Bizimle iletişime geçiniz

Analiz

Türkiye’nin Libya’dan asker çekmeme ısrarı yeni çatışma riskini artırıyor

Libya’da geçen yıl 23 Ekim’de imzalanan ateşkesle birlikte sağlanan barış ortamı tehlikede. İçeride taraflar, seçimlerin yasal zemini ve anayasa konularında anlaşamazlarken; dışarıda Türkiye’nin askerlerini çekmemesi konusundaki ısrarı sorunu içinden çıkılmaz bir hale getiriyor.

BOLD ANALİZ – 23 Haziran’da Berlin’de gerçekleştirilen Libya Konferansı’nda Türkiye’nin ülkeden askerlerini çekmeme konusundaki ısrarı ve uyguladığı politikalar Kuzey Afrika ülkesinde yeni çatışma riskini beraberinde getiriyor.

Anayasanın referanduma sunulmaması ve Libya Siyasi Diyalog Platformu’nun seçimlerin yasal altyapısı üzerinde anlaşma sağlayamaması sebebiyle 24 Aralık’taki seçimlerin tehlikeye girmesi de ülkede belirsizlik ve çatışma riskini arttıran diğer etkenler.

Sonuç olarak Ankara’nın siyaset tarzı, petrol zengini bu kuzey Afrika ülkesinde gazeteci Fehim Taştekin’in sözleriyle ‘Libyalılar arasındaki bölünmeyi derinleştirirken uluslararası alanda da karşı cepheyi büyütüyor’.

ATEŞKES VE GEÇİCİ HÜKUMET

Libya’da 2011’de Muammer Kaddafi’nin devrilmesinin ardından 2014’te başlayan ikinci iç savaşta ülke 2 tarafın güç mücadelesine sahne oldu: Batıda Trablus merkezli Ulusal Mutabakat Hükumeti (UMH) ve doğuda Tobruk merkezli Libya Temsilciler Meclisi.

2019’da şiddetlenen ve 2020’de Trablus’un kuşatmasıyla zirveye çıkan iç savaşta Türkiye’nin Trablus merkezli Ulusal Mutabakat Hükumeti’ne aktif destek vermesi savaşın seyrini değiştirdi.

Ankara’nın Suriye’den taşıdığı paralı askerler ve Türk Ordusu’na bağlı birliklerin desteğiyle UMH birlikleri Trablus kuşatmasını sona erdirdi. General Halife Hafter komutasındaki Libya Ulusal Ordusu geri çekilmek zorunda kaldı.

UMH birliklerinin ilerleyişi sürerken gelen 23 Ekim 2020’de gelen ateşkes ülkede barış ümitlerini yeniden arttırdı.

Ateşkesle birlikte oluşturulan Libya Siyasal Diyalog Platformu, ülkeyi 24 Aralık 2021’de seçime götürecek Başbakan ve Başkanlık Konseyi üyelerini seçti. Geçici hükumet Şubat ayında görevi devraldı.

BİRLİK SAĞLANAMADI, TARAFLAR POZİSYONLARINI KORUDU

Libya Ulusal Mutabakat Hükumeti Başbakanı Fayiz Es-Serrac, Başbakan Abdülhamid Dibeybe ve Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed Menfi’ye yönetimi Şubat ayında devretti.

Geçen yıl Ekim ayında sağlanan ateşkes ve oluşturulan geçici hükumete rağmen ülkede tam bir birlik sağlanamadı, ülkedeki iki başlı yapı kırılamadı.

Ülkenin doğusunda bulunan General Halife Hafter komutasındaki Libya Ulusal Ordusu silah bırakmadı veya Trablus merkezli ordunun içine dahil edilmedi.

Yönetimdeki ikili yapı ve ikili meclis sistemi devam etti. Taraflar daha önceden elinde tuttukları bölgelerde etkilerini devam ettirdi.

Kısaca taraflar ateşkes öncesi pozisyonlarını sürdürmeye çalıştı. Ve ülkedeki en büyük istikrarsızlık unsurlarından birisi olan yabancı paralı askerler ve askeri güçler çekilmedi.

Tarafların durumlarını koruma ve yabancı güçlerin çekilmemesinin en önemli sebeplerinden birisi ülkenin yeniden bir iç savaşa sürüklenmesi durumunda çatışan tarafların ellerini güçlü tutmak isteğinden kaynaklandı. Bu da 10 yıldır iç savaşla pençeleşen ülkede tarafların barışa ve politik bir çözüme ulaşma konusunda ümitlerinin ne kadar az olduğunun bir göstergesiydi.

YABANCI GÜÇLERİN ÇEKİLMESİ VE İKİNCİ BERLİN KONFERANSI

İkinci Libya Konferansı Almanya’nın başkenti Berlin’de 23 Haziran’da gerçekleştirildi

Geçen yıl 23 Ekim’de sağlanan ateşkese göre 3 ay içinde ülkedeki bütün paralı askerlerin ve yabancı güçlerin ülkeyi terk etmesi gerekiyordu.

BM Güvenlik Konseyi, ülkedeki tüm paralı askerlerin ve yabancı güçlerin çekilmesi için ateşkes sonrası 2 kez çağrıda bulundu.

Bu noktada şunu hatırlatmak gerekir ki ülkede resmi olarak asker bulunduran tek ülke Türkiye. Türk hükumeti ile Ulusal Mutabakat Hükumeti arasında 27 Kasım 2019’da imzalanan askeri ve güvenlik işbirliği anlaşması ile Türkiye Libya’da asker bulunduruyor.

Türkiye’nin ayrıca Suriye’den taşıdığı muhalif silahlı gruplar da Trablus merkezli Ulusal Mutabakat Hükumeti’ne destek oluyor. Doğudaki Libya Ulusal Ordusu’na ise Suriye, Çad ve Sudanlı milisler ile Rus Wagner Grubu’na bağlı paralı askerler destek veriyor.

23 Haziran’da Almanya’nın evsahipliğinde Berlin’de gerçekleştirilen Libya Konferansı sonrası yayınlanan sonuç bildirgesinde ülkedeki tüm paralı askerlerin ve yabancı güçlerin ülkeden ‘derhal’ çekilmesi yönünde bir karar çıktı. Ancak Türkiye, paralı askerlerin çekilmesi fikrine destek olurken, resmi olarak Libya’da bulunan yabancı askerlerin çekilmesi çağrısına şerh koydu.

LİBYA’DAKİ TÜRK ASKERLERİ ANLAŞMAZLIĞIN MERKEZİNDE

Libya’daki her 2 taraf da yabancı paralı askerlerin ülkeden çıkarılmasını istiyor ancak Türkiye’nin 27 Kasım 2019’da yaptığı anlaşma ile gönderdiği Türk Silahlı Kuvvetleri’ne (TSK) bağlı birlikleri bu ülkede tutma isteği bütün hesapları alt üst ediyor.

Ülkenin doğusundaki Libya Temsilciler Meclisi ve General Halife Hafter komutasındaki Libya Ulusal Ordusu, kendilerine destek veren Çad, Sudan ve Suriyeli misliler ile Rus Wagner Grubu’na bağlı paralı askerlerin çekilmesi durumunda büyük güç kaybedeceklerini ve Türk Silahlı Kuvvetleri destekli ordunun çok güçleneceğini ifade ediyor.

Bu yüzden doğudaki Temsilciler Meclisi ve ona bağlı Libya Ulusal Ordusu, Türk askerleri ülkeden ayrılmadan kendilerine destek veren paralı askerlerin çekilmesine karşı çıkıyor.

Sonuçta, Ankara’nın asker çekmeme ısrarı sorunu kilitlemiş durumda. Ülkedeki en büyük istikrarsızlık kaynaklarından olan yabancı paralı askerler ülkeden gönderilemiyor.

LİBYA’DAKİ TÜRK ASKERLERİ YASAL MI?

Tükiye ile Libya arasındaki ‘askeri ve güvenlik işbirliği anlaşması’ AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve dönemin UMH Başbakanı Fayiz Es-Serrac arasında 27 Kasım 2019’da İstanbul’da imzalandı.

Ulusal Mutabakat Hükumeti, geçen yıl ateşkes sağlanana kadar uluslararası toplum ve Birleşmiş Milletler tarafından Libya’nın resmi temsilcisi kabul ediliyordu. Bu yönüyle 2019’da imzalanan anlaşma meşru ve geçerli bir ikili anlaşma idi.

Ancak 23 Ekim 2020’de yapılan ateşkes anlaşmasına UMH’nin imzaladığı anlaşmalarla ilgili bir madde eklendi. Buna göre UMH’nin imzaladığı anlaşmaların geçerliliğini devam ettirmesi için Tobruk merkezli Libya Temsilciler Meclisi’nin de bu anlaşmaları onaylaması gerektiği belirtildi. Ancak şu ana kadar Libya Temsilciler Meclisi, askeri ve güvenlik işbirliği anlaşmasını onaylamadığı gibi Yunanistan’ın büyük tepkisini çeken ‘deniz yetki alanları anlaşmasını’da onaylamadı.

Bu yönüyle Türk askerlerinin Libya’da bulunması yasal olarak tartışmalı.

TÜRKİYE’YE SÖMÜRGECİLİK SUÇLAMALARI

Son dönemde yaşanan bazı olaylar da Türkiye konusunda Libya’daki rahatsızlığı arttırdı. Aslında Libya’da Türkiye ve Türk halkı Osmanlı geçmişinden dolayı seviliyor. Ancak Arap milliyetçiliğinin yüksek olduğu bazı kesimlerde Osmanlı’ya yönelik sömürgecilik suçlamaları da yok değil.

Hem 23 Haziran’daki Berlin konferansı hem de 14 Haziran’daki NATO zirvesinin hazırlıkları sürerken Türkiye, geçici hükumeti baskı altına almak için girişimlerde bulundu.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Savunma Bakanı Hulusi Akar, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Güler, MİT Başkanı Hakan Fidan, Cumhurbaşkanı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Güvenlik ve Dış Politikalar Kurulu Başkan Vekili ve Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın’dan oluşan bir heyet 12 Haziran’da Trablus’a resmen çıkarma yaptı.

Bu ziyaret sırasında yaşanan bir olay ise Libya’da, özellikle ülkenin doğusunda Türkiye’ye yönelik sömürgecilik suçlamalarına neden oldu.

AKAR’IN ZİYARETİ SIRASINDA YAŞANANLAR

Libya Mitiga Havalimanı’nda Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ı Türk yetkililer karşıladı.

12 Haziran’daki ziyarete katılan Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Trablus’a diğer heyet üyelerinden farklı olarak İtalya’nın Sicilya Adası’ndan geçti. Akar’ın ziyareti ve geleceği uçak konusunda Libyalı yetkililerin hiç bilgilendirilmediği ortaya çıktı. Bu yüzden Akar, havaalanında sadece Türk yetkililer tarafından karşılandı. Akar’ın uçağı indiği sırada Libyalı personelin uçağa yaklaşmasının engellendiği ifade edildi.

Akar, Mitiga Havaalanı’na indikten hemen sonra Libya’aki Türk Görev Gücü ile özel bir toplantı yaptı. Bu toplantıya hiçbir Libyalı yetkili alınmadı. Daha sonra Libya Genelkurmay Başkanı’nın da katıldığı bir toplantı yapıldı.

Akar’ın ziyareti sırasında tüm bu yaşananlar Libya tarafında rahatsızlığa neden oldu ve Türkiye’ye sömürgecilik suçlamaları yöneltildi.

Libya Başbakanı Abdülhamid Dibeybe’nin Türk askerlerinin çekilmesi konusunda Türkiye’ye karşı açık pozisyon alamaması nedeniyle hazırladığı bütçe ülkenin doğusundaki Temsilciler Meclisi’nde 3 kez reddedildi. Bütçenin Tobruk merkezli Temsilciler Meclisi’nden geçmemesinde Akar’ın izinsiz ziyaretinin oluşturduğu hoşnutsuzluğun da etkili olduğu belirtiliyor.

ERDOĞAN’IN ALİYEV’E SÖZLERİ

Son dönemde Libya’da rahatsızlık oluşturan bir diğer olay da AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Azerbaycan ziyareti sırasında yaşandı. Erdoğan’ın Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’e sarf ettiği, “Örneğin şu anda bizim Türk Petrolleri ile alakalı bir yapımız var. Bu yapıyla birlikte, nasıl şu anda TAP’ta, TANAP’ta birlikteliğimiz varsa, biz değerli dostum İlham Aliyev kardeşimizle böyle bir adımı Libya’da da atabiliriz” dedi.

Erdoğan’ın Libya’nın haberi olmadan Azerbaycan’a bu ülkede petrol ve doğalgaz konusunda ortak çalışma teklifi özellikle ülkenin doğusundaki Libya Temsilciler Meclisi’nde hararetli tartışmalara neden oldu. Türkiye, Libya’da yine sömürgecilikle suçlamalarına maruz kaldı.

SEÇİMLERİN YASAL ZEMİNİ KONUSUNDA UZLAŞILAMADI

Bu arada İsviçre’nin Nyon kentinde geçen hafta BM himayesinde bir araya gelen Libya Siyasi Diyalog Platformu’nun seçimlerin yasal zemini konusunda uzlaşamaması da büyük hayal kırıklığı yarattı. 24 Aralık’taki seçimlerin ertelenmesi ihtimali doğdu.

Libya’da hazır olan anayasa taslağı da referanduma sunulmuş değil. Tüm bu anlaşmazlıklar BM tarafından belirlenen takvimin sarkmasına neden olacak gibi görünüyor.

LİBYA’DAKİ TARAFLAR VE DESTEKÇİLERİ HAREKETLENMEYE BAŞLADI

Paralı askerler ve yabancı güçlerin çekilmemesi, seçimlerin yasal zemini ve anayasanın onaylanmamış olması nedeniyle Libya’daki hiziplerin faaliyetleri ve bu hiziplere destek veren ülkelerin girişimleri de artmaya başladı.

ATİNA, LİBYA’DA GİRİŞİMLERİNİ ARTTIRDI

Türkiye ile UMH arasında 2019’da imzalanan deniz yetki anlaşması nedeniyle rahatsız olan ve Türkiye’nin bölgedeki etkisini dengelemeye çalışan Atina, Libya ile ilgili temaslarını arttırdı. Atina önce geçiş hükumeti yetkililerini ağırladı. Ardından doğudaki Libya Temsilciler Meclisi Başkanı Akila Salih Atina’ya davet edildi.

Salih, Atina’da Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias ile görüştü.

MISIR’DAN YENİ ASKERİ ÜS AÇILIŞI VE TÜRKİYE’YE GÖZDAĞI

Libya’nın doğusundaki Temsilciler Meclisine ve General Hafter komutasındaki Libya Ulusal Ordusu’na en büyük desteği geçmişten beri Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri veriyor. Bu iki ülke aynı zamanda Türkiye’nin Libya’daki varlığından da en çok rahatsız olan ülkeler.

Libya’daki hizipler arasındaki çizgilerin yeniden belirginleşmesiyle birlikte Mısır da hareketlendi. Geçen hafta yarı resmi Al Ahram gazetesinde çıkan bir yazıda Mısır eski Dışişleri Bakanı Yardımcısı Hüseyi Haridy, Türkiye’nin Libya’dan askerlerini çekmemesi durumunda iki ülke arasındaki ilişkilerin normalleşmesi konusunda bir ilerleme olmayacağını ifade etti.

Mısır, Cumartesi günü de Libya sınırından yaklaşık 130 km uzakta ‘3 Temmuz Deniz Üssü’nün açılışını yaptı. Açılışa katılanların isimleri önemli mesajlar içeriyordu.

Açılışa, Mısır Devlet Başkanı Abdülfettah Es-Sisi ile birlikte Mısır’ın bölgedeki ve Libya’daki en büyük müttefiki Birleşik Arap Emirlikleri’nden Abu Dabi Veliaht Prensi Muhammed bin Zayed ve Libya Başkanlık Konseyi Başkanı (Cumhurbaşkanı) Muhammed Menfi katıldı. Menfi, Libya’daki geçiş yönetiminde Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri’ne daha yakın bir isim olarak biliniyor.

Yeni üssün açılışının ardından Mısır Deniz Kuvvetleri, bölgede Kadir-2 adlı büyük bir donanma tatbikatı da gerçekleştirdi.

Uzmanlar, üssün açılışı ve ardından gerçekleştirilen tatbikatın, Kahire’nin Libya’daki kırımızı çizgilerini ve Akdeniz’deki doğal kaynaklar üzerindeki hak iddiasını koruma konusundaki kararlılığını gösterdiğini ifade etti.

Mısır, 2020 yılı yaz aylarında Türkiye destekli UMH güçlerinin Libya’nın doğusundaki Cufra ve Sirte’ye saldırması durumunda savaşa müdahil olma tehdidinde bulunmuştu.

Araplar TAV’ın da içinde bulunduğu 3 milyar dolarlık havalimanı terminal sözleşmesini iptal etti

 

Analiz

Turkey Tribunal’de karar günü: Erdoğan rejiminin hak ihlalleri dünyaya duyuruldu

AİHM’nin eski yargıçları ile insan hakları uzmanı profesörlerin bulunduğu Turkey Tribunal, Erdoğan rejiminin işkencelerini, kötü muamele ve hukuksuzluklarını dünyaya duyurdu. Belçika merkezli Turkey Tribunal Mahkemesi, 5’nci gününde dinlediği tanıklar ve delillere göre Türkiye’de 15 Temmuz sonrası artan hak ihlalleriyle ilgili kararını açıklayacak.

BOLD ANALİZ – AKP hükümetinin yargılandığı Turkey Tribunal İsviçre’nin Cenevre’de yapıldı. 4 gün süren yargılamalar Turkey Tribunal internet sitesinden ve Turkey Tribunal YouTube kanalından İngilizce veya Türkçe olarak takip edildi. Tribunal’de dinlenen tanıklar, Milli İstihbarat Teşkilatı ve Emniyet’te yapılan işkenceleri detaylarıyla raporlara geçirdi

TANIKLAR GÖRDÜKLERİ İŞKENCELERİ ANLATTI

AKP hükümetinin sanık sandalyesine oturtulduğu ve yargılandığı Turkey Tribunal’in ilk oturumda Tarih öğretmeni Erhan Doğan yaşadıklarını anlattı. 15 Temmuz’dan 9 gün sonra gözaltına alınarak Ankara Terörle Mücadele Şubesinin gözaltı merkezi olarak kullandığı Ankara Emniyetine bitişik spor salonuna götürüldüğünü söyleyen Doğan ‘ İlk gece bizi soyup üzerimize su döküp copla dövdüler. Ertesi gece Filistin askısı işkencesini uyguladılar. Bıraktıklarında bütün kemiklerimin kırıldığını düşündüm’ dedi.

ASKIYA ALINDI, ÇIPLAK VAZİYETTE İŞKENCE EDİLDİ

AKP hükumeti güvenlik güçlerinin yaptığı işkencelerin yargılandığı Türkiye Tribünali’nde İstanbul’da kaçırılan Gökhan Güneş’in avukatları konuştu. Gökhan’ın ‘Görünmezler’ adı verilen kişiler tarafından kaçırıldığını belirten avukat Sezin Uçar, “Bilmediği bir yerde kapatıldı. Sistematik bir şekilde işkenceye ve tecavüz tehdidine maruz kaldı. Askıya alındı. Ters kelepçeli şekilde çıplak vaziyette günlerce bekletildi. Kaba dayak işkencesine de maruz kaldı” dedi.

ELEKTROŞOK VERDİLER, SEKS ALETİYLE TEHDİT ETTİLER

Ankara’da kaçırılan ve işkence gördükten 92 gün sonra bırakılan avukat-akademisyen Mustafa Özben: “Sürekli elektroşok verdiler, kaba dayak attılar, bir seks aletini getirdiler. Beni eğip bununla kötü şeyler yapacaklarını söylediler. Burada devlet biziz, artık devlet farklı idare ediliyor, dediler.”

GÖZALTINDA ÖLEN GÖKHAN AÇIKKOLLU’NUN EŞİ DE DİNLENDİ

Türkiye Tribünali Halk Mahkemesinde 15 Temmuz sonrası gözaltında uğradığı işkence sonucu hayatını kaybeden öğretmen Gökhan Açıkkollu’nun eşi Tülay Açıkkollu tanık olarak dinlendi. Açıkkollu, “Eşimi evde gözaltına alırken ve polis arabasında darp ediyorlar. Eşimin gözlüğü bir düşüşle kırılacak türden bir cam değildi. Dayakla kırılmış olmalıydı. Hiçbir avukat eşimin davasıyla ilgilenmek istemedi” dedi.

BARBORAS ŞANSAL: TUTUKLAMA VE İŞKENCELERLE SUSTURULUYORUZ

AKP iktidarının ve basınının sürekli hedef gösterdiği tasarımcı Barbaros Şansal, Turkey Tribünal’in yargıçlarına hakkındaki mahkeme kararlarının Fransızca çevirisini sundu. Bugüne kadar kendisine 58 dava açıldığını ifade eden Şansal, “İnsanları ithamlar ve suçlamalarla susturarak,  haksız yargılamalar, tutuklamalar ve işkencelerle yıldırarak yol almaya çalışıyorlar.” dedi.

POLİS KURŞUNUYLA ÖLEN KEMAL KURKUT’UN ABİSİ

21 Mart 2017 tarihinde Diyarbakır’da Nevruz kutlamalarında polis kurşunuyla öldürülen 23 yaşındaki üniversite öğrencisi Kemal Kurkut’un abisi Ercan Kurkut da Turkey Tribünal’a yaşadıklarını anlattı. Kurkut, Türkiye’de mahkeme mahkeme dolaşmalarına rağmen adalet bulamadıklarını açıkladı.

AVRUPA PARLAMENTOSU İNSAN HAKLARI KOMİTESİ BAŞKANI

Avrupa Parlamentosu İnsan Hakları Komitesi Başkanı Marie Arena, sosyal medya hesabından Turkey Tribunal’le ilgili dikkat çeken bir paylaşım yaptı. Tribunal’e gözlemci olarak katıldığını belirten Arena, “Bu Halk Mahkemesi, Türkiye’nin insan hakları sicilini çeşitli yönleriyle gözden geçirmek ve karara bağlamak üzere kurulmuştur” dedi.

BELÇİKA ESKİ BAŞBAKAN YARDIMCISI İŞKENCE FOTOĞRAFLARINI GÖSTERDİ

Belçika eski Başbakan Yardımcısı ve İnsan Hakları Hukukçusu Prof. Dr. Lanotte, Turkey Tribunal’de Kırgızistan’dan kaçırılan Orhan İnandı’nın işkenceye uğrayan fotoğrafını gösterdi. Lanotte, “Cumhurbaşkanı Erdoğan, İnandı’yı elçiliğimiz sayesinde yakaladık ve hepsini yakalayacağız demiştir. Daha önemlisi resimdeki insan elini tutuyor. Bir adli doktor, İnandı’nın işkence gördüğünü söyledi. Kolu kırılmış üç yerden” dedi.

TÜRKİYE’DE İŞKENCECİLER CEZASIZ KALIYOR

Erdoğan Rejimi’nin insan hakkı ihlallerinin yargılandığı Türkiye Tribünali halk mahkemesi üçüncü gününde işkence ve kötü muamelelerin cezasız bırakılmasıyla ilgili rapor açıklandı. Raportör Dr. Emre Turkut, “İşkence ve kötü muameleye karşı cezasızlık uygulaması Türkiye’de norm haline gelmiştir” dedi.

ERDOĞAN İKTİDARININ DÜŞMANLAŞTIRDIĞI KİTLELER

Turkey Tribunali Halk Mahkemesi dördüncü gününde Cenevre’de devam ediyor. Yargı bağımsızlığı ve adalete erişimle ilgili tanık olarak dinlenen eski Cumhuriyet Savcısı Hasan Dursun, “Erdoğan iktidarının düşmanlaştırdığı birinin Anayasal hakkını kullanma hakkı yoktur” dedi.

İSVİÇRE TÜRKİYE BÜYÜKELÇİLİĞİ SANSÜR TALEBİNDE BULUNDU

İsviçre’deki Türk Büyükelçiliği, Erdoğan rejiminin uyguladığı insan hakları ihlallerinin ortaya döküldüğü Turkey Tribunal mahkemesinin durdurulması için girişimde bulunduğunu kabul etti. Büyükelçilik, mahkemeyi BM’ye taşıdıklarını ve İsviçre makamlarından mahkemenin iptali için talepte bulundukları doğruladı.

CAN ATAKLI: İŞKENCELER  ULUSLARARASI KAYDA GEÇİRİLDİ

Gazeteci Can Ataklı, Erdoğan rejiminin hak ihlallerinin yargılandığı Turkey Tribunal’de vahim şeyler anlatıldığına dikkat çekti. İktidara yakın medyanın mahkemeyi hafife almasını eleştiren Ataklı, “Bence o kadar hafife almasın kimse. Orada kişiler çok vahim şeyler anlatıyorlar. Bunların hepsi uluslararası arenada kayda geçiriliyor. Türkiye’nin başını çok ağrıtacaktır” dedi.

YANDAŞ MEDYA RAHATSIZ OLDU

Saray’a yakın ve damat Berat Albayrak’ın ağabeyi Serhat Albayrak’ın yönettiği Sabah Gazetesi Turkey Tribunal’i “Turkey Tribunal’a en çok F.tö ve PKK sevindi, Türkiye işkenceci gibi gösterildi” başlığıyla verdi. Duruşmalarda Türkiye’nin karalanıp işkenceci bir ülke olarak lanse edildiği öne sürülen haberde Turkey Tribunal Mahkemesi tanıklarının dinlenmesinden sonra hazırlanacak raporla Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne başvurulacağına dikkat çekildi.

PERİNÇEK’İN AYDINLIK GAZETESİ DE MANŞETTEN VERDİ

Cumhur İttifaakı’nın küçük ortağı Vatan Partisi’nin yayın organı Aydınlık da Turkey Tribunal’i hedef aldı. Haberde daha önce de Çin’e karşı Uyghur Tribunal mahkemesi kurulduğu belirten Aydınlık, haberinde şu ifadelere yer verdi: “Turkey Tribunal’ adlı sözde mahkeme Belçika’da kuruldu, İsviçre’de Türkiye’yi ‘yargılamaya’ başladı. Hazırlanacak raporla Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne başvurulacak.”

TURKEY TRİBUNAL MAHKEMESİNDEKİ HAKİMLER KİMLER?

BAŞKAN TULKENS AİHM BAŞKAN YARDIMCILIĞI YAPTI

Turkey Tribunal Mahkemesi Başkanı Prof. Em. Dr. Françoise Barones Tulkens, 1976-98 yılları arasında Université de Louvain la Neuve’de çalıştı. 1998-2012 yılları arasında Strazburg’daki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde yargıç ve daha sonra başkan yardımcılığı görevlerini yürüttü. 2012-2016 arasında BM Kosova İnsan Hakları Danışma Paneli Üyesi olan Tulkens, 2013-2018 arasında AB Temel Haklar Ajansı Bilim Kurulu Üyesi ve 2016-2017 yıllarında “Monsanto Tribunal Mahkemesi» başkanı olarak görev yaptı.

VAN DER WESTHUIZEN GÜNEY AFRİKA ANAYASA MAHKEMESİ ESKİ HAKİMİ

1976-1998 yılları arasında Pretoria Üniversitesi’nde İnsan Hakları Merkezi profesörü ve kurucu direktörü olarak görev yapan Dr. Johann van der Westhuizen, 1999-2004 yılları arasında Güney Afrika Yüksek Mahkemesi Transvaal Şubesinde yargıç olarak çalıştı.  Dr. Johann van der Westhuizen 2004-2016 arısında Güney Afrika Anayasa Mahkemesi eski Hakimi olarak görev yaptı.

BAEYENS, İNSAN HAKLARI KONUSUNDA UZMAN

Halihazırda Robert F. Kennedy İnsan Hakları Uluslararası Savunuculuk ve Dava Takibi Başkan Yardımcısı olan Angelita Baeyens, 2012’den beri Georgetown Üniversitesi Hukuk Merkezi’nde Yardımcı Hukuk Profesörü olarak görev yapıyor. 2012-2014 yılları arasında BM Siyasi İşler Bakanlığı Siyasi İşler Sorumlusu olan Baeyens, 2006-2012 Inter-American İnsan Hakları Komisyonu’nda hukuk görevlisi olarak çalıştı.

MALINVERNİ, AVRUPA KONSEYİ İDARE MAHKEMESİ BAŞKAN YARDIMCISI

Prof. Em. Dr. Giorgio Malinverni, halen Avrupa Konseyi İdare Mahkemesi Başkan Yardımcısı olarak görev yapıyor. 1965 yılında Cenevre’deki Uluslararası Araştırmalar Enstitüsü’nde doktora yapan Malinverni’ye, 2011 yılında Zürih Üniversitesi tarafından fahri doktor unvanı verildi. 1974-1980 yılları arasında Cenevre Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde profesör olarak çalışan Malinverni, 1990-2006 yılları arasında da Avrupa Hukuk Yoluyla Demokrasi Komisyonu’nda (Venedik Komisyonu) görev yaptı. Malinverni 2007-2011 Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Hakimi (Strazburg) olarak çalıştı.

BİANKU, AİHM VE VENEDİK KOMİSYONU ÜYESİ

Prof. Dr. Ledi Bianku, halen Strazburg Üniversitesi Hukuk Fakültesi ve Siyasal Bilgiler Enstitüsü’nde görev yapıyor. 2008-2019 yılları arasında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Hakimi olan Bianku, 2006-2008 yılları arasında Venedik Hukuk Yoluyla Demokrasi Komisyonu Üyesi olarak çalıştı. Bianku, Arnavutluk Sulh Hakimi Yüksek Okulu ve Tiran Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde (Arnavutluk) insan hakları, AB hukuku ve uluslararası kamu hukuku dersleri verdi.

PACE, BM İNSAN HAKLARI KOMİSYONU SEKRETERİ OLARAK ÇALIŞTI

Uluslararası arabuluculuk ve uluslararası anlaşma prosedürleri ile ilgilenen uluslararası insan hakları hukuku uzmanı olan, 2000-2002 yılları arasında New South Wales Üniversitesi Avustralya İnsan Hakları Merkezi Direktörü olarak görev yapan Dr. John Pace, şu anda ise Diplomasi Eğitim Programı Direktörü olarak çalışıyor. 2004-2006 yılları arasında BM Irak Yardım Misyonu İnsan Hakları Ofisi Şefi olan Pace, 1978-1991 ve 1993-1994 yılları arasında Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu Sekreteri olarak çalıştı. Pace, 1978-1988 çeşitli ülkelerdeki soruşturma görevlerini içeren Özel Prosedürler Başkanı olarak görev yaptı.

AKP yargısı IŞİD’e merhametli: Türk askerlerinin yakılma videosunu çeken IŞİD’liyi serbest bıraktı

Okumaya devam et

Analiz

Türkiye’de kredi borcunu ödeyemeyenlerin sayısı Ermenistan nüfusunu geçti

AKP Türkiye’sinde 3 milyon 644 bin kişi kredi borcunu ödeyemediği için yasal takibe düştü. Türkiye’de borcunu ödeyemediği için mahkemelik olan borçlu vatandaş sayısı Kuveyt, Ermenistan, Arnavutluk, Katar, Uruguay gibi ülkelerin nüfusunu geçti.

BOLD ANALİZ – Türkiye’de yaşayan vatandaşlar, yüksek döviz kuru, yüksek enflasyon ve yüksek faizle boğuşuyor. Türkiye’de kredi borcunu ödeyemediği için yasal takibe düşenlerin sayısı geçen yıla göre yüzde 82 arttı. Bankalar, avukatlar aracılığıyla vatandaşlardan kredi tahsilatı yapıyor.  Temmuz sonu itibariyle 3 milyon 644 bin vatandaştan kredi tahsilatı yapmak için  borcunu ödeyemediği için mahkemelik oldu.

VATANDAŞ BORÇ ALTINDA İNİM İNİM İNLİYOR

Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Risk Merkezi, verilerine göre vatandaş kredi borcu altında inim inim inliyor. Kovid-19 salgını sebebiyle kredilerin yasal takibe düşme sürelerinin uzatıldı. Ayrıca salgın döneminde yapılandırma getirildi. Kredi ödemelerinin ötelenmesine rağmen borcunu ödeyemediği için takibe düşen kişi sayısındaki artış dikkat çekti.

7 AYDA 741 BİN KİŞİ BORCUNU ÖDEYEMEDİ

Kredi veya kredi kartı borcundan dolayı yasal takibe düşen kişi sayısı 2021 yılının Ocak-Temmuz döneminde, önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 82 artarak 741 bin kişiye yükseldi. Temmuz sonu itibarıyla toplamda 3 milyon 644 bin vatandaş yasal takipte bulunuyor.

KREDİ KARTLARI PATLIYOR

Market ve pazardaki zamlara yetişemeyen halkın kredi kartlarına yüklenmesi borçları da katladı. Kredi kartı borcundan dolayı yasal takibe intikal etmiş kişi sayısı 2021 yılı Ocak-Temmuz döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 13 oranında artarak 267 bin kişi oldu. Bireysel kredi borcundan dolayı yasal takibe intikal etmiş kişi sayısı ise aynı dönemde yüzde 143 artışla 597 bin kişiye yükseldi.

SADECE TEMMUZDA 180 BİN KİŞİ TAKİBE DÜŞTÜ

Sadece temmuz ayındaki veriler bile vatandaşların geçinmekte zorlandığını ortaya koydu. Kredi borcunu ödemediği için 2020 yılı Temmuz ayında 51 bin 172 kişi yasal takibe düşerken, bu sayısı 2021 yılı Temmuz ayında neredeyse üçe katlanarak 141 bin 999 oldu. Bireysel kredi kartı borcunu ödemediği için yasak takibe düşen kişi sayısı ise bu dönemde yüzde 18 artışla 50 bin 615’e yükseldi.

KREDİ KULLANAN 5 MİLYON KİŞİNİN GELİRİ BİN TL’NİN ALTINDA

Türkiye Bankalar Birliği verilerine göre, krediyi de düşük gelirliler kullanıyor. Geçen yıl ocak ile bu yıl haziran arasında geliri bin TL’nin altında 4 milyon 998 bin 185 milyon kişi 142.1 milyar TL tutarında tüketici kredilerine borçlandı. 1,4 yılda çekilen 620 milyar liralık tüketici kredisinin yüzde 32’si geliri 3 bin TL’nin altında olan 7 milyon 714 bin 541 kişi tarafından kullanıldı.

Can Ataklı: Turkey Tribunal olayını hafife almayın, işkenceler kayda geçiyor

Okumaya devam et

Analiz

Erdoğan’ın garip ABD ziyareti

Online olmasına ve katılmaması istenmesine rağmen kalabalık bir heyetle milyonlar harcayarak ABD’ye giden Erdoğan’ı Çavuşoğlu’ndan başka kimse karşılamaya gelmedi. Joe Biden ile görüşebileceği söylenen Erdoğan, New York’ta Mustafa Destici ile bir araya geldi.  Erdoğan’ın Genel Kurul’daki toplantısını dinlemeye de çok az kişi geldi.

BOLD – Birleşmiş Milletler (BM) 76. Genel Kurulu New York’ta gerçekleştiriliyor. Genel Kurul, koronavirüs salgını nedeniyle geçen sene olduğu gibi bu sene de online.

ABD GELMEYİN DEDİ ERDOĞAN DAHA KALABALIK GİTTİ

ABD, Genel Kurul öncesi dünya liderlerinden toplantılara mümkünse gelmemelerini, mesajlarını Kovid-19 pandemisi nedeniyle olabildiğince video yoluyla iletmelerini istedi. AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, ise oldukça kalabalık bir heyet ile ABD’ye gitti.

Erdoğan’ın yanında eşi Emine Erdoğan, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Ticaret Bakanı Mehmet Muş, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, AKP Genel Başkanvekili Binali Yıldırım, iş insanları ve gazetecilerden oluşan bir heyet bulunuyor.

DOLARI HAREKETLENDİRDİ

Online zirveye Erdoğan’ın kalabalık heyetle gitmesi, “Erdoğan Amerika’ya var olan bir problemi çözmeye mi gidiyor?” algısına yol açtı. Bu nedenle yabancı yatırımcıların Türkiye’den çıkması nedeniyle dolar 6.40 lira seviyelerinden birden 6.70 seviyelerinin üzerine çıktı.

DİPLOMASI TARİHİNDE BİR İLK

Yabancı bir ülkeye giden Cumhurbaşkanını hiçbir devlet görevlisi karşılamaya gelmeyince iş başa düştü. Erdoğan’ı, John F. Kennedy Uluslararası Havalimanı’nda (JFK) Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Türkiye’nin Washington Büyükelçisi Hasan Murat Mercan ile diğer yetkililer karşıladı.

KALABALIK KONVOY

Erdoğan’ın New York sokaklarındaki kalabalık konvoyu da olay oldu. Türkevi’nin açılışına giden Erdoğan ve beraberindekileri taşıyan yüzlerce araçlık konvoy ‘Yurt israf cihanda israf’ yorumlarına neden oldu.

BİDEN OLMADI DESTİCİ İLE GÖRÜŞTÜ

ABD’de ilk iş Türkevi’nin açılışını gerçekleştiren Erdoğan, burada kendisine eşlik eden BBP Genel Başkanı Mustafa Destici de bir araya geldi.

BOŞ SALONA KONUŞTU

Genel Kurulu toplantısında konuşan Erdoğan, iklim değişikliğine karşı mücadelenin önemine değinerek “Paris İklim Anlaşması’nı önümüzdeki ay Meclis onayına sunmayı planlıyoruz” dedi. Erdoğan konuşurken salonun boş olması dikkat çekti.

DAVETSİZ ZİYARETİN MİLLETE MALİYETİ AĞIR

Erdoğan’ın davet edilmemesine karşın kalabalık bir heyetle ABD’ye yaptığı ziyaretin faturası ağır olacak. Sadece uçağın benzin ve iniş, kalkış, uçağın gecelemesi, bakımı, temizliği, merdiveni, kılavuzluk hizmeti gibi masraflarına yaklaşık 500 bin dolar ödenecek. Konaklayacakları süit oda, yeme içme, kiralık araç ve diğer harcamaları da millet karşılayacak. Bunların hepsinin maliyetinin 10 milyon lirayı geçmesi bekleniyor.

Gülen Hareketinin dünyada eğitime olumlu katkısı ve insani yardımları BM’de anlatılıyor

Okumaya devam et

Popular

Shares