Bizimle iletişime geçiniz

Dünya

Diktatörler için casus yazılım satan İsrail şirketi: Bizi değil kullananları suçlayın

Dünya’da çoğu diktatörlükle yönetilen 45 ülkeye telefonları hacklemek için casus yazılım satan İsrail’in NSO adlı şirketi “Bizi değil uygulamayı kötüye kullananları suçlayın” diyerek kendini savundu.

BOLD – Diktatörler ve otokratlar tarafından yönetilen 45 ülkeye kişilerin telefonlarını hackleyecek ‘Pegasus’ isimli casus yazılım satan İsrailli NSO şirket kendini savundu. “Bizi değil uygulamayı kötüye kullananları suçlayın” diyen şirket, Pegasus yazılımıyla ilgili eleştirileri, “alkollü araç kullanırken kaza yapılınca şoförü değil araba üreticilerini suçlamaya” benzetti.

Uluslararası Af Örgütü ve 15’ten fazla basın kuruluşunun yaptığı bir araştırma, şirketin geliştirdiği casus yazılım Pegasus’un dünyanın 45 ülkesinde hükümetler tarafından aralarında gazeteci, akademisyen, siyasetçi ve hak savunucusunun da olduğu 50 bin kişinin telefonuna yüklenmiş olabileceğini ortaya koymuştu.

Pegasus uygulamasıyla ilgili iddiaların ortaya çıkmasının ardından ‘NSO’ tüm dünyadan tepkilerle karşılaşmıştı.

“YÜKSEK İNSAN HAKLARI PROFİLİNE SAHİP ÜLKELER…”

NSO şirketi ise uygulamanın yalnızca “yüksek insan hakları profiline sahip ülkelerden” istihbarat servisleri, askeri servisler ve yargı organları tarafından, “suçlulara ve teröristlere karşı” kullanılabildiğini savundu.

Listede yer alan 50 bin kişilik telefon numarasının da Pegasus’un çalışma şekliyle uyumlu olmadığını savunan şirket yetkilisi, “Bu korkunç bir sayı. Müşterilerimiz yılda ortalama 100 kişiyi hedefliyor. Şirketin ilk kurulduğundan bu yana toplam 50 bin kişi hedeflenmemiştir” dedi.

Geçmişte de sık sık güvenlik sorunları nedeniyle eleştirilen şirketin sözcüsü, söz konusu eleştirileri, “Alkollü araba kullanırken yapılan kazadan araba üreticisini sorumlu tutmaya” benzetti ve ekledi:

“Sistemi hükümetlere gönderirken bunu tamamen yasal gerekliliklere uygun şekilde yapıyoruz. Eğer müşteri bunu kötüye kullanmaya karar verirse, artık müşterimiz olamaz. Ancak tüm bu suçlamalar ve hedef almalar, müşteriye yönelmeli.”

ŞİRKET, MACRON’UN İZLENDİĞİ YÖNÜNDEKİ İDDİALARI YALANLADI

Dünya genelinde cep telefonları hedef alınan gazeteci, muhalif ve siyasetçiler arasında Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un da olduğu iddia edilmişti.

Uluslararası Af Örgütü ve farklı ülkelerden basın kuruluşlarıyla birlikte yapılan ortak araştırmada yer alan Paris merkezli medya kuruluşu Forbidden Stories, Macron’a ait bir cep telefonunun da listede olduğunu duyurmuştu.

Forbidden Stories’in Başkanı Laurent Richard, Macron’a ait bir telefon numarasının listede yer aldığını ancak telefona gerçekten sızılıp sızılmadığının henüz netlik kazanmadığını belirtmişti.

NSO şirketi ise Macron‘un cep telefonlarından birinin de listede olduğu ve telefonuna sızıldığı iddiasına tepki gösterdi. NSO’nun üst düzey bir yetkilisi Çarşamba günü yaptığı açıklamada, “Size Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un hedef olmadığını garanti edebilirim” şeklinde konuştu.

NSO , “kötü niyetli ve iftiracı” bir kampanyanın kurbanı olduğunu öne sürerek, artık medyanın sorularına yanıt vermeyeceğini vurguladı. NSO, “listede telefon numaralarının bulunmasının numaraların sahibi kişilerin mutlaka Pegasus ile izlendiği anlamına gelmediğine” dikkat çekti.

CASUS YAZILIMIN TELEFONLARDA OLDUĞU DOĞRULANDI

Bu arada 50 bin kişilik listede yer aldığı ileri sürülen 67 kişi, adli analiz yapılması için telefonunu ‘Forbidden Stories’ ile paylaşmayı kabul etti. Uluslararası Af Örgütü’nün güvenlik laboratuvarlarında yapılan incelemelerde bu kişilerin 37’sinin telefonunda Pegasus’un faaliyet gösterdiğine ilişkin deliller bulundu.

NSO şirketi ise bu telefonlarda casus uygulamanın nasıl kullanıldığına ilişkin bilgisi olmadığını savunarak, bunun bir “tesadüf” olabileceği ileri sürüldü.

Listede şimdiye kadar 14 devlet ve hükümet başkanına ait numara tespit edildi. Listede eski Lübnan Başbakanı Saad Hariri, Fas Kralı 6. Muhammed ve yakın çevresi ve Pakistan Başbakanı İmran Han da yer alıyor.

Pegasus ile hedef alınan isimler arasında Dubai Emiri’nin kızı Latife ve Londra’ya kaçan eşi Prenses Haya’nın da olduğu belirtiliyor.

İSRAİL HÜKUMETİ HAREKETE GEÇTİ

Öte yandan İsrail hükumeti, iddialar üzerine harekete geçti ve Pegasus yazılımının incelenmesi için bir ekip kuruduğunu açıkladı.

Farklı bakanlıklarda görev yapan isimlerden oluşacak ekipte, Savunma Bakanlığı’ndan üst düzey yöneticiler, gizli servis yetkilileri ve diplomatların yer alacağı bildirildi.

Söz konusu birimin doğrudan İsrail Başbakan Naftali Bennett’e bağlı olan Ulusal Güvenlik Konseyi tarafından koordine edileceği ifade edildi. Ancak casus yazılım Pegasus’a yönelik bir ihracat sınırlaması getirilmeyeceği tahmin ediliyor.

PEGASUS NEDİR?

Pegasus, İsrailli NSO şirketi tarafından geliştirilen çok gelişmiş bir casus yazılım. Bu yazılımın varlığı ilk olarak Ağustos 2016’da ortaya çıkmıştı.

Yazılımın telefona yüklenebilmesi için başvurulan yöntemlerden birisi “sahte link gönderme.”

Hedef olan kişinin cep telefonuna meşru bir kurumdan gelmiş gibi bir link gönderiliyor. Bu, genellikle kargo veya gönderi takibi oluyor. Kullanıcı bu linke tıkladığında yazılım cep telefonuna yükleniyor.

Son yapılan araştırma yazılımın çok daha geliştirildiğini ve daha kolay bir yöntemle de hedefteki telefona yüklenebildiğini ortaya koydu.

Bunun için yazılım ve işletim sistemlerindeki güvenlik açıkları kullanılıyor. Bu açık kullanılarak sahte bir arama ya da gönderi uyarısıyla telefona sızılıyor.

Bu yöntemde genellikle iMessage, Viber, FaceTime, WhatsApp gibi popüler sohbet programları tercih ediliyor. Hedef olan kişi, çoğu zaman telefonuna bu zararlı yazılımın yüklendiğinden haberdar olmuyor.

Yazılım telefona yüklendikten sonra ise telefondan yapılan tüm konuşma ve yazışmalar saldırıyı yapan merkez tarafından izlenmeye başlıyor.

Ayrıca lokasyon takibi yapılabiliyor, klavye hareketleri izleniyor.

Dahası kamera ve mikrofona da uzaktan müdahale edilebiliyor. Böylece kişinin bulunduğu ortamdan haberi olmadan dinleme ve izleme yapılabiliyor.

Bir ABD istihbarat kuruluşunda eskiden siber mühendis olarak görev yapan Timothy Summers, gazetecilere yaptığı açıklamada, Pegasus’u “çok korkunç bir yazılım” olarak tanımladı.

Summers, “Gmail, Facebook, WhatsApp, FaceTime, Viber, WeChat, Telegram ve Apple’ın kendi mesajlaşma servisi, e-posta uygulamaları ve diğer yazılımları (güvenlik açığı bulmak için) tarayabiliyor. Bütün bu programları düşündüğünüzde tüm dünyayı izleyebilirsiniz. NSO’nun eksiksiz bir istihbarat kuruluşunun hizmetlerini bir servis olarak sunduğu çok açık” dedi.

HANGİ ÜLKELER KULLANDI?

Sızan listeye göre NSO’dan en fazla veri talep eden ülke Meksika. Bu ülkede çok sayıda resmi kurumun 15 binden fazla numaraya ulaştığı beliritiliyor. Bu rakam Fas’ta ve Birleşik Arap Emirlikleri’nde 10 bin.

Numaraların ait olduğu kişiler üzerinde yapılan araştırma, listenin toplam 10 ülke üzerinde yoğunlaştığını gösteriyor. Bu ülkeler; Azerbaycan, Bahreyn, Macaristan, Hindistan, Kazakistan, Fas, Ruanda, Meksika, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri.

Dünya genelinde dört kıtadan en az 45 ülkeden NSO’ya telefon numarası takibi talep edildi. Bu sistemle Türkiye’den yaklaşık 500 civarında telefonun izlendiği belirtiliyor.

Pegasus krizi: Türkiye’den 500 kişinin telefonu İsrailli firmanın geliştirdiği casus yazılımla izleniyor

Dünya

Brezilya’da Türk jetine operasyon: 1,3 ton kokain ele geçirildi

Brezilya Polisi, Sao Paulo kentindeki Leite Lopes Havaalanı’nda bir Türk jetine operasyon yaptı. Operasyonda 25 bavula gizlenmiş 1,3 ton kokain ele geçirildiği iddia ediliyor. Uçaktaki bir İspanyol yolcu ile Türk mürettebatın gözaltına alındığı öğrenildi. Diyarbakırlı işadamı Şehmuz Özkan’a ait uçak, Özal döneminde satın alınmış ve 2016 yılına kadar devlet büyükleri tarafından kullanıldı. Kokain iddialarının ardından gözler Sedat Peker’e çevrildi.

BOLD – İzmir Adnan Menderes Havalimanı’ndan 1 Ağustos günü sabah saat 07.30’da havalanan TC-GVA tescilli Gulfstream 4 tipi uçak, 5 saatlik bir uçuşla Sao Paulo kentindeki Ribeirao’daki Leite Lopes Havaalanı’na indi .

Uçağın Gonzalez Valdes adında İspanyol bir yolcusu bulunuyordu. Brezilya basınında yer alan habere göre, polisin operasyonun ardından uçağın bagajındaki yaklaşık 25 bavul tek tek aprona dizildi.

Brezilya polisi operasyonu saniye saniye kaydetti. Bu kayıtlarda bavullardan bir tanesinin kabinde İspanyol yolcu Gonzalez Valdes’in önüne açıldığı görülüyor.

Uçağın Şeyhmuz Özkan’ın sahibi olduğu Affan Holding bünyesindeki “ACM Air” şirketine ait olduğu belirtildi.

Öte yandan ACM Airlines, TC-GVA uçağının İspanyol bir yolcu tarafından kiralandığını ve hiçbir bağlantılarının olmadığını açıkladı.

ACM Air şirketinin CEO’sunun ise AKP Diyarbakır Milletvekili Aday Adayı Çiğdem Özkan olduğu iddia edildi.

GEÇEN SENE KOKAİN DOLU TÜRK GEMİ YAKALANDI

Geçen sene Temmuz ayında da rotası İzmir limanı olan, 5 ton kokain yüklü bir gemi Kolombiya açıklarında yakalandı. Türkiye’den pandemi nedeniyle uzun süre iddiaları araştıracak müfettiş görevlendirilmemişti.

GÖZLER SEDAT PEKER’DE

Uçak dolusu kokain haberinin ardından gözler Sedat Peker’e çevrildi. Peker, AKP’li bazı siyasetçi ve yakınlarının kokain trafiği içerisinde yer aldığını belirterek, bazı isimler açıklamıştı. Peker, Binali Yıldırım’ın oğlu Erkam Yıldırım’ın yakalanan kokain dolu gemi sonrası Güney Amerika’ya giderek yeni kokain rotası oluşturduğunu iddia etmişti.

Binali Yıldırım ise iddiaları yalanlayarak, oğlunun Venezuela halkına maske dağıtmaya gittiğini söylemişti.

Erdoğan’ın papatya falı: Tamam mı devam mı?

Okumaya devam et

Dünya

Erdoğan’ın Biden ile 1 milyon Afgan mülteci pazarlığında ‘tercüman’ ayrıntısı

ABD Dışişleri Bakanlığı’nın Göçmen Kabul Programı kapsamında 1 milyon Afgan için Türkiye’yi adres göstermesi siyasetin gündemine bomba gibi düştü. Konuyla ilgili İngilizce tweetler atan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Ayrıca toplantıya resmi tercüman yerine Kavakçı ailesinden genç bir tercümanın katılmasına izin verildiği de ortada. Erdoğan kararını gizlemek için böyle davrandı” yazdı.

BOLD – AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan 14 Haziran 2021 tarihinde Brüksel’deki NATO zirvesinde ABD Başkanı Joe Biden ile görüştü. Görüşmede tercümanlığı Türkiye’nin Kuala Lumpur Büyükelçisi Merve Kavakçı’nın kızı Fatma Abushanap yaptı. Biden ile Erdoğan’ın baş başa görüşmelerinde Dışişleri yetkilisi yerine Fatma Abusahanap’ın tercümanlık yapması o günlerde eleştirilmişti.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu kendi sosyal medya hesabından İngilizce attığı tweetlerde “Afganistan için anlaştılar.” diyerek Erdoğan’ın ABD’ye taviz verdiği iddiasını tekrar gündeme getirdi. Kılıçdaroğlu, Erdoğan’ın Biden ile anlaşmasını gizlemek için Merve Kavakçı’nın kızıyla görüşmeye girmesini hatırlattı.

“BİDEN’A VERİLMİŞ BİR TAVİZ”

Eski asker, strateji uzmanı Metin Gürcan ise sosyal medya hesabındaki paylaşımında, “İktidarın ABD’ye Afgan sığınmacıların Türkiye’ye rahatça gelebilmesi için ‘Açık Kapı Politikası’ sözü verdiğine yönelik ciddi iddialar var. Doğru ise Afganistan, ‘şahsi beka’ için Türkiye’nin güvenliğini ve sosyal dokusunu bozma pahasına Biden’e verilmiş bir taviz.. Yazık!” ifadelerini kullandı.

Okumaya devam et

Analiz

ABD de Afgan göçmenler için Türkiye’yi adres gösterdi

Avrupa’dan sonra ABD de ülkeyi terk eden Afganlar için Türkiye’yi adres gösterdi. ABD Dışişleri Bakanlığı, ülkeye kabul edilecek Afgan mültecilerin başvurularını Türkiye’ye gelenlerden de alacağını açıkladı. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Tanju Bilgiç: “Türkiye olarak ABD’nin sorumsuz ve ülkemize danışmadan aldığı kararı kabul etmiyoruz” dedi.

BOLD ANALİZ – Afganistan’daki Kabil Uluslararası Havalimanı’nın güvenliği konusunda hala bir anlaşmaya varamayan Türkiye ve ABD arasında yeni bir kriz patlak verdi. ABD Dışişleri Bakanlığı, Afganistan’da Amerikan askerleri için çalışan Afganların tahliyesi için Türkiye’yi adres gösterdi, Dışişleri Bakanlığı Washington’a sert tepki gösterdi.

Afganistan’da devam eden savaşın şiddetini artırması üzerine ABD hükümeti pazartesi günü yaptığı açıklamada daha önce ABD güçleri ve yetkilileriyle beraber çalışmış binlerce Afgan mülteciyi kabul edeceğini açıkladı.

ABD Dışişleri Bakanlığı yetkilileri, Türkiye gibi başka bir ülkeye gelen ve gerekli şartları taşıyan Afganların internet sitesinde form doldurduktan sonra başvularının değerlendirileceğini bildirdi.

Afgan göçmenlerin bu sırada Türkiye hükümeti ya da Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliğine (UNHCR) başvuru haklarının da bulunduğu belirtildi.

“TÜRKİYE’NİN YENİ BİR GÖÇ KRİZİNİ ÜSTLENECEK KAPASİTESİ YOK”

Dışişleri Bakanlığı ise salı akşamı yaptığı açıklamasında “ABD’nin sorumsuz bir şekilde ve Türkiye’ye danışmadan aldığı bu kararı kabul etmediklerini” belirtti ve ekledi:

“Öncelikle ABD’nin açıklaması bölgemizde büyük bir göç krizine neden olacak ve göç yollarında Afganların acılarını artıracaktır. Soruna bölge ülkeleri arasında çözüm bulmak yerine ülkemizin rızası olmaksızın ülkemizde çözüm aranmak istenmesi kabul edilemez.”

Dışişleri Bakanlığı’nın açıklamasında ayrıca, “Son 7 yıldır dünyada en fazla sığınmacıya ev sahipliği yapan ülkemizin yeni bir göç krizini üçüncü bir ülke adına üstlenecek kapasitesi bulunmamaktadır” ifadesine yer verildi.

“ABD, eğer bu kişileri ülkesine almak istiyor ise doğrudan uçaklarla ülkesine nakletmesi mümkündür” diyen Dışişleri Bakanlığı, “Bölgemizde üçüncü ülkelerin kararları neticesinde yaşanan göç krizlerinin yükünün Türk milleti tarafından üstlenilmesini kimse beklememelidir” açıklamasını da yaptı.

ABD askeri güçlerinin 20 yılın ardından Afganistan’dan çekilme kararı almasıyla Taliban son aylarda Afganistan’da hızlı bir şekilde ilerlemeye başladı.

Bunun üzerine Afganistan’dan göç eden kişilerin sayısı da son dönemde artmaya başladı.

ESKİ KOMUTAN VE CIA BAŞKANINDAN ‘İÇ SAVAŞ’ UYARISI

Bu arada eski ABD’li komutan ve CIA Başkanı David Petraeus, Afganistan için ‘Taliban’ın galip çıkacağı 1990’lardaki gibi kanlı ve vahşi iç savaş’ uyarısı yaptı.

Irak ve Afganistan’da ABD öncülüğündeki yabancı güçlere komuta etmiş ve sonrasında CIA başkanlığı yapmış David Petraeus, ABD yönetimini ‘İslamcıların iktidarı ele geçirmek üzere olduğu Afganistan’ı iç savaşa terk etmekle’ suçladı.

“MUAZZAM SIĞINMACI DALGASI YARATIR”

Taliban’ın Afganistan’ın büyük kısmını ele geçirmeye devam etmesi halinde El Kaide’nin geri dönüşünü sağlayabileceğini, Afganistan’ı tekrar El Kaide için korunaklı bölgeye çevirebileceğini de söyleyen eski CIA Başkanı, ‘şimdiden binlerce Afgan’ı kaçmak zorunda bırakan Taliban saldırılarının muazzam sığınmacı dalgası yaratacağı, bunların Pakistan ve diğer komşu ülkelere sel gibi akacağı’ uyarısında bulundu.

‘Kadınlar başta olmak üzere Afganların temel hak ve özgürlüklerini kaybedeceğinin’ altını çizen Petraeus, “Dünyanın görmek istediğinin bu olduğunu sanmıyorum” dedi.

“AB, TÜRKİYE İLE GÖÇ ANLAŞMASINI GENİŞLETSİN”

Öte yandan Afgan göçüne ilişkin bir açıklama da Belçika’nın İltica ve Göçten Sorumlu Devlet Bakanı Sami Mehdi’den geldi.

Sami Mehdi, artan Taliban şiddeti nedeniyle Afgan mülteci akını öncesinde AB “Türkiye Anlaşmasının” Afganları da kapsayacak şekilde genişletilmesi çağrısında bulundu.

Mehdi, şu ifadeleri kullandı:

“Türkiye’yi Afganlar için güvenli bir üçüncü ülke haline getirmek, göç akışlarını yönetmemize yardımcı olacaktır. Türkiye Anlaşması, Türkiye’ye sığınan ve daha sonra sağlam mülteci statüsü alan Suriyelilere daha iyi koruma sunmamızı sağlıyor. Yeterli korumadan faydalanabilmeleri için bu anlaşmanın Avrupa düzeyinde Afgan mültecilere nasıl genişletilebileceğini araştırmalıyız.”

TÜRKİYE, AB’DEN SONRA ABD’NİN DE ‘GÖÇMEN BEKÇİSİ’ OLUYOR

Avrupa Birliği, Suriyeli göçmenlerin Avrupa’ya göçü karşısında bir set olarak gördüğü Türkiye’yi Afgan göçmenler için de set olarak görmeye başladı.

Avrupa Birliği yetkilileri Reuters haber ajansına önce yaptıkları açıklamada, Türkiye’ye Afgan göçmen akını için yeni bir mali yardım paketi düşündüklerini açıkladılar. Ancak daha sonra Euronews’e konuşan Avrupa Komisyonu yetkilileri bu açıklamayı tekzip ettiler.

Avrupa Komisyonu yetkilileri, 2024 yılına kadar Türkiye’ye verilmesi planlanan 3,5 milyar euroluk yeni göçmen yardımı paketinin sadece Suriyeliler için değil tüm sığınmacıları kapsadığını ve Türkiye’ye Afganlar için ayrı bir mali yardım paketi hazırlanmayacağını açıklamıştı.

Afgan göçünün yönünün Türkiye olacağını şimdi Washington da ilan etmiş oldu.

Soykırımın 7. yılı: Ortadoğu’nun en çok zulme uğrayan halklarından Ezidiler

Okumaya devam et

Popular

Shares