resmi yardım talep ederken; İsrail ve Yunanistan’dan gelen yardım tekliflerini reddettiği ortaya çıktı.

İsrail Dışişleri Bakanlığı, Reuters haber ajansına dün yaptığı açıklamada, daha önce konuyu Türk yetkililerle görüştüklerini ancak Türk tarafının ‘yardıma ihtiyaç olmadığını’ kendilerine ilettiklerini açıkladı.

ATİNA, YANGININ İLK GÜNLERİNDE YARDIM TEKLİFİNDE BULUNMUŞTU

Yardım teklifi geri çevrilen bir diğer ülke ise Yunanistan, Atina, orman yangınlarının başladığı ilk günlerde 29 Temmuz’da Türkiye’ye yardım teklifinde bulunmuştu.

29 Temmuz’da Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile görüşen Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias, Türkiye’ye yangın söndürme uçağı gönderme teklifinde bulunmuştu.

Yunanistan Dışişleri Bakanı Dendias, 29 Temmuz’da yaptığı sosyal medya paylaşımında, “Türk dostum Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’nu telefonla aradım, kendi seçim bölgesi olan Antalya’da çıkan yangınlardan dolayı duyduğum samimi üzüntülerimi dile getirdim ve kendisine Yunanistan’ın yangın söndürme faaliyetleri için her türlü yardımı vermeye hazır olduğunu söyledim” açıklamasını yapmıştı.

ATİNA, YARDIM TEKLİFİNİ YÜNELEDİ ANCAK YİNE CEVAP YOK

29 Temmuz’da yaptığı teklife ‘teşekkür’ dışında bir yanıt alamayan Yunan hükumeti, 2 Ağustos’ta yaptığı açıklamada ise Türkiye’ye itfaiye uçağı göndermeye hala hazır olduklarını ifade etti.

Daha önce yaptıkları teklife AKP yönetiminden teşekkür dışında olumlu bir yanıt gelmediğini aktaran Yunan hükumeti, ülkesinde çıkan yangınlara rağmen Türkiye’den talep geldiği anda Yunan itfaiye ve kurtarma birimlerinin yardıma gönderilmesi teklifinin halen geçerli olduğunu açıkladı.

Atina’nın bu açıklamasına AKP yönetimi hala cevap vermiş değil.

AB 3 uçak gönderiyor: Atina’nın yardım teklifi havada kaldı

Okumaya devam et

Popular

Shares