Bizimle iletişime geçiniz

Analiz

Aç olan ‘açım’ diye bağırmaz mı?

Ekonomik kriz nedeniyle intiharların arttığı son aylarda AKP’lilerin geçim sıkıntısı ile ilgili skandal açıklamalarına bir yenisi eklendi. AKP’li Yasin Aktay, “Açız maçız’ diyen insanların hiçbirisi aç değil. Aç olan açım diye bağırmaz” dedi. AKP’li Denizli Milletvekili Şahin Tin de daha önce evine kuru ekmek girenlerin aç olmadığını öne sürmüştü.  

BOLD ANALİZ – Birkaç kurumdan maaş alan AKP’lilerin sayısı giderek artarken, AKP halka kuru ekmeği çok görüyor. “Kuru ekmek eve giriyorsa o zaman aç değiller” diyen AKP’li Şahin Tin’in ardından AKP’li Yasin Aktay da aç olanın “açım” demeyeceğini öne sürdü.

“AÇIZ MAÇIZ DİYENLERİN HİÇBİRİSİ AÇ DEĞİL”

AKP’li Yasin Aktay’ın, ekonomik krizin her geçen gün daha da şiddetlendiği, halkın zorunlu gıda maddelerine ulaşmada sıkıntı yaşadığı günümüzde ekonomik sorunlar üzerine kullandığı ifadeler tepki çekti. “Aç olan ‘Açım’ diye bağırmaz” iddiasında bulunan Aktay, Aktay, “Ekonomi konusunda benim kendi kişisel paradigmam biraz daha manevi boyutla irtibatlıdır. Zannetmeyin öyle bugün ‘Açız maçız’ diyen insanların hiçbirisi aç değil. Zaten aç olan ‘Açım’ diye bağırmaz. ‘Açım’ diyenler genellikle bu işin sömürüsünü yapan insanlardır, politize etmeye çalışan insanlardır” dedi.

KURU EKMEK GİRİYORSA AÇ DEĞİLLER

Aktay gibi AKP Denizli Milletvekili Şahin Tin de evine kuru ekmek girenlerin de aç olmadığını öne sürmüştü. Ekonomik krizin etkilerini Meclis’te anlatan CHP Grup Başkanvekili Engin Altay’ın “Millet aç, midesine kuru ekmek dışında bir şey girmiyor” ifadelerine AKP’li Tin “O zaman aç değiller” diyerek karşılık vermişti. AKP’li Tin’in reddettiği bu diyalog tutanaklara şu şekilde girdi: “Engin Altay: Millet aç, millet perişan. Evet herkesin midesine bir şey giriyor, kuru ekmek giriyor. Şahin Tin: O zaman aç değiller demek.”

HALK PAZAR ARTIKLARINI TOPLUYOR

Pazardan alışveriş yapacak durumu kalmayan halk, artık evinin ihtiyaçlarını karşılamak için akşamları pazarın dağılmasını bekliyor. ANKA’nın haberleştirdiği bu durum, sosyal medyada da gündem oldu. Görüntülerde pazar atıkları arasından topladığı sebze ve meyveleri evlerine götüren insanlar yer alıyor. Görüntülerde insanların pazar tezgahları arasında çöpe atılmış çürük sebze ve meyveleri topladığı görülüyor.

EKMEK BULAMAYAN MAKARNAYA YÖNELDİ

Ekmeğin kilosu son aylarda yapılan zamlarla birlikte birçok şehirde 7.5 lirayı geçti. Halk artan ekmek fiyatları sonrası ekmek bulamadığı için makarnaya yöneldi. Bir kilo ekmeğin fiyatı 7.5 lira olmasına karşın halk bir kilo makarnayı 3.90 liraya alabiliyor. 5 veya 10 kiloluk paketli alımlarda bu rakam daha da aşağı düşüyor. Halkın makarnaya yöneldiği ile ilgili durum resmi rakamlara da yansıdı. Son yıllarda makarna tüketimi yüzde 25 artarken, kırmızı et tüketimi 30 azaldı.

HALK AÇIM DEMİYOR, İNTİHAR EDİYOR

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, 2002’den bu yana ülke genelinde toplam 4 bin 801 kişi geçim sıkıntısı yüzünden intihar etti. Aynı sebepten intihar edenlerin son 5 yıldaki sayısı da bin 370 kişiye ulaştı. 2018 Ağustos’ta yaşanan kur artışıyla derinleşen ekonomik kriz, sadece son 2 yılda 566 vatandaşı intihara sürükledi. Ülke genelinde ekonomik sebepler yüzünden yaşanan intiharların toplam intiharlar içindeki payı 2018’de yüzde 7.3 iken 2019’da yüzde 9.4’e yükseldi. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’ne göre sadece işyeri içinde ve/veya işe bağlı olarak intihar edenlerin sayısı 2020’nin ilk 8 ayında 54 kişi oldu.

 

Türkiye ucuz işçilikte Çin’i geride bıraktı: Şimdi rakip Bangladeş

Analiz

Saray’a bağlı yargıdan Adalet Bakanı Abdulhamit Gül de şikayetçi

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, “Yargıyı yargıya bırakacak bir hukuk kültürü oluşturmamız gerekiyor” dedi. Cumhuriyetin 100’üncü yılında yeni yüzyıla daha adil bir Türkiye, daha adil bir dünya anlamında önemli neticeleri hep birlikte gerçekleştireceklerini savundu.

BOLD ANALİZ – Bursa’da Adalet Bölge Değerlendirme Toplantısı’nda konuşan Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, “Yargıyı yargıya bırakacak bir hukuk kültürünü medyasıyla, siyasetiyle, akademi ve sivil toplum kuruluşlarıyla hep beraber oluşturmamız gerekiyor” dedi.

2023’E KADAR GERÇEKLEŞTİRMEK İSTİYORUZ

Bakan Gül, Bursa’da Adalet Bölge Değerlendirme Toplantısı’nda konuştu. İnsan Hakları Eylem Planı ile “özgür birey, güçlü toplum, daha demokratik bir Türkiye” hedeflerinin olduğunu belirten Gül, “Tüm bunları 2023’e kadar gerçekleştirme irademiz var. İnanıyoruz ki Cumhuriyetimizin 100’üncü yılında yeni yüzyıla daha adil bir Türkiye, daha adil bir dünya anlamında önemli neticeleri hep birlikte gerçekleştireceğiz” dedi.

YARGIYI YARGIYA BIRAKACAK BİR KÜLTÜR OLUŞTURMALIYIZ

Yargının ancak delille karar vereceğini belirten Bakan Gül, yargı mensuplarının hedefe konulmasını eleştirdi. Yargının işini yapması için yargıya bırakılması gerektiğini belirten Gül, “Yargısız infaza herkes için karşı çıktığımız gibi yargının da yargısız infazını asla kabul etmiyoruz. Yargıyı yargıya bırakacak bir hukuk kültürünü medyasıyla, siyasetiyle, akademi ve sivil toplum kuruluşlarıyla hep beraber oluşturmamız gerekmektedir”

HAKİM KARAR ALMADAN SARAY’I ARADI

Bakan Gül, yargının yargıya bırakılması gerektiğini belirtirken, yakın dönemde mahkemelerin karar almadan Saray’la görüştüğü de medyaya yansıdı. Gazeteci Müyesser Yıldız, 15 Temmuz yargılamaları sırasında açık unutulan mikrofondan iki üye hakimin geciken Mahkeme Başkanı için, “Başkan Cumhurbaşkanı danışmanıyla görüşüyor” ifadelerini kullandığını köşesine taşıdı. Ayrıca AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, yaptığı konuşmalarda başta Selahattin Demirtaş olmak üzere gazeteci Deniz Yücel, ABD uyruklu rahip Andrew Craig Brunson, iş insanı Osman Kavala’nın tutukluluklarının sürmesi için yargıya talimat vermişti. Erdoğan, yüksek yargı mensuplarıyla çay toplaması, Yargıtay başkanının Erdoğan’ın önünde düğmesiz cübbesini iliklemeye çalışması tepki çekmişti.

 

Öğretmen Mehmet Alp TEM’deki işkenceyi anlattı: Kafama silah dayayıp ‘yaşamak istiyorsan kabul edeceksin’ dediler

Okumaya devam et

Analiz

Erdoğan online zirveye çıkarma yaptı: Maliyeti 10 milyon lirayı geçecek

Online yapılacak BM Genel Kurulu için ABD’ye giden AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ı daha önce ABD’ye giden Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu karşıladı. Erdoğan’ın bu ziyareti için milletin cebinden milyonlarca lira çıkacak.

BOLD ANALİZ – AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’na katılmak için kalabalık bir heyetle ABD’ye gitti. Erdoğan’ı havalimanında Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu karşıladı.

KALABALIK BİR HEYETLE GİTTİ

Erdoğan, New York’taki BM 76. Genel Kurulu’na katılmak üzere “TC-TRK” uçağıyla ABD’ye gitti. Erdoğan’ı, John F. Kennedy Uluslararası Havalimanı’nda (JFK) Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Türkiye’nin Washington Büyükelçisi Hasan Murat Mercan ile diğer yetkililer karşıladı. Erdoğan’ın yanında eşi Emine Erdoğan, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Ticaret Bakanı Mehmet Muş, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, AKP Genel Başkanvekili Binali Yıldırım, iş insanları ve gazetecilerden oluşan kalabalık bir heyet bulunuyor.

LİDERLER ONLİNE OLARAK KATILACAK

Koronavirüs salgını nedeniyle zirve geçen yıl olduğu gibi bu yıl da online olarak yapılacak. Zirvenin online olarak yapılacak olması nedeniyle liderler ABD’ye çağrılmadı. Online zirveye Erdoğan’ın kalabalık heyetle gitmesi, “Erdoğan Amerika’ya var olan bir problemi çözmeye mi gidiyor?” algısına yol açtı. Bu nedenle yabancı yatırımcıların Türkiye’den çıkması nedeniyle dolar 6.40 lira seviyelerinden 6.70 seviyelerinin üzerine çıktı.

DAVETSİZ ZİYARETİN MİLLETE MALİYETİ 10 MİLYON LİRAYI GEÇECEK

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın davet edilmemesine karşın kalabalık bir heyetle ABD’ye yaptığı ziyaretin faturası 10 milyon lirayı bulacak. Sadece uçağın benzin ve iniş, kalkış, uçağın gecelemesi, bakımı, temizliği, merdiveni, kılavuzluk hizmeti gibi masraflarına yaklaşık 500 bin dolar ödenecek. Konaklayacakları süit oda, yeme içme, kiralık araç ve diğer harcamaları da millet karşılayacak. Bunların hepsinin maliyetinin 10 milyon lirayı geçmesi bekleniyor.

Türkiye’de işkencenin raporu açıklanıyor: Hukukçular ve hak savunucuları İsviçre’de toplandı

Okumaya devam et

Analiz

İşte böyle bir döneme denk geldik!

15 Temmuz sonrası AKP,  Gülen Hareketi mensupları başta olmak üzere birçok etnik ve siyasi gruba yönelik tarihte eşine az rastlanır bir soykırım politikası yürüttü. Devlet kurumlarının karıştığı işkence, tecavüz, adam kaçırma, çıplak arama gibi skandallar kayıtlara geçti. İşkenceler, tutuklananlar için cezaevinde de devam etti. Bir çok mahkumun sağlam girdiği cezaevlerinden cenazesi çıktı. Yaşanan binlerce hak ihlali ve hukuksuzluklardan, basına yansıyan birkaçı bile vicdan sahiplerini rahatsız ediyor. İş insanı Akın İpek’in “Bu dönemi tarif et deseniz” diye başlayan paylaşımı büyük beğeni topladı.

BOLD – 15 Temmuz sonrası Türkiye’de yürekleri burkan insan hakları ihlalleri ve hukuksuzluklar yaşandı. Darbe girişiminin yaşandığı 2016 ile 2020 arasında cumhuriyet savcılıkları, TCK’nın 314’ncü maddesinde yer alan silahlı terör örgütü üyeliği iddiasıyla 1 milyon 576 bin 566 soruşturma başlattığı ortaya çıktı.

ONBİNLERCE OPERASYON YÜZBİNLERCE GÖZALTI VE TUTUKLAMA

15 Temmuz’un 5. yıldönümünde konuşan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, sadece Gülen Hareketi mensuplarına yönelik 135 bin 916 operasyon gerçekleştirildiğini, 312 bin 121 gözaltı ile adli makamların kararıyla 99 bin 123 tutuklama yapıldığını açıkladı.

ÇIPLAK ARAMA REZALETİ

Gözaltına alınan ve tutuklanan Gülen Hareketi mensuplarına, polis merkezlerinde ve cezaevlerinde de insanlık dışı muamele devam etti. Uşak’ta gözaltına alınan üniversiteli kız öğrenciler polis merkezinde keyfi olarak çıplak aramaya maruz kaldı. AKP’li Özlem Zengin ise keyfi çıplak arama yapalar yerine bunu ifşa edenler öğrencileri ahlaksızlıkla suçladı.

PLASTİK SANDALYEDE ÖLÜM

KHK’lı polis Mustafa Kabakçıoğlu, tutuklu bulunduğu Gümüşhane Cezaevindeki 29 Ağustos 2020’de karantina hücresinde hayatını kaybetti. Kabakçıoğlu’nun plastik sandalye üzerinde hayatını kaybetti yapılan incelemenin ardından polis kayıtlarına girdi. Gazeteci Sevinç Özarslan, Kabakçıoğlu’nun yaşadığı sağlık sorunları nedeniyle cezaevi yönetimine defalarca dilekçe yazdığını, ancak sonuç alamadığını ortaya çıkardı.

CEZAEVİNDE BEBEĞİNİ KAYBEDEN KANSERLİ ANNE YENİDEN TUTUKLANDI

Üç ay kaldığı Bandırma M Tipi Cezaevinde 7 haftalık bebeğini kaybeden Gülden Aşık, 15 Eylül’de yeniden tutuklandı. Bir süredir tutuksuz yargılanan ve cezaevindeyken ilk biyopsisi yapılan üç çocuk annesi Aşık, iki yıldır tiroit kanseriyle mücadele ediyor.

HELİKOPTERDEN ATILAN KÖYLÜLER

Van’ın Çatak ilçesinde 11 Eylül 2020’de gözaltına alınan Osman Şiban ve Servet Turgut’un  helikopterden atıldıkları ortaya çıktı. Osman Şiban ağır yaralanırken Servet Turgut hayatını kaybetmişti.  Olay uzun süre kamuoyundan gizlenmeye  çalışılsa da hastane raporları basına sızdı. Haberi yapan Kürk gazeteciler de tutuklanırken, habere erişim engeli getirildi.

İçişleri Bakanı gözaltındayken helikopterden atılan 2 köylüyü, mahkeme kararı olmadan teröristlere yardım ve yataklık yapmakla suçladı.

20 AYDIR HÜCREDE

Yasalara aykırı olmasına rağmen 20 aydır hücrede tutulan Akif Sarı felç geçirdi. İzmir Kırıklar 2 Nolu F Tipi Cezaevinde tutuklu bulunan Sarı’nın yüz felci geçirdiği öğrenildi. Hücrede kaldığı için halüsinasyon gören Sarı, şu anda sağ gözünü açamıyor, dilinin sağ tarafını ve parmaklarını hissetmiyor.

SOSYAL MEDYADA ADALET ARIYOR

Gülen Hareketine yönelik yürütülen soruşturmalar kapsamında tutuklanan ve aldığı 9,4 yıllık hapis cezası Yargıtay tarafından onaylanan kanser hastası Ayşe Özdoğan’ın, yeniden hapse girmesi gündemde. Cezaevine girmesi halinde doktorların 5 yıl ömür biçtiği Özdoğan, ceza infazının ertelenmesi için sosyal medyadan çağrı üstüne çağrı yapıyor.

Troliçe olarak da anılan Hilal Kaplan, sesini duyurmaya çalışan kanser hastası Ayşe Özdoğan’ı, hedef aldı. Kaplan, Özdağan’a muhafazakar camiadan destek açıklamalarına öfkelendi. Kaplan, “Mazlum” derken FETÖ yöneticiliğinden hüküm giydiğini belirtmemişsiniz. Kamuoyuna çağrı yaparken belirtilmesi gereken önemli bir ‘detay’ değil mi bu?” diyerek nefret suçu işledi.

POLİS MERKEZİNDE TECAVÜZ BELGELENDİ

Afyon TEM’de işkence gören ve tecavüze uğrayan A.A’nın 12 Haziran 2017’de Anayasa Mahkemesine yaptığı bireysel başvuru geçenlerde karara bağlandı. A.A’nın insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamelelere maruz kaldığına hükmeden yüksek mahkeme, işkenceci polisler hakkında yeniden soruşturma açılmasını istedi.

SEBEPSİZ ALIKOYMA VE İŞKENCE

İstanbul Başakşehir’de 20 Ocak günü kaçırılan elektrik işçisi sol görüşlü Gökhan Güneş , kendilerini polis olarak tanıtan kişilerin 138 saat boyunca işkencesine maruz kaldı. Günler sonra gözleri bağlı bir şekilde sokak ortasında bırakılan Güneş’in işkence sonucu yüzündeki darp izleri ve morluklar, başından geçenleri anlattığı basın açıklamasında kameralara yansımıştı.

ZAMAN ADALETSİLİĞE SON VERME ZAMANI

Basına da yansıyan bu olaylar, yaşanan binlerce işkence ve hak ihlalinden sadece  birkaç örnek. Devletin vatandaşıyla kavga ettiği söyleyen DEVA Partili Mustafa Yeneroğlu, “Düşman hukuku anlayışı ile yüzbinlerce masum insanın hayatı mahvedildi. Zaman adaletsizliklere son verme zamanıdır” dedi.

DÖNEMİ TARİF ET DESELER…

İş İnsanı Akın İpek ise yaşanan hukuksuzlar ve soykırımı şöyle ifade etti: “Bu dönemi tarif et deseniz; Meriç de vefat eden bebeklere, işkence ve tecavüze uğrayan gençlere, hapiste ölmemek için çırpınan kadına; ‘Ama onlar fitocu’ derlerdi derim… Daha beteri; Korkuydu, konuşmaya korkardı insanlar derim. Hitler’le tanıştık, Goebbels’i tanıdık; Ramses’i uzaktan, Yezit’i yakından gördük… Çocukların, gençlerin canlı canlı gömüldüğüne, anaların ‘bir deli’ gibi şehrin sokaklarında dolaştıklarına şahit olduk derim. Hakikat, kızgın bir demir gibi, tutanın elini yakıyor, bir avuç, yiğit evladı yiğit ten başkası, yanına dahi yaklaşamıyordu derim.”

Uşak’ta çıplak aranan kız öğrencilere ceza: Bu bir siyasi intikam operasyonu

Okumaya devam et

Popular

Shares