Bizimle iletişime geçiniz

Analiz

Avrupa Türkiye ile yeni mülteci mutabakatı peşinde: AB’nin anlaşmadan karı ne?

Almanya Dışişleri Bakanı Maas, Türkiye’nin AB için önemli bir göçmen yükünü üstlendiğini belirterek, Ankara ile yeni bir mülteci mutabakatı gerektiğini vurguladı. Peki, bu anlaşmanın Avrupa’ya karı ne kadar? AB, anlaşma için neden bu kadar kadar istekli?

BOLD ANALİZ – Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas, Türkiye ile yeni bir mülteci mutabakatı talep etti. Welt gazetesine konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Maas, “Türkiye ile göç konusundaki iş birliğini güncellememiz gerekiyor” ifadesini kullandı.

Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) arasında 2016 yılında varılan mülteci mutabakatının geliştirilmesinin AB’nin çıkarına olacağını dile getiren Dışişleri Bakanı, “Türk hükümeti ile yaşadığımız tüm sorunlara rağmen, bu ülkenin bizim için, önemsiz görülemeyecek bir göçmen yükünü üstlendiğini takdir etmeliyiz” dedi.

Maas ayrıca, bu bağlamda Türkiye tarafından “bakılan” sığınmacı sayısının yaklaşık dört milyon olduğunu vurguladı.

Ankara ile Brüksel arasında varılacak yeni bir mutabakat neticesinde Türkiye’ye AB’den yeni kaynaklar aktarılmasının da gerekeceğinin altını çizen Heiko Maas, “Herhangi bir rakam vermek istemiyorum ancak bunun parasız olmayacağı gayet açık” ifadesini kullandı.

Maas, Türkiye’nin büyük bir maddi sorumluluğun altına girerek, diğer ülkelerin bundan tasarruf etmesini sağladığını dile getirdi.

AB – TÜRKİYE GÖÇMEN MUTABAKATI

Suriye’de iç savaşta çatışmaların şiddetlendiği 2015-2016 yıllarında Ege üzerinden Avrupa’ya mülteci akını da zirveye çıktı.

2016 yılı Mart ayında Avrupa Birliği ile Türkiye arasında varılan mutabakat çerçevesinde Avrupa’ya mülteci akınının önüne geçilmesi hedeflendi. 18 Mart 2016’da imzalanan anlaşma çerçevesinde Avrupa Birliği, Ankara’ya Türkiye’deki Suriyeli mülteciler için 6 milyar Euro mali yardımda bulunmayı kabul etti.

AB’den gelecek 6 milyar euroluk yardımla, Türkiye’de tutulan göçmenlerin temel sağlık ve eğitim ihtiyaçlarının karşılanması hedefleniyordu.

AB’NİN 3 AYLIK HARCAMASI KARŞILIĞINDA TÜRKİYE MÜLTECİLERE 6-7 YIL BAKTI

Resmi verilere göre, Türkiye’de geçici koruma statüsüne sahip kayıtlı Suriyelilerin sayısı şu anda 3 milyon 600 bin civarında bulunuyor. Anlaşmanın imzalandığı 2016 yılında bu sayı 2,7 milyon civarındaydı.

Londra merkezli Overseas Development Institute (ODI) adlı düşünce kuruluşunun 2016 yılında yayınladığı bir çalışma, Avrupa Birliği’nin Türkiye ile yeni bir mülteci mutabakatı konusunda neden bu kadar istekli olduğuna dair önemli bilgiler içeriyor.

Uluslararası kalkınma ve insani meseleler üzerine çalışmaları ile ön plana çıkan ODI’nin çalışmasına göre, 2016 yılında Avrupa’da toplam 2 milyon 514 bin civarında doğrudan devlet yardımı ile geçinen mülteci statüsünde kişi bulunuyor. Bunun yaklaşık 1 milyon 657 bini 2015’ten kayıtlı olanlar ve 856 bini ise 2016’da kayıt yaptıran kişilerden oluşuyor. Yaklaşık 2,5 milyonluk mülteci sayısına, daha önceki yıllarda kayıt yaptıran ve artık doğrudan devlet desteği ile geçinmeyen kişiler dahil edilmiyor.

Uluslararası kuruluşların verileri üzerinden yapılan çalışmaya göre, Avrupa Birliği’nin 28 ülkesi (o tarihte İngiltere dahil) toplamda 2 milyon 514 bin kişi için 2016 yılında yaklaşık 25,5 milyar Euro harcama yaptı.

Bu mülteci sayısının 1 milyon 301 bini Almanya tarafından kabul edilmiş ve Almanya 2016 yılında bu mülteciler için 13,3 milyar Euro harcama yapmış. Yani 28 Avrupa Birliği ülkesi içerisinde 2015-2016 döneminde mültecilerin yarısından fazlasını Almanya kabul etmiş ve harcamanın yarından fazlasını da Almanya üstlenmiş.

Avrupa Birliği ise 2016 yılında mülteci mutabakatı kapsamında Türkiye’ye 6-7 yıllık zaman dilimi için 6 milyar Euro taahhüt etmişti. (Mutabakatta 6 milyar euronun ne kadar süre ile verildiği belirtilmiyor)

Sonuç olarak, mültecilerin ortaya çıkardığı sosyal ve siyasi problemleri bir kenara bırakılırsa, Avrupa Birliği 2016 yılında 2,5 milyon mülteci için harcadığı 25 milyar Euro’nun dörtte birini yani 3 aylık harcamasını Türkiye’ye vererek Türkiye’nin ortalama 3 milyon Suriyeli mülteciyi 6-7 yıl ülkesinde bakmasını sağlamış.

Bu rakamlar, bu yükün yarısını üstlenen Almanya’nın yeni bir mülteci mutabakatı konusunda neden bu kadar çok istekli olduğunu ve Angela Merkel hükumetinin bütün insan hakları ihlallerine ve uluslararası alanda AB’yi zora sokacak dış politika hamlelerine rağmen Türkiye’deki Erdoğan yönetimi ile çalışmayı sürdürdüğünü de açıklamaya yetiyor.

Avrupa yolunda bir buçuk yılda 440 çocuk öldü

Analiz

Tekbirle denize giren Suriyeliler ve mülteci tartışması: Provokasyon havası var

Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’ın zam açıklaması sonrası doruğa çıkan mülteci tartışması siyasi liderler gibi sosyal medyayı da böldü. Özcan’ın istifasını isteyenlerle, başkana mültecilerin tatil görüntülerini paylaşarak destek olanlar da var. Mülteciler konusunda iktidar ve muhalefet cephesinden gün içinde çok farklı yeni açıklamalar geldi. Gazeteci Can Dündar, mülteci tartışmaları sonrası yaşanan gerginliği, “Tam provokasyon havası var” diye yorumladı.

BOLD – Taliban’ın Afganistan’daki ilerleyişi sonrası hızlanan göç dalgası her gün binlerce Afgan mültecinin sınırı geçmesine neden oldu.

AKIN AKIN GELİYORLAR

Gazeteci Ruşen Takva’nın Doğu sınırında kaydettiği ve sosyal medyada viral olan görüntüler son bir aydır tartışmalara neden oluyor.

Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’ın mültecilerin kullandığı su ve katı atık vergilerine 10 kat zam yapacağını açıklaması var olan mülteci tartışmasını doruğa çıkardı.

MÜLTECİLER SM’Yİ BÖLDÜ

Sosyal medyada Özcan’a destek kadar tepki de var. Özcan’ın kararlarının ırkçılık olduğunu savunanlar başkanın sosyal demokrat parti olan CHP’den istafa etmesi gerektiğini ileri sürerken, Özcan’a destek olanlar ise kalabalık bir mülteci grubunun Alanya sahilinde tekbirler eşliğine denize girdiği görüntüleri paylaşıyor.

MÜLTECİLER BEKA SORUNU

AKP’nin mülteci politikasına şiddetle karşı çıkan ve iktidara geldiğinde Suriyelileri ülkelerine gönderme sözü veren CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu ise, “Ülkemizin gerçek beka sorunu sığınmacı selidir” dedi.

TARTIŞMALARDAN AKP RAHATSIZ

Avrupa Birliği ile anlaşmaya hazırlanan AKP Hükumeti başta Suriyeliler olmak üzere mülteci konusunun tartışılmasına karşı çıkıyor. Mülteciler için Erdoğan’ın başdanışmanlarından Yasin Akay’ın “giderlerde ekonomi çöker” sözlerinin ardından Mehmet Özhaseki de “Bazı şehirlerde sanayiyi ayakta tutuyorlar” çıkışı geldi.

AB ÜLKELERİNİN BAKIŞI

Afgan mülteciler konusunda yeni bir mali hazırlık içerisinde olduğu açıklanan AB’li liderler, ülkelerindeki savaştan kaçan mülteciler için en uygun yerin Türkiye ve diğer bölge ülkeleri olduğu görüşünde.

Gazeteci Can Dündar, mülteci tartışmaları sonrası yaşanan gerginliği, “Tam bir provokasyon havası var” diye yorumladı.

 

“Susma anlat KHK’lı”

Okumaya devam et

Analiz

4,2 milyon resmi işsiz varken AKP’den emek sömürüsü itirafı

AKP’li Mehmet Özhaseki, “Sığınmacılar bazı şehirlerde sanayiyi ayakta tutuyor. İşçi bulamıyorlar, bu adamlar çalışıyor” sözleri Türkiye’deki işsizliğin fotoğrafını gözler önüne serdi. Türkiye İstatistik Kurumu’na göre 4,2 milyon resmi işsiz bulunurken, sanayici asgari ücretin bile altında sigortasız göçmenleri çalıştırıyor.

BOLD ANALİZ – Türkiye’de Suriyeli ve Afgan mülteciler üzerinden yürütülen tartışmanın zemini raydan çıktı. CHP Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’ın sığınmacılara yönelik ayrımcı ifadeleri tepki çekti. Mültecileri göndermekte ısrar eden Özcan, Bolu’daki yabancı uyrukluların su ve katı atık ücretlerini 10 kata kadar arttıracağını söyledi.

AKP’Lİ MEHMET ÖZHASEKİ’NİN ÇARPIK SÖYLEMİ

Muhalefet kanadında yabancı düşmanlığını körükleyen açıklamalar yapılırken, iktidar cenahında ise ‘emek sömürüsü’ itirafları yapılıyor. AKP Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Özhaseki, Gaziantep ve Kayseri gibi şehirlerde fabrikaları sığınmacıların ayakta tuttuğunu söyledi. Özhaseki, yabancıların ucuz iş gücü olarak kullanıldığından, sigortasız çalıştırıldığından bahsetmedi.

TÜRKİYE’DEKİ İŞSİZLER İŞ BEĞENMİYOR MU?

Özhaseki, “Sanayici çalıştıracak işçi bulamıyor” iddiasını ise TÜİK çürütüyor. 2021 yılı Mayıs verilerine göre Türkiye genelinde 15 ve daha yukarı yaştaki kişilerde resmi işsiz sayısı 4 milyon 237 bin kişi. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan bu kişilerin talep ettikleri ücret ise 2 bin 825 lira tutarındaki asgari ücret. Sigorta mecburiyeti de olduğu için bir işçinin sanayiciye vergi, sigorta ve maaş maliyeti 4 bin 500 lirayı buluyor.

ASGARİ ÜCRET ÜZERİNDEKİ VERGİ YÜKÜ

AKP’li Özhaseki, sanayicinin çalıştırmadığı Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı işsizlerin maliyetlerinin yüksek olduğunu dolaylı yoldan itiraf ediyor. AKP hükumeti olarak asgari ücretliden yüksek vergi aldıklarından bahsetmiyor. Yüksek vergiler sebebiyle sanayicinin kaçak mültecileri çalıştırmak zorunda kaldığı özeleştirisini yapmıyor. Ancak söyledikleri tam olarak ucuz iş gücü övgüsü olarak ortalıkta duruyor.

KARIN TOKLUĞUNA ÇALIŞTIRILAN MÜLTECİLER

Özhakesi’nin “Sanayici çalıştıracak işçi bulamıyor” ifadesinin doğrusu ise şu satırlarda yatıyor: “4 milyon 237 bin resmi işsizin bulunduğu Türkiye’de fabrikalar çalıştıracak ucuz iş gücü bulamıyor. O yüzden sosyal güvencesiz, karın tokluğuna mültecileri çalıştırıyor”

Okumaya devam et

Analiz

55 kişilik infaz listesi: Avrupa’daki muhalifler Erdoğan’ın büyüsünü bozdukları için hedef oldu

İnfaz listeleriyle Erdoğan muhaliflerini susturma planının arkasında Avrupa’da yaşayan gazetecilerin çok etkili olması yatıyor. Erdoğan sonrasına hazırlanan farklı aktörlerin gelecek planları için yol temizliği amaçlanıyor. 2015’ten bu yana var olan AKP illüzyonunu bozan gazeteciler hedef yapılıyor.

BOLD ANALİZ – İsmi infaz listesinde yer alan gazeteci Erk Acarer, Almanya’nın başkenti Berlin’de önce evinde saldırıya uğradı sonra da evinin önüne tehdit mesajı bırakıldı. Daha sonra gazeteci Celal Başlangıç, Kürt siyasetçi Hasip Kaplan, gazeteci Cevheri Güven ve sanatçı Ferhat Tunç, evlerine gelen Alman polisleri tarafından infaz listesinde isimleri olduğu gerekçesiyle uyarıldı.

SON SALDIRI GALLER’DE GÖKHAN YAVUZEL’E YAPILDI

Saldırıya uğrayan son isim, adı infaz listesinde geçen Gökhan Yavuzel oldu. Uluslararası Yazarlar Birliği (PEN) üyesi edebiyatçı ve yazar Gökhan Yavuzel dün sosyal medya hesabı Twitter’dan yaptığı açıklamada dört kişinin saldırısına uğradığını aktardı. Yavuzel, “Polis geldi, sonra ambulans. Karakol ifadesinden sonra evime bırakıldım. Sırtımda da hafif morluklar var. İsimlerimizi medyaya ‘infaz listesi’ olarak hedef gösteren dalkavuklar; bunun bedelini elbet ödersiniz” ifadelerini kullandı. Gökhan Yavuzel daha önce yaptığı açıklamada listeden İngiliz polislerinin de haberdar olduğunu ve tehdidi ciddiye aldıklarını belirtmişti. İngiliz polisi, listede adı geçen Yavuzel’in karakola gitmesinin ardından evi ve günlük hayatı ile ilgili korumayı üst düzeye çıkardı. Gökhan Yavuzel, 2018’de adına düzenlenen karalama kampanyalarının ve aldığı tehditlerin ardından Türkiye’den ayrılmak zorunda kaldı, pandemi sürecinde Galler’e sığındı.

AKP’NİN İLLÜZYONU BOZULDU

Dünyada Erdoğan muhalifi 55 kişiye yönelik infaz listesinde ismi geçen ve Alman polisi tarafından uyarılan gazeteci Celal Başlangıç, MA’dan İdris Sayılğan’a konuştu. Muhalif ve bağımsız gazetecilerin medyanın önemli bir bölümünü ele geçiren AKP’nin yarattığı illüzyonu bozdukları için hedefte olduklarını açıkladı.

Başlangıç, listede ağırlıklı olarak gazetecilerin bulunduğuna dikkati çekti. “AKP özellikle 2015 yılından bu yana bir illüzyon üzerinden iktidarda kalmaya çalışıyor. Bir imaj yaratmaya çalışıyor. Zaten medyanın büyük bölümünü ele geçirdi, ele geçiremediğini kapattı. Fakat gerek Türkiye’den gerek yurt dışından yapılan bağımsız yayınlar AKP’nin bu illüzyonunu bozuyor. Bundan dolayı da gazetecileri hedef gösteriyorlar” dedi.

PARİS CİNAYETLERİNİ HATIRLATTI

Söz konusu infazların gerçekleştirilmesini ihtimal dahilinde görüp görmediğine ilişkin ise Başlangıç, Paris’te katledilen 3 Kürt kadın siyasetçiyi hatırlattı. Türkiye geleneğinde bu tür şeylerin olduğunu vurguladı.

AKP’nin iktidarının sonuna geldiğini gördüğünü buna karşın çeşitli yol ve yöntemlerle iktidarını sürdürmeye çalıştığının altını çizen Başlangıç, şöyle devam etti: “Çünkü iktidarları döneminde birikmiş çok fazla suçları var. Bir gün bunların hesabının sorulmasından ciddi bir şekilde korkuyorlar. Bu yüzden de bütün yöntemlerle muhaliflere karşı saldırı alanı açıyorlar. Ama AKP için deniz bitti.”

ERDOĞAN SONRASI İÇİN YOL TEMİZLİĞİ

Almanya polisinin infaz listesiyle ilgili uyardığı isimlerden Nokta Dergisi eski Yayın Yönetmeni Cevheri Güven de Erdoğan sonrasına dikkat çekiyor. Listenin bir istihbarat faaliyet olduğuna vurgu yapan Güven, Bold’a şu değerlendirmede bulundu:

“Avrupa’da yaşayan gazetecilere yönelik saldırıların artması için bir çaba var. Listeler hazırlanıp internette yayınlanması, fanatiklere hedef göstermek için. Saldırıların infaza dönüşüp dönüşmeyeceği, ne kadar hedef gösterileceğinizle ilgili. Paris suikastlarının faili Ömer Güney de benzer fanatikleştirme sürecinden geçirilmişti.
Listeleme süreci Türkiye’de eskiden beri kullanılan bir yöntem. Listelemeleri saldırılar, yok etme politikaları izler. Dink ve Rahip Santoro suikastları öncesi de azınlıklara yönelik benzer listeleme ve hedef gösterme faaliyetleri Facebook üzerinden yapılmış, nefret söylemi karşılık bulduktan sonra da adresleri internete düşürülmüştü. Sonuçta olayı saldırı ve suikast boyutuna götürebilecek bir fanatik bulmak çok da zor olmuyor. Şu an Avrupa’da yaşayan gazeteciler çok etkililer, halkın haber alma ihtiyacında ana kaynak olmaya doğru ilerliyorlar, iktidarın kontrolündeki devasa medya kuruluşlarının üretemediği etkinliğe sahipler, hedef olmamız da bu sebeple. Listenin bir istihbarat faaliyeti olduğunu düşünüyorum, Erdoğan’dan çok Erdoğan sonrasına hazırlanan farklı aktörlerin gelecek planları için yol temizliği yapma çabası olarak görüyorum.”

SOMUT BİR KİŞİ YA DA GRUP YOK

Almanya’ya 2017 yılında gelen ve iltica eden gazeteci Erk Acarer, 7 Temmuz’da Berlin’deki evinin bahçesinde üç kişinin saldırısına uğradıktan sonra yaptığı açıklamada önemli bilgiler verdi. DW Türkçe’de yer alan habere göre Acarer, saldırganlardan birinin kendisine “Yazmayacaksın lan” diye bağırdığını açıkladı. Bir süre sonra da evinin güvenliğinden sorumlu polisler, haşlanmış bir yumurtaya sarılarak bahçesine atılmış “Sen bekle” yazılı bir not buldu. Tedbirlere rağmen gazetecinin evine kadar gelmekten çekinmeyen saldırganlar için polis, ‘Türk faşistler’ tanımını kullanıyor. Acarer’in aktardığına göre somut bir kişi veya grup anılmıyor. Yaptığı haberler nedeniyle Türkiye’deki pek çok gazeteci gibi kendisinin de sıkça tehdit aldığını belirten Acarer, tehdidin tırmanmasında Sedat Peker’in yaptığı açıklamalar üzerine yayınladığı Süleyman Soylu ve Cihan Ekşioğlu haberlerinin etkili olduğunu düşünüyor.

KATİLLERİN İŞİNİN KOLAYLAŞTIRMAMAK GEREK

Listedeki isimlerden Ferhat Tunç da, sosyal medya üzerinden ölüm tehditlerini daha önce de aldığını duyurdu. Alman polisinin uyardığı Tunç, “Ölümden korkmuyorum ama katillerin işini de kolaylaştırmamak gerekiyor” diyor.

55 KİŞİLİK İNFAZ LİSTESİ
  1. Can Dündar
  2. Kemal Aktaş
  3. Ferhat Tunç
  4. Ahmet Nesin
  5. Tarık Toros
  6. Cevheri Güven
  7. Arzu Yıldız
  8. Osman Baydemir
  9. Erk Acarer
  10. Gökhan Yavuzel
  11. Roni Aydın Dere
  12. Adem Karaçoban
  13. Abdullah Demirbaş
  14. Günay Aslan
  15. Celal Başlangıç
  16. Fehim Işık
  17. Erdal Er
  18. Fuat Kavak
  19. Ferda Çetin
  20. Faysal Sarıyıldız
  21. Hozan Kawa
  22. Cahit Mervan
  23. Zübeyir Aydar
  24. Remzi Kartal
  25. Hozan Diyar
  26. Ezhel
  27. Hayko Bağdat
  28. Veysi Özer
  29. Hasip Kaplan
  30. Mahmut Şakar
  31. Ali Kaya
  32. Said Sefa
  33. Ahmet Yücedağ
  34. Selahattin Soro
  35. Hikmet Serbilind
  36. Barbaros Şansal
  37. Sabri Eryiğit
  38. Fevzi Özmen
  39. Medeni Ferho
  40. Bekir Topdiker
  41. Hasan Hüseyin Deniz
  42. Şivan Perwer
  43. Kemal Kıraç
  44. Hilal Nesin
  45. Mirhem Yiğit
  46. Ahmet Aktaş
  47. Ahmet Baraçkılıç
  48. Tuncay Doğan
  49. Ümit Aktaş
  50. Siyar Munzur
  51. Murat Alpavut
  52. Kenan Azizoğlu
  53. Selim Sadak
  54. Necdet Buldan
  55. Baki Gül

Okumaya devam et

Popular

Shares