Bizimle iletişime geçiniz

Analiz

Erdoğan’ın Kabil Havalimanı planı suya düştü: Türkiye ne yapacak?

Kabil Uluslararası Havalimanı’nın güvenliği ve işletmesine talip olan AKP iktidarının planları suya düştü. ABD ile müzakereler daha tamamlanmadan Taliban güçleri, Kabil’e girdi. Peki Türkiye bu durumda ne yapacak?

BOLD – AKP iktidarı, Haziran ayında gerçekleştirilen NATO Zirvesi öncesi Kabil Hamid Karzai Uluslararası Havalimanı’nın güvenliğini sağlama ve işletme önerisi ile bir anda gündem oldu.

ABD ile bozulan ilişkileri tamir etmek, S-400’ler ve PYD’ye destek gibi diğer anlaşmazlık alanlarında da mesafe kat edebilmek için AKP yönetimi, Kabil Havalimanı’nın güvenliğini üstlenmeye hazır olduğunu NATO ve ABD’ye iletti.

Türkiye’nin bu görevi üstlenmek için öne sürdüğü şartlar dolayısıyla Haziran ayından beri ABD ile müzakereler yürütülüyordu.

Afganistan’da Taliban’ın hızla ilerlemesi ve başkent Kabil’i tehdit etmesi durumunda denize kıyısı olmayan ülkenin dış dünyaya açılan tek kapısı konumundaki Kabil Hamid Karzai Uluslararası Havalimanı’nın açık tutulması ülkedeki diplomatik misyonlar, uluslararası yardım kuruluşu çalışanları ve yabancılar için hayatı konumda olacaktı.

ABD istihbaratının geçen yıl hazırladığı raporlara göre Afgan Ordusu, Taliban’a karşı bir yıl dayanabilirdi. Ancak Afganistan’da yaşanan sürpriz, bütün dünyayı hayretler içinde bıraktı.

ABD ve NATO askerlerinin çekilmeye başladığı Mayıs ayında kırsaldaki ilçelere saldırı başlatan Taliban, Ağustos ayından itibaren vilayet merkezlerine saldırmaya başladı.

6 Ağustos’ta Nimruz vilayetinin merkezi Zaranc’ı alan Taliban, saldırılarının 10. gününde başkent Kabil’e girdi.

MÜZAKERELER TAMAMLANMADAN TALİBAN KABİL’E GİRDİ

Kabil Hamid Karzai Uluslararası Havalimanı’nın güvenliği konusundaki müzakereler ABD ile Türkiye arasında 3 aydır sürüyordu. Bu dönemde ABD’den gelen teknik bir heyet Milli Savunma Bakanlığı’nda toplantılar da gerçekleştirdi.

Ancak AKP yönetiminin yoğun talepleri nedeniyle müzakerelerde nihai bir sonuca varılmadan Kabil düştü.

Kabil’deki ABD ve Almanya büyükelçiliği dahil batılı ülkeler diplomatik misyonlarına kilit vurup bayraklarını indirerek diplomatlarını Kabil Uluslararası Havalimanı’na taşıdılar.

Danimarka ve Norveç ise büyükelçiliklerini tümüyle kapatacaklarını, personellerini tahliye edeceklerini açıkladılar.

Sadece Türkiye ve Rusya, Kabil’deki elçiliklerini açık tutmaya devam edeceklerini açıkladı.

TÜRKİYE NASIL BİR YOL İZLEYECEK?

Taliban’ın Kabil’i ele geçirmesiyle birlikte Türkiye’nin Kabil Hamid Karzai Uluslararası Havalimanı’nda üstleneceği güvenliği sağlama göreviyle ilgili de soru işaretleri oluştu.

Bir anlamda bu görevin varlık sebebi ortadan kalkmış oldu. Çünkü görevle hedeflenen Taliban’ın Kabil’e saldırısı durumunda başkentin dış dünyayla bağlantısını sağlamaktı.

Bu noktadan sonra Kabil konusunda karar verecek olan Afgan hükumeti ve ABD değil, Taliban olacak.

BBC Türkçe’ye bilgi veren bir Türk güvenlik yetkilisi de son gelişmeler ışığında, artık Türkiye’nin Kabil Havalimanı’nda güvenliği üstlenme planının, Taliban’a rağmen yapılmasının mümkün olmadığını söyledi.

EGEMENLİK VE İÇ İŞLERİNE KARIŞMAMA VURGUSU

Kabil’i kontrolü altına alan Taliban’dan yapılan ilk açıklamalar örgütün Türkiye’nin Kabil Havalimanı’nı işletme teklifine pek sıcak bakacağını göstermiyor.

Taliban’ın politbüro sözcüsü Muhammed Naim, El Cezire televizyonuna yaptığı açıklamada, içişlerine karışmamaya yönelik karşılıklılık ilkesine dayalı bir uluslararası politika izleyeceklerini belirtti.

Naim, “Başkalarının işlerine karışmayacağız ve kendi işlerimize müdahaleye de izin vermeyeceğiz.” dedi.

YABANCI GÜÇLERİN ÇEKİLMESİ ŞARTI

Taliban, düne kadar Türkiye’nin Kabil Havalimanı’nın güvenliğini sağlamasına sıcak bakmadığını her platformda ifade etmiş ve Türk askerlerine yabancı askeri güç gözüyle bakılacağını açıkça belirtmişti.

Kabil’i kontrolü altına alan Taliban aynı tavrını sürdürdü.

Reuters haber ajansına konuşan bir Taliban yöneticisi, yeni yönetim yapısı oluşturulmadan önce yabancı güçlerin ülkeyi terk etmesini beklediklerini kaydetti.

AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kabil misyonu için Taliban lideri ile görüşebileceğini ifade etmişti. İslamabad’a geçen hafta içerisinde bir ziyaret gerçekleştiren Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar da örgüt üzerinde büyük etkisi olan Pakistan’la görüşmüştü.

Pakistan’ın Türkiye ile Taliban arasında üst düzey yüzyüze görüşmeler gerçekleştirilmesi için çalışmalar başlattığı ifade ediliyor. Ancak Pakistan’ın başlattığı girişimler dışında Türkiye’nin Katar’da Taliban ile doğrudan bazı görüşmeler yürüttüğü anlaşılıyor.

Ankara’daki üst düzey diplomatik kaynaklar, Katar’ın başkenti Doha’da Afgan hükumeti ile görüşmeler yürüten Taliban heyetinin daha Kabil düşmeden Türkiye’ye “Ülkede büyükelçiliğinizi koruma görevi dışında asker bulundurmaya devam ederseniz, işgal gücü sayarız” dediğini kaydetti. Yani Taliban, sadece basın önünde değil doğrudan görüşmelerde de tavrını net olarak Türkiye’ye iletmiş.

ANKARA HALA UMUTLU

BBC Türkçe’ye değerlendirmelerde bulunan üst düzey bir Türk güvenlik yetkilisine göre “Taliban’ın birçok ülkeyle doğrudan temas kurmuş olması, uluslararası sisteme entegre olma çabası ve izole olmamak için attığı adımlar göz önünde bulundurulduğunda, Türkiye ile uzlaşması hâlâ olası. Yani Taliban’la görüşerek Kabil Havalimanı’na görev alma ihtimali yüksek.”

Aynı yetkiliye göre ABD’nin ve Avrupa ülkelerinin büyükelçiliklerini tamamen kapatmamış olması, Rusya’nın da diplomatik temsilciğinin açık kalacağını açıklaması, Kabil Havalimanı’na duyulan ihtiyacın devam ettiğini gösteriyor.

İngiliz Savunma Bakanı Ben Wallace’ın, “Afganistan’da hükümette kim olursa olsun, belirli uluslararası normları karşılıyorsa, İngiltere o hükümetle çalışacaktır” açıklamasını hatırlatan yetkiliye göre, Taliban’la bu ülkelerin temasının devam ettiği düşünüldüğünde, Ankara için “Taliban’la ipleri koparmak makul görünmüyor”:

“Kabil Havalimanı’nda planlanan görevin amacı Taliban’ın Kabil’i ele geçirmesini engellemek ya da Taliban’la savaşmak değil. İhtiyaç devam ettiği sürece uluslararası hava güvenliğini sağlamak. Taliban ülkede sağlık, ekonomi, eğitim sistemlerini oturtması, ticaret yapması için havayoluna ihtiyaç duyacak. Diğer ülkelerin oradaki varlığına da ihtiyaç duyacak. Böyle bir durumda, Taliban’la görüşmelerin gidişatına bağlı olarak havalimanını koruma görevini üstlenebiliriz.

“Ama Taliban’ın havalimanını ben kontrol edeceğim, burada hiçbir ülkeye ihtiyacım yok demesi halinde, tüm diğer ülkelerin büyükelçiliklerini kapatıp gitmesi halinde, zaten kullanılmayacak bir havalimanını Taliban’a rağmen neden koruyalım?”

Kabil, Taliban ve kaos: Büyük kaçıştan trajik manzaralar

Analiz

İktidara gelseler ne değişecek? İşkence çığlıklarına AKP sessiz muhalefetse sağır

Ankara TEM şubede işlenen insanlık suçuna işkencenin sorumlusu AKP’den daha duyarsız kalan muhalefet, geleceğe yönelik umutları da baltalıyor. Özellikle CHP’li Eren Erdem’in son günlerde viral olan 2016 yılına ait KHK’larla ilgili konuşması iktidar değiştiğinde fazla bir şeyin değişmeyeceğini gösteriyor.

BOLD – Avukat Ömer Turanlı’nın gündeme getirdiği Ankara Emniyeti Terörle Mücadele (TEM) Şubesindeki işkence iddiaları bir süredir konuşuluyor.

İddialar vahim. İşkence ile itirafçı yapılan O.C adlı kişiden alınan 300 kişiden bazıları TEM şubeye getirilerek işkenceden geçirtildi.

İşkenceciler arasından Meclis’te milletvekilini yüzlerce gazetecinin önünde tartaklayarak gözaltına alan polisin de olduğu belirtiliyor.

MUHALİF BARO İŞKENCE RAPORUNU AÇIKLAYAMIYOR

Bazı mağdur yakınları da işkencenin daha gözaltı yapılırken evlerinde başladığını anlattı.

İddiaların peşine düşen insan hakları savunucusu Salih Gergerlioğlu, mağdur avukatlarından iddiaların doğru olduğunu öğrendi.

HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu da işkenceyi raporlaştıran muhalif tarafıyla tanınan Ankara Barosu’nun raporu açıklamaya çekindiğini söyledi.

MUHALEFET İKTİDARA GELİRSE NE OLACAK

Kanıtlanan işkence basında çok az yer alırken, muhalefet ise sessizliğini korudu.

Vatandaş sosyal medyada ‘Evrensel Hukuka Uyun’ çağrısı yaparken, işkence iddialarını görmezden gelen iktidar ve muhalefetin balıkçı kavgasına düşmesi geleceğe yönelik umutları da azaltıyor.

Bir sosyal medya kullanıcısı şu soruyu sordu: “Bir ülkede işkence iddiaları varsa ve muhalif kimlikli bir baro bile buna dair bir raporu açıklayamayacak durumdaysa bunun sorumlusu iktidar değildir. Yarın bu muhalif zihniyet iktidara gelirse mesela, o zaman ne olacak?”

KHK’LARA MUHALEFETTEN DESTEK

Sosyal medyada son günlerde bir video çok konuşuldu. 2016 yılına ait videoda CHP’li Eren Erdem KHK’lar konusunda AKP hükumetine tam destek vereceklerini söylüyor.

KHK’lılar arasında da tartışmaya neden olan videoda Erdem ayrıca, “15 Temmuz sonrası tüm süreci hükümetle beraber yürütüyoruz. Kesinlikle bu cadı avı değil. Yurt dışında bu böyle anlatılmalı” diye konuştu.

Erdoğan yalana doymuyor: Bari bizi katma!

Okumaya devam et

Analiz

JP Morgan, kur sistemiyle ilgili uyardı: Enflasyonu artıracak, Hazine’ye yük getirecek

Uluslararası Yatırım Bankası JP Morgan, Erdoğan’ın kurtuluş reçetesi olarak sunduğu kur korumalı TL mevduat sisteminin risklerine dikkat çekti. Sistemin enflasyonu arttıracağını, kur farkını ödeyecek Hazine’nin de büyük bir yük altına gireceği uyarısı yaptı. Doları 10 liraya kadar düşüren sistem bir ay geçmeden etkisini yitirdi. Kur 13,60 liraya yükseldi. Peki bundan sonra ne olacak?

BOLD ANALİZ – JP Morgan’ın son Türkiye raporunda geçen yılın sonunda yaşanan döviz krizi ele alındı. Rapora göre geçtiğimiz haftalarda Türkiye’de yerleşiklerin döviz talebinin normalleştiğine işaret edildi.

Bunun arkasında kur korumalı TL mevduat uygulaması ve mevduat faizlerindeki yüksek para getirisinin olduğuna vurgu yapıldı. Merkez Bankası’nın rezervlerinin de istikrar kazandığı vurgulandı.

MERKEZ BANKASI FAİZ İNDİRİRSE

Merkez Bankası’nın politika faizinde indirimlere gitmesi halinde kur korumalı TL mevduat sisteminin büyük hasar göreceğine işaret eden JP Morgan, enflasyonda yeni sürpriz yaşanması halinde de vatandaşların yeniden dolar ve Euro’ya yöneleceğinin altını çizdi. Banka, “Enflasyonda yükseliş olmazsa ve Merkez Bankası yeni indirimler yapmazsa, siyasette olmadık olaylar yaşanmazsa yurtiçi yerleşiklerin döviz talebinin istikrarlı seyretmesini bekleriz.” değerlendirmesi yaptı.

KUR KORUMALI TL MEVDUAT SİSTEMİNE NEGATİF BAKIYORUZ

Raporunda “Kur korumalı TL Mevduat Sistemi konusunda negatifiz” yazan JP Morgan, kur korumalı TL mevduat sisteminde karşılaşılabilecek krizleri sıraladı: “Çünkü maliyet ve enflasyon riski içiriyor. Kur korumalı TL mevduat uygulaması Hazine ve Maliye’nin sırtında bir risk. Enflasyonu arttırabilecek yeni bir faktör. Bu sisteme şirketlerin ne kadar ilgi göstereceği bilinmiyor.”

SİSTEM ÇÖKERSE BANKALARDA 1 DOLAR KALMAYACAK

Aralık ayında döviz krizi yaşanırken vatandaşların bankacılık sisteminden çektikleri dövizi yastık altına taşıdıklarına vurgu yapan JP Morgan, kur korumalı TL mevduat sisteminin tutmaması halinde yastık altına kaçışların hızlanacağı uyarısı yaptı. Uluslararası yatırım bankasının raporunun satır aralarındaki gerçek ise büyük krizin habercisi. Erdoğan’ın yeni ekonomi modeli olarak sunduğu sistemin çatırdaması halinde Cumhuriyet tarihindeki krizlerin hepsinden büyük mali çöküş yaşanacak. Hazine garantisinin bile dövizdeki artışı durduramadığını gören vatandaşlar bankalardaki paralarını çekecek. Türk Lirasını dövize yatırma iştahı iyice katlanacak. Halk 1 dolarını bile bankada tutmaktan vazgeçecek.

DAHA BÜYÜK KRİZLER KAPIDA

Bu durumda ise bankacılık krizi kaçınılmaz olacak. Fatura yine Türkiye’de yaşayan 84 milyon insana kesilecek. Türk tipi başkanlık sisteminin geldiği 2018 yılından bu yana değersiz para, yüksek enflasyon her gün gelen zamlarla karşı karşıya kalan halk, daha büyük krizlerle boğuşmak zorunda kalacak.

Bu kez Minik Serçe avladı: Erdoğan’ın çarklarına kimse yetişemiyor

Okumaya devam et

Analiz

Bu kez Minik Serçe avladı: Erdoğan’ın çarklarına kimse yetişemiyor

AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerinden yaptığı geri dönüşlere ünlü sanatçı Sezen Aksu’yu da ekledi. Cami kürsüsünden Sezen Aksu’yu hedef alarak ‘Dillerini kopartırız’ diyen Erdoğan, kamuoyunun tepkisi üzerine geri vitese attı. Erdoğan, daha önce de ‘One minute’, çözüm süreci ve Mavi Marmara açıklamalarından çark etmişti.

BOLD ANALİZ – Erdoğan, Minik Serçe lakabıyla ünlenen ünlü şarkıcı Sezen Aksu’yu hedef alan sözlerinden geri adım attı. AKP içinden gelen tepkiler sonrası Aksu’yu kastetmediğini söyleyen Erdoğan, NTV yayınında “Benim oradaki hitabımın muhatabı Sezen Aksu değildir. Aksu, Türk müziğinin önemli bir ismidir, insanımızın duygularına tercüman olmuş bir sanatçımızdır.” dedi.

Erdoğan’ın 2002 yılında iktidara geldiği günden bu yana yaptığı birbirini yalanlayan çok sayıda açıklaması bulunuyor. İsrail, Mavi Marmara, PKK ile yürütülen çözüm süreci, ABD ile Brunson tartışması, Rusya ile uçak krizi konularında yaptığı tarihi çarklar arşivlerde duruyor.

İşte Erdoğan’ın tarihi geri viteslerinden bazıları:

PKK İLE GÖRÜŞEN ŞEREFSİZDİR

23 Ağustos 2010 tarihinde “PKK ile görüşen şerefsizdir bunu herkes bilsin” diyen Erdoğan, Oslo görüşmelerinin sızması sonrası geri vites yaptı. 27 Eylül 2012 tarihinde “PKK ile görüşme talimatını ben verdim” dedi.

HDP İLE YAPILAN DOLMABAHÇE MUTABAKATI

PKK ile yürütülen Çözüm Süreci’nde bakanlarına Dolmabahçe görüşmesi talimatı veren Erdoğan, kamuoyunun tepkisi üzerine U dönüşü yaptı. HDP’li milletvekilleri ile AKP’li bakanların ortak mutabakat açıklamasının üzerinden 20 gün geçince Erdoğan, “Dolmabahçe mutabakatını doğru bulmuyorum” dedi.

MAVİ MARMARAYI BANA MI SORDUNUZ

Erdoğan, İsrail’e insani yardım götüren Mavi Marmara gemisinin İsrail askerleri tarafından baskına uğraması üzerine İsrail’e tepki gösterdi. Önce Mavi Marmara gemisi organizasyonunu düzenleyenlere sahip çıkan ve “Otorite biziz ve bizden izin aldılar” diyen Erdoğan, İsrail ile yakınlaşmak için geri U dönüşü yaptı. “O gemiyi götürürken bana mı sordunuz?” açıklamasıyla önceki sözlerini yalanlayan Erdoğan, Mavi Marmara mağdurlarının açtığı davaları kapattı.

RUS UÇAĞINI DÜŞÜRDÜK

27 Ekim 2015 tarihindeki mitingde Suriye’de düşürülen Rus savaş uçağının sınır ihlali yaptığı için düşürüldüğünü söyledi. Aradan bir yıl geçmeden Rusya Devlet Başkanı Putin’in ayağına giderek özür diledi.

BU FAKİR BRUNSON’U VERMEZ

“Kusura bakma bu fakir görevde olduğu sürece Brunson’u alamazsın” diyen Erdoğan, ABD Başkanı Trump’un “Aptal olma” başlıklı mektubunun ardından geri adım attı. Erdoğan’ın talimatıyla Rahip Brunson serbest bırakılıp ABD’ye döndü.

DENİZ YÜCEL ÖZEL UÇAKLA GÖNDERİLDİ

Alman vatandaşı tutuklu gazeteci Deniz Yücel’i “Bu can bu bedende olduğu müddetçe vermeyeceğiz” açıklaması yapan Erdoğan, Almanya Başbakanı Merkel’in bastırmasıyla geri adım attı. Deniz Yücel tahliye edildi ve aynı gece özel uçakla Almanya’ya döndü.

IMF BİZDEN BORÇ İSTEDİ SONRA VAZGEÇTİ

“IMF bizden borç istedi” diyen Erdoğan, dünya basınının konuyu gündeme getirmesi üzerine “IMF bizden borç almaktan vazgeçti” açıklaması yaptı.

ERMENİ SOYKIRIMINI BİDEN’E SORACAĞIM

13 Haziran 2021 tarihinde ABD Başkanı Biden ile görüşmede ABD’nin 1915 olaylarını Ermeni soykırımı olarak tanıması meselesini gündeme getireceğini söyleyen Erdoğan, 1 gün sonra çark etti. Görüşme sonrası yapılan basın toplantısında “Hamdolsun Ermeni soykırımı meselesi gündeme gelmedi” dedi.

Erdoğan bir imzayla çetesine 6 milyar TL daha kazandırdı

Okumaya devam et

Popular

Shares