Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

“Suç ortaklığı yapmadığımız için hakkımızda linç kampanyası başlattılar”

Dumankaya İnşaat’ın eski yönetim kurulu başkanı Uğur Dumankaya, “fetö” borsasına girmeyi reddettikleri için havuz medyası tarafından haklarında linç kampanyası başlatıldığını söyledi.

BOLD – Sabah gazetesi, 15 Temmuz’dan sonra TMSF’ye devredilen Dumankaya Şirketler Grubu’nun eski sahiplerini haraç vermeyi reddettikleri için hedef aldı. Dumankaya Holding’le ilgili üç yıl önce çürütülen iddiaları yeniden servis eden Sabah’a Dumankaya İnşaat’ın eski yönetim kurulu başkanı Uğur Dumankaya bu sabah Twitter hesabından yayınladığı video ile bir kez daha cevap verdi.

“Fetö” borsasına girmeyi reddettikleri için haklarında linç kampanyası başlatıldığını ifade eden Uğur Dumankaya, “Anladığım kadarıyla Sabah gazetesine hükmü geçen birilerini çok kızdırmışız ve bize ders verme niyetindeler. Tabi mal varlığımızın yüzde 50 sini vermeyi kabul etmedik.” dedi.

Zamanlamanın manidar olmasına da dikkat çekti. Dumankaya  “Bizim devletimize bağlılığımızı, vatanseverliğimizi ifade ettikten ve fetö borsasına girmeyeceğimizi, bir suç ortaklığı şebekesinin ortaklığı içinde olmayacağımızı belirttikten kısa bir süre sonra, oldukça da acemi bir kampanya yaptılar.” ifadelerini kullandı.

Aslında kendilerini ifade etmek için bunun bir fırsat olduğunu belirten Dumankaya, kendilerini darbe ile irtibatlandırmaya çalışanlara ironik bir dille cevap verdi: “Artık iş yaparken istihbarat teşkilatı gibi bir teşkilatımız olması gerekiyor. İnsanların geçmişini çıkartmamız lazım. Hatta falcılar, medyumlar temasa geçip gelecekle ilgili çalışmamız gerekiyor! Çünkü bizim 8 yıldır görüşmediğimiz kişilerle bile bizi irtibatlandırıp bizi darbenin içine sokmaya çalıştılar. İlgimiz olmayan kişilerle bizi irtibatlandırdılar.”

“HARAÇ VERMEMEMİZ KÖTÜ OLDU HERHALDE”

Uğur Dumankaya bu karalama kampanyasının 2 Temmuz’da yaptığı paylaşımlardan sonra başladığını söyledi. Kendilerinden haraç isteyenleri deşifre eden Dumankaya’nın söz konusu paylaşımı şöyle:

“Bir tanıdık vasıtasıyla birileri, ‘Eğer malımızın yüzde 50’sini vermeyi kabul edersek şirketleri iade ettirebileceği’ söylediler. Ben de onlara. ‘Helal yoldan kazandığımız mallarımızdan bir kuruş bile vermeyeceğimizi, kimin haddine ki bizden haraç istemek’ gibi şeyler söyledim. Şu aymazlığa bakar mısınız. Ortalık ‘fetö borsası, mallara çökmek’ vs. iddiaları ile çalkalanıyor. Bir sürü iddia ve ifşa var. Bizim gibi bir aileye bile teklif sunabiliyorlar. Biz 5 senedir mücadele ediyoruz. Vatandaşların tekliflerine bak… Mallarımızın yüzde 50’sine çökerlerken aynı zamanda suç ortağı da yapacaklar. Buradan duyuruyorum ki, aile olarak meşru yoldan yürüyeceğiz. Gayrimeşru tekliflerle gelen olursa, savcılığa suç duyurusunda bulunacağız. Hukuk eninde sonunda kazanacak.”

İDDİALARA CEVAPLAR

Uğur Dumankaya, Sabah’ın üç gün üst üste yaptığı yayınlardaki iddialarına da Twitter hesabından cevap verdi. Dumankaya, “Ailem için ‘Cemaate şu kadar yardım yaptı’ deniliyor. Biz Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesine, Necmeddin Erbakan külliyesine de yardım yaptık. Biz Cemaat’in kurumlarına eğitime biraz da bizden katkı olsun diye yaparken diğer kurumlara da yaptık. Ama nedense sadece bir tarafa yaptığımız yardımlar dile getiriliyor. Suçumuz ne? Hayırseverlik. Evet. Hayırseverlik yaptık diye bu kadar sıkıntı çektik,” ifadelerini kullandı.

İddialardan biri de 15 Temmuz’da TÜRKSAT yayınlarını kesmeye çalışırken Aydın Yavuz’un Dumankaya Grubu’nun iştiraklerinden ZET Teknoloji firmasının kurucusu olduğuydu. Uğur Dumankaya bir dönem arkadaşı olan Yavuz ile 8 yıl önce irtibatı kestiklerini, bunun da resmi belgelerle sabit olduğunu yazdı: “A.Y.’yi liseden beri tanıyorum. 2011 yılında Zet teknoloji adında yüzde 50/50 ortak bir şirket kurduk. Akıllı evler ile ilgili bir şirket idi. İşler umduğumuz gibi gitmedi. Maalesef ayrıldık. Mahkemelik olduk. 2013 başında. Yıl kaç 2021. 8 senedir görmüyoruz birbirimizi. Peki darbe girişimi ne zaman oldu? 2016. Tekrar söylüyorum. 2013’ten beri görmediğim biriyle beni nasıl ilişkilendirirsiniz beni?”

Dumankaya şirketin serverlarındaki bazı bilgileri sildiklerine dair iddialara ise şöyle cevap verdi: “Biz de ERP sistemi var. Firmamız üst düzey teknolojik bir firmaydı ve bilgilerin bir kısmı da cloud’da saklanıyordu. Silemezsin. Neyi silmişiz de onlar geri getirilmiş? İğne ucu kadar bir delil koyun. Bu konuda mahkemedeki gizli tanık bile çelişkiye düştü ve hiçbir belge sunamadı. Ayrıca TMSF bilgi sistem ekibi hazırladığı raporda bu konudan hiç bahsedemedi. Çünkü öyle bir şey yok. Bir gizli tanığın delilsiz iddiaları ile ortaya çıkarılmış ve tarafımızdan mahkemede çürütülmüş deli saçması iddialar.”

Kendilerini darbeci ilan etmek için bu yayınların yapıldığını ifade eden Dumankaya “Birilerini çok rahatsız ettik. Hala Hukuk ve vatan diyoruz. Daha çok beklersiniz.” diye yazdı.

 

Gündem

Peker: Türkiye’de bürokrasi ve siyasetle iç içe bir narko yapı yaratılmaya çalışılıyor

Son paylaşımlarını güvenlik gerekçesiyle gazeteci Erk Acerer’in sosyal medyası üzerinden yapan organize suç örgütü lideri Sedat Peker, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’yu zora sokacak açıklamalarda bulundu. Soylu’nun yüzlerce kilo eroinle yakalanan kişiyi emniyette müdür yaptığına dikkat çeken Peker, Türkiye’de bürokrasi ve siyasetle iç içe bir narko yapı oluşturulmaya çalışıldığını öne sürdü.

BOLD – Organize suç örgütü lideri Sedat Peker’in, Birleşik Arap Emirlikleri’nin izin vermemesi nedeniyle gazeteci Erk Acarer’in hesabından yeni iddialar paylaştı. Peker, gazeteci Acarer’in hesabından yaptığı paylaşımlarda; ’emniyet içindeki 500 bin TL’lik rüşvet’ ve ‘İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun oğlu Sadık Soylu’nun arkadaşından çıkan kokain’ iddialarını ortaya attı.

UYUŞTURUCUDAN HAPİS YATAN KİŞİ EMNİYETTE MÜDÜR YAPILDI

Peker ayrıca, AKP Genel Başkanvekili Binali Yıldırım’ın oğlu Erkam Yıldırım’ın kendisine yönelik ‘hakaret’ ve ‘iftira’ suçundan dava açmasına “boşuna beni tahrik ettin” diyerek iddialarını pekiştirdi. Peker, paylaşımlarında Mehmet Ağar’ın oğlu AKP Milletvekili Tolga Ağar’a ilişkin yeni bir iddiada bulundu. Ağar’ın, Anadolu Adliyesi’nde görevli Cumhuriyet Savcısı Burak Dağ’ın nikah şahidi olduğunu yazan Peker, Ağar’ın ayrıca Dağ’a Paramount Otel’de balayı yaptırdığını ifade etti. Peker, Foto Film Şube Müdürü Ekrem Eren Ermiş’in 2011 yılında yüzlerce kilo eroinle ilgili bir suç örgütüne yapılan operasyonda suç örgütüne yardım ettiği gerekçesiyle tutuklanıp, cezaevine girip, bir süre cezaevinde kaldıktan sonra serbest kalan kişi olduğunun altını çizdi. İşte Peker’in gazeteci Erk Acarer’in sosyal medyası üzerinden yaptığı açıklamalar:

 

 

Turkey Tribunal Mahkemesi kararını verdi: Türkiye insanlığa karşı suç işledi, sorumlular ağır cezalar alabilir

Okumaya devam et

Gündem

Hayrettin Karaman’dan tartışılacak bir fetva daha

17 25 Aralık sonrası “Yolsuzluk başka hırsızlık başkadır” fetvasıyla tepki çeken Yeni Şafak gazetesi yazarı ilahiyatçı Hayrettin Karaman’ın şimdi de iktidara zarar verecek haksızlık ve yanlışları söylemenin caiz olmadığı fetvasını WhatsApp grupları üzerinden yaydığı iddia edildi.

BOLD – Yeni Şafak gazetesi yazarı Hayrettin Karaman’ın WhatsApp grupları üzerinden “İktidara zarar verecekse haksızlık ve doğruları söylemek caiz değildir” dediği ileri sürüldü.

İKTİDARI UYARMAK YERİNE CEMAATİ UYARIYOR

Karar gazetesi yazarı Akif Beki, Hayrettin Karaman’ın muhafazakar camiada AKP ve AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a yönelik eleştirilere karşı WhatsApp grupları üzerinden “iktidara zarar verecekse doğruları söylemek caizdir diyemem” uyarısı paylaştığını ileri sürdü. Akif Beki, “Dünyaya adalet bize bulgur mu!” başlıklı yazısında, “Cumhurbaşkanı giderken söyledi, Amerika dönüşü bizzat ilgilenmek suretiyle marketlerdeki fahiş fiyat zulmünün üstüne üstüne gidecek. Bu, zulmün mağduru millet de dişini sıkıp adaletin bize getirilmesini bekliyor demek değil mi? Yönetenler beklentinin farkında, yardımcı medyaları da bunu biliyor ama önceliği dünyaya veriyorlar ne hikmetse, ülkelerinden başlamıyorlar. İlahiyatçı Hayrettin Karaman Hoca da ‘yolsuzluk, yoksulluk ve yasaklarla mücadele edip adaleti tesise önce bizden başlasanız’ diye iktidarı uyarmak yerine cemaati uyarıyor” diye yazdı.

KARAMAN: İKTİDARA ZARAR VERECEKSE DOĞRULARI SÖYLEMEK CAİZDİR DİYEMEM

Beki yazısının devamında şunları kaydetti: “Cemaate hayrı zaten yok da… Böyle savunmak iktidara da iyilik değil, yanlışta ısrara teşvik ediyor. Tersini yapsa belki iktidar yanlışlarını düzeltecek, homurdanmayı ve şikayeti kesmesi için cemaati uyarmasına da gerek kalmayacak. Herkes kazanacak. Din de haksızlığa alet edilmeyecek. Fakat Hoca, şu tarz uyarılarını kah Yeni Şafak kah WhatsApp gruplarından sürdürüyor: “Bu iktidardan pek çok beklentiniz gerçekleşti, camiayı hayretle izliyorum, bak demedi demeyin, sonra Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olursunuz, iktidara zarar verecekse haksızlık ve yanlışlardan şikayetle doğruları söylemek caizdir diyemem.

ERDOĞAN CEVABINI DEFALARCA VERDİ

Yani dünyanın bizden karşılanacak bir adalet, ümmetin bir iyi liderlik beklentisi var ama muhafazakar dindar camianın böyle beklentileri olmasın mı! Müslümanlar haksızlığı, yolsuzluğu, adaletsizliği, kötü yönetimi bırakıp eldeki bulgurla yetinsin, işlerine mi baksınlar! Bu da dinin gereği ve ahlaki bir teklif öyle mi?

Siyasetçilerden seçmenin beklentisi, dünya işlerinin adaletle yönetilmesi değil de… Bu dünyada siyasetin haksızlıklarına sessiz kalıp fedakarlıklara katlanması karşılığında ahiretinin kurtarılması mıdır? Cevabını, Cumhurbaşkanı Erdoğan defalarca verdi oysa. “Siyaset yapıyoruz, tekkeye mürit aramıyoruz” da dedi…

“Adaletle yürüdüğümüz, halkın hizmetinde olduğumuz sürece bize destek verin. Yoksa sakın ha…Biz halkımızı, liderlerin kulları olarak görmüyoruz. Böyle bir şeyi de kabul etmiyoruz. Sadece fikrin, ilkenin peşinde olması lazım insanın. Futbol takımı tutar gibi siyasi parti tutamayız. Bu alışkanlıkları bir defa bırakmamız lazım” da dedi…

Hoca’ya daha ne desin! Dünyaya adalet, ümmete iyi liderlik layıkken bize bulgur mu düşecek, kısmetimize razı mı olalım yani?”

HIRSIZLIK YOLSUZLUK DEĞİLDİR

Karaman 21 Aralık 2014’te Yeni Şafak’ta yayımlanan yazısında, “Yolsuzluk başka hırsızlık başkadır” ifadesini kullanarak, “Yolsuzluk da ayıp, günah ve suç olduğu halde tarifi ve hükmü bakımından hırsızlık değildir, hukuki sonuçları ve cezası farklıdır. Siyasetçiler birbirine, aslında öyle olmadıkları halde “hırsız, hain, şerefsiz vb.” diyorlar, keşke demeseler; ama ağzından çıkan her sözün hesabını vereceğine iman eden dindarlar ancak, hüküm giymiş hırsıza hırsız ve hüküm giymiş yolsuza yolsuz demek durumundadırlar. Aksi halde yalan söylemiş ve iftira etmiş olurlar” demişti.

 

Erdoğan köprüleri attı, dolar 29 Eylül’e kilitlendi

Okumaya devam et

Gündem

Eski MİT’çi Altaylı’nın Erol Olçok ve Davutoğlu’na verdiği gizli belge deşifre oldu

Eski MİT’çi Enver Altaylı’nın telefonundaki ‘Rusya istihbaratına ait’ denilen belge yayınlandı. Devletin gizli kalması gereken belgesini yayınlamanın suç olduğunu belirten Altaylı, aynı belgeyi Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a en yakın isim Erol Olçok ve Başbakan Ahmet Davutoğlu’na verdiğini açıkladı.

BOLD – Gülen Hareketine yönelik yargılamalar çerçevesinde tutuklanan ve 42 yıl 6 aya kadar hapis cezası talebiyle yargılanan eski Milli İstihbarat Teşkilatı mensubu Enver Altaylı, telefonunda bulunan ve ‘Rusya’ya ait istihbarat belgesi’ olduğu belirtilen dosyaya ilişkin savunma yaptı.

Independent bahsedilen belgeyi yayınlayınca Türkiye Cumhuriyeti devletinin gizli belgesi dünya kamuoyunun önüne düştü. Independent Türkçe’de de yer alan habere göre Altaylı, savunmasında 2017 Ağustos’unda tutuklanmasına, devletin hassas kurumlarına sızmış Rus ajanları ve bazı Rusçu yazarların neden olduğunu söyledi.

RUS İSTİHBARAT TEŞKİLATINA AİT BELGE

Haberde, FSB Müdür Yardımcısı Sirotkin tarafından FSB Başkanı Brotnikov’a sunulduğu belirtilen ve Ankara 16. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın dosyasına giren rapor da yayınlandı. Altaylı’nın telefonundan çıkan Rusya Federasyonu İstihbarat Teşkilatı (FSB) Başkanı Alexander Bortnikov’a sunulmak üzere, FSB Müdür Yardımcısı General Sirotkin Gennadyeviç tarafından Türkiye’nin istikrarsızlaştırılması için hazırlandığı belirtilen bir rapor çıktı.

‘DEŞİFRE EDİLMESİ SUÇ’

Bu raporun iddia makamı tarafından dosyaya konularak deşifre edilmesinin suç olduğunu söyleyen Altaylı, mahkemeyi de uyardı: “Gizli tutulması Türkiye’nin güvenliği açısından, Türkiye-Rusya ilişkileri açısından şart olan bu belge iddia makamı tarafından dünyaya ilan ediliyor. Suç işliyor. Ruslar böylelikle, Türk devletinin elinde olan gizli bir bilgiden haberdar edilmiş olmaktadır. Yani beni casuslukla suçlayan iddia makamı, aslında devletin gizli bir bilgisini Ruslar ile paylaşmaktadır.”

‘EROL OLÇOK’A VERDİM’

Altaylı, Türkiye’nin 24 Kasım 2015’te hava sahasını ihlal eden Rusya Federasyonu Hava Kuvvetleri’ne ait SU-24 savaş uçağını düşürdükten sonra hazırlandığı belirtilen raporu, 15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminde şüpheli şekilde öldürülen Erol Olçok’a verdiğini ve onun aracılığıyla üst düzey devlet görevlilerine ulaştırılmasını sağladığını anlattı.

‘DAVUTOĞLU’NA ULAŞTIRILMASI İÇİN BİLGİN’E TESLİM ETTİ’

Altaylı savunmasında, Rusya’nın, Türkiye’ye karşı atacağı adımların yer aldığı raporu, dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu’na ulaştırması için Çankaya Köşkü’nde bir araya geldiği Başbakan Başdanışmanı Feridun Bilgin’e teslim ettiği bilgisini de verdi. Altaylı, bu belgeyi devlet görevlilerine teslim ettiği için kendisinin suçlanamayacağını, böyle bir yargılamanın ancak Rusya Federasyonu savcıları tarafından yapılabileceğini belirtti.

BİLGİN DOĞRULADI: RAPORU DAVUTOĞLU’NA TESLİM ETTİM

Independent Türkçe’ye konuşan Feridun Bilgin, Altaylı’yla bir araya geldiklerini ve FSB’nin üst düzey yöneticileri tarafından hazırlandığı ileri sürülen raporu aldığını ifade etti. Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun liderliğindeki Gelecek Partisi’nin Genel Başkan Yardımcılığı görevini yürüten Bilgin, “Raporu başbakana teslim ettim. İlgili kurumlar gereğini yapmıştır” ifadesini kullandı.

Biden’dan umduğunu bulamayan Erdoğan rotayı Putin’e çevirdi

Okumaya devam et

Popular

Shares