Connect with us

Analiz

Erdoğan’ın yakın müttefikleri Katar ve Pakistan, Afganistan konusunda Türkiye’yi safdışı bıraktı

AKP iktidarının en yakın müttefiklerinden Katar ve Pakistan’ın Türkiye’nin Kabil Havalimanı’nı işletmesi ve bu ülkede etkin olması planından rahatsız olduğu anlaşıldı. Ankara’nın Taliban üzerinde etkisi olan bu 2 ülkeyi, örgütü ikna etmek için devreye sokmak istediği ancak iki ülkenin AKP’nin altını oyan girişimleri olduğu ortaya çıktı.

BOLD ANALİZ – AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la yakın ilişkileri bulunan Şeyh Temim bin Hamed Al Sani ile Pakistan Başbakanı İmran Han’ın, Türkiye’nin Kabil Havalimanı’nın güvenliğini sağlama önerisinden rahatsız olduğu ortaya çıktı.

Ayrıca Pakistan, Türkiye’nin Afganistan’da artan etkisinden ve Katar da İstanbul’da bu yıl bahar aylarında düzenlemek istenilen Uluslararası Afganistan Konferansı dolayısıyla Türkiye’nin Afgan sorununun çözümü konusunda ön plana çıkmasında rahatsız olduğu öğrenildi.

Türkiye’nin Afganistan’da etkin olmasından rahatsız olan bir başka ülke de Rusya.

AKP, NİSAN AYINDA TALİBAN’LA İLETİŞİMİ ARTTIRMIŞ

ABD, 2018 yılından beri bazen açık bazen de gizli olarak Katar’ın başkenti Doha’da Taliban heyetiyle görüşmeler yürüttü. Görüşmeler 2019 yılında yoğunlaştı ve 29 Şubat 2020’de ABD ile Taliban bir barış anlaşması imzaladı. Anlaşma ile Afganistan’daki ABD birliklerinin çekilmesi bir takvime bağlandı.

Afgan hükumetini ABD’nin kuklası olarak gören Taliban, Kabil hükumeti ile bu dönemde görüşme masasına oturmadı.

Türkiye, Nisan ayında Birleşmiş Milletler ile işbirliği içerisinde İstanbul’da uluslararası bir Afgan Konferansı düzenlemek istemişti. Taliban’ın katılmayacağını açıklaması üzerine konferans 2 kez ertelenmiş, daha sonra da rafa kaldırılmıştı.

Afgan hükumeti ile Taliban’ı aynı masa etrafında buluşturmak isteyen AKP yönetimi, üstlendiği ev sahipliği rolü sebebiyle bu dönemde Taliban’la iletişimini artırdı.

Ancak 29 Şubat 2020’de imzalanan barış antlaşması ile ABD’nin hangi şart altında olursa olsun çekileceğinin belli olmasının ardından Taliban, Afgan hükümetiyle İstanbul’da masaya oturmak istemedi.

AKP, KATAR’DAKİ TALİBAN HEYETİYLE DOĞRUDAN GÖRÜŞMÜŞ

ABD ile bozulan ilişkileri tamir etmek, S-400’ler ve PYD’ye destek gibi diğer anlaşmazlık alanlarında da mesafe kat edebilmek için AKP yönetimi, Kabil Havalimanı’nın güvenliğini üstlenmeye hazır olduğunu Haziran ayı başında NATO ve ABD’ye iletti.

Türkiye’nin bu görevi üstlenmek için öne sürdüğü şartlar dolayısıyla Haziran ayından beri ABD ile müzakereler yürütülüyordu. 3 aydır yürütülen müzakerelerde nihai anlaşamaya varılmadan Taliban Kabil’e girdi.

AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kabil misyonu için Taliban lideri ile görüşebileceğini ifade etmişti. İslamabad’a geçen hafta içerisinde bir ziyaret gerçekleştiren Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar da örgütle iletişim halinde olan Pakistan yönetimiyle görüşmüştü. Akar’ın Pakistan’dan Türkiye ile Taliban arasında üst düzey yüz yüze görüşmeler gerçekleştirilmesine aracılık etmesini istediği belirtiliyor.

Ancak Türkiye’nin Katar’da bulunan Taliban heyetiyle doğrudan bazı görüşmeler yürüttüğü de ortaya çıktı.

TALİBAN’IN TÜRKİYE’NİN MİSYONUNA TAVRI GİDEREK SERTLEŞTİ

BBC Türkçe’ye konuşan Türk diplomatik kaynaklar, Taliban’ın Türkiye’nin Kabil Havalimanı misyonu konusunda ilk dönemde tavrının daha yumuşak olduğunu ancak giderek sertleştiğini ifade ettiler.

Taliban, basına verdiği demeçlerde ülkedeki bütün yabancı askerlerle birlikte Türk askerinin de Afganistan’dan ayrılması gerektiğini ifade etmişti. Taliban Kabil’e yaklaşırken, Katar’ın başkenti Doha’daki görüşmelerde de masada doğrudan Türkiye’ye “Ülkede büyükelçiliğinizi koruma görevi dışında asker bulundurmaya devam ederseniz, işgal gücü sayarız” mesajını iletti.

Türk diplomatik kaynaklar, bu sertleşmenin ardında Türkiye’nin Kabil’de görev almasını istemeyen ve Taliban üzerinde etkili olan dış ülkelerin payı olduğunu düşünüyor.

RUSYA, TÜRKİYE’NİN KABİL MİSYONUNA KARŞI

AKP yönetimine göre Rusya, Türkiye’nin Kabil misyonuna karşı olanların başında geliyor.

Taliban, 2018’den beri dönem dönem Moskova’da Rus yetkililerle biraraya geldi ve temas hiçbir zaman kesilmedi. Hatta Rusya, Taliban’ın Kabil’i ele geçirmesinden sonra büyükelçiliğini kapatmayacağını açıkladı.

BBC’ye konuşan Türk güvenlik yetkilileri de Taliban’ın Rusya ile üst düzey iletişim kurabilmek için Türkiye’ye yönelik sert açıklamalar yapmış olabileceğini ifade ediyor.

KATAR, İSTANBUL’DAKİ AFGAN KONFERANSINDAN RAHATSIZ OLMUŞ

AKP yönetimi, Taliban üzerinde belli bir etkisi olan Pakistan ve Katar’ın da bu süreçte Türkiye’nin altını oyduğunu düşünüyor.

Dışişleri kaynakları, İstanbul’daki konferans planlanırken Katar’ın bundan rahatsız olduğunu ifade ediyor. Türk dışişlerine göre, kendi ülkelerinde görüşmelerin devam edebileceğini belirten Katar, Taliban’ı da bu şekilde yönlendirmiş olabilir.

İstanbul görüşmelerine katılmayarak haftalar sonra tamamen iptal edilmesine yol açan Taliban, Temmuz ayında Afgan hükümetiyle Doha’da masaya oturmuştu.

KATAR, DÜZENLEYECEĞİ ALTERNATİF KONFERANSA TÜRKİYE’Yİ DAVET ETMEDİ

Ardından Doha, Ağustos ayının başında Afganistan için alternatif uluslararası bir toplantıya ev sahipliğini yapacağını açıkladı. Afganistan’ın altı sınır komşusu (İran, Pakistan, Türkmenistan, Özbekistan, Tacikistan, Çin) ile ABD, Rusya, Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği’nden de temsilcilerin çağrıldığı toplantıya Türkiye davet edilmedi. Bu da Ankara’da tepkiyle karşılandı. Tepkinin iletilmesine rağmen Doha, Ankara’yı katılımcılar arasına eklemedi.

PAKİSTAN DA İSTEKSİZ DAVRANDI

Pakistan da Ankara’nın bu süreçte Taliban’la iletişimi ve üzerinde etkisi hesaba katılarak en çok destek beklenen ülkelerden biriydi. Ancak o da Türkiye’nin ABD’nin çekilmesi sonrasında Kabil Havalimanı’nda böyle kritik bir görevi üstlenmesine destek olmak konusunda istekli davranmadı.

Erdoğan’ın Kabil Havalimanı planı suya düştü: Türkiye ne yapacak?

Analiz

Böyle giderse herkes “Dombra” dinleyecek

İktidar yanlısı stk ve bazı siyasi partilerin hedef gösterdiği sanatçıların konserleri bir bir iptal ediliyor. AKP’li belediyelerin peş peşe iptallerinin ardından konu Meclis’e taşınırken, hedefin sanatçılar değil yaşam tarzı olduğu konusunda uyarılar geliyor.

BOLD – Sırasıyla Kürt sanatçı Aynur Doğan, Metin-Kemal Kahraman, Niyazi Koyuncu ve Apolas Lermi konserleri “değerleri paylaşmadığı” veya “sakıncalı” görülmesi bahaneleri ile AKP belediyeler tarafından iptal edildi.

HDP Milletvekili Oya Ersoy sanatçıların konserlerinin iptal edilmesini Meclis gündemine taşıdı. Ersoy, cevaplaması istemiyle Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’a “Belediyelerinin konserleri iptal etmeleri konusunda talimatınız oldu mu?” diye sordu

Bugün de bazı parti ve stk’ların hedef göstermesi üzerine Uluslararası Isparta Gül Festivali kapsamında sahne alacak olan şarkıcı Melek Mosso’nun 3 Haziran’daki konseri iptal edildi.

AHLAKSIZLIĞI ÖZENDİRİYOR

İptal öncesi Yeniden Refah Partisi İl Başkanı Mehmet Kaya, konsere tepki göstererek, “Asım’ın neslini böyle mi yetiştireceksiniz?” ifadelerini kullandı.

Milli Gençlik Vakfı ve Anadolu Gençlik Derneği tarafından ortak yapılan yazılı açıklamada ise Mosso “Ahlaksızlığı özendiriyor” denilerek konserin iptal edilmesi çağrısı yapıldı. Açıklamada “Bu ve benzeri şarkıcıların Isparta’mız da yeri yoktur” denildi.

HEDEF YAŞAM TARZLARI

Sadece muhalif sanatçıların konserlerinin iptal edilmesi tepkileri de beraberinde getirdi.

Bazı milletvekilleri hedefin birkaç sanatçıdan ziyade “yaşam tarzı” olduğunu düşünüyor.

Birlikte mücadele çağrısı yapan TİP Milletvekili Barış Atay, “Sanatın herhangi bir disipliniyle uğraşan herkese sesleniyoruz. Bugün bu yasaklara hep beraber ses çıkarmazsak, hiçbirimiz bundan kaçamayacağız! Bu saldırıları bir kaç kişiye özel sanmayın. İktidarın ve yardakçılarının bu saldırıları; sanatadır, yaşam biçiminedir.

SANATÇI BULAMAYACAĞIZ

Sanatçı Ozan Çoban da “Onun konserini istemiyoruz bunun konseri olmasın diyenlere teslim olursak yarın konser verebilecek tek sanatçı bulamayacağız” diyerek uyardı.

Adalet can çekişiyor: Hukuk mizah malzemesi olmaktan öteye gidemiyor

Okumaya Devam Et

Analiz

Adalet can çekişiyor: Hukuk mizah malzemesi olmaktan öteye gidemiyor

Türkiye’nin geleceği üniversiteli gençler “beraber iftar yapmak” ve “aynı evde oturmak” suçlarıyla cezaevinde çürütülürken, mahkemede 100 kilo kokain kendisine yanlışlıkla geldiğini söyleyen baronlar serbest bırakılıyor. Adaletin can çekiştiği ülkede vatandaş kadar Adalet Bakanının da kafası karışık. AKP adaleti yine mizah dergisi Leman’ın kapağına konu oldu.

BOLD – Türkiye ekonomik krizle boğuşurken AKP iktidarı, kitleler halinde öğrencileri tutukluyor. Üniversite okumak için bir araya gelip ev tutan öğrencilerin tek suçu, aynı evde kalmak.

Dua eden, iftara katılan, Kuran ve hadis kitabı okuyan, komşusunun çocuğunun bisikletini tamir edeni örgüt üyeliğinden yargılayana AKP yargısı, “111 kilo kokaini bana yanlışlıkla yollamışlar” diyen yandaş holding patronunu ise serbest bırakıyor.

VATANDAŞIN KAFASI KARIŞIK

DHA’nın haberine göre, Bursa’da, 37 yaşındaki H.Ç. adlı kişi aldığı uyuşturucu madde, limon tuzu çıkınca dolandırıldığı gerekçesiyle, torbacıyı savcılığa şikayet etti.

Şikayet dilekçesinde 1,5 yıldır uyuşturucu kullandığını itiraf eden H.Ç., son 3 aydır ise kullanmadığını iddia etti.

Anlaştığı torbacı Ç.K.Y.’den metamfetamin aldığını, karşılığında da 200 TL’yi elden verdiğini belirten H.Ç., maddeyi kullandığında ise limon tuzu olduğunu anladığını söyleyip şikayetçi oldu.

ADALET BAKANI DA TARİF EDEMEDİ

Yargıtay 12 Mayıs’ta, CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’na 2012-2017 arasındaki bazı Twitter paylaşımları nedeniyle beş ayrı suçtan verilen dokuz yıl sekiz ay 20 gün hapis cezasının dört yıl 11 ay 20 günlük bölümünü onadı

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “kararı tanımıyoruz” çıkışını eleştiren Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, “Diyor ki, ‘Tweet attı, hayatı karardı.’ Tweet attı diye hakkında soruşturma başlatılan bir Allah’ın kulu var mı, bilmiyorum… Yok. O zaman sormak lazım ‘Yahu bu tweet attı da, tweet’in içinde ne yazıyor?’ Soruşturma onun üzerine açılıyor” şeklinde savunmuştu.

MİZAH MALZEMESİ

Bozdağ’ın, “Türkiye’de tweet attı diye hakkında soruşturma başlatılan bir kişi yok. Tweet’in içinde yazandan dolayı soruşturma açılıyor” ifadeleri, karikatür dergisi LeMan’a konu oldu.

Derginin kapağında, mahkeme önüne çıkarılan bir sanığa hakimin “Yaz kızım. Sanığın tweet atmaktan beraatine. Tweet’in içine yazdıklarından 2 yıl 4 ay hapsine” demesi yer aldı.

Erdoğan yargısı suç olmayan eylemleri cezalandırıyor: Hedefte neden öğrenciler var?

Okumaya Devam Et

Analiz

NATO vetosunun ardındaki iddia: Mesele terör mü Halkbank davası mı?

Tayyip Erdoğan’ın Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya üyeliğine karşı tavrının Rusya tehdidine yönelik seri önlemler almayı hedefleyen NATO içerisinde şimdilik bir çatlak meydana getirdiği görülüyor. Erdoğan’ın bu beklenmeyen çıkışı sonrası gözler haziran sonunda toplanacak NATO Liderler Zirvesi’ne çevrildi. Türkiye halihazırda söz konusu devletlerin başvurusunu veto edeceğini açıklayan tek üye ülke konumunda. Bunun Türkiye adına bir pazarlık kozuna döndüğüne dair genel kanı güçleniyor. Erdoğan istediklerini alabilecek mi? Bunu zaman gösterecek.

BOLD –  NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, 18 Mayıs 2022 tarihinde Finlandiya ve İsveç temsilcilerinin resmi başvurularını kabul ettikten sonra NATO üyelerinin çabuk karar almakta kararlı olduklarını ifade etti. İsveç ve Finlandiya’nın gelişmişlik endekslerinde üst sıralarda yer alması ve ordularının bir süredir NATO ile geliştirdiği ilişkiler hesaba katıldığında üyeliğe uygun olduğu düşünülüyor.

BALTIK DENİZİ NATO GÖLÜ OLACAK

Bununla birlikte bu devletlerin üyelik başvurularının kabul edilmesi halinde NATO’nun güvenlik kalkanında baltık bölgesindeki açık kapatılmış olacak, bu bölgede NATO etki alanı genişleyecek hatta Baltık Denizi bir bakıma “NATO gölü” olacak. Ayrıca pakta halihazırda 19 bin 250 personeli olan Fin ordusu ile 14 bin 600 personeli olan İsveç ordusu da dahil edilmiş olacak.

İSVEÇ ÜS KURDURMAYACAK

Rusya ise bu girişimi kendi güvenliğine yönelik bir tehdit olarak algılıyor fakat Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya üyelik kararlarına yönelik tepkisi farklılık arz ediyor. Basın toplantısında Finlandiya’nın üyelik başvurusuna yönelik bir soruyu yanıtlayan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova “Bütün parametreler temel alınarak bu karar her şeyden önce ordu tarafında alınacak” diyerek askeri bir karşılığının olabileceğini ima ederken, Dışişleri Bakanlığı İsveç’in başvurusuna yönelik tepkilerinin bu ülkeye yabancı askeri üsler ve silahların konuşlandırılmaması şartına bağlı olacağını açıkladı.

ERDOĞAN NE İSTİYOR?

Erdoğan, 19 Mayıs tarihinde gençlerle buluşmasında kendisine yöneltilen soruya verdiği cevapla veto kararının sebebini, söz konusu devletlerle yaşanan diplomatik sorunlarla ilişkilendirdi. Cevabında bu iki devletin “terör yuvası” olduğunu, Türkiye’nin mücadele ettiği “terör örgütlerine maddi ve silah desteği sağladığını” ifade etti. Ayrıca bu devletlerin Kıbrıs sorunu ile ilgili Türkiye’nin tezini desteklemediklerini belirtti. Erdoğan, İsveç ve Finlandiya’nın Türkiye’ye göndereceği heyetleri kesin bir dille kabul etmeyeceğini belirtirken Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Türkiye’nin bu devletlerin üyeliğine kapıyı kapatmadığı ifade etti. Hem Erdoğan’ın hem de Kalın’ın beyanları, NATO ve söz konusu devletlerle yürütülmek istenen bir pazarlık girişimi olarak görülüyor. Peki Erdoğan’ın istekleri neler?

Bloomberg’de yer alan bir haberde bir Türk yetkililerin beyanlarına dayandırılarak talepler şu şekilde listelendi:

-Ankara, NATO üyeliği için herhangi bir yeni adayın, hem Türkiye içinde hem de Suriye ve Irak’ta sınırlarının ötesindeki terör endişelerini kabul etmesini istedi.
-Türkiye, İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya katılmasına izin verilmeden önce yalnızca terör örgütü PKK’yı değil, ona bağlı kuruluşları (YPG) ve yapılanmaları da kamuoyu önünde kınamasını ve terör örgütü olarak tanınmasını talep etti.
-Türkiye’nin YPG’yi sınırdan geri itmek için, 2019’da Suriye’ye girmesinin ardından İsveç ve Finlandiya’nın diğer bazı Avrupa Birliği üyeleriyle birlikte Türkiye’ye uyguladıkları silah ihracatı kısıtlamalarına son verilmesi istendi.
-Türkiye, Rusya’dan S-400 füze savunma sistemleri satın aldıktan sonra çıkarıldığı F-35 programına yeniden dahil olmayı talep etti.
-Yeni F-16 savaş uçaklarının ve modernizasyon kitlerinin verilmesi istendi.
-S-400’ler sebebiyle Türkiye’ye uygulanan yaptırımların kaldırılması talep edildi.

MESELE HALKBANK DAVASI MI?

Ayrıca basına yansıyan bilgilere göre Türkiye’nin aralarında Gülen Hareketi mensuplarının da olduğu 33 kişiyi terör örgütü üyesi olmak iddiasıyla söz konusu devletlerden istediği ortaya çıktı. Gazeteci Adem Yavuz Arslan ise sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı paylaşımda ABD’ye giden bir heyetin yakın zamanda başlaması beklenen Halkbank davasını engellemek üzere çalıştığını ifade ederken bu davanın da esas olarak Erdoğan’ın pazarlık masasında olduğunu belirtti.

İÇ POLİTİKAYA MALZEME YAPTI

Erdoğan’ın çıkışı Türkiye’de muhalefetin de tepkisini çekiyor. CHP Sözcüsü Faik Öztrak, “Bir dış politika konusunu oy devşirmek için iç politikaya malzeme etmeye başladı” dedi. Deva Partisi Genel Başkanı Ali Babacan ise Erdoğan’ın çıkışındaki tutarsızlığa değindi. Babacan “Madem İsveç ile Finlandiya’ya böyle davranıyorsunuz; PKK’yı terör örgütü kabul etmeyen, başkentinde PKK’nın bürosu olan bir ülke var: Rusya. Rusya’ya neden meydan okumuyorsunuz?” dedi.

TÜRKİYE İLE İYİ OLACAĞIZ

19 Mayıs tarihinde İsveç başbakanı Magdalena Andersson ve Finlandiya Cumhurbaşkanı Sauli Niinisto’yu Beyaz Saray’da ağırlayan ABD Başkanı Joe Biden’a “Türkiye’yi tekliflerini kabul etmeye ikna edebilir misiniz?” diye sorulduğunda ise “Türkiye’ye gitmiyorum ama sanırım iyi olacağız” dedi. Niinisto ise “NATO müttefiki olarak Türkiye’nin güvenlik endişelerinin giderilmesi konusunda mutabıkız. Terörü ciddiye alıyoruz ve her türünü kınıyoruz” dedi.

New York Times gazetesinde yayınlanan bir haberde NATO’nun başvuruları hızlandırılmış olarak işleme sokmasıyla ilgili ilk girişimi Türkiye’nin bloke ettiği ifade edildi. Planlanan takvime göre, İsveç ve Finlandiya’nın üyeliklerine yönelik teknik sürecin Haziran sonunda yapılacak NATO Liderler Zirvesi’ne kadar tamamlanması ve devamında liderler tarafından üyeliklerinin onaylanması bekleniyor. Ardından İsveç ve Finlandiya’nın katılımının üye ülkelerin parlamentolarında tek tek onaylanması da gerekecek. Türkiye bu sürecin her aşamasında veto hakkını kullanarak söz konusu devletlerin üyeliğine engel olabilir. Bunu biraz da Erdoğan’ın yürüttüğü pazarlık politikası belirleyecek.

Erdoğan’ın ördüğü korku duvarlarını yıkıyor

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar