Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

“Eşim 5 yıldır içeride, ben kanserim, anneme de kanser teşhisi konuldu, ortada kaldık”

Kanserli haliyle hapse girmemek için Twitter’dan sesini duyurmaya çalışan Ayşe Özdoğan’ın annesi de kanser oldu. ÖFG TV’ye konuk olan Özdoğan, “Eşim 5 yıldır içeride, ben kanserim, bize bir annem bakıyordu, o da kanser oldu. Babam Alzheimer. Ortada kaldık.” dedi.

BOLD – Gülen Hareketi soruşturmaları kapsamında 9 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırılan ve cezası Yargıtay tarafından onaylanan 4. evre kanser hastası Ayşe Özdoğan, dün gece Hakların Demokratik Partisi (HDP) Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun Youtube kanalı ÖFG TV’ye konuk oldu.

İnfazın ertelenmesi için 3 aydır mücadele veren Ayşe Özdoğan, iki yıldır yaşadığı süreci Gergerlioğlu’na bir kez daha anlattı. “Ben anneyim, eşim, evladım, hastayım. Ben yaşamak istiyorum. Şu an kendimi 9 yıllık cezam değil de idam cezam onanmış gibi hissediyorum.” diyen Özdoğan, İstanbul Adli Tıp’tan gelecek rapora göre ya hapse girecek ya da infazı ertelenecek.

“ORTADA KALDIK”

14 Haziran’da cezası onaylanan Özdoğan, maruz kaldığı belirsizlik nedeniyle hastalığının daha da ilerlediğini söyledi. Tüm bunların üstüne önceki gün 75 yaşındaki annesi Fatmana Karakuzu’nun da yumurtalık kanseri olduğunu öğrenen Ayşe Özdoğan, “Eşim 5 yıldır içeride, ben kanserim, bize bir annem bakıyordu, o da kanser oldu. Babam Alzheimer. Ortada kaldık.” dedi.

Ayşe Özdoğan ve ailesine yaşatılanları kamuoyu vicdanının kabul etmediğini söyleyen Ömer Faruk Gergerlioğlu, başta Adalet Bakanlığı olmak üzere tüm yetkililere çağrıda bulundu. Gergerlioğlu, “Kamuoyuna, yetkililere, Adalet Bakanlığı’na, Ceza Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’ne, tüm yetkililere sesleniyorum buradan Ayşe Özdoğan’ın durumunu görüyorsunuz. Bu kadın cezaevine giremez.” diye konuştu.

NEDEN CEZA VERİLDİ?

Bankasya’da 300 TL para, dernek üyeliği, 4 tanık ifadesi, mesajlaşma programı Bylock ve Isparta’da kapatılan kız yurdunda SSK kaydının olması nedeniyle 9 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırılan Özdoğan’a iki yıl önce yüz bölgesinde görülen maksiler sinüs kanseri teşhisi konuldu.

Üç aydır Twitter hesabından sesini duyurmaya çalışan Ayşe Özdoğan’ın Gergerlioğlu’na yaptığı açıklamalar şöyle:

“HAKİMLE KONUŞURKEN AĞZIMDAKİ DİKİŞLER GÖRÜNÜYORDU”

“Eşim 2016 yılında ihraç oldu. Türkçe öğretmeniydi. Daha sonra 2019’da eşimle birlikte gözaltına alındık. Gözaltına alınırken çok sıkıntılar yaşadık. Eşim tutuklanırken 2019 Kasım’da tekrar mahkemem vardı ve mahkemede 2 hafta öncesinde benim kanser teşhisim oldu. Maksiller sinüs kanseri, ameliyat oldum. Ameliyattan sonra iki mahkemeye katıldım. Bütün kanser raporlarını, solunum, ameliyat raporlarını mahkemeye sundum. Hatta yeni ameliyattan çıktığım için dikişlerim bile görünüyordu hakimle konuşurken. Kendimi savunurken bayıldım, beni ayılttılar tekrar mahkemeye devam ettik. Derken ceza aldım ve tutuklandım. Tutuklandıktan sonra 15 gün cezaevinde kaldım. Cezaevine gitmeden 35 tane adli tutukluyla beraber aynı otobüsle cezaevine götürdüler. Cezaevine gittiğimde tanınmayacak haldeydim, ameliyat yerim şişmişti.

“GARDİYANLAR ŞOK OLDULAR”

İlk cezaevine girdiğim anda karşılayan gardiyanlar şok oldular. Dediler ki: ‘Siz yoğun bakımdan hasta mı kaçırdınız?’ diye tepki verdiler. Derken benim cezaevi sürecim başlamış oldu. 15 günlük süreçte koğuş arkadaşlarımın yardımıyla yaşadım. Koğuş arkadaşlarım “Biz 3 yıldır buradayız, bizim 3 yıldır yaşamadığımız şeyleri sen 15 günde yaşadın.” dediler. Çünkü çok zorlu bir 15 gündü benim için her yönden. Hastane, koğuş içinde yaşama, 3 kişinin yardımıyla yatıyorum.

Aralıkta girdim cezaevine kaloriferler yanmıyor, yerde yatıyorum, yemeğimi hazırlayamıyorum, çamaşırımı yıkayamıyorum. Eşim cezaevi müdürü ile konuştu. ‘Eşim kanser hastası, çamaşırlarını ben alsam, ben yıkasam.’ demiş. “Herkesin eşi kanser, bir şey olmaz.” diye cevap vermiş. Böyle hem psikolojik hem biyolojik zorlu bir 15 gün geçti ve sizlerin de desteği ile 15 günün sonunda tahliye olmuştum ama o rapor alma aşaması çok zordu benim için.

“TAHLİYE OLDUKTAN SONRA DOKTORA GİTTİM, ÇOK GEÇ KALMIŞSIN DEDİ”

Hastaneye gitmek, gelmek, yeme içme derken tahliye oldum. Tahliye olduktan 2 gün sonra doktora gittim. ‘Çok geç kalmışsın, 15 gün önce niye gelmedin?’ dedi bana. Çünkü artık kanser elmacık kemiğine sıçramış, bizim çabamız kemiği kurtarabilir miyiz idi ama 15 gün içinde o kemiği kaybetmiş oldum. Zorlu bir ameliyattı, bu ameliyatta sol üst dişim, sol üst çenem, elmacık kemiğim, tükürük bezlerim alındı, boşaltıldı komple ve bacaklardan doku nakli yapıldı.

Doktorum en az 2.5 yılda yerleşeceğini söyledi. Benim çok hareket etmemem gerektiğini söyledi, mimikleri yapamıyordum, şu an hissetmiyorum. Beyin sapına yakın bir yerde metastas olduğunu öğrendik ve ‘Ameliyatta açamayacağım bir yerde’ dedi doktor çünkü sinirlere çok yakınmış. Şu an beklemedeyiz. Ameliyat artı kemoterapi planlanıyor eğer ameliyat olmayacaksa. Bu süreçte benim cezam onaylandı. 14 Haziran’da.

“AMELİYAT OLMAM GEREKİYOR, CEZAEVİNDE BU MÜMKÜN DEĞİL”

Cezam onaylandıktan sonra ben hemen sonrasında kontrolüm vardı. Yoğun psikolojik sıkıntılardan dolayı ayağa kalkamayacak duruma geldim ve kontrole gidemedim. Tedavim aksadı. Nakilde açılma var, yemek yerken, su içerken her şey şu bölgeye kaçıyor. Şurası sürekli iltihaplı. Doktorum en son tekrar yüzümün tamamen açılıp buradaki gözü desteklemesi için konulan platinin çıkarılması gerektiğini söyledi. Ameliyata almamız gerekiyor ama önümde belirsizlik olduğu için olamıyorum çünkü doktor ameliyat ve sonrasında benim hiçbir şey yapmamam gerekiyor ama ben cezaevinde olursam bu mümkün değil çünkü uyurken bile 7/24 başımda birinin beklemesi gerekiyor. Yanlışlıkla başımı sağa sola çevirmemem gerekiyor.

“BU SABAH ANNEMİN DE KANSER OLDUĞUNU ÖĞRENDİK”

Yüzümü öne eğmiyorum, yürüyemiyorum, sürekli sabit durmam gerekiyor. Yüzümde hemen şişmeler başlıyor, toz, enfeksiyonda. Şu an tabiri caizse oğlumdan istiyorum birçok şeyi. Yaklaşık 5 yıldır eşim de tutuklu olunca. 75 yaşında Alzheimer babam var ve 75 yaşında bir annem var, onlar bakmaya çalışıyorlar bize ve maalesef bugün sabah annemin de kanser olduğunu öğrendim. O da hastaneye yattı. Ortada kaldık. Alzheimer baba, hasta bir anne ve bir çocuk ortada kaldık. Annem hastaneye gidince hiçbir şeyi ısıtıp çocuğumun önüne koyamadım. Hal bu şekilde.

“6 POLİS GELDİ EVİME”

Biz evde dururken evimize sanki bir yere kaçacakmışım gibi 6 polis geldi beni almaya. 3 hafta önce. Savcı Antalya Eğitim Araştırma’nın verdiği raporu yeterli görmüyor ve İstanbul’a gitmem gerektiğini söylüyor. Gelen polislere anlattık, benim sıkıntımı, çıkamayacağımı. Annem de anlattı. Onlar kendi gözleriyle gördüler beni ama ‘Bizim yapacağımız bir şey yok.’ deyip beni Denizli’de bir hastaneye götürdüler. Yolculuk yapar mıyım yapamaz mıyım diye.

Denizli’deki hastane ‘Yola çıkamaz’ raporu verdi benim için. Bu raporu savcıya ilettiklerini, savcı benim gitmememe karar verip raporları İstanbul’a gönderdiler. Şu an bekleyeceğiz dediler. 2 hafta önce haftaya sonuç belli olur dediler. Önümüzdeki günlerde belli olması lazım. Ben de çok endişeliyim, çünkü sosyal medyadan görüyorum, duyuyorum. İstanbul Adli Tıp genelde ‘cezaevinde kalabilir’ raporu veriyor, o yüzden çok endişeliyim.

“OĞLUMUN ÖNÜNE PİŞMİŞ YEMEĞİ KOYAMIYORUM”

Şu anda aslında bu programa çıkıp eşimin tahliye olmasını talep etmek istiyordum. Benim asıl gayem o çünkü bana bakan bir annem vardı, o da şu an kanser teşhisi ile hastanede. Ben oğlumun önüne pişmiş yemeği ısıtıp koyamıyorum. Artık benim infazımın ertelenmesinden çok, eşimin tahliye olmasını istiyorum çünkü eşimin dosyasını Yargıtay bozdu ve 15 Eylül’de mahkemesi var yeniden. Hepsinin ötesinde eşimin gelmesini istiyorum ki en azından çocuk mağdur olmasın, ben mağdur olmayayım. Çocuğumun doğuştan kalp problemi var ve hiçbir şekilde kan değerli yükselmiyor, sürekli kan değerleri düşük.

“EN AZ DÖRT AMELİYAT OLMAM GEREKİYOR”

Doktorumun en son söylediği kanser ve hücreler tamamen temizlensin diye damağımda açıklar var, kulağımda sıkıntılar var. Fonksiyonlarımı sürdürebilmek için en az 4 yeni ameliyat olmam gerekiyor. Kendimin ve çocuğumun temel ihtiyaçlarımı gideremiyorum. Oğlumun banyosunu annem yaptırıyordu. Şu an annem de yok ne yapacağız bilmiyorum. Ben hiçbir şekilde yüzümü öne eğemiyorum ve iş yapamıyorum. Sıcak temas yapamıyorum, soğuk temas olmuyor. Çünkü enfeksiyon oluyor. Sürekli ayakta kalamıyorum. Baş dönmesi ve bulantılar oluyor. Şu an oğlumla aynı konumdayım. İkimiz de bakıma muhtacız, oğlum daha iyi konumda.

“YAŞAMAK İSTİYORUM”

Sadece insanlara önündeki sıfattan bakmamalarını istiyorum. Benim şu anki durumuma sesime ses olmalarını rica ediyorum. Ben anneyim, eşim, evladım, hastayım. Ben yaşamak istiyorum. Cezaevine gittiğimde cezaevinin hali ortada. Cezaevinde hasta halimle ben şu an kendimi 9 yıllık cezam onanmış değil de idam cezam onanmış gibi hissediyorum. Sadece insan olarak değerlendirilsin, sesime ses olmalarını, destek olmalarını rica ediyorum.”

Kanserli Ayşe Özdoğan hastane kapılarında adalet arıyor!

Kanser hastası Ayşe Özdoğan: Çok çaresizim, sesime ses olun!

Gündem

Yolsuzluk-torpil-kadrolaşma skandalı patlak veren TÜGVA’dan cami içinde basın açıklaması

TÜGVA dosyasıyla dikkatleri üzerine çeken gazeteci Metin Cihan, TÜGVA’daki kadrolaşma ve yolsuzluk işleyişini anlattı. İddialara cevap için toplanan TÜGVA’lılar cami içinde basın açıklaması yaptı.

BOLD – Tayyip Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan’ın kontrolünde olan Türkiye Gençlik Vakfı’ndan (TÜGVA) çıkan kadrolaşma ve yolsuzluk belgeleri bir süredir gündemin en önemli konusu.

Eski yöneticilerinin gazeteci Metin Cihan’a gönderdiği belgelerde, vakfın MİT, TSK, Emniyet ve devlettin diğer önemli kurumlarında kadrolaştığı ortaya çıktı.

Belgeleri önce yalanlayan vakfın başkanı Enes Eminoğlu, eski yöneticilerin belgeleri doğrulaması üzerine ‘sızdırılmış’ dedi.

TÜGVA dosyasıyla son günlerin en çok konuşulan gazetecisi Metin Cihan Artı TV’de gazeteci Erk Acarer’e konuk oldu.

TÜGVA’daki işleyişi anlatan Cihan, “TÜGVA’nın bütün yöneticileri bir belediyede ya da bir kamu kuruluşunda işe gitmeden para alacağı şekilde yerleştirilmiş durumda. Hepsinin bilgisi geliyor!” dedi.

CAMİDE AÇIKLAMA

Cihan’a yanıt camide toplanan TÜGVA üyelerinden geldi. TÜGVA Hakkari İl Temsilciliği’nin sosyal medya hesabından yapılan bir paylaşım tepki çekti. Paylaşımda, TÜGVA üyelerinin cami içinde basın açıklaması yaptığı görülüyor.

Paylaşımda ise şu ifadeler kullanıldı:

“Bu yol ki Hak yoludur, dönme bilmeyiz, yürürüz
Düşer mi tek taşı sandın harim-i namusun,
Meğer ki harbe giden son nefer şehit olsun.
Şu karşımızdaki mahşer kudursa çıldırsa,
Denizler ordu bulutlar donanma yağdırsa…”

Çöpçüler Kralı Erdoğan: Çöpteki ranta kadar düştü!

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

“Oğlum annesinin yanından ayrılınca bir hafta konuşmadı”

Tutuklu anaokulu öğretmeni Elif Yalçın’ın 22 aylık oğlu Salih Enes, 5 aydır annesiz. Eşi hapse girince çok zorlandıklarını söyleyen Ahmet Yalçın, “Oğlum annesinden ayrılınca eve gelene kadar yolda hiç konuşmuyordu. Bir hafta sonra kendine geliyordu. Etkilenmesin diye uğraşıyoruz ama anne gibi olmuyor.” dedi.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL 

Küçük bebekleri olduğu halde tutuklanan annelerin ve çocukların maruz kaldığı hak ihlalleri her gün artıyor. Gülen Hareketi soruşturmaları kapsamında 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılan anaokulu öğretmeni Elif Yalçın, cezası Yargıtay tarafından onaylandığı için 5 Mayıs 2021’de tutuklanıp Gebze Kadın Kapalı Cezaevine gönderildi. Bank Asya hesabı ve ByLock kullandığı iddiasıyla hapse konulan Elif Yalçın’ın 22 aylık oğlu Salih Enes, 5 aydır annesinden ayrı.

“ANNE SÜTÜ VE EK GIDAYLA BESLENİYOR”

Bold Medya’ya konuşan Ahmet Yalçın, “Eşimi almaya gelmeden önce aradılar. ‘Koronavirüs filyasyon ekibindeniz’ dediler. Oysa biz evdeydik, bir yere gittiğimiz yoktu. Oğlum anne sütü ve ek gıdayla besleniyor. İlk zamanlar oğlumu yanına götürdük. Bir ay yanında kaldı. Cezaevinin şartları çok zor. Eşim oğlumuzdan ayrılmaya dayanamadı ama kendi nefsim için bunu yapamam deyip mecburen bize verdi. Salih Enes normalde uysal bir çocuktu. Şimdi hırçınlaştı.” dedi.

İlk dönemler çok zorlandıklarını belirten Yalçın, “Enes’i annesinin yanından alıyorduk. Gebze’den eve gelene kadar yolda hiç konuşmuyordu. Bir hafta sonra kendine geliyordu. Etkilenmesin diye biz ilgileniyoruz ama anne gibi olmuyor, içimiz parçalanıyor.” ifadelerini kullandı.

10 KİŞİLİK KOĞUŞTA 23 KİŞİ KALIYOR

Elif Yalçın, HDP Milletvekili ve insan hakları savunucusu Ömer Faruk Gergerlioğlu‘na geçtiğimiz günlerde mektup yazarak cezaevi koşullarını ve tutuksuz yargılanma talebini dile getirmişti: “20 aylık bebekli emziren mahpusum. 10 kişilik yerde 23 kişi kalınca sürekli yanımda kalamıyor. Yanıma alınca da oyun alanı bulamıyor. Bebeğim yemekteyken bir köfte daha istedi. Yoktu. Birlikte ağladık. Ev hapsi bile olsa tutukluluğum bitmeli.” demişti.

“SUÇ İŞLEMESELERDİ DİYENLERİ ANLAMIYORUM”

Kendisi de 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılan ve dosyası Yargıtay’da bulunan Ahmet Yalçın, yetkililere ve kendilerine “terörist” muamelesi yapanlara seslendi: “Suç işlemeselerdi diyenleri anlamıyorum. Dosyalarda suç yok. Hırsızlık, gasp, adam öldürme, yolsuzluk, ihaleye fesat… Hiçbiri yok. Olan varsa yargılansın ama dosyalarda yok bunlar. Bunlar şucu, delil bu. O yüzden bunlar terörist deniliyor özetle. Hak mı bu?

“BİZE TERÖRİST DİYENLER GELSİN EVİMİZE MİSAFİR OLSUN”

Terörist olup olmadığını merak ettiğiniz insanlarla vakit geçirin, evine misafir olun, sohbet edin. Ettiğiniz laflardan utanacaksınız garanti veriyorum. Oğlum 1.5 yaşında annesiz kaldı. Eşim okul öncesi öğretmeni ve hiç devlet memuru olmadı benim gibi. Yazık günah değil mi bu çocuk 5 aydır annesiz? Elektronik kelepçe ile evde dursun çocuğuna baksın dedik onu da kabul etmediler.

“HER GÜN ANNESİNİN FOTOĞRAFINI ÖPÜYOR”

Ben yavruma her gün annesinin fotoğraflarını öptürüyorum unutmasın diye. İnsan insana bunu yapar mı? Merhametiniz varsa kendinizi sigaya çekip bir düşünün. Salih Enes gibi kaç çocuk çok daha kötülerini yaşıyor. Yetmedi mi bunlar?”

 

“20 aylık bebekli, emziren bir mahpusum”

Okumaya devam et

Gündem

Bugün Mevlid Kandili: Ümit Nağmeleri’nden özel klip

mevlid kandil

Ümit Nağmeleri, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa(s.a.v) doğduğu gün olan Mevlid Kandili münasebetiyle özel ve nostaljik bir klip hazırladı. Rebiülevvel ayının 12’nci gecesi olan bu gece kutlanacak olan kandil münasebetiyle hazırlanan kilpte salavat-ı şerifeler ve dualar okunuyor.

BOLD – Arapçada doğmak ya da doğum zamanı manasına gelen mevlid, Peygamber Efendimiz’in (asm) doğum zamanına dendiği gibi; onu tasvir etmeye, anlatmaya çalışan manzum eserlerin adı olarak da biliniyor.

“Mevlid Kandili” ise, İslâmî gelenekte, Resûl-i Ekrem Nebiyyi Muhterem Efendimiz’in (asm) âlemi şereflendirdiği, nura gark ettiği gecenin kamerî sene-i devriyesi olarak kutlandığı gecenin adıdır.

Okumaya devam et

Popular

Shares