Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

Pegasus krizi: Türkiye’den 500 kişinin telefonu İsrailli firmanın geliştirdiği casus yazılımla izleniyor

İsrailli bir firma tarafından geliştirilen Pegasus adlı casus yazılımın dünya çapında ‘otoriter hükümetlere’ satıldığı ve 50 binden fazla gazeteci, siyasi ve aktivistin telefonlarının bu yazılım tarafından izlendiği ortaya çıktı. Bu sistemle Türkiye’den yaklaşık 500 civarında telefonun izlendiği belirtiliyor.

BOLD – İsrailli NSO Group adlı şirketin geliştirdiği Pegasus adlı casus yazılımın çok sayıda otoriter devlet tarafından kullanıldığı ve aralarında aktivistler, gazeteciler, iş insanları ve siyasetçilerin bulunduğu 50 binden fazla kişinin hedef alındığı ortaya çıktı. Sızıntının 50 binden fazla cep telefonu numarasını kapsadığı belirtiliyor.

Türkiye’den de yaklaşık 500 telefonun listede olduğu belirtilirken; Cemal Kaşıkçı cinayeti sonrası ona yakın ismin de casus yazılımla takibe alındığı iddia ediliyor.

Guardian, The Washington Post, CNN ve Le Monde’un da aralarında olduğu 16 medya kuruluşu tarafından yürütülen araştırma, NSO’nun korsan yazılımı Pegasus’un “yaygın ve sürekli kötüye kullanıldığını gösteriyor.”

50 BİDEN FAZLA KİŞİNİN CEP TELEFONUNA SIZILDI

Yayın kuruluşları 50 binin üzerinde cep telefonu numarasına sızıldığını bildiriyor. Uzmanlar söz konusu Pegaus adlı casus yazılımın, siber silah olarak sınıflandırıldığına dikkat çekiyor. NSO Grup casus yazılımı sadece devletlere terörle mücadele kapsamında sattığını iddia ediyor.

Gazetecilerin ortak araştırmasına göre casus program aracılığıyla dünya genelinde birçok gazetecinin verilerine ulaşıldı. Guardian’ın haberine göre, verilerine ulaşılanlar arasında haber ajansları AFP, Reuters, AP ile gazeteler New York Times, Le Monde, El Pais ve El Cezire , CNN televizyonları ile Radio Free Europe’un çalışanları yer alıyor. 180’e yakın numaranın gazetecilere ait olduğu tespit edilebildi. Ve yine listede Arap kraliyet ailelesi üyeleri, iş insanları ve siyasilerin de yer aldığı bildirildi.

Washington Post gazetesi, 50 ülkeden 1000 numaranın sahiplerinin belirlenebildiğini aktarıyor. Bu listede Arap kraliyet ailelerinin üyeleri ile 65 iş insanı, 85 aktivist, 189 gazeteci ile aralarında devlet başkanlarının da olduğu 600’den fazla siyasi yer alıyor.

Numaraların ait olduğu kişiler üzerinde yapılan araştırma, listenin toplam 10 ülke üzerinde yoğunlaştığını gösteriyor. Bu ülkeler; Azerbaycan, Bahreyn, Macaristan, Hindistan, Kazakistan, Fas, Ruanda, Meksika Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri.

Pegasus yazılımının kullanıldığını ortaya çıkaran araştırma ekibine liste, Uluslararası Af Örgütü ve Paris merkezli kar amacı gütmeyen bir medya kuruluşu olan ‘Forbidden Stories’ tarafından ulaştırıldı. Araştırmaya göre, tüm telefon numaraları hacklenmedi.

TÜRKİYE’DEN YAKLAŞIK 500 KİŞİ LİSTEDE

Araştırmaya göre NSO’dan en fazla veri talep eden ülke Meksika. Bu ülkede çok sayıda resmi kurumun 15 binden fazla numaraya ulaştığı beliritiliyor. Bu rakam Fas’ta ve Birleşik Arap Emirlikleri’nde 10 bin.

Dünya genelinde dört kıtadan en az 45 ülkeden NSO’ya telefon numarası takibi talep edildi. Bu sistemle Türkiye’den yaklaşık 500 civarında telefonun izlendiği belirtiliyor.

CEMAL KAŞIKÇI’NIN NİŞANLISI HATİCE CENGİZ DE LİSTEDE

Sızan veriler ve adli analizler ayrıca NSO’nun casus aracının Suudi Arabistan ve yakın müttefiki BAE tarafından, Cemal Kaşıkçı’nın ölümünden sonraki aylarda yakın ortaklarının telefonlarını hedef almak için kullanıldığını gösteriyor. Veri sızıntısına göre, Kaşıkçı’nın ölümünü araştıran Türk savcı da hedef olmaya adaydı.

Washington Post gazetesine göre, Uluslararası Af Örgütü Güvenlik Laboratuvarı tarafından yapılan adli analize göre, Kaşıkçı’ya yakın iki kadın Pegasus casus yazılımı tarafından hedef alındı. Gazetenin haberine göre, Kaşıkçı’nın nişanlısı Hatice Cengiz’in telefonuna, Ekim 2018’de İstanbul’daki Suudi konsolosluğunda öldürülmesinden 4 gün sonra kötü amaçlı yazılım bulaştı.

Suudi Arabistan’ın söz konusu yazılımı, İstanbul’daki konsolosluğunda öldürülen Cemal Kaşıkçı cinayetinde de kullandığı uzun süredi konuşuluyordu. Kaşıkçı’nın bir grup arkadaşı, NSO şirketine İsrail ve Kıbrıs’ta dava açmıştı.

Şirket, muhalif isimleri hedef almakta Suudi Arabistan’a yardım etmekle suçlanıyordu.

NSO Group tarafından geliştirilen yazılım, hedef alınan kişinin telefona cevap vermesi halinde dahi yüklenebiliyor.

FİRMA İDDİALARI REDDEDİYOR

Pegasus yazılımı, sızdığı telefonun tüm özelliklerinin uzaktan kumanda ile kontrol edilmesine olanak sağlıyor. Pegasus aracılığıyla cep telefonu mesajları, fotoğraflar, e-postalar, arama kaydetmesi ve mikrofona gizlice ulaşılıyor; Messenger, WhatsApp ve Signal gibi sohbet uygulamalarındaki şifreler kırılabiliyor.

NSO firması Pazar günü yayımlanan haberler sonrası bir açıklama yaparak, haberlerin “desteksiz teoriler ve yanlış çıkarımlar” içerdiğini savundu ve dava açma tehdidinde bulundu.

NSO firması, Cemal Kaşıkçı cinayetinde bu teknolojinin kullanıldığı iddiasını da yalanladı ve yazılımın yalnızca “incelenmiş ülkelerin güvenlik güçleri ve istihbarat örgütlerine satıldığını” açıklandı.

Şirket, Pegasus adlı yazılımının Avrupa’daki bir stadyuma düzenlenmesi planlanan bir saldırının engellenmesine ve Meksikalı uyuşturucu baronu El Chapo’nun yakalanmasına katkıda bulunduğunu söylüyor.

AKP’NİN ALMANYA’DAN DA CASUS YAZILIM ALDIĞI ORTAYA ÇIKMIŞTI

AKP’ hükumetinin Türkiye’deki muhalifleri takip edebilmek için daha önce de Almanya’dan casus yazılım aldığı ortaya çıkmıştı.

Almanya’da savcılar, Bavyera eyaletindeki ‘FinFisher’ adlı bir şirket hakkında Türkiye’ye “casus yazılım” satmak suçlamasıyla soruşturma başlatmış ve şirketin merkezine polis 2019 yılında baskın düzenlemişti.

FinFisher, bilgisayar ve cep telefonlarını izlemeyi mümkün kılan ve truva atı denilen ‘FinSpy’ adı verilen yazılımları geliştiriyor.

Casus yazılımın Türkiye’deki muhalifleri ve gazetecileri takip etmek için bu kişilerin telefonlarına yerleştirildiği belirtiliyor.

“Finspy” adı verilen casus yazılımın 15 Temmuz sonrası CHP’nin Adalet Yürüyüşü sırasında muhalif isimlerin telefonlarına yerleştirildiği gündeme gelmişti.

Bu yazılımın, Türkiye’deki güvenlik birimlerine muhalif isimlerin telefonlarındaki adres defterlerine, fotoğraf ve video kayıtlarına erişim imkanı sağladığı; yazılım sayesinde ayrıca kişilerin telefon görüşmeleri, mesajlaşmaları ve hatta WhatsApp, Facebook Messenger ve Skype görüşmelerinin de takip edilebildiği ifade edilmişti.

OHAL olağanlaştı: AKP’nin OHAL yetkilerini bir yıl daha uzatan düzenleme meclisten geçti

Dünya

Yunan askerleri, AB için çalışan tercümanı dövdükten sonra Türk tarafına bıraktı

Yunanistan’ın ayrım gözetmeden bütün sığınmacıları acımasızca Türk tarafına geri ittiği bir kez daha kanıtlandı. Yunan güvenlik güçlerinin, göçmen zannettikleri ancak AB sınır teşkilatı Frontex için çalışan bir tercümanı dövdükten ve bütün eşyalarını aldıktan sonra sığınmacılarla birlikte Türk tarafına bıraktığı ortaya çıktı.

BOLD – Yunanistan, sığınmacılara yönelik geri-itme politikasını bir süredir neredeyse tavizsiz ve acımasızca uyguluyor. İnsan hakları kuruluşlarının ve uluslararası örgütlerin tepkisini çeken uygulamaya bir yenisi daha eklendi.

Yalnız bu kez durum biraz farklı. Bu kez itilen bir göçmen değil. Yunanistan’ın da üye olduğu Avrupa Birliği için çalışan bir tercüman.

Yunan güvenlik güçleri, Türkiye sınırında göçmen zannetikkleri ancak aslında Avrupa Birliği (AB) için çalışan bir tercümanı dövdükten sonra bir göçmen grubu ile birlikte Türk tarafına bırakmış. Eylül ayında yaşanan olay Yunan tarafının göçmenlere karşı geri itme politikasını acımasızca ve ayrım gözetmeden uyguladığını bir kez daha kanıtladı.

Göçmenlere yönelik hak ihlalleri ve geri-itme vakalarında hep Yunanistan’ın tarafından yer alan Avrupa Birliği’nin şimdi taraf olduğu bu rurum katrşısında ne yapacağı merakla bekleniyor.

FRONTEX ÇALIŞANI TERCÜMAN DURUMU AB YETKİLİLERİNE İLETTİ

Durumu Yunanistan için daha da karmaşık hale getiren ise Türk tarafına bırakılan kişinin Avrupa Birliği üyesi İtalya’da resmi olarak ikamet eden, Afgan asıllı bir kişi olması.

Aynı zamanda bu kişi göçmen akınını denetlemek ve hak ihlallerini önlemek için bölgeye yerleştirilen AB’nin sınır teşkilatı Frontex için bölgede görev yapıyordu.

Tercüman, yaşadığı olayla ile ilgili delilleri Avrupa Birliği yetkililerine de sunmuş.

AB GÖÇ KOMİSERİ: ANLATTIKLARINDAN SON DERECE ENDİŞELENDİM

Durum Avrupa Birliği yetkililerine iletilince AB Komisyonu’nun İçişleri ve Göç’ten Sorumlu Üyesi Ylva Johansson, geçen hafta Cuma günü tercümanla bizzat görüşmüş.

Görüşmeden sonra açıklamalarda bulunan Johansson, “25 Kasım’da (bu) kişiyle doğrudan, derinlemesine yaptığım görüşmeden sonra, anlattıklarımdan son derece endişelendim” dedi.

Tercümanın kendisine sınırdan itilen ve bazen de hırpalanan en az 100 göçmene tanık olduğunu anlattığını söyleyen Johansson, “Kişisel hikayesine ek olarak, bunun münferit bir vaka olmadığı iddiası ciddi bir meseledir” ifadelerini kullandı.

AB Göç Komiseri Johansson, konuyu pazartesi günü de Yunan Vatandaş Güvenliği Bakanı Takis Theodorikakos ile görüşmüş ve Yunan bakan iddiaları araştırma sözü vermiş.

AB, ŞİKAYETİNİ İNANDIRICI BULDU

The New York Times’a konuşan tercüman, Frontex’e yaşadıkları ile ilgili bir şikayette bulunduğunu ve Avrupa Birliği yetkililerinin “bulunduğu pozisyon, sunduğu belgeler, görüntülü ve sesli kayıtlar” dolayısıyla şikayetinin inandırıcı ve güvenilir olduğunu kendisine ilettiklerini söyledi.

DÖVÜLDÜ, ELBİSELERİ ÇIKARILDI, BELGELERİ VE PARASI ALINDI

Türkiye ile Yunanistan arasındaki sınırı belirleyen Meriç Nehri civarında Frontex için çalışan tercüman, Selanik’e gitmek için yola çıkmış. Mola verdiği sırada Yunan güvenlik güçleri, Frontex tercümanını göçmenlerle birlikte bir otobüsün içine zorla bindirmiş.

Tercüman, kendisinin ve birçok göçmenin dövüldüğünü ve elbiselerinin çıkarıldığını; polisin telefonlarını, paralarını ve belgelerini ellerinden aldığını söyledi.

Kendisinin kim olduğunu anlattığında polis tercümanının açıklamalarına gülerek inanmamış ve bir kez daha dövmüş. Ardından içinde çocukların ve kadınların da bulunduğu 100 göçmenle birlikte bir depoya götürülen Frontex tercümanı, botlara bindirilerek Meriç Nehri üzerinden Türk tarafına itilmiş.

Türk tarafına itilen tercüman, daha sonra İstanbul’a ve İtalyan başkonsolosluğuna ulaşmış. İtalyan konsolosluğunun sağladığı belgelerle de 18 Eylül’de ikamet ettiği İtalya’ya varmış.

“BU POLİTİKANIN BAŞARISIZLIĞI DEĞİL, BİZZAT BİR POLİTİKA”

Avrupa Parlamentosu milletvekili Hollandalı siyasetçi Sophie in ‘t Veld’e göre, tercümanın anlatımları, göçmenlere ve sığınmacılara yönelik Avrupa Birliği’nin hızla şiddetlenen gaddarca siyasetinin bir parçası.

Hollandalı siyasetçi, durumu şöyle özetliyor: “Bu politikada yaşanan bir başarısızlık değil. Bizzat politikanın bir parçası.”

Meriç’i geçip mahsur kalan 17 kişi donmamak için acil yardım istedi

Okumaya devam et

Dünya

Meriç’i geçip mahsur kalan 17 kişi donmamak için acil yardım istedi

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın insan hakları ihlallerinden kaçan 17 kişi Yunanistan tarafında mahsur kaldı. Aralarında 5’i çocuk ve 4 kadının bulunduğu 17 kişi Meriç Nehri’nin kenarından dünyaya yardım çağrısında bulundu.

BOLD- Çektikleri videoyla insani yardım çağrısında bulunan Türkiye’den gelen göçmenler, bebeklerin soğuktan donmak üzere olduklarını duyurdu.  Susuzluk, zorlu arazi ile soğuk hava nedeniyle çocuklar ve bebeklerle hareket edemediklerini belirten göçmenler, “Sığınma başvurusunda bulunmak istiyoruz.” diyor.

SOĞUKTA BEBEKLERİN AĞLAMA SESLERİ

Videoya konuşan kadın bir göçmen, “Hayatımız büyük tehlikede. Küçük çocuklarımız da var yanımızda. Bu noktada biran evvel insani yardım istiyoruz” dedi. Konuşma sırasında etraftaki bebeklerin ağlama sesleri videoya girdi.

ERDOĞAN’DAN KAÇIYORUZ, SİYASİ SIĞINMA İSTİYORUZ

Yalçın Toker ismindeki bir göçmen ise İngilizce olarak çektiği videoda dünyaya yardım çağrısında bulundu. Yunanistan tarafından bulunduklarını belirten Toker, “Meriç Nehri’ni geçtik ve 01 Aralık itibariyle Yunanistan tarafında bekliyoruz. Toplam 17 kişi (5 çocuk ve bebek, 4 kadın ve 8 erkek). Ne yazık ki susuzluk, zorlu arazi ve soğuk hava nedeniyle çocuklar ve bebeklerle hareket edemiyoruz. Diktatör Erdoğan’dan umutsuzca kaçıyoruz. Siyasi sığınma başvurusunda bulunmak istiyoruz. Nazik ve umutsuzca acil yardıma ihtiyacımız var.” ifadelerini kullandı.

Okumaya devam et

Analiz

Dünyayı korkutan Omicron varyantı hakkında bilmeniz gerekenler: Hangi aşı etkili?

Güney Afrika’da tespit edilen ‘Omicron varyantı’ bu yıl biteceği söylenen Kovid-19 pandemisiyle ilgili dünya çapında endişelere yol açtı. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından ‘kaygı verici’ statüsüne aldığı varyant hakkında bilmeniz gerekenler…

BOLD ANALİZ – Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), ilk olarak Güney Afrika’da tespit edilen koronavirüs varyantı B.1.1.529’u ‘endişe verici varyant’ kategorisine aldı ve varyanta Yunan alfabesinin 15. harfi olan Omicron adını verdi.

DSÖ, ilk belirlemelere göre bu varyantın hastalığı geçiren kişileri tekrar etkileme potansiyelinin bulunduğunu açıkladı. Örgüt, varyantın özelliklerini tam olarak anlamanın birkaç hafta sürebileceğini duyurdu.

Türkiye’de de endişelere yol açan yeni varyant hakkında Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, sosyal medya hesabından Pazartesi günü yaptığı açıklamada yeni varyanta Türkiye’de rastlanmadığını belirtirken, Türkiye’nin yeni varyanta karşı tedbir aldığını hatırlattı.

Bakan Koca, 26 Kasım’daki açıklamasında da yeni varyanta karşı önlem olarak Botsvana, Güney Afrika Cumhuriyeti, Mozambik, Namibya ve Zimbabve’den Türkiye’ye girişlerin durdurulduğunu belirtti.

OMİCRON HAKKINDA NELER BİLİNİYOR?

Omicron varyantı ilk olarak Güney Afrika tarafından Dünya Sağlık Örgütü’ne 24 Kasım’da bildirildi. Dünya Sağlık Örgütü, varyantı daha öncekiler gibi (Alfa, Beta, Delta) Yunan alfabesinden bir harfle isimlendirdi: Omicron.

30 Kasım itibariyle bütün kıtalarda tespit edildi. 21 ülke ve bölgede 253 vaka kayıtlara geçti.

Varyant hakkındaki en önemli bilgi, çok sayıda mutasyona uğramış olması. Virüs şu ana kadar çıkan varyantlar içerisinde orijinal virüsten en fazla farklılık gösteren varyant olarak biliniyor.

Güney Afrika Salgın Hastalıklarla Mücadele ve Araştırma Merkezi Başkanı Profesör Tulio de Oliveira, varyantta ‘sıradışı bir mutasyonlar bileşimi’ olduğunu söyledi.

Profesör Tulio de Oliveira, “Bu varyant, daha önce dolaşımda olan varyantlardan çok farklı” dedi ve ekledi: “Varyant bizi şaşırttı. Evrim sürecinde büyük bir sıçrama ve beklediğimizden çok daha fazla sayıda mutasyona uğramış.”

Bir basın toplantısıyla bulguları açıklayan Oliveira, varyantta 50 mutasyon olduğunu ve bunların 30’dan fazlasının virüsün dış yüzeyindeki protein çıkıntılarında bulunduğunu söyledi.

Bu çıkıntılar virüsün vücuttaki sağlıklı hücrelere girebilmesinde hayati rol oynuyor ve bu nedenle mevcut koronavirüs aşıları bu çıkıntıları etkisizleştirmeyi hedefliyor.

Virüsün bizim sağlıklı hücrelerimizle ilk temasını sağlayan kısımlarına iyice yakından bakıldığında bu bölümde orijinal virüse göre 10 farklı mutasyon olduğu görülüyor. Oysa dünyada en son hızla yayılan Delta varyantının bu kısmında sadece 2 mutasyon vardı.

Bu düzeyde bir mutasyonun muhtemelen virüsü yenemeyen tek bir hastadan yayıldığı düşünülüyor.

BELİRTİLERİ NELER?

Hafta sonu açıklamalarda bulunan ve ilk Omicron varyantı hastalarını tespit edip bunu üst mercilere aktaran Dr. Angelique Coetzee de, “Genelde olağandışı semptomlar görülüyor. Aşırı halsizlik gibi. Fakat vakaların hiçbirinde tat ve koku kaybı yok” dedi.

Güney Afrika’daki Ulusal Bulaşıcı Hastalıklar Enstitüsü’nde görevli Dr. Wassila Jassat da, “Tshwane kentinde tespit edilen Omicron vakalarından hastaneye kaldırılanların yüzde 87’si aşı olmayanlar” dedi.

AŞILAR VARYANT KARŞISINDA ETKİSİZ Mİ?

Aşıların yeni varyanta karşı etkili olup olmadığı tam olarak bilinmiyor. Konu ile ilgili çalışmalar sürüyor. Dünya Sağlık Örgütü de varyantın özelliklerini tam olarak anlamanın birkaç hafta sürebileceğini duyurdu.

BioNTech ve Moderna şirketleri mevcut aşılarının yeni varyanta etkisini incelemeye başladıklarını duyurdu. Moderna ayrıca Omicron’a özel yeni bir hatırlatma dozu üzerinde çalışacaklarını açıkladı.

Dünyada Kovid-19’a karşı ilk aşıyı geliştiren BioNTech şirketinin kurucularından Uğur Şahin, Omicron varyantı nedeniyle paniğe gerek olmadığını söyledi.

Omicron varyantı hakkında iki hafta sonra genel verileri topladıktan sonra kesin bir sonuca varabileceklerine dikkati çeken Uğur Şahin, “Yeni Omicron varyant nedeniyle herhangi bir korku duymaya gerek yok. Paniğe gerek yok. Varyantın çok farklı mutasyonları olduğunu biliyoruz. Aşının bu varyanta daha az etki sağladığını ama ağır hastalıktan da koruduğunu biliyoruz” dedi.

Aşının iki düzeyde koruma sağladığını ifade eden Şahin, ilkinin antikor ikincisinin de t-hücreleri denilen bağışıklık hücreleri olduğunu belirterek, “Aşı, ağır hastalık seyrine karşı koruma sağlıyor. Ağır hastalık seyrine de koruma sağladığı için bir güven sağlıyor. Üçüncü doz aşı olduktan sonra oldukça iyi bir korumanın sağlandığına eminiz” diye konuştu.

OMİCRON AŞI OLANLARA BULAŞIYOR MU?

Omicron varyantı ile kapsamlı bir analiz hazırlayan İngiltere’nin saygın gazetelerinden The Guardian, iki doz aşı olanların bu virüsten ne kadar korunabildiğini uzmanlara sordu. Şu an kullanılan koronavirüs aşılarının bağışıklık sistemini, virüsün başak proteinine (spike protein) etkisine karşı hazırladığına dikkat çeken uzmanlar, “Omicron varyantında bu proteinde 30’dan fazla mutasyon var. Bunlardan 10’u RBD adı verilen bölgede. Delta varyantında bunun sayısı 2” açıklamasını yaptı.

Fakat bu kadar değişikliğe rağmen koronavirüs aşılarının ya da önceden Kovid-19 atlatmış olmanın koruma sağlayacağı belirtiliyor.

Imperial College London’da bağışıklık dalında profesör olarak görev yapan Danny Altman, “Eğer mutasyona bakarsanız, antikor hedeflerinizin parça parça olduğunu görürsünüz. Ancak Güney Afrika’dan gelen haberlere göre hastaneye kaldırılanların durumu ağır değil gibi gözüküyor. Hastaneye kaldırılanlar aşı olanlardan ziyade aşı olmayanlar ve bu durumda aşının halen koruma sağladığını söyleyebiliriz” dedi.

VARYANTA KARŞI NE GİBİ TEDBİRLER ALINDI?

Varyant hakkında DSÖ’nün açıklaması dünya çapında borsaları etkiledi. Açıklamanın yapıldığı 26 Kasım Cuma akşamı İngiltere’deki FTSE 100 endeksi yüzde 3,6 değer kaybetti. FTSE 100, pandeminin ilk günlerinden bu yana bir günde bu kadar değer kaybetmemişti. ABD’de Dow Jones endeksi yüzde 2,5, Nasdaq ise yüzde 2,2 değer kaybetti.

Dünyada korkuya neden olan Omicron varyantı nedeniyle birçok ülke yeni tedbirleri yürürlüğe koydu.

İlk olarak çeşitli Afrika ülkelerine uçuşlar durduruldu. Maske kullanımı tekrar hatırlatıldı, henüz yeni varyanta etkisi olup olmadığı kesinleşmese de virüsün yayılmasına engel olacağı düşünülerek üçüncü doz aşılar hızlandırıldı.

Türkiye, İngiltere, AB, Avustralya, Kanada ve ABD’nin de aralarında bulunduğu çok sayıda ülke, Güney Afrika ve bazı komşularından seyahatleri yasakladı veya kısıtladı.

Dünya Sağlık Örgütü, koronavirüsün yeni varyantı Omicron’un ortaya çıktığı Afrika ülkelerine yönelik seyahat kısıtlamalarını eleştirerek üye ülkeleri varyanta karşı ‘akılcı’ ve ‘orantılı’ tedbirler almaya çağırdı.

Erdoğan, en büyük Türk savunma sanayi şirketini Körfez sermayesine mi satıyor?

Okumaya devam et

Popular

Shares