Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın geleceği Libya’dan neden saklandı?

23 Haziran’da Almanya’da gerçekleştirilecek İkinci Libya Konferansı öncesi Cumartesi günü Türkiye’den geniş bir heyet Libya’yı ziyaret etti. Ancak ziyaret öncesi Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın Sicilya’dan Trablus’a geçişi ve ziyareti hakkında Libya tarafına bilgi verilmediği ve bu durumun Libya tarafında rahatsızlık oluşturduğu ortaya çıktı.

 BOLD – İlki geçen yılın Ocak ayında yapılan Libya Konferansı, 23 Haziran’da Berlin’in ev sahipliğinde bir kez daha düzenlenecek. Görüşmelerde ana gündem Aralık ayında yapılacak genel seçimler, yabancı güçlerin ve paralı askerlerin ülkeden çekilmesi olacak.

İkinci Libya Konferansı öncesi Türkiye’den geniş bir heyet Libya’yı ziyaret etti. Dışişleri Başkanı Mevlüt Çavuşoğlu başkanlığındaki heyet, Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Menfi, Libya Milli Birlik Hükümeti (MBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe ve Libya Başkanlık Konseyi üyeleri Abdullah El-Lafi ve Musa El-Koni ile yaptığı görüşmelerin ardından dün ülkeden ayrılmıştı.

Yapılan görüşmelere Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Güler, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı Hakan Fidan, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun ve Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın da katılmıştı.

“AKAR’I KARŞILAMADA LİBYALI HİÇBİR YETKİLİ YOKTU”

Millî Savunma Bakanı Hulusi Akar, İtalya’nın Sicilya Adası’nda İngiltere Savunma Bakanı Ben Wallace ve İtalya Savunma Bakanı Lorenzo Guerini ile İngiliz Kraliyet Donanması’na ait HMS Queen Elizabeth uçak gemisinde üçlü bir görüşme gerçekleştirdi.

Heyette yer alan Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar dışındaki isimlerin hepsi Ankara’dan Trablus’a geçti. Hulusi Akar ise Cuma günü İtalya’nın Sicilya Adası’nda İngiltere Savunma Bakanı Ben Wallace ve İtalya Savunma Bakanı Lorenzo Guerini ile üçlü bir görüşme gerçekleştirdi. Akar, Sicilya’daki görüşmenin ardından Trablus’a Türk Hava Kuvvetleri’ne ait bir uçakla geçti.

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, İtalya’nın Sicilya adasından Libya’ya Türk Hava Kuvvetleri’ne ait bir uçakla geçti.

Ancak Arap dünyasının önde gelen televizyon kanallarından Suudi Arabistan merkezli Al-Arabiya’ya göre Hulusi Akar’ın Libya’ya gelişi ve Akar’ın programı konusunda hakkında Trablus hükumetine bilgi verilmedi.

Habere göre, Trablus Mitiga Havalimanı’ndaki Libyalı yetkililer Akar’ın ziyareti hakkında bilgilendirilmedi ve Akar Libyalı yetkililer tarafından bilinmeyen bir uçuşla Sicilya’dan Mitiga Havalimanı’na geldi.

Trablus Mitiga Havalimanı’nda Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ı Türk yetkililer karşıladı.

İran merkezli Mehr Haber Ajansı da Al-Arabiya’yı kaynak göstererek verdiği haberde, Milli Savunma Bakanı Akar’ın ‘sürpriz’ ziyaretinden ne Cumhurbaşkanlığı Konseyi’nin ne de Ulusal Birlik Hükumeti’nin haberdar olduğunu Trablus’taki Türk Büyükelçiliği’nin Libyalı yetkilileri bu konuda bilgilendirmediğini ifade etti.

Bu sebeple Akar’ı karşılamaya hiçbir Libyalı yetkilinin gelmediği kaydedildi.

“KÜÇÜK DÜŞÜRÜCÜ, UTANÇ VERİCİ”

Ziyaretten sadece Mitiga Havalimanı’nda bulunan Türk askeri yetkililerin haberdar olduğu ve Türk askerlerin Libyalı güvenlik güçlerini Milli Savunma Bakanı Akar’ın uçaktan ineceği bölgeye yaklaşmamaları konusunda uyardığı belirtildi.

Akar’ın uçaktan indikten sonra Mitiga Askeri Üssü’nün batısındaki Türk askerlerinin konuşlandığı bölgeye geçtiği belirtildi.

Al Arabiya haber kanalı, Libyalı kaynakların yaşananları “küçük düşürücü, utanç verici, diplomatik normların ve ülkeler arası dostluğun dışında” şeklinde değerlendirdiği bildirildi.

LİBYA’DAKİ TÜRK ASKERLERİ VE SURİYELİ SAVAŞÇILAR

Türkiye, Fayiz es Serrac başkanlığındaki Ulusal Mutabakat Hükumeti (UMH) ile 2019’da imzaladığı güvenlik ve askeri işbirliği anlaşması kapsamında Libya’ya yaklaşık 20 bir Suriyeli paralı asker gönderdi.

Ülkede ayrıca Türk Silahlı Kuvvetleri’ne bağlı Libya Görev Grup Komutanlığı bulunuyor. Geçtiğimiz Ekim ayında yapılan ateşkes anlaşmasının ardından Türkiye Suriyeli paralı askerlerin  bir kısmını geri çekti, ancak Trablus’taki ortak askeri komuta merkezinin yanı sıra El Watiye hava üssü ve Misrata üssündeki askeri varlığını sürdürüyor. Ayrıca Libya’da Deniz Kuvvetleri’ne bağlı gemiler de görev yapıyor. 

Libya’da şu anda Türkiye’ye bağlı Suriyeli silahlı gruplardan yaklaşık 7 bin paralı asker var ve Türk askerlerin bulunduğu üsleri koruyor. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR), Türk hükumetinin 8 Mart’ta Libya’ya 380 paralı asker daha gönderdiğini duyurmuştu.

Libya Dışişleri Bakanı Necla el Menguş, Mayıs ayı başında Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun Trablus ziyareti sırasında, Türkiye’ye ülkedeki tüm yabancı güçlerin çıkartılması için işbirliği çağrısı yaptıklarını ifade etmişti. Menguş, bu çağrısını geçtiğimiz günlerde bir kez daha yineledi.

İKİNCİ LİBYA KONFERANSI

Birleşmiş Milletler’in (BM) desteğiyle ve Almanya’nın ev sahipliğinde 23 Haziran Berlin’de düzenlenecek 2. Libya Konferansı’nda Libya’yı ilk kez geçiş hükümeti temsil edecek.

İlki Ocak 2020’de yapılan konferansın ana gündem maddelerinin 24 Aralık’ta ayında yapılması planlanan genel seçimler ile yabancı güçlerin ülkeden çekilmesi olacak. Ülkenin birleşik bir güvenlik kuvvetlerine kavuşturulması konusunun da gündemde olması bekleniyor.

LİBYA’DAKİ YABANCI GÜÇLER

Geçen yıl 23 Ekim’de varılan ateşkes anlaşmasına göre Libya’daki bütün yabancı savaşçıların 3 ay içinde ülkeyi terk etmesi gerekiyordu. BM Güvenlik Konseyi de ateşkes anlaşması çerçevesinde ülkedeki bütün yabancı güçlerin çekilmesi için birkaç kez çağrıda bulunmuştu. Ancak savaşçıların büyük kısmı ülkeyi terk etmedi.

BM Güvenlik Konseyi diplomatlarına göre Libya’da halen 20 binden fazla yabancı güç ve paralı asker bulunuyor. Bunların 13 bin kadarı Suriyeli, 11 bin kadarı ise Sudanlı, Rus ve Çadlı.

Libya’da geçen yıl ateşkesle birlikte oluşturulan geçici hükumet ülkeyi 24 Aralık’ta seçime götürecek. Ancak ülkede bulunan yabancı güçler seçim öncesi önemli bir istikrarsızlık unsuru olarak görülüyor.

Libya’da asker ve paralı savaşçı bulunduran ülkelerin, 24 Aralık’taki seçim sonrası süreçte elini güçlü tutmak için askerlerini çekmek istemediği belirtiliyor.

Türkiye, Suriyeli paralı askerleri Libya’ya yeniden göndermeye başladı

Dünya

Alman Gazeteciler Sendikası’ndan ‘infaz listesi’ çıkışı

Alman Gazeteciler Sendikası, Türkiyeli muhalifleri hedef alan 55 kişilik infaz listesi bulunduğunu belirterek Alman hükümetinden harekete geçmesini istedi.

BOLD – Alman Gazeteciler Sendikası (DJV), Almanya’da yaşayan Türkiyeli muhalif gazetecilere yönelik artan tehdit, taciz ve saldırılar karşısında Alman hükümetini harekete geçmeye çağırdı.

DJV Başkanı Frank Überall, polis kaynaklarından aldıkları bilgiye göre, Türkiyeli muhaliflerden oluşan ve aralarında gazetecilerin de bulunduğu 55 kişilik bir infaz listesi bulunduğunu kaydetti.

Dışişleri Bakanı Heiko Maas’a seslenen Überall, Türk Büyükelçi’nin Dışişleri Bakanlığı’na çağrılması gerektiğini belirterek “Heiko Maas’ın Türk Büyükelçi’ye bu noktada sınırın aşıldığını, Türkiye’deki baskıcı rejimden buraya sığınan gazetecilere yönelik tehdit ve şiddetin kabul edilemeyecek suç unsurları oluşturduğunu çok net bir şekilde söylemesi lazım” diye konuştu.

55 kişilik infaz listesinde iki isimle ilgili polisin harekete geçtiğini belirten Überall, söz konusu gazetecilere yönelik polisin koruma önlemlerini memnuniyetle karşıladıklarını ancak bunun yeterli olmadığını söyledi.

DJV Başkanı, gazeteci Erk Acarer’in evi önünde saldırıya uğramasını hatırlatarak “Hükümete eleştirel yaklaşan gazetecilerin Türkiye’de gazetecilik mesleğini artık icra edemiyor olması yeterince kötü. Sığındıkları Almanya’da hâlâ korku içinde yaşamak zorunda kalmaları ise hiçbir şekilde kabul edilemez” diye konuştu.

Son günlerde Alman polisinin infaz listesindeki gazetecileri ve aktivistleri tek tek ziyaret edip uyardığı basına yansımıştı.

Alman polisi, Erk Acarer’e saldırıda soruşturmayı genişletti

Okumaya devam et

Dünya

Afgan mültecilerin Avrupa’ya akınına karşı Pakistan, İran ve Türkiye tampon olacak

Suriyeli mültecilerin Avrupa’ya göçüne karşı tampon görevi gören Türkiye’ye, Avrupa Birliği Afgan göçmenler için de aynı misyonu uygun gördü. Avrupa Birliği’nin, Afganistan’dan yeni bir göç akınına karşı komşu ülkelere ve aralarında Türkiye’nin de bulunduğu ‘bölge’ ülkelerine bir mali yardım paketi hazırlığında olduğu bildirildi.

BOLD – Avrupa Birliği (AB), Taliban örgütünün baskısı ve ekonomik sebeplerle Afganistan’dan kaçan düzensiz göçmenleri durdurmak için Kabil hükümeti ve civardaki komşu ülkelere maddi destek sağlayacağını açıkladı.

Taliban’ın ilerleyişini sürdürdüğü Afganistan’dan kaçanların sayısı giderek artarken AB, yeni bir göç akınına karşı hazırlık yapıyor.

Reuters haber ajansı, AB’nin göç akınını sınırlandırabilmek üzere Afganistan ve Afganistan’a komşu ülkeler için yeni bir mali yardım paketi planladığını bildirdi.

Konuyla ilgili Reuters haber ajansına konuşan iki AB yetkilisi ve bir diplomat, henüz düzenlenme aşamasındaki maddi yardım paketinin öncelikli olarak Afganistan ve komşu ülkeler Pakistan ile İran’a verileceğini söyledi.

İran ve Pakistan’da halihazırda 6,5 milyon Afgan yaşıyor.

TÜRKİYE DE GÜNDEMDE

AB Komisyonu konuyla ilgili yorum yapmaktan kaçınırken, mali yardımdaki amacın memleketlerinde yaşamaya devam eden ve yasa dışı yollarla başka ülkelere göç etmeyi düşünen Afganistan ve komşu ülke vatandaşlarını ikamet ettikleri bölgede tutmak olduğu kaydedildi.

AB yetkilileri, 2016’daki mülteci mutabakatıyla Suriyeli sığınmacıları barındıran Türkiye’nin Afgan sığınmacı ve göçmenlerin barındırılmasında da rol oynayabileceği üzerinde durulduğunu kaydetti. AB’nin Suriyeli mülteciler için Türkiye’ye 2024 yılına kadar ödenmek üzere ek 3,5 milyar euro kaynak ayırdığına işaret eden AB kaynakları, Afganistan için yeni bir mali yardımın mevcut paketten ayrı olacağını belirtti.

HEDEF AVRUPA’YA AKINI ÖNLEMEK

AB kaynakları, Afganistan ve bölge ülkelere mali yardımla Avrupa’ya yeni bir sığınmacı akınının önüne geçilmesinin hedeflendiğini ifade etti.

Plan çerçevesinde AB Komisyonu’nun Afganistan’a bu yıl içinde 57 milyon euroluk insani yardım yapmayı öngördüğü belirtildi. Önümüzdeki yıllar için mali yardım miktarının ise AB hükümetleri ve parlamentolarının onayını gerektirdiği için ancak sonbahardan sonra belirleneceği kaydedildi.

Taliban’dan yeni tehdit: Türk birliklerinin Afganistan’a girmesine izin vermeyiz

Okumaya devam et

Dünya

İngiltere, Erdoğan’ın Maraş çıkışına karşı BM Güvenlik Konseyi’nde Kıbrıs tasarısı hazırladı

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne sunulan bir taslak metinde Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Yönetimi’nden tek taraflı aldığı Maraş’ın bir kısmını halka açma kararından geri dönmeleri isteniyor. İngiltere tarafından hazırlanan taslak metin 15 üyeli konseyde tartışılacak.

BOLD – AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Kıbrıs’ın Maraş bölgesinin yüzde 3,5’inin açılması ve adada iki devletli çözüm önerisine uluslararası tepkiler sürerken konunun Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’ne taşınmasıyla ilgili girişimler de sürüyor.

Güvenlik Konseyi’nin veto hakkı bulunan daimi üyeleri Fransa ve ABD’nin Türkiye’nin son açıklama kararına konseyde alınacak güçlü bir yanıt verme çağrısına ilk adım diğer daimi üye İngiltere’den geldi.

Maraş konusunda İngiltere tarafından hazırlanan karar tasarısı konusunda New York’ta yoğun bir diplomasi trafiği yaşanıyor. İngiltere’nin hazırladığı metni dün akşam konseyin diğer üye ülkeleriyle de paylaştığı, hazırlanan karar tasarısına diğer üyelerden herhangi bir itiraz gelmezse tasarının en yakın zamanda sunulacağı iddia edildi.

“GÜVENLİK KONSEYİ BAŞKANLIK AÇIKLAMASI OLARAK HAZIRLANIYOR”

İngiltere’nin BM Güvenlik Konseyi’ne Maraş konusunda Türkiye’nin son açıklamalarını kınayan, Türk hükümetinden Maraş bölgesinin kısmen yeniden açılması konusundaki kararından geri adım atmasını isteyen, bölünmüş adada gerilimi artırabilecek tek taraflı eylemlerden kaçınma çağrısında bulunan bir açıklama metni taslağı hazırladığı kaydedildi.

İngiltere’nin konsey başkanlık açıklaması olarak hazırladığı taslak metinde, Maraş bölgesinin BM yönetimine devredilmesi de dahil olmak üzere Güvenlik Konseyi kararlarına uyulmasının önemini vurgulandığı da belirtildi.

İngiltere’nin hazırladığı taslak metinde ayrıca BM Güvenlik Konseyi’nin Kıbrıs halkının isteklerine uygun, iki toplumlu, iki bölgeli ve siyasi eşitliğe dayalı federasyon temelinde, kalıcı, kapsamlı ve adil bir çözüme yönelik kararlılığının yeniden teyit edileceği bildiriliyor.

Taslak metin Birleşmiş Milletler Özel Temsilcisi’nin Güvenlik Konseyi üyelerini Kıbrıs’la ilgili son gelişmeler ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı (KKTC) Ersin Tatar’ın açıklamaları hakkında bilgilendirilmesi sonrası sunuldu.

RUSYA’DAN ERDOĞAN’IN ÇIKIŞINA TEPKİ

Bu arada Rusya Dışişleri Bakanlığı, BM Güvenlik Konseyi kararlarına aykırı biçimde atılan ve müzakerelerin yeniden başlatılmasını zorlaştıran tek taraflı adımların tamamının kabul edilemez olduğunu bildirdi.

Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Maria Zaharova, Maraş’ın bir kısmının açılması tartışmalarına ilişkin soru karşısında, söz konusu bölgenin statüsünün tek taraflı olarak değiştirilmesini desteklemediklerini söyledi.

Sözcü Zaharova, “Bölgenin statüsünün değiştirilmeye devam etmesinin endişe yaratmaması beklenemez. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarına aykırı olacak biçimde gerçekleştirilen ve müzakereleri yeniden başlatılmasını zorlaştıran tek taraflı eylemlerin tamamını kabul edilemez buluyoruz. Eskiden beri olduğu gibi, Kıbrıs sorununun, belirlenmiş olan uluslararası hukuk çerçevesi temelinde çözümlenmesini destekliyoruz” dedi.

MARAŞ’A İLİŞKİN BM KARARLARI

Maraş’ın bir bölümünün yeniden açılmasına yapılan itirazların temelini BM Güvenlik Konseyi’nin 11 Mayıs 1984 tarihli bir kararı oluşturuyor. Karar, Maraş’ın herhangi bir bölümünün, asıl sakinleri dışındakiler tarafından yerleşime açılmasına yönelik her türlü girişimi ‘kabul edilemez’ olarak değerlendiriyor.

Güvenlik Konseyi kararı, olası bir yerleşim girişiminde ise bölgenin BM yönetimine devredilmesi gerektiğini belirtiyor. Maraş konusunda BM Güvenlik Konseyi’nde 14 Eylül 1992 tarihinde alınan diğer bir kararda da 1984 tarihli kararın uygulaması için adada 1964’ten bu yana görev yapan Barış Gücü birliklerinin denetimi altındaki bölgenin Maraş’ı da kapsayacak şekilde genişletilmesi gerektiğini yineleniyor.

KAPALI MARAŞ BÖLGESİ

Gazimağusa’ya bağlı bir semt olan Maraş, 1974 Kıbrıs Barış Harekatı öncesi adanın en popüler turizm noktalarından biriydi. Harekat sırasında yaklaşık 15 bin Rum’un Maraş’ı terketmesinin ardından bölge tellerle çevrilerek ‘askeri bölge’ ilan edildi ve terkedilmiş halde bırakıldı.

Dünyanın en güzel sahillerinden birine sahip, 1974 öncesi Ada’nın turizm gelirlerinin yüzde 53’ünün geldiği Maraş bölgesi, 46 yıldır kapalıydı.

Kapalı Maraş’ın sahildeki yaklaşık 2 kilometrelik kısmı ve sahilin arka caddesi olan Demokrasi Caddesi, 8 Ekim 2020’de, polis ve asker kontrolünde yaya geçişleri için açıldı.

Türk tarafı, Maraş’ı müzakerelerde güçlü bir pazarlık kozu olarak elinde bulunduruyor.

Erdoğan’ın kapalı Maraş çıkışı BM Güvenlik Konseyi’ne taşınıyor

Okumaya devam et

Popular

Shares