Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Cezaevlerinden son 6 yılda 103 cenaze çıktı: Ailelerine bile veda edemediler

Cezaevlerindeki hasta tutuklular, ağır hastalıklarına rağmen ancak ölüm döşeğinde tahliye ediliyorlar. Siyasi soruşturmaların arttığı son 6 yılda, aileleriyle görüştürülmesine imkan verilmeyen bine yakın tutukludan en az 103’ü hayatını kaybetti. Mustafa Kabakçıoğlu, Mehmet Ali Çelebi, Halime Gülsu bunlardan sadece birkaçı.

BOLD – Adalet Bakanlığı, hasta yakınlılarının feryatlarına rağmen cezaevlerindeki ağır hasta tutukluların durumuna kulaklarını tıkıyor. İnsan Hakları Derneği’nin 2020 raporuna göre cezaevlerinde 604’ü ağır toplam 1605 hasta tutuklu bulunuyor.

Mezopotamya Ajansı’nın haberine göre ağır hasta tutuklularının durumu koronavirüs pandemisi sürecinde daha da ağırlaştı. Hasta tutukluların kimi görmüyor, kimi yürüyemiyor, kimi duymuyor, kimi eksik bir uzuvla yaşıyor, kimi ise dört duvar içindeki pencerenin diğer tarafında kendisine bakan yakınlarını dahi tanıyamıyor. Her geçen gün sağlık durumları ağırlaşmasına rağmen hasta tutuklular ya ölüm eşiğinde tahliye ediliyor ya da cezaevinden tabutla ailelerine teslim ediliyor.

İnsan Hakları Derneği’nin (İHD) 2020 raporuna göre, şu an cezaevlerinde 604’ü ağır toplam bin 605 hasta tutuklu var. Hasta tutukluların 249’u kadın. İHD’ye yapılmayan başvurular ve Kovid-19 nedeniyle sayının daha da arttığı tahmin ediliyor.

Çok sayıda düşünce suçlusunun da bulunduğu tutuklular, cezaevi ortamında tedavi hakkından da yeteri kadar yararlanamıyor. Tutuklu hastaların çoğunun, kalp, tansiyon, kanser, kronik rahatsızlıklar, böbrek yetmezliği, şeker, unutkanlık, görme, yürüme, duyma, felç, psikolojik sorunları bulunuyor. Tutuklular bir yandan bu hastalıklarla, diğer yandan cezaevlerinin kötü koşullarına karşı mücadele veriyor.

Koronavirüs nedeniyle tutuklu ve hükümlülerin cezaevlerindeki tüm sosyal aktivite hakları askıya alındı. Tutuklular sağlığa erişim konusunda da problem yaşıyor. Revire ya da hastaneye götürülen tutuklar, çoğu zaman kelepçeli bir şekilde tedavi ediliyor. Tutuklular 5 dakika dahi sürmeyen muayenenin ardından “turp gibisin”, “kalbin saatli bomba gibi” ve “soğuk su iyi gelir” denilerek cezaevine geri gönderiliyor. Hastaneden dönenler iki hafta boyunca hücrede karantina altında tutuluyor.

‘VEDA’ HAKKI ENGELLENİYOR

Türkiye’nin de imzacısı olduğu uluslararası sözleşmelere rağmen sağlığa erişimde sorun yaşayan ağır hasta tutukluların tahliyeleri sağlanmıyor. Tutukluların tahliyesi hastane, Adli Tıp Kurumu ya da savcılık engeline takılıyor. İki eli olmayan, görme yetisini yitiren, yürüyemez halde olan hasta tutuklular dahi birçok kez “cezaevinde kalamaz” raporlarına rağmen savcılıkların “toplum güvenliği bakımından tehlike oluşturmak” ya da “devlet güvenliğine tehdit” oluşturduğu gerekçesiyle özgürlüklerine kavuşamıyor. İki eli olmayan ve KOAH hastası Ergin Aktaş ile 26 yıldır cezaevinde olan, yürüyemeyen, duymayan ve görmeyen 83 yaşındaki Mehmet Emin Özkan bu tutuklardan sadece bir kaçı. AKP hükumetinin kontrolündeki yargı, insan hakları örgütleri ve ailelerin “en azından veda hakkı tanınsın” talebi karşısında kör, sağır ve dilsiz rolüne bürünüyor.

TABLO GÜN GEÇTİKÇE AĞIRLAŞIYOR

Kamuoyu ve insan hakları örgütlerinin baskısı üzerine tahliye edilen tutuklular ise tahliyelerinden kısa bir süre sonra vefat ediyor. Bunun son örneğini kanser hastası 70 yaşındaki Mehmet Ali Çelebi yaşadı. Tutuklu bulunduğu Sincan Cezaevi’nden 25 Ağustos’ta tahliye edilen Çelebi, 10 gün sonra tedavi gördüğü hastanede öldü. İHD’nin 2020 yılı raporuna göre, 16 ağır hasta tutuklu cezaevinde, 5’i de tahliyelerinden kısa bir süre sonra hayatını kaybetti. Bu yılın ilk 3 ayında ise 2 ağır hasta tutuklu cezaevinde, 1’i de tahliye edildikten kısa bir süre sonra öldü. Yine İHD’nin 2018 Mart ayı raporuna göre son 17 yılda 3 bin 500 hasta tutuklu vefat etti. Ancak özellikle siyasal atmosferin sertleştiği 2015-2016 yılları sonrasında cezaevlerinde vefat eden hasta tutukla sayısında artış gözleniyor.  Ajansın 2016’dan bugüne kadar derlediği verilere göre, son 6 yılda en az 103 hasta tutuklu yaşamını yitirdi.

Cezaevlerinde ağır hasta olduktan sonra tahliye edilmeyen ya da koğuşunda vefat eden tutuklular:

MUSTAFA KABAKÇIOĞLU

Mustafa Kabakçıoğlu, hükümlü bulunduğu Gümüşhane Cezaevi’ndeki tek kişilik hücresinde 29 Ağustos 2020 tarihinde sabah saatlerinde cesedi bulunan KHK’lı bir komiser yardımcısıydı. Kabakçıoğlu hakkında tutulan savcılık dosyasına giren belgelere göre; tek başına bulunduğu 50 metrekarelik karantina hücresinde, plastik beyaz bir sandalyeye oturur vaziyette ölmüş bedeni bulundu. Gümüşhane Başsavcılığı’nın açıklamasına göre Mustafa Kabakçıoğlu, 27 Ağustos 2020 tarihinde durumunun kötü olması üzerine hastaneye sevk edilmiş ancak kendisi ‘gitmek istememişti’. Ancak Kabakçıoğlu’nun tuttuğu günlüklerde cezaevi idaresine hastaneye sevk için defalarca dilekçe verdiği ortaya çıktı.

MEHMET ALİ ÇELEBİ

Mehmet Ali Çelebi (70): 28 yıl cezaevinde tutuklu kaldı. Tedavisi için önce Bolu F Tipi Kapalı Cezaevi’nden Sincan Cezaevi’ne sevk edildi. Çenesinden felç geçiren Çelebi, 25 ağustos 2021’de hastalıklarının ağırlaşması üzerine tahliye edildi. Kan kanseri ve böbrek yetmezliğinin yanı sıra çok sayıda hastalığı bulunan Çelebi, Başakşehir Çam Sakura Şehir Hastanesi’nde 4 Eylül’de yaşamını yitirdi.

İSA GÜLTEKİN

İsa Gültekin (67): Malatya Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde (DGM) yargılandı ve siyasi gerekçelerle ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı. 28 yıllık tutukluğu süresince birçok farklı cezaevinde kaldı. Mersin Üniversitesi Hastanesi, Gültekin için “cezaevinde kalabilir” raporu düzenledi. Sağlık durumu kritik noktaya gelen Gültekin’in serbest bırakılması için hem aile bireyleri hem de insan hakları örgütleri birçok kez çağrı yaptı. Çağrılardan bir hafta sonra Gültekin, pankreas ve safra kesesinde bulunan tümörlerin bütün vücuduna yayılması sonucu sağlık durumunun kötüleşmesi üzerine kaldırıldığı Tarsus Devlet Hastanesi’nde 22 Nisan’da yaşamını yitirdi.

HADİ YALÇIN

Hadi Yalçın: Silopi ilçesinde 2016 yılında ilan edilen sokağa çıkma yasakları döneminde “örgüt üyesi olmak” iddiasıyla tutuklandı. 2 yıl Şırnak T Tipi Kapalı Cezaevi’nde kalan Yalçın, ardından Edirne F Tipi Kapalı Cezaevi’ne sevk edildi. 15 yıla kadar hapsi istenen Yalçın’a mide kanseri teşhisi konuldu. Hastalığı nedeniyle mama ile beslenen Yalçın, “Cezaevinde kalamaz” raporuna rağmen tahliye edilmedi. Yalçın, tahliye edildikten 3 gün sonra, 8 Ocak 2021 tarihinde yaşamını yitirdi.

HAYRETTİN YILMAZ

Hayrettin Yılmaz (65): Afyonkarahisar 1 No’lu T Tipi Cezaevi’nde tutulan Yılmaz, 14 Mart 2021’de cezaevinde yaşamını yitirdi. Yılmaz’ın, akciğer kanserinin yanı sıra, ülser, gastrit ve reflü gibi mide hastalıkları, tiroid bezinde nodül ve önemli diş sorunları bulunuyordu. Yılmaz, cezasının bir yılın altına düşmesine rağmen tahliye edilmediği ortaya çıkmıştı.

NEBİ İLHAN

Nebi İlhan (74): Siyasi faaliyetleri nedeniyle 2018 yılında tutuklandı ve 6 yıl ceza aldı. Cezaevine girmeden önce 2 kez baypas ameliyatı geçirmiş ve hem şeker hem de tansiyon hastalığı bulunuyordu. Siirt Devlet Hastanesi’nde bir ay tedavi gördükten sonra 11 Ocak 2020’de yaşamını yitirdi.

SABRİ KAYA

Sabri Kaya: Adana’nın Ceyhan ilçesinde 1998’de yaşanan bir olaya ilişkin 2000 yılında gözaltına alındı. Takipsizlik kararına rağmen bir itirafçının beyanları üzerine tekrar 2010’da gözaltına alındı ve müebbet hapis cezasına çarptırıldı. 2 kez geçirdiği kalp ameliyatında kalp kapakçıkları değiştirildi. Kalp yetmezliği, ritim bozukluğu, şeker, midede gastritten ve ülserden kaynaklanan yaralar, astım, bronşit, kolesterol, tansiyon, kemik erimesi ve alzheimer gibi kronik rahatsızlıkları mevcuttu. 2013’te sağlık durumu nedeniyle infazı 3 ay durduruldu. İstanbul Adli Tıp Kurumu tarafından verilen “kronik hastalığı yoktur” raporuyla tekrardan tutuklanarak, cezaevine gönderildi. 11 Mayıs 2020’de kaldığı koğuşta bağırsak kanaması geçirdi. “Cezaevinde kalamaz” raporu verildikten sonra tahliye kararı verildi. Tahliye edildiği 21 Mayıs 2020’de yaşamını yitirdi.

TAKİYETTİN ÖZKAHRAMAN

Takiyettin Özkahraman (75): Muş’un Malazgirt ilçesinde 2017 yılında tutuklanan emekli öğretmen Özkahraman, 18 Eylül 2020’de tutuklu bulunduğu Patnos L Tipi Cezaevi’nde fenalaşması üzerine ambulansla Patnos İlçe Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı, daha sonra Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Dursun Odabaşı Hastanesi’ne sevk edilerek, tedavi altına alındı. Özkahraman, solunum ve akciğer yetersizliği nedeniyle tedavi gördüğü hastanenin yoğun bakım servisinde bir gün sonra 19 Eylül 2020’de yaşamını yitirdi. Yaşamını yitiren Özkahraman’ın kardeşi Sadullah Özkahraman, ağabeyinin tutuklanmadan önce herhangi bir rahatsızlığının bulunmadığını belirtti. Kardeş Özkahraman, ağabeyinin tahliye edilmesi için Adalet Bakanlığı’na 2 kez verdiği, ancak dilekçelerin yanıtsız kaldığını söyledi.

ALİ BOÇNAK

Ali Boçnak (76): Kars’ta 2009 yılında “KCK” adı altında yapılan operasyonlarda gözaltına alındı. Kürtçe mevlit okuduğu gerekçesiyle “örgüt propagandası yapmak” iddiasıyla tutuksuz yargılandı. Yargılama sonucunda 7 yıl 8 ay hapis cezası verilen ve 2013 yılında Yargıtay tarafından onanan Boçnak, 2017 yılında tutuklanarak Patnos L Tipi Cezaevi’ne konuldu. 3 yıl tutuklu kalan Boçnak, 24 Eylül 2020’de yaşamını yitirdi. Böbrek yetmezliği ve birçok hastalığı bulunan Boçnak’ın tahliye edilmesi için ATK’ye başvuru yapıldı. Ancak ATK, “Cezaevinde kalabilir” raporu verdi.

ALİ HAYDAR YILDIZ

Ali Haydar Yıldız: Metris R Tipi Cezaevi’nde yatağa bağımlı tutuklu bulunuyordu. ATK’nin 2012 yılında “Sakatlık nedeniyle hayatını yalnız idame ettiremeyeceği, başkasının desteği ile bakımına muhtaç” olduğu yönünde raporuna rağmen “tahliyesi mümkün değildir” yönünde karar verildi. Ataş, Şubat 2019’da yaşamını yitirdi.

MEHMET GÖK

Mehmet Gök (62): Tarsus T Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutulan Gök, Şubat 2019’da geçirdiği kalp krizi sonucu yaşamını yitirdi.

TAHİR ÇETİNKAYA

Tahir Çetinkaya (67): 2019 yılının başlarında tutuklandı. Van F Tipi Cezaevi’nde 2 ay kaldıktan sonra Sincan Cezaevi’ne gönderilen Çetinkaya’nın beyninde tümör vardı. Geçirdiği felç sonrası bir bacağını kullanamadığı için bakıma muhtaç hale gelen Çetinkaya’nın infazının ertelenmesi için yapılan başvuru reddedildi. Çetinkaya, 2 Ağustos 2019’da tedavi gördüğü Ankara Şehir Hastanesi’nde yaşamını yitirdi.

MUHSİN KIZILKAN

Muhsin Kızılkan: Hatay İskenderun T Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan Kızılkan, 24 Temmuz 2019’da kolon kanserinden kaynaklı yaşamını yitirdi. Kanser hastalığı nedeniyle 3 kez ameliyat geçirdi. Müebbet hapis cezası bulunan Kızılkan, Mart 2017’de tahliye edilmiş ancak 6 ay sonra yeniden cezaevine konulmuştu.

MUSTAFA AKYOL

Mustafa Akyol: Ağrı’da 2011 yılında tutuklanan ve “örgüt üyesi” suçlamasıyla 13 yıl 6 ay hapis cezası verilen ve Patnos L Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuklu olan eski Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) Ağrı İl Başkanı Akyol, 16 Eylül 2019 tarihinde yaşamını yitirdi. Akyol, tutuklu bulunduğu Patnos L Tipi Kapalı Cezaevi’nde yaşamını yitirmeden bir hafta önce, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı. Parkinson ve kalp rahatsızlığı bulunan Akyol ile ilgili ATK ve AYM’ye yapılan başvurulara dönüş yapılmadı ve yaşamını yitirdi.

KİNYAS GÜLCAN

Kinyas Gülcan (59): 1993 yılında tutuklanarak, cezaevine konuldu. 10 yıl tutukluluk sürecinin ardından tahliye edilen Gülcan, 1 Eylül 2018’de bir kez daha “örgüte yardım etmek” iddiasıyla tutuklanarak cezaevine konuldu. Yargılama sonucunda 6 yıl 3 ay hapis cezası verilen Gülcan, 30 Eylül 2019 tarihinde enfeksiyon kaparak fenalaşması üzerine Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Dursun Odabaşı Hastanesi’ne kaldırılarak tedavi altına alındı. 6 gün boyunca yaşam mücadelesi veren Gülcan, 6 Ekim 2019 tarihinde yaşamını yitirdi. Gülcan’ın tahliye edilmesi için defalarca savcılığa başvuru yapıldı ancak tahliye edilmedi.

EMİNE ASLAN AYDOĞAN

Emine Aslan Aydoğan (64): Halkların Demokratik Partisi (HDP) Viranşehir ilçe yöneticiliği yaptığı 2018 yılında, üzerinde gizli tanık ifadesi olduğu gerekçesi ile yargılandığı davadan “örgüt üyesi olmak” iddiasıyla 8 yıl 7 ay hapis cezası aldı. Safra kesesi rahatsızlığı ve böbrek tümörü hastalıklarını bulunuyordu. Tahliye başvuruları reddedilirken, kaldırıldığı hastanede 3 Aralık 2019’da yaşamını yitirdi.

CELAL ŞEKER

Diyarbakır D Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutulan yüzde 96 ağır özür raporu bulunan Şeker, 3 Şubat 2018’de kaldırıldığı Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde yaşamını yitirdi. 19 Ocak günü cezaevinde geçirdiği kalp krizi sonrasında hastaneye sevk edilen Şeker, “Cezaevinde kalamaz” ve “yüzde 96 ağır özür” raporlarına rağmen tahliye edilmiyordu.

İSMAİL ARSLAN

66 yaşındaki İsmail Arslan, 1993 yılında tutuklandı. 2016 yılında durumu ağırlaştığı için kısa bir süreliğine tahliye edildi. Sonrasında tekrardan cezaevine konuldu. 7 Nisan 2018’de Bandırma 1 Nolu T Tipi Kapalı Cezaevi’nde yaşamını yitirdi. Yıllardır solunum ve beslenme rahatsızlığı bulunan Arslan, İnsan Hakları Derneği’nin (İHD) ağır hasta tutuklular listesinde bulunuyordu. Arslan’ın tahliye talepleri reddedilmişti.

HALİME GÜLSU

32 yaşındaki Halime Gülsu 8 yaşında yakalandığı sistemik Lupus hastalığıyla yıllardır mücadele ediyordu. Cezaevine girmeden önce son kontrollerini yaptırmış, doktoru iyi durumda olduğunu söylemişti. Fakat cezaevinde ilaçları verilmediği ve tedavisi ihmal edildiği için hayatını kaybetti. Tarsus Cezaevi yönetimine defalarca dilekçe vermesine, vefatından 4 gün önce Başbakanlık İletişim Merkezi (BİMER)’e mektup yazmasına rağmen kimseye sesini duyuramadı ve 27 Nisan 2018’de cezaevinde hayatını kaybetti.

SELAHATTİN AYTEK

Selahattin Aytek: 2005 yılında “örgüt üyesi olmak” iddiasıyla tutuklanarak Diyarbakır D Tip Cezaevi’ne konuldu. Bir yıl sonra tahliye edildi. 2008’de cezasının kesinleşmesi üzerine yeniden tutuklandı. 2010 yılında Muş E Tipi Kapalı Cezaevi’ne sevk edildi. Burada bel ve boyun fıtığı teşhisi konulup, bir süre ilaç tedavisi uygulandı. Kendi ihtiyaçlarını dahi tek başına karşılayamayacak duruma geldi. Yatalak hamlesine rağmen ceza ertelenmesiyle yapılan başvurular sonucu ancak 2015 yılında tahliye edildi. Aytek, 6 Ağustos 2018’de tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi.

HÜSEYİN İDİĞ

Hüseyin İdiğ (60): 26 yıl tutuklu kaldı. Diyarbakır D Tipi Kapalı Cezaevi’nden 2018’de yaşadıkları sağlık sorunları nedeniyle infazı ertelenerek tahliye edildi. 12 Temmuz 2021’de yaşamını yitirdi.

KOÇER ÖZDAL

Koçer Özdal: 2014 yılında tutuklandı. 2018 yılının Temmuz ayında Ankara Numune Hastanesi’nde tedavi görmeye başladı. Özdal, yatağa kelepçeli halde tedavi gördüğü 27 Ağustos 2018’de yaşamını yitirdi.

BURHAN KARATAY

Burhan Karatay (67): 2014 yılında “örgüt üyesi olmak iddiasıyla tutuklandı. 7 Kasım 2018’de tutuklu bulunduğu Giresun E Tipi Kapalı Cezaevi’nde kalp krizi geçirerek yaşamını yitirdi. Yüksek tansiyon hastası ve dört kez anjiyo olmasına rağmen tahliye edilmedi.

İBRAHİM AKBABA

İbrahim Akbaba (70): 2017 yıllında sonuna doğru tutuklandı. Edirne F Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutulan Akbaba’nın yüzde 90 engelli raporu bulunuyordu. İleri derecede diyabet hastası olan Akbaba, daha önce açık kalp ameliyatı geçirmiş ve yine hastalığı nedeniyle bir bacağı kesilmişti. Yüzde 90 engelli raporu bulunan Akbaba, 28 Aralık 2018’de Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile ifade verdiği sırada kalp krizi geçirdi. Mardin 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada kalp krizi geçiren Akbaba, kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirdi. ayı olan geçtiğimiz Mart ayında ilk kez hakim karşısına çıkan Akbaba ve sonrasında görülen diğer iki duruşmada da ilerlemiş yaşına, hastalıkları ve engelli raporuna rağmen tahliye edilmedi. Akbaba hakkında kalp krizi geçirdiği duruşmada tahliye kararı verildi.

MEHMET YILDIZBAKAN

Mehmet Yıldızbakan (65): İskenderun M Tipi Cezaevi’nde tahliye edileceği gün, 27 Mart 2017’de yaşamını yitirdi. Yıldızbakan’ın cezaevinde tutulan eşi ve çocukları ile yakınlarının cenaze törenine katılmasına izin verilmedi.

AHMET BAYAR

Ahmet Bayar (52): Diyarbakır’da 15 Şubat 2011 tarihinde bir protesto gösterisine katıldığı için “Örgüt üyesi olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek” iddiasıyla hakkında açılan davada cezası onaylanan akciğer kanseri hastası Bayar, 31 Mart’ta tutuklanarak cezaevine konuldu. 5 ay boyunca Diyarbakır D Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutulan Bayar, şuurunu kaybedince ailesinin 22 Ağustos 2017’de cezaevi önünde oturma ve açlık grevi eylemi başlatması üzerine tahliye edildi. Bayar, tedavisi geciktiği için 24 Ekim 2017’de yaşamını yitirdi.

ABDURRAHMAN ŞEN

Abrurrahman Şen (62): Antalya’nın Alanya ilçesinde 2017’de gözaltına alınan ve “örgüte yardım ve yataklık etmek” iddiasıyla tutuklanarak Alanya L Tipi Kapalı Cezaevi’ne konulan şeker hastası Şen, aynı yılın 1 Aralık’ın da yaşamını yitirdi. 23 Kasım’da cezaevindeyken durumu fenalaşan Şen, Alanya Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Burada yaklaşık bir hafta elleri kelepçeli bir şekilde tedavi gören Şen, tüm müdahalelere rağmen yaşamını yitirdi.

KEMAL AVCI

Kemal Avcı: Tekirdağ F Tipi Cezaevi’nden 2013 yılında tahliye edildikten sonra Nisan 2016 tarihinde “Örgüt propagandası yapma” ve “Örgüt üyesi olma” iddialarıyla verilen 12 yıllık hapis cezasının Yargıtay tarafından onanması ile tekrar tutuklanarak Silivri 2 No’lu L Tipi Cezaevi’ne gönderildi. Mide kanseri olan Avcı, başvuru üzerine savcılık tarafından cezası ertelenerek 11 Temmuz 2016 tarihinde tahliye edildi. Avcı, 7 Temmuz 2017’de tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi.

15 yaşından küçük askeri öğrencilere gözaltı TCK ve Anayasa’ya aykırı

Gündem

Askeri öğrencilere gece yarısı operasyonu: Bu yıl gözaltına alınanların sayısı 900’e dayandı

15 Temmuz sırasında yaşları 18’den küçük olduğu için gözaltına alınamayan ihraç askeri öğrencilere operasyonlar sürüyor. İzmir ve Ankara merkezli operasyonlarda 160 eski askeri okul öğrencisi hakkında gözaltı kararı verildi. Bu yıl gözaltına alınan askeri okul öğrencisi sayısı 900’e yaklaştı.

BOLD – Gülen Hareketi’ne yönelik ankesör operasyonları devam ediyor. Son olarak İzmir, Ankara ve Balıkesir merkezli üç operasyonda 327 kişi hakkında gözaltı kararı verildi. Bunların 160’ı eski askeri okul öğrencisi olması dikkat çekti.

ASKERİ OKUL ÖĞRENCİLERİNE GECE SAAT 01.00’DE OPERASYON

İzmir’de ankesörlü telefon kullandıkları iddiasıyla 110’u eski askeri öğrenci olmak üzere 158 kişi hakkında gözaltı kararı verildi. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı, MİT’ten gelen listeler sonrası Gülen Hareketi mensubu oldukları iddiasıyla 158 kişi hakkında gözaltı kararı verdi. 158 kişiden 110’nun 15 Temmuz sonrası ilişikleri kesilen askeri okul öğrencisi öğrenildi. Bu kapsamda, İzmir merkezli 41 ilde eş zamanlı operasyon başlatıldı. İzmir İl Emniyet Müdürlüğü ve İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, önceden belirlenen adreslere saat 01.00 sıralarında baskın yaptı. Çok sayıda kişi gözaltına alındı.

KONTÖRLÜ TELEFONDAN 50 ÖĞRENCİ HAKKINDA GÖZALTI KARARI

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen iki ayrı Gülen Hareketi soruşturması kapsamında 123 kişi hakkında gözaltı kararı verildi. Yargı çalışanlarıyla telefonla görüştüğü iddiasıyla 73 kişi hakkında gözaltı kararı verildi. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı ayrıca 15 Temmuz sonrası atılan 50 eski askeri öğrenci hakkında Ankara merkezli 18 ilde gözaltı kararı verdi. Tamamı daha önce ilişiği kesilmiş olan askeri öğrencilere isnat edilen suç ise kontörlü telefonlardan aranmak.

BALIKESİR MERKEZLİ MUVAZZAF ASKERLERE SORUŞTURMA

Balıkesir Cumhuriyet Başsavcılığınca 22 ilde Gülen Hareketi mensubu iddiasıyla 7’si muvazzaf asker, biri polis memuru 46 kişi hakkında gözaltı kararı verildi. Başsavcılık koordinesinde yürütülen çalışmalar kapsamında, ankesörlü ya da kontörlü telefonlarla ardışık arandıkları iddia edilen 46 kişi hakkında yakalama kararı çıkarıldı. Bu yakalamak için Balıkesir, Afyonkarahisar, Ankara, Antalya, Bayburt, Bursa, Elazığ, Eskişehir, Hatay, Isparta, İstanbul, İzmir, Kars, Kayseri, Kocaeli, Malatya, Manisa, Mersin, Muğla, Samsun, Tunceli ve Van’da belirlenen 55 adrese yönelik eş zamanlı operasyon başlatıldı.

 

Muhalefetten Erdoğan’ın başını döndüren taktik

Okumaya devam et

Gündem

Polis kurşunuyla ölen Dilek Doğan’ın annesi: Her yıldönümünde dünya bana cehennem oluyor

Polis kurşunuyla hayatını kaybeden Dilek Doğan’ın ailesinin adalet arayışı 6 yıldır sonuçsuz kaldı. Anne Aysel Doğan, “6 yıl acıyla geçti gitti. Ne hissedebilirim ki? Bir anne ne hisseder? Adalet isterken yine adaletsizliğe uğradık” diye konuştu.

BOLD – 18 Ekim 2015’te, İstanbul’un Küçük Armutlu semtindeki evine yapılan polis baskınında vurulan ve 25 Ekim’de yaşamını yitiren 24 yaşındaki Dilek Doğan’ın ailesinin adalet arayışı 6 yıldır sonuçsuz kaldı.

DİLEK’İ ÖLDÜREN POLİS 45 GÜN CEZAEVİNDE YATACAK

Dilek Doğan’ın ölümündeki davadan yargılanan sanık polis Yüksel Moğultay’a 17 Mart 2017’de “bilinçli taksirle öldürme” suçundan altı yıl üç ay hapis cezası verildi. Yargıtay cezayı onarsa sanık polis yalnızca 45 gün cezaevinde kalacak.

DİLEK DOĞAN DAVASI AİHM’E TAŞINACAK

Aile, Türkiye’de bulamadığı adalet arayışını Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) taşımayı planlıyor. Anne Aysel Doğan, “6 yıl acıyla geçti gitti. Ne hissedebilirim ki? Bir anne ne hisseder? Adalet isterken yine adaletsizliğe uğradık” dedi.

ACISINI DA CEZASINI DA BİZ ÇEKİYORUZ

Kızının vurulma yıl dönümünde Cumhuriyet gazetesine konuşan anne Aysel Doğan, “Bu 6 yıl, üzerimizde ağır bir yük, bir acıyla geçti gitti. Ne hissedebilirim ki? Bir anne ne hisseder? Adalet isterken yine adaletsizliğe uğradık. Oğlum adalet istedi diye 19 yıl ceza verdiler. Hakkında hiçbir kanıt, belge yok.” dedi.

HERKES BU ADALETSİZLİĞİ YAŞIYOR

Türkiye’deki hukuksuzlukları sıralayan Doğan, “Öyle bir ülkede yaşıyoruz ki bu adaletsizliği yaşayan sadece biz değiliz, herkes yaşıyor. Dilek tek kızımdı, bir taneydi. Ona yaşamayı çok buldular. Onun yokluğunda gözümüz bir şey görmüyor. Yaşarken ölüyüz deniliyor ya öyle bir şey. İnsan öldürenin bir cezası olur, adalet olur. Yokluğunu, acısını biz çekiyoruz üstüne biz cezalandırılıyoruz. Yüreğimiz paramparça her yıl dönümü geldiğinde sanki dünya bana cehennem oluyor. Adalet istiyoruz.” diye konuştu.

AİLENİN AVUKATLARI DA CEZAEVİNE ATILDI

Baba Metin Doğan ise, “O günkü gibi aynı acıyı yaşıyoruz. Öldüren kişi bir mermi cezası bile almadı. Avukatlarımızın hepsi de cezaevinde şu an. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne gideceğiz ama avukatımız yok. Dileğin bir ağabeyi hapiste şu an. Görüş cezası verilmiş, gidip göremiyoruz. Diğer ağabeyi de baskılardan dolayı yurt dışına gitti. Aile darmadağın” ifadelerini kullandı.

TÜGVA haberine erişim engeli TÜGVA’lı hakimden

Okumaya devam et

Gündem

TÜGVA haberine erişim engeli TÜGVA’lı hakimden

TÜGVA ile ilgili habere erişim engeli kararı veren Osmaniye 2. Sulh Ceza Mahkemesini hakimi Muhsin Kadir Yılmaz’ın da TÜGVA listelerinde adı olduğu ve torpille hakim olarak atandığı iddia ediliyor.

BOLD – Tayyip Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan’ın kurucusu olduğu Türkiye Gençlik Vakfı‘nın (TÜGVA) devlet içinde kadrolaştığına dair haberlere mahkeme kararıyla erişim engeli gelmeye başladı.

Metin Cihan’ın sosyal medyadan yayınladığı ve TÜGVA’nın kamudaki atamalarda torpil yaptığını iddia ettiği belgelerle ilgili haberlere getirilen ilk engel kararını İfade Özgürlüğü Derneği paylaştı.

İLK ERİŞİM YASAĞI KARARI OSMANİYE’DEN

Derneğin web sitesinde yer alan bilgiye göre, İlerihaber.org’da yer alan TÜGVA ile ilgili bir haber “kişilik hakları ihlali” gerekçesiyle, Osmaniye 1. Sulh Ceza Hakimliği‘nin 15 Ekim 2021 tarih ve 2021/4983 sayılı kararı ile erişime engellendi.

Öte yandan, akademisyen Ayşe Aydoğdu ve gazeteci Canan Kaya sosyal medyadan kararı alan mahkeme ile ilgili çarpıcı bir bilgi paylaştı. Erişim engeli kararı alan 2. Sulh ceza hakimi Muhsin Kadir Yılmaz’ın da TÜGVA listelerinde adı olduğu iddia edildi.

Söz konusu habere erişim engeli kararı ile ilgili Aydoğdu paylaşımında, “TÜGVA’nın listelerinde adı olan ve torpille hakim olarak atanan, 2. Sulh ceza hakimi Muhsin Kadir Yılmaz’ın talebi üzerine getirildi” ifadelerini kullandı.

Gazeteci Canan Kaya da: “TÜGVA haberlerine erişim engeli getiren Osmaniye Sulh Hukuk Hakimi de TÜGVA kadrosundan hakim olmuş” dedi.

17/25 Aralık yolsuzluk operasyonu ve TÜGVA’nın doğuşu

Okumaya devam et

Popular

Shares