Bizimle iletişime geçiniz

Gündem

Zırhlı aracın ezdiği minik Efe için 2 yıl sonra yeni rapor: Asli kusurlu baba

Diyarbakır’da 5 yaşındaki Efe Tektekin, 2019 yılında polise ait zırhlı aracın altında kalarak can verdi. Tam iki yıl sonra olay yerinde ikinci kez keşif yapıldı. Bilirkişi raporuna göre oğlu Efe’yi ‘gözetmediği’ iddiasıyla baba Ahmet Tektekin ‘asli kusurlu’ bulundu.

BOLD – Şırnak’ın İdil ilçesinde 3 Eylül’de akşam saatlerinde 7 yaşındaki Miraç Miroğlu, sokakta bisiklet sürerken polis memuru M.K’nin kullandığı zırhlı aracın çarpması sonucu öldü. Trafik polisleri “asli kusurlu” olarak küçük çocuğu gösterdi. MA’nın haberine göre zırhlı araç ölümlerinin faillerini koruyama dönük benzer bir rapora daha imza atıldığı ortaya çıktı.

11 Eylül 2019 tarihinde Diyarbakır’ın merkez Bağlar ilçesi 5 Nisan Mahallesi’nde fırına ekmek almaya giderken zırhlı aracın çarpması sonucu yaşamını yitiren 5 yaşındaki Efe Tektekin ölümünden 2 yıl sonra trafik bilirkişi heyeti tarafından olay yerinde ikinci kez keşif yapıldı. Hazırlanan raporda ise Efe’nin babası Ahmet Tektekin “Efe’yi gözetmediği” gerekçesiyle asli kusurlu bulundu.

İLK RAPORDA NE YAZIYORDU?

Efe Tektekin yaşamını yitirmesinin ardından zırhlı araç sürücüsü İ.A. “taksirle ölüme neden olma” suçundan tutuklanıp cezaevine konuldu. Olayla ilgili hazırlanan ilk Trafik Kazası Bilirkişi raporunda ise Efe Tektekin “asli”, zırhlı araç sürücüsü polis İ.A. ise “tali” kusurlu bulundu. Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği’ne (TMMOB) bağlı Makine Mühendisleri Odaları’nın Diyarbakır ve İstanbul şube üyeleri ise Efe’yi ‘asli kusurlu’ bulan bilirkişi raporunu ‘asli kusurlu’ bulmuştu.

Jinha’dan Medine Mamedoğlu’nun haberine göre, Efe’nin ölümüyle ilgili Diyarbakır 9. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın geçtiğimiz Nisan ayında görülen duruşmasında avukatlar olay yerinde yeniden keşif yapılmasını talep etti.

Talebin kabul edilmesiyle Trafik Bilirkişisi tarafından Temmuz ayında olay yerinde keşif yapılıp rapor hazırlandı. Kazanın oluş şekline, meydana geldiği hava şartlarına ve sanık polisin ifadelerine yer verilen rapor mahkemeye gönderildi. Raporda, hazırlanan ilk rapordan farklı olarak Efe Tektekin’in babası Ahmet Tektekin “asli kusurlu” bulundu. Polis memuru İ.A. ise “tali kusurlu” sayıldı.

KOLLAMA YAPMADI!

Raporun sonuç kısmında bu konuda şu ifadeler yer aldı: “Yaya Efe Tektekin’in; Farik ve Mümeyyiz olmakla birlikte 5 Nisan Mahallesi Emek caddesi 714’üncü sokaktan park eden araçlar arasından karşıya kaplama alanı içerisinde yönelişi 2918 sayılı Kara Yolları Trafik Kanunun 68’nci maddesi e K.T.Y.94 ve K.T.Y.138.b-3 maddelerinde yer alan, (yüz metre kadar mesafede yaya geçidi, okul geçidi veya kavşak bulunmayan yerlerde yayalar, taşıt trafiği için bir zorluk veya engel yaratmamak şartıyla ve yolda gelen taşıtların uzaklığının hızını kontrol ederek kendi güvenliklerini sağladıktan sonra en kısa doğrultuda ve en kısa zamanda taşıt yolunu geçebilirler. Yollarda güvenli geçiş önce sola sonra sağa bakılarak sakınca yoksa taşıt yoluna geçiş sırasında sola ve sağa bakarak yürüyüşe devam etmek, taşıt yoluna girmeden güvenle duramayacak kadar yaklaşmış taşıtlar var ise ilk geçiş hakkını onlara verip geçişleri beklemek, suretiyle yapılır. Yaşının küçüklüğü nedeniyle bunu bilmeyen ve tehlikeyi göremeyen yaya Efe Tektekin’in vasisinin gözetip kollama yapmadığı, tedbirsiz ve dikkatsiz nizamlara aykırı davranışları ile şeklinde ki hükmün ihlali niteliğindedir. Bu bağlamda yaya Efe Tektekin’in kazanın oluşunda babasının çocuğunu kollayıp, gözetmediğinden ve can güvenliğini tehlikeye soktuğundan kuralına aykırılıktan bu kazada yayanın vasisi baba Ahmet Tektekin asli kusurlu olduğu..”

KAZAYI ÖNLEYEBİLİRDİ

Raporda fail polis memuruna ilişkin ise, “Elde ki delillerden sürücünün çevre şartlara göre hızını azaltmadan araç kullandığı kişilerin hayat, sağlık ve malvarlığı açısından tehlikeli olabilecek şekilde sevk ve idare ettiği, bu kaza sürücü tarafından gerekli dikkat ve özen gösterilirse öngörülebilir ve önlenebilir olduğu kanaati ağırlık kazandığından 52/1-a maddesinin ihlali niteliğinde olup kazanın oluşumunda, İ. A’nın da kazada tali kusurlu olduğu kanaatine varılmıştır” değerlendirmelerinde bulundu.

Haberde, avukatların baba Ahmet Taştekin’in “tali kusurlu” bulunduğu rapora itiraz etmeye hazırlandığı belirtildi.

Analiz

Siyasetin emrindeki HSK’da organize işler: Bahçeli istifa ettirdi, Şentop hakime kefil oldu

MHP kontenjanından Hakimler ve Savcılar Kurulu(HSK) üyesi olan Devlet Bahçeli’nin eski avukatı Hamit Kocabey’in istifa süreci yargıdaki çürümeyi gözler önüne serdi. Kocabey’in MHP Genel Başkanı Bahçeli’nin “İstifa edin” isteğini “Başüstüne” diyerek yerine getirdiği, TBMM Başkanı Mustafa Şentop’un da sulh ceza hakiminin ihracını ‘bilgi verdiği’ gerekçesiyle önlediği anlaşıldı.

BOLD ANALİZ – AKP’nin başkanlık sistemiyle Hakimler ve Savcılar Kurulu’nun yapısını değiştirmesi sonrası iktidarın emrine giren yargıdan pis kokular yükseliyor.

HSK üyesi avukat Hamit Kocabey’in geçtiğimiz hafta Kurul’dan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin isteğiyle istifa etmesi sonrası ortaya atılan iddialara bugün yenisi eklendi. Gazeteci İsmail Saymaz, HSK’ya MHP’nin kontenjanından atanan Kocabey, avukatı olduğu Devlet Bahçeli’nin talimatı üzerine “Başüstüne” diyerek 5’nci ayı dolmadan istifa ettiğini yazdı.

Saymaz, Kocabey’in avukat oğlu Nizamettin Kocabey’in Bataklık Operasyonu’nda Uğur Şener’in yakalama kararının kaldırılması için Ankara 8. Sulh Ceza Hakimi E.Ş. üzerinden devreye girdiğini, dönemin Ankara Başsavcısı Yüksel Kocaman’ın hakim E.Ş.’ye “Bu dosya için 300 bin dolar alınmış. Sakın ha!” uyarısında bulunduğunu yazdı. Avukat Kocabey’in, Başsavcı Kocaman’ın söylediklerine sinirlendiği ve “Bunu Kocaman’ın yanına bırakmam” dediğini aktaran gazeteci Saymaz, şüpheli Şener’e dava bile açılmadığını belirtti.

Bu gelişmelerin ardından HSK üyesi olmayı bekleyen Başsavcı Kocaman’ın Yargıtay’a üye atanmasında Hamit Kocabey’in etkisi olduğunu kaydeden Saymaz, Kocabey’in hakim E.Ş. hakkında Gülen Cemaati ile bağlantısı olduğu gerekçesiyle soruşturma başlatıldığını, TBMM Başkanı Mustafa Şentop’un Hakim E.Ş.’ye 2012’den itibaren cemaat ile ilgili ‘yararlı bilgiler vererek’ ihracına engel olduğunu kaydetti.

Saymaz’ın aktardığına göre, HSK’da şunlar yaşandı: “Son hafta, ihraç edilecek ve açığa alınacak olan hakim ve savcılar görüşülecekti. Hakim E.Ş. de listedeydi.

Şentop, ihraç çıkmaması için Bahçeli ile görüştü. Kocabey’e “Oylamaya katılma” önerisinde bulunuldu.

Kocabey, her hafta olduğu üzere pazartesi günü Bahçeli’nin makamına gitti. Sohbette “AK Parti gidiyor, bizi de beraberinde götürüyor, bir çare bulmak lazım” dedi.

Bahçeli yanıt vermedi.

Bahçeli: İstifa edin
Geçen perşembe sabahı Hamit Kocabey’in telefonu çaldı.

MHP’den aranıyordu.

Derhal genel merkeze gitti.

Bahçeli, baş başa görüştüğü Kocabey’e şöyle dedi:

“Bir karar verdim. Bu kararı çok zor verdim. 24 saat düşündüm. Hareketimizin selameti için sizden bir şey rica ediyorum. Çok büyük hizmetler ettiniz. Bir dik duruş daha bekliyorum sizden.”

Kocabey, “Emredin” dedi.

Bahçeli, “İstifa edin” diye ekledi.

Kocabey, “Başüstüne efendim” şeklinde karşılık verdi.

Dilekçesini yazdı ve aynı gün Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’e verdi.”

Saymaz’ın yazısındaki iddialar yargının siyasetin emrine girdiğini, HSK üyesinin Devlet Bahçeli’den talimat aldığını, hakim ve savcıların ihracında da yine siyasetçilerin belirleyeci olduğunu gösteriyor.

PERİNÇEK’İN ‘SİYASETİN KÖPEĞİ’ DEDİĞİ YARGIDA PİS KOKULAR

Doğu Perinçek’in “siyasetin köpeği” diyerek aşağıladığı yargıda organize işler, pis kokular gelmeye devam ediyor. Yargının siyasetin kuklasına dönüşmesinin nedenlerinden bir tanesi de HSK’nın üyelerinin belirlenmesinden kaynaklanıyor. AKP ve MHP’nin 2017’de yaptığı anayasa değişikliğiyle HSK’nın üyelerinin Cumhurbaşkanı ve TBMM’deki siyasi partiler tarafından seçen sistem getirildi. Buna göre HSK’nın Adalet Bakanı ve müsteşarının dışında kalan 4 üyeyi Cumhurbaşkanı Erdoğan, 7 üyesini ise TBMM’nin belirliyor. TBMM’de seçilen üyeler ise iktidar ve muhalefet partileri arasında bölüşülerek yapıldı. Böylece bağımsız ve tarafsız olması gereken yargı tam anlamıyla siyasetin emrine girdi.

Erdoğan, 2001’de Kılıçdaroğlu gibi uyarmış: Ülkemizde kadınlar, çocuklar adeta rehin alınıyor, devletin bürokratlarına suç işlettiriliyor

Okumaya devam et

Gündem

İstanbul Barosu Başkanlığı’na 3’ncü kez Mehmet Durakoğlu seçildi

İstanbul Barosu başkanlığı için 7 adayın yarıştığı seçimde mevcut baro başkanı Mehmet Durakoğlu yeniden seçildi. Durakoğlu, “İstanbul Barosu’nda yönetimde olabilmek için omurga gerekir. Bu omurgaya sahip olduğumuz için kazandık. Bu kaleyi asla ama asla teslim etmeyeceğiz” dedi.

BOLD – Dünyanın en büyük barosu sayılan İstanbul Barosu’nda pandemi nedeniyle ertelenen seçimler dün Haliç Kongre Merkezi’nde yapıldı.

Seçimi, Önce İlke Çağdaş Avukatlar Grubu’nun adayı olan Mehmet Durakoğlu kazandı. Resmi sonuçlara göre Durakoğlu, 26 bin 30 geçerli oyun yüzde 8 bin 503’ünü alarak seçimi kazandı. Diğer adayların aldıkları oy şöyle: Önce İlke Çağdaş Avukatlar Grubu Yükseliş Hareketi’nden Hasan Kılıç 6 bin 155, Avukat Hakları Grubu’ndan Gökhan Ahi 6 bin 13,  Çağdaş Avukatlar Grubu’ndan Ata Yazıcıoğlu 1687, Özgürlükçü Demokrat Avukatlar Grubu’ndan Sezin Uçar 1674, İstanbul Milliyetçi Avukatlar Grubu’ndan Kaptan Yılmaz 1109, Bağımsız Avukatlar Grubu’ndan İshak Şadi Çarsancaklı 956.

OMURGA SAHİBİ OLDUĞUMUZ İÇİN KAZANDIK

Seçim sonuçlarının belli olmasının ardından Mehmet Durakoğlu, “Mustafa Kemal’in Askerleriyiz” sloganlarıyla alkışlandı. Durakoğlu, yaptığı konuşmada şunları söyledi: “İstanbul Barosu’nda yönetimde olabilmek için omurga gerekir. Bu omurgaya sahip olduğumuz için kazandık. Onun için biz şimdi burada Mustafa Kemal’den bahsediyoruz. Onun için kalenin hala burada dimdik durduğundan bahsediyoruz. Bu kaleyi asla ama asla teslim etmeyeceğiz.

Mehmetçiklerin katledildiği Boğaziçi Köprüsündeki TÜGVA’lıları korku saldı

Okumaya devam et

Gündem

Demet Akalın’ın eşi Okan Kurt’tan “Erdoğan’ın berberi sokağı sahiplendi” iddiası

Restoranının yan komşusuyla kavga edip karakolluk olan şarkıcı Demet Akalın’ın eşi Okan Kurt, “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın berberi, ‘ben bu sokağın sahibiyim’ diyor” ifadelerini kullandı.

BOLD – Sahibi olduğu Hirahan Restoran’da yan komşusuyla kavga edip karakolluk olan şarkıcı Demet Akalın’ın eşi Okan Kurt, ilginç bir iddiada bulundu.

Kavganın çıkma nedeninin AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın berberi olduğunu belirten Kurt, “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın berberi, ‘ben bu sokağın sahibiyim’ diyor” dedi.

Eşi komşusuyla kavga eden Demet Akalın ise duruma sosyal medya hesabından tepki gösterdi.

Eşinin hayatı için endişe ettiğini belirten Akalın “Okan’ı dışarı çıkartmıyorlarmış, polisi de içeri sokmuyorlarmış. Beykoz Emniyeti nerede! Okan’ın can güvenliği yok” diyerek isyan etti.

Mehmetçiklerin katledildiği Boğaziçi Köprüsündeki TÜGVA’lıları korku saldı

Okumaya devam et

Popular

Shares