Bizimle iletişime geçiniz

BOLD ÖZEL

Anayasa Mahkemesi Afyon’da işkenceci polislere acımadı: Biri tecavüz etti diğerleri izledi!

Afyon TEM’de işkence gören ve tecavüze uğrayan A.A’nın 12 Haziran 2017’de Anayasa Mahkemesine yaptığı bireysel başvuru karara bağlandı. A.A’nın insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamelelere maruz kaldığına hükmeden yüksek mahkeme, işkenceci polisler hakkında yeniden soruşturma açılmasını istedi. A.A’ya da 50 bin TL tazminat ödenmesine karar verdi.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL

Anayasa Mahkemesi (AYM), Afyonkarahisar Terörle Mücadele Müdürlüğü’nde tecavüze uğrayan A.A’nın, Anayasası’nın 17. maddesinde güvence altına alınan insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamelelere maruz kaldığına karar verdi. İşkenceciler M.A. ve B.A. hakkında Afyonkarahisar Cumhuriyet Başsavcılığının tekrar soruşturma başlatmasını isteyen AYM, A.A’ya da 50 bin TL tazminat ödenmesine hükmetti.

Hasan Tahsin Gökcan’ın başkanlığında alınan 26 Mayıs 2021 tarihli kararda, üyeler Hicabi Dursun, Yusuf Şevki Hakyemez, Selahaddin Menteş ve İrfan Fidan’ın imzası bulunuyor.

BİR YURTTA GÖREV YAPIYORDU

Afyon’da bir yurtta görev yaparken ihraç edilen A.A., Gülen Hareketi soruşturmaları kapsamında 26 Ağustos 2016’da gözaltına alındı. OHAL şartlarında 25 gün gözaltında kalan A.A. bu süre içinde Afyon TEM’de işkence gördü, tecavüze uğradı, kötü muameleye maruz kaldı.

20 Eylül 2016’da tutuklanıp Afyonkarahisar E Tipi Cezaevine gönderilen A.A. cezaevine girişte muayene edildi. Doktor kalçasının iki tarafında çürüme, morluk ve sol üst azı dişinde hassasiyet tespit ettiğine dair rapor düzenledi. Oysa gözaltındayken darp raporu için iki kez hastaneye götürülen A.A.’ya doktorlar ‘darp yoktur’ raporu vermişti.

A.A. hapse girdikten iki gün sonra işkenceciler hakkında Afyon Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulundu. Savcılık, işkence ve tecavüz ettikleri iddia edilen polisler M.A. ve B.A. hakkında soruşturma başlattı.

Soruşturma kapsamında 17 Mart 2017’de ifadesi alınan A.A. gözaltına alınmak üzere Devlet Hastanesine götürülürken araç içinde görevlilerinin fiziksel ve sözlü şiddetine uğradığını, başından darp edildiğini, “fetönün liboşusunuz” diyerek hakarete ve sinkaflı küfürlere maruz kaldığını söyledi. Daha sonra Afyon TEM’de götürülen A.A’ya burada yapılan işkenceler daha da korkunç.

“İRİ YARI BİR POLİS CİNSEL ORGANINI MAKATIMA…”

İfade sırasında kendisine gösterilen bir genci tanımadığını söyleyen A.A’nın başına keten çuval geçirildi. Sıcakta çuval içinde bekletilen A.A. daha sonra başka bir odaya alındı, pantolonu ve iç çamaşırları çıkartıldı.

Uzun boylu, kır saçlı, iri yarı bir polis, A.A’ya tecavüz etti. Diğer polisler tecavüzü seyretti. Başka bir polis de tüm bunları cep telefonuyla kaydetti. Eğer konuşmazsa cop tecavüzüyle tehdit edilen A.A’yı eşiyle de tehdit ettiler ve onu da gözaltına aldılar.

İşkenceler daha sonra da devam etti. Söylemesine rağmen ameliyatlı kulağı 50-60 kez darp edildi. Defalarca copla dövüldü. Dudakları patladı, dişi kırıldı.

Afyon Cumhuriyet Savcılığı, tüm bunlara rağmen soruşturmayı 25 Aralık 2017’de ‘kovuşturmaya gerek yoktur’ diyerek kapattı. A.A’nın tedbir amaçlı yalan söylediğini ifade eden savcılık işkenceci polisleri akladı. 12 Haziran 2017’de Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulunan A.A’yı Anayasa Mahkemesi haklı buldu. Dört yıl sonra 26 Mayıs 2021’de karar veren yüksek mahkeme, A.A.’nın işkence gördüğüne hükmetti, sorumlular hakkında tekrar soruşturma açılmasına ve A.A’ya 50 bin TL tazminat ödenmesine karar verdi.

“112 ACİL SERVİSE KALDIRILDIM”

A.A. cezaevindeyken gazetecilere ve siyasi parti liderlerine gönderilmek üzere 2 Ağustos 2017’de bir mektup yazdı. Ancak mektup Afyon E Tipi İnfaz Kurumu Mektup Okuma Komisyonu tarafından sakıncalı görülerek gönderilmedi. Delil olarak mektubu inceleyen AYM, kararda mektubun bir kısmına da yer verdi.

Gördüğü işkenceler sonucunda 112 acil servise kaldırıldığını söyleyen A.A. mektubunda dernek, vakıf, gazeteciler ve siyasetçilerden hukuki destek beklediğini belirtiyor:

“…Gözaltında tutulduğum 25 günün nasıl geçtiğini, ifadeleri hangi şartlarda verdiğimi belirtir bu hikayemi sizlere anlatıp sizlerden her türlü hukuki ve insani ve vicdani desteği bekliyorum. 25 gün Afyon emniyetinde TEM Şubede işkence gördüm, kafama çuval geçirilerek dakikalarca bekletildim, bu haldeyken TEM polislerinin cinsel saldırılarına (tecavüz) maruz kaldım. 7-8 polisin sürekli ellerinde tekme tokat ve coplarla dövüldüm. 112 acil servise kaldırıldım. Baskı altında ifadelere imza atmak zorunda bırakıldım. Bu dilekçemde hangi şartlarda FETÖ üyesi yapıldığım ve ifadeleri hangi şartlarda kabul ettiğimi ve neden şimdi kabul etmek istemediğimi anlatıyorum. Hukuki açıdan 11 aydır uğraşıyorum ama bütün insanlar sağır, dilsiz, hukuk ve yargı topal, ilerlemiyor. Sizlerden hukuki, vicdani ve insani her türlü desteği bekliyorum.”

A.A.’NIN SAVCILIKTA VERDİĞİ İFADESİNİ YAYINLIYORUZ

…koridorlar boştu benim geldiğimi söylemeleri üzerine [A.] Başkomiser olarak bildiğim kişi ile kendilerini tanımadığım 7-8 sivil kişi beni aralarına aldılar, yumruk ve tekme ile beni dövmeye başladılar. Ben 2014 yılında kulağımdan ameliyat olmuştum, kulağıma vurmamalarını söyledim ancak beni dinlemediler.

“30 GÜN BİZİMLESİN, COP…”

Daha sonra odada bulunan ve asker olduğunu sonradan öğrendiğim genç bir çocuğu bana gösterdiler ve tanıyıp tanımadığımı sordular. Tanımadığımı söylemem üzerine ‘bunu tanıyacaksın’ diyerek tekrar dövmeye başladılar. Daha sonra başıma keten bir çuval geçirdiler. Sıcakta çuval içerisinde 10-15 dakika beklettiler. Sonra başka bir odaya aldılar. Burada alt kıyafetimi yani pantolonumu ve iç çamaşırımı çıkardılar. Bir koltuğun önünde kafamı öne doğru eğdiler. Sonradan isminin [B.] olduğunu öğrendiğim uzun boylu kır saçlı iri yarı olan bir polis cinsel organını çıkararak benim makatıma sokmaya çalıştı. Diğer polis memurları bunu seyrettiler. Görevlilerden bir tanesi bu durumu cep telefonu ile çekti. Bana gösterdikleri çocuğu kast ederek ‘bu çocuğu tanıyacaksın’ dediler ben tanımadığımı söyledim. ‘Tanımazsan 30 gün bizimlesin yarın da makatına cop sokacağız’ dediler.

“AMELİYATLI KULAĞIMA 50-60 KEZ TOKAT ATTI”

Buradan çıkarıp karanlık bir odaya götürdüler başıma çuval geçirip yarım saat kadar burada beklettiler. Daha sonra koridora alıp 15 dakika kadar yerde çömelterek beklettiler daha sonra bir memur gelerek işlemlerimin bittiğini belirtip Kapalı Spor Salonuna götürmek üzere beni getirdikleri araca bindirdiler, araç içerisinde [A.] Başkomiser ile beni evden alan iki kişi vardı. Araç içerisinde giderken [A.] Başkomiser ile aracın önünde sağ tarafta oturan beyaz saçlı ve top sakallı olan kişi bana ’40 gündür sizin yüzünüzden eve gidemiyoruz’ diyerek sinkaflı küfürler ettiler. Kapalı Spor Salonuna vardığımızda koridorda giderken beni ittirdiler ayrıca [A.] Başkomiser bana çelme takıp yere düşürdü, sırt üstü yatırdı karnımın üzerine oturdu ‘senin hangi kulağın ağrıyor’ diyerek yüzümün her iki tarafına 50-60 kez tokat attı. Ayrıca sinkaflı küfürlerine de devam etti. Son olarak da yüzük bulunan sağ eli ile bir kez alnıma bir kez de dişlerime vurdu dudaklarım patladı, yüzümde darp izleri meydana geldi. Daha sonra oradaki görevlilere ‘bunu kapıya yakın oturtun biz her gün gelip bunu döveceğiz’ dedi. İki – üç gün burada kaldım, gelen giden olmadı.

“EŞİN BAŞKALARININ ALTINDA YATAR, 25 YIL HAPİS YATARSIN”

Pazar günü akşam beni tekrar alıp TEM Şubeye götürdüler, koridorda [T.] Müdür, [A.] Başkomiser, [M.A.] ve [B.] isimli polis memuru ile birlikte kim olduklarını bilmediğim toplamda 8-9 kişi vardı. [B.] isimli polisin elinde cop vardı, cop ile kaba etlerime vurmaya başladılar, ellerim ters kelepçeli idi, [T.] Müdür dışında diğerleri de yumruk ve tekme ile rastgele her yerime vurdular. [T.] Müdür bu sırada bizi seyrediyordu, sonra [T.] Müdür’ün odasına götürdüler, burada da 8-9 kişi copla ve elleri ile beni tekrar dövmeye başladılar, pantolonum bu arada düştü copla kaba etlerime vurdular ve çok acıdı, [T.] Müdür, daha önce gösterdikleri çocuğu kast ederek ‘bunu tanıyacaksın 30 gün buradasın, ben karışmam her gün döverler seni’ dedi. Daha sonra beni alt katta bulunan nezarethaneye götürdüler. Ertesi gün saat 13.30’da tekrar üst kata çıkardılar burada bazı fotoğraflar gösterdiler ‘bunları tanıyacaksın eşini de alırız, eşin başkalarının altında yatar 25 yıl hapis yatarsın’ dediler. Ben de korktum, bana gösterdikleri resimlerden birkaç kişiyi tanıdığımı söyledim. Birkaç gün sonra saat 01.30 sıralarında beni uyandırdılar yukarıya çıkardılar, [M.A.] nın elinde uzun, [B.] nin elinde kısa jop vardı bu joplarla beni dövdüler, kaba etlerime vurdular ‘Bizim dediğimiz her şeyi kabul edeceksin ancak evine böyle gidersin’ dediler, bu nedenle ben bana fotoğraflarını gösterdikleri kişileri tanıdığımı söyledim. Birkaç gün sonra eşim [S.A.] yı, TEM Şubeye getirdiler, onu da gözaltına alacaklarını söylediler bu nedenle ben korktum ve söyledikleri her şeyi kabul ettim.

“DİŞİM KIRILDI”

Gözaltına alındıktan 14 gün sonra aile hekimlerini gözaltına almaya başlamışlar biz nezarethanede 2-3 kişi iken 30 kişi olduk nezarethane doldu. Aile hekimlerinin ifadelerini almaya başladılar, saat 21.00 sıralarında beni yukarı çıkardılar, yukarıda [M.A.], ellerim kelepçeli olduğu halde karnıma yumruk atmaya başladı. ‘Sen bu doktorları neden organize ediyorsun bunların ifadeleri neden kilitlendi’ diyerek birkaç kez yüzüme yumruk attı, dişim kırıldı, dişim şu an kırıktır, cezaevinde sürekli tedavi oldum. Gözaltında iken beni doktora da götürmediler.

25 gün sonra bana söyledikleri her şeyi kabul ettim ve ifadeleri imzaladım. 19/09/2016 günü TEM Şubede bulunan bir odaya iki polis nezaretinde götürdüler, içeride doktor olduğunu söylediler ayrıca doktorun yanında bir kaç polis memuru daha vardı, polislerin bulunduğu ortamda, doktor darp cebir olup olmadığını sordu, yanımda polis memurları olduğu için korktum ve darp cebir olduğunu söyleyemedim, doktor da beni soymadı ve muayene etmedi, benim bu beyanıma göre rapor düzenledi ayrıca beni ve gözaltında bulunan diğer kişileri Devlet Hastanesine götürmediler, bizi şube dışına çıkarmadılar şubeden doğrudan Adliyeye getirdiler. 20/09/2016 günü saat 04,00’a kadar mahkemede sorgum yapıldı ve tutuklama kararı verildi. Cezaevi mahkum kabul bölümünde darp cebir olduğunu söyledim bunun üzerine beni revire götürdüler burada doktor beni muayene etti, kaba etlerimde darp izi olduğuna dair ayrıca dişimde hassasiyet olduğuna dair rapor düzenledi.”

ANAYASA MAHKEMESİ’NİN KARARININ ORİJİNAL BELGESİ

BOLD ÖZEL

5 yaşındaki Zülal ikinci kez hapse girdi

Cezaevindeki çekirdek ailelere bir yenisi daha eklendi. Üç yıldır tutuklu bulunan eğitimci Ali Uysal’ın eşi Hilal Uysal ve 5 yaşındaki kızı da cezaevine gönderildi. Zülal 1,5 yaşındayken de annesiyle hapis yatmıştı.

BOLD ÖZEL – Bir çocuk daha hapse girdi. Daha önce annesi Hilal Uysal ile birlikte 7 ay hapiste kalan 5 yaşındaki Zülal, yine annesiyle birlikte 24 Kasım gecesi cezaevine gönderildi.

Gülen Hareketi soruşturmaları kapsamında Bank Asya hesabı ve Bylock kullandığı iddiasıyla 7 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılan ve cezası Yargıtay tarafından onaylanan Hilal Uysal önceki gün tutuklanıp yine Şakran Cezaevine gönderildi. Hilal Uysal’ın eşi Ali Uysal da üç yıldır aynı cezaevinde kaldıktan sonra bu yıl başında Afyon Bolvadin Cezaevine nakledildi.

Ev hanımı Hilal Uysal, daha önceki hapis sürecinde yaşadıklarını Bold Medya‘ya şöyle anlatmıştı: “Ben oradayken kızım iki kere kaza geçirdi. Ranzadan düştü ve kampüs içerisindeki hastaneye sevk ettiler. İki saat boyunca gözlem altında tutulduk. Doktor yoktu. Kendi çocuğunuzun doktoru kendiniz olacaksınız denildi ve gönderildik.”

Gülen Hareketi soruşturmaları kapsamında 9 Mayıs 2018’de eşiyle birlikte tutuklanan Ali Uysal, kapatılan derneğe üye olduğu için 7,5 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı. 9 Eylül Üniversitesi İlahiyat mezunu olan Uysal, etüt merkezlerinde eğitmenlik yapıyordu.

Hilal Uysal ve kızı Zülal.

16 AYLIK MUAZ DA ANNE-BABASIYLA HAPİSTE

İzmir Şakran Cezaevinde, bir çekirdek aile daha birlikte kalıyor. Esra-Abdurrahman Aşçı, 16 aylık bebekleri Muaz ile 17 Kasım 2021’de tutuklanmıştı.

Burada bin memur var, gardiyanlar botlarıyla odamızı basıyor, koğuşun yarısı hasta

16 aylık Muaz, annesi ve babasıyla birlikte hapse gönderildi

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

Yaycı-Metre kriteri: Kürtaj yaptırmayan subay ihraç edildi

Türk Silahlı Kuvvetleri’nden ihraç edilen başarılı subayların anlatımları raporlaştırıldı. Raporda yer alan bir tanık ifadesi şöyle: “Engelli bir bebeğe hamile olmak ve kürtaj yaptırmamak açıkça FETÖ-Metre kriteridir. Engelli çocuk sahibi olma kriteriyle ihraç yapıldığını bizzat Yaycı anlatmıştı.”

BOLD – İngiltere merkezli Statewatch kuruluşu emekli Tümamiral Cihat Yaycı’nın kriterleriyle ilgili şok edici bir rapor yayınladı. Rapora göre, Temmuz 2016’dan bu yana en az 13 bin 1 Türk askeri personeli ‘FETÖ-Metre’ olarak bilinen algoritma yoluyla ‘terörist ya da terörle iltisaklı’ ilan edilerek ihraç edildi.

ALGORİTMALARLA İNSAN HAKLARI İHLALİ

Dr. Emre Turkut ve avukat Ali Yıldız tarafından hazırlanan rapora göre, OHAL döneminde kullanılan algoritmalar ağır insan hakları ihlallerine yol açtı. Yaycı ve AKP iktidarının ortak çalışmasıyla ordudaki subayların kendileri ya da akrabalarının hassas kişisel verileri, mesleki geçmişleri temelinde yapılan fişleme temel insan haklarını da çiğnedi.

ÖZEL HAYATIN GİZLİLİĞİNİ YERLE BİR ETTİ

Raporda yer alan şekliyle ‘FETÖ-Metre’ olarak bilinen algoritma, 97 ana kriter ve 290 alt kritere dayanıyor. Kriterlerin birçoğu özel hayatın ve kişisel verilerin gizliği gizliliği haklarını yerle bir etti. Bu algoritmayla Temmuz 2016 darbe girişiminin ardından TSK’nın her kademesine el atıldı. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı bünyesinde Adli İşlem ve İdari İşlemler Daire Başkanlığı (ATİİİŞ) adı verilen özel bir birim tarafından kullanılan algoritma ile asker ve sivil yüz binlerce kişinin profili çıkarılarak bu kişilere ‘puan’ verildi.

YAYCI’NIN KRİTERLERİYLE 810 BİN KİŞİ FİŞLENDİ

ATİİİŞ, en az 810 bin kişinin ‘hassas’ nitelikle olanlar dahil olmak üzere kişisel verilerini toplayarak FETÖ-Metre sistemin dahil etti. Bu veriler bankacılık işlemleri verileri, Bank Asya’da hesabı bulunanlara dair veriler, KHK ile kapatılan kurumlar ile her türden ilişkiye dair veri, bir milyon GSM numarasının telefon görüşme ve internet trafik kayıtları yanı sıra İngilizce bilgisi gibi dil becerilerini bile kapsamaktadır. Rapor, bu tür kişisel verilerin yasal bir dayanak olmaksızın elde edilip ve işlendiğini tespit ediyor.

AVRUPA BİRLİĞİ’NE SIĞINAN RÜTBELİ ASKER İFADELERİ

Avrupa Birliği’ne (AB) sığınma talebinde bulunan pek çok yüksek rütbeli eski askeri yetkilinin tanıklıklarını içeren rapor, algoritmanın uygulanmasının keyfi olduğunu ortaya koydu. Yalnızca birincil süjelere değil, aynı zamanda onların sosyal çevrelerindeki herkese, aile üyelerine, meslektaş ve komşularına da cezai yaptırımları uygulandığını ortaya koydu.

BİRGÜN HERKES ALGORİTMİK ZULME KURBAN GİDEBİLİR

Ankara ve Brüksel barolarına kayıtlı avukat ve raporun yazarlarından Ali Yıldız, binlerce kişinin FETÖ-Metre denilen bir zulüm aletiyle kendilerine verilen ‘puan’ üzerinden işsiz bırakıldığını söyledi. Bu subayların tutuklandığına da dikkat çeken Yıldız, “Devletlerin terörle mücadelede dijital izleme araçlarına daha fazla başvurduğu, giderek daha fazla bağlantılı hale gelen bir dünyada, herkesin benzer algoritmik zulme kurban gitme olasılığı yüksektir.” diye konuştu.

Statewatch araştırmacısı Yasha Maccanico ise “Bu rapor, şüphelileri algoritmik olarak belirlemek için kullanılabilecek araç ve kriterlerin, yetkililerin diledikleri kişileri suçlu durumuna düşürmelerine izin verecek şekilde tasarlanabileceğinin tüyler ürpertici bir hatırlatıcısıdır.” dedi.

Cihat Yaycı da Fetöcü çıktı

 

 

 

 

 

Okumaya devam et

BOLD ÖZEL

21 aydır tutuklu Yusuf Bekmezci’ye Aziz Nesin hikayesini yaşattılar: 60 sayfalık yakarış

Hafıza kaybı, uyku apnesi ve halisünasyon görme başta olmak üzere birçok sağlık sorunuyla mücadele eden 82 yaşındaki Yusuf Bekmezci, 20 ay sonra geçtiğimiz ay hastaneye yatırıldı. Kayınpederiyle aynı koğuşta kalan Şeref Aytekin ise, Bekmezci’nin 21 ayda hapiste geçirdiği hastane sürecini 60 sayfalık bir dilekçeyle anlattı. Mahkemeye sunulan dilekçe, hasta mahpusların yaşadığı hak ihlallerini gözler önüne seriyor.

SEVİNÇ ÖZARSLAN | BOLD ÖZEL

Gülen Hareketi soruşturmaları kapsamında 21 ay önce tutuklanan 82 yaşındaki Yusuf Bekmezci’nin damadı Şeref Aytekin, hafıza kaybı yaşayan, halisülasyon gören ve uyku apnesi gibi ölümcül hastalığı bulunan kayınpederinin sağlık sorunlarını anlatabilmek için aylardır dilekçe yazıyor. En son 25 Ekim’de İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi Başkanlığı’na, ekleriyle birlikte 60 sayfa dilekçe veren Şeref Aytekin’in mücadelesi Aziz Nesin hikayelerini aratmayacak cinsten.

DAMADI KENDİSİNDEN 8 AY ÖNCE TUTUKLANDI

Hasta, yaşlı ve bakıma muhtaç olmasına rağmen 23 Ocak 2020’de tutuklanan Yusuf Bekmezci yaklaşık iki yıldır İzmir 1 Nolu F Tipi Cezaevine kalıyor. İlk günlerde yalnız olan Bekmezci’nin yanına 14 Şubat 2020’de, kendisinden 8 ay önce tutuklanan damadı Şeref Aytekin sevk edildi.

O sırada İzmir 2 Nolu F Tipi Cezaevinde olan Aytekin, kayınpederinin tutuklandığını öğrenince nakil talebinde bulundu. KHK’lı emniyet müdürü Şeref Aytekin 21 aydır kayınpederinin kişisel ihtiyaçlarına yardımcı oluyor. Tedavi, tetkik, ilaç işlerini takip etmek, hastane doktoruna da koğuştaki gözlemlerine dair bilgi vermek istiyor ama ne mümkün. Cezaevi bürokrasisi önünde koca bir engel.

TEŞHİS 20 AY ÖNCE KOYULDU, HASTANEYE GEÇEN AY YATIRILDI

Hasta mahpusların en önemli sorunu, sağlık hizmetlerinden zamanında ve tam olarak faydalanamaması. Bir de bunlara kelepçeli yolculuk, hastanelerin mahkum odalarında kalma zorunluluğu, doktorlarla direkt muhatap olunmaması (cezaevine göre değişiyor) gibi olumsuz durumlar eklenince psikolojik olarak çok yıpranıyorlar. Sağlıkları daha da bozuluyor.

Kurum doktorunun 27 Ocak 2020’de uyku apnesi teşhisi koyduğu ve ani ölümle sonuçlanabilecek bir hastalık olduğu için hastaneye sevk ettiği, İzmir’in esnaflarından Yusuf Bekmezci, 20 ay sonra daha 21 Ekim 2021’de hastaneye yatırıldı. Uyku apnesi hastalarının gece kullandığı cihazın denemesi için bir gece hastanede kaldı. Ertesi gün sabahtan tekrar koğuşuna döndü. Cihazı ne zaman alabileceği henüz belli değil.

HASTALIKLARINI ANLATAMIYOR

Alzheimer (henüz alzheimer teşhisi konulmadı) belirtileri gösteren hastalığıyla ilgili ise henüz doğru dürüst bir tetkik yapılmış değil. Çünkü Bekmezci, tek başına hastaneye götürüldüğü için derdini anlatamıyor, hastalıklarını ifade edemiyor. “Doktor ne sordu, ne dedi?” sorularına “Bir şey demedi, doktoru görmedim” gibi cevaplar veren Bekmezci’nin damadı Şeref Aytekin, kaç aydır kayınpederinin yanında refakatçi olmak için ya da eline hastalıklarını ve koğuştaki gözlemlerini yazdığı kağıdı verebilmek için uğraşıp duruyor.

“NEREYE GÖTÜRDÜKLERİNİ BİLMİYORUM”

Aytekin, kayınpederini doktora götüren memurla görüşebilmek, muayene sonuçlarını öğrenebilmek için de ayrıca dilekçeler yazıyor. Çünkü Bekmezci’nin hastane dönüşlerinde anlatabildikleri genelde şöyle:

“Buradan çıktık, vardığımızda araçtan indik, hapishaneye götürdüler (nezareti kast ediyor), nereye niçin gittiğimizi, geldiğimizi bilmiyorum, sonra bir araca bindirdiler. 2-3 yere gittik, doktorlar bir şey söylemedi, muayene eden doktor olmadı, sonra indik, minibüse bindirdiler, yola çıktık, nereye götürdüklerini bilmiyorum, indiğimde nerede olduğumu anlayamadım, giriş kapısı görünce ben buraya daha önce geldim, benziyor dedim, bina içerisine girdik, kafamı yine toparlayamadım, buradaki memurlara nereye gideceğiz dedim, memur gidelim dedi, merdivenleri görünce burada olduğumuzu anladım.”

Şeref Aytekin tedavi ve tetkiklerle ilgili memurdan bilgi alabilmek için 11 gün beklediği zamanlar bile olduğunu belirtiyor.

Yusuf Bekmezci, 9 Nisan 2021’de örgüt yöneticisi olduğu iddiasıyla 17 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırıldı. 82 yaşındaki Bekmezci, nerede olduğu, niçin yargılandığı ve ne kadar ceza verildiği gibi birçok şeyin farkında değil. Mahkeme heyetine üç kez “Ben neden burayım?” diye sorduğu da SEGBİS kayıtlarına geçmiş durumda. “Bir rahatsızlığın, şikayetin var mı?” sorusuna ise genelde “Şikayetim yok, iyiyim” diye cevap veriyor.

KOĞUŞ DUVARLARINDA ÇİÇEKLER GÖRÜYOR

Tutuklandıktan birkaç ay sonra unutkanlık baş gösteren, koğuşun duvarlarında çiçekler gördüğünü, komşularının ve onların çocuklarının kendisini koğuşa ziyarete geldiğini söyleyen Yusuf Bekmezci’nin en önemli sağlık sorunları uyku apnesi, hafıza kaybı ve halisünasyon görmesi.

Bunların yanı sıra prostat, ileri derecede işitme kaybı, bilişsel bozukluklar, algı ve muhakemesinde ciddi sıkıntılar, yaşlılığından dolayı düşkünlüğü de var. Gün geçtikte ilerleyen uyku apnesi, çiçek görmesi ve Alzheimer için hastaneye sevk edilen Yusuf Bekmezci, aciliyeti olmayan bir-iki şikayetinden muayenesi yapılıp geri gönderiliyor.

“Kayınbabamın hastaneye sevki yapıldı, durumunu biliyorsunuz, kendini ifade edemez, rahatsızlıklarıyla ilgili not yazayım, bu notu, onu hastaneye götürecek olan görevliye verelim, dedim. ‘Gerek yok sizin anlattıklarınızı doktor not aldı, hastanedeki doktor sistemden görür’ dedi. Kurum doktoru benim söylediklerimi not olarak yazmadı hastanedeki doktor bakmadı. Hastaneye götüren memur ve doktor da Alzheimer olduğunu bilemediklerinden farklı ve aciliyeti olmayan önemsiz bir iki şikayetiyle ilgili muayenesi yapıldı.” diyen Şeref Aytekin’in dilekçelerinde buna benzer birçok açıklama bulunuyor.

HASTANEYE KELEPÇELİ GÖTÜRÜLÜYOR

Dilekçelerinde kayınpederinin hastaneye kelepçeli götürüldüğünü ve 82 yaşındaki insana eziyet edildiğini de vurgulayan Aytekin, “Hastaneye ne kadar az giderse o kadar iyi. 82 yaşında, birçok hastalığı var. Bu durumuna rağmen bile araç içinde kelepçeleri çözülmüyor. Ayrıca Kovid-19 riski var. Normal bir insan bile o araçla hastaneye gidip geldiğinde başı dönüyor, istifra ediyor, bazıları 1-2 gün kendine gelemiyor. Bu durumdaki birinin hastaneye gidip gelirken ne kadar sıkıntı çektiğinin izahına gerek yok sanırım.” diye yazdı.

Şeref Aytekin, Yusuf Bekmezci’nin 27 Ocak 2020’den 21 Ekim 2021’e kadar hapiste geçirdiği hastane sürecini, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi Başkanlığı’na 25 Ekim 2021 tarihinde yazdığı uzun dilekçede tarih sırasına göre anlattı. Ekleriyle birlikte 60 sayfayı bulan dilekçe, hasta mahpusların ve yakınlarının yaşam hakkı için nasıl bir sistemle mücadele ettiklerini göstermesi açısından önemli.

ŞEREF AYTEKİN’İN MAHKEMEYE SUNDUĞU 60 SAYFALIK DİLEKÇENİN İLK 14 SAYFASI

 

Okumaya devam et

Popular

Shares