Bizimle iletişime geçiniz

Analiz

Kabil Havalimanı’nın güvenliğini sağlama görevini Türkiye’den ABD ve NATO istedi

ABD ve NATO askerlerinin çekilmesinin ardından Afganistan’daki Kabil Havalimanı’nın güvenliğini sağlama görevine Erdoğan yönetiminin talip olmadığı, ABD ve NATO’nun istediği ortaya çıktı.

BOLD ANALİZ – 29 Şubat 2020’de ABD ile Taliban arasında imzalanan barış anlaşması ile Afganistan’daki bütün Amerikan ve NATO askerlerinin Afganistan’dan çekilmesi kararlaştırıldı. Çekilme için 1 Mayıs 2021 tarihi belirlendi ancak çekilme takvimi uzun süre gecikti ve ABD eski Başkanı Donald Trump’ın döneminde gerçekleşmedi.

ABD’nin yeni başkanı Joe Biden, 14 Nisan’da yaptığı açıklamada, yeni çekilme takvimini açıkladı ve Afganistan’daki bütün ABD askerlerinin 11 Eylül 2021’e kadar çekileceğini duyurdu.

Çekilme sonrası Afganistan’da diplomatik varlıklarını sürdürmek isteyen ABD ve Batılı devletler açısından dış dünyayla bağın nasıl sürdürüleceği konusu ön plana çıktı. Bu yönden, dağlık bir bölgede yer alan, deniz ulaşımı olmayan ve karayollarında ciddi bir güvenlik sıkıntısı bulunan Afganistan’ın dış dünyayla bağının kurulabilmesi için Kabil Uluslararası Havalimanı hayati bir role sahip.

Bazı ülkeler, Afganistan’daki diplomatik misyonlarını tutmanın ön koşulu olarak havalimanı ve hava taşımacılığının güvenliğini öne sürdü.

Dahası uluslararası yardım kuruluşları bu ülkeye gerekli insani yardımları bu havalimanını kullanarak ulaştırıyor.

Topyekun bir savaşın Kabil’i tehdit etmesi durumunda Kabil’de misyonları bulunan ülkelerin ve örgütlerin personellerini nasıl güvenli bir şekilde tahliye edebilecekleri konusu da ciddi soru işaretleri yaratıyor.

İLK AÇIKLAMA HULUSİ AKAR’DAN GELDİ

Afganistan’dan çekilme konusu son dönemde yapılan bütün NATO toplantılarında öncelikli konulardan birini oluşturdu.

Konu 1 Haziran Salı günü Brüksel’de gerçekleştirilen NATO Savunma Bakanları toplantısında da gündeme geldi.

7 Haziran’da ise Hulusi Akar, NATO ve ABD askerlerinin çekilmesinin ardından Türkiye’nin Kabil Hamid Karzai Uluslararası Havalimanı’nın güvenliğini ‘bazı şartlar dahilinde’ sağlayabileceğini ilk kez ifade etti.

Akar açıklamasında, “Bizim şartlara bağlı olarak Afganistan’da kalma niyetimiz var. Şartlarımız nedir? Siyasi, mali ve lojistik destek. Bunlar yapıldığı takdirde biz Hamid Karzai Uluslararası Havalimanı’nda kalabiliriz. Şartlarımızla ilgili cevabı bekliyoruz” ifadelerini kullanmıştı.

Ancak konu o dönemde ve sonrasında Türk basınına ve uluslararası basına Türkiye’nin talebi gibi yansıtılmıştı.

TÜRK YETKİLİ: TÜRKİYE BU TALEPTEN MEMNUNİYET DUYDU

BBC Türkçe’ye konuşan Türk yetkililerin açıklamaları ise talebin ABD ve NATO’dan geldiğini ortaya koydu.

Habere göre, ABD ve NATO’dan gelen talepten Erdoğan yönetimi memnuniyet duydu.

BBC Türkçe’de yer alan haberde şu ifadeler kullanıldı:

“Türkiye’nin bu alandaki tecrübesi ve Afganistan’daki taraflar üzerinde etkili olan bölge ülkeleriyle iyi ilişkileri göz önüne alınarak, ABD ve NATO’dan, çekilme sonrası Türkiye’nin havalimanının güvenliğini de sağlaması fikri gündeme getirildi. Ankara’daki üst düzey bir yetkili, Türkiye’nin bu talepten memnuniyet duyduğunu belirtti.”

TALİBAN’DAN TÜRKİYE ‘CİHAT FETVALI’ TEHDİT

Afganistan’da her geçen gün güç kazanan ve ülke topraklarındaki kontrolünü arttıran Taliban, Tayyip Erdoğan yönetimini ABD birliklerinin Afganistan’ı terk etmesinin ardından ülkedeki askeri birliklerini genişletmemesi konusunda bir kez daha uyardı.

Türkiye’nin de diğer yabancı güçler gibi ülkeden çekilmesini talep eden  Taliban, aksi takdirde işgalci muamelesi göreceğini açıkladı.

Taliban sözcüsü Zabihullah Mücahit, Türkiye’nin de kabul ettiği Doha Anlaşması uyarınca tüm yabancı güçlerin Afganistan’dan çekilmesi gerektiğine vurgu yaparak Türk yönetiminin “ABD ile anlaşmalı bir şekilde ve ABD’nin emriyle” ülkede asker bulundurma ve “işgali genişletme” kararı aldığını, bu kararı en güçlü şekilde kınadıklarını belirtti.

Mücahit, “Hangi ülkeye ait ve hangi bahane altında olursa olsun yurdumuzda yabancı güçlerin bulunmasını işgal olarak görmekteyiz ve işgalcilere son 20 yıllık cihada dayanak oluşturan 2001 yılında yayınlanan fetva uyarınca muamele edilecektir” dedi.

“Afganistan İslam Emirliği” ve Afgan halkının Türkiye’nin Müslüman halkıyla tarihi, kültürel ve dinsel bağları bulunduğuna işaret edilen açıklamada işgalin bu bağları ve ikili ilişkileri zedeleyeceği, Türk yetkililere karşı husumete neden olacağı uyarısı yapıldı. Taliban, 1996-2001 dönemindeki iktidarı sırasında ülkenin resmi adını Afganistan İslam Emirliği olarak ilan etmişti.

Taliban Erdoğan yönetimini “2001’deki fetva” ile tehdit etti

Analiz

Dini tartışmalardan AKP istediğini alıyor mu?

Sokakta, TV’de, Meclis’te hemen her yerde, 2021’in son aylarında yaşanan kriz tartışmaları yerini dini tartışmalara bırakıyor. Oy oranını Kasım ayına göre yüzde 4 arttırarak yeni yıla toparlanarak giren AKP’nin dini tartışmalardan beklentisi büyük.

BOLD – Türkiye son 3 ayını yüksek enflasyon, kur ve faiz oranlarını tartışarak geçirdi. Yaşanan zam furyası iktidar partileri AKP ve MHP’yi derinden sarstı. İki partinin toplam oy oranı yüzde 30’un altını gördü.

Sokakta, TV’de, Meclis’te, meydanlarda, marketlerde herkesin tek gündemi ekonomi oldu. Uzun ekmek kuyruklarında gözyaşı döken emekliler AKP’nin korkulu rüyası haline geldi.

Dolar 18 TL’yi görmüş, akşam zamla yatan vatandaş sabaha zamla uyanıyordu. Geçen birkaç haftalık sürede ekonomide pek de bir şey değişmedi. Gıda, enerji ve akaryakıta gün aşırı zam geliyor.

ZAMLAR DURDURAK BİLMİYOR

Çarşamba günü motorine 40 kuruş zam gelmesi bekleniyor. Bu zamla birlikte motorinin litresi tüm zamanların rekorunu kırarak 14 TL 20 kuruşu aşacak.

Elektriğe geçen hafta yüzde 129 ile tarihin en büyük zam oranının uygulanacağı duyuruldu.

Ekonomide 1 ay öncesine göre pek bir şey değişmedi ama gündemdeki konularda farklılık var.

Türkiye’de birkaç gündür sanatçıların konser kıyafetleri ve şarkı sözleri üzerinden dini tartışmalar yaşanıyor.

ŞARKILAR ÜZERİNDEN DİNİ TARTIŞMALAR

Tartışmalara siyasileşmekle eleştirilen Diyanet’e bağlı kurumlar da katılıyor. Hatta cami minberlerinden sanatçılar direk gösteriliyor.

AKP’ye yakın dernekler ölüm tehditleri yağdırıyor.

Bu tartışmaların öncesinde muhalefet ve iktidar arasında faiz-nas ve sıbyan mektepleri tartışması vardı. AKP bu tartışmaların siyasi getirisi olacağını düşünüyor.

AKP UMUTLU

AKP Genel Başkan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, 4 yaşındaki çocuklar için açılacak Kuran kursları tartışmasına katılan muhalefetin halktan oy alamayacağını savunuyor.

Toplumsal Etki Araştırmaları Merkezi’nin (TEAM) dün açıklanan araştırmasına göre AKP’nin oylarının Kasım ayına göre 4.3 puan artırarak %32.1’e çıktığı görüldü.

Ekonomi tartışmalarından sonra yaşanan bu tür dini tartışmaların AKP’yi toparlama sürecine sokması bekleniyor.

A Haber’de Cemil Barlas faciası: Türkiye’deki enflasyonu bakın ne zannetti!

Okumaya devam et

Analiz

Bahadır Odabaşı olayı ilk değil: İhraç ve tutuklamalar KHK’lı ailelerin yuvasını yıktı

Babası tutuklu olduğu için girdiği bunalımdan çıkamayan Bahadır Odabaşı’nın (16) ölümü, aynı çaresizliği yaşamış, hala da yaşamaya devam eden birçok KHK’lı ailenin varlığını gündeme getirdi. 2016’dan beri süren haksız ihraç ve tutuklamalar hem ailelerini hem de çocukları bunalıma sürüklüyor.

BOLD ANALİZ – Gülen Hareketi soruşturmaları kapsamında anne-babası tutuklanan, okulda, toplumda ötekileştirilen gençler, yaşadıkları travmaları kaldıramıyor. Görüş günlerine gitmek için sürekli okuldan izin almak zorunda kalan ama neden izin aldığını saklayan öğrencilerin, dini sohbet yaptığı için tutuklanan babasını görüp kimlik ve inanç bunalımına giren çocukların sayısı az değil.

Dört yıldır Elazığ E Tipi Cezaevinde tutuklu olan KHK’lı Türkçe öğretmeni Nurettin Odabaşı’nın 13 Ocak 2021’de intihar eden oğlu 16 yaşındaki Bahadır Odabaşı gibi birçok genç intihar etti ya da intihar girişiminde bulundu.

“YEĞENİMİ BABASIZLIK ÖLDÜRDÜ”

Bahadır’ın intihar sebebini amcası şöyle açıkladı: “Babasının hapishanede olduğunu ilk etapta arkadaşlarına söyleyememiş. Zamanla babasının yokluğuna bir açıklama getirmek ve onun hem KHK’lı hem de hapishanede olduğunu söylemek zorunda kalmış ve arkadaşlarının bir çoğu yavaş yavaş ayrılmış etrafından. Bana babasına çok ihtiyacı olduğunu, kendisini yalnız hissettiğini söylüyordu. Hatta bu sömestr yanıma gelecekti, anlaşmıştık.. Yeğenimi babasızlık öldürdü.”

Sadece öğrenciler ya da gençler değil, Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile ihraç edilen 30’lu, 40’lı yaşlarda meslek sahibi birçok insan da hayatını kaybetti.

19 YAŞINDAKİ SÜEDA

Eskişehir’de okuyan 19 yaşındaki Süeda Çeliktürk, 16 Ocak 2020’de tıpkı Bahadır gibi apartman boşluğuna bıraktı kendini. Babası Kadir Çeliktürk Manisa Cezaevinde tutuklu olan Süeda, psikolojik tedavi görüyordu. İstanbul’da doktordan çıktıktan sonra kaldıkları akrabalarının evinde intihar etti. O gün doktor annesine, intihar eğiliminin olduğunu söylemiş ama evladı bir anda kayıp gitmişti.

Koç Üniversitesi Elektrik Elektronik Mühendisliği son sınıfı öğrencisi 24 yaşındaki Ali Furkan Yabaneri, 16 Ocak 2018 günü, Kırşehir’de ailesinin evindeki odasında ölü bulundu. İlaç içmişti. Ali Furkan’ın babası KHK’lı öğretmen Mehmet Ali Yabaneri, Kırşehir Fen Lisesi’nde kimya öğretmeniyken ihraç edilmiş ve tutuklanmıştı. Ali Furkan 8 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırılan babasının tutukluluğuna dayanamadı.

Ali Furkan Yabaneri

ANNE-BABA İHRAÇ

Denizli’de babası memuriyetten, annesi ise hemşirelikten KHK ile atılan Pamukkale Üniversite öğrencisi 18 yaşındaki Musa Enes Pekdemir arkadaşlarının gözü önünde  8 Aralık 2021’de kendini boşluğa bıraktı. Psikolojik tedavi gören 18 yaşındaki Pekdemir’in intihar etmeden önce babasıyla birlikte doktora gitmiş, dönüşte de okula uğramışlardı.

Uşak’ta babası KHK ile TSK’dan atılan 15 yaşındaki Ağaoğlu Lisesi öğrencisi M.K.S. 5 Aralık 2021’de evdeki tüfekle yaşamına son verdi.

YEMİN TÖRENİNDEN ÖNCE…

25 yaşındaki Ogün İkbal, terörist ithamını kaldıramadığı için 14 Nisan 2017’de Kara Harp Okulu’ndaki yemin töreninden bir gün önce Dumlupınar Taburu koğuşunun 5’inci katından kendini bıraktı. İkbal ve 4-5 arkadaşına o gün taburdan ayrılmaları ve bir saat içinde bulundukları yeri terk etmeleri söylenmişti.

Ogün İkbal

KAMİL İSMAİL DE ÖĞRENCİ YURDUNDA KALIYORDU

Boğaziçi Üniversitesi İşletme Bölümü Hazırlık sınıfı öğrencisi ve Yükseköğretime Geçiş Sınavında ilk 500’e giren 19 yaşındaki Kamil İsmail Aydın, 25 Mart 2017’de kaldığı öğrenci yurdunda intihar etti. Kamil İsmail, İnönü Üniversitesi Tıbbi Pataloji Bölüm Başkanı iken ihraç edilen babası Prof. Dr. Nasuhi Engin Aydın tutuklanınca bunalıma girmişti.

HAİN DAMGASI YEMEKTEN YORULDU

29 yaşındaki avukat Emir Said İnam, “hain” damgası yemekten yorgun düştüğü için 14 Nisan 2019’da Zonguldak Devrek’te av tüfeğiyle intihar etti. Babası KHK’lıydı. Bursa Barosu’nda gören yapan İnam, annesini yalnız bırakmamak için Bursa’dan Zonguldak Barosu’na geçiş yapmıştı. Bursa’dan neden ayrıldığını soran meslektaşlarına, “Ailemin bana ihtiyacı var. Gerekirse avukatlık da yapmam ama orada olmam lazım.” demişti.

Emir Said İnam.

ÇOCUKLARI İNTİHAR GİRİŞİMİNDE BULUNAN KHK’LI AİLELER ANLATIYOR:

HDP’li milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu öncülüğünde bir grup KHK’lı akademisyen tarafından “OHAL’in Getirdiği Toplumsal Maliyetler – 2018” raporunda çocuğu intihar girişiminde bulunan babalarının anlattıkları dehşet verici:

Kızı intihar girişiminde bulunan anne Z.T.: “Büyük kızım iki kere intihara kalkıştı, okulu bıraktı, psikiyatrik tedavi için bir ay hastanede yattı. Küçük kızımın okul başarısı düştü. Tamamen içine kapandı. Sosyal çevre edinemedi.”

BÜYÜK OĞLUM İKİ KEZ GİRİŞİMDE BULUNDU, KÜÇÜK SİNİR KRİZLERİ YAŞIYOR

Hapis yatan bir baba: “İki yıl hapiste kaldım. Çocuklarım çok ciddi psikolojik rahatsızlık geçirdi. Şu an 12 yaşında olan büyük oğlum iki defa intihar girişiminde bulundu. Altı yaşındaki küçük oğlum ise ciddi sinir krizleri yaşıyor. Ben sekiz ay önce tahliye oldum. Çocuklarımın durumunda düzelme vardı, beş gün önce anneleri tutuklandı. Aynı psikolojik sıkıntıları tekrar yaşamalarından endişe ediyorum.”

14 ve 8 yaşında iki kızı olan anne D.Ç.: “Kızım çok bunalıp okula gitmek istemedi. Kimseyi görmek istemiyordu. Sekizinci sınıftaydı ve bütün bir yıl doğru düzgün okula gönderemedim, gidip okulda hocalarıyla konuştum ve öğretmen kurul kararıyla kızımı geçirdiler. Doğal olarak liseye geçiş sınavına da hazırlanmadı. Sorunları için yardım aldık. Çocuk psikiyatrına götürdüm, iki buçuk yıldır ilaç kullanıyor. İlk zamanlar ilaç içerek intihar etmeye kalktı. Daha sonra konuşup yardım alarak biraz düzeldi. Çocuklarımın hepsinde ya işinizi sorarlarsa ne diyeceğiz korkusu vardı. Kızım bunları yaşamamak için okula gitmek istemedi. Okul vakti geldiğinde tuvalete giriyor karnının ağrıdığını ve rahatsız olduğunu söylüyordu. Hatta kusuyordu. Onun sağlığının daha önemli olduğuna karar verip çok önem verdiğim eğitimini arka plana ittim.”

“KIZIM DÖRT KEZ DENEDİ”

Kızı 13 yaşındayken işten atılan baba Ö.D.: “O tarihte 13 yaşında olan kızım anlamlandıramadığı olaylar zinciri içerisinde kaldı. Suç işlemediğini bildiği ve temiz bir hayat yaşadığına inandığı ebeveyni işten çıkarılmış, polislerin evimize gelme korkusuyla psikolojik sorunlar yaşamaya başladı. 15 yaşında ilaç alıp intihar etmeye kalktı. Neden sorusunu soruyor üç yıldır. Şu anda kızım ve annesi, annesinin ailesinin yanında; ben ise kendi ailemin yanında kalıyoruz.”

İhraç edildikten sonra garsonluk yapan öğretmen A.G.: “Kızım dört defa intihara teşebbüs etti. İyileştirmek için ciddi paralar ödemek zorunda kaldım. Ortanca hiçbir arkadaşına ihracı bile söylememeyi seçti. Küçük olan ise babam gitti sen de gidersin diye okula bile alışamadı.”

Bahadır’ın babasının kelepçelerini çözseydiniz devlet yıkılır mıydı?

Okumaya devam et

Analiz

AKP’lilerin yalan 15 Temmuz kahramanlıkları

15 Temmuz’un hemen ardından kamuoyu, AKP siyasilerin kahramanlık hikayelerini kendi ağızlarından dinlemeye başladı. “Darbeyi önleyen 2. kişiyim”, “Bir silahım 3 şarjörümle kapıda darbecileri bekledi”, “Oradaydım darbecilerle çatıştım” bu sözler AKP’li siyasilerin daha sonra görüntü kayıtları, kendi beyanları ve komisyon toplantılarında yalanlanan 15 Temmuz hikayelerinden bazıları.

BOLD – 15 Temmuz 2016 gecesi başlayan askeri hareketlilik gece bitmeden sona erdi. Tam bir kaosun olduğu geceye dair herkesin bir hikayesi var. O gece, “yaptım” dediği şeyler yüzünden tarihi şahsiyetlerle özleştirilen ve heykeli dikilenlerin yalancı olduğu bizzat olayların şahitlerinin itiraflarıyla sabit.

Otomobil kullanmayı bilmeyen Şerife Boz’un kamyonla meydanlara adam taşıdığı yalanı bunlardan biri.

Bu hikayelerden hangisinin gerçek hangisinin yalan olduğunu ise zamanla ortaya çıkıyor.

AKP’LİLERİN 15 TEMMUZ YALANLARI

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın da 15 Temmuz’a ilişkin “Eniştemden öğrendim”, “Darbeciler uçağı girdi kimseyi göremedi” gibi tartışılan açıklamaları var.

AKP’li bazı siyasilerin o geceye dair kahramanlık anlatılarının çoğu belgeleriyle yalanlandı.

DARBEYİ ÖNLEYEN NAÇİZANE MELİH GÖKÇEK’TİR

TV 100’de “Pazar Siyaseti” adlı programa konuk olan Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin (ABB) görevden alınan eski Belediye Başkanı AKP’li Melih Gökçek, “Eğer Türkiye’de darbe olamadıysa, olamamasında birçok insanın emeği vardır. Elbette bu işin bir numaralı kahramanı Sayın Cumhurbaşkanı. Ama iki numaralı kahramanı naçizane Melih Gökçek’tir” dedi.

Melih Gökçek CNN Türk’te katıldığı bir programda 15 Temmuz gecesinde belediyede olduğunu belirterek “Saat 10 civarında ben de belediyeden ayrıldım. Yolda jetleri gördük. Ben de evime yakın mesafede bir gecekonduya gittim” demişti.

Gökçek, o günlerde gecekonduya saklanmasıyla ile ilgili şunları söyledi: “Lider konumunda, özellikle halka bir şey söylemek durumunda olan insanların mutlaka böyle zamanlarda olayı idare edebilmesi için gözden ırak bir yere gitmesi lazım. Ben de evime yakın mesafede bir gecekonduya gittim.”

CANLI TESLİM OLMAYACAĞIM

15 Temmuz sonrası kendisini kahraman ilan edenler arasında Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci de var. Üstün bir cesaret örneği gösterdiğini ifade eden Zeybekçi, “Meclis’e o bombalar yağarken oradaydık. Yanımda bir bakan kardeşimiz vardı ona ve arkadaşlarıma dedim ki ‘canlı teslim olmayacağım. Bu hainler buraya girerse, Meclis salonuna girerlerse beni canlı almayacaklar’ dedim. Ve o gün hazırlıklı da gitmiştik. Yanımızda ruhsatlı silahımız da vardı üç tane de şarjör ile beraber. Bunları konuşmayacaktım ama ilk defa konuşuyorum, bilmesi lazım bu milletin” dedi.

Gerçek Anadolu Ajansı’nın (AA) servis ettiği görüntülerle ortaya çıktı. O gece TBMM’de olan Zeybekci’nin korumaları tarafından korunduğu ve otoparka sığındığı görüldü. Görüntülerde Meclis’e ateş açılmasıyla korumalar Bakan Zeybekci’nin üzerine kapanarak bakanı kaçırıyor.

ÇATIŞTIM DEDİ ANTALYA’DA ÇIKTI

15 Temmuz’da Ankara’da askerlerle çatıştığını iddia eden dönemin Kahramankazan Belediye Başkanı Lokman Ertürk’ün o gün Antalya’da olduğu ortaya çıktı.

Gerçeğin ortaya çıktığı darbe komisyonu toplantısında “Konuşmanıza başlarken o gece Kazan’da olmadığınızı zaten söylediniz ama, anlatımınızı sanki oradaymış gibi yaptınız” sorusuna Ertürk, “Oradaydım, orada gibiydim yani” diyerek cevap verdi.

TÜGVA’nın tanıtım müziği Grup Yorum’dan çalıntı çıktı

 

Okumaya devam et

Popular

Shares