Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Çorlu faciasının mağdurlarına bu da yasak: Basına bu şekilde basın açıklaması yapamazsınız

Yakınları için adalet arayan Çorlu tren faciası mağduru ailelere, 2019 yılında AYM önündeki olaylı ‘adalet nöbeti’ sonrası açılan dava bugün Ankara’da görüldü. Duruşma sonrası basın açıklaması yapmak isteyen ailelere koşarak gelen polisler engel oldu.

BOLD – Çorlu tren katliamında yakınlarını kaybeden aileler ve avukatları, yargı sürecinin hızlanması ve kazanın gerçek sorumlularının yargılanması için 12 Haziran 2019’da Anayasa Mahkemesi (AYM) önünde ‘Adalet Nöbeti’ başlattı. Burada basın açıklaması gerçekleştirmek isteyen acılı ailelere polisler tarafından müdahale edildi.

OLAYLI ADALET NÖBETİ

Yolun karşısına doğru aileleri iten polislerin “süpürün” dediği duyuldu. Yaşamını yitirenlerin ailelerinden bir kişi arbede sırasında gözaltına alındı. Gözaltına alınan kişi bir süre sonra serbest bırakıldı. Çıkan olaylarda bir kişi de yaralandı.

Bu olayın ardından Çorlu tren katliamında yakınları kaybeden aileler ve avukatları hakkında ‘Toplantı ve gösteri yürüyüşünde görevlendirilenlerin görevlerini yapmalarına engel olma’ suçlamasıyla dava açıldı

Ailelere açılan dava bugün Ankara 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Mahkeme heyeti alınan ifadelerin ardından duruşmaya katılmayan müşteki Yenal Uluçay ve Sabri Kocaman’ın ifadesi, sanıklardan avukat Gökmen Yeşil’in savunmasını dinlemek üzere duruşmayı 2 Şubat 2022 Saat 10:00’a erteledi.

AİLELERE BASIN AÇIKLAMASI DA YASAK

Yargılananlar için beraat isteyen aileler basın açıklaması yapmak istedi. Ailelerin davayı takip eden gazetecilere açıklama yaptığı sırada koşarak ailelerin yanına gelen polisler araya girdi. Ailelerle gazeteciler arasına giren polisler gazetecileri uzaklaştırdı.

Ne olduğunu ilk anda anlayamayan ailelere polisten ilginç bir tepki geldi. Bir polis amiri, “Toplu halde basına basın açıklaması yapamazsınız” dedi.

Edirne Uzunköprü’den İstanbul’a doğru hareket eden 362 yolcu ve 6 personelin bulunduğu yolcu treni, 8 Temmuz 2018’de Tekirdağ’ın Çorlu ilçesine bağlı Sarılar Mahallesi yakınlarında raydan çıkarak devrildi. Kazada 7’si çocuk 25 kişinin yaşamını yitirdiği faciadan 328 kişi ise yaralı kurtuldu.

Muhaliflere saldırılarla övünen AKP dün böyle dayak yiyordu

 

Gündem

Gazetecilere yine ceza yağdı

Gülen Hareketi soruşturmaları kapsamında yargılanan 10 gazeteci hakkında açılan davada karar çıktı. 3 gazeteciye örgüt üyesi oldukları iddiasıyla 6 yıl 3 ay hapis cezası, 2 gazeteciye örgüte yardım ettikleri gerekçesiyle 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası verildi. 5 gazeteci ise beraat etti.

BOLD – KHK ile kapatılan Cihan Haber Ajansı ve Zaman gazetesinin Antalya bölgesinde görev yapan eski çalışanları ile yerel gazetecilerin örgüt üyeliği ve örgüte yardım suçlamalarıyla tutuksuz yargılandığı davada karar çıktı.

Antalya 2. Ağır Ceza Mahkemesi, gazeteciler Cihat Ünal, Ömer Özdemir ve Serhat Şeftali’nin “örgüt üyeliği” suçundan 6 yıl 3 ay; Olgun Matur ve Osman Yakut’un “örgüte üye olmamakla birlikte yardım” suçundan 3 yıl 1 ay 15 gün hapisle cezalandırılmalarına hükmetti.

Gazeteciler Ali Orhan, Hasan Yavaşlar, Özkan Mayda, Kenan Baş ve Onur Fazıl Soydal ise üzerlerine atılı tüm suçlamalardan beraat etti. Aynı dava kapsamında Antalya’da yargılanan bir başka gazeteci Tuncer Çetinkaya’nın tutuklu yargılandığı için dosyası ayrılmış, 7,5 yıl hapis cezasına çarptırılarak 2018 yılında adli kontrol şartıyla tahliye edilmişti.

MAHKEME 5 YIL SÜRDÜ

Jailed Journos.com’un haberine göre 15 Temmuz’dan sonra Antalya’da çalışan Zaman gazetesi, Cihan Haber Ajansı, bazı yerel gazete ve internet siteleri çalışanlarına operasyon düzenlenerek 19 kişi Gülen Hareketi’nin medya yapılanması iddiasıyla gözaltına alınmıştı. Zaman Gazetesi’nin eski Antalya Bölge Temsilcisi Tuncer Çetinkaya, Cihan Haber Ajansı’nın muhabirleri Ömer Özdemir, Cihat Ünal, Özkan Mayda; Cihan Haber Ajansı ile birlikte Zaman Gazetesi’nin muhabiri Kenan Baş, Zaman Gazetesi muhabiri Osman Yakut, “Bizim Antalya” internet haber sitesinin sahibi ve yazarı Olgun Matur, Cihan Haber Ajansı’nın Antalya Bölge Temsilcisi Serhat Şeftali tutuklandı. 8 gazeteci, Antalya L Tipi Kapalı Cezaevi’nde konuldu.

Gazeteciler hakkında iddianame, Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından, 22 Mart 2017 tarihinde tamamlandı. İddianamenin kabul edilmesiyle birlikte Tuncer Çetinkaya hariç diğer gazeteciler tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.

YAZILAR SUÇ SAYILDI

İddianamede, gazetecilerin; Zaman ce Cihan Haber Ajansı’nda kaydının olduğu ve örgüt adına basın yayın faaliyeti yürüttüğü iddia edildi. Kapatılan Cihan Haber Ajansı ve Zaman Gazetesi’nin muhabiri Kenan Baş’ın, 2000 ve 2005 yılları arasında uluslararası haber ajansı Reuters’te çalışmış olması da kendisi hakkında, iddianameye eklenen bilgilerden biriydi.

İddianamede sadece “Bizim Antalya” internet haber sitesinin sahibi ve yazarı Olgun Matur ve kapatılan Zaman Gazetesi’nin eski Antalya Bölge Temsilcisi Tuncer Çetinkaya hakkındaki suçlamalar, yayımlanan köşe yazısı ve haberlerle delillendirildi!

Matur’un, “Bizim Antalya” adlı internet haber sitesinde Mart 2014, Kasım 2015 ve Nisan 2016 tarihlerinde yayımlanan yazılarına tam metin olarak yer verildi. Matur’un, Gülen Hareketi lehine yazılar yazdığı ve haberler yayınladığı iddia edildi. Çetinkaya’nın ise “Bizim Antalya” internet haber sitesinde haberler ve yazılar yazdığı belirtildi.

ÇETİNKAYA’YA 7,6 YIL HAPİS CEZASI

2018 yılında tutuklu yargılanan gazeteci Tuncer Çetinkaya’ya 7 yıl 6 ay hapis cezası verildi. Çetinkaya sağlık sorunları gerekçesiyle adli kontrolle tahliye edildi.

Bugün Antalya’da görülen davada savcı, bir önceki duruşmada yaptığı mütalaasını tekrar ederek tutuksuz yargılanan gazeteciler Olgun Matur, Özkan Mayda, Osman Yakut, Cihat Ünal, Kenan Baş, Ömer Özdemir ve Serhat Şeftali’nin örgüt üyeliği suçundan cezalandırılmalarını; Ali Orhan ve Hasan Yavaşlar’ın ise beraatlarını talep etti.

“DÜNYADA TUTUKLANAN TEK SPOR MUHABİRİYİM”

Savcının mütaalasına karşı son savunmasını yapan gazeteciler şunları söyledi:

Eski Cihan muhabiri Özkan Mayda, “Dünyada yargılanan ve tutuklanan tek spor muhabiriyim. Benimle aynı şekilde spor muhabirliği yapan ve aynı şirkette çalışan birçok insan yorumcu veya müdür olarak farklı kanallarda çalışmaya devam ediyor” dedi.

“HABERLERİME ÖDÜLLER VERİLDİ”

Eski Cihan çalışanı Cihat Ünal, “Yaklaşık 15 yıldır gazetecilik yapıyorum. Yaptığım haberlerden dolayı ödüller aldım. Yaptığım telefon görüşmeleri suçlama konusu yapılıyor. Ben muhabirim ve kaynaklarımla telefonda görüşüyorum. Tüm gazeteciler de bunu yapıyor.” dedi.

Eski Zaman çalışanı Ömer Özdemir, “2012 yılında Zaman gazetesinde çalıştım ve bir yıl sonra askere gittim. Ondan sonra da cemaatle ilişkili hiçbir kurumu ile ilişkim olmadı. Beraatimi talep ediyorum.” dedi.

“BU BİR SİYASİ DAVADIR”

“Bizim Antalya” haber sitesinin sahibi Olgun Matur, “Hiçbir somut delil olmadığı halde 4 köşe yazım gerekçe gösterilerek cezalandırılmam isteniyor. Bizim yanımızda 50’ye yakın kişi çalıştı, kimse hakkında dava açılmadı. Bu dava siyasi bir davadır. Beraatımı talep ediyorum” dedi.

Zaman Antalya Bölge Temsilcisi Serhat Şeftali’nin avukatı Halil Istıl, “Müvekkilimin örgütle herhangi bir bağlantısı yoktur. Gazetecilik faaliyeti dışında örgütsel sayılabilecek herhangi bir faaliyette bulunmamıştır. Beraatını talep ediyoruz” dedi.

3 gazetecinin avukatı Münip Ermiş, “Bu aceleye getirilmiş bir dava. Zaman yöneticilerinin yargılandığı 1 dava yok. Bu dava açıldığında hukuksal olarak kime sirayet edeceği kestirilemedi. Gazeteciler beraat ettirilmeli.” dedi.

Kararını açıklayan Antalya 2. Ağır Ceza Mahkemesi, gazeteciler Cihat Ünal, Ömer Özdemir ve Serhat Şeftali’nin “örgüt üyeliği” suçundan 6 yıl 3 ay; Olgun Matur ve Osman Yakut’un “örgüte üye olmamakla birlikte yardım” suçundan 3 yıl 1 ay 15 gün hapisle cezalandırılmalarına hükmetti.

Gazeteciler Ali Orhan, Hasan Yavaşlar, Özkan Mayda, Kenan Baş ve Onur Fazıl Soydal ise üzerlerine atılı tüm suçlamalardan beraat etti.

Okumaya devam et

Gündem

Philippe Leruth: Türkiye AİHS’nin 10. maddesini 140 kez ihlal etti

Turkey Tribunal oturumuna katılan Belçikalı gazeteci Philippe Leruth, Türkiye’de gazetecilerin karşılaştığı en büyük sorunun devlet baskısı olduğunu, 15 Temmuz’dan sonra gazetecilere şiddet uygulandığını söyledi. Leruth Türkiye’nin AİHS’ni de birçok kez ihlal ettiğini açıkladı.

BOLD – Cenevre’de dün başlayan Türkiye’deki işkence olaylarının yargılandığı Turkey Tribunal Mahkemesi bugün de devam ediyor. Milli İstihbarat Teşkilatı tarafından kaçırılan avukat-akademisyen Mustafa Özben’in sabahki konuşmasından sonra öğleden sonraki oturum Belçikalı gazeteci Philippe Leruth’un “Türkiye’de Basın Özgürlüğü” sunumuyla başladı.

Konuşmasına hazırladığı raporun ve kendisinin Türkiye karşıtı olmadığını vurgulayarak başlayan Leruth, Türkiye’nin çok önemli bir ülke olduğunu, gerçek anlamda demokratik bir rejimi hak ettiğini ve birçok Türk’e ve Türk gazetecisine büyük bir hayranlık duyduğunu belirtti.

“BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ DÜZENLİ BİR ŞEKİLDE İHLAL EDİLDİ”

Türkiye’de basın ve ifade özgürlüğünün git gide kötüleştiğini anlatan Leruth, “Türkiye’de basın özgürlüğü modern Cumhuriyet kurulduğundan bu yana düzenli bir şekilde ihlal edildi. 15 Temmuz’dan sonra bu durum daha da güçlendi. Askeri diktatörlük dönemlerinde bu özgürlük özellikle sınırlandırılmıştır. Ermeni ve Kürtlerle ilgili sorunları ele almak Türk gazeteciler açısından hep hassas konular olmuştur” dedi. Leruth, Türkiye’nin bugüne kadar Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10. maddesini 140 kez ihlal ettiğini de ifade etti.

Türkiye’de gazetecilerin karşılaştığı en büyük sorunun devlet baskısı olduğunu söyleyen Leruth, 15 Temmuz’dan sonra gazetecilere şiddet uygulandığını da belirtti. Tanınmış gazetecilerin durumunu bildiklerini anlatan Belçikalı gazeteci, Ankara dışındaki diğer gazetecilerin seslerini duymadıklarını, durumlarını bilmediklerini de ifade etti.

PHILIPPE LERUTH KİMDİR? NEDEN BÖYLE BİR RAPOR HAZIRLADI?

40 yıldan fazladır Belçika’da gazetecilik yapan Philippe Leruth, 25 yıldır gazetecilerin hakları konusunda araştırmalar yapıyor. 10 yıl Belçika Gazeteciler Derneği’nin başkanlığını yapan Leruth, Avrupa Gazeteciler Federasyonu’nun Başkan Yardımcılığı ile üç yıl ise Uluslararası Gazeteciler Federasyonu’nun Başkanlığı’nı üstlendi. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, Türkiye Gazeteciler Sendikası ve Türkiye Gazeteciler Derneği, her iki örgütün üyeleri arasında bulunuyor.

Raporu analiz etmek için iki soru üzerinde durduklarını belirten Leruth, “Türkiye şu anda yeterli derecede basın ve ifade özgürlüğünün garanti edildiği bir ülke olarak görülebilir mi? Türk hükumeti tarafından alınmış olan kararlar hala bu darbe girişimine yönelik bir tepki olarak görülebilir mi yoksa bunların hükumeti eleştiren seslerin bastırmaya yönelik bir girişim olarak değerlendirilmesi gerekir mi?” diye sordu.

Okumaya devam et

Gündem

WhatsApp gruplarında tartışma büyüyor: Ya AKP giderse!

Karar gazetesi yazarı Ahmet Taşgetiren, AKP kulislerinde dolaşan “Ya AKP giderse” polemiğinin iktidara yakın muhafazakar camiada da dile getirilmeye başlandığını. Tartışmanın WhatsApp gruplarında büyüdüğünü yazan Taşgetiren, bir hoca efendinin yapılan zulümleri savunduğunu kaydetti.

BOLD – Karar gazetesi yazarı Ahmet Taşgetiren, AKP kulislerinde dolaşan “Ya AKP giderse” tartışmasının muhafazakar camianın önde gelen isimleri tarafından WhatsApp gruplarında artık konuşulduğunu söyledi. Taşgetiren, “Evdeki bulgur” başlıklı yazısında, “Daha önce de yazdım, bu bir ‘Ya giderse’ ve hemen peşinden gelen ‘Ya gelirse”’ kaygısıdır. ‘Ya giderse”den kasıt Ak Parti iktidarının gitmesi, ‘Ya gelirse’den kasıt ise CHP’li bir ittifakın gelmesidir” ifadelerini kullandı.

EVDEKİ BULGURUN KURTLANMIŞ, BÖCEKLENMİŞ

Karar gazetesi yazarı Taşgetiren’in “Evdeki Bulgur” isimli yazısı şöyle:

“Bu o kaygılı çevreye göre ‘Evdeki bulgur’u bırakıp ‘Dimyata pirince gitmek’ demek, oysa uyarı ‘Dimyat’ta pirinç bulunmayabilir’ demek istiyor. ‘Orada evdeki bulguru kaybettiğinize de yanabilirsiniz’ ikazı da peşinden geliyor.

Bu halk hikmetini bütünüyle yabana atıyor değilim. Orada yadırgadığım şey, varılan sonucun zımnen “O zaman evdeki bulgura razı olmak gerekiyor!” olmasıdır.

Yukarda iktidarın icraatına ilişkin sıralananlar ne olacak o zaman?

Bunlar evdeki bulgurun kurtlanmış, böceklenmiş, karakteri bozulmuş olması anlamına geliyorsa, insanlar ondan yapılacak yemekten hoşnut değillerse, üstelik bu sebeple, bundan böyle ‘Bulgur’dan bahsetmek bile insanlarda alerji uyandırmaya başlıyorsa…. Ne olacak?

ZULMÜ SAVUNAN HOCA EFENDİ: ZULÜM VAR AMA…

Bir hoca efendi bana ‘Zulüm var ama…’ diye başlayan cümleler kurmuştu ben yaşanan haksızlıkları anlattığımda. Hoca efendi zulmün farkında idi, çünkü ona da onlarca zulüm hikayesi ulaşıyordu ‘Ama iktidar bizim iktidarımızdı, onun için susmak, katlanmak gerekiyordu…. Hem uyarınca sonuç alınabilir miydi ki, yöneticimizin karakteri biliniyordu vs…’

BİRKAÇ HOCA, ALİM ÇIKIP “ŞUNLAR, ŞUNLAR YANLIŞ GİDİYOR” DİYEBİLSEYDİ

Problem şu bana göre: Bizde aşağıdan yukarıya denetleme geleneği oluşmuş değil. Hep söylüyorum, o Halife Ömer’i ikaz eden kişi, üzerindeki elbisenin kumaşını sorgulayan kişi, o kadın haklarına dokunduğunda ‘Sen Kur’an’da Allah’ın verdiği hakkı nasıl kısıtlarsın’ diye çıkışan kadının dirayeti… Nerede onlar? Hikayeden mi ibaret? Birkaç hoca, birkaç alim, birkaç şeyh çıkıp, ‘Şunlar şunlar yanlış gidiyor’ diyebilseydi, muhafazakar camia adına, İslam’ın tüm görünülürlüğü, siyasi alandaki bir kısmı çarpık, bir kısmı problemli manzaralardan ibaret olmazdı.

‘Evdeki bulgura razı olalım?’ Yooo olmayalım, o bulgur kurtlandı çünkü, böceklendi, mayası değişti… En azından bunu söyleyelim. Ki bulgurun kurtlardan, böceklerden temizlenmesi mümkünse, mayasının düzelmesi mümkünse o yapılsın.

Sorayım hocalarımıza: Evdeki bulgurun böcekli halinden sizlere yemek yapılsa onu yer miydiniz?”

Erdoğan yargılanıyor: Gökhan’a 6 gün boyunca işkence yapıldı, ajanlık teklif edildi

Okumaya devam et

Popular

Shares