Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Mahkemede işkenceleri anlatan Ayten Öztürk’e iki kere ağırlaştırılmış müebbet

Lübnan’dan kaçırılıp özel uçakla Türkiye’ye getirildikten sonra Ankara’da 6 ay ağır işkenceler gören Ayten Öztürk’e, İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılandığı davada iki kere ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi. Mahkemede gördüğü işkenceleri anlattı: İçişleri Bakanı, “Bu ülkede işkence yok” dedi ama var. 6 ay boyunca akıl almaz işkenceler yaşadım. Birçok insan bunu yaşadı.”

BOLD – Ayten Öztürk’ün, İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesinde ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talebiyle yargılandığı davanın 31. duruşması görüldü. Ayten Öztürk’e iki kere ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi. Ayten Öztürk ev hapsiyle tahliye edildi.

Öztürk duruşmada Ankara’da bir kamu kurumuna ait olduğunu belirttiği bir çiftlikte 6 ay boyunca yaşadığı işkenceleri yeniden anlattı. Halkın Hukuk Bürosunun paylaşımlarına göre Öztürk, duruşmada şunları söyledi:

  • Ben Antakyalı, demokrat bir ailenin kızıyım. Devrimci, demokrat kimliğim nedeniyle geçmişte gözaltılar ve beraatle sonuçlanan tutuklamalar yaşadım.
  • Ülkemizde ve dünyada yaşanan haksızlıklara, adaletsizliklere, halkların ezilmesine karşı duyarlı bir yaşam sürdüm, hala da sürüyorum.
  • Ben, terörist değilim. Halkını, vatanını seven, adil, özgür, bağımsız bir gelecek için demokratik, meşru temelde mücadele eden bir insanım.
  • Arap kökenli olmamdan dolayı Suriye’de yaşayan akrabalarım vardır. Geçmişten beri bayramlara da gidip geliriz.2010’da da akrabalarımın yanında Suriye’nin Lazkiye şehrine gittim.2011’de orada savaş çıkınca geri gelemedim. Bir süredir Suriye’de akrabalarımla yaşıyordum.
  • 2011’de orada savaş çıkınca geri gelemedim. Bir süredir Suriye’de akrabalarımla yaşıyordum. 2018’de savaş kızışınca oradan Avrupa’ya gitmek istedim. Lübnan’da kaçakçılardan temin ettiğim bir pasaportla Avrupa’ya vizesiz gidecekken Lübnan Havaalanından gözaltına alındım.
  • Havaalanından 08.03 2018’de gözaltına alındığımda hatırladığım kadarıyla üzerimde 200 dolar, 5 Türk lirası ve bozuk Suriye parası vardı. Lübnan’da dolar kullanılıyordu. Bozuk Suriye parası da orada yaşadığım için vardı. 5 Türk lirası ise yıllardır ülkemden hatıra olarak cüzdanımdaydı.
  • “Bizim yargılamayla ilgisi yok bunun” diyor mahkeme başkanı, benim yaşadıklarımın hiçbir önemi yok mu?
  • Bunu anlatma amacım, bu işkencelerin sürmemesidir. Ben bunları yaşadım, başka insanlar yaşamasın.
  • Yaklaşık bir saatlik yolculuktan sonra yine saldırgan ve koştururcasına uçaktan indirildim. İnerken bana işkence yapıldığını, kaçırıldığımı haykırmak istedim. Ama ağzımı açar açmaz bantladılar.
6 AY BOYUNCA AKIL ALMAZ İŞKENCELER YAŞADIM
  • İki-üç kişi bana saldırıp tüm elbiselerimi birkaç saniyede çıkardı. Çırılçıplak bir şekilde sert süngerli bir hücreye konuldum.
  • Gözlerim bağlı ellerim arkadan kelepçeliydi. Bazen onların verdikleri giysilerle bazen de çıplak halde orada tutuyorlardı.
  • Bu hücrede 6 ay boyunca akıl almaz işkenceler yaşadım. İlk 3-4 ay gözlerim hiç açılmadı. Kelepçelerim çözülmedi.
  • Benimle diyalog kurmak istiyorlardı. Benim, beni kaçırıp insanlık dışı işkenceler yapan insanlarla konuşacak bir şeyim yoktu.
  • Bana “senin kimseyi öldürmediğini biliyoruz” diyorlardı, ama işbirlikçilik yapmak zorunda olduğumu söylüyorlardı.
  • Ben size bunu neden anlatıyorum? Çünkü böyle bir işkence var ve bu Ankara’da resmi bir kurumun alt katıydı.
HALA VÜCUDUMDA ELEKTROŞOK İZLERİ VAR
  • Ben işkencehanede olmama rağmen, ailemin yanına gidip beni soruyormuş devlet yetkilileri.
  • Hala vücudumda elektroşok izleri var. Oraya girmeden 65 kiloyken, çıktığımda 40 kiloydum.
  • Avukatlarıma tutunarak ilk mahkememe çıkabildim.
  • Tecavüz girişimleri, elektrik, askı işkenceleri, hücreye sıcak-soğuk hava vermek gibi birçok işkence gördüm.
  • Size göre bunlar davayla ilgili olmayabilir ama bana göre ilgilidir.
BU ÜLKEDE İŞKENCE VAR BEN YAŞADIM
  • Geçen gün İçişleri Bakanı açıklama yaptı, “Bu ülkede işkence yok” dedi ama var. Ben yaşadım, birçok insan bunu yaşadı.
  • Bir kişi demiş ki “Kaldırımda bir kadını gördüm.” ben orada değildim ama orada olsam bile bu olayı yönlendirdiğim nasıl anlaşılıyor?
  • Ben bunlara sessiz kalmayacağım. İstenen ceza da gördüğüm işkenceler de demokrat düşüncelerim ve ailem sebebiyledir. Abim infaz edildi. Yengem 19 Aralık katliamında diri diri yakılan kadınlardan biriydi.
  • Ablam ise ölüm orucunda yaşamını yitirdi. Biz kalabalık bir aileydik ama yıllar sonra 2 kişi kaldık bu aileden. Bir aileye çektirilen bu zulüm fazladır. Ben de bu insanlardan biriyim. İşkencede yok edemediler, şimdi bu dosyayla bunu yapmaya çalışıyorlar.
  • İnsanlar adalet için ölüyor. Ebru Timtik adil yargılanma hakkı için yaşamını yitirdi. Adaletin olmadığını biliyoruz. Bir kişinin beyanıyla ölüme mahkum edilmek isteniyoruz. Bu tarihe geçecek bir duruşmadır ve siz de tarihe geçeceksiniz.
  • Çocuklarınıza, torunlarınıza rahat rahat hesap verebilmenizi istiyorum. Aksi halde çocuklarınızın bakışlarında, torunlarınızın bakışlarında ben olacağım. Bana yapılan adaletsizlikler olacak. Adil yargılanmak istiyorum, beraatimi ve tahliyemi talep ediyorum.

Ankara’daki işkence merkezinde 6 ay işkence gören Ayten Öztürk her şeyi anlattı

Gündem

10 milyon euro rüşvet isteyen Veyis ateş’i ifadeye çağırmayan savcı eleştirenlere acımadı

Sezgin Baran Korkmaz’dan 10 milyon euro rüşvet istediği iddiası yüzünden HaberTürk’ten ayrılmak zorunda kalan Veyis Ateş, kendisini eleştiren Barış Yarkadaş hakkında şikayette bulundu.

BOLD – Sedat Peker, HaberTürk eski spikeri Veyis Ateş’in kara para aklama ve rüşvet suçlamalarıyla yüzünden Türkiye’den kaçan SBK Holding’in sahibi Sezgin Baran Korkmaz’dan 10 milyon euro istediğini açıklamıştı. Peker, Süleyman Soylu ile Ateş’in arasındaki ilişkiyi dair bir çok iddiada da bulundu.

SES KAYDINI DOĞRULADI

Mesai arkadaşları Fatih Altaylı ve Sevilay Yükselir, Veyis Ateş ait bir ses kaydının söz konusu iddiaları doğruladığını kabul etti.

İddiaların ardından Halk Tv’ye çıkan Veyis Ateş, canlı yayında malvarlığını açıklayacağını söyledi. Sözünün üzerinden 3 ay geçmesine rağmen Ateş, malvarlığını açıklamadı. Tüm bu gelişmelere rağmen Veyis Ateş savcılık tarafından ifadeye çağrılmadı.

Ateş’i ifadeye çağırmayan savcılar, kirli ilişkileri eleştiren gazetecilere acımadı. Veyis Ateş hakkında ortaya atılan iddiaları eleştiren Barış Yarkadaş, Ateş’in şikayeti üzerine ifadeye çağırıldığını duyurdu.

Sosyal medya hesabından açıklama yapana Yarkadaş, “Korkusuz Gazetesi ve KRT TV’de yaptığım yorumlardan dolayı beni savcılığa şikayet etmiş. Cuma günü avukatım Acar Yiğit‘le birlikte ifade vermeye gideceğim. İlginç zamanlardan geçiyoruz. İfade vermek yine bizim payımıza düştü” dedi.

GAZETECİLERE TEHDİT

Uzun süren sessizliğini bozan Veyiz Ateş bugün sosyal medya hesabından hakkındaki iddialarla ilgili açıklama yaptı. Ateş paylaşımlarında gazeteci meslektaşlarına gözdağı verdi. Ateş mesajında şu ifadeleri kullandı: “Şu fânî hayatta başıma gelen iyi/kötü her şeye karşı şık durmaya gayret ettim; ucuzlaşmamaya, müptezelleşmemeye… Akıl ve beden sağlığım elverdikçe buna özen göstermeye dikkat edeceğim. ‘Biz bu mahallede kırk kişiyiz, hepimiz birbirimiz biliriz.’ Kimler kimlerle, neler neler..! Şimdilik off the record..! Ama siz yine de bekleyedurun, bir gün belki…”

Porsiyonları küçültmek yine vatandaşa kaldı: Erdoğan’ın kitabına ABD’de pahalı tanıtım

 

Okumaya devam et

Gündem

Uluslararası Tahkim’in, Cihan Medya davasında verdiği karar: Dava AİHM’e gidecek

Uluslararası Tahkim, Cihan Medya Dağıtım şirketinin sahibi Belçikalı Cascade Investment’in açtığı davada yetkisizlik kararı verdi. AKP kontrolündeki Sabah gazetesi gelişmeyi “Zaman 100 milyon dolarlık davayı kaybetti” diye haber yaptı. Avukat Nurullah Albayrak ise, haberin doğru olmadığını, yargı sürecinin devam ettiğini söyledi.

BOLD -Uluslararası Tahkim’deki olarak bilinen Uluslararası Yatırım Anlaşmazlıklarının Çözüm Merkezi’ndeki (ICSID) davayla ilgili konuşan Avukat Nurullah Albayrak, “Ortada Zaman gazetesinin bir davası yok. Tahkim işin esasına girmeden yetkisizlik kararı verdi. AİHM süreci devam edecek” dedi.

Avukat Albayrak, davayla ilgili şunları söyledi: “Ortada Zaman gazetesinin bir davası yok. Dava, Cihan Medya’ya el konulmasıyla ilgili. Cihan Medya’nın sahibi Belçika’daki şirket, uluslararası tahkime başvurarak el konulan malvarlığıyla ilgili dava açıyor. Şu an verilen karar yetki ile ilgili bir karar. İşin esasıyla ilgili bir karar değil. Malvarlığına el konulması doğru ya da yanlıştır diye bir karar değil. Tahkim, bu davanın kendilerinin konusu olmadığına hükmediyor. Usul anlamında davanın açılması gereken yer Türkiye’nin iç hukuk yollarıdır diye bir karar veriyor. Bu bir yenilgi değildir. Cihan Medya ve diğer kurumların yargılaması Türkiye’de devam ediyor. El koyma kararlarının hukuka uygun olmadığı konusunda tereddüt yok. Tahkim biz yetkilisiyiz deseydi. 100 milyon doların ödenmesine karar verecekti. AİHM süreci devam edecektir.”

Uluslararası Yatırım Anlaşmazlıklarının Çözüm Merkezi (ICSID), Cihan Medya Dağıtım’ın sahibi Belçika şirketi Cascade Investment’ın başvurusunu, ihtilafın Türkiye’nin iç hukukunda çözülmesi gerektiğini ileri sürerek esasa girmeden yetkisizlik kararı verdi ve davayı reddetti. Hakem Heyeti, esasa girmeden verdiği yetkisizlik kararına rağmen, kendisine sunulan beyan ve delillere göre, Türkiye’de ceza hukuku mekanizmalarının tartışmalı bir şekilde kullanıldığını ve devletin muhalif medyaya karşı tutumu konularında endişe duyduğunu kaydetti. Tahkim Mahkemesi, kararında, Cascade Investment’ın Cihan Medya Dağıtım (CMD) şirketine yapmış olduğu yatırımın ‘sahte olmadığını’ vurgulayarak, Erdoğan iktidarının medyaya baskısının artmasından sonra bu yatırımın yapılması nedeniyle kendisinin yetkili olmadığını savundu.

Cascade Investment, ICSID’in kararıyla ilgili “Cascade Investment’in Zaman Gazetesiyle herhangi bir ortaklığı sözkonusu değildir. Cascade sadece Zaman’ı dağıtan Cihan Medya Dağıtım adlı şirketin hakim hissedarıdır. Bundan sonraki süreç kayyım kararına karşı açılmış ve 5 yıldan fazla bir süredir Anayasa Mahkemesi önünde bekleyen kararın sonucunu beklemek, olumsuz çıktığı takdirde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurmaktır.” açıklaması yaptı.

AKP kontrolündeki Sabah gazetesi ise ICSID’in kararını “Zaman Türkiye Cumhuriyetine karşı açtığı 100 milyon dolarlık davayı kaybetti” başlığıyla verdi.

AKP’den yandaş müteahhide döviz kıyağı: Çanakkale de euro ile geçilecek

Okumaya devam et

Gündem

Barbaros Şansal: Hakkımda 58 dava var, iktidar işkencelerle yıldırarak yol alıyor

AKP iktidarının ve basınının sürekli hedef gösterdiği tasarımcı Barbaros Şansal, Turkey Tribünal’in yargıçlarına hakkındaki mahkeme kararlarının Fransızca çevirisini sundu. Bugüne kadar kendisine 58 dava açıldığını ifade eden Şansal, “İnsanları ithamlar ve suçlamalarla susturarak,  haksız yargılamalar, tutuklamalar ve işkencelerle yıldırarak yol almaya çalışıyorlar.” dedi.

BOLD – Cenevre’de üç gündür devam eden sivil mahkeme Turkey Tribunal‘in öğleden sonraki oturumuna katılan tasarımcı Barbaros Şansal, hakkında bugüne kadar 58 dava açıldığını ve sistematik olarak açılan bu davalarla mücadele etmeye devam edeceğini söyledi.

1980 askeri darbesinden sonra 9 yıl sürgüne giden Şansal, konuşmasına 2006 yılından itibaren maruz kaldığı şiddetleri, engellemeleri anlatarak başladı. Türkiye’nin uzun yıllardır hukukun üstünlüğü, vücut bütünlüğünün dokunulmazlığı, insan hakları konusunda ciddi sabıka kayıtları alan bir ülke olduğunu belirten Şansal,

“Ama uluslararası vergi ve ticaret anlaşmalarını anayasaları bağlayan hükümlerini de Türkiye Cumhuriyeti göz ardı ederek vatandaşları üzerinde bir korku imparatorluğu inşa ediyor. İnsanları ithamlar ve suçlamalarla susturarak,  haksız yargılamalar, tutuklamalar ve işkencelerle yıldırarak yol almaya çalışıyor. Bu süreçte hakkımda açılan yeni davalarla mücadele edeceğimi buradan açıkça beyan ediyorum.” dedi.

HAVAALANINDAKİ LİNÇ GİRİŞİMİNİN MAHKEME KARARLARININ SUNDU

2 Ocak 2017’de Atatürk Havaalanı’nda uğradığı linç girişimiyle ilgili mahkeme kararlarının Fransızca çevirisini Turkey Tribünal’in başkanına ve üyelerine sunan Şansal, hakkında verilen kararların bir komedi olduğunu söyledi.

1,5 yıl Belçika’da yaşayan, şu anda da Kıbrıs’ta ikamet eden Şansal, herhangi bir Avrupa ülkesine siyasi sığınma talebim bulunmadığını da sözlerine ekledi. Şansal nedenini ise şöyle açıkladı: “Çünkü kaleler içten fethedilir ve mücadele içte devam etmelidir. Sonuçları ne olursa olsun katlanılmalıdır. Bir örnek teşkil ettiğime inanıyorum.”

“9 YIL ÖNCE GERÇEKLEŞEN OLAYIN FAİLLERİ HALA YAKALANAMADI”

Barbaros Şansal’ın konuşmasından öne çıkan başlıklar şöyle:

“Yaptırımlar ve saldırılar 2006 yılında Habertürk’te yaptığım bir televizyon programıyla başladı. Bu program sonucunda Radyo Televizyon Üst Kurulu şahsımın eşcinselliği meşru bir olaymış gibi yaygınlaştırmaya çalıştığıma dair kanaatine vardığı için beni ekranlardan 2 sene yasakladı. Ben bir kadın terzisiyim, aynı zamanda öğretmenim, aynı zamanda aktörüm, yazarım ve yorumcuyum.

Daha sonra 28 Aralık 2012’de İstanbul Taksim merkezde, İnönü Caddesi üzerinde Yeni Zelanda Konsolosluğu ve Bölge Makine Kimya Endüstrisi önünde organize bir şiddet saldırısına maruz kaldım. 9 yıl önce gerçekleşti bu saldırı ve faillerin hiçbiri yakalanmadı.

“İSTİHBARAT TARAFINDAN HAMİTKÖY TAŞ OCAKLARINA GÖTÜRÜLDÜM VE SORGULANDIM”

Arkadan hepinizin bildiği Gezi Parkı meselesinde atölyem ve evimde parka bakan yer olduğu için parka giren 3-5 kişiydik. Ağustos 2013’te kendilerinin istihbarat teşkilatı görevlileri olduğu söylenen 5 kişi tarafından İstanbul dışındaki Hamitköy Taş Ocakları’na götürüldüm ve sorgulandım. Ancak İstanbul Emniyeti suç uydurduğumu söyleyerek beni mahkemeye verdi. Fakat mahkemede suç uydurmadığımı, olayın gerçek olduğunu ispatladım.

Daha sonra asıl büyük mesele; 2016’yı 2017’ye bağlayan yılbaşı gecesi, Türkiye Cumhuriyeti’nin başka ülkelerin iş içlerine karışarak, özellikle Kıbrıs Cumhuriyeti’ndeki saat farkına dikkat çekerek, aynı zamanda radikal İslam ve blasemi promosyonu yaparak, aynı zamanda tutuklu gazetecilere, pedofiliye vs. gibi olumsuzluklara dikkat çekerek paylaştığım bir videodan sonra 50 kişinin öldüğü gece kulübü Reina katliamı gerçekleştirildi.

“İKTİDAR BASINI ALEYHİMDE KAMPANYA BAŞLATTI”

Fakat burada benimle ilgili bir tavır yokken 2 Ocak 2017’de birdenbire iktidar basının da eliyle aleyhimde bir kampanya başlatıldı. Bu kampanya sonucunda Kuzey Kıbrıs’tan o dönemin Başbakanı’nın emriyle hakkımda hiçbir bakanlar kurulu kararı olmadan, ihraç kararı olmadan -ki Avrupa Parlamentosu Kıbrıs raportörü bunu ilk raporlayan şahıstır- bütün şahsi eşyalarıma, telefonuma cüzdanıma kadar el konularak, hukuka ulaşmam engellenerek kendi uçak biletimle İstanbul Atatürk Havalimanı’na kaçırıldım.

“56 GÜN HÜCREDE KALDIM”

o gece havalimanında 9 polis ve 13 havalimanı çalışanı tarafından apronda yolcuların içinde iki kademeli linç girişimine maruz kaldım. Ağır darbeler olmasına rağmen hiçbir sağlık yardımı almadım. Gözaltısı bile olmayan TCK 217 suçlamasıyla tutuklandım. Silivri Cezaevi 9. Kısım L Tipi C-72 No’lu hücreye kondum. Hücrede sağlık, iletişim ihtiyaçlarımın karşılanması engellendi. 56 gün hücrede tutulduktan sonra serbest bırakıldım.

İstanbul Valiliği, beni korumakla yükümlü olan polislerle ilgili soruşturmaya izin vermedi. Daha sonra TCK 301’den (301, 299, 216, 217 gibi maddeler AİHM’sinin kararlarının tamamen karşısında, Avrupa ile devam eden diyaloglarda sorun teşkil eden maddeler), Türkiye Cumhuriyeti devleti ve hükumetini alenen aşağılamak suçundan 6 ay 22 günlük hapis cezası verilerek salındım. Yurt dışı çıkış yasağı verildi. Daha sonra Yüksek Mahkeme’ye müracaat etme hakkım elimden alındı. Ama yurt dışı yasağı kaldırıldıktan sonra ben yine LGBT, insan hakları, hayvan ve çevre hakları alanındaki mücadeleme yılmadan devam ettim.

1,5 yıl kadar Belçika’da ikamet ettikten sonra şimdi Kıbrıs’ta ikamet ediyorum ve mücadeleme devam ediyorum. Somut deliller beni çok ilgilendirdiği için havaalanındaki linç skandalının Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinin mahkeme kararlarını apostilli Fransızca çevirisini sayın üyelere birer adet sunmak istiyorum. Okuduğunuz zaman nasıl bir komedi olduğunu göreceksiniz.

HAKKIMDA AÇILMIŞ 58 DAVA VAR”

Şu ana kadar hakkımda açılmış 58 dava var. Bunlar genellikle TC hükumetini ve devletini, Türkiye’de yaşayan insanların bir kısmını inançlarına göre bir kısmını yaşadıkları bölgeye göre bir kısmını fiziksel özelliklerine göre aşağılamak gibi Cumhurbaşkanlığı’nın yeni kurduğu gizli tanık, şikayet sistemi üzerinden, sistematik olarak açılan davalarla mücadele ediyorum. Ülkeme gidiyorum, davalara giriyorum.

En son yine geçen haftalarda TCK 301’den üç ay ertelemesiz ve istinaf hakkı olmayan bir hapis cezası daha verildi. Bu cezada da mesleki bir terim olarak kullandığım dikiş kelimesini argo bir kelime ile benzetilerek cezalandırıldım. Oysa ben orada laik, demokratik, sosyal hukuk devletinin üstünlüğünün altını çizen bir mizah yapıyordum. Özgür kalan Nuriye ve Semih’e destek veriyordum.

“HERHANGİ BİR SİYASİ TALEBİM YOK”

Türkiye Cumhuriyet, hukukun üstünlüğü, vücut bütünlüğünün dokunulmazlığı, insan hakları konusunda uzun yıllardır ciddi sabıka kayıtları alan bir ülke. Ama uluslararası vergi ve ticaret anlaşmalarını anayasaları bağlayan hükümlerini de Türkiye Cumhuriyeti göz ardı ederek vatandaşları üzerinde bir korku imparatorluğu inşa ediyor. İnsanları ithamlar ve suçlamalarla susturarak,  haksız yargılamalar, tutuklamalar ve işkencelerle yıldırarak yol almaya çalışıyor.

Bu süreçte hakkımda açılan yeni davalarla mücadele edeceğimi buradan açıkça beyan ediyorum. Herhangi bir siyasi sığınma talebim yok. Çünkü kaleler içten fethedilir ve mücadele içte devam etmelidir. Sonuçları ne olursa olsun katlanılmalıdır. Bir örnek teşkil ettiğime inanıyorum.”

AKP Hükumeti’nin yargılandığı Turkey Tribunal nedir?

Turkey Tribunal’de işkencelerin ifşası yandaşları rahatsız etti

Okumaya devam et

Popular

Shares