Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

TCDD’ye Adnan Oktarcı müdür

TCDD’ye atanan Abdülkerim Murat Atik’in iktidarın hedefindeki Adnan Oktar’a yakın bir isim olduğu ortaya çıktı. Yeni genel müdürün Atik İnşaat isimli şirket, 1999 yılında Oktar Grubu’na yapılan operasyonda basıldı. O dönem Oktar’ın müridi olan Atik, firar ederek kurtuldu.

BOLD – Cumhuriyet gazetesi yazanı Barış Terkoğlu, “Kim çıkarıyor bu Resmi Gazete’yi yahu!” başlıklı yazısında Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları (TCDD) İşletmesine yapılan skandal atamaya dikkat çekti. Terkoğlu, TCDD Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Başkanı Ali İhsan Uygun’un görevden alınıp yerine Sun Group şirketinin yönetim kurulu başkanı olarak görev yapan Abdülkerim Murat Atik’in getirildiğini belirtti. Atik’in geçmişindeki Adnan Oktar ayrıntısına işaret etti.

Yeni genel müdürün Atik İnşaat isimli şirketi, 1999 yılında Oktar Grubu’na yapılan operasyonda polisin bastığı adreslerden biriydi. Atik, o dönem Oktar’ın müridi olması nedeniyle, yargının hedefi oldu. Firar etti ve kurtuldu.

Terkoğlu’nun yazısında şu ifadeler dikkat çekti:

“Hepimiz biraz nevrotiğiz” diyor Freud. Doğru, ama az ama çok, kaygılarımız ve güvensizliklerimiz var. Sakarlık yapıyorsak bilinçaltımız böyle istediğinden. “Aldatıldım” diyorsak belki de irademizin ve arzularımızın esiriyiz.

Tarih: 22 Temmuz 2017.

Hükümete yakın Yeni Şafak gazetesi FETÖ soruşturmalarında yaşanan olağandışılıkları eleştiren bir haber yaptı. “İhbar etti, ihraç edildi” başlığını taşıyordu. Haberde Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları’nda (TCDD) çalışan Kenan Ülkü’nün hikâyesi anlatılıyordu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Tanıdığınız FETÖ’cüleri ifşa edin. Savcılıklara bildirmeniz lazım. Bu, bir vatanseverlik borcudur” çağrısını emir kabul eden Ülkü, TCDD’deki FETÖ şüphelilerini ihbar etmişti.

Yeni Şafak, sonrasını şöyle haber verdi: “Ülkü’nün verdiği ihbar dilekçeleri üzerine TCDD Teftiş Kurulu Başkanlığı ve savcılıkça soruşturma başlatıldı. Savcılığın yürüttüğü soruşturma kapsamında şu ana kadar ihbar dilekçesindeki isimlerden 62’si çıkarılan kararnameler ile ihraç edildi. Diğer isimler hakkındaki soruşturmalar ise halen devam ediyor.”

Ancak Ülkü’ye göre, sıradan isimler ihraç edilirken daha yukarıdakiler korunuyordu. İhbarla yetinmedi. Muhtarlar toplantısına katılan babası aracılığıyla Erdoğan’a bir mektup ulaştırdı. O mektupta şunlar yazıyordu: “E- Devlet üzerinden zat-ı âlinize muhatap 22 Aralık 2016 tarihli Devlet Demiryolları’ndaki FETÖ yapılanması hakkında dilekçe yazdım. Bu dilekçe üzerine TCDD Teftiş Kurulu Başkanı Nuğman Yavuz beni odasına çağırdı. 167 FETÖ’cünün ihraç edildiğini ve ayrıca 260 FETÖ’cünün daha ihraç edileceğini ve listenin yayımlanmak üzere Ulaştırma Bakanlığı’na iletildiğini belirtti. Fakat listeye baktığımda demiryollarındaki üst düzey yönetim kademesindeki FETÖ’cülerin korunarak sizlere bilgi verilmediğini, zat-ı âlinizin başlattığı milli seferberlik emrine uymadıklarını gördüm.”

Gelgelelim haberin özü bu değil…

Ülkü’nün yaptığı ihbarlar istenmeyen yerlere dokununca, hakkında “iftira”dan soruşturma başlatılmış, ardından ihraç edilmişti.

Yeni Şafak’ın ima ettiği ama adını vermediği, Ülkü’nün onca ihraçtan sonra çarptığı sert kaya kimdi acaba?

O kişi TCDD Genel Müdürü Ali İhsan Uygun’dan başkası değil.

Önümde Cumhurbaşkanlığı’na iletilen dosya, savcılıkta açılan soruşturma evrakı, ihbarlar, mektuplar vs. duruyor.

Cumhurbaşkanlığı’ndan Ulaştırma Bakanlığı’na “soruşturun” diye gönderilen yazıda, Uygun’un 16 yıllık Bank Asya hesabında gün gün yer alan değişiklik görünüyor. Öte yandan FETÖ iltisakı nedeniyle kayyum atanan iki şirkete ortaklık, çocuklarını FETÖ okullarına göndermek, FETÖ iltisaklı isimleri işe almak, yurtdışı gezilerinde FETÖ kurumlarını ziyaret etmek gibi iddialar isim, tarih ve yer verilerek yer alıyor.

Kenan Ülkü’nün hikâyesi uzun. Ankara 4. İdare Mahkemesi görevine iade etti. Uğraşlarına devam edince tekrar işten atıldı. TCDD yöneticilerinin şikâyetiyle evi basıldı, FETÖ ihbarlarının kaynağı olduğu söylenen bilgisayarlarına el konuldu. Tutuklandı ve dört ay hapis yattı. Halen tutuksuz yargılanıyor.

Bitmedi…

Geçen cumartesi, Resmi Gazete’de yayımlanan kararla, kritik bir değişiklik oldu. Ali İhsan Uygun görevinden alındı. Yerine Sun Grup Yönetim Kurulu Başkanı Abdülkerim Murat Atik atandı.

Evet, dün medyada, Atik’in daha beş ay önce, TCDD ile ilk özel yolcu taşıma anlaşmasını imzaladığı hatırlatıldı. Önemli, TCDD ile iş yapan özel şirketin başındaki isim, TCDD’nin başına atanmıştı.

Ancak “Devlet nereye gidiyor?” denen uygulamada bir detay atlandı.

Ne mi?

Abdülkerim Murat Atik, bugün cezaevine atılan, hakkında bin yılın üstünde hüküm verilen Adnan Oktar Grubu’nun üyesiydi!

Gizli saklı değil…

1999 yılında, gruba yapılan operasyonda, polisin bastığı adreslerden biri, yeni genel müdürün Atik İnşaat isimli şirketiydi. Atik, o dönem Oktar’ın müridi olması nedeniyle, yargının hedefi oldu. Firar etti, kurtuldu.

Bu kadar değil…

2008 yılında sekiz çocuk ve kadının ifadeleri üzerine, Oktar Grubu hakkında bir cinsel istismar dosyası açıldı. O dosyada da Oktar Grubu üyeleri listesinde 40. sırada Atik’in adı yer alıyordu. Davada 18 numaralı sanıktı. Atik, o dosyada da firari oldu, kurtuldu.

Son açılan davada sanık değil, ama dosyadaki ifadelerde onun da grupla ilişkileri anlatılıyor. Mahkemeye gönderilen MASAK raporunda Adnan Oktar Grubu’yla para trafiği yer alıyor.

Daha da ilginci, duruşma tutanakları arasında ilginç bir ayrıntı daha var. Operasyonlarda Adnan Oktar Grubu’nda çeşitli silahlar bulunmuştu. Bir tanesi en son sanık Mustafa Işık’ta görülüyordu. İşte bu silahın eski sahibinin Abdülkerim Murat Atik olduğu, grup içinde devredildiği tutanaklarda yazıyor.

Sadece kendisi değil…

Atik’in şirketlerindeki ortaklarına bakıyorum. Onlar da Adnan Oktar Grubu’ndan isimler. Biri Hasan Basri Güner, firari. Diğeri İbrahim Saral Köprülü, o da firari.

İşin ilginci, ipin ucu çekildikçe TCDD ile Atik arasındaki bağın çok daha önce kurulduğu anlaşılıyor. Zira, TCDD’den İzmir Limanı işletme hakkını bir zamanlar alan şirket de Hasan Basri Güner’in. Elbette elde edilen gelirin önemli bir bölümü Adnan Oktar Grubu’na aktarılmış.

“Bu nasıl olur” diye kritik isimlere sordum…

Murat Atik’in kız kardeşi Ayşegül Esra Atik’in AKP’deki görevlerinden, vekil adaylığından bahsettiler. Murat Atik’in annesinin, Erdoğan ailesinden bazı isimlerle yakınlığını anlattılar.

İşin ilginci, atamanın ardından, Ankara’da da yeni genel müdürün Oktar bağlantıları konuşulmaya başlanmıştı. Abdülkerim Murat Atik’in bir zamanlar Adnan Oktar Grubu’nun finans bölümünde faaliyet gösterdiği, yönetici İbrahim Tuncer’e bağlı olduğu anlaşılmıştı.

Bugün Murat Atik, Oktarcılardan resmi olarak ayrılmış görünüyordu. Ancak organik ilişkisi devam ediyordu. Buna “kadife geçiş” diyorlardı. Nitekim, birçok eski grup üyesi, operasyonlardan sonra, Oktarcılardan şikâyetçi olurken Murat Atik olmamıştı. Hatta grup aleyhine hiç konuşmamıştı.

Kısacası…

TCDD’nin bir önceki genel müdürünün FETÖ ilişkisini yıllarca tartıştık. Hakkında soruşturma yapıldı. Kurum içinde dosyalar dolaştı. Yeni Şafak’ta bile haber oldu. Cumhurbaşkanı’na kadar şikâyetler gitti. Derken, “hızlı treni yetiştiremedi” diye eleştirilerek bir gün Resmi Gazete yazısıyla görevden alındı. Bu kez, Resmi Gazete yazısıyla yerine geldiğini öğrendiğimiz isim, yargılanan Adnan Oktar Grubu ile sapına kadar bağlantılı çıktı.

En küçük memuriyette güvenlik soruşturmaları yapılırken, ceza almasa dahi iltisak sebebiyle insanlar memuriyetten atılırken devletin tepesindeki hayatlar böyle. Bu durum, hem AKP’nin yaşadığı kadro sıkıntısını gösteriyor. Hem de Türkiye’nin artık dikiş tutmayan çifte standartlı düzenini. “Yönetemiyorlar” denilenin fotoğrafı çekilse, ancak bu kadar olurdu.

Bütün bunların sorumlusu kim mi?

Resmi Gazete’yi kim çıkarıyorsa herhalde o!

Keşke onu bulup masaya yatırsak. “Anlat” diyerek bilinçaltını sorgulasak. Belki de o gün kendisiyle yüzleştirecek, “Kandırılmıyorsun, aslında sen hep bunu istiyorsun” diyeceğiz.

Analiz

İktidara gelseler ne değişecek? İşkence çığlıklarına AKP sessiz muhalefetse sağır

Ankara TEM şubede işlenen insanlık suçuna işkencenin sorumlusu AKP’den daha duyarsız kalan muhalefet, geleceğe yönelik umutları da baltalıyor. Özellikle CHP’li Eren Erdem’in son günlerde viral olan 2016 yılına ait KHK’larla ilgili konuşması iktidar değiştiğinde fazla bir şeyin değişmeyeceğini gösteriyor.

BOLD – Avukat Ömer Turanlı’nın gündeme getirdiği Ankara Emniyeti Terörle Mücadele (TEM) Şubesindeki işkence iddiaları bir süredir konuşuluyor.

İddialar vahim. İşkence ile itirafçı yapılan O.C adlı kişiden alınan 300 kişiden bazıları TEM şubeye getirilerek işkenceden geçirtildi.

İşkenceciler arasından Meclis’te milletvekilini yüzlerce gazetecinin önünde tartaklayarak gözaltına alan polisin de olduğu belirtiliyor.

MUHALİF BARO İŞKENCE RAPORUNU AÇIKLAYAMIYOR

Bazı mağdur yakınları da işkencenin daha gözaltı yapılırken evlerinde başladığını anlattı.

İddiaların peşine düşen insan hakları savunucusu Salih Gergerlioğlu, mağdur avukatlarından iddiaların doğru olduğunu öğrendi.

HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu da işkenceyi raporlaştıran muhalif tarafıyla tanınan Ankara Barosu’nun raporu açıklamaya çekindiğini söyledi.

MUHALEFET İKTİDARA GELİRSE NE OLACAK

Kanıtlanan işkence basında çok az yer alırken, muhalefet ise sessizliğini korudu.

Vatandaş sosyal medyada ‘Evrensel Hukuka Uyun’ çağrısı yaparken, işkence iddialarını görmezden gelen iktidar ve muhalefetin balıkçı kavgasına düşmesi geleceğe yönelik umutları da azaltıyor.

Bir sosyal medya kullanıcısı şu soruyu sordu: “Bir ülkede işkence iddiaları varsa ve muhalif kimlikli bir baro bile buna dair bir raporu açıklayamayacak durumdaysa bunun sorumlusu iktidar değildir. Yarın bu muhalif zihniyet iktidara gelirse mesela, o zaman ne olacak?”

KHK’LARA MUHALEFETTEN DESTEK

Sosyal medyada son günlerde bir video çok konuşuldu. 2016 yılına ait videoda CHP’li Eren Erdem KHK’lar konusunda AKP hükumetine tam destek vereceklerini söylüyor.

KHK’lılar arasında da tartışmaya neden olan videoda Erdem ayrıca, “15 Temmuz sonrası tüm süreci hükümetle beraber yürütüyoruz. Kesinlikle bu cadı avı değil. Yurt dışında bu böyle anlatılmalı” diye konuştu.

Erdoğan yalana doymuyor: Bari bizi katma!

Okumaya devam et

Gündem

Kocasının ölüm haberini alan Ece Erken’in ilk sözleri

Beşiktaş eski yöneticisi ve sunucu Ece Erken’in eşi, ülkücü mafya lideri Alaattin Çakıcı’nın avukatı Şafak Mahmutyazıcıoğlu’nun silahlı saldırı sonucu öldürülmesiyle ilgili olarak 2 kişi gözaltına alındı, 4 şüpheli aranıyor. İstanbul Emniyet Müdürlüğü, Mahmutyazıcıoğlu’nun “alacak verecek meselesinde arabuluculuk yaptığı”nı belirtti. Eşi Ece Erken’in ise olay sonrası annesine ‘Ben onu çok seviyorum nasıl dayanacağım’ dediği öğrenildi.

BOLD- Avukat Şafak Mahmutyazıcıoğlu, gece İstabul Bakırköy’de bir restoranda silahlı saldırıya uğradı. Saldırı sonrası hastaneye kaldırılan Şafak Mahmutyazıcıoğlu yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Yeşilköy Mahallesi Cümbüş Sokak’ta bir balık restoranında bulunan Şafak Mahmutyazıcıoğlu’na saat 00.30 sıralarında kimliği belirsiz kişi ya da kişilerce silahlı saldırı düzenledi. Şafak Mahmutyazıcıoğlu ve yanında bulunan şoförü yaralandı. Ağır yaralanan Mahmutyazıcıoğlu hastaneye kaldırıldı ancak kurtarılamadı. Mahmutyazıcıoğlu’nun restoranın aynı zamanda ortağı olduğu belirtiliyor. Hayatını kaybeden 42 yaşındaki Şafak Mahmutyazıcıoğlu, sunucu Ece Erken ile evliydi.

“ŞİMDİ NASIL DAYANACAĞIM”

Bir TV programına katılan Ece Erken’in yakın arkadaşı Bircan Bali, Erken’in annesiyle konuştuğunu açıkladı. Ece Erken’e ulaşamadığını söyleyen Bali, açıklamasında şunları söyledi: “Ece’nin annesiyle konuştum. ‘Ben onu çok seviyorum nasıl dayanacağım’ demiş. Eymen’in odasında ağlayarak uyuyakalmış. ‘Nasıl yaşayacağım anne bilmiyorum’ demiş.”

“7 KURŞUNLA VURMUŞLAR”

Canlı yayında gözyaşlarına boğulan Bircan Bali “Kıymetli abim, vücuduna 7 kurşun isabet edecek şekilde vuruldu. Hastanede kan kaybından dolayı öldü. Ece’yle inanılmaz bir ilişkisi vardı. Önce şoföre sıkmışlar sonra Şafak abiye. Hastane olay yerine çok yakın. Saatlerdir Ece’den haber alamıyoruz. Gece hastaneye gitmiş. Hastanın öldüğünü duyduğu an onu göndermişler. O saatten itibaren Ece’ye kimse ulaşamıyor” şeklinde konuştu.

“SON SÖZÜ ‘BENİ KURTARIN’ OLDU”

Mahmutyazıcıoğlu’nun ölmeden önceki sözlerini de anlatan Bircan Bali, “Şafak abinin son sözü ‘Lütfen beni kurtarın’ olmuş” dedi.

FİKRET ORMAN SALDIRIDAN KURTULMUŞ

Eski Beşiktaş Başkanı Fikret Orman da, Şafak Mahmutyazıcıoğlu’nun hayatını kaybetmesiyle ilgili olarak açıklama yaptı. Skorer’den Serdar Sarıdağ’a konuşan Fikret Orman, “Kardeşimi kaybettim. Benim çok sevdiğim bir insandı. Kardeşim gibiydi. Hâlâ olayın şokundayım. Çok üzgünüm” dedi.

Orman ayrıca, “Ben dün saat 18:00’de yanına gittim, 20:00’de oradan ayrıldım. Öncesinde beni aradı, ABD’ye gitmeden önce ‘gel bir yemek yiyelim’ dedi. Ben de o yüzden gitmiştim. Kızım beklediği için yemekten erken ayrıldım. Sonra gece haberi duydum, inanamadım. Allah ailesine, sevdiklerine sabır versin. Tüm Beşiktaşlıların başı sağ olsun” diye konuştu.

EMNİYET: SALDIRIDA TEK SİLAH KULLANILDI

Bu arada Mahmutyazıcıoğlu’nun silahlı saldırı sonucu öldürülmesiyle ilgili olarak 2 kişi gözaltına alındı, 4 şüpheli aranıyor. İstanbul Emniyet Müdürlüğü, cinayetin tek bir silah kullanılarak işlendiğini, açıkladı.

Açıklamada, Mahmutyazıcıoğlu’nun “alacak verecek meselesinde arabuluculuk yaptığı” belirtildi.

Saldırıyla ilgili geniş çaplı soruşturma sürüyor.

KUZENİ: OLAYIN NEDENİNİ BİLMİYORUM

Mahmutyazıcıoğlu’nun cenazesini almaya gelen kuzeni Mehmet Akyüz ise gazetecilere yaptığı açıklamada, “Cenaze memlekete, Rize’ye götürülecek. Neden böyle bir olayın yaşandığını bilmiyorum” dedi.

BAHİS İŞİ İDDİASI

Olayla ilgili basında yer alan bir başka iddiaya göre ise; Mahmutyazıcıoğlu’nun karıştığı bir bahis işi nedeniyle böyle bir saldırı yaşandı. İddiaya göre, Bakırköy’de bir gözlük firmasıyla yasa dışı bahis işine girdiği öğrenilen Mahmutyazıcıoğlu’nun merkezi Kıbrıs’ta olan bahis ve alacak verecek yüzünden öldürüldüğü iddia edildi. Bu yasa dışı bahis işleri nedeniyle Mahmutyazıcıoğlu’nun tehdit edildiği de belirtiliyor.

ECE ERKEN, ‘ARTIK ÖLSEM DE GAM YEMEM’ DEMİŞ

Söylemezsem Olmaz programı sunucularından Seren Serengil ise canlı yayında yaptığı açıklamada “Şok içindeyiz şaşkınız, insanın sevdiğinden ayrılması çok zor. Kelimelerle ifade edemiyorum, zorlanıyorum. Hain bir saldırıyla hayattan koparılmasına çok üzgünüz. Alçakça, kendi mekanında kurşunlar üzerine boşaltıldı. Şafak kızlarıyla uyusun diye Ece başka odada yatardı. Dün konuştuğumuzda kızlarını Bodrum’a getirecekti. Evlendiği gün ‘artık ölsem de gam yemem’ demişti. Hiç kulağımdan gitmeyecek. Mekanı cennet olsun, ailesine ve çocuklarına, eşine sabır diliyorum” ifadelerini kullandı.

ŞAFAK MAHMUTYAZICIOĞLU KİMDİR?

Şafak Mahmutyazıcıoğlu, 1980 yılında Rize’de doğdu. İstanbul Kültür Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu. Kendi hukuk bürosu olan Mahmutyazıcıoğlu, birçok firmanın hukuk danışmanlığını yürüttü.

Mahmutyazıcıoğlu, Beşiktaş’ta Fikret Orman döneminde yaklaşık bir yıl hukuk işlerinden sorumlu yönetim kurulu üyesiydi. Türkiye’nin önde gelen bazı şirketlerininde hukuk danışmanı olan Mahmutyazıcıoğlu, Ece Erken ile geçen yıl evlenmişti.

Mahmutyazıcıoğlu iki çocuk babasıydı.

AMCAM ÇAKICI

Öte yandan Mahmutyazıcıoğlu’nun ülkücü mafya lideri Alaattin Çakıcı’nın avukatlığını da yaptığı belirtiliyor. İki ismin sosyal medya üzerinden paylaşılan fotoğrafları bulunuyor.

Mahmutyazıcıoğlu, Çakıcı’nın tahliyesinin sonrasında yaptığı paylaşımda, “Meslek hayatımdaki ilk müvekkilim, amcam Alaattin Çakıcı, cezaevinden çıktıktan sonra covid sebebiyle geciken ziyaretimi teknesinde gerçekleştirdim. Bundan sonra sağlık ve huzur senden eksik olmasın” ifadesini kullanmıştı.

Beşiktaş kulübü, saldırı sonrası başsağlığı mesajı yayımladı.

Okumaya devam et

Gündem

Anayasa Mahkemesi’den skandal karar

AİHM’in “etkili iç hukuk yolu olmadığı” yönünde karar verdiği Anayasa Mahkemesi, yine skandal bir karara imza attı. AKP eski il başkanı Kenan Yaşar’ın üye yapıldığı AYM, irtibat ve iltisakla ihraca onay verdi.

BOLD – Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Gazeteci Deniz Yücel kararında etkili bir iç hukuk yolu olmadığına karar verdiği Anayasa Mahkemesi (AYM) skandal bir karar imza atarak irtibat ve iltisakla ihraca onay verdi.

AYM, HUKUKSUZLUĞU, HUKUKA UYGUN BULDU

AYM’nin kararına sosyal medya hesabından tepki gösteren Hukukçu Dr. Gökhan Güneş, AYM’nin yine şaşırtmadığına dikkat çekerek, “AYM, 7086 sayılı yasa ile ilgili kararını açıkladı ve her zaman yaptığı gibi OHAL KHK’leriyle inşa edilen hukuksuz düzeni yine akladı! Zira AYM; “sosyal çevre bilgisi” ve “üyelerin zaman içinde oluşan kanaatleri” gibi kendisinin uydurup ete kemiğe büründürdüğü “irtibat” ve “iltisak”a dayalı ihraçları hukuka uygun buldu” dedi.

KHK İLE YAPILAN İHRAÇLARDA SORUN GÖRMEDİ

AYM’ye göre örgüt üyesi olmanın irtibat ve iltisaklı olmayı da gerektirdiğini ifade eden Güneş, “Dolayısıyla irtibatlı ve iltisaklı herkes aynı zamanda örgüt üyesi veya mensubudur. Ayrıca, daha önce TCK’nın 53. maddesinde belirtilen süreler geçse bile; milli savunmaya, devlet sırlarına ve kamu sağlığına karşı suçlar ile casusluk suçundan mahkûm olanların belli meslek ve görevleri sürekli olarak yapmalarını engelleyen 5728 sayılı Kanun’un 17 ayrı maddesini görseldeki gerekçeyle iptal eden kendisi değilmiş gibi KHK ekindeki listelerle bir daha kamu görevine girmemek üzere yapılan ihraçlarda sorun görmemiştir” dedi.

SİYASİ İRADEYE “İÇİNİZ RAHAT OLSUN” MESAJI VERİLDİ

“Verildiği günlerde çok konuşulan ve çok anlamlar yüklenen MGK ile ilgili kararını da unutmuş olacak ki, o konuda da bir iptal kararı vermemiştir” diyen Güneş, paylaşımını şöyle sürdürdü: “AYM bu kararla siyasi iradeye şu mesajı vermiştir; “ben, üyelik ve mensubiyet kısmını iptal ediyorum ama 6 ay önce verdiğim kararı bugün açıklayıp, 9 ay sonra yürürlüğe girmesini kararlaştırıyorum. İhraçları irtibat ve iltisak gerekçesiyle yaptığınız için rahat olun.”

AYM’NİN NAZİ MAHKEMELERİNDEN FARKI YOK

AYM ve Yargıtay kararlarını okuyunca, Nazi Rejimi’nin Halk Mahkemesi’nin başyargıcı R. Freisler’in göreve gelmesinden hemen sonra Hitler’e yazdığı bir mektupta söylediği “Führer’im; halk mahkemeleri bundan böyle bir karar verirken, o karara konu olan olayı siz değerlendiriyor olsaydınız, nasıl karar vereceğinize inanıyorsa, o yönde bir karar vermeye çalışacaktır” sözünün geldiğini belirten Güneş, “Benim nazarımda AYM ve Yargıtay’ın Hitler’in Halk Mahkemelerinden bir farkı yok” dedi.

HEPSİ AİHM’DEN DÖNECEK

Sorunun kaynağının AYM olduğuna dikkat çeken Güneş, paylaşımını şöyle sürdürdü: “Hep söylediğimiz gibi sorunun kaynağı çözüm olamaz. Bu hukuksuz düzenin ve iptal edemedikleri irtibat ve iltisak garabetinin mimarı AYM’dir. Bu hukuksuz kararları vermeye devam etse de, yapılan ihraçların ve hukuksuzca verilen cezaların hepsi AİHM’den ihlal olarak dönecektir!

HUKUK ÖNÜNDE HESAP VERECEKLER

15 Temmuz sonrası ister sivil ister asker olsun, darbe teşebbüsünden haberi olmayanlar BERAAT EDECEK, bu kişiler TÜM HAKLARINI VE İTİBARLARINI GERİ ALACAK ve verdikleri kararlarla insanların hayatını karartanlar da hukuk önünde HESAP VERECEKLERDİR. Hukuki mücadeleye devam!”

 

 

Aktivistlerden Ankara Barosu’na çağrı: İşkence insanlık suçudur, raporu açıklayın

Okumaya devam et

Popular

Shares